Etiket: İsrail

  • Körfez piyasaları İran-İsrail gerilimi nedeniyle düştü

    Körfez piyasaları İran-İsrail gerilimi nedeniyle düştü

    Körfez borsaları Pazar günü, İran’ın İsrail’e yönelik saldırısının ardından yatırımcıların kaygılarına işaret eden bir düşüş yaşadı. Suudi Arabistan’ın gösterge endeksi işlemlerin ilk saatlerinde %1,8’lik bir düşüş yaşarken, Katar’ın ana endeksi de %1,6 oranında düştü ve Körfez finans kuruluşu QNB önemli kayıplar yaşadı.

    İsrail’de, Tel Aviv’in geniş ve mavi çip endekslerinin hafif düşüşle açılmasıyla işlemlerde çok az değişiklik görüldü. Bu durum, İran’ın İsrail hava saldırısı olduğuna inanılan bir misilleme eylemi olan insansız hava aracı ve füze saldırısının ardından geldi. İsrail’deki hasarın mütevazı olduğu bildirilse de, yatırımcılar için odak noktası çatışmanın potansiyel tırmanışı.

    Milwaukee’deki Annex Wealth’ten ekonomist, piyasanın tepkileri hakkında bilgi vererek, çatışmanın tırmanmaması halinde, gerginliğin azalmasıyla hisse senetlerinin toparlanabileceğini öne sürdü. Bununla birlikte, petrol, altın gibi emtiaların ve dolar gibi para birimlerinin devam eden çatışma nedeniyle hala bir risk primi taşıyabileceğini belirtti.

    Brent tipi ham petrol fiyatları Cuma günü 71 sent artarak varil başına 90,45 dolara ulaşırken, OPEC’in önemli üreticilerinden İran ile İsrail arasındaki çatışmaya ilişkin endişeler nedeniyle fiyatlar geçen hafta altı ayın en yüksek seviyesine yaklaştı. Buna ek olarak, altın fiyatları Cuma günü ons başına 2.400 doların üzerine çıkarak rekor seviyeye ulaştı ve güvenli liman varlıklarına yönelik istikrarlı talebi yansıttı.

    Jeopolitik gerilimler, İran destekli Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e saldırmasıyla başlayan ve İsrail’in Gazze’yi işgaliyle devam eden bir dizi olayın ardından geldi. O tarihten bu yana küresel hisse senedi endeksi MSCI yeni zirvelere ulaştı.

    Geriye dönüp bakıldığında, Suudi Arabistan’ın ana hisse senedi endeksi 8 Ekim’den 4 Nisan’daki Ramazan Bayramı tatilinden önceki son seansa kadar yaklaşık %20’lik önemli bir yükseliş kaydetmişti. Bu arada, Katar’ın gösterge endeksi 8 Ekim’den 8 Nisan’daki son kapanışına kadar yaklaşık %0,8’lik hafif bir düşüş yaşadı.

    Bölgedeki diğer piyasalar da Pazar günü tepki gösterdi; Kuveyt’in gösterge endeksi %0,9 ve Umman’ın endeksi %0,2 düştü. Buna karşılık Bahreyn’in ana endeksi %0,9’luk bir artış kaydederek trendin tersine hareket etti. Ortaya çıkan durum, bölgesel piyasaların İran ve İsrail arasındaki gelişmelere duyarlı olduğunu ve yatırımcıların bu jeopolitik olayların piyasa istikrarı üzerindeki etkisini yakından izlediğini gösteriyor.

    Reuters bu makaleye katkıda bulunmuştur.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • İran’ın saldırısı İsrail’e 1,35 milyar dolara mal oldu

    İran’ın saldırısı İsrail’e 1,35 milyar dolara mal oldu

    İran‘ın İsrail‘e düzenlediği İHA saldırısının İsrail‘e maliyeti ortaya çıktı. İsrail medyası, saldırının ülke ekonomisine maliyetinin 1,35 milyar dolar olduğunu belirtti.

    FÜZELERİN VERDİĞİ HASAR MALİYETE EKLENMEDİ

    Yediot Aharonot gazetesinin Eski İsrail Genelkurmay Başkanı Müsteşarı Tuğgeneral Ram Aminah’ın değerlendirmelerine yer verdiği haberinde, İsrail’in dün geceki savunma maliyetinin 4-5 milyar şekel (1,08 – 1,35 milyar dolar) olduğu ifade edildi. Bu rakamın sadece İran tarafından fırlatılan füzelerin düşürülmesi için harcanan savunma maliyeti olduğuna işaret eden Aminah, yaralanmalar ile füzelerin isabet ettiği yerlerde yol açtığı hasarın bu rakama dahil olmadığına dikkati çekti.

    İsrail’in geliştirdiği anti balistik füze sistemi Arrow’un tanesinin 3,5 milyon dolar olduğunu belirten Aminah, İran İHA’larının düşürülmesi için havalanan uçakların da ayrı bir maliyeti olduğuna işaret etti.

    İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, İran’ın İsrail’e yönelik saldırılarına ilişkin yaptığı basın toplantısında şu ana kadar İran’dan İsrail’e 200’den fazla İHA ve balistik füze atıldığını bildirmişti.

    NE OLMUŞTU?

    İsrail, İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına 1 Nisan’da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2’si general rütbesinde toplam 7 kişi hayatını kaybetmişti.

    İran, İsrail’in konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve misillemede bulunacaklarını duyurmuştu. İsrail ise İran’ın saldırısına karşılık vereceğini bildirmişti.

    Devrim Muhafızları Ordusu, İran topraklarından İsrail’e kamikaze insansız hava araçları ve füzelerle saldırı başlatıldığını duyurmuştu.

    Kaynak: AA / Ekonomi
  • Petrol fiyatları Orta Doğu’daki gerilimin ortasında yükseliyor

    Petrol fiyatları Orta Doğu’daki gerilimin ortasında yükseliyor

    Cuma günü erken işlemlerde petrol fiyatları, özellikle İran ve İsrail’in karıştığı son olayla bağlantılı olarak Orta Doğu’da artan tansiyon nedeniyle artış gösterdi. Brent tipi ham petrol 34 sent artışla varil başına 90,08 dolara ulaşırken, ABD West Texas Intermediate (WTI) tipi ham petrol 44 sent artışla 85,45 dolara yükseldi.

    Bu fiyat hareketi, İsrail’in 1 Nisan’da Şam’daki İran elçiliğine düzenlediği ve İran’ın misilleme sözü verdiği şüpheli hava saldırısının ardından geldi. İran’ın misilleme sözü, önemli bir petrol üreticisi olan bölgeden petrol arzında olası kesintilere ilişkin endişeleri arttırdı.

    İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney Çarşamba günü yaptığı açıklamada İsrail’in saldırı nedeniyle “cezalandırılması gerektiğini” söyledi. Bu arada ABD’li bir yetkili, ABD’nin İran’dan İsrail’e karşı bir yanıt beklediğini ancak bunun ABD’yi bir çatışmanın içine çekmeyecek kadar ölçülü olmasının beklendiğini belirtti. İranlı kaynaklar Tahran’ın büyük bir tırmanışı önlemeyi amaçladığını öne sürdü.

    İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu Perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze’deki askeri angajmanını sürdürürken, başka yerlerde de çeşitli senaryolara hazırlandığını belirtti.

    Bu jeopolitik gelişmeler riskleri yüksek tutarak petrol fiyatlarındaki yaklaşık %19’luk artışa katkıda bulundu. Bu artış aynı zamanda iyileşen ekonomik koşullar ve OPEC+ olarak bilinen Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve müttefiklerinin devam eden arz kesintileri tarafından da destekleniyor.

    Avrupa’da, yumuşayan işgücü piyasası ve durgun büyümeye rağmen, Avrupa Merkez Bankası (ECB) Perşembe günü politika faizini korudu ancak Haziran ayı gibi erken bir tarihte faizleri düşürmeye hazır olduğunu belirtti. Öte yandan, ABD Merkez Bankası yetkilileri aynı gün, ABD’de devam eden enflasyon endişeleri nedeniyle faiz oranlarını düşürmek için acil bir plan olmadığını öne sürdü.

    Reuters bu makaleye katkıda bulunmuştur.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • MİT’ten 8 ilde Mossad ajanlarına operasyon! 34 kişi gözaltında

    MİT’ten 8 ilde Mossad ajanlarına operasyon! 34 kişi gözaltında

    Milli İstihbarat Teşkilatı, aralarında İstanbul‘un da yer aldığı 8 şehirde İsrail istihbarat servisi için çalışan şüphelilere yönelik Köstebek operasyonu düzenledi. Operasyonda 34 kişi gözaltına alındı.

    MİT’TEN İSRAİL İSTİHBARATINA OPERASYON

    Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, Filistin ve İsrail arasındaki çatışmaların ardından İsrail istihbarat servisi Mossad adına Türkiye’de faaliyet yürüten kişiler olduğunu belirledi. Ekipler, 2 aylık fiziki ve teknik takibin ardından bu sabah Bahçelievler, Bağcılar, Esenler, Arnavutköy, Küçükçekmece, Eyüpsultan, Sultangazi, Esenyurt, Kağıthane, Bakırköy, Başakşehir, Zeytinburnu, Büyükçekmece, Fatih, Beylikdüzü ilçeleri ile Ankara, Kocaeli, Hatay, Mersin, İzmir, Van ve Diyarbakır’da 57 ayrı adrese operasyon düzenledi.

    34 KİŞİ YAKALANDI

    Eş zamanlı operasyonlarda 34 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 143 bin 830 Euro, 23 bin 680 dolar nakit para, muhtelif miktarda farklı ülkelere ait nakit para, 1 adet adet ruhsatsız tabanca, çok sayıda fişek ve dijital materyal ele geçirildi.

    HEDEFLERİNDE İSRAİL VE FİLİSTİNLİ AKTİVİSTLER VARMIŞ

    Operasyona ait yeni bilgiler de ortaya çıktı. İsrail istihbarat servisi yetkililerinin şüphelilerle sosyal medya üzerinden iletişime geçtiği, savaştan sonra Filistin lehine çalışmalar yapan İsrail ve Filistinli aktivistlerin isim bilgilerini vererek bu kişileri takip etmelerini istediği öğrenildi. Şüphelilerin aldıkları isim bilgileri doğrultusunda hedef kişileri takip ettiği, bazı kişilerin fotoğraflarını çekerek bu kişilere ait bilgileri İsrail ile paylaştığı da saptandı. Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ederken, şüphelilere ait dijital materyaller incelenmek üzere ilgili birimlere teslim edildi.

    Kaynak: Haberler.com / Güncel
  • ABD, İsrail’e ikinci kez silah satışı kararı aldı

    ABD, İsrail’e ikinci kez silah satışı kararı aldı

    ABD hükümeti, Gazze‘ye bombardımanlarını sürdüren İsrail‘e Kongre’nin onayını almadan ikinci kez “acil durum” gerekçesiyle 147,5 milyon dolar değerinde silah satışı kararı aldı.

    ABD yönetimi, Gazze Şeridi’ne ayrım gözetmeksizin saldırılarını sürdüren İsrail‘e silah satışına devam ediyor. Başkan Joe Biden yönetimi, bu ay ikinci kez Kongre’nin onayını almadan “acil durum” gerekçesiyle İsrail‘e silah satışı kararı aldı.

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ABD Başkanı Joe Biden

    “ABD, İSRAİL’İN GÜVENLİĞİNE KENDİNİ ADAMIŞTIR”

    Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, yaptığı açıklamada, ” İsrail‘in savunma ihtiyaçlarının aciliyeti göz önüne alındığında ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, satışın derhal yapılmasını gerektiren bir acil durumun mevcut olduğuna dair Kongre’ye ayrıntılı gerekçeler sundu. ABD, İsrail‘in güvenliğine kendini adamıştır. İsrail‘in kendisini karşı karşıya olduğu tehditlere karşı savunabilmesinin sağlanması, ABD’nin ulusal çıkarları açısından hayati önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken

    ABD Savunma Bakanlığına (Pentagon) bağlı Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı da Bakan Blinken’in İsrail‘e 147,5 milyon dolar değerindeki M107 155 mm top mermisi ve diğer askeri ekipmanın satışını onayladığına dair belgeyi Kongre’ye iletti. Öte yandan Blinken, 9 Aralık’ta ise değeri 106 milyon dolardan fazla olan yaklaşık 14 bin mermilik tank mühimmatının İsrail‘e satışını, Kongre’ye sunmadan onaylamıştı.

    İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE SON DURUM

    Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail‘e 7 Ekim’de kapsamlı operasyon düzenledi. İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

    GAZZE’DE CAN KAYBI 21 BİN 672’YE YÜKSELDİ

    İsrail‘in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 8 bin 800’ü çocuk, 6 bin 300’ü kadın olmak üzere, 21 bin 672 Filistinli öldürüldü, 56 bin 165 kişi de yaralandı. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı tahrip ediliyor. İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 319 Filistinli hayatını kaybetti.

    502 İSRAİL ASKERİ ÖLDÜRÜLDÜ

    İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 168’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 502 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

    HAMAS VE İSRAİL ARASINDAKİ ESİR TAKASI ANLAŞMASI

    Çatışmalara 24 Kasım’da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani arada” 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.

    LÜBNAN SINIRI DA HAREKETLİ

    İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 28 Lübnanlı sivil, 129 Hizbullah mensubu ile 5 İsrailli sivil ve 9 İsrail askeri öldü.

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika
  • İsrail Batı Şeria’da döviz bürolarını bastı, 2 milyon 700 bin dolara el koydu

    İsrail Batı Şeria’da döviz bürolarını bastı, 2 milyon 700 bin dolara el koydu

    İsrail ordusu, polisi ve İç istihbarat teşkilatı Şin-Bet’ten (Şabak) çok sayıda silahlı güç, Batı Şeria‘daki bazı döviz büroları ve şirketlere düzenledikleri baskınlarda 10 milyon şekele (yaklaşık 2 milyon 700 bin dolar) el koydu.

    İSRAİL ORDUSU, 2 MİLYON 700 BİN DOLARA EL KOYDU

    Gazze’de dünyanın gözü önünde katliam gerçekleştiren İsrail ordusunun zulmü bitmek bilmiyor. İsrail ordusunun yanı sıra, polis ve iç istihbarat servisi Şin-Bet’ten (Şabak) yapılan ortak açıklamada, Batı Şeria‘da dün gece döviz bürolarına geniş çaplı baskın düzenlendiği belirtildi. Baskınlarda Hamas’a ait olduğu iddia edilen 2 milyon 700 bin dolar değerinde 10 milyon şekele el konuldu.

    21 KİŞİ GÖZALTINDA

    Açıklamada ayrıca, Ramallah, Cenin, El Halil, Tul Kerim ve Bire kentlerinde 21 şüphelinin gözaltına alındığı ve haklarında incelemenin devam etmesinden dolayı gözaltı sürelerinin uzatılacağı kaydedildi. Gözaltına alınan söz konusu kişilerin döviz bürolarında çalışanlar olduğu ifade edildi.

    Baskında paraların yanı sıra kasalar, belgeler, kayıt cihazları ve cep telefonlarının müsadere edildiği aktarıldı. Açıklamada, el koyma işleminin Savunma Bakanlığından alınan talimat doğrultusunda gerçekleştirildiği savunuldu. Filistin yönetimi ve mallarına el konulan döviz bürolarından henüz açıklama yapılmadı.

    İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE SON DURUM

    Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim’de kapsamlı saldırı düzenledi. İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

    CAN KAYBI 21 BİNİ AŞTI

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 8 bin 800’ü çocuk, 6 bin 300’ü kadın olmak üzere, 21 bin 320 Filistinli öldürüldü, 55 bin 603 kişi de yaralandı. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı tahrip ediliyor. İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 167’si karadan işgal sürecinde olmak üzere 501 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

    Çatışmalara 24 Kasım’da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani arada” 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti. İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 314 Filistinli hayatını kaybetti. İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 28 Lübnanlı sivil, 129 Hizbullah mensubu ile 5 İsrailli sivil ve 9 İsrail askeri öldü.

    Kaynak: AA / Güncel
  • İsrail Başbakanı Netanyahu, Gazze’deki kıyıma onay veren ABD Başkanı Biden’a teşekkür etti

    İsrail Başbakanı Netanyahu, Gazze’deki kıyıma onay veren ABD Başkanı Biden’a teşekkür etti

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, BM Genel Sekretesi Antonio Guterres tarafından BM Güvenlik Konseyi’ne getirilen ateşkes tasarısını veto eden ABD’ye teşekkür etti. Netanyahu ayrıca, ABD Başkanı Joe Biden’ın, Gazze Şeridi’ndeki saldırıların devamı için İsrail ordusuna önemli miktarda mühimmat sağladığını ifade etti.

    NETANYAHU, BİDEN’A TEŞEKKÜR ETTİ

    İsrail’in Gazze’deki katliamları sürerken, Başbakan Binyamin Netanyahu’dan en büyük destekçisi ABD’ye teşekkür geldi. Netanyahu, Gazze’deki saldırıların devamı için önemli miktarda mühimmat sağladığı ve BM Güvenlik Konseyi’nde “Gazze Şeridi’nde ateşkes” tasarısını veto ettiği için ABD Başkanı Biden’a teşekkür etti.

    ABD, İSRAİL ORDUSUNU BESLİYOR

    İsrail ordusu, ABD’nin eski Başkanı Barack Obama döneminde imzalanan 10 yıllık 38 milyar dolar tutarında rekor bir anlaşmayla ABD’den yılda 3,8 milyar dolar askeri yardım alıyor. Biden, ABD Kongresi’nin onayına sunmadan acil durum yetkisini kullanarak dün İsrail’e 106,5 milyon dolar değerindeki 13 bin 981 adet tank mermisinin satışına onay vermişti.

    GAZZE’DE ACİL ATEŞKES ÇAĞRISINA ABD ENGELİ

    ABD, BMGK’de dün Gazze’de acilen insani ateşkes talebinde bulunulan karar tasarısını veto etmişti. Birleşip Arap Emirlikleri ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 90’dan fazla ülkenin eş sunucusu olduğu karar tasarısı, BMGK’de düzenlenen acil oturumda oylanmıştı. Tasarıya İngiltere “çekimser” oy kullanırken, diğer 13 üye “evet” oyu kullanmıştı.

    ERDOĞAN’DAN ABD’NİN HAMLESİNE SERT TEPKİ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki (BMGK) Gazze’de acilen insani ateşkes talep edilen karar tasarısını veto etmesine ilişkin, “Dünyanın 5’ten büyük olduğu gerçeği bir kez daha görülmüş oldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, reforme edilmesi olmazsa olmaz, şarttır şart.” demişti.

    Erdoğan, AK Parti İnsan Hakları Başkanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Dünya İnsan Hakları Günü İnsanlığın Yüzü Programı”ndaki konuşmasının devamında, “Bu Birleşmiş Milletlerle, bu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyiyle insanlığın bir yere varması mümkün değil. Bunu sadece burada konuşmuyoruz, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda da aynen bu ifadeleri kullanan bir lider olarak söylüyorum.” ifadelerini kullanmıştı.

    GUTERRES 99’UNCU MADDEYİ İŞLETMİŞTİ

    Genel Sekreter Guterres, görev süresi boyunca yetkisini ilk kez kullanarak Gazze’deki insani felaketin önlenmesi için BM Şartı’nın 99’uncu maddesini işletmiş ve 6 Aralık’ta BMGK’ye mektup göndermişti. Guterres, “Güvenlik Konseyi üyelerini insani felaketin önlenmesi için baskı yapmaya çağırıyorum ve insani ateşkesin ilan edilmesi talebimi tekrarlıyorum. Bu çok acil.” ifadelerini kullanmıştı.

    Karar tasarısında, tüm esirlerin acilen ve koşulsuz serbest bırakılması ve insani yardıma erişim sağlanması talep ediliyordu. ABD’nin BM Daimi Temscilisi Robert Wood, karar tasarısında Hamas’ın kınanmadığını, bazı Konsey üyelerinin bu konuda sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.

    BMGK’de 7 Ekim’in ardından çok sayıda oturum düzenlenmiş ve birçok karar tasarısının veto edilmesinin ardından Gazze’de çatışmalara “acil ve uzatılmış ara verilmesi” talep edilen 2712 sayılı karar 15 Kasım’da kabul edilmişti.

    BM’NİN 99’UNCU MADDESİ NEDİR?

    99’uncu madde Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin yani bir başka deyişle BM anayasasının bir hükmü olarak biliniyor. BM’nin en üst düzey diplomatı olan genel sekreterin, “kendi görüşüne göre uluslararası barış ve güvenliğin korunmasını tehdit edebilecek her türlü konuyu” Güvenlik Konseyi’nin dikkatine sunabileceği belirtiliyor.

    İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE SON DURUM

    Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim’de kapsamlı operasyon düzenledi. İsrail’de 7 Ekim’deki saldırılarda 310’dan fazlası asker olmak üzere 1200 İsraillinin öldüğü, 5 bin 132 kişinin yaralandığı duyuruldu.

    GAZZE’DE CAN KAYBI 18 BİNE YAKLAŞTI

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 7 bin 700’ü çocuk, 5 bin 150’si kadın olmak üzere 17 bin 700 Filistinli öldü. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildiriliyor. İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 275 Filistinli hayatını kaybetti. İsrail ordusu halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumlarını hedef alarak sivil altyapıyı tahrip ederken karadan işgal sürecinde 98 askeri öldü.

    ÇATIŞMALARA İNSANİ ARA VERİLMİŞTİ

    Çatışmalara 24 Kasım’da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani arada” 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.

    İsrail ordusu ile Lübnan’daki Hizbullah’ın sınır hattındaki düşük yoğunluklu çatışmalarında ise 23 Lübnanlı sivil, 98 Hizbullah mensubu ve 6 İsrail askeri öldü.

    Gazze’de silah zoruyla abluka altında yerinden edilen 1,9 milyon Filistinli, barınma, gıda, temiz su, ilaç ve sağlık hizmetlerinden yoksun şekilde yaşam mücadelesi veriyor.

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika
  • İsrail ordusu Han Yunus’ta çok sayıda Hamas üyesini yakaladı iddiası doğru değil

    İsrail ordusu Han Yunus’ta çok sayıda Hamas üyesini yakaladı iddiası doğru değil

    İsrail ordusu Gazze Şeridi’nde yaklaşık 700 Filistinli erkeği kelepçeli, gözleri bağlı ve yarı çıplak halde alıkoydu. Görüntülerde Filistinli erkeklerin iç çamaşırlarına kadar soyulduğu ve askeri kamyonlara taşındığı anlar yer aldı. İsrail tarafından görüntülerdeki Filistinlilerin Hamas üyesi olduğu iddiası ortaya atıldı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, “İsrail ordusu Han Yunus’ta çok sayıda Hamas üyesini yakaladı” iddiasının doğru olmadığını duyurdu.

    YARI ÇIPLAK VE KELEPÇELİ ŞEKİLDE KAMYONLARA TAŞINDILAR

    KAN’ın sosyal medya hesabından paylaştığı görüntülerde, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki yıkımın ortasında yarı çıplak, iç çamaşırlarıyla yan yana dizilmiş onlarca Filistinlinin ellerinin kelepçeli olduğu görüldü. Görüntülerde, gözleri bağlı olan Filistinli erkeklerin, sürünerek askeri kamyonlara taşınması dikkat çekti.

    Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, İsrail’in sosyal medyadaki propaganda hesapları tarafından paylaşılan bazı görüntülerle ilgili “İsrail ordusu Han Yunus’ta çok sayıda Hamas üyesini yakaladı” iddiasına ilişkin açıklama yapıldı.

    GÖZALTINA ALINAN KİŞİLER SİVİL

    İsrail’in, gözaltına alınanların “Hamas üyesi” olduğuna dair herhangi bir kanıt sunamadığı belirtilen paylaşımda, gözaltıların iddia edildiği gibi Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta değil, kuzeydeki Cebeliye’nin de kuzeyinde bulunan Beyt Lahya’da yapıldığının tespit edildiği aktarıldı.

    Ayrıca tutuklular arasında gazeteci Diaa El Kahlot ve akrabalarının olması, yaşlı ve çocukların bulunması ile İsrail medyasında yer alan haberlerin, gözaltına alınanların siviller olduğunu gösterdiği bildirildi.

    İsrail medyasında yer alan görüntülerin kaynağı olarak, İsrailli savaş muhabiri Itay Blumental’in gösterildiğinin belirlendiği ifade edilen paylaşımda, şunlar kaydedildi: “Blumental’in görüntüleri, ‘Gazze Şeridi’nde teslim olan çok sayıda kişi IDF tarafından tutuklandı. Şimdi bu kişilerden herhangi birinin Hamas veya İslami Cihad’a üye olup olmadığı kontrol edilecek’ notuyla paylaştığı tespit edilmiştir.İsrail medyasının da görüntüleri, ‘Cebeliye bölgesinde Filistinli erkekler IDF’ye teslim oldu’ şeklinde servis ettiği görülmektedir. İddia ile örtüşmeyen bu bilgiler üzerine gözaltına alınan Filistinliler ve gözaltı konumuyla ilgili araştırma yapılmıştır. Bölgedeki gazeteciler İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde bir okula sığınan Filistinli sivilleri tutuklayarak üzerlerindeki elbiseleri zorla çıkardığını bildirmiştir. Ayrıca görüntülerde tabelası görünen ‘Ulayyan Eczanesinin’ Cebeliye Mülteci Kampı ve El Foqa okulunun karşısında olduğu tespit edilmiştir.”

    ARALARINDA ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR DA VAR

    Görüntülerde üstü çıkarılarak elleri bağlananlardan birinin El Arabi muhabiri Diaa El Kahlot olduğunun belirlendiği aktarılan paylaşımda, yayın kuruluşunun, Kahlot’un, Beyt Lahya’daki Pazar Caddesi’nde kardeşleri ve akrabalarıyla gözaltına alındığını doğruladığı belirtildi.

    Paylaşımda, Cenevre merkezli Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü (Euro-Med) Başkanı Ramy Abdu’nun, 7 Aralık’ta gözaltına alınanların Filistinli siviller olduğunu, aralarında 15 yaşında çocukların ve 60-65 yaşındaki yaşlıların olduğunu duyurduğu kaydedildi.

    İSRAİL’İN GAZZE İSGALİNDE SON DURUM

    Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, 7 Ekim sabahı, İsrail’in “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlerine yönelik sürekli ihlallerine karşılık verme” gerekçesiyle kapsamlı saldırı düzenlerken İsrail ordusu da Gazze Şeridi’ne yoğun hava bombardımanı başlattı

    İsrail’de 7 Ekim’deki saldırılarda 416’sı asker olmak üzere 1200 İsraillinin öldüğü, 5 bin 132 kişinin yaralandığı duyuruldu. İsrail ordusuna göre, Gazze Şeridi’ne düzenlenen kara saldırılarında 89, Lübnan sınırında ise 6 İsrail askeri öldürüldü.

    GAZZE’DE CAN KAYBI 17 BİNİ GEÇTİ

    Gazze’deki hükümete göre, 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında öldürülen Filistinlilerin sayısı 7 bin 112’si çocuk, 4 bin 885’i kadın olmak üzere 17 bin 177’ye yükseldi.

    İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de 7 Ekim’den bu yana İsrail güçleri ve Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 266 Filistinli hayatını kaybetti.

    İsrail ordusu, Gazze’de on binlerce yaralı ile sivilin sığındığı onlarca hastaneyi zorla tahliye ettirmek için yerleşkelerini ya da ana binalarını vurdu. İşgal sırasında bazı hastaneleri bastı. Saldırılarda yüzlerce kişi öldü ve yaralandı.

    İsrail ordusunun 8 Ekim’den bu yana Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarında 23 sivil hayatını kaybederken Hizbullah ile sınırda girdiği çatışmalarda ise 93 Hizbullah mensubu öldü.

    Kaynak: AA / Güncel
  • Erdoğan’dan İsrail ile Hamas’ın rehine takas anlaşmasına ilk yorum: Öyle zannediyorum ki bugün yarın gerçekleşecek

    Erdoğan’dan İsrail ile Hamas’ın rehine takas anlaşmasına ilk yorum: Öyle zannediyorum ki bugün yarın gerçekleşecek

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir‘deki temaslarını tamamlayarak gece saatlerinde yurda döndü. Dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail ile Hamas arasındaki geçici ateşkes ve rehine takas anlaşmasına ilişkin yorumda bulunan Erdoğan, “Biliyorsunuz şu an itibariyle Katar’ın devreye girmesiyle süreçte yeni bir adım atılıyor. Öyle zannediyorum ki rehinelerin takasına bugün yarın geçecekler” diye konuştu.

    GAZETECİLERİN SORULARINA YANIT VERDİ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir seyahati dönüşünde uçaktaki gazetecilerin gündemdeki konulara yönelik sorularına yanıt verdi. İşte Erdoğan’a yöneltilen soru ve verdiği cevaplar;

    İsrail, Gazze‘yi işgal planını ‘ Gazze‘nin sonraki dönemde kontrolü güvenlik açısından bizde olacak’ sözleriyle açık etti. Bunun akabinde ABD’den çeşitli mekanizmalarla bir geçiş dönemi ve sonrasında yeniden canlandırılmış bir Filistin yönetimine Gazze‘nin devri konuşuluyor. Almanya’dan “BM kontrolüyle bir Gazze” gibi açıklamalar geliyor. Tüm bu süreçte Türkiye’nin yaklaşımı, tutumu nedir?

    Her şeyden önce herkes bir defa şunu bilmeli, Gazze bir Filistin toprağıdır. Her ne kadar Filistinlilerin kadim yurtları kademe kademe İsrail tarafından 1947’den itibaren işgal edilmişse de Gazze, Filistin toprağı olarak inşallah kalacaktır. İsrail’in aşama aşama Filistin topraklarını işgali adeta bir kapkaç olayıydı. Ama artık devran böyle dönmüyor. Şu anda tüm dünyanın İsrail’e karşı nasıl bir tavır takınmaya başladığını görüyorsunuz. Gazze’de gerçekleşen işgal, bazı ülkelerin yönetimlerini sessizliğe gömse de toplumların vicdanlarını Allah’a hamdolsun harekete geçirdi. Sokaklarda Filistin’e destek olanların sayısı artıyor. İşte Almanya’ya bakın. Geçen oradaydım, aynı gün Berlin’de yürüyüşler oldu. İngiltere aynen bu şekilde. Amerika Birleşik Devletleri’nde Beyaz Saray’ın önünde neler olduğunu görüyorsunuz. Fransa’da, Latin Amerika ülkelerinde neler olduğunu görüyorsunuz. Artık maşeri vicdan harekete geçti ve bununla birlikte İsrail’in sokakları bile hareketlendi. Herkes Netanyahu’ya “artık git” der hale geldi. Bazı yabancı ülke yetkilileri bize “bundan kurtulmalıyız” diyor. Bu sürecin ileri düzeyde devam edeceğine ihtimal vermiyorum. İnşallah çok kısa bir zamanda Netanyahu pılını pırtısını toparlayıp, buradan çekilecek. Zaten Netanyahu’nun mahkemelik bir durumu da var biliyorsunuz. Belki de oradan kurtulmak için böyle bir adımı atmış da olabilir. Fakat hangi yönde adım atarsa atsın, kurtulamayacak. Şu anda biliyorsunuz Filistin’de tutulan İsrailliler dahi “Bizi buraya sen mahkum ettin, bir an önce bu işten elini eteğini çek. Biz de kurtulalım” deme noktasına geldiler.

    Sizin de saydığınız gibi ABD, Avrupa ülkeleri, dünyanın bir ucundan diğerine kadar yüz binlerce insan hem İsrail’i hem kendi ülkelerinin pozisyonlarını protesto ediyorlar. Siz, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak da bu davaya önderlik eden bir isimsiniz. Bütün bu sokaklardaki milletlere, içlerinde çoğunlukta olmasa bile Yahudi asıllı olanlar da bulunuyor, ne söylemek istersiniz?

    Yani benim bakışım şu, herhangi bir etnik unsur ayırt etmeden Müslüman’ı, Hristiyan’ı, Musevi’siyle, hiçbir ayrıma gitmeden, olaya insan unsuru itibariyle bakmamızın gereğine inanıyorum. Şu anda insanlık feryat ediyor. Onlar tarihin doğru tarafında duranlardır. Günlerdir konuşuyoruz, Holokost cenderesinde batı toplumu doğru bir sınav veremedi, tarihin yanlış tarafında durdu. Bosna’da, Kosova’da yine aynı şekilde yaşanan katliamlar görmezden gelindi, sessiz kalındı. Irak’ta, Suriye’de yine utanç verici sessizlik hakimdi.

    Bu kez öyle olmadı. Ülkelerin yönetimleri yine bildiğiniz gibiydi ancak, halklar artık ‘yeter bunca zulüm’ diyor. Gazze’de öldürülen bebekleri görüyor, isyan ediyorlar. Sokaklardan yükselen ses bir vicdani haykırıştır. Sokakların çağrısı İsrail’i her geçen gün köşeye sıkıştırmaktadır. O sese kulak tıkayan siyasetçiler çok yakında bunun karşılığını halklarının demokratik tepkisiyle alacaklardır. Halklarının gözünde İsrail yanlısı tutumlarıyla soykırım destekçisi durumuna düşen liderlerin bir an önce bu yanlıştan dönmesi gerekir. Vakit çok geç olmadan İsrail’in arkasında saf tutan devletlerin yönetimleri, uluslararası hukuka, insan haklarına, vicdani ve ahlaki değerlere uygun bir zemine gelmeli ve bu suçlara ortak olmamalıdır. Dolayısıyla biz hep birlikte mazlumların yanında yer almak suretiyle, zalimlerin attığı adımlardan onları kurtarmamız lazım. Ben Hamas’ın elinde bulunan sivillere yönelik herhangi bir olumsuz davranışının olduğuna veya olacağına inanmıyorum. İsrail’in elinde ciddi sayıda Filistinli var. Hamas şu anda onları kurtarmanın gayreti içerisinde. Biliyorsunuz şu an itibariyle Katar’ın devreye girmesiyle süreçte yeni bir adım atılıyor. Öyle zannediyorum ki rehinelerin takasına bugün yarın geçecekler.

    Riyad Zirvesi’nden sonra Refah Sınır Kapısı sorunu, sonuç bildirgesindeki ifadelere göre biraz daha fazla gündem oldu. Refah’tan daha fazla yaralının ve yardımın daha kolay geçebilmesi için Mısır’ın tutumu hayati önemde. Bu çerçevede sizin yakın zamanda bir Mısır ziyaretiniz, Refah Sınır Kapısı’nın durumuna ilişkin bir girişiminiz olacak mı? Ablukayı kırmak için neler yapılacak?

    Refah Sınır Kapısı’nda Mısır yönetimi olumlu adımlar atıyor. İlk etapta Gazze’deki kanser hastalarından 40’ı ülkemize geldi. İkinci etapta bu sayı ciddi manada arttı ve 88 hasta, 67 refakatçiye ulaştık. Bunların tedavilerini biz şehir hastanelerimizde yapıyoruz, buna devam edeceğiz. Gazzeli hastaların oradan çıkartılarak ülkemize getirilmesinin artarak devamını istiyoruz. En kısa zamanda bir Mısır seyahati düzenleyebilirim. Mısır’da ağırlıklı gündemimiz bu konular olacak. “Ne gibi adımlar atabiliriz, hastaların tahliyesinin önünü nasıl açarız?” bunları konuşacağız. Bir an önce istiyoruz ki bu hastaların tamamını getirebilelim. Hatta benim arzum, cerrahi müdahale gerekenleri de bir an önce alalım. Hele hele çocukları bir an önce alalım, tıbbi müdahaleleri yapalım. Bu konuda arkadaşlarımızla mutabıkız ve süreci de inşallah bu şekilde işleteceğiz.

    Hem Batılı ülkelerin hem de bazı Müslüman ülkelerin bu katliamlara sessiz kaldığını görüyoruz. Sizi bu konuda hayal kırıklığına uğratan ülke var mı?

    Batılı ülkelerde bir ülke hariç, maalesef bu işi sahiplenen yok. Hemen hemen Avrupa ülkelerinin hepsi de bu konuda sessiz. Katliamı durdurmak üzere müdahaleleri söz konusu değil. Burada yalnız İspanya’nın yaklaşım tarzı olumlu istikamette gelişiyor. İspanya’da malum hükümet kuruldu. İspanya Başbakanı Sayın Pedro Sanchez ile haftaya bir görüşmem de olacak, onun durumu farklı. Bu ülkelere dirsek çevirmemek lazım. Görüşeceğiz, “bunları Filistin’in yanına nasıl çekeriz?” konusuna da bir taraftan bakacağız. En son Almanya’daydık. Neler olduğunu görüyoruz. İslam dünyasının da bu işgale sessiz kalmaması gerekir. Gazze’nin düşmesi demek, İslam dünyasının birlik ve beraberliğinin de derin yara alması anlamına gelir. İsrail’in pervasızca Gazze’yi işgal etmesi, uluslararası hukuk, insan hakları, etik değerleri tanımadan etrafa saldırması karşısında sessiz, tepkisiz kalmak bir utanç vesilesidir. İslam dünyası Riyad’da sergilediği kararlılığın arkasında durmak ve alınan kararları uygulamak için birlik ve beraberlik ruhuyla hareket etmeli ve tek yumruk olmalıdır. O yumruk masaya olanca gücüyle vurulduğunda, İsrail’in işgale devam etmesi de zulümlerini sürdürmesi de mümkün olmayacaktır.

    Buradaki en önemli nokta tek yumruk olmak, olabilmektir. İsrail’in Gazze’de ve diğer Filistin şehirlerinde uyguladığı devlet ve işgalci terörü bir insanlık suçudur, soykırımdır. Buna sessiz ve tepkisiz kalınamaz. İslam dünyasında diriliş tohumu toprağa en son Riyad’da düşmüştür. O tohum yeterince sulanmazsa boy veremez, büyüyemez. O can suyunu hep birlikte verecek ve Filistin’deki şehitlerimize ve ecdada karşı sorumluluğumuzu hep birlikte yerine getireceğiz. Bunu sağlamak için durmak dinlenmek bilmeden çalışıyoruz. Netice alacağımıza olan umudumuz diridir. Umarım bu yaşadığımız sancılar, yıllardır bölgemizde arzu edilen barışın ve onu sağlayacak Filistin devletinin doğum sancılarıdır.

    7 Ekim’den bu yana ve öncesinde İsrail’in katliamları ve terör devleti kimliğiyle yürüttüğü bütün bu acımasız tabloyu eleştiren ve ilkesel duruş sergileyen bir liderliğiniz var. Ama öte yandan küresel sermayeye de baktığımızda bir Musevi etkisi, bir Yahudi lobisi etkisi var. Acaba Türkiye’ye dönük fon akışında bu ilkeli duruşu cezalandırmak üzere herhangi bir hareket hamle görüyor musunuz? Ya da bu noktada ülkenin ilkesel duruşu, antisemitizme karşı olan duruşuyla birlikte uluslararası sermayeye çağrınız ne olur?

    Türkiye’yle ilgili olarak bir şeyi iyi tespit etmemiz lazım. Yahudiler ayrıdır, Siyonistler ayrıdır ve şu anda zaten İsrail’deki olay Siyonizmin en önemli adımlarından bir tanesidir. Batının İsrail’e karşı olan tavrında da Siyonizme karşı bir dik duramayış vardır. Maalesef Türkiye’de de buna mağlup olan, mağlup olmanın yanında onların eşiğinde giden yapılar mevcut. Bunların içinde siyasi yapılar da bulunuyor. Mesela ana muhalefetin başındaki isim Netanyahu’nun ağzıyla konuşuyor. Benim ülkemde ana muhalefetin başındaki insan Netenyahu’nun ağzıyla konuşursa, Türkiye’de bizim topraklarımızın suyundan hiçbir şey alamamış demektir. Bunlara gereken dersi vakti saati geldiğinde ben inanıyorum ki benim milletim verecektir. Yine bakıyorsunuz ana muhalefetin başını çektiği ittifakın içerisinde yer alanlardan, Siyonist yapıyla beraber hareket edenler bulunuyor. Bunları tek tek saymama da gerek yok. Fakat benim milletimin iradesi bunların hepsinin iradesini ters yüz edecektir. Yaklaşık 4,5 ay sonra gereken cevabı milletimden alacaklarına ben inanıyorum. İsrail’in katliamlarını desteklemeyen, bunların karşısında duran Yahudilerin sayısı da az değil. Bunlar arasında sözünü ettiğiniz uluslararası sermaye tanımına dahil olanlar da bulunuyor. Onlar açısından Türkiye’ye yatırım sorun olmaz diye düşünüyorum. Türkiye’nin çocukların öldürülmesine karşı çıkmasından, barışı ve insan haklarını savunmasından rahatsız olan sermaye sahipleri ise ancak İsrail’in katliamına kayıtsız şartsız destek verirseniz sizden memnun kalırlar. Bizim böyle bir tutum sergilememiz asla düşünülemez. Bu nedenle biz bir endişe duymuyoruz. Dünya Türkiye’nin kıymetinin farkında, küresel yatırımcılar da farkında. Birkaç marjinalin dışında küresel yatırımcıların İsrail’in etkisiyle Türkiye gibi bir ülkeden yüz çevireceklerini düşünmüyorum. Küresel sermayeyi ülkemize çekmek için, kazan kazan ilkesiyle hareket etmeye de, Türkiye’ye yakışır şekilde insani duruş sergilemeye de devam edeceğiz.

    Belediye başkan adaylarıyla ilgili süreç devam ediyor. Adayların duyurusu ne zaman yapacak? Bununla ilgili takvimi paylaşır mısınız?

    Cumhur İttifakı olarak tüm seçimlerde olduğu gibi yaklaşan yerel seçimde de iddialıyız. Çalışmalarımızı bu iddiamız nispetinde çok titiz bir biçimde yapıyor, adaylarla ilgili süreçte her konuyu ince eliyor sık dokuyoruz. Partimiz gerekli hazırlıkları ve analizleri yaptı. Zaten bildiğiniz gibi AK Parti olarak bizim seçim hazırlıklarımız bir önceki seçimin tamamlanmasıyla birlikte başlar. Özellikle büyükşehirler başta olmak üzere her ilde kamuoyu yoklamaları yaptık, yapıyoruz. Sonuçları analiz edip milletimizin gönlündekini anlamaya, şehirlerimize en faydalı olacak adayları belirlemeye gayret gösteriyoruz. Bir defa 1 Aralık belediye başkan adayı olmak isteyen ve görevden bu nedenle ayrılması gereken memurların istifaları için son tarih. Memurların durumunu da görelim. Onların durumu da netleştikten sonra Aralık ayının ortalarına doğru artık adaylarımızı peyderpey açıklamaya inşallah başlarız.

    Efendim, bölgemiz yangın yeri malum. Buna karşın Türkiye savunma sanayiinde çok ciddi yatırımlar yapıyor. Bayraktar TB-3 ve Kızılelma dünya muharebe tarihinde devrim yapacaklar. Yaklaşık 35 gün sonra ise yerli milli uçağımız Kaan ilk uçuşunu gerçekleştirecek. Peki bundan sonra hem üretim açısından hem de ihracat açısından Kaan’ın da ilk uçuşu ile birlikte savunma sanayiinde bizleri nasıl bir dönem bekliyor? Yenilikler var mı?

    Savunma sanayii alanında attığımız her adım bizleri heyecanlandırmaktadır. Bu alanda taş üstüne taş koyan herkes ülkemizin geleceği, Türkiye Yüzyılı’nın inşası için çok önemli bir katkı sunuyor. Kaan zaten yeniliklerden bir tanesi. Ama Baykar’ın zirve diyebileceğimiz eseri malum Kızılelma… Şimdi Kızılelma’nın son testlerini yapıyorlar. Aşmaları gereken mesele kendi yerli motorunu üretmek… Bunu başardığı andan itibaren de zaten Kızılelma’nın dünyaya karşı duruşu farklı olacaktır. Tabii burada Aselsan’ın üzerine de düşen bir yük var, kamera üretimi. Motor üretim süreci maalesef nereden bakarsanız bakın herhalde bir beş yılı alır. Bu süre zarfında biz motor ithal ederek yürümek durumundayız. Kamera noktasında da Aselsan’ın üretim çalışmaları başladı. Bir an önce o sıkıntımızı da gidermemiz lazım. Bazı ülkeler bize söz veriyorlar ama verdikleri sözü yerine getirmiyorlar. “Kanada, Güney Afrika gibi ülkelerden bir sonuç alır mıyız?” buna bakıyoruz. Bunu gerek biz gerekse Aselsan’ın yakından takip etmesi lazım. Bir an önce buralardan netice alabilirsek, o zaman biz insansız savaş uçaklarımızı daha çabuk devreye sokabiliriz. Kaan, Kızılelma, TCG Anadolu ve niceleri Allah’ın izniyle yalnız kalmayacak, yenileri daha iyileri ve daha donanımlıları yine bu vatan için alın ve akıl terlerini döken kardeşlerimizin ellerinde şekillenecek. Bundan çok değil birkaç yıl önce insansız hava araçlarımız yoktu, akıllı mühimmatlarımız, Milgemlerimiz yoktu. Kolları sıvadık, bu ülke için taşın altına sadece elini değil bedenini koyan kardeşlerimizle birlikte bugünkü seviyeye geldik. Bunu yeterli görmedik, göremeyiz. Hep daha iyisi, hep daha gelişmişi vardır onu arayacağız… Bu hedeflere doğru yürümek şöyle dursun, koşar adım ilerlememiz gerekiyor. En iyi mühendis, en iyi yazılımcı, en iyi usta, en iyi tasarımcı bizde olmalı. Yeni adımlarımız da yoldadır. Kimse merak etmesin, biz savunma sanayii alanında da diğer alanlarda da adımızdan daha çok söz ettireceğiz.

    Kıdemli ünlü ekonomist Robin Brooks “Türkiye 2018’e benzer bir cari hesap ayarlamasının ilk aşamalarında” ifadesini kullanmıştı. “Bu ayarlama Türk lirası açısından olumlu oldu” dedi. Türk Lirası artık kendisini toparlıyor diyebilir miyiz? Dünyanın krizlerle savaştığı bu ekonomik ortamda Türk Lirası’nın pozitif ayrışmasını nasıl karşılıyorsunuz?

    Bizim uyguladığımız dezenflasyon programı çok büyük ihtimalle lirada reel olarak bir değerlemeye sebep olabilir. Yani Türk Lirası’nın reel olarak değer kaybettiği süreç sona gelmiştir. Özetle Türk Lirası’nın reel olarak değer kazanma ihtimali yüksektir. Onun için önümüzdeki dönemde biz uyguladığımız sağlıklı politikalar ve yapısal reformlarla yatırımcı güvenini kazanacağız, halen de kazanıyoruz. Bu güven fon akışını tetikleyecek. Fon akışı lirada reel değerlemeye sebep olacak. Bu da dezenflasyonu hızlandıracak, büyümenin aşağı yönlü risklerini sınırlayacak. Neticede hem makul düzeyde büyüyeceğiz, hem enflasyon düşecek bu koşullarda. Yani faziletli bir döngüye gireceğiz inşallah.

    Siz Kabine toplantısı sonrasında yaptığınız açıklamada A Milli Futbol takımımızın Almanya’yı yenmesi dolayısıyla tebrik ettiniz. Milli takımımız Avrupa Şampiyonası’na katılmayı hak etti. Muhalefet diyor ki, “Türk gençleri Türkiye’yi terk ediyor ve bu ülkeden umudunu kesti” Oysa Milli takıma baktığımızda Avrupa’da oynayan ve iki vatandaşlığı olan sporcularımızın Türkiye Milli Takımı’nı tercih ettiğini görüyoruz. Bu çerçevede tüm sahalardaki gençlerimize mesajınız ne olur?

    Bizim Avrupa’da oynayan gençlerimizin neredeyse yarısı Milli takımımıza aday ve Milli takımımızda da yer aldılar. Aynı zamanda Türkiye’deki takımlarda artık ciddi manada bir dönüşüm var. Yabancı futbolculardan çok bizim Avrupa’daki çocuklarımız takımlarımızda oynasalar herhalde o daha iyi olur.Başarı bildiğiniz gibi devamlı olmalıdır, aynı performansı milli takımımızdan Euro 2024 Avrupa Şampiyonası’nda da görmeyi isteriz. Spora ve sporculara verdiğimiz destek ortada. Bu destekleri artırarak sürdüreceğiz. Sadece sporda değil, bilimde ve teknolojide de çok yetenekli gençlerimiz var ve hem Türkiye’de hem dünyanın çeşitli yerlerinde göğsümüzü kabartan işlere imza atıyorlar. Gençlerimize çağrım şudur; Ne iş yaparlarsa yapsınlar, bu milete, bu vatana hizmet etmenin ve faydalı olmanın bir yolunu bulsunlar. Bunların hepsi bizim Türkiye Yüzyılı vizyonumuza dahildir.Bu hedeflere ulaşmak için yaptığımız işlerde en iyiyi yakalamanın çabası içinde olmalıyız.

  • İsrail’de sular durulmuyor! Netanyahu’nun son açıklaması, halkı yeniden sokaklara döktü

    İsrail’de sular durulmuyor! Netanyahu’nun son açıklaması, halkı yeniden sokaklara döktü

    Başbakan Binyamin Netanyahu başbakanlığındaki koalisyon hükümetinin, yargının yetkilerini kısıtlayan ve iktidarın yargı atamalarında söz sahibi olmasını öngören “yargı reformu”, İsrail’de haftalardır protesto ediliyor.

    ARBEDE YAŞANDI

    Son olarak Tel Aviv ve Hayfa kentlerinde toplanan yüzlerce İsrailli, Başbakan Netanyahu’nun dün akşam basın toplantısında “yaşanan son terör olaylarından muhalefeti sorumlu tutması” üzerine protesto düzenledi. Tel Aviv’in ana arterlerinden Ayalon Otoyolu’nu trafiğe kapatan gruplarla polis arasında arbede yaşandı.

    GÖZALTINA ALINDILAR

    Sosyal medyada yayılan görüntülerde, göstericilerden polis aleyhinde “Mescid-i Aksa’da ne yaptınız?” şeklinde slogan atılması dikkati çekti. Haaretz gazetesi, protestoculardan 8 kişinin gözaltına alındığını yazarken, polis tarafından yapılan açıklamada, Tel Aviv’deki gösteride iki kişinin gözaltına alındığı kaydedildi. Polisin yasa dışı olduğunu ilan ettiği gösteriye karşı müdahalesi sırasında göstericiler, “yasadışı gösteri diye bir şey yok” diyerek protestolarına devam etti.

    BAŞBAKAN, SAVUNMA BAKANI KARARINI DEĞİŞTİRDİ

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün akşam, tartışmalı yargı düzenlemesi ve ülkedeki son güvenlik durumuna ilişkin İsrail ordusunun Tel Aviv’deki merkezinde yaptığı açıklamada, daha önce görevden aldığı Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın görevine devam edeceğini duyurdu. Netanyahu, İsrail’in bir terör dalgasıyla karşı karşıya olduğunu, önceki hükümet döneminde de birçok olayın yaşandığını söyledi.

    NE OLMUŞTU?

    İsrail Adalet Bakanı Yariv Levin’in 5 Ocak’ta açıkladığı “yargı reformu”, Yüksek Mahkemenin yetkilerini sınırlandıran ve iktidarın yargı atamalarında söz sahibi olmasını sağlayan düzenlemeler içeriyor. Başbakan Netanyahu, 27 Mart’ta yaptığı açıklamada, ülke çapında kitlesel protestolara ve grevlere neden olan yargı düzenlemesini ertelediğini duyurmuştu. Erteleme kararına rağmen geri adım atmayan Netanyahu hükümeti, tartışmalı düzenlemeyi mayıs başında yeniden Meclis’e getireceğini ifade etmişti.

    Kaynak: AA / Hamdi Yıldız – Güncel