Etiket: Aile

  • Eski ABD Başkanı Trump’a “sus payı” davasında “konuşma yasağı”nı ihlalden para cezası

    Eski ABD Başkanı Trump’a “sus payı” davasında “konuşma yasağı”nı ihlalden para cezası

    Eski ABD Başkanı Donald Trump’a, müstehcen film oyuncusu bir kadına 2016 başkanlık seçimlerinde yasa dışı şekilde “sus payı” ödemesi suçlamasıyla yargılaması devam ederken dava kapsamında getirilen “konuşma yasağı”nı ihlalden 9 bin dolar para cezası verildi.

    Davaya bakan Yargıç Juan Merchan, Trump’ın “konuşma yasağı”nı defalarca ihlal ettiğini söyledi.

    TRUMP, 9 BİN DOLAR CEZA YEDİ

    Mahkeme çalışanları ve aileleri hakkında getirilen “konuşma yasağı”nı Trump’ın 9 kez ihlal ettiğini belirten Merchan, her ihlal için 1000 dolar olmak üzere 9 bin dolar para cezası kesildiğini açıkladı. Merchan, Trump’ın yasağı ihlal etmeye devam etmesi halinde hapis cezası alabileceği uyarısında bulundu.

    NE OLMUŞTU?

    Yargıç Merchan, Truth Social sosyal medya platformunda kızına yönelik paylaşımlar yapan Trump’a getirilen konuşma yasağı kararını, mahkeme çalışanlarının ailelerini kapsayacak şekilde 2 Nisan’da genişletmişti. Merchan, “(Trump’ın) Davalarına atanan görevlilerin aile üyelerine saldırma eğilimi hiçbir meşru amaca hizmet etmemektedir. Bu davranış davalara katılmak üzere görevlendirilen veya mahkemeye çağrılan kişilere, sadece kendilerinin değil, aile üyelerinin de Trump’ın saldırısına maruz kalabileceği korkusunu aşılamaktadır.” ifadesini kullanmıştı.

    Karar, jüri üyeleri, görgü tanıkları ve “tüm danışman ve görevlilerin ailelerinin” yanı sıra Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg ve Merchan’ın aile üyelerini de kapsıyor. Trump’ın sosyal medya platformu Truth Social’da ABD Başkanı Joe Biden, ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris gibi isimlerle çalışan siyasi danışmanlık firmasında yöneticilik yapan Merchan’ın kızı Loren’in fotoğrafının yer aldığı bağlantı paylaşılmıştı. Trump’ın avukatları, başkanlık seçimleri nedeniyle ilgili paylaşımların “mevcut ortamda gerekli ve uygun” olduğunu savunarak, kızı Loren Merchan’ın iş bağlantıları nedeniyle hakimin davadan çekilmesini talep etmişti.

    TRUMP’IN “SUS PAYI” DAVASI DEVAM EDİYOR

    Trump hakkında, ilişkide olduğu müstehcen film oyuncusu bir kadına 2016 başkanlık seçimleri sırasında “sus payı” ödenmesine ilişkin iki hafta önce jüri seçimi ile başlayan davaya Manhattan Ceza mahkemesinde devam ediliyor. Trump’ın haftada 4 gün katılmak zorunda olduğu ve tanıkların dinlenmesine devam edilen yargılamanın 6 ila 8 hafta sürebileceği tahmin ediliyor.

    ABD Başkanı Trump, 18 Mart 2023’te Manhattan Bölge Savcılığınca yetişkin filmlerinde oyunculuk yapan Stormy Daniels’e 2016 başkanlık seçimleri sırasında yasa dışı “sus payı” ödenmesiyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında büyük jüri tarafından suçlanmıştı. Trump, “sus payı” ve bununla ilgili kayıtlarda sahtekarlık yapmaktan 4 Nisan 2023’te New York’ta hakim karşısına çıkmıştı. Kendisine yöneltilen 34 ayrı suçlamayı reddeden Trump, hakkındaki iddiaları “siyasi cadı avı” olarak nitelemiş ve suçlamaları “seçimlere müdahale” olarak gördüğünü belirtmişti. Trump, “Amerikan tarihinde kendisine yöneltilen suçlamalar nedeniyle hakim karşısına çıkan ilk eski başkan” olarak kayıtlara geçmişti.

    Kaynak: AA / Güncel
  • HÜDA PAR’ın önerisi AK Parti’nin seçim beyannamesine girdi: Ev hanımlarına emeklilik hakkı getireceğiz

    HÜDA PAR’ın önerisi AK Parti’nin seçim beyannamesine girdi: Ev hanımlarına emeklilik hakkı getireceğiz

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimler öncesi AK Parti’nin seçim beyannamesini kamuoyuyla paylaştı. Beyannamede onlarca konu başlığı yer alırken, ev hanımlarıyla ilgili vaatler dikkat çekti.

    AK PARTİ’NİN SEÇİM BEYANNAMESİNDE HÜDA PAR’IN ÖNERİSİ YER ALDI

    Cumhur İttifakı’na katılıp seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı destekleme kararı alan Hür Dava Partisi’nin (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun, her fırsatta dile getirdiği, “ev hanımlarına emeklilik hakkı” önerisi AK Parti’nin seçim beyannamesine girdi. AK Parti, ev hanımlarının ödeyecekleri primlerinin üçte birini devletin karşılayacağını söyledi.

    GELİR TAMAMLAYICI AİLE DESTEK SİSTEMİ

    Beyannamede şu ifadelere yer verildi: “Gelir seviyesi asgari hayat standardının altında hane bırakmayacağız. Bunun için, Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemini hayata geçireceğiz. Bu çerçevede, Aile Bazlı Vatandaşlık Maaşı uygulamasını başlatacağız.

    “EV HANIMLARININ EMEKLİLİĞİNE DESTEK SAĞLAYACAĞIZ”

    Yeni dönemde, aileyi güçlendirmeye dönük yenilikçi mekanizmalar geliştirmeye devam edeceğiz. Bu kapsamda, önümüzdeki dönemde uygulamaya koyacağımız Aile Koruma Kalkanı Programıyla ev hanımlarının emekliliğine destek sağlayacak, yeni ailelerin kurulmasını teşvik edecek, gençler öncelikli olmak üzere her ailede en az bir kişiye iş imkanı sağlayacak, aileyi ve çocuğu tehdit eden her türlü olumsuz eğilimlere karşı etkin bir şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz.

    AİLE VE GENÇLİK BANKASI

    Aile Koruma Kalkanı Programının finansmanı, uluslararası standartlarda dijital Aile ve Gençlik Bankası kanalıyla sağlanacaktır. Bu sosyal amaçlı bankanın ana gelir kaynaklarından biri de Karadeniz’de keşfedilen doğal gaz gelirlerinin belirli bir yüzdesi olacaktır.

    “PRİMLERİN ÜÇTE BİRİNİ BİZ KARŞILAYACAĞIZ”

    Aile Koruma Kalkanı Programı kapsamında, ev hanımlarının emekliliğine destek sağlayacak, her ailede gençler başta olmak üzere en az bir çalışan olması sağlanacak, yeni evlilikler teşvik edilecektir. Ev hanımlarının evdeki emekleri karşılığında emeklilik gibi bir güvenceye sahip olmalarını en temel hakları olarak görüyoruz. Bu çerçevede, ev hanımlarının isteğe bağlı ödeyecekleri primlerin üçte birini devlet olarak biz karşılayacağız.

    “EMEKLİLİK YAŞINI ÇOCUK SAYISINA GÖRE ESNETECEĞİZ”

    Yaşlı bakım sigortası uygulamasını hayata geçireceğiz. Yaşlıların birbirinden faklı birimlerden sağlık hizmeti alması yerine geriatri hastaneleri ya da geriatri kliniklerinden hizmet almalarını sağlayacağız. Emeklilik yaşını özellikle kadınlarda çocuk sayısına göre esneteceğiz.”

    HÜDA PAR’IN EV HANIMLARINA EMEKLİLİK ÖNERİSİ

    HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Eğer bir kadın ya da çocuk ihtiyaç nedeniyle çalışmak zorundaysa devlet ve yönetim o çocuk ve kadının bütün ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Annelik çok kutsal bir iştir. Sadece bir alanda değil. Pek çok mesleğin aynı anda icra edilmesidir annelik. Çocuk yetiştirmek toplumun geleceği açısından çok ulvi bir görevdir. Çok özveri isteyen iştir. Bu işin hafta sonu izni veya çalışma saatleri yoktur. Bu yüzden biz, 25 yıl evli kalan kadın özellikle de anneyse primleri devlet tarafından karşılanmak üzere emeklilik hakkı tanınmalıdır.” demişti.

  • Anketlerde son durum ne? Cumhurbaşkanı Erdoğan bizzat duyurdu: Açık ara öndeyiz

    Anketlerde son durum ne? Cumhurbaşkanı Erdoğan bizzat duyurdu: Açık ara öndeyiz

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 24 TV, 360 TV ve TV4 ortak yayınında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Kendisine yöneltilen sorulara yanıt veren Erdoğan, seçim anketleriyle ilgili dikkat çeken ifadeler kullandı. 14 Mayıs seçimlerinden zaferle çıkacaklarını söyleyen Erdoğan, hem cumhurbaşkanlığı hem de milletvekili seçimlerinde açık ara önde olduklarını söyledi.

    “AÇIK ARA ÖNDEYİZ”

    Medyada dolaşıma sokulan anketlerin gerçekle ilgili olmadığını belirten Erdoğan, “Siyasi hayatımda öğrendiğim bir şey varsa o da meydanların dili doğru söyler. 14 Mayıs Cumhur İttifakı ve bizim zaferimizle sonuçlanacaktır. Birileri sosyal medyada oluşturulan havaya bakarak hayaller kuruyor olabilir. Anketler de algı operasyonlarının parçası olarak kullanılabiliyor. Daha çok çalışacağız. Ben milletime güveniyorum, inanıyorum. Anketlere göre hem başkanlık hem meclis seçimlerinde açık ara öndeyiz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

    Enkazın yarısından fazlasını kaldırdık. Konteyner kentler ve prefabrik konutlar yapıldı. Depremzedeler kiraların yüksekliğinden şikayet ediyor. Bunu yapanlardan hesabını soracağız, üzerine gideceğiz. Yurtlarda kalanlar durumdan çok memnunlar. Devletimiz bizi açıkta bırakmadı diyorlar. Sözümüz var. Sözümüzü yerine getirince herkes yuvasına kavuşacak. Köy evleri dediğimiz evlerin bir kısmını inşallah bayrama yetiştirmenin gayreti içindeyiz. Yapıların tamamında artık dikey mimariye fırsat vermemeliyiz.

    “SECCADENİN ÜZERİNE AYAKKABI İLE BASILIR MI?”

    Bunların hepsi aynı yerden besleniyor. Seccadenin üzerine ayakkabıyla basılır mı? Bu bir edep meselesidir. O kendi edebi adabıdır. Başörtüsüne ne diyor, bir bez parçası. Bunu diyen bay bay Kemal. Yeri bir değer ifadesiyle bir kutsalımızdır. Mahremiyetin ifadesidir. Aynı şekilde bunu diyen Kuran-ı Kerim için de kağıt parçası der. Yaklaşım tarzları bu.

    “14 MAYIS’TA BEKLEDİKLERİNİ BULAMAYACAKLAR”

    Selo’nun Diyarbakır’da attığı adımla, 51 vatandaşımızın ölümüne neden olması Kürt vatandaşlarımın gözünden kaçıyor. 5 yıla mahkum oldu. Ne kadar cesurane ‘Bunları çıkartacağız’ diyor. Bu ülkenin yargısı böyle bir cezayı verdi. Apo’yla ilgili kararı yargı verdi. Kılıçdaroğlu hangi cesaretle bunu konuşabiliyor. Bunlar ortadayken bizim bu tartışmaları yapmamıza gerek var mıydı? Yargıyı hiçe sayıp cezalarla ilgili bunları konuşuyor. 14 Mayıs’ta beklediklerini bulamayacaklar. Gerçek yargı olarak, milletim son sözü söyleyecek gerekli olan kararı verecek.

    “AİLE YAPIMIZI TEHDİT ALTINDA BIRAKAMAYIZ”

    Bizim önceliğimiz aile kurumunu çocuklarımızın geleceğini korumaktır. Sapkın akımlar, LGBT filan Oğuzhan Bey’in gözünü yumması mümkün değildir. Ne CHP’nin, ne HDP’nin, ne İP’in, ne Gelecek ve ne DEVA’nın rahatsızlığı var. Bizim milli yerli dini değerlerimiz, kutsalımız aile yapımız bunlara müsaade etmez. CHP’nin herhangi bir açıklamasını duydunuz mu? Yok Çünkü bu konuda dertleri yok. Biz Anayasa düzenlemesi içinde aileyi ön plana çıkardık. Seçimlerden sonra ön plana çıkaracağımız en önemli maddelerden biri aile olacaktır. Biz aile yapımızı tehdit altında bırakamayız.

    “SÜRPRİZ İSİMLER OLACAK”

    Bu hafta sonuna kadar her şey olabilir. Hafta sonuna kadar kesinleştireceğiz. Önümüzdeki hafta içinde törenle arkadaşlarımızın yerlerini, konumlarını ve listeyi vereceğiz. Kabinedeki arkadaşlarımızla ilgili çalışmayı devam ettiriyoruz. Benim düşüncem daha çok bakan arkadaşlarımızı büyükşehirlerde değerlendiriyorum. Partimiz, teveccühün yüksek olduğu aday adaylığı süreci yaşadı. 6 bin üzerinde başvuru aldık. Birçok isim üzerinde çalışıyoruz. Sürpriz isimlerimiz de olacak. Yazar, çizer ve entellektüel isimler var. Kabine ve üst yönetimini de çalışmaya başladık.

    “20 NİSAN’DA MÜJDEMİZİ VERECEĞİZ”

    20 Nisan’da Karadeniz gazımız devreye girecek. Karadeniz gazının ateşini Filyos’ta yakacağız. Türkiye yerli gazını kullanmaya başlayacak. Muhalefet yapamazsın dediler. Muhalefetin yapamazsın dediği ne varsa hepsini hayata geçirdik. Bu proje bir ay, bir yılın işi değil. Önce arama gemilerimizi aldık, daha sonra çalışacak insan kaynağını yetiştirdik. Durmayacağız. Aramaya devam edeceğiz. Daha gidecek yolumuz var. Hayata geçireceğimiz yeni projelerimiz olacak. Biz kendimiz hem araştırma, hem sondajımızla 12 bin metreye sondaj yapabiliyoruz. Bu konuma geldik. 20 Nisan’daki doğalgazımızı çıkarmak suretiyle müjdemizi vermiş olacağız.”

  • Yeniden Refah’la 6284 müzakeresi mi yapıldı? Erdoğan, aile vurgusu yaparak cevap verdi

    Yeniden Refah’la 6284 müzakeresi mi yapıldı? Erdoğan, aile vurgusu yaparak cevap verdi

    Cumhur İttifakı’na katılma kararı alan Yeniden Refah Partisi’nin 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılmasını talep ettiği öne sürülürken, tartışmaları da beraberinde getirdi. A Haber yayınına katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “AİLE KURUMUNUN KORUNMASI BİZİM ÖNCELİĞİMİZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçimden sonra bu yasayı kaldıracak mısınız?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Bu bir kumar. Bu oyuna gelmemek gerek. Aile kurumunun korunması bizim önceliğimiz. Özgürlük adı altında LGBT gibi sapkın hayat tarzlarının toplumumuza empoze edilmesine rıza gösteremeyiz.

    “SAPKIN AKIMLARIN ÖNÜNÜ AÇMA NİYETİNDELER”

    İnsanlığın ortak değerlerine zıt sapkın akımlarla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Toplumun temeli olan aileyi korumak hepimizin görevidir. Bu gökkuşağı masası için milletimizin değerleri hiçbir anlam ifade etmiyor. Terör örgütü gibi sapkın akımların da önünü açma niyetindeler.

    “GÖKKUŞAĞI MASASI KURULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Milletim, ne bu sapkınlara ne de bu akımlara göz yumanlara ne de aile yapımızı parçalamaya çalışanlara fırsat vermeyecektir. LGBT adıyla ya da başka isimlerle bu gökkuşağı masası kurulmasına izin vermeyeceğiz. Son 21 yılda kadına dair çok önemli kazanımlar AK Parti sayesinde hayata geçti. Kamuda kadın istihdamı yüzde 40’a ulaştı.”

    YENİDEN REFAH’LA 6284 PAZARLIĞI YAŞANDI MI?

    “Yeniden Refah Partisi’yle 6284 sayılı Kanun’la ilgili müzakere yapıldı mı?” sorusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadın haklarında bizim verdiğimizi CHP iktidarları döneminde kadınlarımıza vermemiştir.” şeklinde yanıtladı.

  • 6284 sayılı kanuna neden karşı çıkıyorlar? Fatih Erbakan’ın partisinden yazılı açıklama geldi

    6284 sayılı kanuna neden karşı çıkıyorlar? Fatih Erbakan’ın partisinden yazılı açıklama geldi

    Yeniden Refah Partisi‘nin Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal katıldığı bir canlı yayında, ittifak kurulması için 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması talebinin yer aldığı listeyi Ak Parti‘ye ilettiklerini ve kendilerine ‘hiçbir problem yok’ yanıtı verildiğini iddia etti.

    AK PARTİ İDDİALARI YALANLADI

    Yeniden Refah Partisi‘nin tartışma yaratan iddiasına AK Parti adına ilk yanıt ise Genel Başkanvekili Binali Yıldırım’dan geldi. Yeniden Refah Partisi

    YENİDEN REFAH PARTİSİ’NDEN YAZILI AÇIKLAMA GELDİ

    Yaşanan gelişmeler sonrası Fatih Erbakan’ın genel başkanlığını yaptığı Yeniden Refah Partisi‘nin 6284 sayılı kanuna neden karşı çıktığı merak konusu olurken, partiden konuyla ilgili yazılı açıklama geldi. Yeniden Refah Partisi Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Abdulkadir Yılmaz’ın kaleme aldığı açıklamada şu ifadeler yer aldı; “İstanbul Sözleşmesi ve 6284 s. Kanun’a ideolojik saplantılarla yahut oy devşirme amacıyla değil; tamamen rasyonel bir şekilde sosyolojik ve hukukî perspektiften bakmak icap etmektedir. Zira bu düzenlemelere ideolojik gerekçelerle sarılmak, bu düzenlemenin sosyal ve toplumsal hayata ve en önemlisi aile hayatına getirdiği olumsuzlukları kasten görmezden gelmek demektir.

    G. Orwell’ın 1984 adlı eserinde belirttiği gibi: “Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.” Amacımız milletimizin artık başını kaldırarak hakikatleri görmesi, bilinçlenmesi arzusudur. Yeniden Refah Partisi olarak bizler bu sözleşmeye ve bu sözleşmenin kanuni dayanağı olan 6284 s. Kanuna ideolojik gerekçelerle yahut oy beklentisi ile karşı çıkmıyoruz. Tamamen rasyonel, sosyolojik ve hukukî gerekçelerle, ideolojik bakış açısının antitezini üretmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken istatistiklerden istifade edip gelinen noktanın tarihi gelişimini de gözler önüne sermeye çalışıyoruz.

    “RAKAMLAR KADINLARIMIZI İSTANBUL SÖZLEŞMESİYLE KORUYAMADIĞIMIZ GERÇEĞİNİ ORTAYA KOYMAKTADIR”

    1) İstanbul Sözleşmesi ve 6284 S. Kanun kadınlarımızı yaşatmıyor. Tüm kamuoyunca bilindiği üzere, İstanbul Sözleşmesi ve onun kanunî dayanağı olan 6284 s. Kanun’un ortadan kaldırılması halinde kadın cinayetlerinin artacağına yönelik anlamsız korku ve endişe topluma enjekte edilerek bir algı oluşturulmakta ve “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!” sloganı kullanılmaktadır. Peki İstanbul Sözleşmesi gerçekten kadınlarımızı yaşatmış mıdır? İstanbul Sözleşmesi, ülkemiz tarafından 11.05.2011 tarihinde İstanbul’da imzalanmış ve Sözleşmeye ilişkin Kanun Tasarısı, 24.11.2011 tarihinde 6251 sayılı Kanunla Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yapılan açık oylamada tüm siyasi partilerin mutabakatı ile yürürlüğe girmiştir.6284 s. Kanun ise 20.03.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. O halde bu sözleşmenin ve sözleşme sonrasında çıkarılan düzenlemelerin etkisinin 2012 yılında kendisini göstermesi beklenir. “Türkiye’de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”‘nun yayınladığı verileri[1] paylaşmak istiyoruz. Verilere göre bu düzenlemelerin hiçbirisi yürürlükte değilken 2010 yılında 180 kadın, 2011 yılında 121 kadın ne yazık ki katledilmiştir. Bu düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarih olan 2012 yılından sonra tam bir patlama gerçekleşmiştir. 2012 yılında 210 kadınımız katledilmiş 2019 yılında bu sayı 474’e çıkmıştır. 2022 yılında ise 334 kadının öldürüldüğü, 245 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğunu açıklanmıştır. Bu artış oranı, kadınlarımızı bu sözleşme ve sözleşmenin uzantılarıyla koruyamadığımız gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır.

    “ASIL PROBLEM YUVALARIN DAĞILMASINA SEBEP OLAN KANUNİ DÜZENLEMELERDİR”

    2) Bu sözleşme ve bu sözleşmenin kanunî dayanakları olan düzenlemeler yürürlüğe girdikten sonra açılan boşanma davaları sayısında hızlı bir yükseliş gerçekleşmiştir. Bu yükseliş tesadüf müdür? Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre 2012 yılında açılan boşanma davası 190.564 iken 2020 yılında açılan boşanma davası sayısı 246.561’e yükselerek %30’luk bir artış gerçekleşmiştir. Şimdi tam bu noktada, bu artışın sebebinin, nüfus artış hızı ve buna bağlı olarak evlilik hızındaki artış olduğu düşünülebilir. Fakat gerçek böyle değildir. İstatistiklere bakıldığında görüleceği üzere nüfus artış hızımız ortalama olarak yıllık %1’dir. Bu artış hızıyla aynı oranda evlilik yapıldığı düşünülse dahi boşanma sayısındaki artış oranının %30 değil; %8 olması gerekirdi. Ayrıca TÜİK rakamlarına göre evlilik oranı neredeyse her yıl %10 düşmektedir. (Sözgelimi 2019 yılında 542.314 iken 2020 yılında bu rakam %10,1 azalarak 487.270 olmuştur.) Bu gerekçe ve verilerle boşanmalardaki %30’luk artışın sebebinin nüfus artışı ve buna bağlı olarak yapılan evlilikler olmadığı aşikardır. Bu konuda ortaya konulan cevaplardan diğeri ise şudur: “Bu sözleşme ile kadınlar çeşitli haklara sahip olmuşlar ve bu haklara sahip olduklarını anladıkları için boşanma davası sayısı artış göstermiştir.” Bu düşünceye vereceğimiz cevap şudur: Hayır! Temel haklar ve hürriyetler bu sözleşme ile garanti altına alınmamaktadır. Temel Hak ve Hürriyetleri garanti altına alan tek metin Anayasa’dır. Ayrıca aile hukukundan kaynaklı olarak eşlerin birbirlerine karşı yükümlülükleri ve dolayısıyla hakları 4721 S. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. O halde problem nedir? Esas problem, yuvaların dağılmasına sebep olan kanunî düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler bizim toplum yapımıza, örf ve adetimize, inanış şeklimize uygun olmadığından sorunlar her geçen gün artıyor, sağlıklı bireyleri topluma kazandırması beklenen aileler, tam tersine topluma psikolojik ve moral durumu son derece kötü ve hatta kriminolojik anlamda suça eğilimli nesiller topluma entegre edilmiş oluyor.

    “TARAFLARDAN BİRİ UZAKLAŞTIRILARAK UYUŞMAZLIK ÇÖZÜLEBİLİR Mİ?”

    3) Evin bireyi evden uzaklaştırılmak suretiyle sorun çözülemez. Bu konuda çeşitli rakamlar ifade edilmektedir. Bunların her ikisi de paylaşılabilir. Çünkü her iki veri de birbirini tamamlamaktadır. Türkiye Aile Meclisi’nin açıkladığı istatistiklere göre 2015 yılında 269.159, 2016 yılında 318.363, 2017 yılında 410.934, 2018 yılında 516.132, 2019 yılının Kasım ayına kadar 442.935 aile ferdi yuvasından koparılmıştır. Yani 2015-2019 yıllarını kapsayan bu dönem içerisinde evden uzaklaştırılan baba sayısı neredeyse 2 milyondur. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun 2019 yılında yansıyan verilerine göre ise iki buçuk yılda 746.336 baba evinden koparılmıştır.Allah aşkına soruyoruz hangi uyuşmazlık modelinde uyuşmazlığın taraflarından biri uzaklaştırılarak uyuşmazlık çözümlenebilir? Mesela bir dava düşünün, davacı mahkemeden uzaklaştırılarak çözüm bulunabilir mi? Bir arabuluculuk ya da tahkim görüşmesinde uyuşmazlığın bir tarafı uzaklaştırılarak çözüm bulunabilir mi? Hem de ortada hiçbir delil yokken ve tamamen beyanla. Nitekim 6284 s. Kanun’un 8. Maddesinin 3. Fıkrasının ilk cümlesine göre “Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz.”. Oysa Türk Medenî Kanunu m. 6’ya göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Türk Medenî Kanunu 6. Maddesi ile 6284 s. Kanun’un 8. Maddesinin 3. Fıkrası arasındaki bu çelişkinin giderilmesi elzemdir. Evrensel bir hukuk kuralının mülga edilmeye çalışılması kabul edilemez.

    “KÖTÜ İNSANIN KADIN YA DA ERKEK OLMASININ NE ÖNEMİ VAR?”

    4) İstanbul Sözleşmesi’nin içine gizlenmiş gerçek tehlikelerin farkında değiliz. Her şeyden önce İstanbul Sözleşmesi’nin kadını, fakir, ikincil, güçsüz ve aciz gösterirken erkeği güçlü, zengin ve zalim göstermektedir. Asıl cinsiyetçibakış açısı işte budur. Bize göre iki tür insan vardır. İyi insan ve kötü insan. Kötü insanın kadın yahut erkek olmasının ne önemi vardır? Tek amacımız iyi insanları kötü insanlardan muhafaza etmek ve kötü insanı ıslah etmek olmalıdır.

    “BU ÖRNEKLERİN HEPSİ BİRER ŞİDDETTİR VE CEZALANDIRILMALIDIR”

    5) İstanbul Sözleşmesi’nin tanımlar başlıklı 2. Maddesi yalnızca kadına karşı şiddeti değil, aynı zamanda “aile içi şiddeti” de tanımlamaktadır. Bu minvalde düzenlemelerde öngörülen yaptırımların uygulanabilmesi için şiddetin sadece kadına yönelmesine gerek yoktur. Aynı evde yaşasın yahut yaşamasın fiziksel, duygusal, ekonomik, psikolojik, cinsel olarak şiddet mağduru olan herkes bu sözleşmeye göre haklarını kullanabilecek ve bu kanunda öngörülen önleyici ve koruyucu tedbirlere müracaat edebilecektir. Bu durum hukukun temel ilkelerinden “suçun belirliliği” ilkesine tamamen aykırıdır.Ekonomik şiddet, duygusal şiddet, psikolojik şiddet nasıl tanımlanacaktır ? Ayrıca bu konuyla ilgili metni yorumlayarak bazı örnekler de vermek istiyoruz. Bu sözleşmeye göre, evlilik arefesinde olan bir damat adayına, işinin ve kazancının sorulması bir psikolojik şiddettir. Aynı gelinin diğerlerinden bir miktar daha pahalı olan nişan yüzüğü istemesi ekonomik şiddettir. Bu örneklerdeki gelinin yahut gelinin ailesinin cezalandırılmasını vicdanınız kabul edebilir mi? Bu sözleşmeye göre, sakıncalı sitelere girdiğinden şüphelenilen ya da kötü arkadaş edindiği düşünülen bir evladın cep telefonun annesi tarafından kurcalanması psikolojik şiddettir. Ya da savurganlık yapmasın, cebindeki parayı doğru harcamayı bilsin gerekçesiyle okula giden çocuğa kısıtlı cep harçlığı verilmesi ekonomik şiddettir. Ebeveynlerin bu davranışları sebebiyle evden uzaklaştırılmasını yahut çocuğuyla ilişkisinin kısıtlanmasını vicdanınız kabul ediyor mu?

    “BU KANUN YUVALAR YIKILSIN DİYE Mİ ÇIKARILMIŞTIR?”

    6) 6284 Sayılı Kanun art niyetli bir kanundur. Şiddete uğradığını iddia eden kadın bu iddiasını ispatlamakla mükellef değil, sadece beyanı yeterli. Ancak sonrasında aynı kadın şikayetimden vazgeçiyorum dediğinde bu beyanı ise geçerli değil, konu kamu davasına dönüşüyor ve kocanın evden uzaklaştırması devam ediyor. Yani koca evden uzaklaştırılacağı zaman, yuva yıkılacağı zaman kadının beyanı makbul, fakat koca tekrardan eve dönüp aile birlikteliği yeniden sağlanacağı zaman kadının beyanı makbul değil. Bu nasıl bir çelişkidir ? Bu kanun yuvalar yıkılsın diye mi çıkarılmıştır ?

    YENİDEN REFAH PARTİSİ OLARAK ÇÖZÜM ÖNERİMİZ NEDİR?

    Yeniden Refah iktidarında adil düzen esaslı hukuk sistematiği oluşturulurken yaşantımıza, inanışımıza, örf adet kurallarına,ahlak kurallarımıza yabancı ve kültürümüze son derece uzak ülke ve hukuk sitemlerinin yasa ve değerlerini değil; aziz milletimizin inanç ve geleneklerinden oluşan ulvi değerlerimiz esas alınacak; hayatın her alanında olduğu gibi yerlilik ve millilik kavramı önceliğimiz olacaktır. Bu sebeple özel hukuk alanındaki İsviçre ve Alman hukuku, ceza hukuku alanındaki İtalyan hukuku, idare hukuku alanındaki Fransız hukuku hegemonyası kırılacak; kültürümüze, yaşayışımıza, örf ve adetimize uygun ve herkesçe kabul edilebilir düzenlemeler yapılacaktır. Bu düzenlemeler yapılırken “yaptım oldu” anlayışı terk edilecektir. Düzenlemelerin ihdasında, akademisyenler, yüksek yargı mensupları, avukatlar, hâkim ve savcılar, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri gibi toplumun geniş bir kesiminin fikri ve içtimai katılımıyla yapılacak istişareler, çalıştaylar ve konferanslardan elde edilen tavsiye niteliğindeki notlar dikkate alınacaktır.

    Kadınlarımızı, geleceğimizin teminatı yavrularımızı, ailelerimizi, hayvan dostlarımızı ve çevremizi koruyacak etkin düzenlemeler yapılacaktır. CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi’nin tüm yıkıcı etkileri ortadan kaldırılacaktır. Şiddet göstereni evden uzaklaştırma metodu değil; ıslah ve rehabilitasyon metodu devreye alınacaktır. Bu süreç partimizin ortaya koyduğu “Aile Psikoloğu” modeliyle hasarsız bir şekilde nihayete erdirilecektir. Nafaka süresi 1988 öncesine uygun olacak şekilde 1 yılla sınırlandırılacaktır. Nafaka miktarı belirlenirken tarafların kusur durumu, boşanacak eşlerin yaşı, iş ve gelir durumları, müşterek çocuk olup olmadığı, eğitim seviyesi, işsiz ise iş bulma imkân ve süresinin ne olacağı, evlilik süresi, kaçıncı evlilik olduğu gibi bazı objektif kriterlerden istifade edilecek düzenlemeler yapılacaktır. Şayet mahkeme tarafından yapılacak tahkikat ve yargılama sonucunda boşanmada eşlerin eşit kusurlu olduğu ortaya çıkmış ise boşanmış eşlerin birbirine nafaka ödemeyeceğine yönelik karar verilmesinin önü açılacaktır. Nafaka süresinin sonunda nafaka alacaklısının mağduriyeti halen devam ediyorsa, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen diğer bir nafaka türü olan “yardım nafakası” müessesesinin devreye alınacak; bu da mümkün değil ise nafaka alacaklısına devlet tarafından maddi destek ya da istihdam sağlanacaktır.

    Evlilik kurulmadan önce nikah akdini gerçekleştirecek belediye tarafından eşlerin birbirlerine karşı olan yükümlülüklerine ilişkin eğitimler verilecektir. Bu eğitimler sırasında evlenecek çiftlerin psikolojik, sosyolojik ve moral durumları ile ilgili değerlendirmeler yapılacak; gerekirse eksik olduğu tespit edilen yahut pekiştirilmesi gereken duygu ve durumlarla ilgili olarak çiftlere destek verilecektir. Desteklenen duruma ilişkin belediye tarafından tanzim edilecek raporlar düzenli bir şekilde Aile Bakanlığı ile paylaşılacak ve bakanlıkça sosyal devlet ilkesi doğrultusunda çiftlerin sağlıklı bir aile hayatı sürdürüp sürdürmediklerinin düzenli takibi yapılacaktır. Bu konuda partimizin “aile psikoloğu” projesi devreye alınacaktır. Böylece sağlıklı ve birbirine karşı yükümlülükleri konusunda haberdar, uzun soluklu, huzurlu ve mutlu evlilikler inşa edilecek ve aynı zamanda bu evliliklerden mutlu, özgüveni yüksek, geleceğe umutla bakan ve idealleri olan çocukların yetiştirilmesi temin edilecektir.”