Etiket: Alan

  • Kron, KuppingerCole tarafından dünyanın lider veri güvenliği üreticileri arasında gösterildi

    Foreks – Kimlik & Erişim Yönetimi ve Veri Güvenliği alanında Türkiye’nin lider yerli teknoloji üreticisi olan Kron, siber güvenlik alanında önde gelen araştırma otoritelerinden biri olan KuppingerCole analiz şirketi tarafından dünyanın öncü veri güvenliği üreticileri arasında gösterildi.

    KuppingerCole uzmanlarının her yıl ürün, pazar, inovasyon ve genel liderlik kriterlerine göre gerçekleştirdiği değerlendirmeler sonucunda hazırlanan “Leadership Compass: Data Security Platforms” raporunda, bu yıl küresel ölçekte 14 şirkete yer verildi.

    Bu kapsamda yapılan incelemelerde Kron, raporda yer alan tek Türk şirketi olarak global markalar arasına adını yazdırdı. Daha önce Ayrıcalıklı Erişim Yönetimi (PAM) ürünüyle KuppingerCole raporlarında global liderler arasında gösterilen Kron, dünya çapındaki satış gücü, Ar-Ge ve yenilikçi ürün geliştirme alanlarındaki başarısı sayesinde, veri tabanı erişimi ve veri güvenliği alanında da dünyanın önde gelen üreticileri arasına katıldı.

    Yüksek teknoloji altyapısına sahip Kron DAM&DDM, esnek yapısı ve geniş entegrasyon olanakları ile hem yerel hem de global pazarlarda fark yaratıyor. Dünya çapındaki satış gücü ve yenilikçi ürün geliştirme alanlarındaki Ar-Ge çalışmalarıyla başarısıyla öne çıkan Kron, sürekli gelişen ve değişen siber tehditlere karşı en güncel ve etkili çözümleriyle dünyanın büyük teknoloji şirketleri arasında yer alarak küresel pazardaki başarısını sergiledi.

    KuppingerCole tarafından yapılan analizler doğrultusunda, giderek daha fazla şirket dijital dönüşümü benimserken, dijital verilerin güvenli bir şekilde depolanması, işlenmesi ve değiştirilmesi konusundaki zorluklar katlanarak artıyor. 2024’te bir veri ihlalinin ortalama maliyetinin küresel olarak 4,88 milyon doları aşması, yalnızca doğrudan finansal kayıpların bile (dolaylı itibar zararlarını hesaba katmadan) birçok şirket için felaket olabileceğini gösteriyor.

    Milyonlarca hassas veri kaydını ifşa eden yüksek profilli “mega ihlallerin” bu maliyetleri kolayca yüz milyonlarca dolara çıkarabileceği, daha küçük çaplı saldırılarda bile şirketlerin giderek daha sert uyumluluk cezalarıyla karşı karşıya kaldığı raporda belirtildi.

  • Prof. Dr. Celal Şengör, maden açılmasına karşı çıkanları cahil ilan etti

    Prof. Dr. Celal Şengör, maden açılmasına karşı çıkanları cahil ilan etti

    İstanbul Teknik Üniversitesi, Ayazağa Kampüsü’nde 4 Aralık Dünya Madenciler Günü kapsamında “Doğaya Dönüş” temasıyla “Eski Maden Sahalarının Doğaya Yeniden Kazandırılması” konulu panel düzenlendi. Etkinlik kapsamında, eski maden sahalarının doğaya yeniden kazandırılması süreçleri ve planları uzmanlarca tartışıldı. İTÜ Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kumral’ın moderatörlük yaptığı panelde, İTÜ Maden Fakültesi’nin emekli akademisyenlerinden Prof. Dr. Celal Şengör, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İlhami Kiziroğlu ve Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkanı Prof. Dr. Güven Önal, panelist olarak yer aldı. Toplantıda madencilik faaliyetleri sonrası maden alanlarının değerlendirilmesi, rehabilitasyonu, maden-doğa ilişkisi ve ülke maden alanlarının değerlendirilmesinin ekonomik ve bilimsel çerçevesi tartışıldı. Programda bir konuşma yapan Prof. Dr. Celal Şengör, yeni maden sahalarına karşı çıkanların yüzde 99.9’unun cahil olduğunu söyledi.

    “DOĞAYI TAHRİP ETMİYORUZ, YÜZÜNÜ DEĞİŞTİRİYORUZ”

    Prof. Dr. Celal Şengör, “Madencilik son derece önemli bir şey, madencilik ikide bir de, panelde de duyduk, madencilik doğayı tahrip etmez. Her şeyden evvel şunu kendimize sormamız lazım. Tekrar edelim, biz doğayı tahrip etmiyoruz, doğanın yüzünü değiştiriyoruz. Bu yüz senin, bunun, onun hoşuna gitmeyebilir. Bir kere niye hoşuna gitmiyor bunu öğrenmemiz lazım. Çevredeki insanları, yani maden açılmasın diyen sivri akıllıları rahatsız eden nedir, bir kere bunu tespit edeceğiz. Bunu tespit ettikten sonra yüzde 99.9 bakacaksınız, rahatsız olanlar zır cahildir.” şeklinde konuştu.

    “ÇEVRECİLER ZIR CAHİL GRUBU”

    Şengör, “Yan taraftaki köy manzarasını kaybediyormuş, bana ne. Ama ‘Bana ne’ diyemiyorsunuz. Adamcağızın da hakkı güzel bir yerde oturmak. Kardeşim sen güzel bir yerde oturmak istiyorsun fakat şu alternatifler de var, sana senin çocuğuna faydalı olacak sana faydalı olacak. Bu alternatifleri istemez misin? Efendim, ‘Madencilik doğayı tahrip eder’ diyen adamı kovacaksın. Bakın önde gazeteciler oturuyor, ben bunlara diyorum ki; bu çevreciler zır cahil grubu, kovun bunları diyorum. Biz bunu yapamayız biz gazeteciyiz diyorlar. İlber Ortaylı bir laf söylemişti hatırlıyor musunuz? Cahille sohbeti kestim diye. Yerden göğe kadar haklı adam. Çevrecilerin haklı oldukları pek çok yer var ama çevreci nasıl çevreci ona bakacaksınız. Ben çevreciyim ben avukatım, ben çevreciyim ben işletmeciyim, git diyeceksin.” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE’NİN İTHAL ETTİĞİ MADENLERİN DEĞERİ 98 MİLYAR DOLAR”

    Prof. Dr. Güven Önal, “Maden hakkında kötü veya bizleri yadırgatan yayınlar oluyor, madene karşı çıkılıyor. İnanın ki bunların hepsi Türkiye’nin daha güçlü olmasını istemeyen çevrelerce yapılan yayınlardır. Bunları da böyle kabul edin.” dedi.”Her türlü yatırımda bir yer seçme vardır, en uygun yeri seçmek bir tek maden yatırımında yok” diyen Önal, “Çünkü maden neredeyse orada işlemek zorundasıız. Bazen madenler, ormanlık alanda oluyor, bazen dağın tepesinde, bazen merada oluyor. Yerini değiştirme şansımız yok, o zaman şu ortaya çıkıyor, madeni işletmeyecek miyiz? Tabi ki işleteceğiz çünkü bugün Türkiye’nin 2022 yılında Türkiye’de olup da ithal ettiği, işletmediği yahut yeterli boyutta işletemediği için, ithal ettiği madenlerin değeri 98 milyar dolar. Türkiye’nin cari açığı bundan daha az. Cari açığın üzerinde. Madenlerimizi işletirsek, üretirsek, o ithalatı yapmayacağız. Türk halkının refahı artacak. Diyelim ki, orman sahasında bir maden var, dikkatinizi çekeyim, madenlerin oluşumu minimum 500 milyon yıl, milyar yıllarda oluşur. Halbuki maden üretildikten sonra tekrar rehabilite edip bir orman yapacaksanız Anadolu’da bunun süresi 15-20 yıl. Aynı ormanı bu sürede geri getirebiliyorsunuz. Dolayısıyla bu konudaki her türlü tartışmayı ben çok yersiz buluyorum. Madenimiz oradaysa bunu işleyeceğiz. Rehabilitasyon dediğimiz olay, madeni işlettikten sonra orayı tekrar doğaya kazandırmak. İşlediğiniz alan bir ormansa tekrar orman haline getirmek.” şeklinde konuştu.

    “BAHSEDİLEN YERLER KAZ DAĞI DEĞİL 40-50 KİLOMETRE DIŞINDA YERLERDİ”

    Prof. Dr. Güven Önal, “En son Kaz Dağı denilen bir olay yaşandı. Şimdi madencilik yapılacak alan bellidir. Milli parklarda, su havzalarında, askeri bölgelerde, antik kent, sit alanlarında madencilik yapılmaz, ruhsat da verilmez. Kaz Dağları bir milli parktır ve sınırları vardır. O sınırların içerisine ruhsat falan verilmez. Kaz Dağı diye belirtilen bölgeler, basında hep öyle çıkar, halbuki Kaz Dağı değildir, Kaz Dağı’nın 40-50 kilometre dışında yerlerdir, orada da orman vardır ama Kaz Dağı değildir. Türkiye’de birçok olay kamuoyuna doğru da yansıtılmaz, bu da bir gerçektir.” ifadelerini kullandı.

    “MADENLERİN NASIL ÜRETİLDİĞİNİN MODELLENMESİ GEREKECEK”

    Maden alanlarının rehabilitasyonu hakkında konuşan Prof. Dr. Mustafa Kumral, “Eski maden sahaları nasıl dönüşecek? Oraların yer altı yapısının, madenlerin nasıl üretildiğinin modellenmesi gerekecek. O modelden sonra o bölgenin toprak yapısına göre ya da madenlerden çıkarılmış toprakların yeniden zenginleştirilerek bölgeye yeniden serilmesiyle, bölge eski durumuna gelecek. Biz doğada yaşıyoruz, bir maden sahasında piknik yapmayı mı yeğlersiniz, yoksa orası ağaçlandırıldıktan, yeşillendirildikten, güzel bir hale getirildikten sonra mı? İnsan doğadan bağımsız bir varlık değil. Mutlaka o bölgelerde çıkan yerleri tekrar ağaçlandırılarak, bunun yeraltı sularından atmosfere, hayvan, bitki, böcek yaşamına, hatta iklime bile bunun birçok katkıları olacaktır.” dedi.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel
  • Gençlik ve Spor Bakanı Bak’tan 100. Yıl Parkı’na yakın mercek

    Gençlik ve Spor Bakanı Bak’tan 100. Yıl Parkı’na yakın mercek

    MALATYA (İGFA) – Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Yeşil Belediyecilik’ anlayışıyla yapımını büyük oranda tamamlama aşamasına getirdiği 100. Yıl Parkı’nda yapılan çalışmaları yerinde inceleyen Bakan Bak, projenin aşamaları hakkında bilgiler aldı. Parkın proje sunumunu dinleyen Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, şehirlerin parklarıyla da meşhur olduğunu söyledi.

    Tecde Mahallesi Altın Kayısı Bulvarı üzerinde bulunan yaklaşık 300 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilen Cumhuriyetimizin 100. yılına ithafen yapılan 100. Yıl Parkı, Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin kendi imkânları ve kaynaklarıyla yapılıyor. 100. Yıl Parkı içerisinde projenin temel kavramları; eko-eğlence, çocuk kulübü, kültürel etkinlik alanları, dinleti alanları, sportif ve sosyal aktivite alanları, eğitim, doğadan öğrenme, sağlıklı yaşam olarak belirlenmiş ve beş girişe sahip.

    İçerisinde otopark, idari yönetim binaları ve ekolojik yaşam olgusunun ön plana çıkacağı parkta “doğaya dönüş” konsepti ile doğa ve doğallıkziyaretçileriyle buluşturulacak. Vatandaşlar huzurlu bir ortamda dinlenirken fotoğrafçılık, sergi, şenlik gibi etkinliklere de katılabilecekler. Proje alanını çevreleyen bin 780 metre kaykay parkı, 2 bin metre uzunluğunda bisiklet yolu, 3 bin 850 metre yürüyüş yolu bulunuyor. Yaklaşık 20 bin metre kare büyüklüğünde biyolojik gölet ve kuğu adası mevcuttur. Projede göletle bütünleşmiş bir restoran yer alıyor. Çocuk oyun alanları ve çocuk oyun kulübü bulunan 100. Yıl Parkı’nda permakültür biliminin anlatılacağı permakültür eğitim binası da bulunuyor. Ayrıca park içerisinde renk ve koku bahçeleri, tıbbi ve aromatik bitkiler bahçesi, lavanta aksı, gül bahçeleri, sulak alan bitki bahçeleri ve bitki tünelleri bulunuyor.

  • Tarım arazileri suyla buluştu

    Tarım arazileri suyla buluştu

    KAHRAMANMARAŞ (İGFA) – Baraj kapaklarının bulunduğu alanda düzenlenen törende konuşan Kirişci, hükümet olarak iktidara geldikleri günden itibaren özellikle suya ve sulamaya verdikleri önemi yaptıkları yatırımlarla ortaya koyduklarını söyledi.

    Vahit Kirişci, suyun geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi bu yüzyılda da stratejik öneme haiz yegane bir unsur haline geldiğini anlatarak, “Bilhassa iklim değişikliği, küresel ısınma gibi kavramlar Akdeniz çanağında yer alan ve su stresi altında olan bir ülke olarak bizim su konusunda çok daha dikkatli, çok daha özenli olmamızı bize öğretti. Bu çerçevede de kişi başı 1.313 metreküp su varlığımızla aslında bugün için belki su fakiri değiliz. Ama su zengini de değiliz.” şeklinde konuştu.

    Yapılan projeksiyonlarla Türkiye’nin nüfusunun 30 yıl içinde 85 milyondan 105 milyona çıkacağının ortaya konduğuna değinen Kirişci, Türkiye’ye gelen turistlerin sayısı, sanayileşme, endüstrileşme ve konutların ihtiyaçları ile yağışlardaki düzensizlik ve gerilemenin yanı sıra iklim değişikliği, küresel ısınma gibi etkenlerden dolayı da su varlığında bir gerileme olacağının görüldüğünü ifade etti.

    Tarım ve Orman Bakanı Kirişci, suyun en verimli ve tasarruflu şekilde kullanılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

    Son 20 yıl içinde su alanında yapılan yatırımlarla ilgili de rakamları paylaşan Kirişci, şunları söyledi:

    “20 yıldan beri suya ayrı bir önem ayrı bir değer atfediyoruz. Bu çerçevede 9 bin 585 tesisimize 479 milyar liralık bir yatırımla bunları milletimizin hizmetine sunduk. Biz baraj ve göletlerden oluşan su depolama alanlarımızı 3,5 kat artırarak 504’den 1701’e çıkarttık. Su depolama hacmimiz 133 milyar metreküptü. Bunun üzerine 50 milyar metreküp koyduk. Şu anda 183 milyar metreküpe çıktı. Bir taraftan da suyun gücünden ülke olarak da aynı zamanda hidroelektrik santralleri marifetiyle de elektrik için de yararlanıyoruz. Bu çerçevede de 125 olan hidroelektrik santrali sayımızı 740’a çıkarırken bunların kapasitelerini de 12 bin 200 megavattan 32 bin 400 megavata ki üzerine 20 bin 200 megavat daha ilave etmiş olduk.”

    Kirişci, içme suyunda da 2 milyar metreküplük yıllık kullanımın 5 milyar metreküpe çıkartıldığını kaydetti.

    Can ve mal kayıplarına neden olan yağışların su taşkınları ve sellere dönüşmesini engellemek amacıyla da çalışma yaptıklarını söyleyen Prof. Dr. Kirişci, “Bu alandaki tesis sayılarımızı da yüzde yüz arttırarak onları da 10 bin 413’e çıkardık. Yeraltı su seviyesini beslemek ve korumak maksadıyla bir yenilik olarak da bir yeraltı su depolarını gündeme getirdik. Bu da ilk defa bizim dönemimizde gündeme gelen bir hadise oldu ve burada da 101 tesisi inşa etmiş olduk. 275 metre gövde yüksekliği olan Yusufeli Barajı gibi dünyanın beşinci, Türkiye’nin de en yüksek barajını inşa ettik.” ifadesini kullandı.

    – “Susuz tarım topraklarımız kalmasın istiyoruz”

    Kirişci, Türkiye’de suyun yüzde 77’sinin tarımsal sulamada kullanıldığını da belirterek, “Burada da beş yılda yüzde 46 olan verimliliğimizi yüzde 50’lere çıkarmış durumdayız. Bir yüzde 4’lük de olsa önemli bir artışı burada da sağlamış durumdayız. Susuz tarım topraklarımız kalmasın istiyoruz. Önümüzdeki 5 yılda da bütün sulanması gereken ekonomik ve teknik olarak sulanması gereken alanları da inşallah suya kavuşturmuş olacağız ve bu 5 yıllık sürenin sonunda da bütün sulama sistemlerimiz modernize edilmiş basınçlı sulama sistemi adını verdiğimiz sisteme geçmiş olacak. Sulanan alanımız da bu vesileyle 21,7 milyon dekar arttırılarak 70 milyon dekara, yani 7 milyon hektara ulaşmış durumda. Geride bizim 1,5 milyon hektarlık bir sulanmayı bekleyen teknik ve ekonomik olarak sulanması gereken bir alanımız var. İnşallah onları da elde etmiş olacağız.” dedi.

    Kahramanmaraş’a 20 yılda 176 tesisi kazandırdıklarını ve bunun karşılığı olarak da 9,6 milyar liralık bir yatırım gerçekleştirdiklerini anlatan Kirişci, su konusunda önemli bir merkez olan Kahramanmaraş’ın sudan daha fazla yararlanması için önemli adımlar attıklarını belirtti.

    Kirişci, hizmete alınan Kılavuzlu sulaması sayesinde Kahramanmaraş’ta 195 bin dekarlık tarım arazisinin suya kavuşturulduğuna da dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Şu anda saniyede 80 metreküp suyla Kahramanmaraş, Gaziantep ve Hatay illerimizin topraklarına bereket katacak Kılavuzlu sulamasının tamamlanmasıyla toplamda 107 bin hektarlık alanda daha sulu tarıma geçilmesini inşallah hedefliyoruz. Kahramanmaraş, Gaziantep ve Hatay’ın hasretle beklediği GAP muhtevasında yer alan Kılavuzlu sulaması, Orta Ceyhan. Menzelet Projesi ve Orta Ceyhan Menzelet ikinci merhale projelerinden oluştuğunu da zaten sizler de takip ediyorsunuz, biliyorsunuz. Kılavuzlu sulaması kapsamında Orta Ceyhan Menzelet projesi bünyesinde Menzelet Barajı bildiğiniz gibi geçmiş yıllarda tamamlandı. Toplam proje bedeli 23 milyar lira olan Orta Ceyhan Menzelet projesi ikinci merhale kapsamında şu ana kadar 8,5 milyar liralık bir harcama gerçekleştirildi.”

    Deprem nedeniyle Kılavuzlu Sulama sistemindeki 86 kilometrelik kanalın zarar gördüğünü anımsatan Kirişci, süratle yapılan ihale ve onarım çalışmalarının ardından 45 gün gibi kısa bir sürede tekrar su verilmesinin sağlandığını ifade etti.

    Kirişci’nin konuşmasının ardından Kılavuzlu Barajı’nın kapakları açılarak su kanala verildi.

  • Teknopark İstanbul’dan finans teknolojileri için kuluçka merkezi

    Teknopark İstanbul’dan finans teknolojileri için kuluçka merkezi

    İSTANBUL (İGFA) – Finansal teknolojiler alanında girişim ve projelerin hayata geçmesinde önemli bir rol oynayacak Cube Ümraniye Uydu Kuluçka Merkezi için, Teknopark İstanbul, Ümraniye Belediyesi ve İstanbul Ticaret Üniversitesi arasında iş birliği protokolü imzalandı. Türkiye’nin oyun, dijital sanat, simülasyon, artırılmış gerçeklik, VR ve mobil uygulama tematik alanlarına sahip ilk uydu kuluçka merkezi Cube Beyoğlu’nu kısa süre önce faaliyete alan Teknopark İstanbul, böylece ikinci uydu kuluçka merkezini açmış olacak.

    13 Nisan Perşembe günü Cube Incubation’da gerçekleşen imza töreni, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, Teknopark İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Yerebakan, Teknopark İstanbul Yönetim Kurulu Başkan Vekili Şekib Avdagiç, Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Topçu, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Ömer Torlak’ın katılımıyla gerçekleşti. Finansal teknolojiler alanında girişim ve projelerin geliştirilmesinde önemli bir boşluğu dolduracak olan Ümraniye Uydu Kuluçka Merkezi’nin, Teknopark İstanbul, Ümraniye Belediyesi ve İstanbul Ticaret Üniversitesi ortaklığında yakın zamanda hizmete girmesi planlanıyor.

    Girişimciler için birçok imkân yer alacak

    Teknopark İstanbul ve kuluçka merkezi Cube Incubation’un girişimcilik ekosistemindeki tecrübesinin yanı sıra, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi’ne ev sahipliği yapan Ümraniye Belediyesi ve İstanbul Finans Merkezi Stratejisi ve Eylem Planı’na dair önemli çalışmaları olan İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin desteğiyle hayata geçecek Cube Ümraniye, özellikle finansal teknolojiler alanında girişimcilik ekosistemine yenilik getirecek. Cube Ümraniye’de, girişimci ve girişimci adaylarına yönelik modern çalışma alanları, eğitim ve etkinlikler, mentorluk, akademik ve teknik danışmanlık, teknik ve girişim analizleri, yatırımcı ve firma görüşmeleri, veri tabanlarına erişim, önemli finans alanında çalışan partner firma görüşmeleri, TTO destekleri ile teknopark vergi avantajı gibi birçok imkân yer alacak.

    Topçu: Finansal teknolojiler ekosistemine yeni bir soluk getirecek

    Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Topçu, “Cube Ümraniye, Cube Incubation’un tecrübesi ve güçlü akademik ve finans kurumlarının desteği sayesinde finansal teknolojiler alanına yeni bir soluk getirecek. Yüksek teknoloji odaklı yenilikçilik faaliyetlerinin cazibe merkezi olma hedefimiz doğrultusunda hayata geçecek bu yeni uydu kuluçka merkezimizin hazırlıklarını hızla tamamlayarak en kısa sürede açmayı planlıyoruz” dedi.

    Finansal teknolojiler alanında girişim ve projelerin hayata geçmesinde önemli bir rol oynayacak Cube Ümraniye Uydu Kuluçka Merkezi için, Teknopark İstanbul, Ümraniye Belediyesi ve İstanbul Ticaret Üniversitesi arasında iş birliği protokolü imzalandı. Türkiye’nin oyun, dijital sanat, simülasyon, artırılmış gerçeklik, VR ve mobil uygulama tematik alanlarına sahip ilk uydu kuluçka merkezi Cube Beyoğlu’nu kısa süre önce faaliyete alan Teknopark İstanbul, böylece ikinci uydu kuluçka merkezini açmış olacak.

    13 Nisan Perşembe günü Cube Incubation’da gerçekleşen imza töreni, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, Teknopark İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Yerebakan, Teknopark İstanbul Yönetim Kurulu Başkan Vekili Şekib Avdagiç, Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Topçu, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Ömer Torlak’ın katılımıyla gerçekleşti. Finansal teknolojiler alanında girişim ve projelerin geliştirilmesinde önemli bir boşluğu dolduracak olan Ümraniye Uydu Kuluçka Merkezi’nin, Teknopark İstanbul, Ümraniye Belediyesi ve İstanbul Ticaret Üniversitesi ortaklığında yakın zamanda hizmete girmesi planlanıyor.

    Girişimciler için birçok imkân yer alacak

    Teknopark İstanbul ve kuluçka merkezi Cube Incubation’un girişimcilik ekosistemindeki tecrübesinin yanı sıra, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi’ne ev sahipliği yapan Ümraniye Belediyesi ve İstanbul Finans Merkezi Stratejisi ve Eylem Planı’na dair önemli çalışmaları olan İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin desteğiyle hayata geçecek Cube Ümraniye, özellikle finansal teknolojiler alanında girişimcilik ekosistemine yenilik getirecek. Cube Ümraniye’de, girişimci ve girişimci adaylarına yönelik modern çalışma alanları, eğitim ve etkinlikler, mentorluk, akademik ve teknik danışmanlık, teknik ve girişim analizleri, yatırımcı ve firma görüşmeleri, veri tabanlarına erişim, önemli finans alanında çalışan partner firma görüşmeleri, TTO destekleri ile teknopark vergi avantajı gibi birçok imkân yer alacak.

    Topçu: Finansal teknolojiler ekosistemine yeni bir soluk getirecek

    Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Topçu, “Cube Ümraniye, Cube Incubation’un tecrübesi ve güçlü akademik ve finans kurumlarının desteği sayesinde finansal teknolojiler alanına yeni bir soluk getirecek. Yüksek teknoloji odaklı yenilikçilik faaliyetlerinin cazibe merkezi olma hedefimiz doğrultusunda hayata geçecek bu yeni uydu kuluçka merkezimizin hazırlıklarını hızla tamamlayarak en kısa sürede açmayı planlıyoruz” dedi.

  • “Alişer İntikam” kod adlı terörist öldürüldü! Yıllardır terörle anılan Hakkari’nin Alandüz bölgesi artık tertemiz

    “Alişer İntikam” kod adlı terörist öldürüldü! Yıllardır terörle anılan Hakkari’nin Alandüz bölgesi artık tertemiz

    Eren Abluka Sonbahar Kış-5 Uzm.J.III.Kad.Çvş. Durmuş Ali UZUN operasyonu kapsamında, Hakkari Yüksekova Dağlıca Buzul Dağları Alandüz Bölgesi Arsan mevkiinde nokta operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda yaşanan silahlı çatışmada 1 terörist silahıyla birlikte etkisiz hale getirildi.

    “ALİŞER İNTİKAM” KOD ADLI TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ

    Etkisiz hale getirilen teröristin, Hakkari Dağlıca-Alandüz sözde Cilo bölge sorumlusu ve Terörden Arananlar Listesi’nde turuncu kategoride yer alan “Alişer İntikam” kod adlı Emrah Arpak olduğu tespit edildi.

    OPERASYONLAR KARARLI BİR ŞEKİLDE DEVAM EDECEK

    İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, terörle mücadele operasyonlarının, bölge halkının da desteği ile inançlı ve kararlı bir şekilde devam ettiği kaydedildi.

    SOYLU: ALANDÜZ TERÖRİSTLERDEN TAMAMEN TEMİZLENDİ

    Bakan Süleyman Soylu da sosyal medyadan operasyona ilişkin paylaşım yaptı. Hakkari Alandüz bölgesinin de teröristlerden tamamen temizlendiğini vurgulayan Soylu, “PKK’nın sözde komutanı, turuncu kategorideki terörist, saklandığı mağaraya yapılan operasyonda çıkan çatışmada etkisiz hale getirildi. Kahramanlarımızın eline sağlık.” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı Olağanüstü Zirve Toplantısı’nı değerlendirdi: (1)

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı Olağanüstü Zirve Toplantısı’nı değerlendirdi: (1)

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yaşadığımız felakette Türk dünyası olarak sergilediğimiz dayanışmayı, birlik ve beraberliği hiçbir zaman unutmayacağız.” dedi.
    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Olağanüstü Zirve Toplantısı’na ilişkin açıklamada bulundu.
    Türk Devletleri Teşkilatı Olağanüstü Ankara Zirvesi’ni başarıyla tamamladıklarını belirten Erdoğan, Teşkilat üyeleri ve gözlemcileriyle Türkiye’de yaşanan deprem ve sel felaketleri sonrasında dayanışma amaçlı olarak bir araya geldiklerini söyledi.
    Zirveye katılan devlet başkanlarına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız felakette Türk dünyası olarak sergilediğimiz dayanışmayı, birlik ve beraberliği hiçbir zaman unutmayacağız. Zirve kapsamında ayrıca Türk Dünyası İşbirliği kuruluşlarının genel sekreterleri ve başkanları ile Aksakallar Konseyimizin kıymetli üyelerini de Ankara’da misafir ettik. Geçtiğimiz yıl Semerkant Zirvesi’nde Teşkilatımıza gözlemci olarak katılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de ilk defa bugün aramızda yer almasından büyük memnuniyet duydum.” ifadelerini kullandı.
    Erdoğan, şöyle devam etti:
    “Bugün ev sahipliğini yaptığımız Olağanüstü Zirve ise ‘Afet-Acil Durum Yönetimi ve İnsani Yardım’ temasıyla icra edildi. Malumunuz 6 Şubat’ta dünyada eşi benzeri nadir görülecek şekilde 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde iki depremle arka arkaya sarsıldık. Bu depremler, ülkemizin 14 milyon vatandaşının yaşadığı 11 ilimizde çok ciddi can kaybına ve yıkımlara yol açtı. Aralarında Teşkilat üyesi ülkelerin vatandaşlarının da olduğu, 49 bini aşkın insanımızı deprem felaketinde yitirdik. Ardından da deprem bölgesi şehirlerimiz sel felaketine maruz kaldı. Buradan bir kez daha depremde ve sellerde hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.
    Uzmanlar, Kahramanmaraş merkezli depremleri insanlık tarihinin en büyük tabii afetlerinden biri olarak tanımlıyor. Nitekim ilk depremleri takip eden yaklaşık 600’e yakın müstakil deprem büyüklüğüne ulaşan binlerce artçı sarsıntı, bu gerçeği teyit ediyor. Türkiye, geniş bir alanda yıkıma sebep olan bu deprem fırtınasına, ağır kış şartlarının yaşandığı bir dönemde yakalanmıştır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen depremin haberini alır almaz devletimizin tüm imkanlarını bölgeye yönlendirdik. Bakanlıklarımızla AFAD’la belediyelerimizle güvenlik kuvvetlerimizle arama-kurama ekiplerimizle sivil toplum kuruluşlarımızla hasılı böylesi bir felakette ihtiyaç duyulacak kim varsa herkesle seferber olduk.”
    “Kardeşlerimiz, milletimizin ihtiyaçlarını karşılamak için canla başla gayret gösterdi”
    Sadece arama-kurtarma ekibi olarak 35 bini aşkın personel, yardım ve destek ekipleriyle beraber 272 bin kamu görevlisinin depremzedelere yardım için koştuğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sivil toplum kuruluşları ve gönüllü vatandaşların da eklendiğinde bu rakamın yaklaşık yarım milyona ulaştığını söyledi.
    Dünyanın 90 farklı ülkesinden gelen arama-kurtarma ekiplerinin de bu süreçte Türkiye’ye destek verdiğini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
    “Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleri, 6 Şubat’ta yaşadığımız felaketin ardından yardım çağrımıza en hızlı cevap veren, en hızlı harekete geçen, acılarımızı en kalbi paylaşan dostlarımızın başında geliyor. Teşkilatımız üyeleri, arama-kurtarmadan sağlığa ve insani yardıma kadar geniş bir alanda faaliyet göstermek üzere ekiplerini hemen Türkiye’ye sevk ettiler. Kardeşlerimiz gerek ayni gerek nakdi yardımlarla milletimizin ihtiyaçlarını karşılamak için canla başla gayret gösterdiler. Bölgede kurdukları sahra hastaneleriyle yaralarımızın sarılmasına destek verdiler. Ulaştırdıkları çadırlarla barınma ihtiyaçlarımızın giderilmesine katkı sağladılar.
    Zor günlerimizde yanımızda yer alan Teşkilatımızın dost ve kardeş devletlerinin halklarına canıgönülden teşekkür ediyorum. Türk dünyası, tasada ve sevinçte bir olduğunu bugün tekrar göstermiştir. Bu dayanışmanın, arama-kurtarma çalışmalarında olduğu gibi deprem yaralarının sarılmasında da devam edeceğine inanıyorum. Deprem ilk anlarından itibaren başlattığımız seferberliği, şehirlerimizin yeniden inşa ve ihyası sürecinde de sürdürüyoruz. Depremzedelerimizi en kısa sürede kalıcı konutlara kavuşturmak için her türlü gayreti gösteriyoruz. Yer tespiti yapılan, zemin ve etüt çalışmaları biten illerimizde temelleri atıp süratle işe başladık. Hedefimiz, bir yıl içinde deprem bölgesinin tamamındaki konut ihtiyacını büyük ölçüde çözecek sayıda kaliteli ve güvenli yapıyı inşa etmektir.”
    (Sürecek)

    /////////

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türk Yatırım Fonu Kurucu Anlaşması’nın imzalanması, Zirve’mizin somut kazanımlarından biri olmuştur. Fon sayesinde, KOBİ’lere, kalkınma projelerine, ulaştırma ve lojistik zincirlerine, altyapı projelerine, tarım ve turizm alanlarındaki yatırımlara ve yenilenebilir enerji çalışmalarına destek sağlanacaktır.” dedi.

    Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Olağanüstü Zirvesi’nin ardından düzenlediği basın toplantısında, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgede TOKİ vasıtasıyla ilk yıl 319 bin, toplamda ise 650 bin konutu hak sahiplerine teslim etmeyi planladıklarını bildirdi.

    Bu süreçte çadır ve konteyner kentlerin de kurulumunun devam ettiğini belirten Erdoğan, bütün bunları yaparken Nurdağı ve İslahiye’de prefabrik konutların kurulumuna da süratle girdiklerini söyledi.

    Erdoğan, “Mayıs ayına kadar 100 bin konteyner kurarak yarım milyon depremzedeyi daha iyi şartlarda barınabilecekleri bu alanlara taşıyacağız.” diye konuştu.

    Katar’dan gönderilen konteynerlerden yaklaşık 3 bininin geldiğini, bu ay sonuna kadar 10 bin konteynerin geleceğini bildiren Erdoğan, bu konteynerlerden Samandağı’nda olanları da gördüğünü, kaliteli, güzel, vasıflı konteynerlere vatandaşların taşınmaya başladığını kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Son 20 yılda yaşanan doğal afetler sonrasında nasıl hiçbir insanımızı aç açıkta bırakmadıysak, depremzedelerimizi de mağdur etmeyeceğiz. Dost ve kardeş ülkelerin de destekleriyle, inşallah söz verdiğimiz üzere şehirlerimizi en kısa sürede eski görkemine tekrar kavuşturacağız. Sel felaketlerinin yeniden kanattığı yaraları sarmak için gece gündüz çalışacak, yıkımları ve zararları tazmin edeceğiz.

    Ülkemizin bir kısmında milyonlarca vatandaşımız afetlerin yol açtığı sıkıntılarla boğuşurken, hiçbirimiz hayatımızı eskisi gibi sürdüremeyiz. Bu felaketin sebep olduğu kayıpları tamamen telafi etmeden, insanlarımızı geleceklerine yeniden güvenle bakacakları günlere kavuşturmadan bize durmak, dinlenmek haramdır. Bin yıldır bu topraklarda nice badirenin üstesinden gelen milletimiz, asrın felaketinin yaralarını da Allah’ın izniyle kısa sürede saracaktır.”

    “Bölgesel meselelere dair fikir teatisinde bulunduk”

    Depremler sonrasında Türkiye’ye yönelik yardım faaliyetlerinin, afetler ve etkileriyle mücadelede işbirliğinin geliştirilmesinin bugünkü toplantının ana gündem maddesi olduğunu bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Afetler ve etkileriyle mücadele konularında teşkilatımız bünyesinde atılabilecek adımları elbette öncelikli olarak ele aldık. İlgili kurumlarımız arasında işbirliğinin ileri seviyeye taşınmasını ve müteakip Zirve’ye kadar Türk Devletleri Teşkilatı Sivil Koruma Mekanizmasının tesisini kararlaştırdık. Ayrıca, ortak gündemimizde yer alan diğer meselelerin yanı sıra bölgesel meselelere dair fikir teatisinde bulunduk.”

    Türk dünyasında bütünleşmenin lokomotifi olan ekonomi, ticaret, ulaştırma ve enerji alanlarındaki işbirliklerini de gözden geçirdiklerini aktaran Erdoğan, “Türk Yatırım Fonu Kurucu Anlaşması’nın imzalanması, Zirve’mizin somut kazanımlarından biri olmuştur. Fon sayesinde, KOBİ’lere, kalkınma projelerine, ulaştırma ve lojistik zincirlerine, altyapı projelerine, tarım ve turizm alanlarındaki yatırımlara ve yenilenebilir enerji çalışmalarına destek sağlanacaktır. Tüm bu alanlarda firmaların finansmana erişimi kolaylaşacak, ayrıca bölge içi ticaret teşvik edilecektir. Türk Yatırım Fonunun, Türk dünyasında ekonomik bütünleşmeye de katkı sağlayacağına inanıyorum. ‘Eşit sermaye katkısı ve eşit oy hakkı’ ilkesi çerçevesinde kurulacak fona, İstanbul ev sahipliği yapacaktır. Bu şekilde küresel finans camiasında İstanbul’un oynadığı merkezi rolün pekişmesini de temin etmiş olduk.” şeklinde konuştu.

    “Orta Koridorun geliştirilmesi hususunda mutabık kaldık”

    Toplantıda, Teşkilat bünyesinde bölgesel ulaştırma ve tedarik zincirlerinin geliştirilmesine matuf anlaşma ve kararların süratle uygulanmasının önemini vurguladıklarını aktaran Erdoğan, artık güvenilir bir alternatif haline gelen Orta Koridorun geliştirilmesi hususunda mutabık kaldıklarını bildirdi.

    Erdoğan, “Hepimizin önceliği olan enerji güvenliğinin sağlanması için mevcut ve potansiyel işbirliği alanlarında görüş alışverişinde bulunduk. Bölgesel ve küresel gelişmeleri de tüm yönleriyle değerlendirdik. Üye ve gözlemci devletler olarak, Teşkilatımızın güçlenmesinin, coğrafyamızın güvenliğine ve istikrarına önemli katkılar sağladığı noktasında hemfikiriz.” ifadesini kullandı.

    Aile meclisinin faaliyet alanlarının çeşitlenmesi, Türk Devletleri Teşkilatının uluslararası görünürlüğünü giderek artırdığını aktaran Erdoğan, “Katedilen ilerleme önemli olmakla birlikte, asıl mevcut ve gelecekte karşılaşılabilecek sınamalar karşısında direncimizi artırmamızın gerektiğini de biliyoruz. Bunun için Teşkilatımızın imkan ve kabiliyetlerini güçlendirmemiz gerektiğinin farkındayız. Toplantımızda Teşkilat Sekretaryamızın beşeri, idari ve mali yapısını güçlendirmek için atılabilecek adımları da istişare ettik. Bir sonraki Dönem Başkanı Kazakistan’ın ev sahipliğinde, Türk dünyamızın manevi başkentlerinden Türkistan şehrinde düzenlenecek müteakip Zirvemizin hazırlıklarını da ele aldık.” diye konuştu.

    Zirve kapsamında dün ve bugün Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Türkmenistan Halk Maslahatı Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini dile getiren Erdoğan, liderler olarak imzaladıkları Zirve bildirisiyle de farklı alanlarda işbirliğini güçlendirme iradelerini açıkça ortaya koyduklarını söyledi.

    “Türk Devletleri Teşkilatı, yeni bir ses, yeni bir nefes, yeni bir sinerji merkezi haline gelmektedir”

    Küresel gelişmelerin, TDT’nin önemini ve potansiyelini tekrar gösterdiğini dile getiren Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Dünya siyasetinde öne çıkan ülkeler ve birlikler, sağlıktan finansa, güvenlikten yabancı düşmanlığına, düzensiz göçten siyasi ve sosyal istikrarsızlıklara kadar pek çok sorunla boğuşuyor. İnsanlığın karşılaştığı yeni meydan okumalara adil ve sürdürülebilir çözümler üretemeyen uluslararası sistem, sürekli yeni krizlere sebep oluyor. Tarihi, kültürel ve hakkaniyetli kurumsal yapılardan yoksun birlikteliklerin tıkandığı bir süreçte, Türk Devletleri Teşkilatı, yeni bir ses, yeni bir nefes, yeni bir sinerji merkezi haline gelmektedir.

    Gerçekten de bu çatı altında, Adriyatik’ten Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada çok büyük bir işbirliği imkanına sahibiz. Gerek bölgemizde, gerekse küresel ölçekte her gün farklı bir boyutu ortaya çıkan tarihi gelişmelerin Türk dünyasının önüne açtığı fırsat pencerelerini doğru değerlendirmemiz gerekiyor. Siyasi dayanışmadan enerji ve ulaştırmanın başını çektiği ekonomik işbirliklerine kadar her alanda, bu fırsatları kalıcı hale getirecek ve kazanca dönüştürecek kapasitemiz var.”

    Bağımsızlıklarının üzerinden geçen nispeten kısa sürede kardeş ülkelerin yakaladığı başarıları, ortak gelecek adına çok kıymetli gördüğünü ifade eden Erdoğan, TDT’nin kuruluşunun ardından faaliyet alanının hızla genişlemesinin, üye ülkelerin dışında da yüz milyonlarca insanın umutlarını yeşerttiğini vurguladı.

    Erdoğan, bu muazzam potansiyelin, TDT’nin etki alanının büyüklüğüne işaret ettiğini de dile getirdi.

    Gerçekleştirdikleri her zirveyle, bu etkinin kapsamını ve temelini daha da güçlendirdiklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Ankara Zirvemizin düzenlenmesine vesile olan Azerbaycan ile Dönem Başkanı Özbekistan’a, ayrıca tüm katılımcı ülkelere ve temsilcilerine ayrı ayrı şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Bu kara günümüzde yanımızda olan her bir kardeşimize minnet borcumuzu asla ödeyemeyeceğimizin altını tekrar çizmek istiyorum. Zirvemizin başarıyla gerçekleştirilmesi için yoğun çaba sarf eden Dışişleri Bakanlığımızı, Türk Devletleri Teşkilatı Sekretaryasını ve emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Zirvede aldığımız kararların ülkelerimiz ve Türk Dünyası için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin. Rabbim ülkemizi, milletimizi, Türk dünyasını ve tüm insanlığı her türlü afetten, musibetten muhafaza buyursun. En son Şanlıurfa, Adıyaman, bu bölgede meydana gelen sel afetiyle büyük bir imtihanla karşı karşıya olduğumuzu söylüyor, burada da ebediyete uğurladığımız vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.”

    (Bitti)

    Kaynak: AA / Güncel
  • AB’den Sabancı Üniversitesi’ne 7,45 milyon euroluk hibe

    AB’den Sabancı Üniversitesi’ne 7,45 milyon euroluk hibe

    Sabancı Üniversitesi, bölgesel hidrojen iktisadının gelişiminin desteklenmesini amaçlayan HYSouthMarmara projesi için AB’den hibe almaya hak kazandı.

    Sabancı Üniversitesi’nden yapılan açıklamaya nazaran, toplam bütçesi 36 milyon euro olan projeye sağlanacak olan 7 milyon 455 bin 625 euroluk hibe, Türkiye Çerçeve Programları tarihinde tek seferde alınan en büyük AB hibesi olarak kayıtlara geçti.

    Proje, bölgesel bir hidrojen iktisadının gelişiminin desteklenmesi amaçlanan Pak Hidrojen Paydaşlığı (Clean Hydrogen Partnership) 2022 yılı sonuçlarına göre​​​​​​​ kelam konusu takviyeye hak kazandı.

    Yaklaşık 5 yıl sürmesi planlanan projenin, pak hidrojen üretimi ve kullanımına, buna ait teknoloji-odaklı altyapıların gelişimine ve Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin güçlendirilmesine değerli katkı sağlayacağı öngörülüyor.

    Türkiye’den Sabancı Üniversitesi ile birlikte 13 ortağın yer aldığı HYSouthMarmara projesi kapsamında, Hidrojen Vadisi iş planında yer alan yol haritasının belirlenmesine katkı sağlanacak, kelam konusu vadinin güç ve iklim alanlarındaki çok boyutlu katkıları tahlil edilecek ve projenin yaygın tesirini artırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirilecek.

    Sabancı Üniversitesi İstanbul Milletlerarası Güç ve İklim Merkezi’nin (IICEC) de etkin rol alacağı ve EnerjiSa Üretim ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı koordinatörlüğünde yürütülecek projede, Kale Seramik Sanayi AŞ, Şişecam AŞ, TÜBİTAK MAM, Eti Maden Genel Müdürlüğü, Universite Mohammed VI Polytechnique ve Universita Di Bologna’nın da ortalarında bulunduğu yurt içi ve yurt dışından 16 kurum yer alacak.

    Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Tabiat Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Selmiye Alkan Gürsel’in yürüteceği projede Alp Yürüm, Bülent Çatay ve Bora Şekip Güray araştırmacı olarak yer alacak.

    Üretilecek 500 ton yeşil hidrojen, endüstride kullanılacak

    Proje kapsamında, Balıkesir’de Enerjisa Üretim’in alanında üretilecek en az 500 ton yeşil hidrojenin, Linde Gaz tarafından taşınarak Hidrojen Peroksit, Kale Seramik, Şişecam ve Eti Maden’in tesislerinde kullanılması hedefleniyor. Proje ile yalnızca yeşil hidrojen değil türevleri de üretilecek.

    Projeyle Türkiye’nin ithalatına bağımlı olduğu metanol ve amonyak üzere hidrojen türevlerinin yeşil usullerle ve kendi kaynaklarıyla üretilmesi amaçlanıyor. Buna ilaveten proje kapsamında, Türkiye’nin dünya rezervlerinin yüzde 73’üne sahip olduğu bor mineralinin hidrojen depolamadaki avantajları Balıkesir’de kurulacak Sodyum Bor Hidrür Tesisi yatırımı kapsamında incelenecek.

    Açıklamada görüşlerine yer verilen Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici, üniversitenin yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en tanınan araştırma üniversitesi olma amacına işaret ederek, “Fakültelerimizde ve merkezlerimizde, öncü ve ses getiren araştırmalar yürütüyor ve bu çalışmalar için yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan yüksek oranda proje dayanağı alıyoruz. Pak güç alanında tüm dünyada en öncelikli mevzulardan biri olan yeşil hidrojen üretim, depolama ve dağıtım teknolojilerine yönelik bu proje ile üniversitemizin bilimsel araştırma kapasitesini daha da geliştirebilmeyi ve uygulamalı alanlara yöneltebilmeyi hedefliyoruz. Proje kapsamındaki sanayi ortaklarımızla birlikte bu çok değerli alana katkı yapıyor olmaktan büyük memnunluk duyuyoruz.” sözlerini kullandı.

  • 89 kişiye mezar olan Galeria Sitesi’nin altındaki havuzun görüntüsü ortaya çıktı! Bir tane kolon bırakmamışlar

    89 kişiye mezar olan Galeria Sitesi’nin altındaki havuzun görüntüsü ortaya çıktı! Bir tane kolon bırakmamışlar

    Yenişehir ilçesinde kentin ilk AVM’si olarak 1999’da hizmete giren ve 4 katı alışveriş merkezi olup, 8 katı da 128 daireden oluşan 4 bloklu Galeria Sitesi’nin 1 bloku, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ilkinde yıkıldı.

    89 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

    Depremde 89 kişi yaşamını yitirdi, 22 kişi de yaralandı. Deprem Soruşturma Bürosu tarafından, yıkılan blokla ilgili soruşturma sürerken, AVM’nin altındaki spor salonunda üyelik kaydı olan M.K. ‘yapım kusurları ve kolon kesme’ iddialarıyla ilgili tanık olarak dinlendi.

    “HAVUZ BÖLÜMÜNDE HİÇ KOLON YER ALMAMAKTADIR”

    Spor salonuna 5 yıldır gittiğini söyleyen M.K., ifadesinde, salonda yapılan düzenlemelere birkaç kez tanıklık ettiğini kaydederek, ifadesinde, şunları söyledi: “Bunlardan bir kısmı hatırladığım kadarıyla 2022’nin ortalarında bisiklet binme alanının oluşturulmasıydı. Bisiklet binme alanı tahminimce B Blok kısmında kalmaktadır. Harici olarak da kondisyon çalışma bölümünün oluşturulması şeklinde spor salonu içerisinde düzenlemeler yapıldı. Kondisyon çalışma alanı, tahminimce D Blok kısmında kalmaktadır. Bu işlemlerde herhangi kolon kesme faaliyeti olduğunu düşünmüyorum ancak sağlıklı incelemenin proje üzerinde yapılması uygun olacaktır. 2019’a ait spor salonunun içini baştan sona gösterir şekilde görüntülerin yer aldığı CD’yi de savcılığa teslim ettim. Görüntüler incelendiğinde spor salonu içerisinde boyutlarını tam olarak bilmediğim, ancak olimpik standartlarda olduğunu düşündüğüm yüzme havuzu görülecektir. Bu kısımda hiçbir kolon yer almamaktadır. Aynı şekilde salonun orta kısmında yer alan salona giriş, üye kaydı ve restoran kısmının bulunduğu yerde de kolonun sadece giriş turnikelerinin bulunduğu yerde bir tane olduğunu hatırlıyorum. Restoran, blok olarak tam olarak emin olamıyorum ancak girişin orta kısmında yer alır. Ayrıca erkek soyunma odasının bulunduğu alan otoparka sınırdır. Burada da dolaplar yer almakla birlikte kolon olduğunu hatırlamıyorum. Tüm buralarda bulunan kolonların olup olmadığı ya da yeterli sayıda olup olmadığı hususu CD’de yer alan görüntülerle proje çizimlerinin kıyaslanmasıyla ortaya çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

    HAVUZUN GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

    Kolonlarının kesildiği ileri sürülen alt kattaki spor salonuna ait olan havuzun görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, yaklaşık 2 metre derinliği olan havuzun bulunduğu geniş alanda kolonların olmadığı görüldü. Kentteki soruşturmalarda, yapım kusurları ve kolon kesme iddialarına ilişkin bugüne kadar aralarında müteahhitlerin de bulunduğu 17 kişi ‘olası kastla öldürmek’ suçundan tutuklandı, 23’ü adli kontrolle 25 kişi serbest bırakıldı, 4 firari şüphelinin yakalanmasına çalışılıyor.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel
  • Aselsan yılı rekor büyüme ile kapattı

    Aselsan yılı rekor büyüme ile kapattı

    Aselsan’ın açıklanan 2022 yılı finansal sonuçlarına nazaran şirket geçen yılın tıpkı devrine nazaran yüzde 75 büyüyerek 35,3 milyar TL’ye ulaşırken net kârı da geçen yılın birebir devrine nazaran yüzde 67 oranında artarak 11,9 milyar TL düzeyine ulaştı.

    Şirketin brüt kârı, geçen yılın birebir periyoduna nazaran yüzde 77 düzeyinde artarken; Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kârı (FAVÖK) geçen yılın birebir periyoduna kıyasla yüzde 72 artış göstererek 9,5 milyar TL’ye yükseldi. FAVÖK marjı yüzde 27 olarak gerçekleşen Aselsan’ın net kârı da geçen yılın tıpkı periyoduna nazaran yüzde 67 oranında artarak 11,9 milyar TL düzeyine ulaştı. Şirketin özkaynaklarının faale oranı yüzde 52 olarak gerçekleşti.

    ASELSAN İdare Şurası Lideri ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, şirketin yıl sonu finansal sonuçlarını şöyle kıymetlendirdi:

    “2022 yılında, Aselsan olarak ülkemizi ulusal ve memleketler arası alanda temsil ederek, yerli ve ulusal gücümüzle ürettiğimiz yüksek teknolojili projelerimizi hem ülkemizdeki hem de küresel arenadaki kullanıcılarımıza sunduk. 2022 yılında yüzde 75 artış gösteren hasılatımız 35,3 milyar TL’ye ulaştı.

    2022 yılında alımlarımızın yüzde 70’ini yurt içinden karşılayarak tedarikçilerimize yaklaşık 23,4 milyar TL ödeme yaptık. 2022 yılında 160 farklı eserin ulusallaştırılması sürecini muvaffakiyet ile tamamladık. Böylece son 3 yılda millileştirdiğimiz eser sayısını yaklaşık 670’e çıkararak, 500 milyon ABD Dolarına yakın bir büyüklüğün ülkemizde kalmasını sağladık.

    2022 yılı içerisinde, bugüne kadar hiç satış yapılmamış 3 yeni ülkeye daha Aselsan eserlerinin ihracını gerçekleştirdik. Son 4 yılda kullanıcımız olan ülke sayısı, 18 yeni ülkenin eklenmesiyle 81’e ulaştı. Daha evvel yurt dışına hiç satışı yapılmamış 50 farklı eserimiz de tekrar son 4 yılda imzalanan yurt dışı satış mukaveleleri ile milletlerarası arenaya sunuldu. Yurt dışı bakiye siparişimiz 1 milyar dolar düzeyine ulaştı.

    “Depremde, Halkımızın Yanında Olduk”

    Kahramanmaraş merkezinde 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan ve 11 ili birden etkileyen zelzelenin akabinde Hatay’da 600 yatak kapasiteli çadır kent ile Aselsan Afet ve Lojistik Merkezini hızla kurduk. Başta Hatay ve Kahramanmaraş olmak üzere afetin tesirli olduğu tüm kentlerdeki faaliyetlerimizin uyumunu zelzelenin birinci saatlerinde oluşturduğumuz Aselsan Kriz Masası ile sağladık. Birinci günden itibaren Aselsan yerleşkelerinde kurulan merkezlerde toplanan tonlarca besin, ilaç ve giyeceği depremzedelere ulaştırdık.

    Deprem bölgesinde vazife yapan devlet kurumlarının arama-kurtarma takımları için haberleşme aygıt ve sistemleri, termal kameralar, güneş güçlü kamera sistemleri, yaka kameraları, teneffüs aygıtları üzere Aselsan eserlerini süratle teslim ettik.

    ASİL (Aselsan Toplumsal İnovasyon Liderleri) Derneği uyumunda başlatılan yardım kampanyası kapsamında, asrın felaketi olarak nitelenen Kahramanmaraş merkezli sarsıntılardan en çok etkilenen vilayetlerden Hatay’da 13 bin metrekare alana 85’ten fazla çadır kurduk. AFAD tarafından yönlendirilen konuklarımızın sağlıktan eğitime kadar tüm gereksinimleri karşılanmaya devam etmektedir.

    ASİL Derneğimiz, çalışanlarımız ve tedarikçilerimizin katkılarıyla toplanan yardımlar ile Türkiye Tek Yürek kampanyasına 10 milyon TL katkı sağladı.

    “Ülkemizin Gayelerine Paha Katmaya Devam Ettik”

    On bine yakın çalışanımız ve yüz stratejik ortağımızla birlikte çalışmalarımızı genişletmeye devam ettik. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Liderimiz Prof. Dr. İsmail Demir başta olmak üzere Savunma Sanayii Başkanlığı, Ulusal Savunma Bakanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızın iştirak gösterdiği merasim ile Zırhlı Muharebe Araçlarının modernizasyonundaki birinci seri üretim teslimatını geçekleştirmiş olmanın gururunu da yaşadık.

    Dünyanın en ileri İnsansız Deniz Araçları (İDA) teknolojilerini ülkemiz için geliştiriyor ve üretiyoruz. En yüksek teknolojilerin kullanıldığı İDA alanında, ülkemizi oyun değiştirici güç yapmaya kararlıyız. Aselsan tarafından geliştirilen MARLIN İDA ve Albatros-S İDA Sürü Projeleri başta olmak üzere Mavi Vatan’ın teknolojik koruyucuları gelişmeye devam edecek.

    İnsansız hava araçlarımız için de çalışmaya devam ediyoruz. Bayraktar AKINCI TİHA’dan yapılan ve Aselsan CATS kamera sistemi ile gerçekleştirilen Aselsan LGK atış testini muvaffakiyetle tamamladık. Daha evvel de yeniden AKINCI platformundan yapılan bir atışla Aselsan mühendisliğinin eseri TOLUN (Güdümlü Minyatür Bomba) ile maksat muvaffakiyetle vurulmuştu.

    Öte yandan SİPER Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi test atışı Sinop Test Merkezinde Aselsan-Roektsan iş birliğinde muvaffakiyetle yapıldı. SİPER, ülkemizin katmanlı hava savunma gereksiniminin yerli imkanlarla karşılanması açısından büyük ehemmiyet taşıyor.

    Sivil Alanda Yeni Teknolojiler Geliştirmeye Devam Ediyoruz

    Askeri alanlar kadar sivil alanda da ülkemizin gereksinimlerini karşılıyor ve çalışmalarımızı durmadan sürdürüyoruz.

    Geliştirdiğimiz Kalp-Akciğer Makinesi Projesi ile International Design Award Yarışında eser tasarımı kategorisinde, International Design Award-Silver mükafatına layık görüldük. Buradan aldığımız güçle sivil alandaki yetkinliklerimizi milletlerarası arenada göstermeye devam edeceğiz.

    “Sürdürülebilirlik Önceliğimiz Olmaya Devam Ediyor”

    İklim değişikliği ve etraf çalışmalarını odağına alan Aselsan, faaliyetlerinden kaynaklı emisyonları da tahlil ederek uygunlaştırma uygulamalarına devam ediyor. Bu çerçevede Aselsan, tükettiği elektriği yenilenebilir kaynaklardan kendi üretebileceği bir Güneş Gücü Santrali kurma kararı aldı. Toplamda 75 MW DC kapasiteye sahip olması planlanan santralde, Aselsan’ın ulusal imkanlarla üretmiş olduğu ve bu yıl içerisinde pazara sunacağı 250 kW’lık Aselsan Pulsar dizi eviriciler kullanılacak olup, santralin işletmesi de Aselsan tarafından sağlanacak.