Etiket: Deniz

  • EIG, Brezilyalı petrol hizmetleri firması Ocyan’ı 390 milyon dolara satın alacak

    EIG, Brezilyalı petrol hizmetleri firması Ocyan’ı 390 milyon dolara satın alacak

    WASHINGTON, D.C. – Enerji odaklı özel sermaye şirketi EIG, Brezilya’nın önde gelen açık deniz petrol ve gaz çözümleri sağlayıcısı Ocyan’ı toplam 390 milyon dolar karşılığında satın almak üzere kesin bir anlaşma imzaladı. Ocyan’ın açık deniz bakım, deniz altı projeleri ve Yüzer Üretim Depolama ve Boşaltma (FPSO) operasyonlarındaki yeteneklerini kapsayan satın alma, EIG’nin derin su ham petrol üretimindeki portföyünü ve temiz enerji projelerine olan bağlılığını geliştirmeye hazırlanıyor.

    İşlemin 2024’ün ilk çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve EIG’nin Prumo Logística ve Brezilya’nın açık deniz petrol endüstrisini destekleyen hayati bir lojistik merkezi olan Açu Limanı da dahil olmak üzere sektördeki mevcut yatırımlarıyla sinerji yoluyla değer yaratmak için stratejik bir hamle olarak görülüyor.

    EIG’nin CEO’su R. Blair Thomas, Ocyan’ın özellikle açık deniz ham petrolünün depolanması ve işlenmesi için hayati önem taşıyan Brezilya FPSO pazarındaki sağlamlığına ve büyüme beklentilerine olan güvenini ifade etti. Thomas’a göre Ocyan’ın bu pazardaki yerleşik varlığı ve operasyonel esnekliği onu EIG’nin enerji ve altyapı portföyüne cazip bir katkı haline getiriyor.

    Halihazırda Novonor S.A. ve BNDES’e ait olan Ocyan, işgücüne ve paydaşlarına mevcut uzun vadeli sözleşmelerinin ve 3.000’den fazla çalışandan oluşan ekibinin satın almadan olumsuz etkilenmeyeceği konusunda güvence verdi.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Tam 108 yıl önce destan yazdık! İşte “Çanakkale geçilmez” dedirten kutlu zaferin hikayesi

    Tam 108 yıl önce destan yazdık! İşte “Çanakkale geçilmez” dedirten kutlu zaferin hikayesi

    I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası’nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleri Türk halkının destanı oldu. Çanakkale’de kazanılan şanlı zafer, her yıl 18 Mart’ta 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi olarak kutlanmaya başlandı. İşte Mustafa Kemal Atatürk’ün, Seyit Onbaşı’nın ve daha nice kahramanların insan üstü bir mücadele vererek kazandığı şanlı mücadelenin bilinmeyenleri.

    DÜŞMAN, ÇANAKKALE VE İSTANBUL’A GÖZ KOYMUŞTU

    İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya ile güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak, başkent İstanbul’u zapt etmek suretiyle Almanya’nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletleri’ni zayıflatma amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı’nı seçmişlerdi. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Kara ve deniz savaşı sonucunda iki taraf da çok ağır kayıplar vermişti.

    OSMANLI, SAVAŞA NASIL GİRDİ?

    Osmanlı İmparatorluğu, Almanya’nın Rusya’ya savaş ilan ettiği 1 Ağustos 1914’ün hemen ertesi günü, Almanya ile bir ittifak antlaşması imzalamıştı. Bu antlaşma, imparatorluğun kesin olarak Almanya’nın ana gücünü oluşturduğu İttifak Devletleri safında fiilen savaşa gireceği anlamına gelmektedir. Enver Paşa, fiilen savaşa girmeyi, seferberliğin tamamlanmamış olması ve Çanakkale Boğazı savunmasının tamamlanmaması gibi gerekçelerle ertelemeye çalışmıştı. Ancak Almanya, bir an önce savaşa fiilen girilmesi için baskılarını sürdürdü. Bu baskılar, Akdeniz’de Britanya donanması önünden çekilen Goeben ve Breslau savaş gemilerinin İstanbul’a gelmesiyle bir oldu bittiye getirildi. Daha sonra Osmanlı Donanması’na bağlı bir grup gemiyle Karadeniz’e açılan bu gemiler 27 Ekim 1914 tarihinde Rus limanlarını bombalayınca Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmiştir.

    İSTANBUL İÇİN ÇANAKKALE’Yİ GEÇMEK İSTEDİLER

    Birleşik Krallık Savaş Konseyi sekreteri Albay Hankey Winston Churchill’in de desteğiyle, 1914 yılı Eylül ayında Çanakkale Boğazı’nın donanmayla geçilerek İstanbul’un işgalini öngören bir planı savaş konseyine sunmuştu. Plan, çeşitli evrelerden geçerek uygulamaya kondu ve Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanmanın Boğaz’a geniş çaplı saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. Özellikle 19 Şubat 1915 ve 25 Şubat 1915 bombardımanları sonucu Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Çobanlı giriş tabyalarının geri hatta çekilmesi emrini uygulatmıştır. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekâtından vazgeçmek zorunda kalındı.

    DESTAN YAZDIRAN MÜCADELE

    Deniz harekâtıyla İstanbul’a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekâtıyla Çanakkale Boğazı’ndaki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmişti. Bu plan çerçevesinde hazırlanan Britanya ve Fransa kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası’nın güneyinde beş noktada karaya çıkarıldı. Britanya ve Fransa çıkarma kuvvetleri her ne kadar Seddülbahir ve Arıburnu sahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası’nı işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu’nun kuzeyinde Suvla Koyu’na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştı. Ancak 9 Ağustos’ta Kurmay Albay Mustafa Kemal’in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabildi. Mustafa Kemal ertesi gün Kocaçimentepe-Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri attı. Britanya ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamadı. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye edildi.

    NUSRET MAYIN GEMİSİ GEÇİT VERMEDİ

    Çanakkale Savaşı’nda büyük zafer, iki aşamalı zaferin ardından geldi. Birincisi Çanakkale Deniz Savaşı, ikincisi ise Çanakkale Kara Savaşı. Deniz Savaşı, 3 Kasım 1914 ile 18 Mart 1915 tarihleri arasında yapıldı. İtilaf Devletlerinin temel amacı, Osmanlının başkenti İstanbul’u ele geçirerek Boğazlar bölgesine hakim olmaktı. Çanakkale Boğazı, İstanbul’un askeri açıdan kapısıydı. İstanbul’un işgali, ancak Çanakkale’yi geçmekle mümkündü.

    İtilaf Devletlerinin planı gereği önce Çimenlik ve Kilitbahir mevkilerindeki tabyalar ile sahildeki bataryalar susturulacaktı. Taarruz 3 Kasım 1914’te başlatıldı. İngiliz ve Fransız savaş gemileri tabyaları ağır bombardıman altına aldı ancak Türk topçusu düşmana geçit vermedi. Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Bey, Boğaz’a mayın döşenmesi emrini verdi. Binbaşı Nazmi Bey, Nusret Mayın Gemisi ile 26 mayını Boğaz’a döşedi. 18 Mart 1915 günü düşmanın büyük taarruzu başladı.

    “BEN SİZE ÖLMEYİ EMREDİYORUM”

    Çanakkale’yi denizden geçemeyen düşman bu kez Gelibolu üzerinden saldırıya başladı. Tarih, 25 Nisan 1915’ti. Yarbay Mustafa Kemal, askerlere şu tarihi emri verdi: “Size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir.” 25 Nisan 1915’te başlayan Çanakkale Kara Savaşları 7-8 ay devam etti. Atatürk ve komutasındaki Mehmetçik, Arıburnu, 1. Anafartalar, Conkbayırı ve 2. Anafartalar’da zafer üstüne zafer kazandı. Deniz zaferini, kara zaferiyle taçlandırdı.

  • Çin, dünyada bir ilke imza atarak deniz suyundan lityum çıkarma projesine başladı

    Çin, dünyada bir ilke imza atarak deniz suyundan lityum çıkarma projesine başladı

    Dünya çapındaki ilk deniz suyundan lityum çıkarma projesi olarak Qingdao projesi, lityum kaynağının elde edilmesi için bir çığır açtı.

    Deniz suyunda 230 milyar tonluk lityum rezervi bulunuyor. Geleneksel bir kaynak olmayan deniz suyu, jeopolitikten etkilenmiyor. Denizden çıkarılan lityum, sahil kentlerindeki deniz suyunun kullanıldığı elektrik fabrikalarına ve sanayi projelerine yarar. Bu projenin uygulanmasıyla Çin’in ithal lityum kaynağına fazla bağlı olma sıkıntısı çözülecek ve deniz suyunun tuzdan arındırılmasına ilişkin sektör zinciri de geliştirilecek.

    Kaynak: Çin Uluslararası Radyosu

    Bu makale ilk olarak Hibya Haber Ajansı üzerinde yayımlanmıştır.

  • Sokak ortasında buldukları yavru Akdeniz fokunu ağla denize bıraktılar

    Sokak ortasında buldukları yavru Akdeniz fokunu ağla denize bıraktılar

    Nesli tükenme tehlikesi altında olan türlerden yavru Akdeniz foku, Ayvalık ilçesi Kazım Karabekir Mahallesi Atatürk Bulvarı yakınlarında sokak ortasında görüldü. Vatandaşlar, balıkçı ağıyla yakaladığı Akdeniz fokunu denize bıraktı. Fok, daha sonra gözden kayboldu. Akdeniz fokunun sokakta yürüdüğü ve balıkçı ağı yardımıyla denize bırakıldığı anlar cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler ilgi görürken foku denize bırakan vatandaşlardan Turan Karakoç, “Sokakta yürürken görünce başına bir iş gelmemesi için bulduğumuz balıkçı ağıyla hemen denize bıraktık. Onu doğal ortamına kavuşturduğumuz için mutluyuz” dedi.

    “AKDENİZ FOKUNUN KORUNMASINDA TÜRKİYE ÖNEMLİ BİR ÜLKE”

    Akdeniz foklarında türün en büyük popülasyonunun Ege Denizi’nde olduğunu belirten Su altı Araştırma Derneği Akdeniz Foku Araştırma Grubu (SAD-AFAG) Koordinasyon Kurulu Başkanı Cem Orkun Kıraç, nesli tükenmekte olan türlerden olduğunu ifade etti. Kıraç, ” Türkiye‘de yapılan çeşitli bilimsel çalışmalarda bireysel tanımlama yolu ile en az 110 civarında Akdeniz foku bireyi tanımlanmış olup, kıyılarımızda 120 civarında yetişkin fok yaşadığı tahmin edilmektedir. İri bir deniz memelisi olan Akdeniz fokunun boyu 2-3 metre, ağırlığı 200-300 kilogram arasında değişiyor” dedi.

    “YAŞAM ALANLARI KALMAYAN CANLILAR NESİLLERİNİ SÜRDÜREMEZ”

    Kıraç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu nadir deniz memelisi sadece denizde yaşamaz. Biyolojileri gereği yavrulamak, yavrularını büyütmek, uyumak ve saklanmak için kıyının kara kısmını kullanır. Kıyılar yapılaştığı, betonlaştığı an bu deniz canlısı oradaki eşsiz yaşam alanlarını kaybeder. Yaşam alanları kalmayan canlılar nesillerini sürdüremez. Akdeniz foku 5 uluslararası sözleşmeye dayalı olarak habitatları ile koruma taahhüdü altında.”

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel