Blog

  • Küresel satış dalgasına petrol de katıldı: Günlük kayıp %5’i buldu

    Küresel satış dalgasına petrol de katıldı: Günlük kayıp %5’i buldu

    Investing.com – ABD’li SVB Financial Group’un (SIVB)  iflası hisse senedinden tahvillere emtiadan enerjiye kadar tüm piyasalarda oynaklığı artırdı.

    Banka iflasının sektöre sirayet edeceği ve ABD ekonomisinde durgunluk yaşanacağına dair beklentilerin artmasıyla bugün petrol fiyatları günlük bazda %5 geriledi. Brent petrol 78,38 dolara inerek 9 Ocak sonrası en düşük seviyeyi, ham petrol ise 72,35 dolara inerek 6 Şubat sonrası en düşük seviyeyi gördü.

    Fed’in faiz artış sürecinde korkulan ölçüde resesyon yaşanmaması ve istihdam sektörünün de güçlü olması ABD ekonomisinde resesyon riskini azaltmıştı. Fakat 2008 krizinin ardından ilk kez bir bankanın iflas etmesi, resesyon ve daha ötesi yeni bir kriz endişesini yükseltti. Bu da ekonomik aktivitelerde görülebilecek kayıp düşüncesiyle petrolde sert geri çekilme yarattı.

    Önceki dönemde Fed’in Başkanlığını da yapan Hazine Bakanı Yellen, 2008’deki gibi bankaları kurtarma çabasına girmeyeceklerini ve şu anda durumun diğer bankalara sirayet etmemesi olduğunu belirtti.

    Yazar: Necdet Erginsoy

  • Kılıçdaroğlu: Terör örgütlerince öldürülmek istenen bir siyasetçiyim, tehditleri önemsemiyorum

    Kılıçdaroğlu: Terör örgütlerince öldürülmek istenen bir siyasetçiyim, tehditleri önemsemiyorum

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında Millet İttifakı’nın adayı olan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu‘na yönelik suikast duyumları aldıklarını söylemişti. Özel, “Durum ciddi. Zırhlı araç yolladılar Kılıçdaroğlu kabul etmedi. Bu tehditler aslında seçimi bir korku iklimine taşımaya yönelik” ifadelerini kullanmıştı.

    “BEN KİMİ GÜÇLER TARAFINDAN LİNÇ EDİLMEK İSTENEN BİR SİYASETÇİYİM”

    Kendisine yönelik tehditler bulunduğu haberlerine ilişkin konuşan Kemal Kılıçdaroğlu “Olur, böyle şeyler; önemsemiyorum. Ben terör örgütleri tarafından öldürülmek ve kimi güçler tarafından linç edilmek istenen bir siyasetçiyim. Ne yaşamış olursam olayım, bir adım geri adım atmadım. Dolayısıyla kimse de endişe etmesin. Bu türden haberlerin aynı zamanda bazı mahfillerin propaganda enstrümanı olduğunu da biliyorum” dedi.

    “İLK SEÇİMLERDE İKTİDARI DEVRALACAĞIZ”

    Bu tip haberler üzerinden toplumda korku ve endişe yaratılmak istendiğini belirten Kılıçdaroğlu, gazeteci Murat Sabuncu’ya yaptığı açıklamada “Kimsenin endişesi olmasın. Neyle ve kiminle tehdit ederlerse etsinler; tehdit eder görünürlerse görünsünler başaramayacaklar. İlk seçimlerde iktidarı devralacağız ve cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracağız” ifadelerini kullandı.

  • Restoranda ‘kapanma saati’ tartışması kanlı bitti: 1 ölü, 2 yaralı

    Restoranda ‘kapanma saati’ tartışması kanlı bitti: 1 ölü, 2 yaralı

    HASTANEYE GÖTÜRÜLÜRKEN YAŞAMINI YİTİRDİ

    2 kişi kaçarken, Selçuk Sorgut, çalışanlar Bayer Ş. ile Ethem A. yaralandı. İhbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri geldi. Selçuk Sorgut, ambulans ile hastaneye kaldırıldığı sırada, yolda yaşamını yaşamını yitirdi. Diğer 2 kişi ise tedavi altına alındı.

    KİMLİKLERİ BELİRLENDİ

    Polis kimliklerini belirlediği 2 kişiyi yakalamak için çalışma başlattı. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşen Mustafa Destici’den ilk açıklama: 81 ilde kendi logo ve adaylarımızla seçime katılacağız

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşen Mustafa Destici’den ilk açıklama: 81 ilde kendi logo ve adaylarımızla seçime katılacağız

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici ve beraberindeki heyeti, AK Parti Genel Merkezi’nde kabul etti. Son 4 günde ikinci kez bir araya gelen iki lider, seçim sürecine ilişkin son değerlendirmelerini yaptı.

    “CUMHUR İTTİFAKI BİR BÜTÜN OLARAK YOLUNA DEVAM EDİYOR”

    Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Mustafa Destici, “Cumhur İttifakımız devletin bekasını ülkenin bütünlüğünü önceleyerek yoluna devam ediyor. BBP olarak, 2017 referandumu, 2018’de Cumhur İttifakı kurulunca, ittifakla birlikte hareket ettik. Bugünlere geldik. Cumhur İttifakı’yla eksik bulduğumuz noktaları dile getirdik, taleplerin takipçisi olduk. Cumhur İttifakı bir ve bütün olarak yoluna devam etmektedir.” dedi.

    “BBP KENDİ İSMİ VE ADAYLARIYLA SEÇİME KATILACAK”

    Destici sözlerini şöyle sürdürdü: “Önümüzde 14 Mayıs’taki seçimlerde Cumhur İttifakı bileşeni olarak, kararlı bir şekilde devam ediyoruz. BBP’nin Cumhurbaşkanı adayı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Türkiye’nin geleceği, milletin geleceği, ülkenin bütünlüğü açısından kıymetli buluyoruz. Prensip olarak, konuştuk, anlaştık önümüzdeki seçimlerde güçlü kuvvetli ihtimal ki, BBP 81 ilin tamamında kendi ismi, logosu ve adaylarıyla seçime katılacaktır.”

  • Merkez Bankası açıkladı! Cari açıkta yeni rekor

    Merkez Bankası açıkladı! Cari açıkta yeni rekor

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ocak ayına ilişkin ödemeler dengesi gelişmelerini paylaştı.

    BİR YILLIK CARİ AÇIK 51.7 MİLYAR DOLAR

    Açıklanan istatistiklere göre, ocak ayı itibariyle 12 aylık cari açık 51.7 milyar dolar olarak açıklandı. Aralık ayında 12 aylık cari açık 48.7 milyar dolarken, cari dengede, dış ticaret açığının artması etkili oldu.

    KORONA DÖNEMİNDEN DAHA KÖTÜ

    Turizm sektöründen gelen gelirlerde virüsün etkisini hissettirdiği 2021 yılı ocak ayında, 12 aylık cari işlemler açığı 36 milyar 599 milyon dolar olarak açıklanmıştı.

    OCAK AYI İÇİN REKOR GELDİ

    Ocak ayında cari denge 9.85 milyar dolar açık verirken, bu rakamın 2011 mart ayındaki 9.4 milyar dolarlık seviyeyi aşan yeni bir rekor olduğu görüldü.

  • Son dakika: 81 ilin valiliklerine gönderildi! İçişleri Bakanlığı’ndan 61 maddelik seçim genelgesi

    Son dakika: 81 ilin valiliklerine gönderildi! İçişleri Bakanlığı’ndan 61 maddelik seçim genelgesi

    Genelgede, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerinin yenilenmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararına istinaden Yüksek Seçim Kurulunun kararının; Cumhurbaşkanlığı ve 28’inci Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinin 14 Mayıs 2023 Pazar günü, Cumhurbaşkanı Seçiminin ikinci oylamaya kalması durumunda 28 Mayıs 2023 Pazar günü yapılması yönünde olduğu belirtildi. Bu kapsamda seçimlerin huzur ve güven ortamı içerisinde gerçekleşmesi için alınan tedbirlerin gözden geçirilmesi ve mahallin şartlarına göre ilave tedbirlerin alınmasının büyük önem arz ettiği ifade edilerek, oy verme günü öncesinde, sırasında ve sonrasında alınan tedbirler şu şekilde sıralandı:

    SEÇİM KOORDİNASYON KOMİSYONU OLUŞTURULDU

    Görevli kurumlar arasında koordinasyon ve iş birliğinin sağlanması, ülke çapında seçimle ilgili her türlü tedbirin gözden geçirilmesi ve takibi, seçim ile ilgili olayların anlık paylaşımı, seçim takvimi süresince istihbar edilen olaylara ilişkin proaktif bir şekilde tedbirler geliştirilmesi amacıyla İçişleri Bakanlığı bünyesinde Seçim Koordinasyon Komisyonu oluşturuldu. Ayrıca tüm illerde Vali yardımcısı başkanlığında ve valilerce belirlenecek sayıda üyeden oluşan “Seçim Koordinasyon Merkezi” kuruldu. Bu merkezler Bakanlık Seçim Koordinasyon Komisyonu ile sürekli iletişim halinde bulunacak. Meydana gelen olayların anlık takip ve koordine edilmesi amacıyla İçişleri Bakanlığı Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi (GAMER) ile 81 ilde bulunan GAMER’ler 7/24 esasına göre faaliyet gösterecek.

    İçişleri Bakan Yardımcısı başkanlığında Adana, Ankara, Antalya, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, İzmir, Trabzon illerimizde 81 ilimizi kapsayacak şekilde Seçim Güvenliği Bölge Toplantıları düzenlenecek.

    Valiler tarafından güvenlik birim amirleri ve diğer yetkililerin katılımıyla illerde seçim güvenliği toplantıları yapılacak, önceki seçimlerde meydana gelen olaylar göz önünde bulundurularak risk analizleri çerçevesinde İl Seçim Güvenlik Planları hazırlanacak. Bu plan kapsamında tüm kolluk birimleri tam bir işbirliği ve entegrasyon içerisinde bulunularak alınan güvenlik tedbirlerinin daha geniş kitlelere iletilmesini sağlamak amacıyla yerel basın mensuplarıyla basın toplantıları düzenlenecek.

    SEÇİM GÜVENLİĞİ KAPSAMINDA 601.251 PERSONELİ GÖREVLENDİRİLDİ

    Seçim güvenliği kapsamında; 326.387 Emniyet Genel Müdürlüğü, 196.197 Jandarma Genel Komutanlığı, 2.800 Sahil Güvenlik Komutanlığı ve 58.658 güvenlik korucusu ve 17.209 gönüllü güvenlik korucusu olmak üzere 601.251 personeli görevlendirildi. Ayrıca kolluk birimlerine ait 73 Helikopter, 8 Uçak, 61 İHA/İKU, 6.708 ZMA, 754 TOMA Aracı, 244 bot/gemi göreve hazır vaziyette bulunacak. Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı adayları, bakanlar ile siyasi partilerin genel başkanlarının katıldıkları seçim ziyareti ve faaliyetlerinde güvenliklerinin sağlanması için gerekli tedbirler en üst seviyede alınarak, titizlikle uygulanacak.

    OY PUSULALARININ TAŞINMASINDA GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ÜST SEVİYEYE ÇIKARILACAK

    Sandık seçmen listelerinin bulunduğu yerlerde, oy pusulalarının basıldığı yerlerde ve basımı yapılacak pusulaların seçim kurullarına intikali sırasında gerekli güvenlik önlemleri alınacak. Başta güvenlik güçleri olmak üzere seçimlerde görev alacak personelin seçimlerle ilgili mevzuat, Yüksek Seçim Kurulunun ilgili kararları ve uygulamaya ilişkin diğer hususları kapsayacak şekilde hizmet içi eğitime tabi tutulacak. Oy verme günü öncesi, oy verme günü ve sonrasında kamu görevlileri ve güvenlik güçleri, idarenin tarafsızlığını zedeleyici tutum ve davranışlardan kaçınılacak.

    Kamu binaları, siyasi parti binaları, mabetler, yabancı ülke temsilcilikleri, uluslararası kuruluşların ülkemizdeki temsilcilikleri, seçim büroları ve benzeri hassas noktalara yönelik alınan koruma tedbirlerinin gözden geçirilerek ihtiyaç halinde ilave diğer tedbirler alınacak.

    Metropol şehirler, turizm bölgeleri ve ormanlık alanlar başta olmak üzere vatandaşların yoğun olarak bulunduğu umuma açık yerler, turistik bölgeler, havaalanı, deniz limanı, otobüs terminali, tren istasyonu, çarşı, alışveriş merkezi, pazar, metro, vb. yerlerde alınan güvenlik tedbirleri gözden geçirilerek artırılacak.

    ENERJİ DAĞITIM MERKEZLERİNDE TEDBİRLER ARTIRILACAK

    Enerji arzının sürekliliğini temin bakımından enerji dağıtım merkezleri, doğalgaz ve petrol boru hatları ile diğer hassas tesislere yönelik koruma tedbirlerinin gözden geçirilerek gerektiğinde özel güvenlik personeli sayısının artırılması dâhil olmak üzere güvenlik/gönüllü güvenlik korucularından faydalanılacak ve diğer güvenlik tedbirleri alınacak.

    Özellikle elektrik kesintilerinin önüne geçebilmek amacıyla ilgili kurumlarla koordine kurularak gerektiğinde kullanılmak üzere jeneratör ve benzeri güç kaynaklarının, aydınlatma sistemlerinin çalışır halde bulundurulacak.

    Oy verme gününde elektrik kesintilerinin önüne geçebilmek amacıyla ilgili kurumlarla koordine kurularak trafoların korunması, gerektiğinde kullanılmak üzere jeneratör ve benzeri güç kaynaklarının temin edilmesine yönelik tedbirler alınacak.

    KAMERA VE AYDINLATMA SİSTEMLERİNE ÖZEL ÖNEM VERİLECEK

    Sandık kurulacak olan binaların teknik altyapısı gözden geçirilerek binaların bahçesini de görecek şekilde güvenlik kamera/aydınlatma sistemlerinin aktif olmasına yönelik gerekli tedbirler alınacak.

    SOSYAL MEDYA PROVOKASYONLARINA MÜDAHALE EDİLECEK

    Sosyal medya platformları üzerinden özellikle 11 ilimizde yıkıcı etkisi oluşan deprem sürecini suistimal ve hassas konular üzerinden yapılabilecek olası dezenformasyon, “seçim suçları” ile “provokatif paylaşımları” takip etmek amacıyla kolluk birimlerince “bilişim suçları ile mücadele ekipleri”nin görevlendirilecek, suç unsuru tespiti halinde gerekli adli/idari işlemler ivedilikle yapılacak.

    SEÇİM GÜNÜ DEVRİYE SAYISI ARTIRILACAK

    Oy verme günü emniyeti ve asayişi sağlamakla görevli olanlar dışında hiçbir kimsenin silahını taşımasına izin verilmeyecek. Oy kullanılacak alanlara seyyar satıcı ve araç girişine müsaade edilmeyecek. Vatandaşların sandık çevresine ulaşımlarını sağlayacak önlemler alınacak, vatandaş iradesini baskıyla etkilemeye yönelik girişimlere asla müsaade edilmeyecek. Oy verme günü vatandaşların sandık çevresine gidiş ve geliş yolları ile sandık başlarında çıkabilecek olayların engellenmesi için tüm sandık bölgelerinde gerekli güvenlik tedbirleri alınacak. Motorlu ve yaya devriyelerin yer ve sayıları artırılacak.

    Oy verme günü alkollü içki satılmaması ve oy verme süresince bütün umumi eğlence yerlerinin kapalı kalmasına yönelik denetimler gerçekleştirilecek.

    Oy sayımı ve dökümü gecenin geç saatlerine kadar sürebileceğinden sandık konulan yerler ile çevrelerinin aydınlatılması konusunda seçim kurulları ve ilgili birimlerle koordinasyon ve işbirliği yapılacak.

    OYLARIN MUHAFAZA EDİLECEĞİ BİNALARDA GÜVENLİK TEDBİRLERİ SIKILAŞTIRILACAK

    Oyların sayımı ve dökümü tamamlandıktan sonra düzenlenen tutanaklar ile sandık ve torbalarının ilgililer tarafından il ve ilçe seçim kurullarına nakli sırasında güzergâhlarda ve muhafaza edileceği binalarda güvenlik tedbirlerinin alınması planlanacak. Seçim sonuçlarının kısmen veya tamamen belli olmasından sonra beklediği sonuçları alamayan kişi veya gruplarca istenmeyen olayların meydana gelebileceği ya da istediği sonuçları alan kesimlerin geniş katılımlar ile kutlama etkinlikleri düzenleyebileceği göz önünde bulundurularak gerekli tedbirler alınacak. Ayrıca valiliklerce, mahallin özelliklerine göre ve seçim sürecinde meydana gelebilecek hassasiyetler çerçevesinde ek tedbirler geliştirilerek uygulamaya konulacak.

  • Ürdün Kralı 2. Abdullah’ın kızı Prenses İman evlendi

    Ürdün Kralı 2. Abdullah’ın kızı Prenses İman evlendi

    Ürdün Kralı 2. Abdullah’ın kızı Prenses İman, Yunan asıllı ve Venezuela doğumlu Cemil Alexander Thermioti ile evlendi.
    Kraliyet Divanı ve resmi televizyonların yanı sıra çeşitli internet sitelerinde, kraliyet aile üyelerinin yanı sıra yerli ve yabancı konukların katılımıyla düzenlenen nikah törenine ilişkin görüntüler yayınlandı.

    NİKAHIN ARDINDAN KURAN-I KERİM OKUNDU

    Prenses İman, nikahın yıkıldığı salona ağabeyi veliaht Prens Hüseyin ile birlikte geldi. Nikahın yapılmasının ardından gelin ve damat Kuran-ı Kerim’den ayetler okudu. Beyt’ul Ürdün Sarayında düzenlenen nikah törenine, prens ve prenseslerin yanı sıra Mısır Cumhurbaşkanı’nın eşi İntisar es-Sisi gibi kraliyet ailesine yakın misafirler de katıldı. 27 yaşındaki Prenses İman’ın evlendiği Thermioti’nin 1994’te Venezuela’nın başkenti Karakas’ta doğduğu ve Yunan asıllı olduğu biliniyor. Thermioti şu anda ABD’nin New York kentinde yaşıyor.

    Kral Abdullah’ın Hüseyin (29), İman (27), Selma (23) ve Haşim (18) olmak üzere 4 çocuğu bulunuyor.

    Kaynak: AA / Güncel
  • AK Parti’li Aydemir: Nerede terörist varsa tamamı Millet İttifakı’nı destekliyor

    AK Parti’li Aydemir: Nerede terörist varsa tamamı Millet İttifakı’nı destekliyor

    Ak Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, terör örgütü elebaşı Duran Kalkan’ın, 2023 seçimlerine yönelik sözlerini içeren videoyu izleterek, “Bu vatan haini çok açık biçimde Millet İttifakı’na destek verdiğini söylüyor” diye konuştu.

    “NEREDE TERÖRİST VARSA TAMAMI MİLLET İTTİFAKI’NI DESTEKLİYOR”

    Kalkan’ın, “Bugüne kadar AK Parti ile MHP iktidarına en büyük zararı biz verdik” sözünü aktaran Aydemir, “(Biz) dediği; PKK’lılar, bölücüler, bu milleti yıllarca terörün cenderesine düşüren kitapsızlar. Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediklerini söylüyorlar. Nerede terörist varsa tamamı Millet İttifakı’nı destekliyor; PKK’sı, FETÖ’sü, DEAŞ’ı, DHKP-C’si, tamamı Millet İttifakı’nın arkasında konuşlanmış durumdalar” ifadelerini kullandı.

    “HERKES BAŞINI ELLERİNİN ARASINA ALARAK DÜŞÜNMELİ”

    “Millet İttifakı’nın paydaşlarından hiçbirinin bu duruma en ufak eleştirisi bulunmadığını” öne süren Aydemir, şöyle devam etti; “Onlar da PKK’yı eleştirmiyorlar, PKK’yı adeta partner olarak görüyorlar. Buradan ders çıkarmamız gerekmez mi? On binlerce insanımızın kanında parmağı olan, böylesine imansız bir terörist yapı sizi destekleyecek ve bu millet de bunu göre göre sizin arkanızda duracak öyle mi? Olmayacak, göreceksiniz. Bu millet ferasetiyle basiretiyle devletinin, liderinin yanında olacak. Cumhur İttifakı’nın yanında olacak. Seçime 62 gün var. Herkes başını ellerinin arasına alarak şunu düşünmeli: Evlatlarımızın yeniden terörle muhatap olmasını mı istiyoruz yoksa ülkenin gelişmesine, kalkınmasına ön açacak girişimlerin yanında mı olmalıyız?”

    Kaynak: AA / Politika
  • 6284 sayılı kanuna neden karşı çıkıyorlar? Fatih Erbakan’ın partisinden yazılı açıklama geldi

    6284 sayılı kanuna neden karşı çıkıyorlar? Fatih Erbakan’ın partisinden yazılı açıklama geldi

    Yeniden Refah Partisi‘nin Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal katıldığı bir canlı yayında, ittifak kurulması için 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması talebinin yer aldığı listeyi Ak Parti‘ye ilettiklerini ve kendilerine ‘hiçbir problem yok’ yanıtı verildiğini iddia etti.

    AK PARTİ İDDİALARI YALANLADI

    Yeniden Refah Partisi‘nin tartışma yaratan iddiasına AK Parti adına ilk yanıt ise Genel Başkanvekili Binali Yıldırım’dan geldi. Yeniden Refah Partisi

    YENİDEN REFAH PARTİSİ’NDEN YAZILI AÇIKLAMA GELDİ

    Yaşanan gelişmeler sonrası Fatih Erbakan’ın genel başkanlığını yaptığı Yeniden Refah Partisi‘nin 6284 sayılı kanuna neden karşı çıktığı merak konusu olurken, partiden konuyla ilgili yazılı açıklama geldi. Yeniden Refah Partisi Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Abdulkadir Yılmaz’ın kaleme aldığı açıklamada şu ifadeler yer aldı; “İstanbul Sözleşmesi ve 6284 s. Kanun’a ideolojik saplantılarla yahut oy devşirme amacıyla değil; tamamen rasyonel bir şekilde sosyolojik ve hukukî perspektiften bakmak icap etmektedir. Zira bu düzenlemelere ideolojik gerekçelerle sarılmak, bu düzenlemenin sosyal ve toplumsal hayata ve en önemlisi aile hayatına getirdiği olumsuzlukları kasten görmezden gelmek demektir.

    G. Orwell’ın 1984 adlı eserinde belirttiği gibi: “Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.” Amacımız milletimizin artık başını kaldırarak hakikatleri görmesi, bilinçlenmesi arzusudur. Yeniden Refah Partisi olarak bizler bu sözleşmeye ve bu sözleşmenin kanuni dayanağı olan 6284 s. Kanuna ideolojik gerekçelerle yahut oy beklentisi ile karşı çıkmıyoruz. Tamamen rasyonel, sosyolojik ve hukukî gerekçelerle, ideolojik bakış açısının antitezini üretmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken istatistiklerden istifade edip gelinen noktanın tarihi gelişimini de gözler önüne sermeye çalışıyoruz.

    “RAKAMLAR KADINLARIMIZI İSTANBUL SÖZLEŞMESİYLE KORUYAMADIĞIMIZ GERÇEĞİNİ ORTAYA KOYMAKTADIR”

    1) İstanbul Sözleşmesi ve 6284 S. Kanun kadınlarımızı yaşatmıyor. Tüm kamuoyunca bilindiği üzere, İstanbul Sözleşmesi ve onun kanunî dayanağı olan 6284 s. Kanun’un ortadan kaldırılması halinde kadın cinayetlerinin artacağına yönelik anlamsız korku ve endişe topluma enjekte edilerek bir algı oluşturulmakta ve “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!” sloganı kullanılmaktadır. Peki İstanbul Sözleşmesi gerçekten kadınlarımızı yaşatmış mıdır? İstanbul Sözleşmesi, ülkemiz tarafından 11.05.2011 tarihinde İstanbul’da imzalanmış ve Sözleşmeye ilişkin Kanun Tasarısı, 24.11.2011 tarihinde 6251 sayılı Kanunla Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yapılan açık oylamada tüm siyasi partilerin mutabakatı ile yürürlüğe girmiştir.6284 s. Kanun ise 20.03.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. O halde bu sözleşmenin ve sözleşme sonrasında çıkarılan düzenlemelerin etkisinin 2012 yılında kendisini göstermesi beklenir. “Türkiye’de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”‘nun yayınladığı verileri[1] paylaşmak istiyoruz. Verilere göre bu düzenlemelerin hiçbirisi yürürlükte değilken 2010 yılında 180 kadın, 2011 yılında 121 kadın ne yazık ki katledilmiştir. Bu düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarih olan 2012 yılından sonra tam bir patlama gerçekleşmiştir. 2012 yılında 210 kadınımız katledilmiş 2019 yılında bu sayı 474’e çıkmıştır. 2022 yılında ise 334 kadının öldürüldüğü, 245 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğunu açıklanmıştır. Bu artış oranı, kadınlarımızı bu sözleşme ve sözleşmenin uzantılarıyla koruyamadığımız gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır.

    “ASIL PROBLEM YUVALARIN DAĞILMASINA SEBEP OLAN KANUNİ DÜZENLEMELERDİR”

    2) Bu sözleşme ve bu sözleşmenin kanunî dayanakları olan düzenlemeler yürürlüğe girdikten sonra açılan boşanma davaları sayısında hızlı bir yükseliş gerçekleşmiştir. Bu yükseliş tesadüf müdür? Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre 2012 yılında açılan boşanma davası 190.564 iken 2020 yılında açılan boşanma davası sayısı 246.561’e yükselerek %30’luk bir artış gerçekleşmiştir. Şimdi tam bu noktada, bu artışın sebebinin, nüfus artış hızı ve buna bağlı olarak evlilik hızındaki artış olduğu düşünülebilir. Fakat gerçek böyle değildir. İstatistiklere bakıldığında görüleceği üzere nüfus artış hızımız ortalama olarak yıllık %1’dir. Bu artış hızıyla aynı oranda evlilik yapıldığı düşünülse dahi boşanma sayısındaki artış oranının %30 değil; %8 olması gerekirdi. Ayrıca TÜİK rakamlarına göre evlilik oranı neredeyse her yıl %10 düşmektedir. (Sözgelimi 2019 yılında 542.314 iken 2020 yılında bu rakam %10,1 azalarak 487.270 olmuştur.) Bu gerekçe ve verilerle boşanmalardaki %30’luk artışın sebebinin nüfus artışı ve buna bağlı olarak yapılan evlilikler olmadığı aşikardır. Bu konuda ortaya konulan cevaplardan diğeri ise şudur: “Bu sözleşme ile kadınlar çeşitli haklara sahip olmuşlar ve bu haklara sahip olduklarını anladıkları için boşanma davası sayısı artış göstermiştir.” Bu düşünceye vereceğimiz cevap şudur: Hayır! Temel haklar ve hürriyetler bu sözleşme ile garanti altına alınmamaktadır. Temel Hak ve Hürriyetleri garanti altına alan tek metin Anayasa’dır. Ayrıca aile hukukundan kaynaklı olarak eşlerin birbirlerine karşı yükümlülükleri ve dolayısıyla hakları 4721 S. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. O halde problem nedir? Esas problem, yuvaların dağılmasına sebep olan kanunî düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler bizim toplum yapımıza, örf ve adetimize, inanış şeklimize uygun olmadığından sorunlar her geçen gün artıyor, sağlıklı bireyleri topluma kazandırması beklenen aileler, tam tersine topluma psikolojik ve moral durumu son derece kötü ve hatta kriminolojik anlamda suça eğilimli nesiller topluma entegre edilmiş oluyor.

    “TARAFLARDAN BİRİ UZAKLAŞTIRILARAK UYUŞMAZLIK ÇÖZÜLEBİLİR Mİ?”

    3) Evin bireyi evden uzaklaştırılmak suretiyle sorun çözülemez. Bu konuda çeşitli rakamlar ifade edilmektedir. Bunların her ikisi de paylaşılabilir. Çünkü her iki veri de birbirini tamamlamaktadır. Türkiye Aile Meclisi’nin açıkladığı istatistiklere göre 2015 yılında 269.159, 2016 yılında 318.363, 2017 yılında 410.934, 2018 yılında 516.132, 2019 yılının Kasım ayına kadar 442.935 aile ferdi yuvasından koparılmıştır. Yani 2015-2019 yıllarını kapsayan bu dönem içerisinde evden uzaklaştırılan baba sayısı neredeyse 2 milyondur. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun 2019 yılında yansıyan verilerine göre ise iki buçuk yılda 746.336 baba evinden koparılmıştır.Allah aşkına soruyoruz hangi uyuşmazlık modelinde uyuşmazlığın taraflarından biri uzaklaştırılarak uyuşmazlık çözümlenebilir? Mesela bir dava düşünün, davacı mahkemeden uzaklaştırılarak çözüm bulunabilir mi? Bir arabuluculuk ya da tahkim görüşmesinde uyuşmazlığın bir tarafı uzaklaştırılarak çözüm bulunabilir mi? Hem de ortada hiçbir delil yokken ve tamamen beyanla. Nitekim 6284 s. Kanun’un 8. Maddesinin 3. Fıkrasının ilk cümlesine göre “Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz.”. Oysa Türk Medenî Kanunu m. 6’ya göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Türk Medenî Kanunu 6. Maddesi ile 6284 s. Kanun’un 8. Maddesinin 3. Fıkrası arasındaki bu çelişkinin giderilmesi elzemdir. Evrensel bir hukuk kuralının mülga edilmeye çalışılması kabul edilemez.

    “KÖTÜ İNSANIN KADIN YA DA ERKEK OLMASININ NE ÖNEMİ VAR?”

    4) İstanbul Sözleşmesi’nin içine gizlenmiş gerçek tehlikelerin farkında değiliz. Her şeyden önce İstanbul Sözleşmesi’nin kadını, fakir, ikincil, güçsüz ve aciz gösterirken erkeği güçlü, zengin ve zalim göstermektedir. Asıl cinsiyetçibakış açısı işte budur. Bize göre iki tür insan vardır. İyi insan ve kötü insan. Kötü insanın kadın yahut erkek olmasının ne önemi vardır? Tek amacımız iyi insanları kötü insanlardan muhafaza etmek ve kötü insanı ıslah etmek olmalıdır.

    “BU ÖRNEKLERİN HEPSİ BİRER ŞİDDETTİR VE CEZALANDIRILMALIDIR”

    5) İstanbul Sözleşmesi’nin tanımlar başlıklı 2. Maddesi yalnızca kadına karşı şiddeti değil, aynı zamanda “aile içi şiddeti” de tanımlamaktadır. Bu minvalde düzenlemelerde öngörülen yaptırımların uygulanabilmesi için şiddetin sadece kadına yönelmesine gerek yoktur. Aynı evde yaşasın yahut yaşamasın fiziksel, duygusal, ekonomik, psikolojik, cinsel olarak şiddet mağduru olan herkes bu sözleşmeye göre haklarını kullanabilecek ve bu kanunda öngörülen önleyici ve koruyucu tedbirlere müracaat edebilecektir. Bu durum hukukun temel ilkelerinden “suçun belirliliği” ilkesine tamamen aykırıdır.Ekonomik şiddet, duygusal şiddet, psikolojik şiddet nasıl tanımlanacaktır ? Ayrıca bu konuyla ilgili metni yorumlayarak bazı örnekler de vermek istiyoruz. Bu sözleşmeye göre, evlilik arefesinde olan bir damat adayına, işinin ve kazancının sorulması bir psikolojik şiddettir. Aynı gelinin diğerlerinden bir miktar daha pahalı olan nişan yüzüğü istemesi ekonomik şiddettir. Bu örneklerdeki gelinin yahut gelinin ailesinin cezalandırılmasını vicdanınız kabul edebilir mi? Bu sözleşmeye göre, sakıncalı sitelere girdiğinden şüphelenilen ya da kötü arkadaş edindiği düşünülen bir evladın cep telefonun annesi tarafından kurcalanması psikolojik şiddettir. Ya da savurganlık yapmasın, cebindeki parayı doğru harcamayı bilsin gerekçesiyle okula giden çocuğa kısıtlı cep harçlığı verilmesi ekonomik şiddettir. Ebeveynlerin bu davranışları sebebiyle evden uzaklaştırılmasını yahut çocuğuyla ilişkisinin kısıtlanmasını vicdanınız kabul ediyor mu?

    “BU KANUN YUVALAR YIKILSIN DİYE Mİ ÇIKARILMIŞTIR?”

    6) 6284 Sayılı Kanun art niyetli bir kanundur. Şiddete uğradığını iddia eden kadın bu iddiasını ispatlamakla mükellef değil, sadece beyanı yeterli. Ancak sonrasında aynı kadın şikayetimden vazgeçiyorum dediğinde bu beyanı ise geçerli değil, konu kamu davasına dönüşüyor ve kocanın evden uzaklaştırması devam ediyor. Yani koca evden uzaklaştırılacağı zaman, yuva yıkılacağı zaman kadının beyanı makbul, fakat koca tekrardan eve dönüp aile birlikteliği yeniden sağlanacağı zaman kadının beyanı makbul değil. Bu nasıl bir çelişkidir ? Bu kanun yuvalar yıkılsın diye mi çıkarılmıştır ?

    YENİDEN REFAH PARTİSİ OLARAK ÇÖZÜM ÖNERİMİZ NEDİR?

    Yeniden Refah iktidarında adil düzen esaslı hukuk sistematiği oluşturulurken yaşantımıza, inanışımıza, örf adet kurallarına,ahlak kurallarımıza yabancı ve kültürümüze son derece uzak ülke ve hukuk sitemlerinin yasa ve değerlerini değil; aziz milletimizin inanç ve geleneklerinden oluşan ulvi değerlerimiz esas alınacak; hayatın her alanında olduğu gibi yerlilik ve millilik kavramı önceliğimiz olacaktır. Bu sebeple özel hukuk alanındaki İsviçre ve Alman hukuku, ceza hukuku alanındaki İtalyan hukuku, idare hukuku alanındaki Fransız hukuku hegemonyası kırılacak; kültürümüze, yaşayışımıza, örf ve adetimize uygun ve herkesçe kabul edilebilir düzenlemeler yapılacaktır. Bu düzenlemeler yapılırken “yaptım oldu” anlayışı terk edilecektir. Düzenlemelerin ihdasında, akademisyenler, yüksek yargı mensupları, avukatlar, hâkim ve savcılar, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri gibi toplumun geniş bir kesiminin fikri ve içtimai katılımıyla yapılacak istişareler, çalıştaylar ve konferanslardan elde edilen tavsiye niteliğindeki notlar dikkate alınacaktır.

    Kadınlarımızı, geleceğimizin teminatı yavrularımızı, ailelerimizi, hayvan dostlarımızı ve çevremizi koruyacak etkin düzenlemeler yapılacaktır. CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi’nin tüm yıkıcı etkileri ortadan kaldırılacaktır. Şiddet göstereni evden uzaklaştırma metodu değil; ıslah ve rehabilitasyon metodu devreye alınacaktır. Bu süreç partimizin ortaya koyduğu “Aile Psikoloğu” modeliyle hasarsız bir şekilde nihayete erdirilecektir. Nafaka süresi 1988 öncesine uygun olacak şekilde 1 yılla sınırlandırılacaktır. Nafaka miktarı belirlenirken tarafların kusur durumu, boşanacak eşlerin yaşı, iş ve gelir durumları, müşterek çocuk olup olmadığı, eğitim seviyesi, işsiz ise iş bulma imkân ve süresinin ne olacağı, evlilik süresi, kaçıncı evlilik olduğu gibi bazı objektif kriterlerden istifade edilecek düzenlemeler yapılacaktır. Şayet mahkeme tarafından yapılacak tahkikat ve yargılama sonucunda boşanmada eşlerin eşit kusurlu olduğu ortaya çıkmış ise boşanmış eşlerin birbirine nafaka ödemeyeceğine yönelik karar verilmesinin önü açılacaktır. Nafaka süresinin sonunda nafaka alacaklısının mağduriyeti halen devam ediyorsa, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen diğer bir nafaka türü olan “yardım nafakası” müessesesinin devreye alınacak; bu da mümkün değil ise nafaka alacaklısına devlet tarafından maddi destek ya da istihdam sağlanacaktır.

    Evlilik kurulmadan önce nikah akdini gerçekleştirecek belediye tarafından eşlerin birbirlerine karşı olan yükümlülüklerine ilişkin eğitimler verilecektir. Bu eğitimler sırasında evlenecek çiftlerin psikolojik, sosyolojik ve moral durumları ile ilgili değerlendirmeler yapılacak; gerekirse eksik olduğu tespit edilen yahut pekiştirilmesi gereken duygu ve durumlarla ilgili olarak çiftlere destek verilecektir. Desteklenen duruma ilişkin belediye tarafından tanzim edilecek raporlar düzenli bir şekilde Aile Bakanlığı ile paylaşılacak ve bakanlıkça sosyal devlet ilkesi doğrultusunda çiftlerin sağlıklı bir aile hayatı sürdürüp sürdürmediklerinin düzenli takibi yapılacaktır. Bu konuda partimizin “aile psikoloğu” projesi devreye alınacaktır. Böylece sağlıklı ve birbirine karşı yükümlülükleri konusunda haberdar, uzun soluklu, huzurlu ve mutlu evlilikler inşa edilecek ve aynı zamanda bu evliliklerden mutlu, özgüveni yüksek, geleceğe umutla bakan ve idealleri olan çocukların yetiştirilmesi temin edilecektir.”

  • 6 gün sonra jandarmanın bulduğu Büşra: Kimseden şikayetçi değilim, beni yurda götürün

    6 gün sonra jandarmanın bulduğu Büşra: Kimseden şikayetçi değilim, beni yurda götürün

    5 Mart saat 04.00 sıralarında Sur ilçesinde meydana gelen olayda Büşra A. ile Yakup K., sosyal medyadan tanışıp, arkadaş oldu. İddiaya göre bir süre sonra Büşra A., Yakup K.’ye görüşmek istemediğini söyledi. Yakup K., son kez görüşmek için Büşra A.’yı sokağa çağırdı. Evden çıkan Büşra A.’ dan bir daha haber alınamadı.

    “POLİSİ DEVRE DIŞI BIRAK” DEDİĞİ İDDİA EDİLDİ

    Sabah eve gelen babası kızının olmadığını fark etti. Büşra A.’dan haber alamayan ailesi, polis merkezine giderek şikayetçi oldu. Annesi G.A., Yakup K.’nin ailesinin, kendilerine polisi devre dışı bırakmaları ve şikayetten vazgeçmeleri karşılığında 200 bin TL teklif ettiklerini söyleyerek, savcılığa da suç duyurusunda bulundu. Büşra A., 11 Mart’ta Yakup K.’nin ailesine ait bir evde jandarma tarafından bulundu.

    “KİMSE BANA KÖTÜ DAVRANMADI”

    İSTEĞİ ÜZERİNE YURDA YERLEŞTİRİLDİ

    Büşra A., ifadesinin ardından isteği üzerine yurda yerleştirildi. Gözaltına alınan Yakup K. ile annesi G.K.’nin polisteki işlemleri devam ediyor.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel