Etiket: Kanun

  • Ege İhracatçıları’na ‘yapılandırma’ sunumu

    Ege İhracatçıları’na ‘yapılandırma’ sunumu

    İZMİR (İGFA) – Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, kamuoyunda af yasası olarak bilinen 7440 Sayılı Yapılandırma Kanununun TBMM’nin kuruluşundan bu yana çıkan 42’inci af yasası olduğuna değindi.

    “Hepinizin bildiği gibi sık çıkan af yasaları düzenli ödeyenleri cezalandırmakta, ödemeyenleri de ödüllendirmektedir. Öncelikle beyan esasının benimsendiği vergi sitemimizde mükellefler, beyan ve ödeme yükümlülüklerini mevzuatın belirlediği şekilde kendiliklerinden yerine getirmektedir. Yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getirmeyen mükelleflere yönelik tedbirler, vergiye gönüllü uyum düzeyini yükselten aparatlardır. Af yasalarının, beyan ve ödeme yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getirmeyen mükelleflere sağladığı avantajlar sebebiyle, vergiye gönüllü uyum konusunda oluşan kaygılara katılmamak mümkün değil. Yine bu tür düzenlemeler vergi adaleti noktasında da sorgulanır hale gelmiştir.” dedi.

    DEPREM VERGİSİNİN ANAYASAYA UYGUNLUĞU TARTIŞILIYOR

    Eskinazi, “Matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler ise geçmiş dönemlerle beyan yükümlülüklerini iradi ve kusurlu olarak tam ve zamanında yerine getirmeyen mükellefler bakımından tabiri caizse yaptıklarının yanına kâr kalmasını sağlarken, idare ve mükellefler arasında yorum ve uygulama farklılıklarından doğabilecek ihtilafların ve sorunların önlenmesi açısından yararlar sağlamaktadır. Af kanununun kapsamı geniş, hemen hemen bütün kurumların alacaklarını etkiliyor. Çok geniş bir kesime hitap ediyor. Deprem vergisi olarak adlandırılan 7440 sayılı Kanun ile getirilen ek vergide 100 milyar civarında bir tahsilatın beklendiği Maliye Bakanlığı yetkilileri tarafından açıklanmıştı. Bu deprem vergisi geçmiş dönemkilerden farklı, anayasaya uygunluğu tartışılıyor.” diye konuştu.

    Bu tür yapılandırma yasalarının kamu maliyesi ve buna bağlı olarak makro ekonomi açısından yararından da bahseden Başkan Eskinazi, “Özellikle 2023 yılının ilk iki ayından merkezi yönetim bütçesinin 202,8 milyar TL açık verdiği dikkate alındığında, 7440 sayılı Kanunun sağlayacağı tahsilatlar bütçe açıklarının finansmanının makro ekonomiye olumsuz etkilerinin azaltılması için önemli hale gelmektedir.” diyerek sözlerini noktaladı.

    Türk Eximbank Eski Genel Müdürü ve Ekonomi Eski Bakan Yardımcısı Adnan Yıldırım, “Kanunun işletmeler bakımından finansmana erişimin sınırlı olduğu bir döneme ve deprem felaketine sonrasına denk gelmiş olması, tahsilat performansı bakımından talihsizlik oldu. Tahsilat performansı önceki benzer düzenlemelerden düşük olacaktır. İşletme kayıtlarının düzeltilmesini umuyorum son kez yapılır, kayıtlı ekonomiye geçiş çabalarını olumsuz etkiliyor.” diye konuştu.

    İzmir Vergi Dairesi Başkanı Ömer Alanlı ve Ege İhracatçı Birlikleri Mali Danışmanı ve Yeminli Danışmanı Mustafa Bulut da 7440 Sayılı Yapılandırma Kanunu’nun kapsam ve yapılandırması ile ilgili sunum yaptı.

  • Resmi Gazete’de bugün (10.04.2023)

    Resmi Gazete’de bugün (10.04.2023)

    YASAMA BÖLÜMÜ
    KANUNLAR
    7451 Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ile Kimi Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
    7452 İnanılmaz Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya Ait Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun
    7453 Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti Hükûmeti Ortasında Askerî Çerçeve Mutabakatının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
    7454 Şoför Dokümanlarının Karşılıklı Olarak Tanınması ve Değişimine Ait Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İtalyan Cumhuriyeti Hükümeti Ortasında Mutabakatın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
    YÜRÜTME VE YÖNETİM BÖLÜMÜ
    CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ
    –– İnanılmaz Hal Kapsamında Yargı Alanında Alınan Önlemlere Ait Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Kararname Numarası: 141)
    CUMHURBAŞKANI KARARI
    –– Mersin İli, Tarsus İlçesinde Bulunan Alanın Koluman Otomotiv Sanayi Anonim Şirketi Mersin Özel Sanayi Bölgesi Olarak İlan Edilmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 7049)
    ATAMA KARARLARI
    –– Cumhurbaşkanlığı Tarafından Yapılan Atamalar Hakkında Kararlar (Karar: 2023/193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207)
    YÖNETMELİKLER
    –– Türk Silahlı Kuvvetleri, Ulusal İstihbarat Teşkilatı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Kıyı Güvenlik Komutanlığı Taşınır Mal Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (Karar Sayısı: 7050)
    –– Basın Kartı Yönetmeliği (Karar Sayısı: 7051)
    –– Kastamonu Üniversitesi Meslek Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
    –– Kilis 7 Aralık Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve İmtihan Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
    –– Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
    İLÂN BÖLÜMÜ
    a – Yargı İlânları
    b – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
    c – Çeşitli İlânlar
    – T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri

  • 6284 sayılı kanun tartışmasında karşı karşıya gelen Özlem Zengin ve Zekeriya Yapıcıoğlu aynı bölgeden aday gösterildi

    6284 sayılı kanun tartışmasında karşı karşıya gelen Özlem Zengin ve Zekeriya Yapıcıoğlu aynı bölgeden aday gösterildi

    Cumhur İttifakı’na katılması için görüşmelerin yapıldığı dönemde Yeniden Refah Partisi ve HÜDA-PAR’ın 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması veya değiştirilmesi talepleri gündemin zirvesine oturmuştu.

    AYNI BÖLGEDEN ADAY GÖSTERİLDİLER

    Bu tartışmada bu kanuna karşı olduklarını dile getiren HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ile “6284 sayılı kanun bizim kırmızı çizgimizdir” diyen AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, AK Parti’nin milletvekili listerinde aynı bölgeden aday gösterildi.

    ZENGİN İKİNCİ, YAPICIOĞLU DÖRDÜNCÜ SIRADA

    Listede Özlem Zengin, İstanbul 3. Bölge ikinci sırada aday gösterilirken, Yapıcıoğlu ise aynı bölgeden dördüncü sırada aday gösterildi.

    NE OLMUŞTU?

    Yeniden Refah Partisi’nin Cumhur İttifakı’na katılması için görüşmelerin devam ettiği sırada, YRP’nin 6284 sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un değiştirilmesi talebi tartışma konusu olmuştu.

    YAPICIOĞLU’NUN AÇIKLAMALARI

    HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da Erbakan’ın söz konusu talebini desteklediklerini belirterek “Biz de İstanbul Sözleşmesi’nin ailenin köküne kibrit suyu döktüğünü, 6284 sayılı yasanın isminin her ne kadar aileyi koruma kanunu olsa da şiddeti önlemediğini daha önce basınla paylaştık” diye konuşmuştu.

    “TEHDİT MESAJLARI ALIYORUM”

    AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise Meclis’te 6284 sayılı kanunun ‘kırmızı çizgileri’ olduğunu vurgulamış ve hemen ardından bu açıklamaları nedeniyle hedef haline geldiğini anlatmıştı. Zengin, “Artık bu konu hakkında fazla konuşmak istemiyorum. Hedef haline geliyorum. Sayın bakanımız açıklama yapıyor, sayın cumhurbaşkanımızın açıklamaları var ama ben bu konuda ne zaman bir şey söylesem normali çok aşan bir hedef olma hali ortaya çıkıyor. Sadece Twitter’dan değil, çok düzenli ve planlı bir saldırıya dönüşüyor. Bununla da kalmıyor, telefonuma yüzlerce tehdit mesajları alıyorum. Bunun ne kadar ciddi bir konu olduğunu bilmiyorum kamuoyu fark ediyor mu? 6284 tabii ki tartışılabilir, İstanbul Sözleşmesi çok tartışıldı. Benim itirazım usulüne, yöntemine fakat bundan kamuoyu yeteri kadar rahatsızlık duymuyor. Doğrusu bu saldırılar Türkiye’de kadınları çok rahatsız ediyor” demişti.

  • İktisat ve siyaset gündemi –  27 Mart 2023

    İktisat ve siyaset gündemi – 27 Mart 2023

    1- Kahramanmaraş merkezli zelzeleler ile Şanlıurfa ve Adıyaman’daki sel felaketine ait gelişmeler takip ediliyor.

    YASAMA YÜRÜTME SİYASET

    1- TBMM’den

    – Genel Konseyde, yargıda yeni düzenlemeler içeren İcra ve İflas Kanunu ile Birtakım Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlanacak.

    – Plan ve Bütçe Komitesinde, en düşük emekli maaşının 7 bin 500 liraya, emekliye bayram ikramiyesinin 2 bin liraya çıkarılması ile süreksiz emekçilere takım verilmesini de içeren İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Onur Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun ile Kimi Kanun ve Kanun Kararında Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ele alınacak.

    (TBMM/14.00/13.30)

    EKONOMİ FİNANS

    1- Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, mart ayına ait iktisadi yönelim istatistikleri, gerçek kesim itimat endeksi ve imalat sanayi kapasite kullanım oranını açıklayacak.

    (Ankara/10.00)

    2- Türkiye İstatistik Kurumu, mart ayı hizmet, perakende ticaret ve inşaat inanç endekslerini yayımlayacak.

    (Ankara/10.00)

  • Erbakan’ın yardımcısından 2 günde 2 farklı açıklama: 6284 sayılı kanunun kaldırılmasını istemedik, sözlerim çarpıtıldı

    Erbakan’ın yardımcısından 2 günde 2 farklı açıklama: 6284 sayılı kanunun kaldırılmasını istemedik, sözlerim çarpıtıldı

    Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal, önceki gün Habertürk’te Kübra Par’ın sunduğu Açık ve Net programına konuk olmuş ve Cumhur İttifakı’na katılım için şart koştukları 30 maddelik taleplerine ilişkin açıklamalarda bulunmuştu. Aydal, içerisinde 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılmasını da öngören taleplerini AK Parti’ye ilettiklerini ve kendilerine “Hiçbir problem yok” yanıtı verildiğini söylemişti.

    “YASANIN KALDIRILMASINI İSTEMEDİK, SÖZLERİM ÇARPITILDI”

    Aydal’ın bu sözleri programda olduğu kadar kamuoyunda da büyük ses getirmiş ve yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemişti. Konuyla ilgili yeni bir açıklama yapan Aydal kamuoyunda tartışmalara sebep olan “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine ilişkin yasanın kaldırılmasını istemediklerini, sözlerinin çarpıtıldığını” iddia etti.

    “AK PARTİ’YE SUNDUĞUMUZ METİNDE BÖYLE BİR İFADE YOK”

    Aydal, “AK Parti’ye sunduğumuz metinde ‘6284 sayılı yasa kaldırılsın’ diye bir ifade yok. Biz, ‘süresiz nafaka konusundaki mağduriyetlerin giderilmesini’ talep ediyoruz. Yani bir erkek ve bir kadın evleniyor. 2 ay evli kalıyorlar, iki ay sonra boşanıyorlar. 2 ay evli kalanlar için de eşler ‘süresiz nafaka ödemek zorunda kalıyor.’ Biz diyoruz ki bu mağduriyet giderilsin. Bir diğer isteğimiz ise zinanın yasaklanması” ifadelerini kullandı.

    6284 SAYILI KANUN NEDİR?

    6284 sayılı Kanun, şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirleri düzenliyor. Kanun’da şiddet; fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmenizle veya acı çekmenizle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketler olarak tanımlanıyor.

    6284 SAYILI KANUN’UN SAĞLADIĞI HAKLAR

    1) Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.

    2) Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.

    3) Kadının hayatî tehlikesi bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.

    4) Şiddet uygulayanın, silahını kolluğa teslim etmesi, konuttan uzaklaştırılması.

  • 6284 sayılı kanuna neden karşı çıkıyorlar? Fatih Erbakan’ın partisinden yazılı açıklama geldi

    6284 sayılı kanuna neden karşı çıkıyorlar? Fatih Erbakan’ın partisinden yazılı açıklama geldi

    Yeniden Refah Partisi‘nin Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal katıldığı bir canlı yayında, ittifak kurulması için 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması talebinin yer aldığı listeyi Ak Parti‘ye ilettiklerini ve kendilerine ‘hiçbir problem yok’ yanıtı verildiğini iddia etti.

    AK PARTİ İDDİALARI YALANLADI

    Yeniden Refah Partisi‘nin tartışma yaratan iddiasına AK Parti adına ilk yanıt ise Genel Başkanvekili Binali Yıldırım’dan geldi. Yeniden Refah Partisi

    YENİDEN REFAH PARTİSİ’NDEN YAZILI AÇIKLAMA GELDİ

    Yaşanan gelişmeler sonrası Fatih Erbakan’ın genel başkanlığını yaptığı Yeniden Refah Partisi‘nin 6284 sayılı kanuna neden karşı çıktığı merak konusu olurken, partiden konuyla ilgili yazılı açıklama geldi. Yeniden Refah Partisi Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Abdulkadir Yılmaz’ın kaleme aldığı açıklamada şu ifadeler yer aldı; “İstanbul Sözleşmesi ve 6284 s. Kanun’a ideolojik saplantılarla yahut oy devşirme amacıyla değil; tamamen rasyonel bir şekilde sosyolojik ve hukukî perspektiften bakmak icap etmektedir. Zira bu düzenlemelere ideolojik gerekçelerle sarılmak, bu düzenlemenin sosyal ve toplumsal hayata ve en önemlisi aile hayatına getirdiği olumsuzlukları kasten görmezden gelmek demektir.

    G. Orwell’ın 1984 adlı eserinde belirttiği gibi: “Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.” Amacımız milletimizin artık başını kaldırarak hakikatleri görmesi, bilinçlenmesi arzusudur. Yeniden Refah Partisi olarak bizler bu sözleşmeye ve bu sözleşmenin kanuni dayanağı olan 6284 s. Kanuna ideolojik gerekçelerle yahut oy beklentisi ile karşı çıkmıyoruz. Tamamen rasyonel, sosyolojik ve hukukî gerekçelerle, ideolojik bakış açısının antitezini üretmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken istatistiklerden istifade edip gelinen noktanın tarihi gelişimini de gözler önüne sermeye çalışıyoruz.

    “RAKAMLAR KADINLARIMIZI İSTANBUL SÖZLEŞMESİYLE KORUYAMADIĞIMIZ GERÇEĞİNİ ORTAYA KOYMAKTADIR”

    1) İstanbul Sözleşmesi ve 6284 S. Kanun kadınlarımızı yaşatmıyor. Tüm kamuoyunca bilindiği üzere, İstanbul Sözleşmesi ve onun kanunî dayanağı olan 6284 s. Kanun’un ortadan kaldırılması halinde kadın cinayetlerinin artacağına yönelik anlamsız korku ve endişe topluma enjekte edilerek bir algı oluşturulmakta ve “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!” sloganı kullanılmaktadır. Peki İstanbul Sözleşmesi gerçekten kadınlarımızı yaşatmış mıdır? İstanbul Sözleşmesi, ülkemiz tarafından 11.05.2011 tarihinde İstanbul’da imzalanmış ve Sözleşmeye ilişkin Kanun Tasarısı, 24.11.2011 tarihinde 6251 sayılı Kanunla Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yapılan açık oylamada tüm siyasi partilerin mutabakatı ile yürürlüğe girmiştir.6284 s. Kanun ise 20.03.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. O halde bu sözleşmenin ve sözleşme sonrasında çıkarılan düzenlemelerin etkisinin 2012 yılında kendisini göstermesi beklenir. “Türkiye’de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”‘nun yayınladığı verileri[1] paylaşmak istiyoruz. Verilere göre bu düzenlemelerin hiçbirisi yürürlükte değilken 2010 yılında 180 kadın, 2011 yılında 121 kadın ne yazık ki katledilmiştir. Bu düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarih olan 2012 yılından sonra tam bir patlama gerçekleşmiştir. 2012 yılında 210 kadınımız katledilmiş 2019 yılında bu sayı 474’e çıkmıştır. 2022 yılında ise 334 kadının öldürüldüğü, 245 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğunu açıklanmıştır. Bu artış oranı, kadınlarımızı bu sözleşme ve sözleşmenin uzantılarıyla koruyamadığımız gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır.

    “ASIL PROBLEM YUVALARIN DAĞILMASINA SEBEP OLAN KANUNİ DÜZENLEMELERDİR”

    2) Bu sözleşme ve bu sözleşmenin kanunî dayanakları olan düzenlemeler yürürlüğe girdikten sonra açılan boşanma davaları sayısında hızlı bir yükseliş gerçekleşmiştir. Bu yükseliş tesadüf müdür? Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre 2012 yılında açılan boşanma davası 190.564 iken 2020 yılında açılan boşanma davası sayısı 246.561’e yükselerek %30’luk bir artış gerçekleşmiştir. Şimdi tam bu noktada, bu artışın sebebinin, nüfus artış hızı ve buna bağlı olarak evlilik hızındaki artış olduğu düşünülebilir. Fakat gerçek böyle değildir. İstatistiklere bakıldığında görüleceği üzere nüfus artış hızımız ortalama olarak yıllık %1’dir. Bu artış hızıyla aynı oranda evlilik yapıldığı düşünülse dahi boşanma sayısındaki artış oranının %30 değil; %8 olması gerekirdi. Ayrıca TÜİK rakamlarına göre evlilik oranı neredeyse her yıl %10 düşmektedir. (Sözgelimi 2019 yılında 542.314 iken 2020 yılında bu rakam %10,1 azalarak 487.270 olmuştur.) Bu gerekçe ve verilerle boşanmalardaki %30’luk artışın sebebinin nüfus artışı ve buna bağlı olarak yapılan evlilikler olmadığı aşikardır. Bu konuda ortaya konulan cevaplardan diğeri ise şudur: “Bu sözleşme ile kadınlar çeşitli haklara sahip olmuşlar ve bu haklara sahip olduklarını anladıkları için boşanma davası sayısı artış göstermiştir.” Bu düşünceye vereceğimiz cevap şudur: Hayır! Temel haklar ve hürriyetler bu sözleşme ile garanti altına alınmamaktadır. Temel Hak ve Hürriyetleri garanti altına alan tek metin Anayasa’dır. Ayrıca aile hukukundan kaynaklı olarak eşlerin birbirlerine karşı yükümlülükleri ve dolayısıyla hakları 4721 S. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. O halde problem nedir? Esas problem, yuvaların dağılmasına sebep olan kanunî düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler bizim toplum yapımıza, örf ve adetimize, inanış şeklimize uygun olmadığından sorunlar her geçen gün artıyor, sağlıklı bireyleri topluma kazandırması beklenen aileler, tam tersine topluma psikolojik ve moral durumu son derece kötü ve hatta kriminolojik anlamda suça eğilimli nesiller topluma entegre edilmiş oluyor.

    “TARAFLARDAN BİRİ UZAKLAŞTIRILARAK UYUŞMAZLIK ÇÖZÜLEBİLİR Mİ?”

    3) Evin bireyi evden uzaklaştırılmak suretiyle sorun çözülemez. Bu konuda çeşitli rakamlar ifade edilmektedir. Bunların her ikisi de paylaşılabilir. Çünkü her iki veri de birbirini tamamlamaktadır. Türkiye Aile Meclisi’nin açıkladığı istatistiklere göre 2015 yılında 269.159, 2016 yılında 318.363, 2017 yılında 410.934, 2018 yılında 516.132, 2019 yılının Kasım ayına kadar 442.935 aile ferdi yuvasından koparılmıştır. Yani 2015-2019 yıllarını kapsayan bu dönem içerisinde evden uzaklaştırılan baba sayısı neredeyse 2 milyondur. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun 2019 yılında yansıyan verilerine göre ise iki buçuk yılda 746.336 baba evinden koparılmıştır.Allah aşkına soruyoruz hangi uyuşmazlık modelinde uyuşmazlığın taraflarından biri uzaklaştırılarak uyuşmazlık çözümlenebilir? Mesela bir dava düşünün, davacı mahkemeden uzaklaştırılarak çözüm bulunabilir mi? Bir arabuluculuk ya da tahkim görüşmesinde uyuşmazlığın bir tarafı uzaklaştırılarak çözüm bulunabilir mi? Hem de ortada hiçbir delil yokken ve tamamen beyanla. Nitekim 6284 s. Kanun’un 8. Maddesinin 3. Fıkrasının ilk cümlesine göre “Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz.”. Oysa Türk Medenî Kanunu m. 6’ya göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Türk Medenî Kanunu 6. Maddesi ile 6284 s. Kanun’un 8. Maddesinin 3. Fıkrası arasındaki bu çelişkinin giderilmesi elzemdir. Evrensel bir hukuk kuralının mülga edilmeye çalışılması kabul edilemez.

    “KÖTÜ İNSANIN KADIN YA DA ERKEK OLMASININ NE ÖNEMİ VAR?”

    4) İstanbul Sözleşmesi’nin içine gizlenmiş gerçek tehlikelerin farkında değiliz. Her şeyden önce İstanbul Sözleşmesi’nin kadını, fakir, ikincil, güçsüz ve aciz gösterirken erkeği güçlü, zengin ve zalim göstermektedir. Asıl cinsiyetçibakış açısı işte budur. Bize göre iki tür insan vardır. İyi insan ve kötü insan. Kötü insanın kadın yahut erkek olmasının ne önemi vardır? Tek amacımız iyi insanları kötü insanlardan muhafaza etmek ve kötü insanı ıslah etmek olmalıdır.

    “BU ÖRNEKLERİN HEPSİ BİRER ŞİDDETTİR VE CEZALANDIRILMALIDIR”

    5) İstanbul Sözleşmesi’nin tanımlar başlıklı 2. Maddesi yalnızca kadına karşı şiddeti değil, aynı zamanda “aile içi şiddeti” de tanımlamaktadır. Bu minvalde düzenlemelerde öngörülen yaptırımların uygulanabilmesi için şiddetin sadece kadına yönelmesine gerek yoktur. Aynı evde yaşasın yahut yaşamasın fiziksel, duygusal, ekonomik, psikolojik, cinsel olarak şiddet mağduru olan herkes bu sözleşmeye göre haklarını kullanabilecek ve bu kanunda öngörülen önleyici ve koruyucu tedbirlere müracaat edebilecektir. Bu durum hukukun temel ilkelerinden “suçun belirliliği” ilkesine tamamen aykırıdır.Ekonomik şiddet, duygusal şiddet, psikolojik şiddet nasıl tanımlanacaktır ? Ayrıca bu konuyla ilgili metni yorumlayarak bazı örnekler de vermek istiyoruz. Bu sözleşmeye göre, evlilik arefesinde olan bir damat adayına, işinin ve kazancının sorulması bir psikolojik şiddettir. Aynı gelinin diğerlerinden bir miktar daha pahalı olan nişan yüzüğü istemesi ekonomik şiddettir. Bu örneklerdeki gelinin yahut gelinin ailesinin cezalandırılmasını vicdanınız kabul edebilir mi? Bu sözleşmeye göre, sakıncalı sitelere girdiğinden şüphelenilen ya da kötü arkadaş edindiği düşünülen bir evladın cep telefonun annesi tarafından kurcalanması psikolojik şiddettir. Ya da savurganlık yapmasın, cebindeki parayı doğru harcamayı bilsin gerekçesiyle okula giden çocuğa kısıtlı cep harçlığı verilmesi ekonomik şiddettir. Ebeveynlerin bu davranışları sebebiyle evden uzaklaştırılmasını yahut çocuğuyla ilişkisinin kısıtlanmasını vicdanınız kabul ediyor mu?

    “BU KANUN YUVALAR YIKILSIN DİYE Mİ ÇIKARILMIŞTIR?”

    6) 6284 Sayılı Kanun art niyetli bir kanundur. Şiddete uğradığını iddia eden kadın bu iddiasını ispatlamakla mükellef değil, sadece beyanı yeterli. Ancak sonrasında aynı kadın şikayetimden vazgeçiyorum dediğinde bu beyanı ise geçerli değil, konu kamu davasına dönüşüyor ve kocanın evden uzaklaştırması devam ediyor. Yani koca evden uzaklaştırılacağı zaman, yuva yıkılacağı zaman kadının beyanı makbul, fakat koca tekrardan eve dönüp aile birlikteliği yeniden sağlanacağı zaman kadının beyanı makbul değil. Bu nasıl bir çelişkidir ? Bu kanun yuvalar yıkılsın diye mi çıkarılmıştır ?

    YENİDEN REFAH PARTİSİ OLARAK ÇÖZÜM ÖNERİMİZ NEDİR?

    Yeniden Refah iktidarında adil düzen esaslı hukuk sistematiği oluşturulurken yaşantımıza, inanışımıza, örf adet kurallarına,ahlak kurallarımıza yabancı ve kültürümüze son derece uzak ülke ve hukuk sitemlerinin yasa ve değerlerini değil; aziz milletimizin inanç ve geleneklerinden oluşan ulvi değerlerimiz esas alınacak; hayatın her alanında olduğu gibi yerlilik ve millilik kavramı önceliğimiz olacaktır. Bu sebeple özel hukuk alanındaki İsviçre ve Alman hukuku, ceza hukuku alanındaki İtalyan hukuku, idare hukuku alanındaki Fransız hukuku hegemonyası kırılacak; kültürümüze, yaşayışımıza, örf ve adetimize uygun ve herkesçe kabul edilebilir düzenlemeler yapılacaktır. Bu düzenlemeler yapılırken “yaptım oldu” anlayışı terk edilecektir. Düzenlemelerin ihdasında, akademisyenler, yüksek yargı mensupları, avukatlar, hâkim ve savcılar, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri gibi toplumun geniş bir kesiminin fikri ve içtimai katılımıyla yapılacak istişareler, çalıştaylar ve konferanslardan elde edilen tavsiye niteliğindeki notlar dikkate alınacaktır.

    Kadınlarımızı, geleceğimizin teminatı yavrularımızı, ailelerimizi, hayvan dostlarımızı ve çevremizi koruyacak etkin düzenlemeler yapılacaktır. CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi’nin tüm yıkıcı etkileri ortadan kaldırılacaktır. Şiddet göstereni evden uzaklaştırma metodu değil; ıslah ve rehabilitasyon metodu devreye alınacaktır. Bu süreç partimizin ortaya koyduğu “Aile Psikoloğu” modeliyle hasarsız bir şekilde nihayete erdirilecektir. Nafaka süresi 1988 öncesine uygun olacak şekilde 1 yılla sınırlandırılacaktır. Nafaka miktarı belirlenirken tarafların kusur durumu, boşanacak eşlerin yaşı, iş ve gelir durumları, müşterek çocuk olup olmadığı, eğitim seviyesi, işsiz ise iş bulma imkân ve süresinin ne olacağı, evlilik süresi, kaçıncı evlilik olduğu gibi bazı objektif kriterlerden istifade edilecek düzenlemeler yapılacaktır. Şayet mahkeme tarafından yapılacak tahkikat ve yargılama sonucunda boşanmada eşlerin eşit kusurlu olduğu ortaya çıkmış ise boşanmış eşlerin birbirine nafaka ödemeyeceğine yönelik karar verilmesinin önü açılacaktır. Nafaka süresinin sonunda nafaka alacaklısının mağduriyeti halen devam ediyorsa, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen diğer bir nafaka türü olan “yardım nafakası” müessesesinin devreye alınacak; bu da mümkün değil ise nafaka alacaklısına devlet tarafından maddi destek ya da istihdam sağlanacaktır.

    Evlilik kurulmadan önce nikah akdini gerçekleştirecek belediye tarafından eşlerin birbirlerine karşı olan yükümlülüklerine ilişkin eğitimler verilecektir. Bu eğitimler sırasında evlenecek çiftlerin psikolojik, sosyolojik ve moral durumları ile ilgili değerlendirmeler yapılacak; gerekirse eksik olduğu tespit edilen yahut pekiştirilmesi gereken duygu ve durumlarla ilgili olarak çiftlere destek verilecektir. Desteklenen duruma ilişkin belediye tarafından tanzim edilecek raporlar düzenli bir şekilde Aile Bakanlığı ile paylaşılacak ve bakanlıkça sosyal devlet ilkesi doğrultusunda çiftlerin sağlıklı bir aile hayatı sürdürüp sürdürmediklerinin düzenli takibi yapılacaktır. Bu konuda partimizin “aile psikoloğu” projesi devreye alınacaktır. Böylece sağlıklı ve birbirine karşı yükümlülükleri konusunda haberdar, uzun soluklu, huzurlu ve mutlu evlilikler inşa edilecek ve aynı zamanda bu evliliklerden mutlu, özgüveni yüksek, geleceğe umutla bakan ve idealleri olan çocukların yetiştirilmesi temin edilecektir.”

  • Erbakan’ın yardımcısının 6284 sayılı kanunla ilgili iddiasına AK Parti’den yanıt: Bu konuları hiç konuşmadık

    Erbakan’ın yardımcısının 6284 sayılı kanunla ilgili iddiasına AK Parti’den yanıt: Bu konuları hiç konuşmadık

    Cumhur İttifakı’na katılım için 30 maddelik bir talep listesi sunan Yeniden Refah Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal katıldığı canlı yayında, maddeler arasında yer alan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması talebinin yer aldığı listeyi Ak Parti‘ye ilettiklerini ve kendilerine ‘hiçbir problem yok’ yanıtı verildiğini iddia etti.

    Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal.

    BAKAN YANIK: VARLIĞININ TARTIŞMAYA AÇILMASI KABUL EDİLEMEZ

    Aydal’ın canlı yayındaki ifadeleri büyük bir tartışmanın fitilini ateşlerken, yaşanan olaya ilk tepki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’tan geldi. Twitter hesabından bir paylaşım yapan Bakan Yanık, “6284 sayılı kanun, kadına yönelik şiddetle mücadele için yaptığımız en önemli yasal düzenlemelerden biridir. Varlığının tartışmaya açılması dahi bizce kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

    AK PARTİ’DEN İDDİAYA İLK YANIT

    Ak Parti‘nin Yeniden Refah Partisi’nin 6284 sayılı kanunun kaldırılması talebine onay verip vermediği büyük merak konusu olurken, Aydal’ın iddiasına AK Parti adına yanıt veren ise Binali Yıldırım oldu.

    YILDIRIM: BU KONULARI HİÇ KONUŞMADIK

    6284 SAYILI KANUN NEDİR?

    6284 sayılı Kanun, şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirleri düzenliyor. Kanun’da şiddet; fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmenizle veya acı çekmenizle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketler olarak tanımlanıyor.

    6284 SAYILI KANUN’UN SAĞLADIĞI HAKLAR

    1) Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.

    2) Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.

    3) Kadının hayatî tehlikesi bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.

    4) Şiddet uygulayanın, silahını kolluğa teslim etmesi, konuttan uzaklaştırılması.

  • Erbakan’ın yardımcısından olay iddia: AK Parti, 6284 sayılı kanunun kaldırılması teklifimizi kabul etti

    Erbakan’ın yardımcısından olay iddia: AK Parti, 6284 sayılı kanunun kaldırılması teklifimizi kabul etti

    Cumhur İttifakı’na katılım için 30 maddelik bir talep listesi sunan Yeniden Refah Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal katıldığı canlı yayında, maddeler arasında yer alan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması talebinin yer aldığı listeyi Ak Parti‘ye ilettiklerini ve kendilerine ‘hiçbir problem yok’ yanıtı verildiğini iddia etti.

    AYDAL’IN SÖZLERİ MODERATÖR KÜBRA PAR’I KIZDIRDI

    Habertürk’te yayınlanan “Açık ve Net” programına konuk olan Aydal’ın bu açıklaması programın moderatörü Kübra Par’ın da tepkisini çekti. Par, “Bunun kaldırılmasını talep ettiğiniz için sizi eleştiriyorum, AK Parti bu maddeye de ‘tamam’ demiş olamaz” diye konuştu.

    Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal.

    “KARŞI TARAFTAN ‘HİÇBİR PROBLEM YOK’ DENDİ”

    Par’ın bu sözlerine yanıt veren Aydal ise “Bizim taleplerimiz yazılı olarak kendilerine iletildi, bu iletilme esnasında da bütün bu maddeler tek tek okundu ve karşı taraftan ‘hiçbir problem yok’ dendi” ifadelerini kullandı.

    MADDELER ARASINDA 6284 SAYILI KANUNUN KALDIRILMASI DA VARDI

    Yeniden Refah Partisi’nin Cumhur İttifakı’na katılmak için AK Parti’ye ilettiği 30 şarttan bazılarının şunlar olduğu belirtilmişti:

    • Kendi logomuzla seçimlere girilmesi
    • LGBT derneklerinin kapatılması
    • 6284 kalkması ( Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun)
    • Süresiz nafakanın kalkması
    • Ahlak ve maneviyat öncelikli eğitim sisteminin getirilmesi.

    6284 SAYILI KANUN NEDİR?

    6284 sayılı Kanun, şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirleri düzenliyor. Kanun’da şiddet; fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmenizle veya acı çekmenizle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketler olarak tanımlanıyor.

    6284 SAYILI KANUN’UN SAĞLADIĞI HAKLAR

    1) Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.

    2) Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.

    3) Kadının hayatî tehlikesi bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.

    4) Şiddet uygulayanın, silahlanı kolluğa teslim etmesi, konuttan uzaklaştırılması.

  • EYT düzenlemesi Resmi Gazete’de yayımlandı! İşte adım adım başvuru süreci

    EYT düzenlemesi Resmi Gazete’de yayımlandı! İşte adım adım başvuru süreci

    Emeklilikte Yaşa Takılanlar ( Eyt ) ile ilgili düzenlemeleri içeren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    Düzenleme ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na geçici madde eklenerek ilgili kanunlara göre kanunun yürürlük tarihinden sonra aylık bağlanması talebinde bulunanlardan yaşlılık veya emekli aylığı bağlanacak olanlar, söz konusu hükümlerde yaş dışındaki diğer şartları taşımaları halinde yaşlılık veya emekli aylığından yararlanacak.

    GERİYE DÖNÜK HAK TALEP EDİLEMEYECEK

    Geriye dönük herhangi bir ödeme yapılmayacak ve geriye dönük hak talep edilemeyecek. İlk kez yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlardan, yaşlılık veya emekli aylığı talebi nedeniyle işten ayrılış bildirgesi verilenlerin işten ayrılış tarihini takip eden 30 gün içinde en son çalışılan özel sektör iş yerinde sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmaya başlamaları halinde, çalışılmaya başlandığı tarihten itibaren, sosyal güvenlik destek primi işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanacak. Sosyal güvenlik destek primi işveren hissesi indiriminden yararlanılan sigortalının işten ayrılması halinde, bu indirimden tekrar yararlanılamayacak.

    İŞ SÖZLEŞMELERİNİN FESHEDİLMESİNİ ZORUNLU TUTAN DÜZENLEMELER KALDIRILACAK

    Kamu kurum ve kuruluşlarında kadroya alınan işçiler, il özel idareleri ve belediyeler ile bağlı kuruluşlarında ve bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinde, birlikte veya ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlası il özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşlarına ait şirketlerde işçi statüsüne geçirilenlerin; emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanmaları halinde, çalıştırıldıkları kamu kurum ve kuruluşları veya şirketlerce iş sözleşmelerinin feshedilmesini zorunlu tutan düzenlemeler yürürlükten kaldırılacak.

    NASIL BAŞVURULACAK?

    Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla emekli olmak isteyenler için başvuru süreci de başladı. Buna göre, emekli olmak isteyenler e-Devlet üzerinden ya da sosyal güvenlik merkezlerine başvuru yapabilecek. Sigorta başlangıcı 8 Eylül 1999 ve öncesi olanlar, EYT düzenlemesi ile emeklilik hakkı kazanabilecek. Koşulları yerine getirenler, Süre sınırı olmaksızın, SGK ve e-Devlet’ten başvuru yapabilecek. EYT düzenlemesinden yararlanmak isteyenler emeklilik için başvuru dilekçesi verecek.

    • Çalışmayanlar sadece emeklilik başvurusu yaparak işlemlerini başlatabilecekler.
    • Çalışan EYT’liler için ise birkaç aşamalı bir başvuru süreci gerçekleşecek.
    • Emeklilik başvurusu yapmak isteyen çalışan EYT’liler öncelikli olarak işyerlerinden çıkış belgesi alacaklar.
    • Bu belge ile emeklilik müracaatlarını gerçekleştirecekler.
    • Daha sonra emeklilik kararının ardından tüm EYT’liler ve emekliler istedikleri bir işyerinde çalışabilecek.
    • Çalışan emeklilerin maaşlarında herhangi bir kesinti olmayacak.
    • Emekli olduktan sonra bir kamu kurumunda çalışanların emekli maaşları kesiliyor.
    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Düzgün Barış Deniz – Güncel
  • EYT başvuruları ne zaman başlayacak, düzenleme kimleri kapsıyor? İşte merak edilen soruların yanıtı

    EYT başvuruları ne zaman başlayacak, düzenleme kimleri kapsıyor? İşte merak edilen soruların yanıtı

    Emeklilikte Yaşa Takılanlarla (EYT) ilgili düzenlemeleri içeren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

    GERİYE DÖNÜK HERHANGİ BİR ÖDEME YAPILMAYACAK

    Genel Kurul’a katılan 5 partiden 395 milletvekilinin tümü teklifin kabulü yönünde oy kullandı. Genel Kurul’da kabul edilen teklif, 4 maddeden oluşuyor. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na eklenen geçici maddeyle, ilgili kanunlara göre, teklifin yürürlük tarihinden sonra aylık bağlanması talebinde bulunanlardan yaşlılık veya emekli aylığı bağlanacak olanlar, söz konusu hükümlerde yaş dışındaki diğer şartları taşımaları halinde yaşlılık veya emekli aylığından yararlanacak. Bu hüküm esas alınarak geriye dönük herhangi bir ödeme yapılmayacak ve geriye dönük hak talep edilemeyecek. İlk kez yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlardan, yaşlılık veya emekli aylığı talebi nedeniyle işten ayrılış bildirgesi verilenlerin işten ayrılış tarihini takip eden 30 gün içinde en son çalışılan özel sektör iş yerinde sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmaya başlamaları halinde, çalışılmaya başlandığı tarihten itibaren, sosyal güvenlik destek primi işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanacak. Sosyal güvenlik destek primi işveren hissesi indiriminden yararlanılan sigortalının işten ayrılması halinde, bu indirimden tekrar yararlanılamayacak.

    SÖZLEŞMENİN FESHİNİ ZORUNLU TUTAN DÜZENLEMELER KALDIRILACAK

    Kamu kurum ve kuruluşlarında kadroya alınan işçiler, il özel idareleri ve belediyeler ile bağlı kuruluşlarında ve bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinde, birlikte veya ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlası il özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşlarına ait şirketlerde işçi statüsüne geçirilenlerin; emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanmaları halinde, çalıştırıldıkları kamu kurum ve kuruluşları veya şirketlerce iş sözleşmelerinin feshedilmesini zorunlu tutan düzenlemeler yürürlükten kaldırılacak.

    BİRİNCİ MADDEDE DEĞİŞİKLİK

    Teklifin birinci maddesi üzerinde, AK Parti ve MHP’nin ortak önergesi kabul edildi. Buna göre, işverenin sosyal güvenlik destek priminden yararlanması için emekli ve yaşlılık aylığı bağlananların tekrar işe başlatılması için öngörülen 10 günlük süre 30 güne çıkarıldı.

    EYT’DEN KAÇ KİŞİ YARARLANACAK?

    Düzenlemeden ilk etapta 2 milyon 250 bin kişinin yararlanması bekleniyor. Başvuru süreci ise düzenlemenin Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından başlayacak.

    EYT DÜZENLEMESİ KİMLERİ KAPSIYOR?

    EYT düzenlemesiyle 8 Eylül 1999 öncesinde sigortalı olup kadınlarda 20, erkeklerde 25 yıl sigortalılık süresini tamamlayanlar emekli olabilecek.

    Emekli olabilmek için işe başlama tarihine göre 5 bin ile 5 bin 975 gün arasında değişen prim günü şartını da tamamlamak gerekiyor.

    EYT BAŞVURULARI NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

    EYT başvuruları, kanun teklifinin Meclis’ten geçmesi ve Resmi Gazete’de yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayacak. Koşulları yerine getirenler, Süre sınırı olmaksızın, SGK ve e-Devlet’ten başvuru yapabilecek.

    EYT düzenlemesinden yararlanmak isteyenler emeklilik için başvuru dilekçesi verecek.

    EYT BAŞVURUSU NASIL YAPILIR?

    Maaş ödemesinin yapılacağı bankayı seçtikten sonra açıklama kısmına maaşınızı almak istediğiniz şubeyi yazın. Diğer iletişim bilgilerini de doldurun.

    ‘Aylık alıyor mu?’ sorusunu da “evet” veya “hayır” olarak yanıtlayın. Son aşamada ‘ileri’ butonu ardından ‘başvur’ butonuna basılarak bilgiler SGK’ya gönderilmiş olacak.