Etiket: Dava

  • Eski ABD Başkanı Trump’a “sus payı” davasında “konuşma yasağı”nı ihlalden para cezası

    Eski ABD Başkanı Trump’a “sus payı” davasında “konuşma yasağı”nı ihlalden para cezası

    Eski ABD Başkanı Donald Trump’a, müstehcen film oyuncusu bir kadına 2016 başkanlık seçimlerinde yasa dışı şekilde “sus payı” ödemesi suçlamasıyla yargılaması devam ederken dava kapsamında getirilen “konuşma yasağı”nı ihlalden 9 bin dolar para cezası verildi.

    Davaya bakan Yargıç Juan Merchan, Trump’ın “konuşma yasağı”nı defalarca ihlal ettiğini söyledi.

    TRUMP, 9 BİN DOLAR CEZA YEDİ

    Mahkeme çalışanları ve aileleri hakkında getirilen “konuşma yasağı”nı Trump’ın 9 kez ihlal ettiğini belirten Merchan, her ihlal için 1000 dolar olmak üzere 9 bin dolar para cezası kesildiğini açıkladı. Merchan, Trump’ın yasağı ihlal etmeye devam etmesi halinde hapis cezası alabileceği uyarısında bulundu.

    NE OLMUŞTU?

    Yargıç Merchan, Truth Social sosyal medya platformunda kızına yönelik paylaşımlar yapan Trump’a getirilen konuşma yasağı kararını, mahkeme çalışanlarının ailelerini kapsayacak şekilde 2 Nisan’da genişletmişti. Merchan, “(Trump’ın) Davalarına atanan görevlilerin aile üyelerine saldırma eğilimi hiçbir meşru amaca hizmet etmemektedir. Bu davranış davalara katılmak üzere görevlendirilen veya mahkemeye çağrılan kişilere, sadece kendilerinin değil, aile üyelerinin de Trump’ın saldırısına maruz kalabileceği korkusunu aşılamaktadır.” ifadesini kullanmıştı.

    Karar, jüri üyeleri, görgü tanıkları ve “tüm danışman ve görevlilerin ailelerinin” yanı sıra Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg ve Merchan’ın aile üyelerini de kapsıyor. Trump’ın sosyal medya platformu Truth Social’da ABD Başkanı Joe Biden, ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris gibi isimlerle çalışan siyasi danışmanlık firmasında yöneticilik yapan Merchan’ın kızı Loren’in fotoğrafının yer aldığı bağlantı paylaşılmıştı. Trump’ın avukatları, başkanlık seçimleri nedeniyle ilgili paylaşımların “mevcut ortamda gerekli ve uygun” olduğunu savunarak, kızı Loren Merchan’ın iş bağlantıları nedeniyle hakimin davadan çekilmesini talep etmişti.

    TRUMP’IN “SUS PAYI” DAVASI DEVAM EDİYOR

    Trump hakkında, ilişkide olduğu müstehcen film oyuncusu bir kadına 2016 başkanlık seçimleri sırasında “sus payı” ödenmesine ilişkin iki hafta önce jüri seçimi ile başlayan davaya Manhattan Ceza mahkemesinde devam ediliyor. Trump’ın haftada 4 gün katılmak zorunda olduğu ve tanıkların dinlenmesine devam edilen yargılamanın 6 ila 8 hafta sürebileceği tahmin ediliyor.

    ABD Başkanı Trump, 18 Mart 2023’te Manhattan Bölge Savcılığınca yetişkin filmlerinde oyunculuk yapan Stormy Daniels’e 2016 başkanlık seçimleri sırasında yasa dışı “sus payı” ödenmesiyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında büyük jüri tarafından suçlanmıştı. Trump, “sus payı” ve bununla ilgili kayıtlarda sahtekarlık yapmaktan 4 Nisan 2023’te New York’ta hakim karşısına çıkmıştı. Kendisine yöneltilen 34 ayrı suçlamayı reddeden Trump, hakkındaki iddiaları “siyasi cadı avı” olarak nitelemiş ve suçlamaları “seçimlere müdahale” olarak gördüğünü belirtmişti. Trump, “Amerikan tarihinde kendisine yöneltilen suçlamalar nedeniyle hakim karşısına çıkan ilk eski başkan” olarak kayıtlara geçmişti.

    Kaynak: AA / Güncel
  • Yüksek Mahkeme ifşa davasında Macquarie’nin tarafını tuttu

    Yüksek Mahkeme ifşa davasında Macquarie’nin tarafını tuttu

    ABD Yüksek Mahkemesi oybirliğiyle aldığı bir kararla, şirketlerin mali sonuçlarını etkileyebilecek eğilimleri açıklamayarak menkul kıymet dolandırıcılığı yapmadığına, bu ihmalin başka bir beyanı yanıltıcı hale getirmediğine hükmetti. Cuma günü alınan karar Macquarie Infrastructure lehine olup, 2. ABD Temyiz Mahkemesi’nin daha önce verdiği ve Moab Partners Hedge fonunun açtığı toplu davanın ilerlemesine izin veren kararı tersine çevirdi.

    Görüşü kaleme alan Yargıç Sonia Sotomayor, 1933 tarihli Menkul Kıymetler Yasası’nın dolandırıcılık karşıtı hükmünün yanıltıcı yarı gerçekleri yasakladığını, ancak sessizliği otomatik olarak dolandırıcılık uygulamasına eşit tutmadığını açıkladı. Bu dava, Macquarie’nin 2016 ve 2018 yılları arasında yüksek kükürtlü akaryakıtın uluslararası aşamalı olarak kaldırılması nedeniyle iştirakinin gelirinin nasıl zayıfladığını açıklamadığı iddiaları etrafında şekillenmiştir.

    Moab Partners, 2018 yılında Macquarie’ye karşı açtığı davada, şirketin, şirketlerin mali durumlarını önemli ölçüde etkileyebilecek eğilimleri ve belirsizlikleri açıklamalarını zorunlu kılan bir SEC kuralını ihlal ettiğini iddia etti. Moab, iştirakin 2020 yılına kadar uluslararası düzenleyiciler tarafından aşamalı olarak kaldırılacak olan yük gemisi yakıtının depolanmasına olan bağımlılığının yatırımcılar için kritik bir bilgi olduğunu savundu.

    Yüksek Mahkeme’nin kararı, SEC açıklama kuralının ihlalinin, şirketlerin yaptıkları diğer açıklamaları yanıltıcı hale getirecek şekilde gerçekleri atlamalarını önlemek için tasarlanan dolandırıcılıkla mücadele yasası kapsamında tek başına yanıltıcı bir ihmal teşkil etmediğini göstermektedir.

    Mahkeme ayrıca, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun düzenleyici yetkileri aracılığıyla bu yasaları uygulama yetkisini elinde tuttuğunu belirterek, kararlarının şirketlere açıklama yasalarını ihlal etme konusunda dokunulmazlık sağlayabileceği yönündeki endişeleri de ele aldı.

    Yüksek Mahkeme’nin kararından önce, benzer davalarda alt mahkemelerin çelişkili kararları vardı. İş dünyası grupları, dava korkusunun yatırımcıları bilgiye boğabileceğini savundukları aşırı detaylı kurumsal açıklamalara yol açtığına dair endişelerini dile getirmişlerdi. Yüksek Mahkeme’nin kararı, federal menkul kıymetler yasası kapsamındaki kurumsal açıklama yükümlülüklerinin kapsamını netleştiren bir emsal teşkil ediyor.

    Reuters bu makaleye katkıda bulunmuştur.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Alibaba ABD’de sahte oyuncak davasıyla karşı karşıya

    Alibaba ABD’de sahte oyuncak davasıyla karşı karşıya

    Önemli bir hukuki gelişme olarak, Çinli e-ticaret devi Alibaba (NYSE:BABA) hakkında Amerika Birleşik Devletleri’nde dava açılmasına karar verildi. Dava, popüler çocuk oyuncağı Squishmallows’un sahte versiyonlarının Alibaba’nın çevrimiçi platformlarında satıldığı iddialarıyla ilgili. Manhattan’da görev yapan ABD Bölge Yargıcı Jesse Furman, Alibaba’nın Jazwares’in bir iştiraki olan Kelly Toys tarafından açılan davayı reddetme talebini reddetti. Jazwares ise Warren Buffett’ın holdingi Berkshire Hathaway’e (NYSE:BRKa) ait.

    Kelly Toys, Alibaba’yı telif haklarının ve ticari markalarının çeşitli tüccarlar tarafından ihlal edildiğinden haberdar olmak ve buna katkıda bulunmakla suçladı. Sahte Squishmallow’ların satışını durdurmayı amaçlayan altı dava ile önceki yasal işlemlere rağmen, sorun devam etti. Davacıya göre, Alibaba kendi “üç vuruş” politikalarına uymadı ve bazı ihlalci tüccarlara “Altın Tedarikçi” ve “Doğrulanmış” gibi statüler vermeye devam etti.

    Dava ilk olarak Kasım 2022’de yaklaşık 90 satıcıyı hedef almış ve Ocak ayına gelindiğinde Kelly Toys bu satıcılara karşı bir tedbir kararı aldırmıştı. Alibaba daha sonra Mart ayında davalı olarak eklendi. Alibaba, Kelly Toys’un şirketin iddia edilen ihlallere karıştığını yeterince göstermediğini savunarak davanın reddini istemiş ve satıcılara karşı sıkı önlemler alınması talebini fikri mülkiyetin denetlenmesi yükünün uygunsuz bir şekilde kaydırılması olarak eleştirmişti.

    Nisan 2020’de Kelly Toys’un çoğunluk hissesini satın alan Jazwares, Ekim 2022’de ana şirketi olan sigorta holding şirketi Alleghany’nin (NYSE:Y) satın alınmasının ardından Berkshire Hathaway’in bir parçası haline geldi. Jazwares’in 2023 yılının ilk dokuz ayındaki geliri 847 milyon dolar olarak bildirildi.

    Yargıç Furman’ın kararının sonucu davanın esasını ele almıyor ancak davanın mahkemede devam etmesine izin veriyor. Alibaba ve yasal temsilcileri, yargıcın kararına ilişkin yorum taleplerine hemen yanıt vermedi.

    Resmi adı Kelly Toys Holdings LLC v 19885566 Store et al olan dava, ABD New York Güney Bölgesi Bölge Mahkemesi’nde 22-09384 dava numarasıyla görülüyor.

    Reuters bu makaleye katkıda bulunmuştur.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Seçil Erzan dosyasında banka sorumlu tutulacak mı? Yargıtay’ın geçmişte verdiği karar emsal olabilir

    Seçil Erzan dosyasında banka sorumlu tutulacak mı? Yargıtay’ın geçmişte verdiği karar emsal olabilir

    Yüksek getirisi bulunan güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu ifade ederek aralarında tanınmış futbolcular Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 19 kişiyi yaklaşık 25 milyon dolar ile 7 milyon 384 bin lira dolandırdığı iddia edilen Banka Eski Müdürü Seçil Erzan‘ın davası sürüyor.

    Bursa Barosu Avukatlarından Cüneyt Fidan, geçmiş yıllarda da benzer bir dava görüldüğünü söyleyerek o davada verilen Yargıtay kararında bankanın da sorumu tutulduğunu hatırlattı. Yargıtay kararının emsal teşkil ettiğini belirten Fidan, bu kararın Seçil Erzan dosyasına ışık tutacağını ifade etti.

    MAHKEME BANKAYI SORUMLU TUTMAYINCA DAVA YARGITAY’A TAŞINDI

    İlk derece mahkemesinde görülen benzer davadaki kararda bankanın sorumlu tutulmadığı ve konunun Yargıtay’a taşındığını hatırlatan Fidan, “Bildiğiniz üzere son günlerde gündemi oldukça meşgul eden bir konu var. Bir banka müdürü bankanın ismini kullanarak birden fazla kişiyi dolandırması konuşuluyor. Bugün bu konuya değil ancak bu konuya çok benzer daha önceki Yargıtay kararına değineceğim.

    Yargıtay kararına konu olayda davacılar kuyumcu ve bir banka ile geniş hacimli bir işlem yapmaktalar. Fakat bir süredir ödemeleri elden banka şubesinde yapmaktalar. Çünkü banka müdürü bu yönde talimat vermiş. Davacılar bir süre sonra paralarını geri istediklerinde bir kısmı parasını alabiliyor, bir kısmı yaptığı ödemeden çok daha fazlasını alırken bir kısmı ise alamıyor. Daha sonra bankaya yapılan bütün ödemeler için dava açılıyor. İlk derece mahkemesi vermiş olduğu kararda bankanın sorumlu olmadığını öne sürüyor. Çünkü yapılan işlemlerin banka müşteri işlemleri olmadığı, davacıların kendi hesaplarına para yatırmadığı ve bunu kanıtlayamadıklarını öne sürüyor. Aynı zamanda da bazı davacıların yapmış oldukları ödemeleri kat ve kat fazlasıyla geri aldıklarından bahsediyor, bu nedenle de ilk derece mahkemesi davayı reddediyor. Ayrıca ilk derece mahkemesi vermiş olduğu kararda davacıların söz konusu paraları Türk Lirası olarak verdiklerini ve döviz kurunun altında daha uygun fiyatla döviz almak için verdiklerini belirtmiştir. Nitekim bu davanın her iki tarafının da kabulündedir, bu sebepler de davayı reddetmiştir” şeklinde konuştu.

    YARGITAY BANKAYI SORUMLU TUTTU

    Geçmişte Yargıtay’a taşınan konuda, Yargıtay’ın ilk derece mahkemesinin kararını bozduğunu ve bankayı da yaşanan olaydan sorumlu tuttuğunu ifade eden Fidan, “İtiraz üzerine konu Yargıtay’a taşınıyor. Yargıtay yapmış olduğu incelemede bu kararı bozuyor ve bankanın sorumlu olduğunu hükmediyor. Yargıtay yaptığı incelemede her ne kadar davacılar banka hesaplarına para yatırmamış olsalar da bu paraları bir banka müdürüne yatırmış olmaları, banka müdürünün bu işlemlerde karşılığında dekontları kaşeleyip imzalı bir belgeyi davacılara vermiş olmasını göz önünde bulunduruyor. Davacıların bu paraları banka çalışanlarına yatırdığını, banka gişe görevlisinin ajanda kayıtlarından da anlaşıldığını ve bu sebeple paranın yatırıldığının kanıtlandığını kabul ediyor. Aynı zamanda işveren sorumluluğu ilkesi çerçevesinde banka müdürünün gerçekleştirmiş olduğu bu hukuka aykırı fiilden dolayı bankanın da sorumlu olduğunu kabul ediliyor” dedi.

    YARGITAY’IN VERDİĞİ KARAR EMSAL NİTELİĞİ TAŞIYOR

    Geçmişte görülen benzer davada Yargıtay’ın kararının emsal niteliği taşıdığını belirten Fidan, “Yargıtay kararları bize kanunun uygulamada somut olaylarda nasıl ele alınacağını açıklar. Bahsetmiş olduğumuz Yargıtay kararı da son zamanlarda gündemi meşgul eden bir olaya ışık tutabileceğine inanıyorum. Çünkü Yargıtay kararında hem eski borçlar kanununda hem de günümüz borçlar kanunda yer alan adam çalıştıranın sorumluluğu ilkesinin somut olaylarda nasıl uygulanması gerektiğini anlatıyor” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / 3. Sayfa
  • Patronların ‘arabulucu’ oyunu yargıdan döndü! Anlaşma geçersiz sayılacak

    Patronların ‘arabulucu’ oyunu yargıdan döndü! Anlaşma geçersiz sayılacak

    Son dönemde yaygınlaşan arabuluculuk sistemiyle yıllar sürecek davaların önüne geçiliyor. İşverenlerin bir kısmı, bireysel veya toplu işten çıkarmaları arabulucu yoluyla yapmayı tercih ediyor. Ancak çoğu zaman işçinin arabulucuyu dahi görmeden imzaladığı anlaşma tutanakları veya doğrudan işyerinde gerçekleştirilen arabuluculuk toplantıları ise sürece gölge düşürüyor.

    İŞÇİYE YALNIZCA BİR KISIM ALACAKLARI ÖDENİYOR

    İşçilere, fesih sebebiyle, yalnızca bir kısım alacakları ödenirken, anlaşma tutanakları sonunda tüm işçilik alacaklarına yer verilerek ‘diğer tazminat ve işçilik alacakları bakımından işe iade davası da dahil olmak üzere hak talebinde bulunamayacağı yönünde anlaşmışlardır’ ifadelerine yer veriliyor. Arabuluculuk sürecini başlatmak isteyen uyanık patronlara kötü haber Bölge Adliye Mahkemesi’nden geldi.

    İŞE İADE DAVASI AÇAMAYAN İŞÇİLER DURUMU YARGIYA TAŞIDI

    Aynı işyerinde çalışırken kapı önüne konulan işçiler, patronun ayarladığı arabuluculuk ofisine götürüldü. Tüm işçiler, ofisin bulunduğu binanın farklı katlarında arabulucu tutanağına imza attı. İşe iade davası açamayan bazı işçiler, durumu yargıya taşıdı. Mahkeme, işçilerin itirazını reddetti.

    “USULÜNE UYGUN BİR ARABULUCULUK GÖRÜŞMESİ YAPILMAMIŞ”

    Karar istinafa götürülünce devreye giren Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), emsal nitelikte bir karara imza attı. Kararda şu ifadelere yer verildi: “Müşahhas uyuşmazlıkta davacının ihtiyari arabulucuya usulüne uygun bir başvurusunun olmadığı, yapıldığı belirtilen görüşmelerde, birçok işçiye aynı şekilde sırayla davalı işverenin bulunduğu plazada aynı blokta farklı bir katta belgelerin imzalatıldığı ortadadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesine aykırı bir şekilde ibra etkisi kazandırılmaya çalışıldığı, tazminat ve alacaklarla ilgili olarak delil oluşturma ve dava açma yasağı oluşturma yönünde çaba içine girildiği anlaşılmaktadır. Bütün bu işlemlerin usulüne uygun bir arabuluculuk başvurusunun ve görüşmesinin yapılmadığı gibi mevzuat hükümleri çerçevesinde arabuluculuk anlaşma belgesinin düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır.

    “GEÇERLİ ARABULUCULUK FAALİYETİ OLARAK NİTELENDİRİLEMEZ”

    Bu nedenle, dava tarihi itibariyle taraflar arasında 6325 sayılı kanun hükümleri dikkate alındığında yapılan işlemler geçerli ihtiylari arabuluculuk faaliyeti olarak nitelendirilemez. Mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun, geçerli bir tutanak düzenlenmediği ortadadır. Dava tarihi itibari ile zorunlu arabuluculuk şartının yürürlüğe girdiği de dikkate alınarak davaya konu iş sözleşmesinin feshinin geçersizliği ve işe iade talebi yönünden işin esasına girilerek sonuca gidilmesi gerekirken hukuken geçerli bir anlaşmanın varlığı kabul edilerek ‘arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılan konularda dava açılamayacağı’ yönündeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin dosya çerçevesine uygun olmadığı anlaşılmıştır.”

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Yerel
  • Enerji Bakanlığı uluslararası tahkim merkezinin petrol davasında Irak’ın Türkiye’ye tazminat ödemesine hükmettiğini bildirdi

    Enerji Bakanlığı uluslararası tahkim merkezinin petrol davasında Irak’ın Türkiye’ye tazminat ödemesine hükmettiğini bildirdi

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye ve Irak arasında Paris merkezli Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Merkezi (ICC) nezdinde görülen davada, Irak’ın beş talebinden dördünün reddedildiğini, Türkiye’nin taleplerinin ise büyük çoğunluğunun kabul edilerek Irak’ın Türkiye’ye tazminat ödemesine hükmettiğini bildirdi.

    Bakanlığın Türkiye-Irak arasındaki Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin verdiği karara ilişkin açıklamasında, davanın aslında Irak Merkezi Hükümeti ile yine Irak’ın anayasal bir birimi olan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi arasında yıllardır süregelen petrol yönetim hakkı uyuşmazlığının bir yansıması olduğu aktarıldı.

    Türkiye tarafından Irak’ın birliğine ve toprak bütünlüğüne her zaman saygı gösterildiği ve yine Irak ve bölgenin politik ve ekonomik istikrarı için çaba sarf edildiği vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Ülkemiz ile Irak arasında Paris merkezli ICC nezdinde görülen dava hakkında Irak’ın tahkim davasını kazandığı haberlerinden sonra kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı doğmuştur. Türkiye birçok uluslararası enerji projesinin önemli bir paydaşı olarak her zaman sorumluluklarının bilincinde hareket etmiştir. Ülkemiz, bölgede yaşanan bütün istikrarsızlıklara rağmen 1973 yılından beri Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı Sistemi’ni çalışır durumda tutmak için milyarlarca dolarlık harcama yapmış ve küresel petrol piyasalarında istikrarın korunması için gereken katkıyı sağlamıştır. Söz konusu anlaşmazlığın dostane çözümü için hem taraflarla hem de ilgili ülkelerle yoğun bir diplomasi yürütmüştür. Davanın gelinen bu aşamasında hakem heyeti, Irak’ın beş talebinden dördünü reddetmiştir. Ülkemizin taleplerinin ise büyük çoğunluğunu kabul ederek Irak’ın bu ihlaller sebebiyle Türkiye’ye tazminat ödemesine hükmetmiştir. Türkiye, her zamanki gibi uluslararası hukukun gereğini yerine getirmeye ve anlaşmazlığın asıl tarafları arasında kalıcı çözüme ulaştırılması için her türlü katkıyı sağlamaya hazırdır.”

    Kaynak: AA / Ekonomi
  • Karamollaoğlu’ndan Erbakan’a olay gönderme: Yeniden Refah gibi iki günde çark etmeyiz

    Karamollaoğlu’ndan Erbakan’a olay gönderme: Yeniden Refah gibi iki günde çark etmeyiz

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin il başkanlığı tarafından Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Divanı Toplantısı’na katıldı. 14 Mayıs’ta yapılacak seçimle ilgili yapılması planlanan çalışmaların anlatıldığı toplantının ‘Siyasal Konuşmalar’ bölümünde Karamollaoğlu, dikkat çeken ifadeler kullandı.

    “YENİDEN REFAH’IN YAPTIĞINI YAPAMAYIZ”

    “ZOR KARARLAR ALMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

    Karamollaoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bir seçime gidiyoruz. Ülkemizin bugünkü şartlarda, adeta yeniden şekillenmesi için adımlar atmaya gayret ediyoruz. Zor bir dönemden geçiyoruz, zor kararlar almak mecburiyetindeyiz. Ancak şunu unutmayalım, Bizim davamız haktır. Biz bu davadan hiçbir zaman dönmeyeceğiz.”

    “DAVAYA HAYATIMIZIN SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Eski başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın Saadet Partisi Genel Başkanı iken hayata veda ettiğini hatırlatan Temel Karamollaoğlu, şunları kaydetti: “Davasından hiç vazgeçmedi. Biz de, eğer beklemediğimiz tavırlarla, hadiselerle karşılaşırsak hepimiz ahdetmeliyiz ki; bu dava bizim davamız. Erbakan Hocamız son nefesini verirken nasıl bu davaya sahip çıktıysa, biz de bu davaya hayatımızın sonuna kadar sahip çıkacağız. Hakiki manada ‘Milli Görüşçü’ prensiplerimiz değişmedi. Biz yine ahlaki ve manevi değerlerimizin ihyası için çalışmaya gayret edeceğiz. Bu bizim olmazsa olmazımız. Ancak zayıf bir dünya bu idealleri koruyamaz, taşıyamaz. Bunun için de maddi kalkınmaya mecburuz. Ülkemizde yaşayan her insanın rahat çalışacağı bir işi, geçimini sağlayacak kadar bir ücrete sahip olması icap eder. Bu bizim idealimiz.”

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel
  • Musa Orhan davasında Ezgi Mola’ya verdiği destek başına iş açmıştı! Farah Zeynep Abdullah para cezasına çarptırıldı

    Musa Orhan davasında Ezgi Mola’ya verdiği destek başına iş açmıştı! Farah Zeynep Abdullah para cezasına çarptırıldı

    Oyuncu Ezgi Mola, Batman’ın Beşiri ilçesinde yaşamına son veren İpek Er’e (18) cinsel saldırıda bulunduğu iddia edilen Uzman Çavuş Musa Orhan‘a (25) sosyal medyadan hakaret ettiği gerekçesiyle yargılandığı davada para cezasına çarptırıldı. Davanın ardından sosyal medyada gündem olan Ezgi Mola‘ya başta ünlü isimler olmak üzere binlerce kişiden destek mesajları yağdı. Mola’ya destek için paylaşım yapan Farah Zeynep Abdullah‘a Orhan’a sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret ettiği suçlamasıyla 2 yıl 4 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı.

    DESTEK MESAJI PAYLAŞTIĞI İÇİN DAVALIK OLDU

    Yargılamanın tamamlanmasının ardından Ezgi Mola‘ya destek için tweet atan oyuncu Farah Zeynep Abdullah hakkında, Musa Orhan‘ın avukatı Mehmet Erkan Akkuş da 30 Ağustos’ta Uşak Banaz Cumhuriyet Başsavcılığı’na müvekkiline hareket ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda Farah Zeynep Abdullah’ın gerek sinema sektöründe gerekse sosyal medyada tanınırlığı yüksek biri olduğu vurgulanıp, “Bu itibar ile toplum içerişinde insanları yönlendirebilme kabiliyeti bulunmaktadır. Tüm dünyada bir virüs edasıyla yayılan linç kültürü de toplum içerisinde hukuki bir vasfı olmayıp yönlendirme kabiliyeti yüksek kişilerden beslenmektedir. Farah Zeynep Abdullah’ın hakaret içerikli sosyal medya paylaşımının yayınlanmasının ardından ciddi bir kitle tarafından hakaret ve tehdit içerikli mesajlar iletilmiş, müvekkil ve ailesi hayati bir tehlike ile karşı karşıya kalmıştır. İnsan haklarına olan saygısını defalarca dile getiren sanığın en temel haklardan biri olan masumiyet karinesini hiçe sayması, kamuoyuna yansıttığı çizginin bir aktivizm çizgisi değil, popülizm çizgisi olduğunu göstermektedir” denildi. Dosya, uzlaştırma bürosuna gönderildi ancak taraflar uzlaşamadı.

    ‘HER VİCDANLI İNSANIN GÖSTERDİĞİ TEPKİDEN DAHA FARKLI DEĞİL’

    Farah Zeynep Abdullah ise savcılık ifadesinde, Musa Orhan‘ın suç duyurusunun kötü niyetli ve maddi çıkar amaçlı olduğunu belirtip, “Paylaşım benim tarafımdan yapılmıştır. Ancak iddia edildiği gibi bu paylaşımın bir karalama kampanyası veya linç girişimiyle hiçbir şekilde ilgisi yoktur. Siirt’te zanlı Musa Orhan tarafından cinsel saldırıya uğradığını öne sürerek hayatına son veren İpek Er’in iddialarının adli tıp kurumunca hazırlanan raporla doğrulandığı görülmüş ve cinsel saldırı neticesinde intihar eden genç kıza ilişkin haberler tüm ülkede infial yaratmış ve beni de derinden sarsmıştır. İpek Er’e karşı yapılan bu cinsel saldırı neticesinde intihar etmesi, Musa Orhan’a ait spermin ölen İpek Er’in üzerinden çıkması ve Er’in intihar notunda yazılanlar sadece bende değil, toplum genelinde infial yaratmış ve büyük tepki uyandırmıştır. Oluşan bu tepki sonucunda da sosyal medyada binlerce kişi tarafından binlerce paylaşım yapıldığı görülmektedir. Tarafımca yapılan paylaşım her vicdanlı insanın gösterdiği tepkiden daha farklı değildir” dedi.

    1300 TL PARA CEZASINA ÇARPTIRILDI

    Soruşturmanın ardından Farah Zeynep Abdullah hakkında, Musa Orhan’a sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret ettiği gerekçesiyle 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle Banaz Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Davanın 9 Mart’ta görülün duruşmasında karar çıktı. Hakim, Farah Zeynep Abdullah’ın ‘hakaret’ suçunu işlediğine hükmederek, geleceği üzerindeki etkilerini dikkate alıp, indirimlerle beraber 65 gün karşılığı 1300 TL adli para cezası verilmesine hükmetti. Konuyla ilgili açıklama yapan Musa Orhan’ın avukatı Mehmet Erkan Akkuş, “Her kime yapılırsa yapılsın; sosyal medya gönderisiyle hakaret etmek, linç etmek anayasal düşünce özgürlüğü değildir. Masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı hepimize lazım olan, korunması gereken, popülizme meze edilemeyecek kutsal değerlerdir” dedi.

    NE OLDU?

    Batman’ın Beşiri ilçesinde tabancayla intihara kalkışan ve 34 gün sonra 18 Ağustos 2020’de hastanede hayatını kaybeden İpek Er, bıraktığı mektupta Siirt’te görevli Uzman Çavuş Musa Orhan’ın kendisine cinsel saldırıda bulunduğu iddiasını yazdı. Orhan hakkında Siirt 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan 12 yıldan az olmamak üzere hapis cezası istemiyle dava açıldı. Tutuksuz sanık Orhan’ın yargılanması sürerken, sosyal medyadan yaşananlara tepki yağdı. Oyuncu Ezgi Mola da 20 Ağustos 2020’de sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

    EZGİ MOLA’YA PARA CEZASI

    Musa Orhan’ın avukatı Mehmet Erkan Akkuş, Ezgi Mola’nın paylaşımı ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Soruşturmanın ardından Mola hakkında ‘sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret’ suçundan 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Ankara 31’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasında savunma yapan Ezgi Mola, Musa Orhan’ı tanımadığını, sosyal medya hesapları ve internet haber sitelerinde okuduğu yorumlardan sonra tweet attığını söyleyerek, “Kadına şiddete yönelik olarak bu ifadeleri kullandım. Tüm basın kanallarında çıkan haberlerde rahmetli İpek Er’in iddiasını doğrulayan adli tıp raporunu görünce, diğer sosyal medya kullanıcıları gibi ben de tabii ki bu durumun üzüntüsünü yaşadım ve üzüntümü sosyal medya hesabımda paylaştım. Benden önce 160 bin küsur bu konuyla alakalı tweet atıldı ve konu Türkiye gündemine girdi. Kadına yönelik şiddete karşı daha önce de paylaşımlarım oldu, bundan sonra da olmaya devam edecek. Çünkü kadına şiddetin ülkemizde kanayan bir yara olduğunu düşünüyorum. Ana akım medyanın konu üzerine haberlerini okuduğumda çok öfkelendim ve artık sona ermesi için bahse konu olan tweeti attım. Burada yorumumu şahsa değil; duruma yaptım. Beraatimi talep ediyorum” dedi.

    Mahkeme heyeti, 24 Mayıs 2022’de açıkladığı kararla Ezgi Mola’ya, ‘hakaret’ suçunu işlediği kanaatiyle 87 gün karşılığı 6 bin 960 TL adli para cezası verdi.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel
  • Senegal’de muhalif lider Sonko’nun duruşması 30 Mart’a ertelendi

    Senegal’de muhalif lider Sonko’nun duruşması 30 Mart’a ertelendi

    Senegal‘de muhalif lider ve cumhurbaşkanı adayı Ousmane Sonko hakkında Turizm Bakanı Mame Mbaye Niang’e iftira attığı gerekçesiyle açılan davanın duruşması 30 Mart’a ertelendi.

    Muhalefetteki PASTEF partisi ve “Yewwi Askan Wi” koalisyonunu lideri Sonko hakkında Turizm Bakanı Niang’ın açtığı hakaret davasında duruşma 3. kez ertelendi.

    Sonko’nun, Dakar’ın Cite Keur Gorgi Mahallesi’ndeki evi güvenlik kordonu altına alınırken, Sonko’nun mahkemeye kendi aracıyla gidişine izin verilmedi.

    Polis, Sonko’nun evinin etrafında toplanan destekçilerini dağıtmak için biber gazı kullandı, Sonko’yu da konvoyla polis aracıyla mahkemeye götürdü.

    Dakar Mahkemesinde görülen davada, polis, mahkeme önünde toplanan Sonko destekçilerine yeniden müdahale etti.

    Duruşmada Bakan Niang hazır bulunurken, Sonko’nun avukatları, müvekkillerinin ve bir meslektaşlarının biber gazına maruz kaldığı ve mahkemeye götürülürken yaralandığı gerekçesiyle duruşmanın ertelenmesi talebinde bulundu.

    Sonko ve Sonko’nun avukatlarından Cledor Cire Ly, duruşma esnasında salonda çıktı ve sağlık ekipleri tarafından muayene edildi.

    Duruşma, Sonko tarafının talebiyle 30 Mart’a ertelendi.

    Dakar’da hayat durma noktasına geldi

    Duruşma öncesi ve esnasında Dakar’daki birçok ana yol ve geçiş noktası trafiğe kapandı, birçok dükkan ve iş yeri kepenk kapattı, okullar güvenlik gerekçesiyle tatil edildi.

    Yasal olarak son kez ertelenen duruşmada 30 Mart’ta karar çıkması bekleniyor.

    Sonko hakkında 2021’de bir güzellik salonu çalışanına tecavüz ettiği iddiasıyla açılan başka bir dava daha bulunuyor.

    Gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olduğunu duyuran Sonko iki davadan birinde hüküm giyerse seçilme hakkını kaybedecek.

    Sonko, davaların “siyasi bir komplo” olduğunu iddia ederek adaylığını engellemek için Cumhurbaşkanı Macky Sall’i, kendisine “tuzak kurmakla” suçluyor.

    3. dönem adaylık tartışmaları

    Senegal’de 25 Şubat 2024’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine 1 yıldan az bir süre kala adaylık tartışmaları hız kesmeden devam ediyor.

    Üst üste 2 dönem cumhurbaşkanı seçilen mevcut Cumhurbaşkanı Macky Sall’in 3. dönem için aday olup olmayacağı merak ediliyor.

    Anayasaya göre, cumhurbaşkanının üst üste en fazla 2 dönem görev yapabildiği ülkede Sall’in olası adaylığının büyük ölçekli sokak olaylarına sebebiyet vereceği tahmin ediliyor.

    Cumhurbaşkanı Sall, aday olup olmayacağına ilişkin henüz net bir açıklama yapmazken, Sonko ve destekçileri hiçbir şekilde Sall’in adaylığını tanımayacaklarını söylüyor.

    Destekçilerinin büyük bir kısmı gençlerden oluşan 49 yaşındaki Sonko, 24 Şubat 2019’daki cumhurbaşkanı seçiminde yüzde 15,67 oranında oy alarak 3. olmuştu.

    Sonko, geçen yıl yapılan yerel seçimlerde güneydeki Ziguinchor kentinin belediye başkanı seçilmişti.

    Kaynak: AA / Güncel
  • Son Dakika: HDP’nin hazine yardımı hesabına tedbiren konulan bloke kararı kaldırıldı

    Son Dakika: HDP’nin hazine yardımı hesabına tedbiren konulan bloke kararı kaldırıldı

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, HDP’nin kapatılması istemiyle AYM’de açılan dava devam ediyor. Ceza davası prosedürü izlenen kapatma davası sürecinde, partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına 5 Ocak’ta bloke konulmasına karar verilmişti.

    BLOKE KARARI KALDIRDI

    Bu kararın kaldırılması talebi, AYM Genel Kurulu tarafından bugün ele alındı. AYM,HDP’nin hazine yardımı hesabına tedbiren konulan bloke kararını oy çokluğuyla kaldırdı. Mevzuata göre HDP’ye bu sene 179 milyonu 10 Ocak’a kadar olmak üzere 539 milyon TL Hazine yardımı yapılacaktı.

    SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

    Kapatma davasıyla ilgili süreçte, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, sözlü açıklamasını 10 Ocak 2023’te yaptı. HDP yetkililerinin, belirlenecek bir günde sözlü savunmasının ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılması sonrası mahkeme başkanı toplantı için gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek, kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.