Etiket: Millet

  • “Cumhur İttifakı’nda kriz” iddialarına AK Parti’den yanıt: Devlet Bey’in ortaya koyduğu tavır da bizim tavrımız da aynı

    “Cumhur İttifakı’nda kriz” iddialarına AK Parti’den yanıt: Devlet Bey’in ortaya koyduğu tavır da bizim tavrımız da aynı

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dün, “liste” iddialarına ilişkin Twitter hesabından paylaşımlarda bulundu. Bahçeli’nin “Cumhur İttifakı’ndaki Yeniden Refah Partisi ile Büyük Birlik Partisi’nin kendi amblemiyle ve adaylarıyla seçime katılmaları söz konusuyken MHP’nin buna tevessül etmesi mantıklı olmaz” sözleri sonrası “ittifakta kriz” söylentileri çıktı. Partisinin grup toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, gündemdeki konuya da değindi.

    “AYKIRI BİR DURUM SÖZ KONUSU DEĞİL”

    MHP’nin seçimlere kendi listelerinden girme kararına ilişkin değerlendirmesi sorulan Yavuz, “HÜDAPAR bizim listemizden girecek, kalan diğer 3 parti kendi listesinden girme hazırlığı yapıyor. Bu zeminde buluştuğumuzu ve anlaştığımızı ben zaten bir süredir söylüyorum. Buna aykırı bir durum şu anda söz konusu değil. Devlet Bey’in ortaya koyduğu tavır da bizim aktardığımız tavrın aynısıdır” görüşünü paylaştı.

    HANGİ PARTİYE OY VERİLMİŞSE O PARTİDEN MİLLETVEKİLİ ÇIKARILACAK

    Yavuz, hangi partiye oy verilmişse o partiden milletvekili çıkacağını, çıkartamıyorsa o oyların yok sayılacağını söyledi. Bunu hem Cumhur İttifakı hem de Millet İttifakı’nın bildiğini anlatan Yavuz, “Buna ilişkin (Millet İttifakı) bu saatten sonra ne yapar ne yapmaz hep birlikte göreceğiz.” ifadesini kullandı.

    “PARTİLER HİBRİT MODELE KAFA YORUYOR”

    Milletvekili Seçim Kanunu’na göre 41 yerde liste olmadığı sürece seçime girilemediğine dikkati çeken Yavuz, “41 yerde logonuzla girerken 41 yerin dışında yer yer ortak liste yapmanın adını hibrit model olarak tanımladılar. Biz de oradan gidiyoruz. Bu, bizim açımızdan olur olmaz ona bir şey söylemiyorum. Ama partiler buna kafa yoruyor.” diye konuştu.

    Kaynak: AA / Politika
  • Meral Akşener, parti grubunda Bakan Nebati’nin taklidini yaptı

    Meral Akşener, parti grubunda Bakan Nebati’nin taklidini yaptı

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hükümete ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sert eleştiriler yöneltti. 14 Mayıs seçimlerinde iktidara geleceklerini ifade eden Akşener’in Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin taklidini yapması ise salondakileri güldürdü.

    “SADECE ERDOĞAN AÇIKLAMA YAPTIĞINDA BELİRİYOR”

    Akşener, “Bir Nebati Bakan vardı ne oldu ona? O ışıltılı gözleri gören var mı? Ekonomi perişan, esnaf kan ağlıyorken, kayıp bakan Nemo’nun nerede olduğunu bilen var mı? Kendisi bir tek Sayın Erdoğan’ın basın açıklaması olduğunda bir anda beliriveriyor.” ifadelerini kullandı. Akşener’in o anlarda Nebati’nin taklidini yapması da dikkatlerden kaçmadı.

    NE OLMUŞTU?

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz ay deprem bölgesi Şanlıurfa’yı ziyaret edip burada açıklamada bulunmuştu. Bakan Nebati ile Binali Yıldırım’ın o anlarda yer bulma telaşı ve Erdoğan’ın dönüp bakması kameralara yansımıştı.

    Akşener’in grup toplantısındaki açıklamalarından satır başları:

    “Türk siyasetinde eşi benzeri görülmemiş bu ucube döneme son vermek için milletçe yapacağımız kritik bir seçim var. Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin koşulsuz teminatı. için hayati bir adım var. Ya millet iradesini yeniden hakim kılacağız ya da Saray’ın büyüyen gölgesinde kaybolup gideceğiz. Ya 85 milyonun refahı seçeceğiz ya da yandaşların rant düzenine yol vereceğiz. Ya güç hırsından yolunu kaybetmiş birinin ihtiraslarına teslim olacağız ya da millet olarak istibdadın karşısında yaşasın hürriyet diye haykıracağız. 45 gün sonra milletimiz en doğru kararı verecek.

    “ATANMIŞ BAKANLARINI VEKİL YAPMA TELAŞINDA”

    Bir tarafta seçim kazanmak uğruna kadına şiddeti, ölümü, tecavüzü reva görenler var; diğer tarafta kadınların, gençlerin, çocukların haklarını koruyup hukukunu iyileştirmek isteyenler var. Bir tarafta Atatürkümüze, Cumhuriyet değerlerimize gıcık olanlar var, diğer tarafta 10 Kasım’da hüzünlenenler var. Bir tarafta her alanda ülkemizi krizler yumağına sokan beceriksizler var, diğer tarafta bilimin ışığında krizleri çözmeye talip olan liyakatli kadrolar var. Bir tarafta başkentin göbeğinde yaşanan alçak bir cinayete, Sinan Ateş’in katillerin göz yumanlar var, diğer tarafta Sinan Ateş’i unutturmayacak, katillerinden hesap soracak olanlar var. Millet İttifakı’nı bakanlık dağıtmakla suçlayanlar, atanmış bakanlarını vekil yapma telaşındalar. Seçimi kaybedeceklerini fark edenler milletvekili olma peşindeler. Atanmış bakanlar, devletin gücü ile seçime girip buna adil ve dürüst bir seçim mi diyecekler? Devletin kaynaklarını kullanıp buna demokrasi mi diyecekler? Madem tüm kabine üyeleri vekil adayı olmaya karar verdiler, istifa etsinler; görelim çapları neymiş!

    “SEÇİME 6 AY KALA EMEKLİLERİ HATIRLADILAR”

    Bay kriz ve arkadaşlarının yaşadığı paniğin bir başka yansımasını da son dönemki vaatleri ve icraatlarında da görüyoruz. İlk 4,5 yılında yapamadıklarını şimdi yapmaya başladılar. Sadece kendilerine çalıştılar, seçime aylar kala nedense milletimizi hatırlamaya başladılar. Seçime 6 ay kala emeklileri hatırladılar, EYT’li kardeşlerimizi, atanamayan öğretmenlerimizi hatırladılar. Geçtiğimiz hafta emeklilere verilecek bayram ikramiyesi ve maaşları belirlendi. Ancak 7500 liradan fazla alanların maaşında bir değişiklik yaşanmayacak. Asgari ücretin 8 bin 506 lira olduğu ülkede 7500 lira emekli maaşı vermek hakarettir.

    “MİLLETİN İRADESİNİ DİMDİK KARŞINDA GÖRECEKSİN”

    Milletimizi, ayın yarısına bile gelmeden, eriyen maaşlar ile, açlığa, yokluğa ve çaresizliğe, mahkûm ettiler. Yandaşları, üç kuruş zarar etti diye, dünyaları yerinden oynattılar; ama milletimizi utanmadan, geçim sıkıntısıyla, borçlarla bir başına bıraktılar. Kendi eşlerini, dostlarını, akrabalarını ihya ettiler; ama bu milletin evlatlarını, ısrarla görmezden geldiler. Artık hesap vakti geldi, çattı, Sayın Erdoğan. 14 Mayıs akşamı, milletimizin gür sesini, iliklerine kadar hissedeceksin. Görmezden geldiğin millet iradesini, dimdik karşında göreceksin. Neden olduğun, tüm çilelerin hesabını, teker teker, sandıkta vereceksin. Hiç kusura bakma. 5 yılda yapmadığını, son 6 aya sığdırmaya çalışarak, bu hesaptan kaçamazsın. Milletimizin, senin ve beceriksiz arkadaşların için, tuttuğu kabarık defter, 14 Mayıs’ta açılacak. Milletimizin şaşmaz terazisi, seni 14 Mayıs’ta tartacak. O sandık gelecek ve 14 Mayıs’ta, hak yerini bulacak! Hazır ol, artık çok az kaldı.

    “AK PARTİ USULÜ TEMEL ATMA TÖRENİ”

    Geçtiğimiz hafta, bu iktidarın gerçek yüzünü, çarpıcı bir şekilde ortaya koyan, çok acı bir örnek daha yaşadık. Yıllarca, büyük büyük konuşup; ‘Ben, temel atma törenlerine katılmam, ben biten işin, açılışını yaparım’ diyecek kadar, şişmiş bir egonun, balon gibi öterek sönüşünün, ibretlik vesikasından bahsediyorum. Bu fevkalade parlak, bir o kadar da, cüretkar arkadaşlarımız; boş araziye beton döküp, ‘Hastane temeli atıyoruz’ diye Türkiye’ye yutturmaya kalktılar. Evet yanlış duymadınız. Boş araziye, bir demir kafes koymuşlar. Görseniz, çocuk havuzu kadar. Üstüne de, mikserden beton döktüler. Saray medyasının, köpürteceği kadar da görüntü alıp, servis ettiler. Alın size, AK Parti usulü, temel atma töreni. Güler misin, ağlar mısın? Şu ciddiyetsizliğe bakar mısınız? Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, şu şuursuzluğa, bir bakar mısınız? Nitekim artık, bu iktidarın, tüm işleri de, aynı bu sahte temel atma töreni gibi…

    “21 YILDIR NEREDEYDİNİZ?”

    Şimdi de çıkmışlar; ‘Bir yılda, tüm depremzedelere, konutlarını teslim edeceğiz’ diyorlar. Arkadaş, madem bir yılda yapılabiliyordu, 21 yıldır neredeydiniz? Madem bir günde, sadece kamu kuruluşlarından, 90 milyar lira para toplanabiliyordu; 21 yıldır, neden toplamadınız? 21 yıldır, ‘Deprem geliyor’ diye bas bas bağıran, bilim insanlarımızı, neden dinlemediniz? 21 yıldır topladığınız, deprem vergilerini, neden çarçur ettiniz? ‘Bir yılda, 650 bin konut yapacağız’ diyen bir iktidar, 21 yıldır, bunu neden yapamadığını, milletimize anlatmak zorundadır. Bu kadar basit.

    “NEDEN BU KADAR RAHATSIZ OLDUN?”

    Sen bu ülkeyi, yönettiğini mi sanıyorsun? Ben sana söyleyeyim: sen ülke mülke yönetmiyorsun; sen ihale yönetiyorsun, sen rant yönetiyorsun, sen algı yönetiyorsun. Ama sen devleti yönetemiyorsun. ‘Seçilmiş Cumhurbaşkanı’yım’ diye, kasıla kasıla geziyorsun; ama daha Cumhurbaşkanı gibi davranmayı bile, beceremiyorsun. ‘Kabile ülkesi değil’ diyorsun ama kabile reisi yetkileriyle, devlet yönetmeye kalkıyorsun. Neymiş? Devlet böyle yönetilmezmiş. Neymiş? Belediye Başkanlarının, Cumhurbaşkanı Yardımcısı olması yanlışmış. Neymiş? Bu devlet, kabile devleti değilmiş… Yaaa öyle mi Sayın Erdoğan? Hayırdır, neden bu kadar rahatsız oldun? Neden bu kadar korktun? Neden bu kadar çekindin? Günaydın! Biz sana zaten yıllardır, aynı şeyi söylüyoruz. Evet doğrudur; bu devlet, elbette kabile devleti değildir. Ama mesela; Türkiye Cumhuriyeti Devleti senin kabile devleti standartlarına, mecbur da değildir.”

  • Kılıçdaroğlu’na oy vermeyeceğini duyuran İyi Partili Yavuz Ağıralioğlu’ndan istifa kararı: Akşener’le vedalaşmaya gidiyorum

    Kılıçdaroğlu’na oy vermeyeceğini duyuran İyi Partili Yavuz Ağıralioğlu’ndan istifa kararı: Akşener’le vedalaşmaya gidiyorum

    İyi Parti‘ye altılı masada kumpas kurulduğunu dile getiren ve Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itirazlarıyla gündem olan İYİ Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu, istifa kararı aldı.

    “AKŞENER’LE VEDALAŞMAYA GİDİYORUM”

    Partisinden istifa edeceğini açıklayan Ağıralioğlu, “Meral Akşener ile vedalaşmaya gidiyorum, istifa edeceğim” diye konuştu.

    “KILIÇDAROĞLU’NA OY VERMEYECEĞİM”

    Günlerdir siyaset kulislerinde adı geçen Ağıralioğlu son olarak Hürriyet’ten Abdülkadir Selvi’ye yaptığı açıklamada; 14 Mayıs seçimlerinde, Millet İttifakı’nın adayı olan Kılıçdaroğlu’na oy vermeyeceğini söyledi. İttifaka dahil olan İYİ Parti’nin bu açıklama sonrasında nasıl bir yol izleyeceği ise merak ediliyor.

    “DAYATILAN ADAYA KARŞIYIZ” DEMİŞTİ

    Geçtiğimiz hafta bir basın toplantısı düzenleyen Ağıralioğlu, “Biz bugün çok önemli bir eşiğe geldik. Milletimizin ihtiyacı böyle olduğu için arz ediyorum. Vicdan sıkışmıştır. Tarih sıkışmıştır. Tercih sıkışmıştır. Devletin şerefli makamlarını bölücülerin pazarlığı haline getirdiler. Kurucusu olduğumuz masada bize pusu kurulmasından rahatsızız. Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığından rahatsız değiliz. Ama dayatılan adaya karşıyız.” demişti.

    “HEP KALBİMDEN GEÇENLERİ, DOĞRU BİLDİKLERİMİ SÖYLEDİM”

    Sözleri tepki çeken ve istifa etmesi beklenen Ağıralioğlu, konu hakkında yeni bir açıklama daha yapmıştı. Sosyal medyadan art arda paylaşım yapan Ağıralioğlu, şunları söylemişti:

    “Bugüne kadar da hep inandıklarımı konuştum, hep kalbimden gelenleri ve doğru bildiklerimi söyledim. Hiç riyakârlık yapmadım, milletime hiç yalan söylemedim, ne arkadaşlarımı ne milletimi kandırmadım ve bilerek yanlışı savunmadım. Bu dosdoğru istikamet üzere de bir hat inşa ettim. Siyasi rakiplerimize tenkitlerimizi ifade ederken kullandığım dile özellikle dikkat ettim. Ayrıştıran, kutuplaştıran ve milletimizi bıktıran kavga, hakaret ve tehdit diline de asla tevessül etmedim. Milletimizin hakkı için haykırdım ve doğru bildiklerimi de ısrarla savundum.

    “BU VEBALE ORTAK OLMAYACAĞIM”

    Bildiğiniz üzere, TBMM’de düzenlediğim basın toplantısı ile itirazlarımı ve şerhlerimi de ilkeli siyaset ve şahsiyetimize borcumuzun bir gereği olarak milletim ile paylaştım. Malum ve haklı itirazlarım sebebiyle de partimize 28. dönem milletvekili adaylık müracaatında bulunmadım. İrademi beyan ettim. İradem nettir ve zamanla anlaşılacaktır. Parti teşkilâtlarımızın hissiyatı ise bilinsin, duyulsun istiyorum. Gelen telefonlardan anlıyorum ki kızgın, kırgın, üzgün, hırpalanmış ve kahırlı bir şekilde oy verilecek. Ben kendi adıma bu vebale ortak olmayacağım.

    “İYİ PARTİ AİLESİNİN BU İTİRAZ SEBEBİYLE ÜZÜLMESİNİ İSTEMEM”

    Benim kararım, daha önce ifade ettiğim kendi sözlerimin gereğidir. Beş yıldır birlikte mücadele ettiğim; kendilerini çok sevdiğim, kendilerinin de beni çok sevdiğine inandığım İYİ Parti ailesinin hiçbir ferdinin, bu itiraz sebebiyle üzülmesini ve itham edilmesini de asla istemem.”

  • Yavuz Ağıralioğlu, Kılıçdaroğlu’na oy vermeyecek

    Yavuz Ağıralioğlu, Kılıçdaroğlu’na oy vermeyecek

    İYİ Parti’ye altılı masada pusu kurulduğunu ifade eden ve Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itirazıyla gündem olan İYİ Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu, bu konudaki tavrını bir adım daha öteye taşıdı.

    “OY VERMEYECEĞİM”

    Günlerdir siyaset kulislerinde adı geçen Ağıralioğlu son olarak Hürriyet’ten Abdülkadir Selvi’ye yaptığı açıklamada; 14 Mayıs seçimlerinde, Millet İttifakı’nın adayı olan Kılıçdaroğlu’na oy vermeyeceğini söyledi. İttifaka dahil olan İYİ Parti’nin bu açıklama sonrasında nasıl bir yol izleyeceği ise merak ediliyor.

    “DAYATILAN ADAYA KARŞIYIZ”

    Geçtiğimiz hafta bir basın toplantısı düzenleyen Ağıralioğlu, “Biz bugün çok önemli bir eşiğe geldik. Milletimizin ihtiyacı böyle olduğu için arz ediyorum. Vicdan sıkışmıştır. Tarih sıkışmıştır. Tercih sıkışmıştır. Devletin şerefli makamlarını bölücülerin pazarlığı haline getirdiler. Kurucusu olduğumuz masada bize pusu kurulmasından rahatsızız. Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığından rahatsız değiliz. Ama dayatılan adaya karşıyız.” demişti.

    “HEP KALBİMDEN GEÇENLERİ, DOĞRU BİLDİKLERİMİ SÖYLEDİM”

    Sözleri tepki çeken ve istifa etmesi beklenen Ağıralioğlu, konu hakkında yeni bir açıklama daha yapmıştı. Sosyal medyadan art arda paylaşım yapan Ağıralioğlu, şunları söylemişti:

    “Bugüne kadar da hep inandıklarımı konuştum, hep kalbimden gelenleri ve doğru bildiklerimi söyledim. Hiç riyakârlık yapmadım, milletime hiç yalan söylemedim, ne arkadaşlarımı ne milletimi kandırmadım ve bilerek yanlışı savunmadım. Bu dosdoğru istikamet üzere de bir hat inşa ettim. Siyasi rakiplerimize tenkitlerimizi ifade ederken kullandığım dile özellikle dikkat ettim. Ayrıştıran, kutuplaştıran ve milletimizi bıktıran kavga, hakaret ve tehdit diline de asla tevessül etmedim. Milletimizin hakkı için haykırdım ve doğru bildiklerimi de ısrarla savundum.

    “BU VEBALE ORTAK OLMAYACAĞIM”

    Bildiğiniz üzere, TBMM’de düzenlediğim basın toplantısı ile itirazlarımı ve şerhlerimi de ilkeli siyaset ve şahsiyetimize borcumuzun bir gereği olarak milletim ile paylaştım. Malum ve haklı itirazlarım sebebiyle de partimize 28. dönem milletvekili adaylık müracaatında bulunmadım. İrademi beyan ettim. İradem nettir ve zamanla anlaşılacaktır. Parti teşkilâtlarımızın hissiyatı ise bilinsin, duyulsun istiyorum. Gelen telefonlardan anlıyorum ki kızgın, kırgın, üzgün, hırpalanmış ve kahırlı bir şekilde oy verilecek. Ben kendi adıma bu vebale ortak olmayacağım.

    “İYİ PARTİ AİLESİNİN BU İTİRAZ SEBEBİYLE ÜZÜLMESİNİ İSTEMEM”

    Benim kararım, daha önce ifade ettiğim kendi sözlerimin gereğidir. Beş yıldır birlikte mücadele ettiğim; kendilerini çok sevdiğim, kendilerinin de beni çok sevdiğine inandığım İYİ Parti ailesinin hiçbir ferdinin, bu itiraz sebebiyle üzülmesini ve itham edilmesini de asla istemem.”

  • Cumhur İttifakı’na katılmayan Erbakan, AK Parti’ye kapıyı kapatmadı: Derlerse bu maddelerde mutabıkız, tekrar değerlendiririz

    Cumhur İttifakı’na katılmayan Erbakan, AK Parti’ye kapıyı kapatmadı: Derlerse bu maddelerde mutabıkız, tekrar değerlendiririz

    Seçimlere sayılı günler kala siyasi partilerde ittifaklarını güçlendirmek için girişimlerini hızlandırdı. Bu kapsamda AK Parti’de Yeniden Refah Partisi ile 11 Mart’ta dirsek temasına geçti. AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, Fatih Erbakan’ı Cumhur İttifakı’na katılmaya davet etti. Ancak Erbakan, Cumhur İttifakı’na katılmayacaklarını ve seçimlere parti olarak gireceklerini söyledi.

    CUMHUR İTTİFAKI’NA NEDEN KATILMADIKLARINI ANLATTI

    Bu gelişme üzerine cumhurbaşkanı adaylığı için başvuruda bulunan Erbakan, Habertürk canlı yayınında olumlu başlayan sürecin neden negatif sonuçlandığı ve Cumhur ittifakı’na neden katılmadıklarını anlattı.

    AK PARTİ’YE KAPIYI KAPATMADI

    Parti teşkilatında yapılan toplantıda AK Parti ile ittifak teklifinin yüzde 60 oranında reddedildiğini söyleyen Erbakan, AK Parti’ye açık kapı bıraktı. Erbakan, “Derlerse ki, bu maddelerde mutabıkız, bunların uygulanması için gayret göstereceğiz, imzalıyoruz derlerse tekrar kurullarımızla değerlendirilip cevap verebiliriz” diye konuştu.

    Erbakan’ın canlı yayındaki açıklamaları şöyle:

    “Cuma akşamına kadar 3 gün içinde tamamlanır diye düşünüyoruz. Hedefimiz 200 binin üzerine çıkmak. İnşallah Pazartesi gerçekleştiririz. Biz en başından beri sizin programlarınızda da defalarca sizin sorularınız olmuştu, Cumhur İttifakı’ndan teklif gelirse ne dersiniz diye. Her seferinde prensiplerimizde, Milli Görüş’ün sosyal politikalarda, dış politikalarda kırmızı çizgileri var, insanlar bunun için geldiler, bunlar olmadan ittifakta yer almamız mümkün değildir; hatta biz ittifak içinde o cumhurbaşkanı adayı iktidar olduğunda ne yapacağını belirlemek lazım, mutabık kalmak lazım, kaldı ki Millet İttifakı aylarca oturdu, mutabakat metni olarak ortaya koydular.

    “BUNLARIN İMZALANMASI UYGUN DEĞİL DENDİ”

    Müzakere yapan heyetler tarafından konuşuldu. Binali Bey gelmeden önce heyetler bir araya gelmişti. Belli bir olgunluğa geldikten sonra Binali Bey, kamuoyunda resmi bir davette bulunmak üzere geldiler. Müzakere heyetleri bunu konuşmuştu. Biz kendi amblemimizle ittifak içinde yer almamış, bu maddeler de ittifak protokolü olarak bunlara MHP’nin, AK Parti’nin müdahale edecekleri olabilir dedik kendilerine. 1 ay müzakereleri sürdürdük. İlk başta herhangi sıkıntı olmadığı ifade edilmişti. Pazartesi en son yapılan telefon görüşmesinde bunların imzalamanın uygun olmayacağı belirtildi. Prensiplerde uzlaşma, mutabakat var diyebilecektik. Bunların imzalanması uygun değil dendi.

    “BİNALİ BEY’LE TELEFON GÖRÜŞMESİ YAPTIK”

    Temel anlaşmazlık noktası maddelerle ilgili değil prensip olarak. ‘Biz MHP ve BBP ile beraberiz onlarla imzalamadık, dolayısıyla sizinle imzalamanız bizim açımızdan uygun olmaz’ dendi. Bizim bu maddelerimiz bir miktar kırpıldı, bazı cümleler yuvarlatıldı, bazı kelimeler çıkartıldı, bir metin haline getirildi. Biz ona da ‘tamam’ dedik. Bizim maksadımız 30’un 30’u olmaz da 20’si yapılır, o da bir fayda. Fakat dediğim gibi 3 madde de olsa ‘böyle bir protokolün olması uygun değil’ dendi. Telefonla Binali Bey’le görüştük tekrar. Bu imzalansa da hukuki bir karşılığı yoktu. Ancak teşkilatlarımızın ve kamuoyumuza deklare etmemiz, elimizde gerekçe ve belge olması gerekir diye bunu istedik. O süreçte ‘bu tartışılmadı’ gibisinden açıklamalar oldu. Nitekim Millet İttifakı’nda da oluyor. Sayın Mansur Yavaş ve diğer parti liderleri Cumhurbaşkanı yardımcısı olmasın, Ekrem İmamoğlu ve ben olayım demişti.

    “TALEPLERE BAŞTA OLUMLU YAKLAŞILDI”

    Biz de madem ittifak yapıyoruz böyle bir şey istedik. Onlar da ‘şifahi olarak konuştuk, anlaştık’ dediler. Şifahi olarak konuştuk, anlaştık demek bizim yetkili kurullarımızı, seçmenimizi, teşkilatımızı çok da tatmin edecek bir nokta değil. Bu maddeler masadaydı, sorun çıkmıyordu. Taleplere başta olumlu yaklaşıldı. Aile maddesinin ıslah edilmesi, revize edilmesi, bunların ayıklanması, aile korunsun ama anne ve babaya zarar vermemesi. Aile bütünlüğünü bozulacak hükümlerin düzeltilmesi diye metne döndü. Bizimkisi hemen hemen 30 maddeydi.

    “23 İLDE SİZİN ARKADAŞLAR LİSTEMİZDE YER ALSIN DENDİ”

    Cumhurbaşkanı yardımcılığı, bakanlık diye bir şey olmadı. Prensiplerimiz olmadan bize 100 milletvekili de verseler orada olmayacağımızı ifade ettik. İlk toplantıda AK Parti heyeti, ‘Ambleminizle girmenize saygı duyuyoruz; ancak bizim 23 ilde ucu ucuna milletvekili kaybetmişiz. 4 çıkaracak iken 3 çıkarmışız. Şimdi bu 23 ilde siz de logo ile girdiğinizde sizin de çıkarmanız zor. Öyleyse bu 23 ilde Yeniden Refah Partisi olarak siz girmeyin, dedi AK Parti olarak dendi bu. 23 ilde bizim girmememizde ne olacak? Bizim müzakerecilerimiz konuyu sürekli prensiplere ve logoyu getirdiler. Bunlar olduktan sonra anlaşılabilir dendi.

    “SAYIN CUMHURBAŞKANI ARKADAŞLARIMIZ GÖRÜŞSÜN DEDİ”

    Amblem ve 6284’de sorun olmadı. Ancak onlar biz böyle mutabakata imza atmayı doğru bulmuyoruz dediler. Bu bir koalisyon protokolü değil, hükümet kurmuyoruz. Şimdiden niye böyle bir şeyi imzalayalım diye. Bunun örneği var, Millet İttifakı, mutabakat yayınlamış. Bir de koalisyonlar seçimin başında yapılıyor artık. Biz desteğimizle sayın Cumhurbaşkanını yeniden seçilmesine vesile olacaksak, bizim prensiplerimize, parti programımıza uygunluğu önemli. Esnettik ve hatta bunu diplomatik dile çevirdiler, hayati kritik kısımları çıkarttık. Buna rağmen imzalamayı prensip olarak uygun görmüyoruz dediler. Biz sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmemiz oldu. Kendisi bu konuların başında sağolsun davet ettiler bizi. Bir birliktelik yapılmasının doğru olacağını söylediler. Binali Bey gelmeden 1 ay önceydi bu davet. Biz de birlikte olunmasının faydalı olunacağını düşünüyoruz; ancak görüşülemesi gereken hususlar var dedik. Sayın Cumhurbaşkanı ‘Bu hususları bizim ve sizin arkadaşlarınız görüşürler’ dedi. Belli bir noktaya gelip, olgunlaşması üzerine resmi davetin uygun olacağını düşündük. Binali Bey resmi davet için geldi. Sonrasında maddelerin azaltılması, özetlenmesi hatta bazı arkadaşlarımız tepki gösterdiler. Bu metin kuşa dönmüş dediler.

    “MKYK ÜYELERİMİZ YÜZDE 60 ORANINDA İSTEMEDİ”

    Binali Bey’in ziyareti sonrası il başkanı, MKYY, il sorumluları, hanım temsilcilerimizle geniş kapsamlı istişare yapıldı. Yüzde 60 oranında istenmedi. Yüzde 40 olabilir dendi. İl başkanlarında 50’ye 50. MKYK’da 60’a 40 oranındaydı. İki teori var. Bir tanesi büyük fayda sağlanacağını söylüyor. Çerçevenin içinde Yeniden Refah Partisi’nin olacağı yönünde. AK Parti’ye kızan, küsen seçmen nezdinde. Bazı arkadaşlarımız ‘Hayır oradan oy alalım derken bizimle yürüyen teşkilatlarımızdan kayıp olabilir, zararlı çıkabiliriz’ diyenler oldu. Biz iyi niyetle bu adımın atılmasının ülke, millet, partimiz için hayırlı olabileceğini düşündük. En son gelinen nokta prensip olarak böyle bir mutabakatın olması mümkün değil denince. Onlar olumlu yaklaştılar ama bu noktada geri adım atmak istemediler.

    “BİZ MİLLETVEKİLİ VE BAKANLIK İÇİN BUNU YAPMIYORUZ”

    Metin gayet özet hale geldi. Özet hali bile imzalamayınca… Tekrardan biz bu ittifakı yapsak ilk çıktığımız televizyon programında gazeteciler haklı olarak soracak. Siz ‘prensip, kırmızı çizgi dediniz, ne oldu şimdi ittifak yaptınız’ diye soracaklardı. Bu çok önemli. Biz yıllardan beri milletvekili, bakanlık için bu işi yapmıyoruz. İlla Meclis’e girelim demiyoruz. 60’a 40’tı. 40’ın da haklı gerekçeleri vardı. Tayyip Bey de ‘son kez sizden bunu istiyorum’ diyordu. Bunda fayda olur diye düşündük. Bizim de geri adım atamayacağımız prensiplerimiz var. Bizim partimize gelenler bunun için geldiler. AK Parti’yi eleştirenler, bunlar orada olmadığı için bize geldiler.

    “BU MADDELER MASUM VE MİLLETİN MENFAATİNE İDİ”

    Kasa başındakiler o durumdan çıksınlar diye maddeleri ortaya koyduk ama yol alamadık. Bu maddeler masum ve milletin faydasına. Denk bütçe, milli kaynakların harekete geçirilip, borç ve faiz yükünün azaltılması, dış ticaret açığının düşürülmesi, ilave vergi ve zamlardan kaçınılması, çiftçi ve üreten kesimlerin faiz borçları silinmesi, yap-işlet gözden geçirilip, varsa haksız kazancı ortadan kaldırılacak önlemlerin alınması. Bizim konuştuğumuz konularla ilgili o taraftan yalanlayıcı açıklamalar oldu. Sayın Özlem Zengin ve sayın Derya Yanık’ın. Bir daha böyle bir şeyle karşılaştığımızda teşkilatımız bize ‘hani mutabık kalınmıştı’ diye soracaktı.

    “PARTİLERİMİZİN MENFAATİNE YÖNELİK İSTEK YOKTU”

    Bizim söylediğimiz paylaşımda, yönetimde adaletin sağlanmasına yönelik adımlar. Çalışanların, emeklilerin aylık gelirlerinin açlık sınırının altında olmaması, yürütmenin yargı üzerinde vesayetin önlenmesi, kamuda israf için somut adımların atılması. Milli eğitim müfredatının önce ahlak şuuru ile yapılanması. İslam birliğinin kurulması, süresiz nafakaya son verilmesi. En düşük emekli maaşının asgari ücretin üstüne çıkarılması. Üretim, tarım, ihracat, istihdamı geliştirecek, dış ticaret açığını azaltacak, devleti ve milleti borç faiz yükünden kurtaracak adımlar. Partilerimizin menfaatine bir istek yoktu. Biz bakan yardımcısı olalım, milletvekili şu kadar olsun diye bir isteğimiz yoktu. 6’lı Masa’da bunlar vardı.”

  • Gelecek Partisi’nde neler oluyor? İlçe başkanı istifa edip yanında 20 kişiyle AK Parti’ye geçti

    Gelecek Partisi’nde neler oluyor? İlçe başkanı istifa edip yanında 20 kişiyle AK Parti’ye geçti

    Ak Parti Avcılar İlçe Başkanlığı’ndaki törende Şahin’e rozeti, AK Parti İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe tarafından takıldı. AK Parti Avcılar İlçe Başkanı Abdullah Küçükoğlu da diğer katılımcılara rozetlerini taktı.

    Törende konuşan Şahin, 2,5 yıldır Gelecek Partisi Avcılar İlçe Başkanlığı yaptığını belirterek, “Vatan, millet bizim en kıymetlilerimizdir. Bunlar mevzubahisse gerisi teferruattır. Bütün koltukları, makamları bir kenara bırakır, gereğini yaparız. Biz de bunu yaptık” dedi.

    “RABBİM ÇIKTIĞIMIZ YOLU AYDINLIK KILSIN”

    İçeriden ve dışarıdan Türkiye üzerine oynanan oyunları gördüğünü ve bu vebalin parçası olmak istemediğini dile getiren Şahin, şöyle devam etti: “Muhalefet tarafından milli değerlerimiz hedef gösterilerek yapılan açıklamalar karşısında yüreğinde vatan, bayrak ve millet sevgisi taşıyan, partide görev alan veya gönül vermiş pek çok arkadaşımın rahatsızlıklarını biliyor, yakmış olduğum bu kıvılcım ateşinin yükseleceğini umut ediyorum. Bundan sonraki mücadelemizde safımız belli, yolumuz çetin, derdimiz büyük. Bu zamana kadar karşısında durup mücadelesini verdiğimiz zihniyetle, düne kadar ‘Apo’nun heykelini dikeceğiz diyenleri serbest bırakacağız’ diyenlerle, Osman Kavala gibi terör örgütü üyelerine özgürlük savunuculuğu yapanlarla, sınırlarımıza dayanmış emperyalist güçlere karşı ‘özerklik ilan edeceğiz’ diyenlerle, ‘Ayasofya’yı tekrardan müzeye dönüştüreceğiz’ diyenlerle, ‘Hakkari’ye özerklik getireceğiz’ diyenlerle mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir. Bu yolda ilerlerken Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olacağım. Rabbim çıktığımız yolu aydınlık kılsın, birliğimiz ve beraberliğimiz daim olsun.”

    “BU SEÇİMİ BİZE YAKIŞAN VAKARLA YAPACAĞIZ”

    AK Parti İl Başkanı Kabaktepe de deprem bölgesinde yaraların hızla sarılmaya çalışıldığını belirterek, “16’ncı günde kalıcı konutların temelini atmaya başladık. Bir yıl içinde de Allah kardeşlerimizi evlerine kavuşturmayı nasip etsin. Birbirimize destek olacağız. Coğrafi büyüklük olarak İstanbul’un 20 katı, İngiltere büyüklüğünde bir coğrafyada olan bir depremden bahsediyoruz. Milletimizin alicenaplığı ve gücüyle, Cumhurbaşkanı’mızın liderliğiyle inşallah bu sıkıntıyı en kısa sürede çözeceğiz. Bu seçimi de millet olarak bize yakışan vakarla yapacağız” diye konuştu.

    “DAHA DA GÜÇLENECEĞİZ” VURGUSU

    Gelecek Partisinden istifa ederek AK Parti’ye katılanlara “Hoş geldiniz” diyen Kabaktepe, Ahmet Şahin’in, siyasetin vatan ve millete hizmet için yapıldığına ilişkin açıklamalarına dikkati çekti. Kabaktepe, yeni katılanlarla partilerinin daha da güçleneceğini vurgulayarak, Türkiye’yi daha da büyütüp güçlendireceklerini söyledi.

    Kaynak: AA / Güncel
  • İYİ Parti’de kritik iki isim, Kılıçdaroğlu’nun isminin oylandığı toplantıya katılmadı

    İYİ Parti’de kritik iki isim, Kılıçdaroğlu’nun isminin oylandığı toplantıya katılmadı

    YSK’nın 14 Mayıs için hazırladığı seçim takvimi işlemeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı adaylığı için seçmenler tarafından aday gösterilmek isteyenlerin, Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) başvuru süresi dün sona erdi. Siyasi partilerce cumhurbaşkanı adaylığı için yapılacak başvuru süresi ise 23 Mart saat 17.00’de dolacak. Partiler aday gösterecekleri isimler için grup kararı alıyor.

    4 VEKİL KATILMADI

    İYİ Parti TBMM Grubu da bugün Kılıçdaroğlu’nu aday göstermek için karar aldı. Basına kapalı gerçekleşen toplantı yaklaşık yarım saat sürdü. Mersin Milletvekili Behiç Çelik yurt dışında, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk TBMM Deprem Araştırma Komisyonu’nda olduğu için toplantıya katılmadı. Ankara Milletvekili Koray Aydın ile İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun ise toplantıya katılmaması dikkat çekti.

    KILIÇDAROĞLU’NUN ADAYLIĞINA KARŞI ÇIKMIŞTI

    6’lı Masa’da yaşanan ortak aday krizinin çözülmesiyle İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Millet İttifakı’na geri dönmüştü. Her fırsatta Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıktığını dile getiren Ağıralioğlu’nun ise bu gelişmenin ardından istifa edeceği konuşulmuştu. Ağıralioğlu, “Sağ ayağıma basamıyorum ama sol ayağıma yaslanarak yürüyorum. Bu durumdan rahatsızım. En kısa zamanda sağımı tedavi edip güçlü şekilde ayağa kalkacağım” ifadelerini kullanmıştı.

    KILIÇDAROĞLU İLE POLEMİK YAŞAMIŞTI

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın adaylığını destekleyip kendisini veto eden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e “İç işlerimize karışma” diyerek tepki göstermişti. İYİ Parti kanadından söz konusu çıkışa yanıt veren Ağıralioğlu, “Kemal Bey de İstanbul’da aday olmuştu ama kazanamamıştı. Bu isimler kazandılar, bizim projemiz tuttu. Denenmiş ve kazanmış kişilerle ilgili değerlendirmeleri iç işlerine karışmak olarak görmek sübjektifliktir” demişti.

  • Akşener’in 6’lı Masa resti İYİ Parti’ye pahalıya mal oldu! İşte o süreçte istifa edenlerin sayısı

    Akşener’in 6’lı Masa resti İYİ Parti’ye pahalıya mal oldu! İşte o süreçte istifa edenlerin sayısı

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, cumhurbaşkanlığı adaylığı için CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini kabul etmediğini belirterek 6’lı Masa’dan zehir zemberek bir açıklama ile kalkmıştı. Yaşanan kriz 3 gün sonunda çözülürken, Meral Akşener masaya geri döndü ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismi açıklandı.

    “30 CİVARINDA İSTİFA OLDU”

    Önceki gün HaberTürk yayınına katılan İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, Akşener’in 6’lı Masa’dan kalkmasıyla yaşanan 3 günlük kriz sürecinde 25-30 bin civarında üyenin partilerinden istifa ettiğini açıkladı. Krizin İYİ Parti’ye oy kaybettirip kaybettirmediğine ilişkin soruya Erhan Usta “İYİ Parti burada oy kaybetmiş midir, ilk etapta olabilir. Üye istifaları olmuştu. Yanlış hatırlamıyorsam 25-30 bin civarında istifa oldu” yanıtını verdi.

    AKŞENER, İYİ PARTİ’YE ÜYE KAYBETTİREN AÇIKLAMASINDA NELER DEMİŞTİ?

    3 günlük 6’lı Masa krizi, Akşener’in kameralar karşısına geçip sert ifadelerle Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıktığı konuşması ile başlamıştı. Daha sonradan metni kendisinin kaleme aldığını açıklayan Akşener, Türkiye’nin gündemine oturan konuşmasında şunları söylemişti:

    “Aziz milletim, kıymetli basın mensupları. En sonda söyleyeceklerimi, en başta söyleyeyim: Geldiğimiz noktada İYİ Parti bir kıskaca alınmış, bir dayatmaya, mecbur bırakılmış, tıpkı yıllardır, Türk Milleti’ne yapıldığı gibi ölüm ve sıtma arasında, bir tercihe zorlanmıştır. Ve elbette, buna boyun eğmeyecektir. Sağduyusunu azme çevirecek, kişisel ikbal hesapları için üretilmiş, devşirme bir siyasetin, hınk deyicisi olmayacaktır. Çünkü ben ve arkadaşlarım ülkemizin, 20 yılını harap eden, ucube bir zihniyete karşı ilk günden beri aynı yerde, aynı inançla, aynı kararlılıkla duruyoruz.

    “CEKETİMİ ASSAM KAZANIRIM’ DİYENLERİN KARŞISINDA DURDUK”

    Nasıl ki 2002 yılında illetin aleyhine plan yapanların karşısında durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. Nasıl ki, 2010 yılında milletin istikbaline kastedenlerin, karşısında durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. Nasıl ki 2015 yılında milletin canına kıyanların karşısında durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. Nasıl ki, 2017 yılında milletin kaderini tek bir kişinin iki dudağı arasına mahkûm etmek isteyenlerin karşısında durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. Nasıl ki 2018 yılında milleti iki yumruk arasına sıkıştırıp birlik ve beraberliğinden etmeye çalışanların karşısında durduk bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. Nasıl ki 2019 yılında milletin iradesine ipotek koymaya çalışanların karşısında durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. Nasıl ki 2020 yılında milletin tercihlerini ‘Ceketimi assam seçilirim’ diyerek, hiçe sayanların, karşısında durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz.

    “MİLLETİMİZİN DERTLERİNİ DİNLEDİK”

    Değerli basın mensupları; Biz bugünlere, dayatmalara direnerek geldik. Biz bugünlere kirli pazarlıkları reddederek geldik. Biz bugünlere alışılmış yenilgilere karşı çıkarak geldik. Nitekim bu doğrultuda siyasetimizin merkezine milletimizi alıp, memleketimizi il il, ilçe ilçe, karış karış gezdik. Milletimizin hem dert ve isteklerini, hem iktidara yönelik şikâyetlerini, hem de bizden, yani muhalefetten, beklentilerini dinledik. Nasıl ki; dinlediğimiz dertleri, istekleri ve şikâyetleri not edip, milletimizin sesini iktidara duyurduysak, aynı zamanda bizden, yani muhalefetten olan beklentileri de duyurmak ve karşılamak için yılmadan, yorulmadan çalıştık. Biz İYİ Parti olarak demokrasiye olan inancımız gereği her daim ortak aklın ışığında sorunları ve çözümleri konuşabilmeyi, hem çağın, hem de aklın, bir gereği olarak gördük.

    “İMAMOĞLU VE YAVAŞ’I ÖNERDİK”

    Bu sebeple de geçtiğimiz sene milletimizin ve memleketimizin ihtiyaçlarını düşünerek, beş siyasi partiyle birlikte çok önemli bir adım attık. Tüm farklılıklarımıza rağmen Türkiye için ortak dertlerimize ve bu dertlerin çözümüne yönelik önerilerimize dair Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, Anayasa Değişikliği Teklifi ve Ortak Politikalar Metni gibi birçok önemli konuda mutabakat sağladık. Ve dün gerçekleşen toplantıda nihayet, ortak cumhurbaşkanı adayının kim olacağını tartıştık. Bu doğrultuda beş siyasi parti tek bir ismi dile getirerek, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı yönünde görüşlerini beyan ettiler. Biz de İYİ Parti olarak üç yılı aşkın bir süredir sokaklarda, dükkânlarda ve meydanlarda sıklıkla duyduğumuz, milletimizin yoğun bir teveccüh gösterdiğine, hemen her yerde şahit olduğumuz ve yapılan tüm kamuoyu araştırmalarında da uzun süredir Sayın Erdoğan’a karşı açık ara kazandığını gördüğümüz iki ismin adaylığı konusunda görüşümüzü beyan ettik. Bu iki isim, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’ydu.

    “ŞAHSİ HIRSLAR TÜRKİYE’YE TERCİH EDİLDİ”

    Bunun da yanında aday belirleme sürecinin sağlıklı yönetilmesi için her bir siyasi partinin ayrı ayrı belirleyeceği araştırma şirketlerinin yapacakları çalışmalar ışığında, ortak Cumhurbaşkanı adayının veriye dayalı, rasyonel ve objektif bir usul ile belirlenmesini de önerdik. Ancak maalesef ve maalesef, bu görüş ve önerilerimiz masadaki paydaşlar tarafından kesin bir biçimde reddedildi. Yani, milletimizin haklı beklentilerini, Masa’nın kararlarına yansıtma çabamız reddedildi. Ve Altılı Masa’nın son toplantısında bir “anlayışa” varıldı. Bu vesileyle anlamış olduk ki şahsi hırslar, Türkiye’ye tercih edilmiştir. Anlamış olduk ki, kişisel ajandalar uğruna mübah sayılan kuyruklu yalanlar, milletin kazandığı bir büyük hakikate tercih edilmiştir. Anlamış olduk ki, yenilgi yenilgi büyüyen küçük hesaplar, 85 milyonun kazandığı kutlu bir zafere tercih edilmiştir. Aziz milletim; Biz İYİ Parti’yi bunun için kurmadık. Kurulduğumuz günden bugüne kadar bir kez bile “Önce ben, önce İYİ Parti” demedik. “Önce millet, önce memleket” demekten, asla vazgeçmedik.

    “NOTER MASASINA DÖNDÜ”

    Bir kez bile milletimize verdiğimiz sözden dönmedik. Yeri geldi parti çıkarlarımızı göz ardı edip milletimiz için fedakârlık ettik. Yeri geldi şahsi hedeflerimizi kenara itip milletimiz için feragat ettik. Yeri geldi siyasi hesapları reddedip milletimizin için inat ettik. Hakarete uğradık, dişimizi sıktık. İftiraya uğradık, göğüs gerdik. Linç edildik, yıkılmadık. Bıkmadan, usanmadan, vazgeçmeden konuştuk, anlattık, dinlettik, gösterdik. Ancak, ne yazık ki olmadı, olamadı. Üzülerek söylüyorum ki, geldiğimiz son noktada dün itibariyle Altılı Masa artık millet iradesini, kararlarına yansıtma kabiliyetini kaybetmiştir. Milletimizin ortak iyiliği için iyi niyetle oturduğumuz bu masa artık potansiyel adayların tartışılabildiği bir ortak akıl platformu olmaktan çıkmış, tüm alternatiflerin kara listeye alınarak, tek bir adayın tasdiki için çalışan bir noter masasına dönüşmüştür. Ancak ne bir kumar masasında ne de bir noter masasında olmayacağız. 85 milyonun geleceğini kişilerin tahakkümüne teslim edip, tehlikeye atmayacağız. Cumhuriyetimizin yeni asrını göz göre göre hiç etmeyeceğiz. Milletimizin kazanma ümidini yok etmeyeceğiz. Türk Devleti’nin varlığını, Türk Milleti’nin iradesini bir kişinin iki dudağı arasına bırakmayacağız.

    “YAVAŞ VE İMAMOĞLU’NA ÇAĞRIMDIR”

    Ülkemizi, sadece kriz üreten bir ucube sisteme mahkum etmeyeceğiz. İlk gün olduğu gibi bugün de inatla ve ısrarla “ben” değil, “biz” demeye devam edeceğiz. Millet iradesine uzanan elleri çekecek, tüm dayatmaları yıkacak ve milletimizin sesini tüm Türkiye’ye duyuracağız! İşte bu yüzden, buradan sizlerin aracılığıyla, Sayın Mansur Yavaş’a ve Sayın Ekrem İmamoğlu’na bir çağrıda bulunmak istiyorum: Değerli Başkanlarım; Siz, bu milletin iradesiyle seçildiniz. Üzerinize atılan tüm iftiralardan alnınızın akıyla çıktınız. Tüm engellemelere rağmen çok çalıştınız. Görevinizi en iyi şekilde yaptınız. Milletimizi enkazın altında bile yalnız bırakmadınız. Ne mutlu size ki milletimiz gayretlerinizi gördü, yanınızda durdu. Milletimiz samimiyetinizi anladı, başının üstünde taşıdı. Milletimiz sizleri sevdi, bağrına bastı.

    “YA TARİH YAZACAĞIZ YA TARİH OLACAĞIZ”

    Size de ateşten bir gömlek giymeyi vazife kılmıştır. Bu vazife, Cumhuriyetimizin yeni asrının şafağında yepyeni bir sayfa açma vazifesidir. Bu vazife, sadece bir dayatmayı değil, topyekûn bir dayatmacılığı yıkma vazifesidir. Bu vazife, sadece bir kişiyi değil, kendini milletten büyük gören çirkin bir zihniyeti yenme vazifesidir. Bu vazife, sadece bir seçimi değil, geleceğimizin tüm seçimlerini kazanma vazifesidir. Bu vazife, milletin sesini duyma vazifesidir. Bu vazife, millet iradesini yeniden hakim kılma vazifesidir. Bu vazife, milletin hakkını millete teslim etme vazifesidir. Bu vazife, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında, Atatürk’ümüzün muasır medeniyetler hedefine ulaşma vazifesidir.

    Nasıl ki bundan 100 yıl önce aynı vazife, şanlı bir iradeyi tüm engelleri aşıp Samsun’a çıkarttıysa, 100 yıl sonra bugün de bu vazife, prangalardan sıyrılıp milletin sinesine varmayı emretmektedir. Hiç şüphemiz yok ki bu vazife, reddedilemez bir vazifedir. Görmezden gelinemez bir vazifedir. Çünkü bu çağrının sahibi millettir! Çünkü bu sözün sahibi millettir! Çünkü bu karar milletindir! Bu saatten sonra bizlere düşen bir seçim yapmaktır: Ya ışıl ışıl bir güneşin altında dimdik duracağız ya da uzayan gölgelerde kaybolacağız! Ya şanlı bir mücadelede milyonlarla yürüyeceğiz ya da trajik bir hikâyede figüranlık yapacağız! Ez cümle: Ya tarih yazacağız ya da tarih olacağız! İnanıyorum ki hep birlikte tarih yazacağız!

  • İYİ Parti’li Zorlu: Asla taviz vermeyeceğiz

    İYİ Parti’li Zorlu: Asla taviz vermeyeceğiz

    İyi Parti‘li Zorlu: Asla taviz vermeyeceğiz

    İyi Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP ziyaretine ilişkin, “Biz bu konuyla ilgili görüşlerimizi daha önce açıklamıştık. Esas olan hassasiyetlerimizin devamını sağlayabilmektir. Bu özenden asla taviz vermeyeceğiz, bunu milletimize taahhüt ediyoruz. İYİ Parti milletimizin birlik ve bütünlüğünü sağlayacak yegane çimentodur ve bu işlevini ilelebet sürdürecektir” dedi.

    İYİ Parti Sözcüsü Zorlu, partisinin genel merkezinde haftalık olağan basın toplantısını düzenledi. Zorlu, seçim günü sandık güvenliğine ilişkin açıklamalarda bulunarak, “Millet İttifakı ekseninde seçime önem veriyoruz. Çünkü seçim sandıkta kazanılacak, biz bu sandıklara sonuna kadar sahip çıkarak milletimizin iradesini en önemli ve en gerçekçi şekilde yansıtılması çabası içerisinde olacağız. Şu anda açıklanmadı ama tahminimiz o yönde; 210 bin civarında bir sandık sayısı açıklanmasını bekliyoruz. Biz İYİ Parti olarak tüm sandıklarda, sandık görevlilerimiz ve gözlemcilerimizin yanı sıra bütünsel olarak Millet İttifakı’nın her bir paydaşı olarak bu sandıklarda yer alacağız. Sizlerin iradesine sahip çıkacağız” dedi.

    ‘YSK’YA YAPTIĞIMIZ BAŞVURU REDDEDİLDİ’Milli iradenin doğru bir biçimde sandığa yansıması için depremzedelerin de göç ettikleri veya en azından geçici olarak bulundukları yerlerde, geldikleri illeri işaret ederek oy kullanmaları gerektiğini belirterek, “Çünkü bu hem seçim güvenliğinin sağlanması hem de milli iradenin doğru yansıtılması bakımından çok önemliydi. Maalesef Yüksek Seçim Kurulu’na yaptığımız başvuru, ‘kanun gerekiyor’ gerekçesi ile reddedildi” diye konuştu.’NEVRUZ GÜNÜNÜN RESMİ TATİL OLMASINI SAĞLAYACAĞIZ’

    İstanbul’da 224 kişinin gözaltına alındığı Nevruz kutlamaları sonrası çıkan olayları da değerlendiren Zorlu, “Biz Nevruz’u ulusun ulu günü, baharın müjdesi olan bir gün olarak değerlendiriyoruz. Bu gün hiçbir etnik, kimliksel, mezhepsel bir ayrım gözetmeksizin ülkemizde yaşayan 85 milyon insanımızın birlik, barış ve huzurunu temsil eden bir gün olarak kabul ediyoruz. Biz eğer demokrasiyi getireceksek hepimizin düşünceleri olabilir ama demokrasi ortaklaşmak demektir. O gerçek milli birliğimizdir, bağımsızlığımızdır. Bu duygulardan hareketle iktidarımızda İYİ Parti olarak Nevruz gününün bir resmi tatil olmasını sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

    Ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Zorlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP ziyaretine ilişkin, “CHP Genel Başkanı, TBMM’de grubu olan bir partiyi cumhurbaşkanı adayı olarak ziyaret ediyor. Biz bu konu ile ilgili görüşlerimizi daha önce açıklamıştık. Esas olan hassasiyetlerimizin devamını sağlayabilmektir. Bu özenden asla taviz vermeyeceğiz, bunu milletimize taahhüt ediyoruz. İYİ Parti milletimizin birlik ve bütünlüğünü sağlayacak yegane çimentodur ve bu işlevini ilelebet sürdürecektir” dedi.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Politika
  • Halkın Kurtuluş Partisi: 14 Mayıs seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğiz

    Halkın Kurtuluş Partisi: 14 Mayıs seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğiz

    Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Genel Sekreteri Sait Kıran, 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini söyledi.

    “SEÇİMLERE 600 MİLLETVEKİLİ ADAYIYLA KATILIYORUZ”

    Kıran, “On binlerce insanımızın canına, yüzbinlerce insanımızın yaralanmasına, yoksul halkımızın dişinden tırnağından arttırarak, yıllarca alın teri dökerek edindiği bütün birikimlerin yok olmasına mal olan, 11 ilimizi, 15 milyon insanımızı etkileyen, hiçbir zaman unutmayacağımız, unutturmayacağımız deprem felaketi günlerinde yeni bir seçime doğru gidiyoruz” dedi.

    “ÖLÜMLE SITMA ARASINDA KALDIĞIMIZ İÇİN KILIÇDAROĞLU’NU DESTEKLEYECEĞİZ”

    HKP olarak son seçimlere 81 ilde 550 milletvekili adayı ile katıldıklarını ifade eden Kıran, Gerçek Gündem’e yaptığı açıklamada “Partimiz, 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak seçimlere 600 milletvekili adayıyla katılıyor. Millet İttifakı‘na ciddi eleştirilerimiz var, çok büyük bir beklentimiz yok ama kaba deyimle ölümle sıtma arasında tercih yapmak zorunda kaldığımız için Millet İttifakı adayı olan Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğiz” ifadelerini kullandı.