Etiket: Hak

  • Orpea yeniden yapılandırma planını desteklemek için sermaye artırımı başlattı

    Orpea yeniden yapılandırma planını desteklemek için sermaye artırımı başlattı

    PARİS – Fransız bakım evi işletmecisi Orpea, aralarında Caisse des Dépôts et Consignations’un da bulunduğu önemli kurumsal hissedarları hedefleyen ve yaklaşık 1,2 milyar Avro toplamayı amaçlayan önemli bir sermaye artırımı başlattı. Bugün duyurulan bu hamle, 2026 yılı sonuna kadar şirketin finansal istikrarını yeniden sağlamayı amaçlayan daha geniş bir stratejik yeniden yapılanma planının bir parçası.

    Sermaye artırımı, Orpea’nın yeniden yapılandırma ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanan bir dizi finansal manevranın ardından geldi. Geçtiğimiz hafta, 3.9 milyar Euro’luk başarılı bir sermaye artırımının ardından şirketin oy hakları ve hisse kompozisyonuna ilişkin güncellemeler yayınlandı. Bu artırım teminatsız alacaklılar tarafından garanti altına alındı ve özellikle mevcut hissedarların abonelik hakları korundu.

    Kasım ayının başlarında, yaklaşan Aralık Genel Kurulu ile ilgili belgeler dağıtılmış ve “Groupement” tarafından yapılan bir yatırımın ardından bir öz sermaye artışına ve önerilen yönetim revizyonlarına işaret edilmiştir. Bu gelişme, Nanterre Ticaret Mahkemesi’nin Temmuz ayında hızlı bir koruma planı için verdiği onayı takip etti.

    Mahkeme tarafından onaylanan Hızlandırılmış Koruma Planı, üç sermaye artırımı için hükümler içeriyordu; bunlardan biri olan Groupement Sermaye Artırımı, imtiyazlı abonelik hakları sunmuyordu ancak 15 Kasım’a kadar kayıtlı Mevcut Hissedarlara öncelik hakkı veriyordu. Bu hissedarlar, Fransa’da halka açılmadan önce beş günlük bir işlem süresi boyunca Yeni Hisseleri talep etme fırsatına sahip oldular.

    Teminatsız alacaklılar, 30 Kasım’da tamamlanan Özsermaye Artırımı sonucunda, alacak mahsubu yoluyla artırım sonrasında yaklaşık %98 oranında pay sahibi olmuştur. Fransız Finansal Piyasalar Otoritesi (AMF) 5 Aralık tarihinde Groupement Sermaye Artırımına ilişkin 23-503 numaralı İzahnameyi onaylamıştır.

    Abonelik önceliği dönemi, Mevcut Hissedarlara halka arzdan önce Yeni Hisseler üzerinde ilk hak talebini sunmuştur. Yeni Hisselerin Euronext Paris’te FR0000184798 ISIN kodu altında 19 Aralık tarihinde veya civarında işlem görmeye başlaması beklenmektedir. Sermaye artırımlarına katılmayan hissedarlar, potansiyel önemli sulandırma konusunda uyarılmıştır.

    Bu son sermaye artırımından elde edilen gelir, borç geri ödemesi ve kurumsal amaçlar için ayrılmıştır. Bu adımlar, Orpea’nın mevcut finansal zorluklarını aşmaya ve gelecekteki operasyonları için daha istikrarlı bir temel oluşturmaya çalıştığı için çok önemlidir.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • EYT’lilerin tazminat durumu nedir? Tazminata hak kazanabiliyorlar mı?

    EYT’lilerin tazminat durumu nedir? Tazminata hak kazanabiliyorlar mı?

    Kasım ŞENTÜRK – Herkes Duysun / BURSA (İGFA) – Herkes Duysun’a özel açıklamalarda bulunan SGK Danışmanı Özdemir Erdal, EYT ile emekli olanların kıdem tazminatlarını alabileceklerinin altını çizdi.

    EYT’nin aslında yaşlılık aylığı bağlanması olduğunu ifade eden Erdal, 1475 sayılı kanunun 14. maddesine dikkati çekerek, kimlerin kıdem tazminatı alacağının açık şekilde yazıldığını belirterek, “Bu maddede yaşlılık aylığı bağlanması sebebiyle işten ayrılan çalışana kıdem tazminatı ödenir diyor. EYT’li dediğimiz, yani kendisine yaşlılık aylığı bağlanması için işten ayrılan kişiler kıdem tazminatlarını alabilirler. Tabii kıdem tazminatı alabilmeleri için o iş yerinde en az bir yıl çalışmış olmaları gerekiyor. Bir yıldan fazla çalışmışlıkları varsa kıdem tazminatını alabilirler.” diye konuştu.

    “EYT’LİLER İHBAR TAZMİNATINI HAK ETMEZ”

    SGK Danışmanı Özdemir Erdal, ihbar tazminatında EYT de olsa, normal emeklilik de olsa, istifa da olsa çalışanın kendisinin tazminatını alıp işten ayrıldığı durumlarda ihbar tazminatını hak etmeyeceğini vurguladı.

    Bunun çift taraflı bir tazminat olduğunu ifade eden Erdal, “İşveren işçiye, kendisini işten çıkaracağını ve kendisine iş bulması gerektiğini önceden bildirmekle mükelleftir. Veya aynı şekilde işçi işverene işten çıkacağını ve kendisine yeni bir personel bulması gerektiğini bildirmek zorundadır. Buna uymayan taraf karşı tarafa ihbar tazminatını ödemekle yükümlüdür. Ama çalışan askerlik, evlilik, emeklilik gibi haklı bir sebeple işten ayrılıyorsa; yani işten ayrılırken tazminatını almaya hak kazanıyorsa burada işverene ihbar süresi vermek zorunda değildir. Ayrılırken kıdem tazminatını alıp çıkabilir. İstifa ile işten ayrılan çalışan olmasına rağmen işverene bununla ilgili bir bildirim yapmak zorunda değildir” diye konuştu.

    “EKSİKSİZ VE TEK SEFERDE ÖDENMELİDİR”

    Tazminatın kanun çerçevesinde taksite izin vermediğini ve bir çalışanın iş yerinden ayrıldıktan sonra tüm haklarının eksiksiz bir şekilde ve tek seferde ödenmesi gerektiğini belirten Erdal, burada kanunun işverene böyle bir hak tanımadığını söyledi. Söz konusu kanuna göre kişinin işten ayrıldıktan sonra tazminatın işveren tarafından tek seferde ödeneceğini belirten Erdal, “Ancak bunu işverenin tek seferde ödeme gücü yoksa, çalışan da işverenin taksitle ödemesini kendi rızasıyla kabul ediyorsa bu şekilde ödenmesinin bir mahsuru yok. Hükümet şu an bu konuda bir kolaylık da sağladı. Çok sayıda çalışanın emeklilik sebebiyle aynı anda işten ayrılması işverene çok büyük bir kıdem tazminatı yükü doğuracağı için kredi mevduat fonundan işverenlere talep etmeleri durumunda tazminatı tek seferde ödeyebilmeleri açısından çok düşük faizlerle kredi imkanı sunuluyor” dedi.

    “İKİSİ BİRBİRİNDEN FARKLI SÖZLEŞMELER”

    SGK Danışmanı Erdal, EYT’li kişinin emekli olduktan sonra işinden ayrılmayıp devam etmesi durumunu da değerlendirdi.

    İkisinin birbirinden farklı sözleşmeler olduğunun altını çizen Özdemir Erdal, “Emekli olurken işçi oradan istifasını verip ayrılmış ve mevcut sözleşmesi bu şekilde bitmiş oluyor. İşverenle karşılıklı anlaşıp birlikte çalışmaya devam ederlerse, hakları emekli statüsünde yeniden başlayarak eski iş yerinde çalışmaya devam edebilir. Yani işten ayrılıp emekli oluyor ve baştan işe girer gibi yeni bir sözleşmeyle sıfırdan başlıyor, fakat sıfırdan başlamayan bazı hakları da var. Mesela yıllık izin hakları sıfırdan başlamaz. Bu çok yanlış bilinen bir şey. Genelde işverenlerin ve çalışanların bunu bilmemesi bazı yanlış anlaşılmalara sebep olabiliyor” dedi.

    Erdal, konuyu bir örnekle şöyle özetledi:

    “Bir kişi bir iş yerinde yaklaşık 20 yıldır çalışıyor ve EYT sebebiyle 31 Mart’ta işinden ayrıldı ve 1 Nisan itibariyle aynı işverenin yanında tekrar çalışmaya devam etti. Kıdem tazminatı aldığı için kıdem hakları sıfırlanır fakat yıllık izin hakları sıfırlanmaz. Yani bu kişi 1 Nisan’da başlamış olmasına rağmen ilk işe girmiş olduğu yani 20 yıl önceki tarih baz alınır ve tekrar 26 günlük yıllık izni hak eder. Yani sözleşmesi yeni başladı, 14 günlük yıllık izin hakkı var denilmesi yanlış olur”.

  • Togg için büyük gün geldi çattı! İlk sahipleri bugün saat 21.00’de canlı yayında belli oluyor

    Togg için büyük gün geldi çattı! İlk sahipleri bugün saat 21.00’de canlı yayında belli oluyor

    Türkiye’nin doğuştan elektrikli ilk akıllı cihazı Togg T10X için ön sipariş sahiplerini belirleyecek dijital çekiliş, bugün noter huzurunda gerçekleşecek. 16-27 Mart’ta Trumore uygulamasından ve Togg web sitesi üzerinden ön sipariş sürecine katılan 177 bin 467 kişi, bugün noter huzurunda yapılacak dijital çekilişe katılmaya hak kazandı.

    HAK KAZANAMAYANLARA PARASI İADE EDİLECEK

    SAAT 21.00’DE CANLI YAYINDA

    Bu yıl teslim edilecek 20 bin araç için düzenlenecek Togg Büyük Çekilişi, bu akşam 21.00’de TRT Haber’de yayınlanacak. Çekiliş sonucu ayrıca, şanslı 20 bin kullanıcının yanı sıra 20 bin kişilik yedek liste de belirlenecek. 2023 yılı için planlanan teslimatlarda iptallerin yaşanması halinde yedek listedeki kullanıcılar devreye alınacak. Ancak 2023 yılı teslimatları için yedek listeden asıl listeye geçemeyenler 2024 yılı ocak ayı itibarıyla belirlenecek yeni paket ve konfigürasyon seçenekleriyle T10X sipariş edebilecek. Bu siparişi verenler, 2024 yılı haziran ayına kadar herhangi bir çekilişe girmeden akıllı cihazlarını teslim alabilecek.

    AYRICALIKLAR TANINACAK

    Çekiliş sonuçlandığında asıl ve yedek listeye girmeye hak kazanan 40 bin kişi, akıllı cihazlarını teslim almaya kadar geçen süre boyunca da çeşitli ayrıcalıklara sahip olacak. Kullanıcıların hesaplarına nisan ayından itibaren teslimat gerçekleşene kadar geçen zaman için ilave garanti süresi eklenip Trugo’dan da aylık 85 kWs (WLTP ~ 500 km yol karşılığı) enerji dolum hakkı tanımlanacak.

    ???????Togg sosyal medya hesaplarından da canlı olarak yayınlanacak çekilişte, sipariş hakkı kazanan kullanıcılar, akıllı cihazlarının teslimat tarihi geldiğinde ön ödeme tutarı düşülmüş bir şekilde kalan ödemelerini yapacak.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yıkıntılar altında kalan vatandaşlarımız ve yakınları serzenişlerinde sonuna kadar haklı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yıkıntılar altında kalan vatandaşlarımız ve yakınları serzenişlerinde sonuna kadar haklı

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan genel olarak Türkiye’de 11 ilde büyük yıkım yaratan depremlere ve seçim sürecine ilişkin konuştu.

    “SONUNA KADAR HAKLILAR”

    Yıkımın çok büyük olduğunu belirten Erdoğan, “Yıkım öylesine büyüktü ki her binaya tek arama-kurtarma personeli göndersek hepsine yetişmek mümkün değildi. Türkiye bu depremde dünyada bugüne kadar görülen en büyük arama-kurtarma ekibini bir araya getirmiştir. Buna rağmen yıkıntılar altında kalan vatandaşlarımız ve yakınları serzenişlerinde sonuna kadar haklıdır. Acılarını yürekten paylaşıyor, kollarımızı ve kalbimizi kendilerine açıyoruz.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

    “Bu sabah Şanlıurfa ve Adıyaman’da yaşanan sel felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Bakanlarımız, ekiplerimiz çalışmaları koordine etmektedir. Rabbim beterinden korusun.

    Türkiye 6 Şubat sabahına son bir asrın en büyük felaketiyle uyandı. Devlet ve millet olarak felaket haberini alır almaz deprem bölgesine koştuk. Bakanlarımız felaketten birkaç saat sonra depremin vurduğu şehirlere ulaşarak çalışmaları koordine etmeye başladı. AFAD’dan madencilere kadar ülkemizdeki tüm arama-kurtarma ekiplerini, 90 ülkeden gelen arama-kurtarma ekiplerini, belediyelerimizi, askerlerimizi, polislerimizi, jandarmamızı, bekçilerimizi, gönüllülerimizi ihtiyaç duyulacak kim varsa bölgeye yönlendirdik. 35 bini aşkın personeli bölgeye yönlendirdik. Her sınıftan 18 bin iş makinesiyle on binlerce kamyon ve TIR’la her türlü malzemesiyle ülkemizin ve milletimizin tüm imkânlarını seferber ettik.

    “BİZE DÜŞEN ACILARI PAYLAŞIYOR OLMAK”

    Bize düşen acıları paylaşmak, maddi kayıpların telafisini yapmaktır. Depremzede vatandaşlarımız da yeni bir gelecek kurma çalışmalarında yanımızda yer almaktadır. Bu sevginin hakkını verecek, insanlarımıza mahcup olmayacağız. Hep beraber Türkiye Yüzyılı’nın inşasını sürdüreceğiz. Ölenleri geri getirmek elimizde değil. Geride kalan vatandaşlarımızı hayata bağlamak için yapılacakların yapılmasının gayretindeyiz. 14 milyon insanımızın gıda ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak için hızlı ve etkin bir koordinasyon kurduk. Milletimiz asrın dayanışmasını gösterdi.

    “2,4 MİLYON İNSANA 433 BİN ÇADIR İMKANI”

    Kurduğumuz tahliye köprüleri ve kendi imkanlarıyla 3 milyonu aşkın insanımız bölge dışına gitti. Otelleri, misafirhaneleri, yurtları, boş evleri bu depremzedelerin barınmaları için hizmete açtık. Deprem bölgesinde kalan 2,4 milyon insanımıza da 433 bin çadırda ve kısa sürede sayıları 100 bine çıkacak konteynerlerde barınma imkanı sağladık. Depremde hasar gören yol, su, elektrik, haberleşme altyapısını kısa sürede hizmet verebilir hale getirdik. Yolları trafiğe açık tutarak yardımların gelişini ve depremzedelerin tahliyesini kolaylaştırdık.

    DEPREMZEDELERİN ADRES KAYDI

    Bir hususun altını çizmek isterim. Geçtiğimiz günlerde deprem bölgesinde yaşarken, başka illere taşınan ve nüfus kayıtlarını oraya aldıran vatandaşlarımız için bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayınladık. Adres kayıtlarını gittikleri yerlere aldıran vatandaşlarımızın depremle ilgili haklarında kayba uğramayacaklarını güvence altına aldık. Oy kullanabilmeleri için ikamet kayıtlarını oraya aldırmaları gerekiyor.

    “YIKILAN ŞEHİRLERİ 1 YILDA AYAĞA KALDIRMA SÖZÜMÜZ VAR”

    Yıkılan şehirlerimizi 1 yıl içinde ayağa kaldırma sözümüz var. 1 yıl için de 391 bin konut, toplamda da 650 bin konut yaparak hak sahiplerine teslim etmeyi planlıyoruz. Van, Bingöl, Elazığ, Malatya, İzmir depremlerinde, Bartın, Kastamonu, Giresun sel felaketlerinde bu konutları sahiplerine veren bir iktidarız. Zemini sağlam yerlerde kuracağız yerleşim yerlerinin yanında tarihi ve kültürel dokuyu koruma altına alacak şekilde planlama yapıyoruz. Şu anda kazmalar vuruldu, inşaatlar başladı. TOKİ’nin kurumsal birikimi ve inşaat sektörünün kapasitesi konutları yapmaya fazlasıyla yeterli. 20 yılda hizmete sunduğumuz 1 milyon 180 bin toplu konut ve 3,3 milyon kentsel dönüşüm projesi sözümüzü tutacağımızın teminatıdır. Biz kentsel dönüşümden bahsediyoruz, ama siz kendinizi rantsal dönüşüm olarak tanımlıyorsunuz o ayrı konu.”

  • CHP’den Demirtaş’ın Akşener’e yazdığı mektuba ilk yorum: Bundan Türkiye kazanır

    CHP’den Demirtaş’ın Akşener’e yazdığı mektuba ilk yorum: Bundan Türkiye kazanır

    İyi Parti lideri Meral Akşener dün akşam katıldığı canlı yayında CHP ile HDP’nin olası görüşmesi hakkında dikkat çeken ifadeler kullandı. Akşener, “Kılıçdaroğlu HDP ile görüşebilir ama taleplerini masaya asla getiremez” şeklinde konuştu.

    DEMİRTAŞ’TAN AKŞENER’E MEKTUP

    Akşener’in sözlerine cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yazdığı mektupla yanıt verdi. Akşener’e 4 soru yönelten Demirtaş, “Size hak olan müzakere siyaseti HDP’ye niye hak değil?” dedi.

    CHP’DEN DEMİRTAŞ’IN MEKTUBUNA İLK YORUM

    Demirtaş’ın mektubuna CHP’den ilk yorum geldi. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, konu hakkında “Sayın Akşener ve Sayın Demirtaş’ın birbirlerine nezaket dillerini terk etmeden, Bahçeli dili ile değil Akşener dili ile konuşuluyorsa, Erdoğan dili ile değil Demirtaş dili ile cevap veriliyorsa bundan Türkiye kazanır. İstedikleri kadar farklı fikirde olsunlar. Tartışma bu üslupla oluyorsa bundan Türkiye kazanır.” dedi.

    DEMİRTAŞ MEKTUPTA NE SÖYLEDİ?

    Demirtaş, Akşener’e yönelik yazdığı mektupta şunları söyledi:

    “Sayın Genel Başkan, bu mektubu HDP seçmeni kimliğimle kaleme alıyorum. Millet İttifakının Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Millet İttifakındaki partilerin genel başkanları ve iki belediye başkanı olarak tarihi bir dönemde zorlu bir görev üstlendiniz. Öncelikle hayırlı olsun diyor, başarılar diliyorum. İzleyebildiğim kadarıyla, Sayın Kılıçdaroğlu ile sizin dışınızdaki partilerin genel başkanları, HDP seçmeni dahil tüm seçmenleri demokratik dönüşüm umudu etrafında buluşturmak istiyorlar.

    “MECLİS’TE HDP İLE YAN YANA OLUP KOMİSYONLARDA DA AYNI MASADANIZ”

    ‘Hayır, biz de HDP seçmeninin oyuna ve desteğine talibiz ama HDP’yi kurumsal olarak muhatap almaya karşıyız’ diyorsanız hemen belirtmeliyim ki, tıpkı diğer partilerin seçmenlerinin yaptığı gibi ben de siyasi haklarımı koruma görevi ve sorumluluğunu HDP’ye vermiş bulunuyorum. Dolayısıyla çok güvendiğim HDP yönetiminin kararı hangi yönde olursa benim de oy tercihim aynı yönde olacak, doğal olarak. Partimiz HDP, aynen İYİ Parti gibi meşruiyetini halktan almıştır. Üstelik, halk HDP’ye partinizden daha fazla ilgi göstererek HDP’yi Türkiye’nin üçüncü partisi yapmıştır. Zaten Meclis sıralarında HDP ile yan yana olup komisyonlarda da aynı masada oturuyorsunuz. Ayrıca zaman zaman Meclisimizi, HDP Milletvekili Sayın Nimetullah Erdoğmuş yönettiğinden, Meclis’teki varlığımızı da biliyorsunuzdur.

    “HDP SEÇMENİNİ İRADESİZ VATANDAŞ OLARAK GÖRMEDİĞİNİZDEN EMİNİM”

    Sayın genel başkan, bu tarihi seçim öncesinde toplumun büyük bölümü “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganlarıyla umudu büyütmeye çalışırken sizin, partimiz HDP’ye dönük bazı açıklama ve yaklaşımlarınızın bu amaca uygun olmadığını düşünüyorum. HDP’li bir seçmen olarak sizi daha iyi anlayabilmek için bazı konuların netleşmesinde büyük yarar görüyorum. Siz Millet İttifakının bir parçası olarak kendi ittifakınızdaki partilerle bile kıran kırana bir müzakere yürüttünüz. Size hak olan müzakere siyaseti, HDP için neden bir hak değil? HDP seçmenini ikinci sınıf yurttaş, iradesiz vatandaş olarak görmediğinizden eminim. O halde HDP’nin, oy vereceği Cumhurbaşkanı adayı ile müzakere yapmasının nasıl bir sakıncası olabilir?

    “HDP DESTEK KARARI ALIRSA KILIÇDAROĞLU ÇOK YÜKSEK OLASILIKLA CUMHURBAŞKANI OLACAK”

    Kaldı ki HDP’nin defalarca açıkladığı gibi müzakere başlıkları da Eylül 2021’de HDP’nin ilan ettiği 11 maddelik tutum belgesidir, öyle gizli kapaklı şeyler de değil. HDP destek kararı alırsa Sayın Kılıçdaroğlu çok yüksek olasılıkla Cumhurbaşkanı olacak ve siz de Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacaksınız. Ayrıca partiniz birkaç bakanlık görevi üstlenecek.

    Sayın Genel Başkan, bu durumda açık açık sormam gerekiyor:

    1- HDP’li seçmen olarak benim oyumu istiyor musunuz? Benim de oyumla Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı ve bakanlık koltuklarına oturacağınıza göre beni nasıl ikna etmeyi düşünüyorsunuz? Bu arada, yerel seçimlerde Millet ittifakının belediye başkanlarının kazanmasını sağlayan HDP oyları için “istemem” demediğinizi de hatırlatırım.

    2- HDP’nin bakanlık isteği olmamasına rağmen bazı arkadaşlarınız “HDP’ye bakanlık vermeyiz” diyerek biz HDP’li seçmenleri incitmiş, ötekileştirmişti. Şimdi bu arkadaşlarınız HDP seçmeninin oylarıyla bakanlık koltuklarına oturmaya adaylarsa bizi ikna etmeniz gerekmez mi?

    3- HDP demokratik ilkeler dışında herhangi bir talepte bulunmadığını açıklamasına rağmen “HDP ile diyaloğu CHP kurabilir ama taviz verilemez, talepleri de bu masaya getirilemez” dediniz. Demokratikleşmeye dair talepleri taviz olarak mı görüyorsunuz? Eğer iktidar olursanız ve HDP’nin talepleri sizin masanıza gelmeyecekse bize hangi masayı öneriyorsunuz? Elli yıldır yapıldığı gibi bizi yine “terörle mücadele masasına” mı yönlendirmeyi düşünüyorsunuz?

    4- HDP de HDP seçmeni de eşitler arası, omuz hizasında yapılacak bir müzakere dışında hiçbir üstenci, dayatmacı, egemen bakış açısıyla yaklaşımı asla kabul etmeyecektir.

    “KÜRT OLDUĞUMUZU BİLİN, BİZ DE DAVAMIZDA HAKLIYIZ”

    Sorunlarımızın demokratik siyaset alanında, barış içinde, çağdaş şekilde konuşarak çözülmesi dışında herhangi bir yöntemi benimsemiyoruz. Sizin önerdiğiniz başka bir yöntem var mı? Sayın genel başkan, tüm seçmenler gibi İYİ Parti ile HDP seçmenleri de sokakta yan yana yaşıyor, aynı ateşte kavruluyorlar. Seçmenler arasında bir arada durmakla ilgili hiçbir sorun yokken siyasi öncülerin de topluma layık olması gerektiğine inanıyorum. Koşullarımız ve kararlarımız ne olursa olsun bir arada eşit, özgür ve refah içinde yaşayan Türkiye’yi var etmek zorundayız. Sizlerin de bu çabaya katkı sunacağınıza inanıyor, tekrardan hayırlı olsun diyor, başarılar diliyorum. Son söz Akşener hanım. Kürt olduğumuzu bilin. Biz Kürtlerin kimliği, dili, kültürü, sanatı ve tarihi var. Biz de davamızda haklıyız. Hiç unutulmasın!”

  • Müdürlere güzel haber Yagıtay’dan geldi

    Müdürlere güzel haber Yagıtay’dan geldi

    Bir holding bünyesinde fabrika müdürü olarak çalışan yöneticinin haftalık izin ücreti talebini değerlendiren Yargıtay, emsal bir karara imza attı. Yüksek mahkeme, davacının üst düzey yönetici olarak çalışma süresini kendisinin belirlemiş olmasının haftalık tatil hakkını ortadan kaldırmayacağına hükmetti.

    Sigorta pirimlerinin eksik gösterildiğini, vaadedilen üretim pirimlerinin de yatırılmadığını öne süren fabrika müdürü, sözleşmesini tek taraflı feshederek İş mahkemesi’nin yolunu tuttu. Davacı müdür, pirim ödeneceği kararlaştırılmasına rağmen primlerinin eksik ödendiğini, müvekkilinin prime esas kazancının Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) eksik bildirilmesi, sürekli olarak fazla çalışma yapması ve hafta tatili günlerinde çalışmış olması sebebiyle istifa ettiğini bildirdi. Taahhüt edilen zam miktarlarının uygulanmaması ve işyerinde psikolojik baskı altında kalması nedeni ile iş sözleşmesinin haklı feshettiğini iddia eden davacı; kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, prim, hafta tatili ücreti, ücret ve ücret farkına ilişkin taleplerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı fabrika avukatı ise davacının işverenden gizli rekabet yasağına ve sadakate aykırı hareketlerinin ortaya çıkması üzerine istifa ettiğini belirterek işyerinden ayrıldığını, davacının işten ayrılma kodunun SGK’ya istifa olarak bildirildiğini dile getirdi. İş Mahkemesi, davacının ücret alacağının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğine dikkat çekerek kıdem tazminatına hak kazandığı ancak davacının üst düzey yönetici olması nedeniyle çalışma saatlerini kendisinin belirlediği ve bu nedenle fazla çalışma ücretine hak kazanamadığına hükmetti. Mahkeme, davacının haftada altı gün çalışmış olması nedeniyle de hafta tatili alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi. Kararı her iki taraf avukatı da istinafa götürdü. Bölge Adliye Mahkemesi, itirazları geri çevirdi. Bu kez taraf avukatları kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi.

    Haftalık iznin işçi – yönetici tüm çalışanların hakkı olduğunun vurgulandığı Yargıtay kararında şöyle denildi: “Davacı hafta tatili ücreti talebinde bulunmuş, İş Mahkemesi tarafından davacının hafta tatili alacağına hak kazandığı ancak çalışma saatlerini kendisinin belirlediği ve yüksek ücretle çalıştığı gerekçesiyle talebinin reddine karar verilmiştir. Hafta tatili ücreti, 4857 sayılı Kanun’un 46 ncı maddesinde, ‘Bu Kanun çerçevesine giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63’üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları şartı ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verilir’ şeklinde düzenlenmiştir. Hafta tatili dinlenme hakkına ilişkin olup işçinin ücretinin yüksek olması veya çalışma saatlerini kendisinin belirlemesi bu hakkın kullanımına engel teşkil etmez. Hafta tatilinde çalışan işçiye hafta tatili ücreti ödenmelidir. İlk derece mahkemesince hatalı hukuki değerlendirme yapılarak yazılı gerekçe ile hafta tatili alacağı talebinin reddine karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nce davacının bu yöndeki istinaf başvurusuna değer verilmemesi bozma sebebidir.” – BURSA

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Yerel