Etiket: Deprem

  • CHP’li Arslan’dan Bakan Kurum’a: “‘türkiye Tek Yürek’ Yardım Kampanyasında Kaç TL Bağış Toplanmıştır?

    (ANKARA)- CHP Milletvekili İbrahim Arslan, 1-7 Mart Deprem Haftası nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a “Kahramanmaraş merkezli depremde başlatılan ‘Türkiye Tek Yürek’ yardım kampanyasında kaç TL bağış toplanmıştır. Toplanan tutar nerelerde kullanılmıştır? Kampanyada bağış yapacağını bildirmelerine rağmen taahhüdünü yerine getirmeyen kurum ya da kişiler var mıdır? Varsa kimlerdir” diye sordu.

    CHP Milletvekili İbrahim Arslan, 1-7 Mart Deprem Haftası nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kuru’un yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Arslan, ANKA Haber Ajansı’na şunları söyledi:

    “2025 yılı bütçesi 2024 yılına göre yaklaşık olarak ortalama yüzde 31 gider ve harcamalarda bir artışı öngördü. Bu oranlar bakanlıklara ve ilgili kurum kuruluşlara göre değişiklik arz etmekle beraber iki bakanlığın bütçesinin 2024 yılına göre düştüğüne ne yazık ki tanık olduk. Bunlardan en önemlisi kuşkusuz her biri önemli ama ülkemizi başta deprem olmak üzere afet kuşağında olan ve olası çok büyük depremlere, bilim insanları tarafından ortaya konulan yaklaşımlarla ne yazık ki tanıklı edecek ülkemiz açısından Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın bütçesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesinin 2024 yılına göre 2025 yılında düşürüldüğüne tanık olduk. Örneğin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bütçesi önceki yıla göre 52 milyar lira. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın bütçesidir. Ne yazık ki 3 milyar lira düşürülerek kabul edilmiş oldu. Çevre ve şehircilik dediğimizde tabii ki afet de ön plana çıkıyor. Bakanlığın dışında da afet riskiyle ilgili olarak da var olan kamu kurum ve kuruluşlarının ayrı bütçeleri de var biliyorsunuz. Onlardan bir tanesi Acil Durum Yönetimi Başkanlığı yani AFAD. AFAD’ın da 2024 yılı bütçesi 671 milyar iken 2025’te bu rakam 404 milyar düşürülerek ne yazık ki 267 milyar olarak kabul edildi.

    Kentsel dönüşüm illerimizde yerleşim yerlerinde ve Türkiye’de çokça konuşulan bir konu. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın bütçesi de 2024’te 219 milyar iken ne yazık ki 2025 yılında 136 milyar liraya düşürüldü. 84 milyarlıkta orada bir düşüş var. Bütçenin içerisinde programlar itibarıyla de ayrılan bütçeleri değerlendirmek durumundayız. Şehircilik ve risk odaklı bütünleşik afet yönetimine 2024 yılında 906,5 milyar ödenek ayrılmışken ve harcama yapılmışken 2025 yılında 480 milyar lira yani yarı yarıya azaltılarak 426 milyara düşürüldüğüne ne yazık ki tanıklık ettik. Ülkemizde afetle ilgili başta deprem olmak üzere mücadele tamamlanmış mıdır? ve bütün yerleşim yerlerinde, illerimizde, ilçelerimizde ortaya çıkan sağlıksız binaların yenilenmesi, kentsel yenilenme, kentlerin dirençli kentler haline getirilmesiyle ilgili süreç tamamlanmış mıdır da 2024 yılına göre bu programa, bu ödeneklere, bu ilgili kurullara ayrılan bütçelerde indirime gidilmiştir?  Bu, hükümete ve ilgili bakanlıklara ve kurumlara sorulması gereken temel sorunlardan bir tanesi olarak da karşımıza çıkmaktadır.”

    “Çökme tehlikesi olan 600 bin yapı hangi bütçe ile nasıl ve ne zaman dönüştürülecektir?”

    Arslan, Bakan Kurum’a şu soruları yöneltti:

    “Milli Güvenlik Meselesi olarak gördüğünüz depremle mücadele için ayrılan 2025 yılı ödeneklerin 2024 yılına kıyasla yaklaşık yarısı kadar düşürülmesi hususunda görüşünüz nedir? Faiz giderleri için bugünkü kurla yaklaşık 53,5 milyar dolar ödenek ayrılan bütçede, bütün bakanlık ve diğer kurumların bütçeleri 2024 yılına göre artırılırken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Kentsel Dönüşüm Başkanlığı bütçelerinin düşürülerek yine bugünkü kurla toplam 17 milyar dolar ayrılmasını nasıl açıklıyorsunuz?

    2025 yılına ayrılan ödeneğin çok büyük bir bölümünün deprem bölgesine harcanacağı tarafınızca bütçe görüşmelerinde açıklandığı üzere, ülke genelinde acilen dönüşmesi gerektiğini ifade ettiğiniz 2 milyon bağımsız yapı ile İstanbul’da her an çökme tehlikesi olduğunu ifade ettiğiniz 600 bin yapı hangi bütçe ile nasıl ve ne zaman dönüştürülecektir?

    İmar affı başta olmak üzere diğer düzenlemelerle 2002-2024 yılları arasında deprem ve diğer afetlerle mücadele kapsamında toplanan tutar kaç TL’dir? Toplanan tutar hangi mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde kullanılmıştır? Kahramanmaraş merkezli depremde başlatılan ‘Türkiye Tek Yürek’ yardım kampanyasında kaç TL bağış toplanmıştır? Toplanan tutar nerelerde kullanılmıştır? Kampanyada bağış yapacağını bildirmelerine rağmen taahhüdünü yerine getirmeyen kurum ya da kişiler var mıdır? Varsa kimlerdir?

    İmar Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yapımı uygun olmayan ve/veya mevzuata aykırı olarak yapılan yapıların, sırf gelir elde etmek amacıyla imar kanununda yapılan düzenlemeler sonucu affedilmesiyle deprem ve diğer afetlerle mücadele edilemeyeceği hususunda ne düşünüyorsunuz?

    İmar Afları kapsamında ülke genelinde ve Eskişehir özelinde yararlandırılan konut ve işyeri sayısı ne kadardır? Yararlandırılma kriterleri nelerdir?”

    Kaynak: ANKA / Güncel
  • Bakan Şimşek “Bize güveniyorlar” diyerek duyurdu! İşte 2023’te Türkiye’ye sağlanan dış kaynak tutarı

    Bakan Şimşek “Bize güveniyorlar” diyerek duyurdu! İşte 2023’te Türkiye’ye sağlanan dış kaynak tutarı

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçen yıl uluslararası kuruluşlar, hükümet kuruluşları, ihracat kredi kuruluşları ve ticari kreditörlerden Türkiye‘deki çeşitli sektörlere sağlanan dış kaynak tutarının 8,8 milyar dolara ulaştığını belirterek, “Sağlanan bu kaynaklar, hem Türkiye‘ye hem de şeffaflık, tutarlılık, hesap verebilirlik ve öngörülebilirlik ilkelerini esas alan programımıza duyulan güvenin bir göstergesidir.” dedi.

    DEPREM BÖLGÖSİNDE FAALİYET GÖSTEREN İŞLETMLERE 640 MİLYON DOLAR KAYNAK SAĞLANDI

    Bakan Şimşek, Türkiye‘ye yönelik dış kaynak akışına ilişkin değerlendirmede bulundu. Dış finansman kuruluşlarından, ülkedeki kurumlara proje finansmanı kapsamında kaynak sağlamaya devam ettiklerini vurgulayan Şimşek, ayrıca bu kaynaklarla Kahramanmaraş merkezli depremlerin yol açtığı hasarların giderilmesi amacıyla bölgenin yeniden inşasına aracılık ettiklerini söyledi. Şimşek, 19-22 Aralık 2023 döneminde deprem bölgesinde faaliyet gösteren işletmeleri desteklemek amacıyla yaklaşık 640 milyon dolar kaynak sağlandığı bilgisini verdi.

    Bakan Şimşek, bu kapsamda İslam Kalkınma Bankasından Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’na (TSKB) sağlanan 100 milyon dolarlık finansmanın, depremlerden etkilenen illerdeki ekonomik faaliyetlerin yeniden canlandırılması ve güçlendirilmesi odaklı yatırımların finansmanı için kullanılacağını söyledi.

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek

    JICA’DAN 20 MİLYAR JAPON YENİ

    Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı’ndan (JICA) sağlanan 20 milyar Japon yeni tutarındaki finansmanın da Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) tarafından kullanılacağını aktaran Şimşek, bu kaynağın depremden etkilenen illerde mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin sermayelerini desteklemek amacıyla değerlendirileceğini ifade etti.

    KAYNAKLAR, 11 İLDEKİ EKONOMİK FAALİYETLERİN YENİDEN CANLANDIRILMASI İÇİN KULLANILACAK

    Şimşek, ayrıca Japonya Uluslararası İşbirliği Bankası’ndan (JBIC) Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB) ile TSKB’ye 200’er milyon dolar olmak üzere 400 milyon dolar finansman sağladıklarına dikkati çekerek, “Bu kaynak depremlerden etkilenen illerimizdeki ekonomik faaliyetlerin yeniden canlandırılması ve güçlendirilmesi odaklı, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi yatırımları ile ileri teknoloji destekli enerji verimliliği yatırımlarının finansmanına yönelik kullanılacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

    “BU KAYNAKLAR HEM TÜRKİYE’YE HEM DE PROGRAMIMIZA DUYULAN GÜVENİN BİR GÖSTERGESİ”

    Uluslararası kuruluşlar, hükümet kuruluşları, ihracat kredi kuruluşları ve ticari kreditörlerden geçen yıl ülkedeki çeşitli sektörlere sağlanan kaynağın 8,8 milyar dolara ulaştığını belirten Şimşek, şunları kaydetti: “Bu kaynağın 2,8 milyar dolarlık kısmı deprem bölgesinin kalkındırılması amacıyla sağlandı. Sağlanan bu kaynaklar, hem Türkiye’ye hem de şeffaflık, tutarlılık, hesap verebilirlik ve öngörülebilirlik ilkelerini esas alan programımıza duyulan güvenin bir göstergesidir.”

    Kaynak: AA / Güncel
  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Meclis’te bütçe ile ilgili konuştu

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Meclis’te bütçe ile ilgili konuştu

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Hükümetlerimiz döneminde her bütçede olduğu gibi, 2024 yılı bütçemizde de milletimizin bir kuruşunu dahi zayi etmeden, milletimizin her ferdinin refahını artırmak için kullanmaya devam edeceğiz.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu’nda 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile 2022 Yılı Kesinhesap Kanunu Teklifinin sunuşunu gerçekleştirdi. Genel Kurula, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlık etti. Yılmaz, bütçe açığının milli gelire oranı 2022 yılında yüzde 1 düzeyinde gerçekleştiğini gelişmiş ve gelişmekte olan çok sayıda ülkeden olumlu yönde ayrıştığını belirtti. Yılmaz, bu oranın Maastricht Kriterlerinin oldukça altında olduğunu vurgulayarak “2022 yılında bütçe açığının GSYH’ya oranı Avrupa Birliği üyesi ülkelerde ortalaması yüzde 3,3 olarak gerçekleşmiştir. Ülke bazında bakıldığında, söz konusu oran İtalya’da yüzde 8, İzlanda’da yüzde 4,1, Birleşik Krallık’ta yüzde 4,7, Fransa’da yüzde 4,8, Almanya’da yüzde 2,5 olmuştur.” dedi.

    Yılmaz, 2023 yılında Merkezi yönetim bütçe giderlerinin 6 trilyon 563 milyar lira, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 4 trilyon 930 milyar lira, bütçe açığının 1 trilyon 633 milyar lira, faiz dışı açığın 987 milyar lira olarak gerçekleşeceği tahmin edildiğini belirtti.

    Yılmaz, Orta Vadeli Programda bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 6,4 seviyesinde gerçekleşmesi öngörülmüş olup yıl sonunda gelir ve harcama gerçekleşmelerine bağlı olarak bu oranın yüzde 6’nın altında gerçekleşmesi beklendiğini söyledi.

    Yılmaz, 2023 yılında meydana gelen deprem felaketi için öngörülen 762 milyar lira tutarındaki harcamalar hariç tutulduğunda ise bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,4 düzeyinde gerçekleşmesi öngörüldüğünü, gelir tahsilatındaki olumlu görünüm ile bu oranın yüzde 3,4’ten daha düşük seviyede gerçekleşmesini beklediklerini belirtti.

    Kentsel Dönüşüm Başkanlığı da dahil edildiğinde, 227 adet kamu idaresinin bütçelerinin yer aldığı 2024 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tekliflerine ilişkin temel büyüklere değinen Yılmaz, “2024 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifinde öngörülen bütçe giderleri 11 trilyon 89 milyar lira, bütçe gelirleri 8 trilyon 437,1 milyar lira olarak öngörülmüş olup, bütçe açığının GSYH’ya oranı yüzde 6,4 olarak hedeflenmektedir. Asrın Felaketi sonrasında deprem hasarlarının giderilmesi ve afet risklerinin azaltılması amacıyla 2024 yılında 1 trilyon 28 milyar lira harcama yapılması planlanmaktadır. Bu harcamaların GSYH’ya oranı yüzde 2,5 olarak hesaplanmakta olup söz konusu harcamalar hariç tutulduğunda bütçe açığının GSYH’ya oranı yüzde 3,9 seviyesinde öngörülmektedir.” dedi.

    Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz ile Kesin Hesap Kanunu Teklifimizin Komisyonu sunuşu esnasında, Sayıştay Başkanlığı tarafından hazırlanan idare denetim raporlarına ve bu raporlara ilişkin genel değerlendirmelere değinen Yılmaz şöyle konuştu:

    Orta Vadeli Programdaki politikalar çerçevesinde bütçenin temel özellikleri açıklayan Yılmaz, “Şubat ayında meydana gelen depremler, 14 milyon insanımızın yaşadığı, 11 ilimizi, 124 ilçemizi, 6 bin 929 köy ve mahallemizi doğrudan etkileyen, tarım ve sanayi üretimimizin, tarihi ve kültürel mirasımızın beşiği olan bir bölgede büyük bir yıkıma neden olmuştur. Yıkımın ekonomimize maliyetine dair ilk tahmin, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığımızın hazırladığı rapora göre, 104 milyar dolar düzeyindedir. Depremin ilk anından itibaren acil müdahale kapsamında devletimizin bütün imkânları seferber edilmiş, deprem bölgesindeki ihtiyaçların karşılanması için yoğun çaba sarf edilmiştir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, AFAD, TOKİ, belediyelerimiz, valilerimiz ve ilgili kurumlarımız depremin açmış olduğu yaraların hızla sarılması amacıyla koordineli bir şekilde çalışmıştır. Depremzedelerimize yönelik taşınma, kira ve nakdi yardım destekleri hızlı bir şekilde temin edilmiştir.” ifadelerine yer verdi.

    Deprem bölgesinde yaklaşık 6,6 milyon bağımsız bölüm içeren 2,4 milyon civarı yapının hasar tespiti yapılmış olup deprem sonrası kalıcı konutların ilk temeli 28 Şubat 2023 tarihinde, oldukça kısa bir zaman zarfında atıldığını hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti:

    Yılmaz, Yerinde Dönüşüm projesi kapsamında yapılan başvuruların güncel sayısının E-Devlet üzerinden başvuru sayısının 250 bine yaklaşmış durumda olduğunu güvenli yerleşim alanlarında Yapı İşleri Genel Müdürlüğü, TOKİ ve Emlak Konut (EKGYO) eliyle 200 bin konutun inşası hızla devam etmekte olup yapımı biten konutların da en kısa sürede vatandaşlarımıza teslim edilmesi planlandığını açıkladı.

    Eğitim bütçesinin 2002 yılında 7,6 milyar lira olarak devir alındığını daha sonra, eğitime verilen önemi yansıtacak şekilde Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi 2024 yılında 1 trilyon 90,2 milyar liraya yükseltildiğinin altını çizen Yılmaz:

    “Ülkemizdeki yurt kapasitesinin ise yakın bir gelecekte 1 milyonu aşacağını öngörmekteyiz”

    Yükseköğretime erişimin artırılmasında da önemli mesafe kaydedildiğini ifade eden Yılmaz:

    Üniversitelerin Ar-Ge ve yenilik kapasitelerini güçlendirerek araştırma altyapısı yatırımlarına hız kesmeden devam ettiğini ifade Yılmaz, “Araştırma Üniversitelerini destekleyerek 20 devlet üniversitesine ilave bütçe tahsis ediyoruz. Son 21 yılda attığımız uzun vadeli kararlı adımlar ile birlikte büyük bir teknoloji ekosistemini inşa etmekteyiz. Bu çerçevede, 2023 yılı Ekim ayı itibarıyla 101 adet Teknoparkın kuruluşunu gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Tüm bunlarla birlikte, eğitim bütçemiz, yükseköğretim de dâhil edildiğinde, 2024 yılında 1 trilyon 615,2 milyar liraya yükselmektedir. Böylece, merkezi yönetim bütçesinden eğitim için ayrılan pay 2002 yılında yüzde 9,4 iken 2024 yılında yüzde 14,6’ya çıkarılarak bugüne kadar en yüksek seviyeye ulaşmaktadır.” diye konuştu.

    Sağlık alanında yapılan yatırımlar ve hayata geçirilen hizmetler sayesinde vatandaşların kaliteli sağlık hizmetine kolayca ulaşmaları ve ülkemizin sağlık alanında küresel bir cazibe merkezi olması sağlandığını belirten Yılmaz:

    2024 yılı bütçesinde sosyal yardım için ayırılan kaynak miktarını artırdıklarını sosyal yardım programlarını aracılığıyla toplumun tüm kesimlerini gözetmeye devam ettiklerini açıklayan Yılmaz, “2002 yılında 1,4 milyar lira olan sosyal yardım bütçesini, 2024 yılında 497 milyar liraya çıkarıyoruz. Bu tutar bütçemizin yüzde 4,5’ine denk gelmektedir. Bu kapsamda 2024 yılında; Ödeme gücü olmayanların sağlık primi giderlerini karşılamak amacıyla 100,5 milyar lira, 65 yaş üstü yaşlılarımız, bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlarımız ve yakınlarına bağlanan aylıklar kapsamında 64,1 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın evde bakımına destek amacıyla 56,2 milyar lira, aile destek programı için 32 milyar lira, sosyal konut finansmanının desteklenmesi amacıyla 16 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuklarımızın aileleri yanında yetişmelerine imkân sağlayan sosyal ve ekonomik destek ödemeleri için 12,5 milyar lira, elektrik tüketim desteği kapsamında 8,6 milyar lira, engelli eğitim taşıma giderleri için 6,4 milyar lira, koruyucu aile uygulaması kapsamında 1,4 milyar lira kaynak ayrılmıştır.” açıklamalarında bulundu.

    “2022 yılı Ocak ayı itibarıyla asgari ücreti vergi dışı tuttuk. Bu imkândan tüm çalışanlarımız yararlanmakta olup, bu kapsamda 2024 yılında 595 milyar lira vergi istisnası öngörüyoruz”

    “Vatandaşların refahını artırmaya yönelik bütçeden sağlanan sosyal amaçlı diğer kaynaklara da değinen Yılmaz:

    2003 yılından bugüne mazot, gübre, fındık, çay primi, buğday ve diğer hububat primi, yem bitkileri, su ürünleri, arıcılık ve bal, buzağı, küçükbaş hayvan, organik tarım, kırsal kalkınma, tarım sigortası, lisanslı depolarda ürün depolama, tarımsal sulama elektrik desteği gibi birçok destek unsuru hayata geçirildiğini vurgulayan Yılmaz, konuşmasına şu ifadelerle devam etti:

    Yılmaz, 2023 yılında kiralamalar dahil 100 helikopter, 24 yangın söndürme uçağı ve 10 İHA ile orman yangınlarına müdahale edildiğini açıkladı. Yılmaz, mevcutta 4 olan yangın söndürme uçağı sayısını önümüzdeki dönemlerde 20’ye çıkaracaklarını TUSAŞ ile yerli yangın söndürme helikopteri projesini yürüttüklerini bu kapsamda yangına birinci derecede hassas bölgelerde ilk müdahale süresini ortalama 11 dakikaya indirmiş olacaklarını belirtti.

    “Savunma ve güvenliğe ayırdığımız kaynakların katkısıyla savunma sanayi yerlilik oranı yüzde 80’e ulaşmıştır”

    2002 yılında yalnızca 62 savunma projesi yürütülürken proje sayılarını 850’ye yükseldiğini ifade eden Yılmaz, “Savunma ve güvenliğe ayırdığımız kaynakların katkısıyla savunma sanayi yerlilik oranı yüzde 80’e ulaşmıştır. Geçmişte yalnızca 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatı, 2022 yılında 4,4 milyar dolara ulaşmıştır. 2023 yılsonu itibarıyla yaklaşık 6 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Savunma sanayii ürünlerimizi ihraç ettiğimiz ülke sayısı 170’e, İHA ve SİHA’lar, kara araçları, deniz platformları başta olmak üzere ihraç edilen ürün çeşidi yaklaşık 230’a çıkmıştır. Türk savunma sanayii ürünlerimiz küresel düzeyde giderek ön planda yer almaya başlamıştır. Savunma ve güvenlik birimlerimiz için, Savunma Sanayii Destekleme Fonu için ayrılan kaynağı da dâhil ettiğimizde, 2024 yılında 1 trilyon 133 milyar lira ödenek öngörmekteyiz. Bu tutarın merkezi yönetim bütçesi içerisindeki payı yüzde 10,2’ye karşılık gelmektedir.” dedi.

    “Asgari ücret Ocak ayında yüzde 54,7 ve Temmuz ayında yüzde 34 olmak üzere 2023 yılında kümülatif olarak yüzde 107,3 oranında artırılmıştır”

    Hükümetleri döneminde çalışan ve emeklilerinin aylıklarında ve ücretlerinde enflasyonun oldukça üzerinde reel artışlar ve iyileştirmeler yapıldığını vurgulayan Yılmaz, konuşmasını şu şekilde devam ettirdi:

    “Hükümetlerimiz döneminde her bütçede olduğu gibi, 2024 yılı bütçemizde de milletimizin bir kuruşunu dahi zayi etmeden, milletimizin her ferdinin refahını artırmak için kullanmaya devam edeceğiz.”

    2024 yılı bütçesinde de milletin bir kuruşunu dahi zayi etmeden, milletin her ferdinin refahını artırmak için kaynakları kullanacaklarını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:

    Foreks Haber Merkezi

  • TOBB Başkanı’ndan deprem bölgesine sanayi senaryosu

    TOBB Başkanı’ndan deprem bölgesine sanayi senaryosu

    GAZİANTEP (İGFA)- 6 Şubat depremi ardından hazırlanan ve bölgedeki imalat sanayinin kısa, orta ve uzun vade yol haritasının yer aldığı “Üretim Sektörünün Deprem Etki Analiz ve Raporlama Çalışması” Gaziantep’te tanıtıldı.

    Raporun tanıtım töreni Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde gerçekleştirildi. TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, şehirleri ayağa kaldırmanın yolunun ekonomiyi yeniden canlandırmaktan geçtiğini söylerken, “İşte Gaziantep ve sanayi odamız, bu vizyonla harekete geçmiş ve çalışmaya başlamıştır. Kamu ve özel sektör kurumlarımızın yanı sıra, uluslararası kuruluşlarının destek ve katkılarıyla, çok önemli bir çalışmayı hayata geçirmiştir.” Analizler sonucu depremin istihdama en olumsuz yansıdığı il Hatay olarak belirlendi. “Hatay’da özel sektörde çalışan sayısı yüzde 35 azalmıştır. Yani her 3 kişiden biri artık çalışmamaktadır” dedi.

    Deprem bölgesindeki insanların, üretim ve ticaret yaparak, kendi ayakları üzerinde durmalarının sağlanması gerektiğini aktaran Hisarcıklıoğlu, deprem bölgesi için sanayinin yol haritasını açıkladı.

    Bu kapsamda kısa, orta ve uzun vadede yapılması gerekenler sıralandı, yerel ve bölgesel kalkınmaya yönelik somut politika adımları hazırlandı, kurumlar için ne tür adımlar atılması gerektiğine ilişkin yapıcı öneriler belirlendi.

  • Maysan Mando’dan depremzede esnafa destek

    Maysan Mando’dan depremzede esnafa destek

    BURSA (İGFA) – Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, deprem bölgesine yönelik destek çalışmaları kapsamında çok özel bir projeye daha imza attı.

    Toplumsal konularda duyarlı kimliğiyle her zaman örnek olan ve bugüne kadar pek çok farkındalık çalışmasını hayata geçiren Maysan Mando, bu kez de deprem bölgesindeki sanayi esnafına destek çalışması gerçekleştirdi.

    Maysan Mando, deprem bölgesindeki sanayi esnafını yeniden ayağa kaldırmak ve bölgedeki ticaret hayatının canlanmasına bir nebze de olsa katkıda bulunmak adına, sanayi esnafının ihtiyaçlarına uygun ve işlerini kolaylaştırabilecek teknik malzeme ve ekipmanların yer aldığı tamir kitlerinin dağıtımını gerçekleştirdi.

    İlk etapta 150 adet ürünün dağıtımımın yapıldığı organizasyonda, ziyaret edilen bölgelerde karşılaşılan yıkım görüntülerinden dolayı Maysan Mando ekibi, zaman zaman duygusal anlar da yaşadı.

    Desteklerimiz her zamandevam edecek

    Böylesine değerli bir çalışmayı hayata geçirdikleri ve bölge halkına bir nebze de olsa katkı sağladıkları için duydukları mutluluğu ifade eden Maysan Mando Satış ve İş Geliştirme Müdürü Vecibe Kaplan Arslan, “Maysan Mando olarak, 6 Şubat’ta yaşanan ve hepimizi yasa boğan depremlerin hemen ardından, bölgeye olan desteklerimizi her zaman sürdürmeye devam ettik. Amacımız, bu desteklerimizi uzun vadeli olarak devam ettirmek ve bölgenin yeniden ayağa kalkması için elimizden gelenin en iyisini yapmak. Deprem bölgelerindeki hangi ihtiyaçlara cevap verebileceğimize yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Ülkece yaşadığımız bu zorlukları birlikte ve beraberlikle aşacağız. Bu noktada, deprem bölgesine aktif olarak destek vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

  • Deprem bölgesine yatırımlar inşaat sektörünü hareketlendirecek

    Deprem bölgesine yatırımlar inşaat sektörünü hareketlendirecek

    İSTANBUL (İGFA)- İnşaat malzemesi sektörünün çatı kuruluşu Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından her ay hazırlanan Aylık Sektör Raporu’nun Nisan 2023 sonuçları açıklandı.

    Türkiye İMSAD Aylık Sektör Raporu’nun Nisan 2023 sonuçlarına göre, inşaat malzemeleri sanayi üretimi 2023 yılının şubat ayında 2022 yılının aynı dönemine göre yüzde 10,3 azaldı.

    Raporda üretimin, 22 alt sektörden 15’inde gerilediği, 7’sinde ise arttığı belirtildi.

    En yüksek artış yüzde 35,6 ile metal kapı ve pencere sektöründe yaşanırken, ikinci sırada yüzde 23,3 artış ile ahşap inşaat malzemeleri, üçüncü sırada ise yüzde 15,3 ile elektrikli aydınlatma ekipmanları yer aldı.

    Şubat ayında yaşanan deprem afeti ile birlikte üretimin büyük ölçüde durduğunun altı çizilen raporda yaşanan bu olumsuz durumun, üretim üzerindeki etkisinin mart ayından itibaren azaldığı aktarıldı.

    DEPREM BÖLGESİNE YAPILACAK YATIRIMLAR SEKTÖRÜ HAREKETLENDİRECEK

    Yapı sektörü ve ekonomi çevreleri tarafından dikkatle izlenen Türkiye İMSAD raporunda,şubat ayında yaşanan deprem felaketi sonrası inşaat sektöründe depremselliğin en önemli belirleyici haline geldiği vurgulandı. Bu çerçevede öncelikle depremin yaşandığı 11 ildeki konut, konut dışı bina ve alt yapı yeni yatırımları sektörde iş potansiyeli yarattı. Yine bölgedeki onarım ve güçlendirme faaliyetlerinin de özellikle yenileme pazarını canlandıracağı belirtildi.

    Raporda, 14 Mayıs’ta yapılacak genel seçimler sonrası inşaat malzemeleri sanayisini etkileyecek birçok gelişmenin yaşanması öngörüldü. Söz konusu gelişmelerin bir bölümünün doğrudan sektöre yönelik olması beklenirken, bir bölümünün de ekonomi politikalarına bağlı dolaylı gelişmeler olması bekleniyor.

    Rapora göre, ekonomi politikalarındaki değişim olasılığı da sektörleri etkileyecek.

    Faiz oranları ve döviz kurlarındaki artışların ilk aşamada maliyet ve fiyat artışları ile sektörlerde sınırlayıcı etki yapması bekleniyor. Yine bütçedeki tasarruf ihtiyacı da kamu yatırımlarını ve inşaatlarını sınırlayabilecek. Döviz kurlarındaki olası artışlar ise malzeme ihracatını destekleyecek.

  • Kızılay’dan BİZ projesi ile çabalarını genişletti

    Kızılay’dan BİZ projesi ile çabalarını genişletti

    ANKARA (İGFA) – Türk Kızılay, geliştirdiği uluslararası iş birlikleri sayesinde, büyük ölçekli bir nakdi destek projesi ile insani çabalarını genişletti.

    Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen ve 11 şehrimizde büyük yıkım ve can kaybına yol açan iki büyük depremin ardından, bölgenin ihtiyaçlarını karşılamak ve yaralarını sarabilmek adına geniş çaplı bir insani yardım çalışması başlatıldı.

    Bu insani çabanın bir uzantısı olarak, depremden etkilenen ihtiyaç sahibi ailelere nakit destek de sağlamak üzere Türk Kızılay, BM Dünya Gıda Programı (WFP) ve Uluslararası Kızılay Kızılhaç Dernekleri Federasyonu (IFRC) iş birliği ile bir proje hayata geçti.

    Proje sayesinde uluslararası paydaşlardan sağlanan yaklaşık 1 milyar TL’lik insani yardım fonu, depremzedelere ulaşıyor. Birlikte İyilik Zamanı (BİZ) Projesi kapsamında belirlenen ihtiyaç sahibi depremzede ailelere aylık 3 bin TL destek sağlanacak.

    PROJEDE İLK UYGULAMA 2 AY SÜRECEK

    Projenin ilk fazı için belirlen ihtiyaç sahibi hanelerin üyeleri, SMS kanalıyla TCKN’leri üzerinden yatırılan miktar hakkında bilgilendiriliyor. Nakit transferler Halkbank aracılığıyla yürütülüyor ve yatırılan miktarın tek seferde hesaptan çekilmesi gerekiyor. Nakdi yardımla ilgili hareketlerin takibi, Kızılaykart platformu üzerinden gerçekleşiyor.

    YARARLANICILAR NASIL BELİRLENDİ?

    T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın deprem öncesinde sağladığı sosyal yardımlardan yararlanan ve deprem bölgesinde ikamet eden en fazla ihtiyaç sahibi durumundaki kişilerin verisi temin edildi.

    AFAD’ın kriterlerine göre bina hasar durumu orta ve üstü olarak belirlenen haneler, T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı veri seti ışığında ve hedefleme çalışmaları kapsamında tekrar incelendi. Tüm bu detaylı analiz neticesinde 151 bin hanenin verisine ulaşıldı. 15 sosyal yardım türüne göre hane içerisindeki kadın, çocuk ve engelli durumundaki en kırılgan grupta yer alan ihtiyaç sahipleri de analiz edilerek, ödeme planında bir önceliklendirme gerçekleştirildi.

    İlk uygulamada 2 ay sürecek projenin süresinin uzatılması ve yararlanıcı kitlesinin genişletilmesi için planlama çalışmalarına da aralıksız devam edilirken, detaylı bilgiye, Kızılay’ın 168 çağrı merkezinden ya da biz.kizilaykart.org internet adresinden ulaşılabileceği bildirildi.

  • Yurt içinde bu hafta açıklanan önemli veriler nasıl geldi?

    Yurt içinde bu hafta açıklanan önemli veriler nasıl geldi?

    Investing.com – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bugün yaptığı açıklamaya göre 50 bin 500 kişi depremde hayatını kaybetti. Felaketin insani boyutu tartışmasız çok büyük olurken maddi hasarı da verilerde kendini göstermeye başladı.

    Bu hafta yurt içinde açıklanan veriler, deprem felaketinin yaşandığı Şubat ayına aitti. Şirketlerin vergi beyannamelerine göre hazırlanan sanayi üretimi verisi, deprem bölgesinde ertelendiği için hesaplama alternatif kaynaklar üzerinden yapıldı.

    Sanayi üretiminde pandemi sonrası en sert düşüş yaşandı

    Şubat ayında aylık %6 düşüş gösteren sanayi üretimi yıllık bazda ise %8,2 gerileyerek pandemi sonrası en kötü performansı gösterdi. En çok düşüş %18,2 ile madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe görüldü.

    Perakende satışlarda da aynı dönemde yine deprem etkisiyle aylık %6,5 oranında düşüş görüldü

    İşsizlik oranı tekrar çift haneye çıktı

    Afet bölgesinde deprem nedeniyle iş gücü anketi yapılamadı. TÜİK, bu bölgedeki değerlemenin ankette %7,8’lik paya sahip oluğunu belirtti.

    Şubat ayında işsiz sayısında 65 bin kişi artış gerçekleşti ve işsiz sayısı 3 milyon 514 bin kişiye yükselirken işsizlik oranı da %0,2 puan artarak %10’a çıktı.

    Geniş işsizliği gösteren atıl iş gücü %23,4’e yükseldi.

    Cari açık 10 yılın zirvesinde

    Merkez Bankası verilerine göre cari denge, Şubat’ta 8,78 milyar dolar açık verdi. 12 aylık cari açık 55,5 milyar dolara çıkarak son 10 yılın en yükseğine ulaştı.

    Yapılan revizyonla Ocak ayı cari açığı 10 milyar dolar olarak kaydedildi, böylelikle aylık bazda tarihi yüksek açık verilmiş oldu.

    Borsada yatırımcı sayısı rekor kırdı

    Merkezi Kayıt Kuruluşunun verilerine göre 13 Nisan itibarıyla bakiyeli yatırımcı sayısı 4 milyon 530 bine çıktı. Sene başından itibaren borsaya 740 binin üzerinde giriş yapıldı. Halka arzların etkili olduğu borsa girişlerinde yatırımcı bakiyeleri ise düşük kaldı. Borsanın toplam büyüklüğü de 5,78 trilyon TL oldu. Bu rakam Aralık 2022’de 6,20 trilyon TL idi.

    Kaynak: INVESTING

  • PERYÖN’den olası afetlerde istihdamı koruyacak 13 adım

    PERYÖN’den olası afetlerde istihdamı koruyacak 13 adım

    İSTANBUL (İGFA) – ‘Şimdi ve gelecek için daha iyi bir çalışma hayatına liderlik etmek’ vizyonuyla 51 yıldır faaliyet yürüten PERYÖN (Türkiye İnsan Yönetimi Derneği); işin ve istihdamın sürekliliği için başta İstanbul depremi olmak üzere olası afetlere hazırlıklı olunması adına önerilerini paylaştı.

    PERYÖN Afet Sonrası Çalışma Grubu’nun düzenlediği, alanının uzmanı isimlerden oluşan danışma kurulu üyelerinin katıldığı çalıştayın çıktılarına yer verilen açıklamada, yaşanılan deprem felaketinden ne yazık ki çok acı tecrübelerle çıkıldığını belirterek, “Bu afetten alınan ders, ülkemiz deprem bölgesinde bulunuyor olmasına karşın binalarımızda olduğu gibi, afet sonrası kriz yönetimine ilişkin ön hazırlıklarımızın da tam olmadığını gösterdi. Afet sonrası kamu, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları çok hızlı harekete geçmiş ve rehabilitasyon için acil adımlar atılmış olsa da, biliyoruz ki krizi iyi yönetmek ancak ona çok iyi hazırlanmış olmakla mümkündür” diye konuştu.

    İçinde bulunduğumuz süreçte Kahramanmaraş Depremleri’nin izlerini silmek, afet bölgesinde hayatı ve işi normale döndürmek, bölgedeki işgücünü korumak için elbirliğiyle çalışılması gerektiğinin altını çizen PERYÖN, üretim, sanayi ve ticarette yüzde 60’dan fazla paya sahip Marmara bölgesini etkilemesi öngörülen olası İstanbul depremi başta olmak üzere ülkemizi afetlere hazırlamak zorunda olduklarını kaydetti.

    PERYÖN olası afetlerde işin, üretimin ve istihdamın sürekliliğini sağlamak amacıyla bugünden atılması gereken 13 adıma ilişkin önerilerini sıraladı:

    1. İstanbul başta olmak üzere deprem riski bulunan tüm bölgelerde yapı stoğunun hızla gözden geçirilmesi ve riskli binaların dönüştürülmesi,

    2. İş yerlerinin ve sanayi tesislerinin depreme dayanıklılığına yönelik envanter çıkarılması ve sanayide üretimin devamlılığını garanti altına almak için gerekli dönüştürme çalışmalarının yapılması,

    3. Afet bölgesindeki organize sanayi bölgelerinde hasarlı bina olmaması, özellikle riskli bölgelerdeki sanayinin ve küçük işletmelerin betonarme olmayan, bu tür alt yapılı alanlarda daha çok yer alması gerektiğini göstermektedir. Bu kapsamda daha çok OSB kurulmasının teşvik edilmesi,

    4. Binaların zemin ve giriş katlarında yer alan işletmelere izin verilmemesi, mevcut işletmelerin bulunduğu binalar için gerekli kontrollerin yapılması,

    5. Afet bölgeleri için hazırlanan acil durum planlarında lojistik süreçlerinin doğru planlanması,

    6. Özellikle İstanbul gibi nüfus yoğun bölgelerde olası afetlere hazırlıklı olunması için tüketim toplumundan üretim toplumuna geçişi destekleyecek şekilde özellikle tarım yapabilecek imkânı olan ailelerin üretici konumuna geçirilebilmeleri için özel teşvikler planlanması,

    7. Siyasi bakış açısından uzak, ölçeklendirilmiş kooperatifçilik politikasının bugünden oluşturulması ve uygulamaya konması,

    8. Şirketlerin yeni yatırımlarını Anadolu kentlerinde yapmaları için teşviklerin oluşturulması,

    9. İşletmelerde afet yönetimi ile ilgili eğitimlerin devreye alınması ve zorunlu hale getirilmesi,

    10. İlkokuldan başlamak üzere müfredata afet kurtarma ve ilkyardım eğitiminin dahil edilerek, yeni nesillerin bu bilinçle büyümesinin sağlanması,

    11. Sadece afet bölgesindeki değil, Türkiye’deki tüm işletmelerin var olan acil durum planlarını gözden geçirmeleri, yoksa da acilen bu hazırlığı yapmaları,

    12. Şirketlerin tümünün afet kriz yönetimine ilişkin, olası her duruma hazırlıklı olunmasını sağlayacak alternatifli eylem planlarını gözden geçirmeleri, yoksa bu hazırlığı yapmaları, kamunun bu konuda düzenlediği programlarla çalışma hayatına liderlik etmesi,

    13. Olağanüstü dönemlerde uygulanacak süreçlerin hızlıca devreye alınmasının yasal tanımlamalarının yapılması, kalıcı hale getirilmesi ve uygulamaların kolaylaştırılması.

  • Kızılay’ın 3 günlük kan stoku kaldı! Çağrı üstüne çağrı yapılıyor

    Kızılay’ın 3 günlük kan stoku kaldı! Çağrı üstüne çağrı yapılıyor

    Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın, “İhtiyaçlarımızın artması, deprem bölgelerinde kanın alınamaması, ramazanda her yıl yaşadığımız düşüklük nedeniyle ulusal kan stoklarımız asgari stok seviyesinin altına indi. Bu bizim için kırmızı alarm seviyesidir” açıklamasıyla başlayan Kızılay’a kan bağışı çağrılarına bir yenisi daha eklendi.

    Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Saim Kerman, kurumun sosyal medyada yapmış olduğu, “Ulusal kan stoklarımız asgari seviyenin altına düşmüştür” çağrısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “RAMAZAN AYINDA İNSANLAR KAN VERMEKTEN KAÇINIYOR”

    Dr. Kerman, Türkiye’nin minimum kritik stokunun 52 bin ünite olduğunu söyleyerek, “Her yıl ramazan ayında rutin olarak ve ayrıca temmuz, ağustos aylarında bizim kan stokumuz özellikle düşmeye başlıyor. Bunun çeşitli nedenleri var. Özellikle iklim koşulları gibi. Ama ramazan ayında özellikle insanların orucum bozulur diye korkmalarından kaynaklanan sebeplerle veya güçsüz kalırım, hastalanırım gibi endişelerle doğal olarak bir kaçınmaları söz konusu. Bu ramazanda da yine böyle oldu” dedi.

    “DEPREMDE POTANSİYEL KAN BAĞIŞÇILARIMIZA KAYBETTİK”

    Ayrıca 6 Şubat’ta Türkiye’de Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremin yaşandığına dikkat çeken Dr. Kerman, “Yüzyılın afeti’ diye tabir ediliyor malumunuz. Çok büyük yıkım gerçekleşti birçok ilimizde ve biz potansiyel kan bağışçılarımıza kaybettik. Aynı zamanda bölgede yaşayan personelimiz de depremzede konumuna geldiler. Onları da büyük oranda görev yapamaz hale geldikleri için kullanamıyoruz. Dolayısıyla bütün mart ayı boyunca, şubat ayı boyunca biz bölgemizden kan son derece düşük düzeyde almaya başladık. Diğer bölgelerimizin yapmış olduğu takviyeyle bölge hastaneleri kan ihtiyaçlarını düzenli bir şekilde almaya başladılar. Fakat bahsettiğim diğer sebep, ramazan ayı devreye girdiğinde ise diğer bölgelerimizin katkısı da azalmaya başladı” diye konuştu.

    Dr. Saim Kerman

    “GÜNLÜK BİNDEN FAZLA KAN BAĞIŞI KAYBIMIZ VAR”

    Türk Kızılay’ın 18 bölgeden aylık bazda 300 bin ünite kan bağışı aldığını belirten Dr. Kerman, “Her bölgemizin yaklaşık 1500 ünitelik kan kaybını yaşadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Adana, çok büyük bir bölge, burada kayıp daha fazla. Malatya daha küçük bir bölge. Antep çok büyük bir bölge ve nihayet Diyarbakır oldukça büyük önemli bir nüfusa sahip. Bu bölgedeki yaşayan çalışanlarımızın da devreden çıkmasıyla günlük binden fazla kaybımız olmaya başladı. Bu kaybı diğer bölgelerden telafi etmekten başka şansımız yok. Kan suni olarak üretilemiyor, yegane kaynağı insan. Bu nedenle diğer bölgedeki vatandaşlarımızın tıpkı deprem günlerinde olduğu gibi hassasiyetli davranmalarını rica ediyoruz. Deprem zamanı yaklaşık 5 günde 99 bin ünite stoka ulaştık. Depremden önce elimizde yaklaşık 60 bin ünite kan vardı. Yani; 5 günde çok yüksek bir seviyeye geldik. Sadece ilk gün 40 bin ünite kan geldi. Bizim günlük makine analiz hızımız 20 bin ünite. Dolayısıyla bir günde iki günlük kan almış olduk. Diğer günlerde de 25 bin civarında kan bağışı aldık. Depremin üçüncü günü 25 bin civarında dördüncü günü ise 20 civarında kan geldi” ifadelerini kullandı.

    “3 GÜNLÜK KAN STOKUMUZ VAR”

    Dr. Kerman, Sağlık Bakanlığı’nın sağlık hizmet planlamasını yaptığını ve Türk Kızılay’ın bir sonraki yıla ne kadar büyümesi gerektiğine dair bazı fikirler verdiğini söyleyerek, “Biz de yaklaşık olarak her yıl yüzde 7 daha fazla rakamı kendimize hedef olarak belirliyoruz. Bu yılın hedef rakamı 3 milyon 40 bin ünite. Rakamı tutturamayacağımızı düşünmeye başladım çünkü büyük bir deprem yaşadık. Çok büyük bir zaman kaybı, 2 aylık bir kesinti oldu. Bundan sonrası tabii yüzüm kara çıkar inşallah. Yani bugün sabaha 20 bin 600 ünite kanla başladık. Yani 3 günlük kan stokumuz var diyebiliriz. Gelenleri saymadan konuşuyorum; 5 bin 500 ünite günlük kan gelişi oluyor aşağı yukarı. Bu sayıyı biz 7 bin 500, 8 binlere kadar bile çıkarsak bir pozitif değere ulaşacağız. Ramazan ayını atlattıktan sonra zaten vatandaşlarımız bahar moduna geçecekler ve yenilenme ihtiyacı hissedilen çok sayıda bağışçımız var. Kendilerini inşallah Kızılay’ın sedyelerinde kan verirken, bizi de kendilerini de mutlu ederken göreceğiz” dedi.

    “KAN ÜCRETİ SÖZ KONUSU DEĞİL”

    Dr. Kerman, Türk Kızılay’ın kan satışı yaptığına dair iddialarla ilgili de “Devletimiz 2007 yılında çıkarmış olduğu kanunla beraber kişiye kan satışlarını kaldırmıştır. Artık sosyal güvenlik kurumunun ödeme yapmasından başka bir yöntem söz konusu değil” diye konuştu.

    Bazen kendilerine de hastanelerde Türk Kızılay’a gönderilmek üzere kan karşılığı para talep edildiğine ilişkin ihbarların geldiğini belirten Dr. Kerman, “Bu kanunda da sosyal güvenlik tebliğinde de çok net bir şekilde yasaklanmış bir hükümdür. Kan bileşenlerinden hiçbir şekilde ne ad altında olursa olsun farkı talep edilemez. Bunu biz duyduğumuzda zaman mutlak suretle bakanlığımıza yazılı şikayette bulunuyoruz. Bu da bir çağrımız olsun; eğer herhangi bir hastaneden kendilerine Kızılay’a ulaştırılmak üzere kan parası talebi yapılıyorsa lütfen bunu bir ihbar haline getirsinler” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel