Blog

  • İflasın eşiğindeki Credit Suisse satıldı! Yeni sahibi UBS oldu

    İflasın eşiğindeki Credit Suisse satıldı! Yeni sahibi UBS oldu

    ABD’de başlayan bankacılık krizinin ardından Avrupa’da da Credit Suisse paniği yaşanmıştı. İsviçre merkezli Credit Suisse bankasının en büyük ortağı Suudi Ulusal Bankasının sermaye artırımı yapmayacaklarını duyurmasıyla bankanın hisse senedi fiyatındaki düşüş yüzde 20’yi aşmış ve satış baskısı piyasa geneline yayılmıştı.

    PANİK SATIŞLARINA NEDEN OLDU

    Suudi Ulusal Bankası Başkanı Ammar Al Khudairy’nin verdiği bir demeçte Credit Suisse’e daha fazla destek vermeyeceklerini duyurmasıyla başlayan panik satışlar Avrupa’da risk algısının had safhaya çıkmasına sebep olmuştu.

    DEV BANKA 3,23 MİLYAR DOLARA SATILDI

    Yaşanan bu gelişmelerin ardından Credit Suisse, İsviçre’nin en büyük bankası UBS tarafından satın alındı. Bankanın 3 milyar İsviçre frangı (3,23 milyar dolar) karşılığında el değiştirdiği açıklandı.

  • Şahan Gökbakar ile Kerem Kınık, sosyal medyada birbirine girdi! Art arda paylaşımlar

    Şahan Gökbakar ile Kerem Kınık, sosyal medyada birbirine girdi! Art arda paylaşımlar

    Kızılay’ın deprem zamanı AHBAP’a çadır ve konserve satması gündeme bomba gibi düşmüştü. Birçok kişi Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık’a istifa çağrısı yapmıştı. Bu gelişme sonrası oyuncu Şahan Gökbakar’da sosyal medya hesabından ara ara Kınık’a yönelik paylaşımlarda bulundu.

    ŞAHAN’DAN KINIK’A: SENİ UNUTTUM SANMA

    Şahan Gökbakar, geçtiğimiz günlerde Kınık’ın fotoğrafını paylaşıp “Seni unuttum zannetme yakışıklı. Babaaaam, dedeeeeem, ögretim görevlim, afette çadır ve konserve satanım….” ifadelerini kullandı.

    KINIK, ŞAHAN’I SAHAYA DAVET ETTİ

    Ünlü oyuncunun paylaşımını alıntılayan Kınık ise Gökabkar’a Recep İvedik karakteri üzerinden yanıt verdi. Kınık, “Şahan gelsene afet bölgesine birlikte depremzede vatandaşlarımıza hizmet edelim. Bak ben kırk günde bölgede 15.000 km yol yapmışım. İnan kaba saba da olsa içinde insaniyet ve vicdan taşıyan Recep İvedik gerçek hayatta yaşasaydı o gelir bizimle birlikte hizmet eder, çorba yemek dağıtırdı. Hadi gel sahaya dertleşiriz biraz.” dedi.

    ŞAHAN BİR KEZ DAHA İSTİFAYA ÇAĞIRDI

    Şahan ise bu paylaşıma, “Kerem bey, afet bölgesine hizmet etmek, sahada olmak benim işim değil, senin işin. Ben maddi ve ayni yardım yapıyorum, çocuk okutuyorum. Recep İvedik’e gelince! Eğer gerçekte olsa ve senin afette çadır sattığını duysaydı varya offf!!Anladın sen onu… Onurlu ol, istifa et!” diye yanıt verdi.

  • TGRT’den ayrılan spiker Ekrem Açıkel’in yeni adresi Halk Tv oldu

    TGRT’den ayrılan spiker Ekrem Açıkel’in yeni adresi Halk Tv oldu

    Ana haber bültenini sunduğu TGRT Haber‘den ekonomiye yönelik eleştirileri nedeniyle ayrılan spiker Ekrem Açıkel ekranlara geri döndü. Açıkel, Halk Tv ile anlaştığını duyurdu.

    HALK TV İLE ANLAŞTI

    Twitter hesabından paylaşım yapan Açıkel, şu ifadeleri kullandı: “Dostlar, güzel bir haberim var “Ne zaman döneceksin?” Hep sordunuz. Vuslat Artık Halk TV ailesindeyim. Yarın saat 13’te ilk bülten için “vira bismillah” diyeceğim. Bana kucak açan Halk TV yönetimine teşekkür ederim. Ahlâklı hakikate hürmet eden halk haberciliğine devam…”

    EKREM AÇIKEL KİMDİR?

    Ekrem Açıkel İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezundur. Gazetecilik mesleğine ise 1995 senesinde İhlas Haber Ajansı’nda başlamıştır. 1996 senesinde ise TGRT Haber’e geçiş yapmıştır. Buradaki görevinde Açıkel, polis-adliye olaylarını izlemiş ve başbakan-cumhurbaşkanı programlarını takip etmiştir. 2002 senesinde ise TGRT Haber’den Kanal D Haber’e geçmiştir. Şike kumpası soruşturmasında Kanal D ve Star TV kanallarında canlı yayınlarla şike kumpası soruşturmasını takip etmiştir. Gün boyu yaşananları izleyicilere aktarmıştır. Kanal D Haber’de 13 yıl boyunca görev yapmıştır. 6 Haziran 2010 tarihinde Atv muhabiri Işıl Özdem ile evlenmiştir. Bir kız çocukları bulunmaktadır. 2015-2018 yılları arasında 3 yıl boyunca kurumsal gelişim eğitimleri vermiştir. 2018 senesinde yeniden gazeteciliğe dönme kararı alan Açıkel TGRT Haber’de şef editörlüğe gelmiştir. Ardından 3 Eylül 2018 tarihinde TGRT Haber Ana Haber Bülteni’ni sunmaya başlamıştır.

  • Muharrem İnce’den kendisine çağrı yapan Cem Toker’e yanıt: Ben bu anlayışın ve adayın Erdoğan’ı yeneceğine inanmıyorum

    Muharrem İnce’den kendisine çağrı yapan Cem Toker’e yanıt: Ben bu anlayışın ve adayın Erdoğan’ı yeneceğine inanmıyorum

    Liberal Demokrat Parti (LDP) eski Genel Başkanı Cem Toker, geçtiğimiz günlerde Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Cumhurbaşkanı adaylığını açıklayan Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’ye seslendi. Toker, “Öfkenizde çok haklı olabilirsiniz. Ama bence lütfen öfkenizi yeniniz. Ülkenin bekası için, öfkeniz sağduyunuzun önüne geçmemeli. Cehennemin yoluna taş döşemiş siyasetçi konumuna düşmeyiniz.” dedi.

    “SAMİMİ OLDUĞUNUZDAN ŞÜPHEM YOK”

    Toker’e İnce’den yanıt geldi. Toker’e hitaben iki sayfalık mektup kaleme alan Muharrem İnce, tek adayla seçimlere girilmesinin Cumhur İttifakı’nın işine geldiğini düşündüğünü belirtti. İnce, mektubunda şu değerlendirmelerde bulundu: “Sn. Cem Toker Twitter’dan bana yazdığınız açık mektubu dikkatlice okudum. Samimi olduğunuzdan şüphem yok, o nedenle hem size hem de sizin nezdinizde aynı düşüncede olan samimi seçmenlere kendi açımdan meseleyi anlatmak için bu mektubu yazıyorum.

    “KİMLERİN SESİ OLDUĞUMUZU ANLATMAYA ÇALIŞTIK”

    Bildiğiniz üzere, 2018 seçimleri sırasında ve sonrasında defalarca kamuoyu ile paylaştığım gelişmelerden sonra partimden ayrılıp yol arkadaşlarımla birlikte yaklaşık 2 yıl önce Memleket Partisi’ni kurduk. O günden bugüne kadar da sürekli ülkeyi dolaşarak yaptığımız mitinglerde, TV programlarında, sosyal medyada, gazetelerde neden böyle bir yola çıktığımızı amacımızı, kimlerin sesi olduğumuzu anlatmaya çalıştık.

    “”ÖFKE İLE YOLA ÇIKMADIK”

    Kanaatinizin aksine öfke ile yola çıkmadık, aklımız bize mevcut muhalefet yapısı ile Erdoğan’ın devrilemeyeceğini söylediği için ve artık bu duruma katlanamadığımız için çıktık. Gönüllülerinden başka destekçisi olmayan, üyelerinin bağışları ile ayakta duran 2016 model bir otobüsten başka mal varlığı olmayan bu partinin ömrünün uzun olamayacağını düşünmüş olacaklar ki muhalefetten kimse bizi bir masaya davet etmedi.

    “SARAYA GİDEN CHP’Lİ İFTİRASINI ATIP KENARA ÇEKİLDİLER”

    Ayrıca yaklaşık 3 yıldır dillendirdiğimiz konular duymazdan gelindi. 2018 yılı seçimlerinde neden 12 bin sandığa gözlemci konulmadığı açıklanmadı. Secim sistemini takip etme iddiasıyla kurulduğu söylenen sistemin seçim gecesi neden çöktüğünün hesabı verilmedi. Cumhurbaşkanı kampanyası sırasında bana yakın olduğu bilinen milletvekillerinin neden listelere konulmadığı açıklanmadı. Seçimlerden sonra seçimlerin değerlendirildiği toplantıya neden Cumhurbaşkanı adayının çağrılmadığına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı. Saraya giden CHP’li iftirasını atıp kenara çekildiler. Seçim gecesine ilişkin başlatılan linç kampanyasını organize eden parti yetkilileri görevde tutuldu.

    “TASFİYE EDİLMEK İÇİN ADAY GÖSTERİLDİM”

    “CHP PARTİ YÖNETİMİ, ERDOĞAN GİBİ İŞİNE GELMEYEN ŞEYLERİ DUYMAZDAN GELDİ”

    Demem o ki, CHP parti yönetimi aynı Erdoğan gibi işine gelmeyen şeyleri duymazdan geldi işine gelmeyen gelişmeleri de son derece demokrat (!) yöntemlerle bastırdı.

    “ÇAĞRILARIM DUYMAZDAN GELİNDİ”

    Yine 3 yıldır muhalefeti bu seçimlere ciddi bir şekilde hazırlanmaya davet ettim. Sizin de üzerinde çok durduğunuz seçim güvenliğini, sandıklara sahip çıkılması gerektiğini söyledim. Defalarca gelin sandık güvenliği için bir araya gelelim bu konuda iş birliği yapalım dememe rağmen bu çağrılarım da duymazdan gelindi. Bütün bunlar size de tuhaf gelmiyor mu?

    “6’LI MASA’NIN MUHALEFET MODELİ MİLLETİMİZDEN TEVECCÜH GÖRMEMEKTEDİR”

    Gelinen durumda kamuoyu araştırmaları göstermektedir ki, 6’lı Masa çerçevesinde ortaya konulan muhalefet modeli milletimizden yeteri kadar teveccüh görmemektedir. Bu yüzden, cumhurbaşkanı adayı olarak benim ve Memleket Partisi’nin oyundaki hızlı artış Masaya bel bağlayanları büyük bir tedirginliğe sürükledi. Daha önce bizi görmeyenler, sesimizi duymayanlar bu tedirginlikten olsa gerek belediyelerden maaşlı bazı gazetecileri, sosyal medya trolleri üzerinden adeta terör estirerek sanki 6’lı Masa’nın bugünkü halinin sorumlusu benmişim gibi bana saldırıyorlar. Hemen belirtmeliyim ki, bu tepkileri umursamıyorum ve hiçbir yılgınlık emaresi göstermiyorum. Aksine, bu ergence tavırların derdimi daha iyi anlatmama yardımcı olacağı kanaatindeyim.

    “6’LI MASA GÖNÜLLÜ BİRLİKTELİĞE DAYANMIYOR”

    Zira sırf Kemal Bey’i cumhurbaşkanı yapmak için uygulanan bu strateji halkımız tarafından tasvip edilmiyor. Bugün büyük bir muhalefet çatısı olarak sunulan 6’lı Masa aslında, bağımsız aktörlerin gönüllü birlikteliğine dayanmıyor. CHP Genel Merkez katında geliştirilen bir fikrin, 4 cılız partiye adeta rüşvet verilerek kabul ettirildiğini milletimiz görüyor.

    “İYİ PARTİ’NİN NASIL MASAYA SİLLE TOKAT GERİ OTURTULDUĞUNA ŞAHİT OLDUK”

    Toplam oy oranı %1,5 bile olmayan bu 4 partiye kabinede 8 makam vaat edildiğini ve bu partilerin meclise CHP listelerinden ayrılacak kontenjanlar ile gireceğini biliyoruz. Diğer yandan, masadan kalkma niyetini açıkça beyan eden İYİ Parti’nin nasıl sille tokat, yaka paça masaya geri oturtulduğuna hep beraber şahit olduk. Rüşvet, şantaj, linç ve karalama ile açıklanabilecek bir süreç sonunda Kemal Bey başkan adayı olarak açıklandı ve haliyle halk bu duruma tepki gösteriyor.

    “VATANDAŞIN DA AYNI ONAYI VERECEĞİ ANLAMINA GELMİYOR”

    Erdoğan’ın berbat yönetimine duyulan tepkiyi Kemal Bey’in kendi başkan adaylığını onaylatmak için kullandığı ve bu adaylığı adeta gasp ettiği düşünülüyor. Kemal Bey, ittifak parti liderlerine kendini onaylatmış olabilir ama bu durum tabandaki vatandaşın da aynı onayı vereceği anlamına gelmiyor. Nitekim ittifak içindeki bazı partilerin tabanlarından gelen seslerin bu yönde olduğunu herkes görüyor. Oy oranlarımızdaki artışın başlıca sebebinin bu tepki olduğunun farkında olduğunuzu umuyorum.

    “KEMAL BEY’İN ADAYLIĞI MUHALEFETİN ORTAK KARARI DEĞİL”

    Açıkça görülüyor ki Kemal Bey’in adaylığı sanıldığı gibi muhalefetin ortak ve gönüllü kararı değildir. Hem kurulan masanın sakil yapısı hem de masada muhatap alınıp ülkenin geleceğine ortak edilen kişilerin bozuk sicili, halkı bu masadan uzaklaştırıyor. AKP’nin kurduğu çarpık ekonomi anlayışının mimarlarından Ali Babacan, Suriye meselesini ülkemizin başına bela eden ve milyonlarca göçmen ve sığınmacının ülkemize gelmesine sebep olan Ahmet Davutoğlu, İstanbul Sözleşmesi’ne karşı olduğunu her fırsatta dile getiren Temel Karamollaoğlu kurulan ittifakı zayıflatmaktadır. Bu isimlerin karar alma süreçlerinde etkin olma ihtimali bile tabanda birçok seçmeni tedirgin etmektedir. Üstelik muhalif seçmenler partilerine oy verdiklerini zannederken sandıktan bu partilerin milletvekillerinin çıkma ihtimalini ise hiç istememektedir.

    “3 YILDIR MUHALEFETİN HATALARINI ANLATIYORUM”

    Öyle bir hava estiriliyor ki, sanki ben partiden yeni ayrıldım sanki bugün söylediklerimi yeni söylüyorum. Yaklaşık 3 yıldır bu iktidarın gönderilmesi için neler yapılması gerektiğini, muhalefetin hatalarını anlatıyorum. Benim söylediklerime parti yöneticileri kulak tıkasalar da tabanın bana hak verdiği ortadadır. Muhalefet cephesi olarak tek adayla değil çoklu adayla secime gidilmesi gerektiğini her fırsatta söyledim. Bugün de aynı görüşteyim. Daha önce 2014 seçimlerinde Ekmeleddin Bey’in adaylığında olduğu gibi bugün de kamuoyunu manipüle etmek için sahte anketler yayınlanmakta ve muhalifler için yalancı cennet hikayeleri uydurulmaktadır.

    “BU ANLAYIŞIN ERDOĞAN’I YENECEĞİNE İNANMIYORUM”

    Sn. Toker, Samimiyetle bilmenizi isterim ki ben bu anlayışın ve adayın Erdoğan’ı yeneceğine inanmıyorum. Tek adayla girilmesinin Cumhur İttifakı’nın işine geldiğini düşünüyorum. Erdoğan’ın amacı bütün muhalefeti tek bir kayığa bindirip ondan sonra tekmeyi vurmaktır. Toplam oyu %1,5’u geçemeyen ve toplumsal temsili zayıf olan partilerle sırf adaylığını onayladıkları için sürdürdüğü ittifakı Kemal Bey vakit varken bozmalıdır. Seçimin ikinci tura kalması durumunda Erdoğan kaybedecektir. Ben bunu görüyorum ve tek amacım bunu gerçekleştirmektir.

    “ÜLKEMİN MENFAATİNİ HER ŞEYİN ÜZERİNDE TUTARIM”

    Benim aday olmak gibi bir kişisel tutkum yok, herkes bilsin ki ülkemin menfaatini her şeyin üzerinde tutarım. Bununla birlikte adaylığımın gördüğü ilginin bu muhalefet anlayışını benimseyenlere bazı şeyleri fark ettirmesini umut ediyorum. Siyaset bir vekalet işidir. Biz belirli bir seçmen grubunun vekili olarak siyaset yapıyoruz. Bir toplumsal talebi dillendiriyoruz. Benimle yola çıkan, partiye yardımda bulunan, gece gündüz menfaati olmadan çalışan yol arkadaşlarımı hiçe sayarak kendi başıma alabileceğim bir karar da olamaz. Herkese içindeki Memleket sevgisi kadar başarılar dilerim.

    Saygılarımla,

    Muharrem İnce”

  • Nevruz Bayramı nedir, nasıl kutlanır? Nevruz Bayramında neler yapılır?

    Nevruz Bayramı nedir, nasıl kutlanır? Nevruz Bayramında neler yapılır?

    Nevruz Bayramı nedir, nasıl kutlanır ve Nevruz Bayramında neler yapılır sorularına yanıt aranıyor. Orta Asya’dan Balkanlardaki uluslara kadar çok geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz Bayramı her sene kutlanıyor. Nevruz Bayramı nedir, nasıl kutlanır ve Nevruz Bayramında neler yapılır merak ediliyor. Nevruz Bayramı nedir, nasıl kutlanır? Nevruz Bayramında neler yapılır? Detaylar haberimizdedir…

    NEVRUZ BAYRAMI NEDİR?

    Nevruz Bayramı ya da kısaca Nevruz, Dünya çapında çeşitli halklar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramı. Nevruz bayramına 4 hafta kala, her salı günleri özel günler olur ki, bunlara çarşamba denir.

    Yazılı olarak ilk kez 2. yüzyılda Pers kaynaklarında adı geçen Nevruz, İran ve Bahai takvimlerine göre yılın ilk gününü temsil eder. Günümüz İran’ında, her ne kadar İslami bir kökeni olmasa da bir şenlik olarak kutlanır. Bazı topluluklar bu bayramı 21 Mart’ta kutlarken, diğerleri Kuzey yarım kürede ilkbaharın başlamasını temsilen, 22 veya 23 Mart’ta kutlarlar. Aynı zamanda, Zerdüştlük, hem de Bahailer için de kutsal bir gündür ve tatil olarak kutlanır. Kürtlerde, Nevruz bayramının Kürt ve İran mitolojisindeki Demirci Kawa Efsanesi’ne dayandığına inanılır. Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında da Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışı anlamıyla ve baharın gelişi olarak kutlanır.

    2010’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3000 yıldan beri kutlanmakta olan İran kökenli bu şenliği, Dünya Nevruz Bayramı ilan etmiştir. 28 Eylül-2 Ekim 2009 arasında Abu Dabi’de hükümetler arası toplanan Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu, nevruzu Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi ‘ne dahil etmiştir. 2010’dan başlayarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 21 Mart’ı “Dünya Nevruz Bayramı” olarak kabul etmektedir.

    NEVRUZ BAYRAMI NE ZAMAN KUTLANACAK?

    Nevruz Bayramı 2023 yılında 21 Mart, Salı gününe denk gelmektedir. Buna göre nevruz, 21 Mart, Salı günü kutlanacaktır. Nevruz Bayramı ya da kısaca Nevruz, Dünya çapında çeşitli halklar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramı sembolize eder. Nevruz bayramına 4 hafta kala, her salı günleri özel günler olur ki, bunlara çarşamba denir.

    NEVRUZ BAYRAMI KİME AİTTİR?

    Orta Asya’dan Balkanlardaki uluslara kadar çok geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz, her ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, özü itibariyle baharın gelişinin kutlandığı coşkuyla karşılandığı bir gündür.

    Yaşadığı geniş coğrafyada doğa ve çevrenin uyanışının kutlandığı Nevruz Bayramı’nın Anadolu’da ve Türk kültürünün yayıldığı bölgelerde de son derece köklü ve zengin bir geçmişi vardır.

    Nev(yeni) ve ruz (gün) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen ve YENİGÜN anlamını taşıyan Nevruz, kuzey yarımkürede başta Türkler olmak üzere bir çok halk ve topluluk tarafından yılbaşı olarak kutlanır.

    Gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart’ta güneş göçmen kuşlar gibi kuzey yarımküreye yönelir. 21 Mart ile birlikte havalar ısınmaya, karlar erimeye, ağaçlar çiçeklenmeye, toprak yeşermeye, göçmen kuşlar yuvalarına dönmeye başlar.

    Bu nedenle 21 Mart bütün varlıklar için uyanış, diriliş ve yaradılış günü olarak kabul edilerek, Nevruz/YENİGÜN bayramı adıyla kutlanır.

    Orta Asya’da yaşayan Türkler, Anadolu Türkleri ve İranlıların yılbaşı olarak kabul ettikleri güne Nevruz adı verilir ki, yeni gün anlamına gelir. Gece ve gündüzün eşit olduğu Miladi 22 Mart, Rumi 9 Mart gününe rastlamaktadır.

    Nevruz-i Sultani, Sultan Nevruz, Sultan Navrız, Navrız, Mart Dokuzu gibi adlarla da anılmaktadır.

    Oniki Hayvanlı Türk Takviminde görüldüğü üzere Türklerde de çok eskiden beri bilinmekte ve törenlerle kutlanmaktadır. Türklerde Nevruz hakkında başlıca rivayet, bugünün bir kurtuluş günü olarak kabul edilmesidir. Yani Ergenekon’dan çıkıştır. İşte bu nedenle bugün Türklerde Nevruz, yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilmiş ve günümüze kadar bayramlarda kutlanagelmiştir. Orta Asya’daki Türk topluluklarından Azeri, Kazak, Kırgız, Türkmen, Özbek, Tatar, Uygur Türkleri, Anadolu Türkleri ve Balkan Türkleri Nevruz geleneğini canlı olarak günümüze kadar yaşatmışlardır.

  • Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı olunca vergilerle ilgili atacağı adımı anlattı: Ulusal Vergi Konseyi kuracağız

    Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı olunca vergilerle ilgili atacağı adımı anlattı: Ulusal Vergi Konseyi kuracağız

    İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde düzenlenen İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin beşinci gününe Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin liderleri katıldı. CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu da tarifeli uçakla İzmir’e gitti.

    KILIÇDAROĞLU’NU KALABALIK BİR GRUP KARŞILADI

    Uçakta vatandaşlarla fotoğraf çektiren Kılıçdaroğlu’nu Adnan Menderes Havalimanı’nda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer karşıladı. Havaalanı çıkışında Kılıçdaroğlu’nu kalabalık bir grup bekledi.

    “İZMİR’E HOŞ GELDİNİZ CUMHURBAŞKANIMIZ”

    İç hatlar çıkışında tezahüratlar atan grubun açtığı pankartlarda, “İzmir’e hoş geldiniz Cumhurbaşkanımız”, “Hepimiz Kemal’iz hepimiz adayız”, “Halkın umudu Kılıçdaroğlu”, “Gençliğin umudu Kılıçdaroğlu” yazdığı görüldü. Kılıçdaroğlu ise kendisini bekleyen coşkulu kalabalığa selam verdikten sonra alandan uzaklaştı.

    “İKTİDAR SAHİPLERİ HALKA HESAP VEREMİYORSA ORADA DEMOKRASİ YOKTUR”

    Öte yandan kongrede yaptığı konuşmada Kemal Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde Ulusal Vergi Konseyi kuracaklarını belirtti. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Siyaset kurumunun halkına hesap vermesi gerekir. İktidar sahipleri eğer halka hesap veremiyorlarsa orada demokrasi yoktur. Demokrasinin varlığı halktan toplanan vergilerin hesabının halka verilmesi ve devlette saydamlığın sağlanmasıdır.

    “HERKES VERGİNİN NEREYE HARCANDIĞINI BİLECEK”

    Güçlendirilmiş parlamentere geçerken bunu vadederken Millet İttifakı olarak ‘Ulusal Vergi Konseyi kuracağız’ dedik. 85 milyondan toplanan vergilerin nerelere harcandığını Ulusal Vergi Konseyi her yıl toplanıp yayınlayacak Resmi Gazete’de. Tüm Türkiye’de işçisinden emeklisine kadar esnaf herkes bilecek verginin nereye harcandığını. Taahhüdünü yaptık, 6 lider imza attık.

    “İKTİDAR SAHİPLERİ GELECEK, HESABI VERECEK”

    ‘TBMM’de Plan Bütçe Komisyonu dışında bir de Kesin Hesap Komisyonu kuracağız’ dedik. Yani 1 yıl önceki bütçenin nereye harcandığının hesabını verelim diye. Bir de dedik ki ‘Kesin Hesap Komisyonu Başkanı ana muhalefetten olacak.’ İktidar sahipleri gelecek, hesabı verecek.”

  • HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’ndan İHA muhabirine önemli açıklamalar

    HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’ndan İHA muhabirine önemli açıklamalar

    Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Cumhur İttifakı’na katılım süreci ve parti politikalarıyla ilgili İHA muhabirine özel açıklamalarda bulundu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ile geçekleştirdiği görüşme sonrasında HÜDA-PAR’ın Cumhur İttifakı’na dahil olmasının ardından gözler HÜDA-PAR cephesine çevrildi. Yaşanan süreç ve parti politikalarıyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan Yapıcıoğlu, “Hem Cumhurbaşkanlığı hem de parlamento seçiminde birlikte hareket etmek için Cumhurbaşkanı bize Cumhur İttifakı’na katılmamız ve destek vermemiz doğrultusunda bir talepte bulundu” dedi.

    “Biz Cumhurbaşkanı’na Cumhurbaşkanlığı seçiminde destek vereceğimizi açıkladık”

    “Sanki ittifak yapan partilerin programları ya da memleketin tüm meseleleriyle ilgili düşünceleri tam bir uyum içerisinde olmak zorundaymış gibi cümleler kuruluyor”

    HÜDA-PAR’ın Cumhur İttifakı’nda kendi programı ve kendi kimliğiyle yer alacağını, ittifaktaki partilerin düşüncelerinin birebir uyuşmasına gerek olmadığını vurgulayan Yapıcıoğlu, konuya ilişkin şu sözleri kaydetti:

    “Hem AK Parti hem de Milliyetçi Hareket Partisi tarafından bu konuyla ilgili birçok açıklama yapıldı. Cumhur İttifakı’nda bulunan partilerin hiçbiri diğer partilere iltihak etmiş değil. Hatta 2018 seçimlerinde AK Parti listelerinden seçime katılan Büyük Birlik Partisi bile kendi programı, duruşu ve siyasi görüşü ayrı olan bir partidir. Biz de henüz bu görüşmelere başlamadan önce de bir ittifak içerisinde yer alabileceğimizi ama kendi programımız, rengimiz ve kimliğimizle bir ittifak içerisinde yer alma imkanı varsa bunu değerlendirebileceğimizi söyledik. Israrla bu konu üzerinde sorular soruluyor. Bir şeyler kaşınmak istiyor. Sanki ittifak yapan partilerin programları ya da memleketin tüm meseleleriyle ilgili düşünceleri tam bir uyum içerisinde olmak zorundaymış gibi cümleler kuruluyor. Böyle bir zorunluluk yok. Eğer HÜDA-PAR Cumhur İttifakı’na katılıp yoluna orada devam edecekse, HÜDA-PAR ne AK Parti’ye ne de Cumhur İttifakı’nın bileşenleri olan diğer partilere iltihak etmeyecek. HÜDA-PAR kendi kimliğiyle kalacak. Elbette diğer partilerin de öyle. Farklı programlara sahip AK Parti ve MHP’nin de bazı konularda dünya görüşleri farklı. Elbette birbiriyle örtüşen noktalara da sahipler. Ama bu ittifak geçen seçimden bu yana sorunsuz yürüyor. Herhangi bir meselede bir koalisyon gibi bütün partilerin ortak imzasıyla bir politika yürütülecek derseniz o zaman sıkıntı çıkar. Bu ittifakın içerisinde yer aldığı için MHP kendi kimliğinden vazgeçti mi, geçmedi. Eğer olacaksa biz de kendi kimliğimizle bu ittifakın içerisinde yer alacağız. Anlaştığımız noktalarda daha büyük hedefler varken, dışarıdan bu kadar saldırı varken ya da memleket bu kadar zor bir süreçten geçerken bunlara takılıp bir fitne çıkartmaya çalışanlar kendi umduklarını bulamayacaklar, hevesleri kursaklarında kalacak.”

    “Sapıklık özgürlüğü yoktur. Bizim inancımızda böyle bir özgürlük yoktur”

    Genel Başkan Yapıcıoğlu, parti programında yer alan “Hakaret, iftira, şiddete başvurma, ırkçılık, ayrımcılık, toplumun kutsal değerlerini aşağılama ve insan fıtratına aykırı fiillerin savunulması, düşünce özgürlüğü olarak değerlendirilemez ve himaye edilemez” politikasında yer alan insan fıtratına aykırı fiillerin ne olduğuna dair sorulan soru üzerine “Tam özgürlükçülük diye bir şey hiçbir düşünce sisteminde yoktur. Hiç kimsenin toplumun haklarını çiğnemeye, toplumun huzurunu ve düzenini bozmaya bir hürriyeti olamaz. Başkasının özgürlüğünün başladığı yerde sizin özgürlüğünüz biter. Örneğin sapıklık özgürlüğü yoktur. Bizim inancımızda böyle bir özgürlük yoktur. Onlar gayri fıtri hareketlerdir. Siz o hareketleri yayma ve propagandasını yapma özgürlüğüne sahip olamazsınız. Bizim düşündüğümüz düzende ve idare tarzında böyle bir özgürlüğü biz tanımıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “25 yıl evli kalan kadın özellikle de anneyse primleri devlet tarafından karşılanmak üzere emeklilik hakkı tanınmalıdır”

    Kadınların erkeklerle birlikte çalışması ve kadınların çalışma hayatında bulunmasına yönelik olarak fikirlerini açıklayan Genel Başkan Zekeriya Yapıcıoğlu, “Kadınlar ile erkekler eğer kadınların biyolojik ve fiziki özelliklerine uygunsa çalışması mümkündür. Mesela maden işçiliği gibi ağır bir alanda kadınları çalıştırabilir misiniz? Kadın fıtratı itibarıyla narin ve naziktir. Fiziki güç isteyen işlerde kadınları çalıştırmak zulümdür. Kadın eğer çalışmak istiyorsa çalışmalıdır. Zorunda olduğu için çalışmamalıdır. Hiçbir kadın çalışmak zorunda kalmamalıdır. Eğer istiyorsa önüne hiçbir engel koyulmamalıdır. Kadının fıtratına uygun olmayan, gücünü aşan işlerde çalışmamalıdır. Çocuklar için de aynısı geçerlidir. Çocuklar çalıştırılmamalıdır. Eğer bir kadın ya da çocuk ihtiyaç nedeniyle çalışmak zorundaysa devlet ve yönetim o çocuk ve kadının bütün ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Annelik çok kutsal bir iştir. Sadece bir alanda değil. Pek çok mesleğin aynı anda icra edilmesidir annelik. Çocuk yetiştirmek toplumun geleceği açısından çok ulvi bir görevdir. Çok özveri isteyen iştir. Bu işin hafta sonu izni veya çalışma saatleri yoktur. Bu yüzden biz, 25 yıl evli kalan kadın özellikle de anneyse primleri devlet tarafından karşılanmak üzere emeklilik hakkı tanınmalıdır” dedi.

    “Anayasayı değiştirmek için bütün siyasi tarafları bir masa etrafında toplar bu toplumun gerçekten kendi anayasasını yapmasını sağlardım”

    Eğer yarın cumhurbaşkanı olabilseydi ilk olarak neyi değiştirirdi sorusunun üzerine anayasayı, eğitim sistemini ve yargı sistemini değiştireceğini belirten Yapıcıoğlu,

    “Anayasayı değiştirirdim. Tamamen sivil bir anayasa yapardım. Anayasayı tek başıma cumhurbaşkanı olarak değiştirmezdim. Anayasayı değiştirmek için bütün siyasi tarafları bir masa etrafında toplar bu toplumun gerçekten kendi anayasasını yapmasını sağlardım. 1982 Anayasası, 12 Eylül 1980’de yönetime el koyan askeri bir cunta tarafından hazırlanan bir anayasadır. 20 kere değişime uğramış ama halen devam ediyor. Eğitim sistemiyle ilgili ciddi değişiklikler yapmak gerekiyor. Eğitimde bir sistem yok. Hükümetlere göre değil bakanlara göre değişiyor. Sürekli bir yaz boz tahtası. Adalet sistemine çok ciddi bir dokunuş gerekiyor. Tam bağımsız bir yargının oluşması için müdahalelerde bulunmak gerekiyor. Herhangi bir kişi veya partinin tek başına sadece kendi düşünceleri doğrultusunda toplumu ikna etmeden ya da toplumun farklı kesimleriyle bir konsensüs oluşturmadan bu değişiklikleri yapması mümkün değil. Birileri ben hükümet olursam sihirli değnekle dokunur gibi her şeyi bir anda değiştirebilirim, hayır. Hiç kimse tek başına bütün toplumun temsilcisi olamaz. Cumhurbaşkanı bir kral değildir, olmamalıdır” açıklamalarında bulundu.

    “HÜDA-PAR’ın oylarının arttığını, onlar da yaptırdıkları kamuoyu araştırmalarıyla görüyorlar”

    HÜDA-PAR’ın 2018 seçimlerinde de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklediğine ve bununla ilgili yapılan açıklamalar olduğuna ama 5 yıl önce gerçekleştirilen seçim öncesinde bu konunun bu kadar tartışılmamasının nedenini artan oy oranlarına bağlayan HÜDA-PAR lideri Yapıcıoğlu, “Biz 2018 Genel Seçimleri’nde de Cumhurbaşkanını destekleyeceğimizi söyledik ve destekledik. Fakat parlamento seçimlerinde biz kendi adaylarımızla seçimlere katıldık. 2018’de bu kadar yaygara çıkmadı çünkü o zaman 6 farklı cumhurbaşkanı adayı vardı. Seçimlerin birinci turda bitme ihtimali yüksekti. İkinci tura kalsaydı belki o zaman yaygara çıkacaktı. Muhalefet kesimi seçimlerin ikinci tura kalacağını bekliyordu. Mevcut dengeyi bizim değiştirebilme potansiyelini bizden beklemiyorlardı. Şu anda ise muhalefet kendisini cumhurbaşkanı seçimini kazanmaya yakın görüyor. Ama aslında dengeli bir durum var. On bin oyun çok şeyi değiştirebileceğini muhalefet de görüyor. HÜDA-PAR’ın oylarının arttığını onlarda yaptırdıkları kamuoyu araştırmalarıyla görüyorlar. Her ne kadar bazı şirketler bize karşı bir karartma uygulasalar da. Bu dengeler bozulduğu için birilerinin dengesi bozuldu. Denge bozulduğu için birilerinin kimyası bozuldu. Hem Millet İttifakı’ndaki partiler hem de herhangi bir ittifak içerisinde olmayan pek çok partiyle görüştük. Fakat Millet İttifakı’na katılım yönünde resmi bir davet gelmedi. 6’lı Masa’nın haricindeki birçok partiden resmi davet geldi. Ama onlar çok uygulanabilir ve gerçekçi davetler olmadığı için onları çok düşünmedik” dedi.

    Ayrıca HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu parti olarak 2023 Genel Seçimleri’ndeki hedeflerinin yüzde 3 olduğunu ve eğer o hedefi yakalayabilirlerse her seçimde bunun üzerine ilave ederek çıtayı yükselteceklerini vurguladı. – ANKARA

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika
  • Ahlatlı köyünün belediyeye geçmesi için yapılan referandumdan “Hayır” çıktı

    Ahlatlı köyünün belediyeye geçmesi için yapılan referandumdan “Hayır” çıktı

    Çaycuma merkeze 3 kilometre uzaklıkta olan Ahatlı köy sakinleri, toplam 1360 seçmenin bulunduğu 3 mahalle 5 sandıkta oy kullanmak için sabah saatlerinde sandık başına gitmeye başladı.

    SANDIKTAN “HAYIR” ÇIKTI

    Ahatlı köyü belediye sınırlarına girmeyi kabul etmedi ve sandıktan ‘Hayır’ çıktı. 5 sandıktan çıkan oylamada 413 Evet çıkarken 626 Hayır çıkarak Ahatlı köyü belediyeye geçmeye ‘Hayır’ dedi.

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika
  • Gazetecilerden depremin vurduğu Hatay’a ziyaret! AK Partili Yayman çalışmalar hakkında bilgi verdi

    Gazetecilerden depremin vurduğu Hatay’a ziyaret! AK Partili Yayman çalışmalar hakkında bilgi verdi

    Anadolu Yayıncılar Derneği (AYD) ve İletişim Başkanlığı öncülüğünde çok sayıda ulusal ve yerel gazeteci deprem bölgesi Hatay‘ı ziyaret etti. AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, aralarında Haberler.com Genel Yayın Yönetmeni Bedia Teymur’un da bulunduğu gazetecilere Hatay’da yapılan çalışmalar ve yıkılan tarihi binalar hakkında bilgi verdi.

    GAZETECİLER DEPREMDE ZARAR GÖREN YERLERİ ZİYARET ETTİ

    Yayman, depremde zarar gören Habib-i Neccar Camisini gazetecilere anlattı. Gazeteciler Hatay’da depremden zarar gören yerleri gezdi.

    “ATEŞ 85 MİLYONUN YÜREĞİNE DÜŞTÜ”

    Yayman, “Bizim elbette gıdaya, çadıra, suya, konteynere ihtiyacımız var ama en çok şefkate,sevgiye, merhamete ihtiyacımız var. Biz biriz ve beraberiz. Ateş düştüğü yeri yakar diye bir söz var ama ateş 85 milyonun yüreğine düştü.” ifadelerini kullandı.

    “50 GAZETECİ İLE BÖLGEDEYİZ”

    50 gazeteci ile bölgede olduklarını söyleyen AYD Başkanı Sinan Burhan da kentsel dönüşümün önemine dikkat çekerek, “Burada bunu daha iyi görüyoruz.” dedi. Sinan Burhan Hatay’ın yerel televizyonu HRT kanalını ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti.

  • Kılıçdaroğlu’nun lehine yarıştan çekilmesi isteniyordu! Muharrem İnce yarın YSK’ya adaylık başvurusu yapacak

    Kılıçdaroğlu’nun lehine yarıştan çekilmesi isteniyordu! Muharrem İnce yarın YSK’ya adaylık başvurusu yapacak

    CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu lehine adaylıktan çekilmesi çağrıları yapılan Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, cumhurbaşkanlığı adaylığı için yarın Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) başvuru yapacağını belirtti. İnce, partisinin genel merkezi önünde toplanan gençlere yaptığı konuşmada, Türkiye‘ye yeni bir seçenek sunacaklarını söyledi.

    “ÇARŞAMBA GÜNÜ İŞİ BİTİRECEĞİZ”

    Son zamanlarda kendisine yönelik olumsuz kampanya yürütüldüğüne dikkati çeken İnce, şunları kaydetti: “Yarın YSK’ya gidip adaylık için dilekçemi vereceğim. Yarın son gün. Ama çarşamba bir iş başlıyor, 100 bin imza. Çarşambadan pazartesiye kadar biz ne yapacağız? Çarşamba günü bir günde işi bitireceğiz.

    “İLÇE SEÇİM KURULU ÖNÜNDE KUYRUK OLUŞTURACAKSINIZ”

    Sizden ne istiyorum? Çarşamba günü kardeşiniz, anneniz, babanız, sevgiliniz, arkadaşınız, babaanneniz, anneanneniz, dedeniz, komşunuz kim varsa, ilçe seçim kuruluna gidip imza verdiriyorsunuz. Hadi göreyim sizi, çarşamba gününden itibaren ilçe seçim kurulu başkanlıkları önünde kuyruk oluşturacaksınız.”

    “TÜRKİYE’DE BİR DEVRİM YAPACAĞIZ”

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un seçimlerdeki başarısını hatırlatan İnce, “Fransa’da Macron nasıl her iki bloku yırtıp attıysa, biz de Türkiye‘de bir devrim yapacağız.” dedi.

    “BENİ DEĞİL MİLYONLARI İKNA EDİN”

    Öte yandan Muharrem İnce, Kemal Kılıçdaroğlu’nun lehine adaylıktan çekilmesi yönündeki çağrılara, “Beni değil, edebiliyorsanız önce benim aday olmamı isteyen insanlarımızı ikna edin. Partimize sadece son 1 haftada üyelik başvurusu yapan 80.000 genci ikna edin. Bu işi başaracağımızdan şüphesi olmayan milyonları ikna edin. Siyasetçi, seçmenin vekilidir; ben onların sesiyim.” sözleriyle yanıt vermişti.

    “GEREKTİĞİ ANDA GEREĞİNİ YAPARIM”

    Bir diğer açıklamasında Kılıçdaroğlu lehine adaylıktan çekilebileceğini söyleyen İnce, “İkinci tura ben ve Kemal Bey çıkarsak gerçekten çok eğlenceli olur. Ben çelebi adamım. Kadir kıymet bilen adamım. Bu memleketi herkesten çok seven adamım. Kimse merak etmesin, gerektiği anda gereğini yaparım. Durumu değerlendiriyorum. Kendi adıma değil, Türkiye adına. Günü geldiğinde çekilmeyi bilirim. Kemal Bey lehine çekilirim” demişti.

    Kaynak: AA / Politika