Blog

  • Üretici ile market arasındaki fiyat farkına ‘limon’ sıkıldı! Limon yüzde 573,6 fark gördü

    Üretici ile market arasındaki fiyat farkına ‘limon’ sıkıldı! Limon yüzde 573,6 fark gördü

    ANKARA (İGFA) – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,üreticilerimizin tarım BAĞ-KUR’da yaşadıkları ve çözülmesi gereken sorunları, nisan ayında üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını ve girdi fiyatlarında yaşanan değişimleri yaptığı görüntülü basın açıklamasında değerlendirdi.

    Bayraktar, “Çiftçilerimiz için önem arz eden Sayın Bakanımıza, Bakan Yardımcımıza hem sözlü hem de yazılı olarak ilettiğimiz ve çözümünü talep ettiğimiz tarım BAĞ-KUR konusunda, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması için gerekli düzenlemelerin yapılarak çiftçilerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine tekrar dikkat çekmek istiyorum” diyerek açıklamasında şunları kaydetti:

    ÜRETİCİLERİN TARIM BAĞ-KUR SORUNU

    “Diğer sigortalılar 20 yıl prim ödemesi yaparak emekli olabiliyorken, üreticilerimiz 9 bin gün yani 25 yıl prim ödeyerek emeklilik hakkı kazanıyor. Bu hakkaniyetsizlik giderilmeli, prim ödeme gün sayısı düşürülmelidir.Ayrıca çiftçilerimizin halen ödemekte oldukları prim borçları çok yüksek olduğundan, üyelerimiz ödeme zorluğu çekiyorlar. SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmelidir. Muafiyet belgesi ile gelirinin düşük olduğunu belgeleyerek prim ödemesini durduran çiftçilerimizin muafiyette geçen süreleri borçlandırılmalıdır.Tarım BAĞ-KUR primi durdurulan çiftçilerimiz yapılandırma ile ihya kapsamına alınmalıdır.Üreticilerimizin emeklilik başvuruları sırasında ortaya çıkan usul eksikliklerinden dolayı Ziraat Odalarına uygulanan idari para cezalarına af getirilmelidir. Çiftçilerimizin bu konudaki kayıplarının telafisi sağlanmalıdır.”

    NİSAN AYI ÜRETİCİ MARKET FİYATLARI

    Nisan ayında üretici ile market arasındaki en fazla fiyat farkının yüzde 573,6 ile limonda görüldüğünü ifade eden Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Limondaki fiyat artışını yüzde 261,2 ile elma, yüzde 209,8 ile kuru üzüm, yüzde 181 ile kuru incir, yüzde 179,1 ile ıspanak, yüzde 177,5 ile patlıcan, yüzde 175,8 ile sivri biber, yüzde 175,7 ile maydanoz, yüzde 152,9 ile kırmızı mercimek takip etti.

    Limon 6,7 kat, elma 3,6 kat, kuru üzüm 3,1 kat, kuru incir, ıspanak, patlıcan, sivri biber ve maydanoz 2,8 kat, kırmızı mercimek ve marul 2,5 kat, salatalık 2,4 kat fazlaya markette satıldı.

    Üreticide 2 lira 50 kuruş olan limon 16 lira 84 kuruşa, 5 lira olan elma 18 lira 6 kuruşa, 25 lira olan kuru üzüm 77 lira 46 kuruşa, 55 lira olan kuru incir 154 lira 55 kuruşa, 6 lira 17 kuruş olan ıspanak 17 lira 22 kuruşa, 9 lira 50 kuruş olan patlıcan, 26 lira 36 kuruşa, 10 lira 13 kuruş olan sivri biber 27 lira 94 kuruşa tüketiciye satıldı.”

    SİVRİ BİBER ÜRETİCİNİN EN ÇOK DÜŞÜŞ GÖSTEREN ÜRÜNÜ OLDU

    Bu arada Nisan ayında üreticide 28 ürününün 14’ünde fiyat artışı olurken, 6’sında fiyat düşüşü gözlendi. Nisan ayında üreticide fiyatı en çok düşen ürün yüzde 42,1 ile sivri biber oldu. Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 40,8 ile salatalık, yüzde 28,5 ile limon, yüze 27,8 ile kabak ve yüzde 26,9 ile patlıcan izledi.

    Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 122,2ile patateste görüldü. Patatesteki fiyat artışını yüzde 75 ile havuç, yüzde 37,2 ile kuru soğan, yüzde 27,3 ile marul, yüzde 11,5 ile dana ve kuzu karkas takip etti.”

    Üreticideki fiyat değişimlerinin sebeplerini değerlendiren Bayraktar, “İç Anadolu bölgesinde sezonun bitmesi, üreticinin elinde ürün kalmaması ve Çukurova bölgesinde hasadın yeni başlaması kuru soğan fiyatlarını yükseltti. Patates ürününde geçiş dönemi olması, Nevşehir ve Niğde illerimizdeki patates arzında sona gelinmesi, Adana bölgesinde ise hasadın yeni başlaması fiyatların yükselmesine sebep oldu” dedi.

    Mazot fiyatı aylık olarak yüzde 3,7, son bir yıla göre ise yüzde 9,2 oranında düştüğü kaydedilen Nisan ayı verilerine göre, gübre fiyatlarında son 5 aydır ve yıllık bazda düşüş yaşanmaya devam ettiğini kaydeden TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ürün maliyetinin artmaması, üreticilerin mağdur olmaması, üretime darbe vurulmaması için tüm girdilerde de fiyatların makul seviyelerde tutulması gerektiği kaydedildi.

  • Rusya’ya domates ihracatında kota 500 bin tona çıkarıldı

    Rusya’ya domates ihracatında kota 500 bin tona çıkarıldı

    İZMİR (İGFA) – Taze domatesin 2022 yılında 377 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdığı bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 150 bin tonluk kota artışının Rusya’ya domates ihracatının yolunu güçlü bir şekilde açtığını dile getirdi.

    Türkiye’nin domates ihracatında Rusya’nın uzun yıllar lider ülke olduğunu son yıllarda kota sorunları nedeniyle Rusya pazarında güç kaybı yaşadıklarını aktaran Uçak, “Rusya’ya 2021 yılında 68 milyon dolar olan taze domates ihracatımız 2022 yılında 33 milyon dolara geriledi. Bu karar sonrasında Rusya’ya domates ihracatımızın tekrar toparlanmasını ve Rusya’nın lider ülke konumuna yükselmesini bekliyoruz. Sektörün önünü açan karar nedeniyle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bu kararın üreticilerimize ve ihracatçılarımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz” şeklinde konuştu.

    Domates ihracatı 2023 yılının ilk çeyreğinde yüzde 22’lik artışla 145 milyon dolardan 203 milyon dolara ulaştığı bilgisini veren Başkan Uçak, domates ihracatının bu olumlu karar sonrasında 2023 yılı sonunda 500 milyon dolara ulaşabileceğini sözlerine ekledi.

  • Bu Hafta Takip Edilecek 5 Önemli Gelişme

    Bu Hafta Takip Edilecek 5 Önemli Gelişme

    Investing.com – Çarşamba günkü Fed kararı haftanın en önemli gündem maddesi olacak ve merkez bankasının çeyrek puanlık bir faiz artırımı daha yapması bekleniyor. Apple’dan gelen sonuçlar da dahil olmak üzere bir dizi kazanç raporu olacak. Ayrıca ABD istihdam raporu ve Euro Bölgesi ve Avustralya’daki merkez bankası toplantıları ile hafta bitecek.

    1. Fed kararı

    Fed’in, enflasyon ve ekonomik görünüme ilişkin devam eden endişeler karşısında Çarşamba günü faiz oranlarını 25 baz puan daha artırması bekleniyor.

    Bu art arda onuncu faiz artışı olacak ve gösterge faiz oranını 2007’den bu yana en yüksek seviyesi olan %5 ile %5,25 arasına çıkaracak. Fiyat baskıları azalırken enflasyon hâlâ Fed’in yıllık hedefi olan %2’nin oldukça üzerinde seyrediyor.

    Fed yetkilileri ve piyasalar, faizlerin gelecekteki seyri konusunda anlaşmazlığa düşerken merkez bankası, faizlerin 2023’e kadar mevcut seviyelerde kalmasını bekliyor. Yatırımcılar ise yıl sonundan önce faiz indirimine gidileceğini tahmin ediyor.

    Son günlerde First Republic Bank ‘ta (NYSE:FRC) yaşanan sorunlar ile birlikte bankacılık sektöründe yeniden ortaya çıkan stres işaretleri göz önüne alındığında, Fed yetkilileri Haziran ayında bir duraklama sinyali verebilir.

    Fed’in politika yapıcıları; daha sıkı kredi koşullarının, ek bir faiz artırımı gibi hareket edebileceğini ve muhtemelen enflasyonu, bankanın hedefine geri getirmek için gerekli olan artırım sayısını azaltabileceğini belirtti.

    2. ABD istihdam raporu

    ABD’de Cuma günü açıklanacak olan Nisan ayı istihdam raporu verilerine göre ekonominin 180.000 kişiye istihdam sağlaması bekleniyor. Güçlü bir rakam olsa da istihdam artışının ılımlı seyrettiği üst üste üçüncü aya işaret edecek.

    İşsizlik oranının %3,6’ya yükselmesi ve ortalama saatlik kazançların sabit kalması bekleniyor.

    Geçen haftaki veriler, ilk çeyrek büyümesinin beklenenden daha fazla yavaşladığını gösterdi. Bu nedenle istihdam raporu, iş gücü piyasasındaki talebin ne kadar iyi durumda olduğuna dair göstergeler açısından yakından izlenecek.

    Ekonomik takvimde ayrıca iş olanakları, (yükselmeye başlayan) ilk işsizlik başvuruları Mart ayı verileri ve Nisan ayına ait imalat ve hizmet sektörlerindeki satın alma yöneticilerinin ISM anketleri yer alıyor.

    3. Kazanç raporları

    Piyasa değeri 2,6 trilyon dolarla ABD’nin en büyük şirketi olan Apple (NASDAQ:AAPL), Perşembe günü kazanç raporunu paylaşacak ve analistler, ikinci mali çeyrek gelirinin 93 milyar dolara gerileyeceğini, hisse başına kazancının 1,43 dolar olacağını tahmin ediyor.

    Apple’ın raporu küresel tüketici talebi için bir gösterge niteliği taşıyor ve sonuçları, çeşitli sektörler için önemi göz önüne alındığında piyasalarda dalgalanma yaratacak.

    Genel olarak kazançlar, ilk çeyrek için korkulandan daha iyi geldi. Refinitiv’e göre yarısından biraz fazlası raporlama yapan S&P 500 endeksinde kazançlar, ilk çeyrekte bir önceki yıla göre %1,9 azalma eğiliminde. Bu, Nisan başında beklenen %5,1’lik düşüşten daha küçük bir düşüş.

    Önümüzdeki hafta rapor verecek diğer bazı büyük şirketler arasında Ford, Starbucks, Advanced Micro Devices, Kraft Heinz, Marriott International, Moderna, Pfizer ve Uber Technologies yer alıyor.

    4. ECB’nin faiz artırımı

    Avrupa Merkez Bankası (ECB) Perşembe günü 25 veya 50 baz puanlık bir artışla tekrar faiz artırmaya hazırlanıyor. Salı günü açıklanacak Euro Bölgesi enflasyonu ve banka kredileri verileri belirleyici olacak.

    Nisan ayı tüketici fiyat enflasyonu rakamlarının, %5’in üzerinde seyreden temel fiyat baskılarının rahatsız edici derecede yüksek kalmaya devam ettiğini teyit etmesi muhtemel. Bu da daha büyük bir faiz artırımı lehindeki argümanı destekleyecektir.

    Ancak banka kredi verileri, kredi koşullarının önemli ölçüde sıkılaştığını gösterirse daha küçük bir faiz artırımı ihtimali daha yüksek olacaktır.

    5. RBA muhtemelen beklemede kalacak

    Son tüketici fiyatları verilerinin, enflasyonun geçen yılın sonunda zirve yaptığına dair kanıtları artırmasının ardından Avustralya Merkez Bankasının (RBA), Salı günü yapacağı toplantıda faizleri sabit tutması bekleniyor.

    RBA, Nisan ayında bir yıllık faiz artırım döngüsüne ara vermiş ancak enflasyonun yapışkan olduğuna dair herhangi bir işaretin, daha fazla faiz artırımına neden olabileceği konusunda uyarıda bulunmuştu. Bankanın Nisan ayı toplantı tutanakları, faiz artırımının hararetli bir şekilde tartışıldığını gösterdi.

    Banka, COVID-19 sonrası enflasyondaki artışa karşı mücadelesinde geçtiğimiz yıl faiz oranlarını toplamda 350 baz puan artırdı.

    –Bu haberde Reuters’in katkısı bulunmaktadır.

  • Malatya’nın riskli acil fayı yok! Malatya İstanbul’dan daha güvenli!

    Malatya’nın riskli acil fayı yok! Malatya İstanbul’dan daha güvenli!

    MALATYA (İGFA) – Memleketi Malatya’ya inceleme ve geçmiş olsun ziyaretlerinde bulunmak üzere gelen ve çeşitli incelemelerde bulunan İstanbul Teknik Üniversitesi KKTC Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cumali Kınacı, Malatya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürü Mehmet Mert’i ziyaret etti.

    “GÖREVİM OLMAZSA BEN MALATYA’YA DÖNERİM. MALATYA, İSTANBUL’DAN DAHA GÜVENLİ”

    Ziyarette geçmiş olsun dileklerinde bulunarak genel bir değerlendirme yapan İstanbul Teknik Üniversitesi KKTC Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cumali Kınacı, “Görevim olmazsa ben Malatya’ya dönerim. Malatya, İstanbul’dan daha güvenli. İstanbul’dan veya Kıbrıs’tan daha güvenli. ÇünküMalatya depremi yaşadı. Malatya’nın bundan sonra riskli olacak acil bir fay hattı yok. Ama olabilir mi 2700 yıl önce oynamış bir fay hattı var. Akçadağ’ın doğusundan başlayıp Tunceli-Ovacık’a kadar giden. Ama bu ölü bir fay olduğu için burada önemli bir şey beklenmiyor. Tarihte 2700 Milattan Önce olan bir kayma. Bir de Pütürge-Çelikhan diyorlar, zaten kırıldı. Bunu söyleyen kim? Amerika’da uzaktan yapılan bir inceleme sonucu söylemişler. Hâlbuki orası Çelikhan’a kadar 2020 yılında kırıldı. Bunu zaten bizim İstanbul Teknik Üniversitesi’nin jeologları söylüyorlar, küçük sarsıntılar olabilir. Ama bundan sonra böyle büyük bir risk yok.” dedi.

    “MALATYA’NIN DIŞINDA OLAN HERKESİN MEMLEKETİNE DÖNMESİNDE FAYDA VAR”

    Prof. Dr. Cumali Kınacı şunları söyledi, “Ben şahsen orta hasarlı bir bina da bile kalabilirim. 2 gündür Malatya’da bulunuyorum. Yine ilk fırsatta gelip kalacağım. Bence Malatya’nın dışında olan herkesin bir an önce memleketine dönmesinde fayda var. Burayı canlandırmak lazım. Hatta Malatya’yı terk etmeyi düşünenler, çok büyük hata yaparlar. Gelecekte bunun acısını da çekerler, onu da söyleyeyim. Çünkü burada meydana gelecek bir boşluk başkaları tarafından doldurulur.”

  • SGK çalışanları sorunlarını çözüm önerileriyle dile getiriyor

    SGK çalışanları sorunlarını çözüm önerileriyle dile getiriyor

    Ferhat Yıldırım

    İSTANBUL (İGFA) – Sosyal Güvenlik Tazminatının verilerek ek ödeme oranlarının uygun şekilde artırılmasının gerekli olduğunu vurgulayan Uyar, SGK çalışanlarının sesinin duyulmasının sosyal güvenlik kurumunun daha verimli çalışması için gerekli olduğunu belirtti.

    EYT, 3600 ek gösterge, yapılandırma ve hizmet birleştirme çalışmalarına aralıksız devam eden Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çalışanlarının taleplerinin acilen yerine getirilmesinin gerekli olduğunu vurgulayan Uyar, “Norm ve standart birliğinin sağlanması amacıyla SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’un tek çatı altında toplanmasıyla kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu, birçok alanda bu standardı yakalamış olsa da personelin özlük haklarında maalesef iyileşme olmadığı gibi eşit işe eşit ücret parolasıyla çıkartılan 666 sayılı KHK ile yılda iki defa ödenen ikramiye, havuz parası, performans ücreti, mesai ücreti, ek ödeme, vekalet ücreti, büyükşehir ek ödemesi v.s. gibi birçok başlıkta ödenen ücretler ortadan kaldırılmıştır. Nüfusumuzun tamamına hizmet eden Sosyal Güvenlik Kurumu, yoğun bir iş yüküne sahip olup iş ve işlemlerini 27.239 memur, 5.913 işçi olmak üzere toplam 33.152 personel ile taşra ve merkez teşkilatı olarak sürdürmektedir. SGK’nın yürütmüş olduğu iş ve işlemlerin ağırlığı bilgi birikimi ve uzmanlık gerektirmektedir. İş yükü ve zorlu çalışma şartlarının yanı sıra yüklü miktardaki ödemelere atılan imzalarla iş riski de oldukça yüksektir. Sürekli değişen mevzuatlar, yapılandırma ve düzenlemeler zaten yoğun olan işlem hacminin daha da artmasına neden olmakta, yetişmiş insan gücüne olan ihtiyacı sürekli hale getirmektedir. Örneğin 3600 ek gösterge düzenlemesi ve EYT düzenlemesi bunlara örnektir. EYT kapsamında ilk etapta yaklaşık 2.250.000 civarında, sigortalımıza aylık bağlanacağı, daha sonraki aşamalarda ise peyder pey ise bu sayının 5milyonu geçeceği tahmin edilmektedir. Mevcut iş yükü ile yıllarca devam edecek EYT sürecinin personel üzerinde oluşturacağı stres nedeniyle, görev/emekli aylıkları arasındaki minimal farklılıktan dolayı, zaten yetersiz olan personelden birçoğunun, emeklilik, naklen atama vb. nedenlerle Kurumdan ayrılabileceği hususu aşikardır. Bu bakımdan personelin mevcut görev aylıklarına etki edecek bir kısım düzenlemelerin yapılmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır” dedi.

    SGK çalışanları arasında maaş makaslarının ciddi anlamda bir karışıklığa neden olduğunu astın üstünden daha fazla maaş aldığı, astın verdiği emeğin karşılığını da alamadığı sorunsalının ortadan kaldırılması gerektiğinin altını çizen Uyar, “Hiyerarşik kademeler arasındaki maaş makasının bu derece açılmış olması çalışma barışını olumsuz etkilemekte, personel ise daha az işlem hacmi olan kurumlara geçişin yollarını arar hale gelmiştir. Diğer kurumlara bakıldığında ise birçok kurumun kendi personeline yönelik tedbirler aldığı görülecektir. SGK çalışanlarının üzerinde bulunan sorumluluk ve kullanmış olduğu yetki düşünüldüğünde özlük haklarının, bu tür bir risk ve sorumluluğu daha az olan kamu çalışanlarından düşük olması hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Ayrıca, herhangi bir makam işgal etmemelerine rağmen birçok unvan grubuna makam/görev tazminatı ödenirken, idareci olmalarına ve makam işgal etmelerine karşın müdürlere ödenmemektedir.

    Kaliteli ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi için çalışan memnuniyetini sağlamanın esas olduğu gerçeğinden hareketle, birçok kurum örneğinde olduğu gibi, yapılacak yasa çalışmalarında aşağıdaki taleplere de yer verilmesi halinde çalışanların moral ve motivasyonları yükselecek ve iş verimliliği büyük ölçüde artacak, hem de oluşan mali kayıplar önlenmiş olacaktır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, bilgi birikimi, tecrübesi, kurumsal hafızası ve kurum hedeflerine sağladığı katma değerle çok önemli bir misyon üstlenen ve Kurumun vizyonuna yön veren çalışanların, aşağıdaki talepleri için gerekli yasal düzenlemenin yapılmasını arz ve talep ediyoruz” dedi.

    TALEPLER :

    1.Özel Hizmet Tazminatı Oranlarının 100 Puan Artırılmasına Yönelik Sosyal Güvenlik Hizmetleri Tazminatı, Ek Ödeme Oranlarının %50 artırılması ve ikramiye verilmesi.

    2-Kurum içi Sosyal Güvenlik Uzmanı Kadrolarına Geçişlerinin Sağlanması, İl Müdür Yardımcısı, Şube Müdürü, Merkez Müdürü ve Yardımcısı Unvanlı Tüm Kadrolara Makam/Görev Tazminatı ile Ücret/Tazminat Göstergesi Verilmesi.

    3- Kariyer Planlaması Yapılabilmesi İçin Merkez ve Taşra Teşkilatına Sosyal Sigorta Uzmanlığı ve Yardımcısı Kadrosu Tahsis Edilmesi

  • Esnafın sorunları her geçen gün büyüyor

    Esnafın sorunları her geçen gün büyüyor

    Merve ÖZDEMİR ÇEVİK / HERKES DUYSUN
    BURSA (İGFA) – Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (BESOB) Başkanı Fahrettin Bilgit, artan maaliyetlerin esnaflar üzerindeki etkisinden bahsederken, bilhassa küçük işletmelerin daha çok hasar aldıklarını da ayrıca belirtti. Başkan Bilgit, “Maalesef son zamanlarda fiyat artışları küçük işletmeleri oldukça sıkıntılı bir sürece doğru soktu. Küçük işletmeler sermayeleri sınırlı olan işletmelerdir. Gelirlerini arttıramadıkları zaman küçük işletmeler sıkıntı içerisine giriyorlar. Özellikle artan maaliyetler örneğin elektrik faturaları işletmenin bir kirası gibi oldu. Bu artan maaliyetlerden esnaflarımızın sorunları her geçen gün büyüyerek devam ediyor.” dedi.
    Göreve gelir gelmez hal esnafı ile sabah buluşmaları yaptıklarını ve onların sıkıntılarını dinlediklerini söyleyen BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, “Onların sorunları, onların dertleri bizim dertlerimizdir. Bu buluşmalarda esnafımızın sürekli dile getirdikleri şey bu artışların ne zaman ve nasıl duracağı nasıl önlemler alacağı konusunda oluyor. Peki sizler nelerle destekliyorsunuz? diye soracak olursanız, bizler üyelerimizi; Esnaf Kredi Kefaret Kooperatifleri’nin kredileri ile destek oluyoruz” dedi.

    MAALİYET ARTIŞLARININ ÖNÜNE GEÇİLMELİ
    Beklentilerinin maliyet artışlarının önüne geçilmesi olduğunu söyleyen Başkan Bilgit, “Ne alırsanız alın bugün aldığınız bir hammaddeyi, bir ürünü 1 ay sonra almaya gittiğinizde fiyatını aynı bulamıyorsunuz, üzerine yüzde 10 yüzde 20 fark oluyor. Böyle olunca sermayeniz bir anlamda küçülmüş oluyor. Bunun için beklentimiz bir an önce maliyet artışlarının önüne geçilmesi” dedi.

    BESOB’DA YENİLİKLER DEVAM EDİYOR
    BESOB’un özellikle esnaflar için dijital ortamda e-ticarette gelişmeleri adına güzel çalışmalar yaptığını üniversiteler ile protokoller gerçekleştirdiklerini belirten Başkan Bilgit, “E-ticaret ofisimizi kurduk. Esnaf Odaları Birliği’nde esnaflarımızın gelişmesi için BESOB Akademi’yi oluşturduk. Önümüzdeki süreçte Bursa Esnaf Sanatkarlar Acil Kurtarma Ekipleri’nı oluşturacağız. Malum ülkemizde büyük bir deprem oldu. Bu depremden dönüp geriye baktığımızda çok şeyler öğrenmemiz lazım. Yine BESOB Kart çalışmamız var. Bunun çalışmaları da halen devam ediyor. Hayata geçirdiğimiz zaman esnaflarımıza dokunmuş olacağız. Esnaflarımızın sorunlarını bilip tespit ettiğimiz zaman hangi alanlarda hangi adımları atmamız gerektiğini biliyoruz.” dedi.

    ESNAFIN OLMADIĞI YERDE HAYAT OLMAZ
    Kahramanmaraş merkezli 2 büyük depremin ardından Bursa Esnaf Odaları Birliği’nin depremin 2. gününde olağanüstü toplantı gerçekleştirdiklerini acil ihtiyaç olabilecek yardımlar gönderdiklerini hatırlatan BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, “Ancak oradaki ihtiyaçların tamamen giderilmesi ve esnafın faaliyetlerini giderebilmesi zaman alacaktır. Eğer o bölgede esnaf faaliyetlerini gösteremez ise orada hayat olmaz. Onun için oralara Esnaf Kredi Kefaret Kooperatifleri aracılığı ile özel destekler var. Yine oradaki esnafımızın borçlarında ötelemeler var. Bu şekilde destekler ile el birliği içerisinde oraları yeniden kalkındırarak esnafımıza da desteklerimizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

  • Tıbbi ve aromatik bitkilere ilgi artıyor

    Tıbbi ve aromatik bitkilere ilgi artıyor

    ORDU (İGFA) – Ordu, kozmetik ve ilaç sanayinin ham maddelerinden olan tıbbi ve aromatik bitkilerin üssü haline geliyor. Başkan Güler’in öncülüğünde lavantadan ekinezyaya, kantarondan tıbbi naneye kadar üretim denemesi yapılan tıbbi ve aromatik bitkiler yeterli olgunluğa ulaşması ile hasat edilerek Karadeniz’in ilk ve tek olan Biyo-inovasyon merkezinde işlemlerden geçirilerek bitkilerden katma değeri yüksek ürünler elde etmek amacı ile sabun, yağ, çay gibi ürün denemeleri yapılıyor.

    VATANDAŞLAR ÜRETİME TEŞVİK EDİLİYOR

    Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından ticari değeri açısından yüksek değere sahip olan tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştirme ve ürün elde etme denemeleri yapılırken bir yandan da vatandaşlara yeni kazanç kapıları açmak ve üretime teşvik etmek amacı ile fide ve teknik destek sağlanıyor.

    “EKONOMİMİZE KATKI SUNACAĞIZ”

    İlaç ve kozmetik sanayinde kullanılan tıbbi aromatik bitkilerin Ordu’nun ekonomisine katkı sunacağını söyleyen Başkan Güler, “Ordu’da tarımda öncülük yapıyoruz. Klasik belediyeciliğin dışında çalışmalar yapıyoruz. Ekonomimize katkı sunacak tıbbi aromatik bitkiler yetiştiriyoruz. Baktığınızda fındıktan dönümünden 2 bin 2 bin 500 TL kazanırken tıbbi aromatik bitkilerden 60, 70 bin TL kazanmak mümkün. Salepten ekinezyaya melisaya kadar ürünler üretiyoruz. Bu ürünler aynı zamanda ilaç ve makyaj malzemesi yapımında kullanılabiliyor. Dolayısıyla bu çalışmalarla ekonomimize katkı sunmuş oluyoruz” şeklinde konuştu.

    Öte yandan Altınordu ilçesinde tahsis edilen alanda Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından üretimi devam eden ürünler yine Gürgentepe, Kabadüz ve Mesudiye ilçelerinde üretici bahçelerinde yetiştiriliyor.

  • SGK çalışanlarının EYT isyanı

    SGK çalışanlarının EYT isyanı

    Ferhat Yıldırım

    İSTANBUL (İGFA) – Sosyal Güvenlik Tazminatının verilerek ek ödeme oranlarının uygun şekilde artırılmasının gerekli olduğunu vurgulayan Uyar, SGK çalışanlarının sesinin duyulmasının sosyal güvenlik kurumunun daha verimli çalışması için gerekli olduğunu belirtti.

    EYT, 3600 ek gösterge, yapılandırma ve hizmet birleştirme çalışmalarına aralıksız devam eden Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çalışanlarının taleplerinin acilen yerine getirilmesinin gerekli olduğunu vurgulayan Uyar, “Norm ve standart birliğinin sağlanması amacıyla SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’un tek çatı altında toplanmasıyla kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu, birçok alanda bu standardı yakalamış olsa da personelin özlük haklarında maalesef iyileşme olmadığı gibi eşit işe eşit ücret parolasıyla çıkartılan 666 sayılı KHK ile yılda iki defa ödenen ikramiye, havuz parası, performans ücreti, mesai ücreti, ek ödeme, vekalet ücreti, büyükşehir ek ödemesi v.s. gibi birçok başlıkta ödenen ücretler ortadan kaldırılmıştır. Nüfusumuzun tamamına hizmet eden Sosyal Güvenlik Kurumu, yoğun bir iş yüküne sahip olup iş ve işlemlerini 27.239 memur, 5.913 işçi olmak üzere toplam 33.152 personel ile taşra ve merkez teşkilatı olarak sürdürmektedir. SGK’nın yürütmüş olduğu iş ve işlemlerin ağırlığı bilgi birikimi ve uzmanlık gerektirmektedir. İş yükü ve zorlu çalışma şartlarının yanı sıra yüklü miktardaki ödemelere atılan imzalarla iş riski de oldukça yüksektir. Sürekli değişen mevzuatlar, yapılandırma ve düzenlemeler zaten yoğun olan işlem hacminin daha da artmasına neden olmakta, yetişmiş insan gücüne olan ihtiyacı sürekli hale getirmektedir. Örneğin 3600 ek gösterge düzenlemesi ve EYT düzenlemesi bunlara örnektir. EYT kapsamında ilk etapta yaklaşık 2.250.000 civarında, sigortalımıza aylık bağlanacağı, daha sonraki aşamalarda ise peyder pey ise bu sayının 5milyonu geçeceği tahmin edilmektedir. Mevcut iş yükü ile yıllarca devam edecek EYT sürecinin personel üzerinde oluşturacağı stres nedeniyle, görev/emekli aylıkları arasındaki minimal farklılıktan dolayı, zaten yetersiz olan personelden birçoğunun, emeklilik, naklen atama vb. nedenlerle Kurumdan ayrılabileceği hususu aşikardır. Bu bakımdan personelin mevcut görev aylıklarına etki edecek bir kısım düzenlemelerin yapılmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır” dedi.

    SGK çalışanları arasında maaş makaslarının ciddi anlamda bir karışıklığa neden olduğunu astın üstünden daha fazla maaş aldığı, astın verdiği emeğin karşılığını da alamadığı sorunsalının ortadan kaldırılması gerektiğinin altını çizen Uyar, “Hiyerarşik kademeler arasındaki maaş makasının bu derece açılmış olması çalışma barışını olumsuz etkilemekte, personel ise daha az işlem hacmi olan kurumlara geçişin yollarını arar hale gelmiştir. Diğer kurumlara bakıldığında ise birçok kurumun kendi personeline yönelik tedbirler aldığı görülecektir. SGK çalışanlarının üzerinde bulunan sorumluluk ve kullanmış olduğu yetki düşünüldüğünde özlük haklarının, bu tür bir risk ve sorumluluğu daha az olan kamu çalışanlarından düşük olması hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Ayrıca, herhangi bir makam işgal etmemelerine rağmen birçok unvan grubuna makam/görev tazminatı ödenirken, idareci olmalarına ve makam işgal etmelerine karşın müdürlere ödenmemektedir.

    Kaliteli ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi için çalışan memnuniyetini sağlamanın esas olduğu gerçeğinden hareketle, birçok kurum örneğinde olduğu gibi, yapılacak yasa çalışmalarında aşağıdaki taleplere de yer verilmesi halinde çalışanların moral ve motivasyonları yükselecek ve iş verimliliği büyük ölçüde artacak, hem de oluşan mali kayıplar önlenmiş olacaktır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, bilgi birikimi, tecrübesi, kurumsal hafızası ve kurum hedeflerine sağladığı katma değerle çok önemli bir misyon üstlenen ve Kurumun vizyonuna yön veren çalışanların, aşağıdaki talepleri için gerekli yasal düzenlemenin yapılmasını arz ve talep ediyoruz” dedi.

    TALEPLER :

    1.Özel Hizmet Tazminatı Oranlarının 100 Puan Artırılmasına Yönelik Sosyal Güvenlik Hizmetleri Tazminatı, Ek Ödeme Oranlarının %50 artırılması ve ikramiye verilmesi.

    2-Kurum içi Sosyal Güvenlik Uzmanı Kadrolarına Geçişlerinin Sağlanması, İl Müdür Yardımcısı, Şube Müdürü, Merkez Müdürü ve Yardımcısı Unvanlı Tüm Kadrolara Makam/Görev Tazminatı ile Ücret/Tazminat Göstergesi Verilmesi.

    3- Kariyer Planlaması Yapılabilmesi İçin Merkez ve Taşra Teşkilatına Sosyal Sigorta Uzmanlığı ve Yardımcısı Kadrosu Tahsis Edilmesi

  • Günde 7 bin ton asfalt üretecek

    Günde 7 bin ton asfalt üretecek

    MALATYA (İGFA) – Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, Malatya Büyükşehir Belediyesi Yeni Asfalt Plenti Tesisinin 7 bin ton ve MESTON’un 3 bin ton asfalt üretimi ile birlikte Büyükşehir Belediyesinin günlük 10 bin ton asfalt üreteceği bilgisini vererek, bu rakamın Malatya’ya yetecek kapasitede olduğunu belirtti.

    Demir, “7 bin ton kapasiteli yeni tesis kuruyoruz”

    Malatya Büyükşehir Belediyesi Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı M. Hakan Demir, yeni tesis hakkında bilgiler aktararak, “Malatya Büyükşehir Belediyesi yeni asfalt plentinde incelemelerde bulunuyoruz. Günlük 7 bin ton kapasiteli yeni tesis kuruyoruz. Aynı zamanda 6 bin tonluk depolama sahamızı da yapacağız. Dolayısıyla yeni tesisimiz en yeni teknoloji ile günümüz şartlarına uygun asfalt, bitümlü sıcak karışım (BSK) üretimi yapabilecek kapasitededir. Asfalt Plenti Tesisinde üreteceğimiz bütün asfaltlarla Malatya’mızın bütün ihtilaçlarını karşılayacağız. Tesisimizin Malatya’ya hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi.

    Okyay, “Günlük asfalt üretimimizi 2 katına çıkarmış olacağız”

    Asfalt Plenti Tesisinin tamamlanma aşamasına geldiğini vurgulayan Malatya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Latif Okyay, “Büyükşehir Belediyemizin teknik kapasitesini artırmak amacıyla, yeni sahamızda hem asfalt plenti hem de ekipmanlarımızın oluşacağı yeni bir saha planladık. Vaziyet planımızın içerisinde bütün iş makinalarımızın depolanma alanları, idari binalarımız olacak. Aynı zamanda yeni üretim alanımızda burası olacak. Asfalt Plenti Tesisinde tamamlanma aşamasına geldi. İnşallah en ısa zamanda asfalt üretimine başlayacağız. Son teknoloji ve dijital sistemle üretim yapılacak. Böylelikle kaliteli BSK çıkarmış olacağız. Bir de günlük asfalt üretimimizi 2 katına çıkarmış olacağız” diye konuştu.

    Gürkan, “Malatya’mıza yetecek kapasitede”

    Asfalt Plenti Tesisinin Malatya’ya ve Malatyalı vatandaşlara hayırlı olmasını temenni eden Başkan Gürkan, “Tabii bir taraftan acı bir tablo var. Depremler dolayısıyla şehrimiz yıkılmış ve şehrimizin yeni planlamasını yapıyoruz. Tekrar şehrimizi imar ve ihya etmek durumundayız. Şehrimizi yeniden inşa ederken, yeni şeylere de ihtiyaç var. Taş ocaklarına, mıcır ocaklarına, beton santrallerine, asfalt plentlerine ihtiyaç var. Büyükşehir Belediyesi olarak bütün bunların tedbirlerini almıştır. Bir taraftan bütüncül şehir planları yapıyoruz bir taraftan haksız rekabet olmaması için taş ocakları açıyoruz bir taraftan beton santralleri kuruyoruz bir taraftan da asfalt üretim tesisi kuruyoruz. İnşallah en kısa zamanda tesisimiz üretime başlar ve günde 7 bin ton asfalt üretimi yapacaktır. Alanımızda depolama alanı olacak ve araçlarımızın sevk ve idaresi de buradan yapılacaktır. Yani şehrin her bölgesine rahat ulaşma noktasında ve şehrimizin altyapısının yapılması noktasında asfalt üretim merkezimiz günlük 7 bin ton asfalt üretecek. Diğer plentimizle birlikte 10 bin tona yakın asfalt üretimi yapılacaktır. Bu rakam da Malatya’mıza yetecek kapasitede olacaktır. Tesisimizin Malatya’mıza ve Malatyalı hemşerilerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. İnşallah yiğit düştüğü yerden kalkacak, Malatya’mız eski ihtişamlı günlerine gelecektir. Devletimizle ve milletimizle el ele vererek Malatya’mızı mazisine layık istikbaline hazırlayacağız. Tesisimizin tekrardan Malatya’mıza hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

  • Türkiye’nin ilk arı pazarı Bursa’da kuruldu

    Türkiye’nin ilk arı pazarı Bursa’da kuruldu

    BURSA (İGFA)– ’Mustafakemalpaşa ilçesinin arı potansiyeli bakımından en yüksek olan sayılı ilçelerden biri olduğuna dikkati çeken Başkan Kanar, arıcılık sektörüne ışık tutan ‘’Arı Pazarı’’ ile arıcıları ve bal üreticilerini bir araya getirerek sektöre yeni bir soluk getirdi.

    170 üreticiden oluşan Arı Pazarına çevre illerden ilgi yoğun oldu.

    Domatese bibere alternatif ürünler sunarak, kadınlara ve üreticilere gelir kapısı aralayan Mustafakemalpaşa Belediyesi, Arı Pazarı ile ilçeye yeni bir soluk getirdi.

    Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün katkılarıyla Mustafakemalpaşa’ya kazandırılan 2. Bal Ormanının bittiği müjdesini veren Belediye Başkanı Mehmet Kanar, “Her bölgenin balı var, bizim bölgemizin de balı ve satılıyor, fakat arı satışı yapılan resmi bir Pazar yok. Bu Pazarı Mustafakemalpaşa’ya neden kurmayalım dedik ve kurduk. Bu bir başlangıç inşallah geleneksel hale getireceğiz” dedi.

    Açılış Programına Bursa Arı Yetiştiriciliği Birliği Başkanı Umut Buğra Kavas, Mustafakemalpaşa Ticaret Borsa Başkanı Saadettin Akkoyunlu ve ilçe protokolü katılım sağlarken, ilçeden ve çevre ilçelerden arı üreticileri yoğun ilgi gösterdi.