Blog

  • Akşener’in 6’lı Masa resti İYİ Parti’ye pahalıya mal oldu! İşte o süreçte istifa edenlerin sayısı

    Akşener’in 6’lı Masa resti İYİ Parti’ye pahalıya mal oldu! İşte o süreçte istifa edenlerin sayısı

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, cumhurbaşkanlığı adaylığı için CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini kabul etmediğini belirterek 6’lı Masa’dan zehir zemberek bir açıklama ile kalkmıştı. Yaşanan kriz 3 gün sonunda çözülürken, Meral Akşener masaya geri döndü ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismi açıklandı.

    “30 CİVARINDA İSTİFA OLDU”

    Önceki gün HaberTürk yayınına katılan İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, Akşener’in 6’lı Masa’dan kalkmasıyla yaşanan 3 günlük kriz sürecinde 25-30 bin civarında üyenin partilerinden istifa ettiğini açıkladı. Krizin İYİ Parti’ye oy kaybettirip kaybettirmediğine ilişkin soruya Erhan Usta “İYİ Parti burada oy kaybetmiş midir, ilk etapta olabilir. Üye istifaları olmuştu. Yanlış hatırlamıyorsam 25-30 bin civarında istifa oldu” yanıtını verdi.

    AKŞENER, İYİ PARTİ’YE ÜYE KAYBETTİREN AÇIKLAMASINDA NELER DEMİŞTİ?

    3 günlük 6’lı Masa krizi, Akşener’in kameralar karşısına geçip sert ifadelerle Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıktığı konuşması ile başlamıştı. Daha sonradan metni kendisinin kaleme aldığını açıklayan Akşener, Türkiye’nin gündemine oturan konuşmasında şunları söylemişti:

    “Aziz milletim, kıymetli basın mensupları. En sonda söyleyeceklerimi, en başta söyleyeyim: Geldiğimiz noktada İYİ Parti bir kıskaca alınmış, bir dayatmaya, mecbur bırakılmış, tıpkı yıllardır, Türk Milleti’ne yapıldığı gibi ölüm ve sıtma arasında, bir tercihe zorlanmıştır. Ve elbette, buna boyun eğmeyecektir. Sağduyusunu azme çevirecek, kişisel ikbal hesapları için üretilmiş, devşirme bir siyasetin, hınk deyicisi olmayacaktır. Çünkü ben ve arkadaşlarım ülkemizin, 20 yılını harap eden, ucube bir zihniyete karşı ilk günden beri aynı yerde, aynı inançla, aynı kararlılıkla duruyoruz.

    “CEKETİMİ ASSAM KAZANIRIM’ DİYENLERİN KARŞISINDA DURDUK”

    Nasıl ki 2002 yılında illetin aleyhine plan yapanların karşısında durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. Nasıl ki, 2010 yılında milletin istikbaline kastedenlerin, karşısında durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. Nasıl ki 2015 yılında milletin canına kıyanların karşısında durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. Nasıl ki, 2017 yılında milletin kaderini tek bir kişinin iki dudağı arasına mahkûm etmek isteyenlerin karşısında durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. Nasıl ki 2018 yılında milleti iki yumruk arasına sıkıştırıp birlik ve beraberliğinden etmeye çalışanların karşısında durduk bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. Nasıl ki 2019 yılında milletin iradesine ipotek koymaya çalışanların karşısında durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. Nasıl ki 2020 yılında milletin tercihlerini ‘Ceketimi assam seçilirim’ diyerek, hiçe sayanların, karşısında durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz.

    “MİLLETİMİZİN DERTLERİNİ DİNLEDİK”

    Değerli basın mensupları; Biz bugünlere, dayatmalara direnerek geldik. Biz bugünlere kirli pazarlıkları reddederek geldik. Biz bugünlere alışılmış yenilgilere karşı çıkarak geldik. Nitekim bu doğrultuda siyasetimizin merkezine milletimizi alıp, memleketimizi il il, ilçe ilçe, karış karış gezdik. Milletimizin hem dert ve isteklerini, hem iktidara yönelik şikâyetlerini, hem de bizden, yani muhalefetten, beklentilerini dinledik. Nasıl ki; dinlediğimiz dertleri, istekleri ve şikâyetleri not edip, milletimizin sesini iktidara duyurduysak, aynı zamanda bizden, yani muhalefetten olan beklentileri de duyurmak ve karşılamak için yılmadan, yorulmadan çalıştık. Biz İYİ Parti olarak demokrasiye olan inancımız gereği her daim ortak aklın ışığında sorunları ve çözümleri konuşabilmeyi, hem çağın, hem de aklın, bir gereği olarak gördük.

    “İMAMOĞLU VE YAVAŞ’I ÖNERDİK”

    Bu sebeple de geçtiğimiz sene milletimizin ve memleketimizin ihtiyaçlarını düşünerek, beş siyasi partiyle birlikte çok önemli bir adım attık. Tüm farklılıklarımıza rağmen Türkiye için ortak dertlerimize ve bu dertlerin çözümüne yönelik önerilerimize dair Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, Anayasa Değişikliği Teklifi ve Ortak Politikalar Metni gibi birçok önemli konuda mutabakat sağladık. Ve dün gerçekleşen toplantıda nihayet, ortak cumhurbaşkanı adayının kim olacağını tartıştık. Bu doğrultuda beş siyasi parti tek bir ismi dile getirerek, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı yönünde görüşlerini beyan ettiler. Biz de İYİ Parti olarak üç yılı aşkın bir süredir sokaklarda, dükkânlarda ve meydanlarda sıklıkla duyduğumuz, milletimizin yoğun bir teveccüh gösterdiğine, hemen her yerde şahit olduğumuz ve yapılan tüm kamuoyu araştırmalarında da uzun süredir Sayın Erdoğan’a karşı açık ara kazandığını gördüğümüz iki ismin adaylığı konusunda görüşümüzü beyan ettik. Bu iki isim, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’ydu.

    “ŞAHSİ HIRSLAR TÜRKİYE’YE TERCİH EDİLDİ”

    Bunun da yanında aday belirleme sürecinin sağlıklı yönetilmesi için her bir siyasi partinin ayrı ayrı belirleyeceği araştırma şirketlerinin yapacakları çalışmalar ışığında, ortak Cumhurbaşkanı adayının veriye dayalı, rasyonel ve objektif bir usul ile belirlenmesini de önerdik. Ancak maalesef ve maalesef, bu görüş ve önerilerimiz masadaki paydaşlar tarafından kesin bir biçimde reddedildi. Yani, milletimizin haklı beklentilerini, Masa’nın kararlarına yansıtma çabamız reddedildi. Ve Altılı Masa’nın son toplantısında bir “anlayışa” varıldı. Bu vesileyle anlamış olduk ki şahsi hırslar, Türkiye’ye tercih edilmiştir. Anlamış olduk ki, kişisel ajandalar uğruna mübah sayılan kuyruklu yalanlar, milletin kazandığı bir büyük hakikate tercih edilmiştir. Anlamış olduk ki, yenilgi yenilgi büyüyen küçük hesaplar, 85 milyonun kazandığı kutlu bir zafere tercih edilmiştir. Aziz milletim; Biz İYİ Parti’yi bunun için kurmadık. Kurulduğumuz günden bugüne kadar bir kez bile “Önce ben, önce İYİ Parti” demedik. “Önce millet, önce memleket” demekten, asla vazgeçmedik.

    “NOTER MASASINA DÖNDÜ”

    Bir kez bile milletimize verdiğimiz sözden dönmedik. Yeri geldi parti çıkarlarımızı göz ardı edip milletimiz için fedakârlık ettik. Yeri geldi şahsi hedeflerimizi kenara itip milletimiz için feragat ettik. Yeri geldi siyasi hesapları reddedip milletimizin için inat ettik. Hakarete uğradık, dişimizi sıktık. İftiraya uğradık, göğüs gerdik. Linç edildik, yıkılmadık. Bıkmadan, usanmadan, vazgeçmeden konuştuk, anlattık, dinlettik, gösterdik. Ancak, ne yazık ki olmadı, olamadı. Üzülerek söylüyorum ki, geldiğimiz son noktada dün itibariyle Altılı Masa artık millet iradesini, kararlarına yansıtma kabiliyetini kaybetmiştir. Milletimizin ortak iyiliği için iyi niyetle oturduğumuz bu masa artık potansiyel adayların tartışılabildiği bir ortak akıl platformu olmaktan çıkmış, tüm alternatiflerin kara listeye alınarak, tek bir adayın tasdiki için çalışan bir noter masasına dönüşmüştür. Ancak ne bir kumar masasında ne de bir noter masasında olmayacağız. 85 milyonun geleceğini kişilerin tahakkümüne teslim edip, tehlikeye atmayacağız. Cumhuriyetimizin yeni asrını göz göre göre hiç etmeyeceğiz. Milletimizin kazanma ümidini yok etmeyeceğiz. Türk Devleti’nin varlığını, Türk Milleti’nin iradesini bir kişinin iki dudağı arasına bırakmayacağız.

    “YAVAŞ VE İMAMOĞLU’NA ÇAĞRIMDIR”

    Ülkemizi, sadece kriz üreten bir ucube sisteme mahkum etmeyeceğiz. İlk gün olduğu gibi bugün de inatla ve ısrarla “ben” değil, “biz” demeye devam edeceğiz. Millet iradesine uzanan elleri çekecek, tüm dayatmaları yıkacak ve milletimizin sesini tüm Türkiye’ye duyuracağız! İşte bu yüzden, buradan sizlerin aracılığıyla, Sayın Mansur Yavaş’a ve Sayın Ekrem İmamoğlu’na bir çağrıda bulunmak istiyorum: Değerli Başkanlarım; Siz, bu milletin iradesiyle seçildiniz. Üzerinize atılan tüm iftiralardan alnınızın akıyla çıktınız. Tüm engellemelere rağmen çok çalıştınız. Görevinizi en iyi şekilde yaptınız. Milletimizi enkazın altında bile yalnız bırakmadınız. Ne mutlu size ki milletimiz gayretlerinizi gördü, yanınızda durdu. Milletimiz samimiyetinizi anladı, başının üstünde taşıdı. Milletimiz sizleri sevdi, bağrına bastı.

    “YA TARİH YAZACAĞIZ YA TARİH OLACAĞIZ”

    Size de ateşten bir gömlek giymeyi vazife kılmıştır. Bu vazife, Cumhuriyetimizin yeni asrının şafağında yepyeni bir sayfa açma vazifesidir. Bu vazife, sadece bir dayatmayı değil, topyekûn bir dayatmacılığı yıkma vazifesidir. Bu vazife, sadece bir kişiyi değil, kendini milletten büyük gören çirkin bir zihniyeti yenme vazifesidir. Bu vazife, sadece bir seçimi değil, geleceğimizin tüm seçimlerini kazanma vazifesidir. Bu vazife, milletin sesini duyma vazifesidir. Bu vazife, millet iradesini yeniden hakim kılma vazifesidir. Bu vazife, milletin hakkını millete teslim etme vazifesidir. Bu vazife, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında, Atatürk’ümüzün muasır medeniyetler hedefine ulaşma vazifesidir.

    Nasıl ki bundan 100 yıl önce aynı vazife, şanlı bir iradeyi tüm engelleri aşıp Samsun’a çıkarttıysa, 100 yıl sonra bugün de bu vazife, prangalardan sıyrılıp milletin sinesine varmayı emretmektedir. Hiç şüphemiz yok ki bu vazife, reddedilemez bir vazifedir. Görmezden gelinemez bir vazifedir. Çünkü bu çağrının sahibi millettir! Çünkü bu sözün sahibi millettir! Çünkü bu karar milletindir! Bu saatten sonra bizlere düşen bir seçim yapmaktır: Ya ışıl ışıl bir güneşin altında dimdik duracağız ya da uzayan gölgelerde kaybolacağız! Ya şanlı bir mücadelede milyonlarla yürüyeceğiz ya da trajik bir hikâyede figüranlık yapacağız! Ez cümle: Ya tarih yazacağız ya da tarih olacağız! İnanıyorum ki hep birlikte tarih yazacağız!

  • Bugün nevruz mu? Nevruz ne zaman, nedir? Nevruz Bayramı’nda ne yapılır?

    Bugün nevruz mu? Nevruz ne zaman, nedir? Nevruz Bayramı’nda ne yapılır?

    Nevruz Bayramı ya da kısaca Nevruz Dünya çapında çeşitli halklar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramıdır. Vatandaşların heyecanla beklediği gün hakkında merak edilenler var. Arama motorlarında ise Bugün nevruz mu? Nevruz ne zaman, nedir? Nevruz Bayramı‘nda ne yapılır? soruları aratılıyor.

    BUGÜN NEVRUZ MU?

    21 Mart Salı günü Nevruz Bayramı olarak kutlanıyor.

    NEVRUZ NEDİR?

    Nevruz Bayramı ya da kısaca Nevruz Dünya çapında çeşitli halklar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramı. Nevruz bayramına 4 hafta kala, her salı günleri özel günler olur ki, bunlara çarşamba denir.

    Yazılı olarak ilk kez 2. yüzyılda Pers kaynaklarında adı geçen Nevruz, İran ve Bahai takvimlerine göre yılın ilk gününü temsil eder. Günümüz İran’ında, her ne kadar İslami bir kökeni olmasa da bir şenlik olarak kutlanır. Bazı topluluklar bu bayramı 21 Mart’ta kutlarken, diğerleri Kuzey yarım kürede ilkbaharın başlamasını temsilen, 22 veya 23 Mart’ta kutlarlar. Aynı zamanda, Zerdüştlük, hem de Bahailer için de kutsal bir gündür ve tatil olarak kutlanır. Kürtlerde, Nevruz bayramının Kürt ve İran mitolojisindeki Demirci Kawa Efsanesi’ne dayandığına inanılır. Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında da Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışı anlamıyla ve baharın gelişi olarak kutlanır.

    2010’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3000 yıldan beri kutlanmakta olan İran kökenli bu şenliği, Dünya Nevruz Bayramı ilan etmiştir. 28 Eylül-2 Ekim 2009 arasında Abu Dabi’de hükümetler arası toplanan Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu, nevruzu Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi ‘ne dahil etmiştir. 2010’dan başlayarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 21 Mart’ı “Dünya Nevruz Bayramı” olarak kabul etmektedir.

  • 11 ayın sultanı geldi! Ramazan bu yıl 29 gün sürecek, işte nedeni

    11 ayın sultanı geldi! Ramazan bu yıl 29 gün sürecek, işte nedeni

    On bir ayın sultanı Ramazan’ın ilk teravih namazı 22 Mart Çarşamba günü kılınacak, 22 Mart’ı 23 Mart’a bağlayan gece sahura kalkılacak ve aynı gün ilk iftar yapılacak.

    BAYRAM 21 NİSAN’DA

    Oruç, teravih namazı, fitre, mukabele okunması ve Kur’an-ı Kerim’in hatmedilmesi gibi ibadetlerin ifa edildiği ve ihtiyaç sahiplerinin her zamankinden daha fazla gözetildiği bu ayda, Kur’an-ı Kerim’de “bin aydan daha hayırlı” olduğu bildirilen Kadir Gecesi, 17 Nisan’da idrak edilecek. Ramazan Bayramı ise 21 Nisan’da başlayacak. Din İşleri Yüksek Kurulunca fitre miktarı ise 70 lira olarak belirlendi.

    29 GÜN SÜRECEK

    Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi İdris Bozkurt, kameri takvime göre ayın dünya etrafında döndüğü sürenin 29 gün ve bir kaç saat olduğunu söyledi. Ramazanın bazen 29, bazen de 30 gün sürmesinin ayın dünya etrafında dönme süresiyle ilgili olduğuna işaret eden Bozkurt, “Bu ramazan da 29 gün sürecek. Greenwich saatiyle hilalin 23 Mart sabahında görüleceği öngörülüyor.” bilgisini verdi.

    Bu yıl Ramazan temasını “Ramazan ve Dayanışma” olarak belirlediklerini bildiren Bozkurt, rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan ramazanın gereği gibi idrak edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Müslümanların ramazanda dini hassasiyetlere en çok bağlı olduğu zaman dilimi olduğunu vurgulayan Bozkurt, “Ramazanda oruç ve teravih namazlarının yanında geleceğe umutla bakmayı sağlayan fırsatlar da vardır. Bunlar arasında Rabb’imizin bize verdiği nimetlerin kıymetini bilmek. Gündüzü oruçlu geçirmek bize nimetlerin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatır. Bu durum, imkanlara sahip olmayan insanları halini hatırlamaya da vesile olur.” diye konuştu.

  • Altın fiyatları 2.000 dolarda dirençle karşı karşıya kaldı

    Altın fiyatları 2.000 dolarda dirençle karşı karşıya kaldı

    Investing.com – Altın fiyatları, bir önceki seansta önemli zirvelere ulaştıktan sonra Salı günü erken Asya ticaretinde hareketsizdi. Piyasaların, Fed’in faiz kararı öncesinde kâra odaklanması ve potansiyel bir bankacılık krizine ilişkin temkinlilik, güvenli limanlara olan talebin güçlü kalmasını sağladı.

    ABD ve Avrupa’da bankacılığın çöküşüne dair artan korkuların, geleneksel güvenli liman varlıklarına yoğun akışı teşvik etmesi ve Fed’in faiz oranlarını artırmaya devam etmek için ekonomik alandan yoksun kalacağına dair bahislerin doları düşürmesiyle, altın, geçtiğimiz hafta ciddi bir yükseliş gösterdi.

    Fed toplantısı öncesinde ihtiyatın da devreye girmesi ile altın fiyatları, Pazartesi günü kısa bir süreliğine de olsa son bir yılda ilk kez 2.000 dolar seviyesini aştı.

    Spot altın hafif bir artışla 1.980,14 dolara yükselirken altın vadeli işlemleri, 1.983,70 dolarda yatay seyretti. Külçe fiyatları geçtiğimiz hafta yaklaşık %6 yükseldi.

    Bu hafta yatırımcılar, özellikle Çarşamba günü belli olacak olan iki günlük Fed toplantısının sonuçlarına odaklanırken bankanın, 50 baz puanlık artış beklentilerine kıyasla nispeten küçük bir rakam olan 25 baz puanlık (bps) artışı yapması bekleniyor.

    Faizlerdeki keskin artış, bankacılık sistemi üzerinde büyük bir baskı oluşturduğundan yaklaşan banka krizi, piyasaların merkez bankasının politikayı daha da sıkılaştırıp sıkılaştırmayacağına ilişkin beklentilerini büyük ölçüde yeniden değerlendirdiğini gördü.

    Azınlık bir yatırımcı grubu, Fed’in Çarşamba günü faiz oranlarını değiştirmeyeceğini düşünüyor.

    Artan faizlerin, getirisi olmayan varlıkları elde tutmanın fırsat maliyetini artırması nedeniyle altın ve diğer değerli metaller, daha az şahin bir Fed’den fayda sağlayabilir.

    Fed’e ilişkin belirsizlik, geçtiğimiz hafta dolar üzerinde baskı yaratarak metal fiyatlarına daha fazla fayda sağlarken Fed, bankacılık sektörü için acil likidite önlemlerini devreye sokup geçtiğimiz yılki parasal sıkılaştırmayı kısmen zayıflattı.

    Ancak ABD’de enflasyonun hâlâ Fed’in hedef aralığının oldukça üzerinde seyrettiği göz önüne alındığında banka, faizleri daha da artırabilir.

    Diğer değerli metaller Salı günü sakin seyretti ancak yine de son birkaç seansta güçlü kazançlar elde etti. Platin %0,1 düşüşle 996,55 dolara gerilerken gümüş %0,1 artarak 22,665 dolara yükseldi.

    Endüstriyel metaller arasında bakır fiyatları son beş seans boyunca yükseldikten sonra yatay seyretti. Ancak yavaşlayan ekonomik büyümeye ilişkin endişelerden, sert bir şekilde etkilendikten sonra nispeten düşük seviyelerde işlem görmeye devam ettiler.

    Bakır %0,1 artışla 3,9610 dolara yükseldi.

    Yazar: Ambar Warrick

  • Fed belirsizliği ve bankacılık krizi, petrol fiyatlarında düşüşe yol açtı

    Fed belirsizliği ve bankacılık krizi, petrol fiyatlarında düşüşe yol açtı

    Investing.com – Salı günü petrol fiyatları Asya ticaretinde düşerek piyasaların, bu hafta Fed’in faiz kararı öncesinde durgunlaşmasıyla, 15 ayın en düşük seviyelerinden kısa bir toparlanmaya son verirken bankacılık krizine ilişkin endişeler temkinli ticareti teşvik etmeye devam etti.

    Likiditeyi desteklemek ve bankacılık sektöründeki zayıf oyuncuları konsolide etmek için alınan düzenleyici tedbirlerin, yakın bir krize ilişkin bazı endişelerin hafiflemesine yardımcı olmasının ardından ham petrol piyasaları, Pazartesi günü 2021’in en düşük seviyelerinden toparlanmaya çalışmıştı.

    Ancak bu durum, yatırımcıların, bankanın potansiyel bir bankacılık çöküşü karşısında politikasını nasıl değiştireceğini görmeyi beklediği bu haftaki Fed toplantısı öncesindeki belirsizlikle, büyük ölçüde etkisini yitirdi.

    Brent %0,8 düşüşle 73,23 dolara gerilerken WTI %0,8 düşüşle 67,31 dolara indi. Her ikisi de Pazartesi günü dalgalı bir seansın ardından sırasıyla yaklaşık %1,1 ve %0,5 yükseldi.

    Bankacılık sektöründeki aksaklıklar, küresel ekonomideki yavaşlamanın bu yıl petrol talebini düşüreceği endişelerine yol açtı.

    Bu nedenle fiyatlar 2021’in en düşük seviyelerine yakın seyrediyordu.

    Piyasalar ayrıca bankacılık sistemi üzerindeki baskıya rağmen merkez bankasının yüksek enflasyonla mücadeleyi ana önceliği olarak koruması beklenen Fed’in, Çarşamba günü 25 baz puanlık bir artış ihtimalini de fiyatlıyordu.

    Fed, diğer bazı büyük merkez bankalarıyla birlikte, bankacılık sektörü için acil likidite önlemlerini de devreye soktu – bu, bankanın geçtiğimiz yılki parasal sıkılaştırma eylemlerini bir şekilde zayıflatabilecek bir eğilim.

    Ekonomik yavaşlama korkuları, geçtiğimiz hafta petrol fiyatlarında keskin kayıplara yol açtı ve bunun sonucunda uzun pozisyonların büyük bir kısmı tasfiye edildi.

    ABD’nin stoklarındaki artış ve Rusya’nın petrol ihracatının, Avrupa’nın son yaptırımlarına ve Moskova’nın üretimi kısma tehditlerine rağmen güçlü kaldığını gösteren veriler nedeniyle yüksek ham petrol arzına ilişkin işaretler de fiyatlar üzerinde baskı yarattı.

    Petrol boğaları şimdi OPEC+’dan daha fazla fiyat desteği bekliyor. Kartel, Nisan ayı başlarında yapılacak toplantıda üretim kesintilerini artırmayı düşünüyor.

    Grup en son Ekim 2022’de, üretimi günde 2 milyon varil azaltma konusunda anlaşmıştı.

    Yazar: Ambar Warrick

  • Sağlık Bakanlığı 42 bin 500 personel alacak

    Sağlık Bakanlığı 42 bin 500 personel alacak

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 42 bin 500 personelin istihdam edileceğinin müjdesini paylaştı.

    İŞTE ALIM YAPILACAK ALANLAR

    Tek tek alanları da yazan Bakan Koca, “42.500 yeni personel istihdamı. KPSS ile 6.069 hemşire, 1.530 ebe, 1.494 sağlık lisansiyeri, 798 sağlık teknisyeni ve 21.709 sağlık teknikeri olmak üzere, toplam 31.600 sözleşmeli sağlık personeli ve ayrıca 10.900 sürekli işçi istihdam edilecektir. Alım süreçlerinin başlatılması için, başvuru kılavuzları İŞKUR’a ve tercih kılavuzu hazırlanmak üzere ÖSYM’ye gönderilmiştir. 42.500 yeni çalışma arkadaşımıza ve bakanlığımıza hayırlı olsun.” ifadelerini kullandı.

  • Koleksiyoncular peşine düştü! Iphone 1, müzayedede 45 bin sterline satıldı

    Koleksiyoncular peşine düştü! Iphone 1, müzayedede 45 bin sterline satıldı

    Telefonun açık artırımda satıldığı RR Müzayede Evi sözcüsü, Iphone telefonun akıllı telefon alanında yeni bir çağ açtığını, interneti insanların cebine taşıyan ilk telefonlardan biri olduğunu söyledi.

    BU TARZ TELEFONLARINIZ VARSA ATMAYIN

    Sözcü, ayrıca artık kullanılamayan diğer markalara ait eski telefonlara da koleksiyoncuların büyük ilgi gösterdiğini söyleyerek insanların eski ve hiçbir uygulamayı kaldırmayan telefonlarını atmak yerine saklamaları gerektiğini söyledi.

  • Kılıçdaroğlu’nun “TBMM tutanağındaki Kürtçe” iddialarına, AK Partili Bülent Turan paylaştığı belgeyle yanıt verdi

    Kılıçdaroğlu’nun “TBMM tutanağındaki Kürtçe” iddialarına, AK Partili Bülent Turan paylaştığı belgeyle yanıt verdi

    Cumhurbaşkanı adayı ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, dün HDP Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan ile görüştü. Görüşmenin ardından yapılan basın toplantısında Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulu’nda Kürtçe konuşmaların tutanaklarda “bilinmeyen bir dil” diye yazıldığını ifade etti.

    “TBMM TUTANAĞINDA KÜRTÇE KELİME ‘BİLİNMEYEN DİL’ OLARAK GEÇİYOR”

    Kılıçdaroğlu, “TBMM’de kürsüde konuşulur, ‘İngilizce’ yazar parantez içinde, bu söz İngilizcedir, Fransızca söz Fransızcadır. Her şey yazılır. Konuşma metninin içinde Kürtçe bir cümle geçtiği zaman ‘bilinmeyen bir dil’ deniyor. Ya Allah aşkına bu ülkenin insanlarının vicdanlarına sesleniyorum; TRT’nin TRT Kürdi diye bir kanalı var, yayın yapıyor. Nasıl olurda buraya ‘bilinmeyen bir dil’ diye yazıyorsunuz? Binlerce yıldır konuşulan bir dili neden ‘bilinmeyen bir dil’ diye yazıyorsunuz?” dedi.

    AK PARTİ’DEN SERT TEPKİ: YAKLAŞIMI GAF DEĞİL İFTİRAFIR

    Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, TBMM Genel Kurulu tutanaklarında Kürtçe konuşmaların ‘bilinmeyen bir dil’ diye yazılmasına tepki gösteren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Twitter hesabından yanıt verdi.

    Turan paylaşımında, “Tüm diller azizdir. Meclis’te Kürtçe konuşulduğunda ‘bilinmeyen dil deniyormuş’ Ne demek bu? Resmi dili mi değiştireceksiniz? Konu Kürtçe değil, bkz İngilizce ifademiz tutanağa nasıl geçmiş HDP’nin bile terk ettiği Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu iftirasına bakalım 5+2 ne diyecek. Resmi dil dışında, Mecliste konuşulan tüm diller doğal olarak tutanağa, ‘Bu bölümde hatip Türkçe olmayan kelimeler kullandı’ şeklinde yazılır. Yani konu Kemal Kılıçdaroğlu’nun ifade ettiği gibi Kürtçe değil tüm dillerdir. Cumhurbaşkanı adayı olan birinin bu yaklaşımı gaf değil net iftiradır. Yazık!” ifadelerini kullandı.

    TBMM BAŞKANI SON NOKTAYI KOYDU

    TBMM Başkanı Mustafa Şentop da Kılıçdaroğlu’na yanıt verdi. Meclis’te basın mensuplarına konuşan Şentop, “Benim başkanlığım boyunca tekrar tekrar, onlarca kez düzeltmeye çalıştığım bir husus var. HDP’li milletvekili arkadaşların bazıları ısrarla ‘bilinmeyen bir dil’ iddiasını ortaya atıyorlardı. Son 1 senedir aşağı yukarı onlar da ikna oldular” dedi.

    Şentop şöyle devam etti: “Propaganda için başka bir yol, başka bir isim bulmuşlar gibi geldi bana. 2008 yılından bu yana onlarca soru önergesine cevap verdim, en son Bütçe Komisyonu’nda tekrar bu konuya girdim. Ondan önce Genel Kurul’da da bununla ilgili yaptığım açıklama var. Kürtçe için özel bir uygulama yok. ‘Bilinmeyen dil’ diye bir ifade kullanılmıyor. Ne oluyor? Resmi dil Türkçe olduğu için tutanaklarda Türkçe kullanılıyor. Türkçe dışında bir kelime kullanıldığı zaman bu tutanağın metnine yazılmıyor, bir dipnot işareti kullanılarak dipnotta atıf ‘Türkçe olmayan kelime veya kelimeler kullanılmıştır’ diye yazılıyor.”

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Politika
  • Canlı yayında Kılıçdaroğlu gerginliği! Sunucuyla tartışan konuk mikrofonu atıp yayını terk etti

    Canlı yayında Kılıçdaroğlu gerginliği! Sunucuyla tartışan konuk mikrofonu atıp yayını terk etti

    Optimar Araştırma Başkanı Hilmi Daşdemir ve CHP Parti Meclis üyesi Müslim Sarı, Habertürk ekranlarında yayınlanan Kübra Par’ın moderatörlüğünü yaptığı Açık ve Net programına konuk oldu.

    STÜDYODA GERGİN ANLAR

    Yayında Daşdemir ve Sarı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun adaylığı üzerinden sert bir tartışmaya tutuştu. Daşdemir, Kılıçdaroğlu’nun HDP ile görüşmesine tepki göstererek “O genel başkanınız Kemal Kılıçdaroğlu PKK’nın ve HDP’nin adayıdır” dedi.

    “HİLMİ BEY SAKİN”

    Bu sözlere Kübra Par da tepki gösterdi. Üst üste 4 kez “Hilmi bey sakin” diyen Par, “Hilmi bey müdahale edeceğim. Sakin olup sessiz olup lütfen müdahalemi dinleyin. Bakın Türkiye’nin HDP’nin PKK ile ilişkileri konusunda sizin görüşleriniz belli bir düşünce özgürlüğüdür. Bunu sonuna kadar dile getirmeniz için alan açıyorum” ifadelerini kullandı.

    YAYINI TERK ETTİ

    Daşdemir ise “Düşünce özgürlüğü değil bunlar gerçek” dedi. Par’ın “Hilmi bey lütfen beni dinler misiniz! Lütfen ya, en azından asgari nezaket bekliyorum sizden” demesi sonrası kulaklığını çıkaran Daşdemir, “Hadi güle güle” diyerek canlı yayını terk etti.

  • Yeniden Refah Partisi, Cumhur İttifakı’na neden katılmadı? Kulisleri sallayan “20 vekil” iddiası

    Yeniden Refah Partisi, Cumhur İttifakı’na neden katılmadı? Kulisleri sallayan “20 vekil” iddiası

    Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan dün basın toplantısında Cumhur İttifakı’ndan gelen daveti kabul etmediklerini ve seçime tek başına gireceklerini açıkladı. Erbakan açıklamalarının ardından Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) gelerek 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde cumhurbaşkanı adayı olabilmek için başvuruda bulundu.

    “İNŞALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLUR”

    Herhangi bir ittifaka dahil olmadan seçimlere girme kararı aldıklarını yineleyen Erbakan, “Yine 14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde de Yeniden Refah Partimizin cumhurbaşkanı adayı olarak bendeniz Yüksek Seçim Kurulumuza başvurumu yaptım. Eğer ikinci tura kalırsa konuşulacak konular. Yine yetkili kurullarımızla, teşkilatlarımızla istişare ederek adım atarız.” dedi.

    “ZAMANI GELDİĞİNDE AÇIKLARIZ”

    Cumhur İttifakı’na katılmama sebeplerine yönelik gelen soruya ise Erbakan, “Zamanı geldiğinde teferruatlı şekilde açıklarız. Şimdilik bu kadarla yetinelim. Sonuç olarak biz bu yönde karar aldık. Böyle olmasını parti kurullarımız uygun gördüler. Biz de öyle uygun gördük. İnşallah hayırlı olur” ifadelerini kullandı.

    20 VEKİL İSTEMELERİ KRİZ ÇIKARDI

    CNN Türk Ankara Temsilcisi Dicle Canova’nın haberine göre ise Yeniden Refah Partisi‘nin Cumhur İttifakı’na katılmama sebebi, milletvekili sayısında anlaşılamaması. Buna göre Yeniden Refah Partisi, 20 milletvekili istedi ama AK Parti bunu kabul etmedi. Yeni seçim sisteminde yüzde 7’lik oy oranına sahip bir parti 25 vekil çıkarabiliyor. Son oy oranlarına baktığımızda Yeniden Refah Partisi yüzde 1 buçuk en fazla 2 buçukluk oy oranına sahip olduğu gözlemleniyordu. Bu oy oranına sahipken 20 milletvekili talep etmesi fazla bir talep olarak okundu ve kabul görmedi.