Etiket: Dünya

  • TBMM Başkanı Kurtulmuş, STK Temsilcileriyle Buluştu

    TBMM Başkanı Kurtulmuş, STK temsilcileriyle buluştu

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş :

    Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz”

    ANKARA – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Hepimizin ortak hedefe yönelmesi üzerimize düşen tarihi sorumluluğumuzdur. Böylesine önemli bir dönemde, Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz” dedi.

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Kurtulmuş, siyasi kararların, görüşlerin farklı olabileceğini belirterek, “Hepimizin ortak hedefe yönelmesi üzerimize düşen tarihi sorumluluğumuzdur. Böylesine önemli bir dönemde, Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz. Tabiri caizse oklarımızı farklı yöne değil, aynı yöne atmak mecburiyetindeyiz. O da güçlü ve büyük Türkiye hedefidir. Bugün dünyanın, başta bölgemiz olmak üzere, yaşadığı yeni çalkantıları çok derin türbülanslar hep birlikte izliyoruz. Dünyanın nereye, ne şekilde evrileceğini bir takım öngörülerden anlamaya ve yolumuzu açmaya gayret ediyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye içine kapanarak Türkiye kendi bir takım problemlerine büyüterek bu dönemin şartlarından istifade edemez. Bu yeni dönem Türkiye’ye altın tepsi içerisinde yeni fırsatlar sunmaktadır. Öncelikle şunu açıklıkla ifade etmek gerekir ki küresel ölçekte de yeni bir dönemin başındayız. Artık dünya bir tek ülkenin belirleyeceği bir yer değildir. ya da ülkelerin kendi aralarında taksim edeceği bir yer değildir. Bir ülkenin, bir bölgenin, bir kıtanın ya da bir aktın tek başına dünya yönetmesi mümkün değildir. Onun için önümüzdeki dönem dünyanın her yerinde çok kutuplu yani kutuplaşmak anlamında söylemiyorum. Çok merkezlilik anlamında yeni bir dünya dönemin başlangıcıdır. Burada inanın ki yeryüzünde Türkiye gibi beş altı tane ülkeyi ancak sayabiliriz. Bu dönemin kendisine yeni fırsatlar sunduğu, yeni imkanlar sunduğu çok nadir ülkenin olduğunu da ifade etmek isterim. Türkiye hem bölgesel bir güç oldu, hem de artık eldeki imkanlarıyla bu yeni sürece daha olgun, daha güçlü, daha diri bir şekilde gelmiştir” dedi.

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / AHMET UMUR ÖZTÜRK – Politika
  • TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye’nin Hedefleri İçin Birlikte Hareket Etmeliyiz

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Hepimizin ortak hedefe yönelmesi üzerimize düşen tarihi sorumluluğumuzdur. Böylesine önemli bir dönemde, Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz” dedi.

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Kurtulmuş, siyasi kararların, görüşlerin farklı olabileceğini belirterek, “Hepimizin ortak hedefe yönelmesi üzerimize düşen tarihi sorumluluğumuzdur. Böylesine önemli bir dönemde, Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz. Tabiri caizse oklarımızı farklı yöne değil, aynı yöne atmak mecburiyetindeyiz. O da güçlü ve büyük Türkiye hedefidir. Bugün dünyanın, başta bölgemiz olmak üzere, yaşadığı yeni çalkantıları çok derin türbülanslar hep birlikte izliyoruz. Dünyanın nereye, ne şekilde evrileceğini bir takım öngörülerden anlamaya ve yolumuzu açmaya gayret ediyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye içine kapanarak Türkiye kendi bir takım problemlerine büyüterek bu dönemin şartlarından istifade edemez. Bu yeni dönem Türkiye’ye altın tepsi içerisinde yeni fırsatlar sunmaktadır. Öncelikle şunu açıklıkla ifade etmek gerekir ki küresel ölçekte de yeni bir dönemin başındayız. Artık dünya bir tek ülkenin belirleyeceği bir yer değildir. ya da ülkelerin kendi aralarında taksim edeceği bir yer değildir. Bir ülkenin, bir bölgenin, bir kıtanın ya da bir aktın tek başına dünya yönetmesi mümkün değildir. Onun için önümüzdeki dönem dünyanın her yerinde çok kutuplu yani kutuplaşmak anlamında söylemiyorum. Çok merkezlilik anlamında yeni bir dünya dönemin başlangıcıdır. Burada inanın ki yeryüzünde Türkiye gibi beş altı tane ülkeyi ancak sayabiliriz. Bu dönemin kendisine yeni fırsatlar sunduğu, yeni imkanlar sunduğu çok nadir ülkenin olduğunu da ifade etmek isterim. Türkiye hem bölgesel bir güç oldu, hem de artık eldeki imkanlarıyla bu yeni sürece daha olgun, daha güçlü, daha diri bir şekilde gelmiştir” dedi. – ANKARA

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika
  • Oxfam’ın raporuna göre milyarlarca kişi mücadele ederken dünyanın en zenginleri servetlerini ikiye katlıyor

    Oxfam’ın raporuna göre milyarlarca kişi mücadele ederken dünyanın en zenginleri servetlerini ikiye katlıyor

    Küresel iş dünyası liderleri bu hafta Davos’ta yıllık Dünya Ekonomik Forumu (WEF) için bir araya gelirken, Oxfam tarafından hazırlanan yeni bir rapor servet eşitsizliğindeki çarpıcı artışa dikkat çekiyor. Yoksullukla mücadele grubu, dünyanın en zengin beş bireyinin kolektif servetinin 2020’den bu yana 869 milyar dolara yükseldiğini ve bu süre zarfında iki kattan fazla arttığını ortaya koydu. Buna karşılık Oxfam’ın bulguları, beş milyar insanın mali refahında düşüş yaşandığını gösteriyor.

    Pazartesi günü açıklanan rapor, şu anda dünyanın en büyük on şirketinden yedisini ağırlıklı olarak yöneten veya önemli hisselere sahip olan milyarderlerin artan etkisini vurguluyor. Oxfam, hükümetlerin şirket hakimiyetini engellemek için kararlı adımlar atmasını savunuyor. Önerilen önlemler arasında tekellerin dağıtılması, aşırı kâr ve servete vergi uygulanması ve geleneksel hissedar kontrolüne alternatif olarak çalışan sahipliği modellerinin teşvik edilmesi yer alıyor.

    Uluslararası Çalışma Örgütü ve Dünya Bankası gibi kuruluşların yanı sıra Forbes’un yıllık zenginler listesinden elde edilen veriler, önde gelen 148 şirketin 1.8 trilyon dolar kar elde ettiğini göstermektedir. Bu rakam üç yıllık ortalamaya göre yüzde 52’lik bir artışı temsil etmekte olup, enflasyon nedeniyle milyonlarca kişinin reel ücretlerinin azaldığı bir hayat pahalılığı krizinin ortasında hissedarlara önemli miktarda temettü dağıtılmıştır.

    Oxfam International’ın geçici İcra Direktörü Amitabh Behar, “Bu eşitsizlik tesadüf değil; milyarder sınıfı, şirketlerin herkesin zararına olacak şekilde kendilerine daha fazla zenginlik sağlamasını temin ediyor” dedi. Rapor, WEF tarafından desteklenen ve şirketlerin kar maksimizasyonunun yanı sıra daha geniş toplumsal hedeflere hizmet etmesini öngören “paydaş kapitalizmi” idealleriyle keskin bir tezat oluşturduğunun altını çiziyor.

    İlk beş milyarderin servetindeki dramatik artış, Tesla (NASDAQ:TSLA) CEO’su Elon Musk, LVMH’den Bernard Arnault, Amazon’dan (NASDAQ:AMZN) Jeff Bezos, Oracle’ın (NYSE:ORCL) kurucu ortağı Larry Ellison ve yatırımcı Warren Buffett gibi kişilerin varlıklarındaki önemli artışa bağlanıyor.

    Ayrıca Oxfam’ın araştırması, dünya genelinde yaklaşık 800 milyon işçinin ücretlerinin son iki yılda enflasyona ayak uyduramadığını ortaya koymuştur. Bu ücret durgunluğu, işçi başına yıllık 25 günlük gelire eşdeğer ortalama bir kayıp anlamına geliyor. Rapor ayrıca, dünyanın en büyük 1.600 şirketinden yalnızca %0,4’ünün çalışanlarının ve tedarik zincirlerinde yer alanların geçimlik bir ücret almasını sağlamayı taahhüt ettiğini vurgulamaktadır.

    Oxfam tarafından sunulan bulgular, özellikle dünya ekonomik zorluklar ve artan yaşam maliyetleriyle boğuşurken, ultra zenginler ile daha geniş nüfus arasındaki artan eşitsizliğe dikkat çekiyor.

    Reuters bu makaleye katkıda bulunmuştur.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Pamukta sürdürülebilirlik için yol haritası

    Pamukta sürdürülebilirlik için yol haritası

    İSTANBUL (İGFA) – Halk arasında “beyaz altın” olarak bilinen bitki pamuğun üretiminin önemine dikkat çekmek için her yıl 7 Ekim’de dünya genelinde Dünya Pamuk Günü kutlanıyor. WWF- Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), tekstil sektörünün en önemli hammaddelerinden biri olan ve dünyada yıllık rekoltesi 25 milyon tonun üzerinde bulunan pamuğun üretim süreçlerinin ekolojik, ekonomik ve sosyal olarak sürdürülebilir kılınması ve “onarıcı”, “koruyucu”, ya da “sürdürülebilir” tarım uygulamalarının pamuk çiftçileri arasında yaygınlaşmasına ışık tutmak için “Pamukta Sürdürülebilir Tarımın Yaygınlaştırılması için Önerileriyle Pamuk İncelemesi” raporunu kamuoyuna sundu.

    ürkiye pamuk üretiminde dünyada ilk sıralarda yer alırken, GDO’suz pamuk üreten üç ülkeden de biri olarak konumlanıyor. Tarım sektöründe buğdaydan sonra en büyük ciro getiren pamuk üretiminde Türkiye, aynı zamanda pamuk ekim alanı yönünden de dünyada yedinci sırada bulunuyor.

    Türkiye’de dünyadaki genel eğilime paralel olarak pamuk üretiminde sürdürülebilir yöntemlerin yaygınlaştırılması adına uzun yıllardır kamu kurumları ve sivil toplum aktörleri tarafından çeşitli çalışmalar yürütüldüğüne değinen rapor, bu alandaki en önemli ve başarılı girişimlerden biri olan İyi Pamuk Standardının ön plana çıktığını ortaya koyuyor.

    Türkiye’de İyi Pamuk Standardı Sistemi, 2013 yıl ndan bu yana uygulanmakta olup bugün 2 bini aşkın çiftçi, on binlerce hektar alanda İyi Pamuk ilke ve kriterlerinin asgari göstergelerine uygun şekilde pamuk üretiyor.

    Rapordaki ankete katılan 564 çiftçiden 69’u (yüzde 12), ya halen İyi Pamuk çiftçisi ya da geçmişte İyi Pamuk çiftçisi olduğunu belirtiyor. Özellikle Güneydoğu illerinde İyi Pamuk’un bilinirliğinin artırılması gerektiğine dikkat çeken rapor, çiftçiler arasında sürdürülebilir tarımın yaygınlaşmasında bireysel üretim kararlarını hızla etkileyen bir sosyal hareket yaratma sürecinin önemini vurgularken, sürdürülebilir pamuk üreticilerinin kolektif bir hareketin ve topluluğun parçası olduklarını özümsemeleri için araç ve yöntemler geliştirilmesinin gerekliliğini gözler önüne seriyor.

  • Dokuz Eylül’lü 19 bilim insanı dünya listesinde

    Dokuz Eylül’lü 19 bilim insanı dünya listesinde

    İZMİR (İGFA) – Bilimsel, teknik ve tıbbi içerik konusunda uzmanlaşmış Hollanda merkezli yayıncılık şirketi olan Elsevier ve Stanford Üniversitesi’nden bilim insanlarının her yıl gerçekleştirdiği, dünyanın en etkili bilim insanlarının sıralandığı son liste yayımlandı.

    Sıralama, incelenen verilere göre “Kariyer Boyu Etki” ve “Yıllık Etki” olarak iki kategoride listelendi. Buna göre Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), dünyanın saygın bilim insanlarının yer aldığı listeye 19 akademisyeni ile girmeyi başardı.

    Gelişmeyi değerlendiren DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, “Uluslararası görünürlüğünü ve akademik saygınlığını artırma yolunda emin adımlarla ilerleyen Kurumumuz, bilimden sanata, sağlıktan spora kadar her alanda başarıyla temsil ediliyor.Üniversitemiz, dünya üniversitesi olma hedefi kapsamında önemli bir araştırmada daha güzel neticeler elde etti. Dünya genelinde tanınırlığını ve saygınlığını artıran üniversitemizin kıymetli hocalarına ve başarıya katkı sunan tüm mensuplarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

    “TESADÜF DEĞİL”

    DEÜ’nün akademik başarılarının yanında yerli ve yabancı tüm toplumları ilgilendiren önemli çalışmalara ve inovatif buluşlara imza attığını belirten Rektör Hotar, dünyadaki birçok kuruluş tarafından takdir gören çalışmaların, üniversitelerin başarılarının tesadüf olmadığını ortaya koyduğunu söyledi. “Üniversitemiz; 10 Enstitü, 18 Fakülte, 2 Yüksekokul, 1 Konservatuvar, 6 Meslek Yüksekokulu, 2’si Uygulama ve Araştırma Hastanesi olmak üzere; toplam da 60’ın üzerinde Uygulama ve Araştırma Merkezi ile bilimsel araştırma ve yükseköğretim görevini, kaliteli toplumsal hizmet anlayışı ile sürdürmektedir” diyen Hotar, “Çağdaş eğitim sistemi ile geleceğin mimarı olacak gençlere ilham olan hocalarımız, yürüttükleri akademik faaliyetler ile Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları arasına girmeleri gerçekten üniversitemiz adına çok gurur verici bir durum” diye konuştu.

  • Türkiye İMSAD sektörün geleceğini konuştu… İnşaat malzemesi ihracatında 2024 beklentisi

    Türkiye İMSAD sektörün geleceğini konuştu… İnşaat malzemesi ihracatında 2024 beklentisi

    İSTANBUL (İGFA) – Türkiye İMSAD (Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği) tarafından 55’inci kez düzenlenen‘Gündem Buluşmaları’ toplantısı, Demirdöküm ve İzocam’ın katkılarıyla Zoom üzerinden online olarak gerçekleştirildi.

    Açılışını Türkiye İMSAD Başkan Vekili Ferdi Erdoğan’ın yaptığı toplantı, inşaat malzemesi sanayicileri, iş dünyasından isimler ve sektör profesyonelleri tarafından ilgiyle takip edildi.

    ‘Ekonomide Rasyonel Zemine Dönüş Süreci; İnşaat Sektörü ve Malzeme Sanayisi için Beklentiler’ başlığı altında gerçekleşen toplantıda, Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel, sektöre ilişkin beklentileri paylaştı.

    Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ferdi Erdoğan, 6 Şubat depremleri ve seçim sonrası ekonomide kur, faiz, enflasyon, maliyet, fiyat ve rekabet gibi unsurların etkilerinden bahsetti. Enflasyon, durgunluk ve büyüme kaygısının sadece Türkiye’de değil tüm dünyada hakim olduğuna dikkati çekti.

    Erdoğan finansal problemlerin de gözlemlendiğine vurgu yaparak sürdürdüğü konuşmasında “Geçtiğimiz aylarda IMF 5 risk açıkladı. Açıklamada en başta küresel enflasyon yer alırken, küresel jeografik gelişmeler ve bunların sorunları, Çin’in dünya ekonomisini etkileyen performansı, finansal kaynaklara ulaşım ve bunun getirdiği maliyet birbirini takip etti ve tüm bunlara bloklaşma eklendi. Diğer taraftan OECD son yayımladığı raporda 4 öneri ve 4 uyarıda bulundu. Bu raporlarda da ilk sırada enflasyon yer aldı. Ardından düşük büyüme gelirken, Merkez Bankalarının sıkı para politikalarının ülkelerde yaşattığı finansal kaynaklara ulaşım ve bunun maliyeti gündeme geldi. Takiben küresel istihdama odaklanıldı. Biz de toplantımızda bütün bunların ışığında küresel ekonomi, dünyadaki gelişmeleri ve sonrasında ülkemizdeki durumu değerlendireceğiz” diye konuştu.

    Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel sunumunda dünya ekonomisindeki sıkı para politikaları ve ihracat pazarlarında inşaat sektörü ve malzeme talebindeki gelişmelere değindi.

  • KYO’dan OVP’ye tam destek geldi

    KYO’dan OVP’ye tam destek geldi

    Mehmet UZEL (KAYSERİ İGFA)
    Kayseri Ticaret Odası (KTO) Eylül ayı olağan meclis toplantısı Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan başkanlığında M. Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Başkan Ömer Gülsoy’un yanı sıra Yönetim Kurulu üyeleri, Meclis üyeleri ve Basın mensupları katıldı.

    Toplantıda, ay içerisinde yapılan faaliyetlere de yer verildi. Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, iş dünyasının yaşadığı ekonomik sıkıntılar, OVP, Yeşil Dönüşüm ve yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili de açıklamalarda bulundu.

    “ÜLKEMİZ EKONOMİK OLARAK SIKINTILI BİR SÜREÇTEN GEÇİYOR”

    Konuşmasında dünyada yaşanan sorunlardan dolayı ülkemizin de zor ve sıkıntılı bir süreçten geçtiğini belirten Gülsoy, “Ülkemizin ekonomik olarak içinden geçtiği sıkıntılı sürece, hepimiz bizzat etkilenerek şahit oluyoruz. Enerji ve akaryakıttan gıda sektörüne, taşıt ve otomobil sektöründen inşaat ve konut piyasasına kadar zamlardan etkilenmeyen hiçbir sektör kalmadı.” dedi.

    “İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ SIKINTILAR, EKONOMİK KONUT ÜRETİMİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”

    İnşaat sektöründe küresel ve ulusal bazda yaşanan gelişmelerden kaynaklı girdi maliyetlerinde ciddi fiyat artışlarının söz konusu olduğuna vurgu yapan Gülsoy, “Bu durumdan dolayı sektördeki yatırımcıların yükünün ağırlaştığını belirtmek isterim. Özellikle Kamu Müteahhitlerinin sıkıntılarının giderilmesinde ek fiyat farkının ödenmesi gerektiğini, irat kaydedilen teminat mektuplarının iadesi ve rücu davalarından vazgeçilmesi, şartsız tasfiye hakkı gibi hususların hayati önem taşıyor. Yaşanan sektörel sıkıntılar, ekonomik konut üretimini ve kamu yatırımı projelerini de olumsuz etkilediğini hatırlatmak isterim.” diye konuştu.

    “OVP PİYASA BEKLENTİLERİNİN YÖNETİLMESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR VAZİFE GÖRECEK”

    Ekonomide 2024-2026 dönemine ait Orta Vadeli Program (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gülsoy, “Bu programın hedeflerine ulaşması için millet olarak sahip çıkmamız, içindeki hedeflere ulaşma konusunda destek vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Tasarruf ve tüketim ile ilgili bütün halkın üzerine düşeni yapması gerekiyor. Bütün toplum olarak benimsendiği takdirde çok daha hızlı ve etkin şekilde başarılı olacaktır. Bu sene yüzde 65, önümüzdeki yıl yüzde 33 enflasyon öngörülmesini gerçekçi buluyoruz. Çünkü Enflasyon ve büyüme rakamlarını dünya ölçeğinde irdelemek gerekiyor. Bizim önümüzdeki yıl ortaya koyduğumuz yüzde 4’lük büyüme için Dünya Bankası ve IMF gibi global kuruluşların dünya ile ilgili büyüme rakamlarına baktığınızda 2,5 – 3 gibi rakamlar olduğunu görüyorsunuz. Dolayısıyla biz her seferinde dünyadan 1,5-2 rakam daha yüksek büyüme rakamı ortaya koyuyoruz. Bir miktar bu büyümenin trendinin düşeceğini görüyoruz Ama, dünya konjektöründe covid sonrası bütün dengelerin yerine oturmadığı, Rusya – Ukrayna savaşının devam ettiği bir ortamda Türkiye’nin ortaya koyduğu rakamlar iddialı ve başarabileceği rakamlar olarak önümüzde duruyor. Orta Vadeli Program ile ‘piyasanın duymak ve görmek istediği bir yol haritası’ çizildi. 3 yıllık Orta Vadeli Program, piyasa beklentilerinin yönetilmesi için önemli bir vazife görecek. OVP ile birlikte enflasyonla ilgili bozulan beklentilerin pozitif bir rotaya gireceği yeni bir dönem başladı. Bir yandan enflasyonu tek haneye düşürecek kararlı adımlar planlanırken, diğer yandan üretimi, ihracatı ve istihdamı destekleyecek politikalar gündeme alınmış durumda. Sürdürülebilir ve kalıcı büyüme için yapısal reformlara odaklanılmasını isabetli buluyoruz. Hedeflerin gerçekçi ve tutarlı belirlenmiş olması piyasanın ufkunu netleştirecektir. Programda, yapısal reformlara yönelik 7 alanın belirlenmesini ve tarihsel hedefler konulmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum. 7 öncelikli yapısal alan olan “Büyüme ve Ticaret, Beşeri Sermaye ve İstihdam, Fiyat İstikrarı ve Finansal istikrar, Kamu Maliyesi, Afet Yönetimi, Yeşil ve Dijital Dönüşüm, İş ve yatırım Ortamı” ile ilgili ciddi bir vizyonun belirlenmesini çok değerli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Burada yerli üretimin desteklenerek, üretimimizin teknolojik dönüşümüne yönelik atılacak adımlar, Yeşil ve Dijital Dönüşüm ile Sürdürülebilirlik başlıklarını da iş insanları olarak önemli buluyoruz” dedi.

    “YEŞİL DÖNÜŞÜM VE SIFIR KARBON HEDEFİ HAYATİ BİR KONU”

    Yeşil Dönüşüm ve sıfır karbon hedefinin son derece hayati bir konu olarak ön plana çıktığının altını çizen Gülsoy, şunları kaydetti: “Özellikle teknoloji odaklı üretimin önemi artarken küresel anlamda rekabetçi olabilmek için daha yeşil, daha döngüsel ve daha dijital olması da bir gereklilik halini alıyor. Bununla birlikte önümüzdeki dönemde bireysel ve kurumsal hayatın en önemli bileşeni olmaya devam edecek olan sürdürülebilirlik, ülkemize yeni bir fırsat penceresi sunuyor. Bu nedenle uzun vadedeki planlamalar ve çalışmaların sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaya yönelik olması kritiktir. Son olarak sürdürülebilirlik stratejisini içselleştirerek yönetim anlayışının bir parçası haline getiren kuruluşların rekabette öne çıkacaklarını söyleyebiliriz. Bunun için bütüncül bir bakış açısı ile yönetebilmek gerekiyor.”

    “TÜRKİYE YÜZYILINDA YENİ BİR ANAYASAYA İHTİYACIMIZ OLDUĞU BİR GERÇEKTİR”

    2018’de göreve geldikleri günden itibaren Anayasa’nın değişmesi konusunda birçok çağrıda bulunduklarının altını çizen Başkan Gülsoy, “Sayın Cumhurbaşkanımızın, ‘yeni anayasa’ çağrısına da katılıyoruz. Anayasanın ‘değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek’ ilk dört maddesi hariç gerekirse tüm maddeleri terör örgütünün uzantısı hariç diğer partilerin oluşturacağı bir komisyonda ele alınmalı ve Türkiye sivil, katılımcı, çoğulcu bir anayasaya kavuşmalıdır. Türkiye maalesef 60 yılı geçkin süredir darbe anayasası ile yönetilmektedir. Bu bizim gibi köklü demokrasi tarihi olan bir ülkeye yakışmamaktadır. Bugün yürürlükte olan anayasa adeta ‘yamalı bohça’ya dönmüş olup, mutlaka temel hak ve hürriyetlerin altının kalın kalın çizildiği milletin birliğinin ve devletin bekasının merkeze oturtulduğu mümkün olan en yüksek katılımla sivil bir anayasa yapmalıyız. Demokratik ülkelerde anayasalar toplumsal barışın, uzlaşının en yüksek oranda temsil edildiği metinler olarak karşımıza çıkmaktadır. Malum parti hariç diğer partilerimizin milletvekilleri meslek örgütlerinin ve üniversitelerin de görüşünü alarak bir komisyon kurup gerekirse istikşafi görüşmelere hemen başlamalıdır. Her şey tam bağımsız, egemen büyük Türkiye Cumhuriyeti için olmalıdır. Türkiye Yüzyılında Yeni bir anayasaya ihtiyacımız olduğu bir gerçektir. Bizi darbe anayasası gölgesinden kurtaracak olması bile tek başına önemlidir.” dedi.

    “İSO 500’E GİREN 17 KAYSERİ FİRMAMIZI KUTLUYORUM”

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından hazırlanan Türkiye’nin ilk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2022 araştırmasında Kayseri’den 17 firmamız yer aldığını belirten Başkan Gülsoy, “ 2020 yılında 15, 2021 yılında ise 18 firmamız bu listeye girmişti. İstikrarlı büyümelerini büyük bir azim ve kararlılıkla sürdürerek, İSO 500’e adını yazdıran tüm şirketlerimizi ve çalışanlarını yürekten kutluyorum. Elbette bu listede olmayı hak eden daha çok şirketimiz var. Önümüzdeki dönemlerde bu sayıyı daha da artırmak ülke ekonomisine katkı sağlamak; Türkiye’de daha fazla Kayseri, dünyada daha fazla Türkiye için hep birlikte çabalayacağız. Bu vesile ile sıralamaya giren tüm firmalarımızı bir kez daha kutluyor, başarılarının devamını diliyorum” açıklanmasında bulundu.

    Konuşmasının sonunda oda faaliyetlerine de yer veren Gülsoy, “Eylül ayında Kurulan Firma Sayısı 214 Kapanan firma sayısı ise 50 olmuştur. 703 Tescil, 352 Belge, 302 Müzekkere işlemi yapılmıştır.” dedi.

  • ‘Rumeli Buluşmaları’ Bursa iş dünyasına ışık tutuyor

    ‘Rumeli Buluşmaları’ Bursa iş dünyasına ışık tutuyor

    BURSA (İGFA) – Rumeli kökenli girişimcilerin Türkiye’deki ve Balkanlardaki sesi olmak ve dünyaya tanıtmak vizyonu ile çalışmalarını sürdüren RUMELİSİAD, hem üyeleri arasındaki bağları güçlendirmeyi hedefleyen hem de iş dünyasının geleceğine ışık tutan Rumeli Buluşmalarına tüm hızıyla devam ediyor.

    Rumeli Buluşmalarının95’incisi,RUMELİSİAD üyelerinin katılımıyla Almira Otel ev sahipliğinde yapıldı.

    Katılımın yoğun olduğu etkinlikte konuşan RUMELİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Zarif Alp,“Büyük RUMELİSİAD Ailesi olarak,95. Rumeli Buluşmamızı gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Aramıza yeni katılan üyelerimizle birlikte RUMELİSİAD ailemiz, her geçen gün büyümeye ve güçlenmeye devam ediyor” dedi.

    Konuşmasında, iş dünyasının beklentilerine ve yaşadığı sorunlara da değinen Zarif Alp, Bursalı sanayiciler başta olmak üzere sanayi sektörü vasıflı ve vasıfsız personel istihdam etmekte büyük sıkıntılar yaşadığına vurgu yaptı. Üretimde çeşitliliğin artırılması ve istihdam konusu çok önemli olduğunu kaydeden Alp, “Nitelikli iş gücü ve istihdamın önemini her fırsatta vurguluyoruz.Personel istihdam problemleri çözülmeli, kadınlarımızı ve gençlerimizi sanayiye kazandırmak için adımlar atılmalı, yeni teşvik programları oluşturmalıdır.Özellikle ekonomi politikalarının yeniden belirlenmesi ile beraber enflasyon kur makasının daraltılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılması iş dünyası olarak beklentilerimiz arasında.Aynı şekilde, sanayi bölgelerinin oluşturulması, artırılması ve sanayi bölge yönetmenliklerinin gözden geçirilerek en fazla 3 yıl içinde sanayi bölgelerinde yer alanların yatırım yapmasının zorunluluk olması, devir haklarının olmaması, sanayiciyi makine parkı ve istihdama yönelik yatırım kolaylıklarının sağlanması, sanayi bölgelerinin ranttan çıkarılması için gerekenlerin yapılması gerekiyor” dedi.

    Zarif Alp, konuşmasında, “Araziye çok para vermek yerine bu paraları üretime, istihdama, yatırıma harcayalım istiyoruz. Devletimizin de bu konuda somut adımlar atacağına yürekten inanıyoruz.Bunların yanında tabii küçük’ esnafın kobi yolu da açılmalı yurt içinde güçlü olan firmaların global dünyada yer almaları sağlanmalıdır.Eğitime erişim fırsatı eşitlenmeli, iş insanlarının toplumdan aldığını topluma verebilmesi için devlet muafiyetleri genişletmelidir.Teknoloji üreten sanayiler mutlak suretle desteklenerek, sanayiyi ileriye götürecek insanların yetişmesinin sağlanması gerekiyor. Ayrıca sanayiciler olarak, sürdürülebilir yaşamı destekleyen teknolojilere odaklanmalıyız.Yüksek katma değerli üretim anlayışı ile ülkemizi dünyada hak ettiği noktalara taşımak ve cumhuriyetimizin 100. yılında gerek Bursa gerekse de ülkemiz ekonomisine en yüksek düzeyde katkı sunmak adına çalışmalarımızı sürdüreceğiz” görüşlerine de yer verdi.

    RUMELİSİAD ailesine yeni katılan üyelere üyelik rozetleri takdim edilirken, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Metehan Demir ve Doç. Dr. Levent Yılmaz, ülke ve dünya ekonomisine dair güncel değerlendirmeler, siyasi iklim, yaklaşan yerel seçimler öncesi genel gündem ve yakın coğrafyamızda yaşanan gelişimleri değerlendirdi.

  • Mobilya ihracatı Ege’nin güç birliğiyle 500 milyon dolara çıkacak

    Mobilya ihracatı Ege’nin güç birliğiyle 500 milyon dolara çıkacak

    İZMİR (İGFA) – İzmir mobilyasını dünya markası yapma hedefiyle yola çıkan İzmir Mobilya Pazarlamacılar Derneği’nin (İZMOP) toplantısında mobilya üreticileri ve sektörün önde gelen firmaları bir araya geldi.

    Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin 82 yıllık tarihinde mobilya sektöründen seçilen ilk Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fuat Gürle, 1856 yılından günümüze sektörün kat ettiği ivmeyi değerlendirdi.

    “Mobilya ülkemize 1856 yılında Dolmabahçe Sarayı ile geldi. Abdülhamit Han Almanya’dan ithal ettiği buharlı marangoz makinalarıyla 50 kişilik fabrika kurdu. Yaptığı el işi mobilyaları yabancı misyon şeflerine gönderiyordu. İlk seri ve teknik olarak üretim 1882 yılında Sanâyi-i Nefîse Mektebi (Güzel sanatlar üniversitesi) kurulması ile başlamıştır. İzmir’de ise mobilya üretimi 1861’de Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesinin hizmete girmesiyle başladı. Türkiye’de 1970 yılına kadar panel üretimi yapılmamış, suntayla 1970 yılında tanıştık. Türkiye şu anda panel üretiminde dünyada üçüncü sırada. İtalya 5 milyon metreküp, Türkiye 12 milyon metreküp üretiyor. Mobilyada temel taşımız kelebek kontrplak. 1935 yılında Atatürk, Türkiye’nin ilk uçak fabrikasını kuran Nuri Demirağ’ın uçak kanatlarına kontrplak üretilmesi için kelebek fabrikasının kurulmasının emrediyor. Demirağ’ın önü kesildiğinde atıl durumda olan kelebek kontrplak fabrikası iç piyasaya üretim yapmaya başlıyor.”

    4 ÜLKE DÜNYA MOBİLYA İHRACATININ YÜZDE 52’SİNİ KARŞILIYOR

    İzmir’in Türkiye mobilya üretiminde 4’üncü sırada olduğunu vurgulayan Başkan Gürle, “İzmir’de işletme başına 2,7 çalışan, Kayseri’de 15, Ankara’da 4,5, İnegöl’de 6 çalışan düşüyor. İstanbul Fuarı gibi fuarlar firmalarımızı büyüttü. Çin, Almanya, Vietnam ve Polonya dünya mobilya ihracatının yüzde 52’sini karşılıyor. Türkiye’nin dünyada mobilya ticaretindeki payı yüzde 1,8. Çin’in tek başına aldığı pay yüzde 37 ve 72 milyar dolar ihracatı var. Almanya’nın ise 25 milyar dolar ihracatı 19 milyar dolar ithalatı var. 2022 yılı mobilya ihracatımız yüzde 12 artışla 4,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2022 yılında en çok ihracat yaptığımız ülkeler Irak, Almanya ve İsrail oldu. Ege Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğimiz 2022 yılını miktar bazında yüzde 4,8’lik artış, değer bazında yüzde 7’lik artışla 245 milyon dolarlık ihracat ile geride bıraktı. Tasarım odaklı ihracat ve güçbirliği ile orta vadede 500 milyon dolarlık mobilya ihracatı hedefliyoruz.” dedi.

    İZMİR ÜRETİCİLERİNİN DESTEĞİ İLE TÜRKİYE VE DÜNYAYA TANITACAĞIZ

    İzmir Mobilya Pazarlamacılar Derneği Başkanı Aşkıner Özcan, “İzmir Mobilya Pazarlamacılar Derneği, toptan pazarlama mesleğinin en başarılı isimlerinin desteği le, 2 ay önce resmi olarak kurulmuş bir dernektir. Öncelikli hedefimiz, İzmir mobilyası markasını tüm İzmir üreticilerinin desteği ile bir marka haline getirerek Türkiye ve dünyaya tanıtmak. Bu tanışmalar vesilesi ile potansiyel iş hacmimizi geri kazanmaktır. Bu kazanımlar; işletmelerimizin, şehrimizin ve ülkemizin mobilya sektöründe hak ettiği potansiyeline ulaşmasını sağlayacaktır. Görevlerimizden bir diğeri ise, pazarlamacı arayan işletmelere pazarlamacı, işletme arayan pazarlamacılara işletme bulma imkanı sağlamaktır.” dedi.

  • Emine Erdoğan, BM özel oturumunda eşiyle özdeşleşen sloganla çağrı yaptı

    Emine Erdoğan, BM özel oturumunda eşiyle özdeşleşen sloganla çağrı yaptı

    Emine Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü özel oturumunda konuştu. Erdoğan, “İklim değişikliği kaynaklı kuraklık sebebiyle hala binlerce çocuk ölüyorsa kaybedecek 1 dakikamız bile yok demektir.” diyerek dünyaya çağrıda bulundu.

    “O ÜLKELERE SIRT ÇEVİREMEYEYİZ”

    Eşi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la özdeşleşen “Dünya 5’ten büyüktür.” sloganını kullanan Erdoğan, şunları söyledi: “Refah seviyesi yüksek ülkelerin ihtiyaçlarını toprağını suyunu seferber ederken kendi çocuklarını besleyemeyen ülkelerin sorunlarına sırt çeviremeyiz. Açlıktan ölen çocukların sayısı obeziteden hayatını kaybeden çocuklarla aynıyken adil paylaşımdan söz edemeyiz.

    “BURADAN HAYKIRIYORUM: DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR”

    Dünya nüfusu artıyor, kaynaklar insanlığa yetmiyor derken üretilen gıdanın 3’te 1’ini çöpe atıyoruz. Hem de bu gıdalar açlık sorununu bitirebilecekken. İşte bu yüzden ben de haykırıyorum: Dünya 5’ten büyüktür.”