Etiket: Siyaset

  • Kılıçdaroğlu, seçim sürecinde CHP Genel Başkanlığı görevini sürdürecek

    Kılıçdaroğlu, seçim sürecinde CHP Genel Başkanlığı görevini sürdürecek

    Partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri Kılıçdaroğlu, veda mesajı verdi. Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olan Kılıçdaroğlu, “Bugün bu kürsüye veda etmek için buradayım” dedi.

    AKŞENER’E MESAJ GÖNDERDİ

    Aday belirleme sürecinde anlaşmazlık yaşadığı Meral Akşener’e de bir mesaj yollayan Kılıçdaroğlu, “Arada bir ülkücü damarı tutar, bunu da gayet iyi biliyorum” diye konuştu.

    GENEL BAŞKANLIĞI BIRAKACAK MI?

    Parti grubundaki konuşması sonrası parlamento muhabiriyle makamında bir araya gelen Kılıçdaroğlu, “Kürsüye veda ettiniz, cumhurbaşkanı adaylığı sürecinde genel başkanlığı sürdürecek misiniz?” sorusuna “Evet” yanıtını verdi.

    “KARŞILIKLI GÜVENİ İNŞA ETMEK GEREKİYOR”

    Siyaset kurumu ile vatandaş arasında güvensizlik oluştuğunu, zamanla bunun son bulması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “İyi bir çaba, iyi bir emekle sorunların tümü çözülebilir. Güven vermek gerekiyor. Toplum çok ayrıştı. Bu atmosferden çıkarmak gerekiyor. Karşılıklı güveni inşa etmek gerekiyor. Siyasetçinin halkına, halkın da siyasetçiye güvenmesi lazım. Etik değerleri güçlü olan bir siyaset anlayışı, ahlaki değerleri güçlü olan bir siyaset anlayışının Türkiye’ye gelmesi gerekiyor.”

    6’LI MASA’DAKİ TARTIŞMALAR

    Kılıçdaroğlu, 6’lı Masa’da yaşanan soruna ilişkin yöneltilen soruya ise “Elbette ki tartışmalar doğaldır. Tartışma olmayan bir yerde hayat olmaz. Tartışmalar olacak. Bütün mesele tartışmalardan sonra tokalaşmasını bilmektir. Sorunu çözüyorsanız, bir sorun kalmıyor” yanıtını verdi.

    “KOŞULLARIN BİR AN EVVEL İYİLEŞTİRİLMESİ LAZIM”

    Deprem bölgesinde çadır, su ve yer sorunlarının sürdüğünü; kadınların ve erkeklerin kendilerine özgü sorunları olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Hala koşullar çok iyi değil. Koşulların bir an önce iyileştirilmesi lazım. Onlara bakmak gerekiyor. Sonuçta depremzedelerin sorunlarının dillendirildiği bir ortam olması gerekiyor. Benim görevim de o sorunları dillendirmek” dedi.

    “PEK ÇOK ALANDA SORUN VAR”

    Siyasal iktidarın görevinin bu sorunlara çözüm üretmek olduğunu ancak şu ana kadar sağlıklı bir çözümün üretildiğini görmediklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Çadırdan tutun müdahaleye kadar pek çok alanda sorun var. Bir eş güdüm eksikliği var, koordinasyon yok” diye konuştu.

    “SANDIK GÜVENLİĞİ SAĞLANIR ORADA”

    CHP lideri, “Deprem bölgesinde seçimin sağlıklı gerçekleştirilebileceğine dair bir endişeniz var mı?” sorusuna, “Hayır. Sandık güvenliği sağlanır orada. Her partinin temsilcisi olacak. Hayır bir endişe taşımıyoruz” yanıtını verdi.

    Kılıçdaroğlu’nun, “Cumhur İttifakı üyelerinden aldınız mı tebrik telefonu?” sorusuna yanıtı ise “Hayır” oldu.

  • MHP’den Bahçeli’nin depremzedelere “Sessizlik olacak, dağılın gitsin” dediği görüntüyle ilgili ilk açıklama

    MHP’den Bahçeli’nin depremzedelere “Sessizlik olacak, dağılın gitsin” dediği görüntüyle ilgili ilk açıklama

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ile birlikte dün deprem bölgesi Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesini ziyaret etti. AFAD’ın Elbistan’da kurduğu konteynerkenti ziyaret ettikleri sırada bir grup depremzede, deprem sonrasında yaşanan aksaklıklar nedeniyle tepki gösterdi.

    BAHÇELİ: SESSİZLİK OLACAK, İNDİRİN ŞUNLARI

    Bahçeli, depremzedelere, “Böylesi olaylarda, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve diğer yetkililerin burayı ziyaretini sabote etmeye hakkınız yok. Sessizlik olacak. Dağılın gitsin. İndirin şunları. Hadi bakalım” dedi.

    MHP GENEL SEKRETERİ’NDEN BAHÇELİ’NİN GÖRÜNTÜLERİYLE İLGİLİ AÇIKLAMA

    Bahçeli’nin görüntüleri ve depremzedelere yönelik sözleri gündem olurken, MHP Genel Sekreteri İsmail Büyükataman, Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tepki gösteren depremzedelere yönelik sözlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “TÜRKİYE CUMHURİYETİ SİYASİ YAĞMACILARA KARŞI MÜCADELE VERMEKTEDİR”

    Büyükataman sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda şu ifadeleri kullandı; “Asrın Felaketi’ni yaşadığımız 6 Şubat gününden itibaren Türkiye Cumhuriyeti bir yandan milletimizin yaralarını sarmak için olağanüstü bir gayretle çalışırken diğer taraftan yaşanan depremlerden siyasi rant elde etmeye çalışan siyasi yağmacılara karşı mücadele vermektedir. İlk günden itibaren kirli bir oyun tezgâhlayan Zillet İttifakı’nın taşeronluğuna soyunan tribün simsarları da futbol sahalarını siyaset arenasına çevirmeye çalışarak adeta milli iradeye saldırmışlardır.

    “ZİLLET İTTİFAKI PARTİMİZİ HEDEF ALMIŞTIR”

    Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, deprem şehitlerimize saygısızlık yaparak futbol sahalarına siyaset bulaştıran ve statlardan kaos doğurmaya heveslenen milli irade karşıtlarına geçit vermeyen örnek bir duruş sergilemiştir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin duruşu karşısında oyunları bozulunca telaşa kapılan Zillet İttifakı aziz milletimizin acılarını siyasete malzeme yapmaya ve millet iradesine ipotek koymaya çalışarak partimizi hedef almışlardır.

    “DEVLET BAHÇELİ’NİN HAKARET ETTİĞİ İFTİRASINI ATTILAR”

    Zillet İttifakı vekilleri ve medyası, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin Elbistan ziyareti sırasında “Elbistan İl Olsun” pankartı altında slogan atmanın yeri ve zamanı olmadığını dile getirdiği sözlerini çarpıtarak depremzedelere hakaret ettiği iftirasını atmışlardır. Felaketin ilk gününden itibaren milletimizin acılarını istismar ederek siyasi rant peşinde koşan Zillet İttifakı partileri ve zillete payandalık yapan ufak tefek tek kişilik particikler de bu karalama kampanyasına dahil olmuş ve acılarımızı oya çevirme yarışına girmişlerdir.

    “DEPREM BÖLGESİNDE GEZERKEN BİLE ADAYLIK KAVGASI VERİYORLAR”

    Henüz bir aday belirlemeyi dahi beceremeyen Zillet İttifakı, kendi içerisindeki kavgayı, tutarsızlığı ve teslimiyetçi anlayışı gizleme telaşıyla milletimizin karşısına her gün yeni bir algı operasyonu ile çıkmaya devam etmektedir. Deprem bölgelerinde gezerken bile adaylık kavgası yapmaktan vazgeçmeyen, birbirlerini geri

    zekalı olmakla tanımlayan, yaşanan felaketten kaos doğurup iktidar devşirmeye heveslenen Zillet İttifakı’nın içine düştüğü çukur siyaseti açıkça ortadadır. Türk milleti bu çukur siyasetine, zilletten iktidar devşirmeye çalışan 6+1 masası ve yancılarına, Türk futbolunu zillete kurban etmek isteyen siyaset holiganlarına ve Sayın Genel Başkanımızın sözlerini çarpıtarak algı operasyonlarından beslenen zillete gereken cevabı verecektir. Milliyetçi Hareket Partisi Büyük Türk milletinin iradesini ipotek altına almaya çalışanların, acılarını istismar edenlerin, istikbalini kargaşaya mahkûm etmek isteyenlerin dün olduğu gibi bugün de karşısında, aziz milletimizin ise daima yanında olmaya devam edecektir.”

  • Bakan Kasapoğlu: Tribünlerde provokasyonlara hiçbir zaman izin vermeyeceğiz

    Bakan Kasapoğlu: Tribünlerde provokasyonlara hiçbir zaman izin vermeyeceğiz

    Süper Lig’de oynanan Fenerbahçe ve Beşiktaş maçları sırasında tribünlerden yükselen “Hükümet istifa” sloganları ülke gündemine oturdu.

    SPOR BAKANI’NDAN AÇIKLAMA GELDİ

    Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, spor müsabakalarının siyaset üretme merkezleri olmadığını belirterek, provokasyonlara hiçbir zaman izin vermeyeceklerini söyledi. Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Süper Lig’de yaşanan tribün olaylarına dair basın açıklaması yayımladı.

    “FELAKETİN ARDINDAN SPOR DÜNYASI TEK YÜREK OLMUŞTUR”

    Bakan Kasapoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Ülke ve millet olarak; tarihin en büyük felaketlerinden birini yaşadığımız bu dönemde, devletimiz ve milletimiz el ele vermiş, yaralarımızı sarmak konusunda sarsılmaz bir irade ortaya koymuştur. Geride bıraktığımız üç hafta göstermiştir ki bu topraklar iyi günlerin mutluluğunu birlikte paylaştığı gibi kötü günlerden de birlik olarak çıkmayı başaracaktır. Bu büyük felaketin ilk anından itibaren spor dünyası da tek yürek olmuştur. Spor, bu zorlu süreçte birleştiren bir köprü olma misyonunu en güçlü şekilde yerine getirmiştir. Spor camiası topyekün iyilik yarışının içinde yer almış; renk, arma ve forma fark etmeksizin gönüller birlikte hareket etmiştir. Bu örnek duruş, sporun bir tarafıyla rekabet olduğunu ama temelinde dostluk ve kardeşlik barındırdığını tüm dünyaya göstermiştir.

    Bakan Mehmet Muharrem Kasapoğlu

    “SPOR SAHALARI SİYASET ALANLARI DEĞİLDİR”

    Ülkemizin bu birlik ruhuna ve sporun iyileştirici gücüne, depremin yaralarını sarmaya devam edeceğimiz süreçte çok daha fazla ihtiyacı olacaktır. Ancak her zor dönemde olduğu gibi bu büyük felakette de birtakım çıkar gruplarının yine boş durmadığı, spor camiaları ve tüm kulüpler tek yürek olurken, birilerinin maksatlı provokasyonlara giriştiği görülmektedir. Spor sahaları siyaset alanları değildir. Spor müsabakaları siyaset üretme merkezleri değildir. Sporu siyasete alet etmenin birlik ve beraberliğe ket vurmaktan başka bir neticesi de yoktur.

    “PROVOKASYONLARA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Bu acı felaketin yaralarını, yüzyılın dayanışmasıyla sarmaya devam edecek, kamu, özel sektör, sivil toplum ve millet olarak el ele vererek zor günleri birlikte aşacağız. Provokasyonlara da hiçbir zaman izin vermeyeceğiz. Zaten tüm kulüpler ve gerçek sporseverler bu misyonu layıkıyla yerine getirmekte ve 85 milyona güç veren birlikteliklere imza atmaktadır. Sporun birleştirici gücüne, bilhassa böyle zor ve sıkıntılı günlerde çok daha fazla ihtiyacımız olduğunu tekrardan ifade eder, aziz milletimize bir kez daha başsağlığı dilerim.”

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika
  • Kılıçdaroğlu deprem haberini aldıktan sonra yaşadıklarını anlattı: Anladım ki ben o an itibarıyla o aynı Kemal değilim

    Kılıçdaroğlu deprem haberini aldıktan sonra yaşadıklarını anlattı: Anladım ki ben o an itibarıyla o aynı Kemal değilim

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki düzenlenen ve afette hayatını kaybedenler nedeniyle saygı duruşu ile başlayan grup toplantısında açıklamalar yaptı. Kılıçdaroğlu, dün akşam Hatay’da meydana gelen deprem için “Aynı acıları yaşamamak, önlem almak aklın gereğidir. Dün akşam iki deprem meydana geldi. Hayatını kaybedenler var. Yarın bölgeye gideceğim” dedi.

    “HABERİ ALDIĞIMDA DEHŞETE DÜŞTÜM”

    Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları; “Derler ya hani kelimeler kifayetsiz kalıyor diye, gerçekten de öyle. İnsan ne dese, nasıl dese bilemiyor. Ben de konuşmamı satır satır yazmaya karar verdim. Konuşmama başlamadan önce sizden ricam alkışın sloganın olmamasıdır. Büyük bir felaket yaşıyoruz. Haberi aldığımda önce hepiniz gibi dehşete düştüm sonra en iyisi hemen depremin olduğu bölgeye gitmek dedim. Aradım başkanlarımızı, kalkın gidiyoruz dedim. Hatay’a vardık. Gördüklerim nasıl anlatılır inanın bilmiyorum, rüyada gibiydik. Gördüğümüz gerçek olamayacak kadar korkunç ve kâbustu. Kadim şehirlerimizde ölümden başka hiçbir şey yoktu. İnsanlar isimleri haykırıyordu sokaklarda; evlat, anne, baba, kardeş isimleri… Gece indiğinde tümüyle tükenmiştik.

    “BU ÜLKEDE HER ŞEYİ BÖLÜŞTÜLER, ACILAR HARİÇ”

    Buz gibi bir soğuk gerçek bir zifiri karanlık. Yatacak yer arıyoruz kendimize. Dinlenmeye çekildim ama dinlenmek, uyumak mümkün değil. Gözlerimi kapatıyorum o çocuklar, o isimler gitmiyor aklımdan. Halkımızın acısını, torunlarımı düşünüyorum. Duygularım karmakarışıktı. Bu ülkede her şeyi bölüştüler, acılar hariç… Acıları kimse bölüşmeyecek mi diye sordum kendi kendime. Bu ülkede her şeyi bölüştüler, acılar hariç. Acıları hiç kimse bölüşmeyecek mi bu ülkede diye sordum kendi kendime.

    “ERDOĞAN İLE SİYASET ÜSTÜ HİZALANMAYI REDDEDİYORUM DEDİM”

    Yarın torunlarım büyüyecek, Allah ömür verirse soracaklar bana ‘Dede en zor zamanlarda sen neredeydin? Ne yapıyordun? Ne diyeceğim onlara düşünmeye başladım. İşte o an içimde bir şey koptu. Anladım ki ben artık eski ben olamayacağım. O an itibarla ben aynı Kemal değildim. Kalktım basın müşavirim Ömer’i aramaya koyuldum. Telefon hatları çekmiyor, hiçbir şey çalışmıyor. Araca gittim o da zaten uyumuyordu. Herkeste aynı travma. ‘Haydi Ömer halkımıza seslenmemiz lazım’ dedim. En zor durumda nerede duracağımızı söylemem lazım. Gelecekte torunlarımın soracağı sorulara bu gece benim yanıt vermem lazım dedim. Erdoğan ile siyaset üstü hizalanmayı reddediyorum dedim.

    “MİLLETİ İÇİN EVLATLARI İÇİN VAR OLMAYAN BİR YAPIYI YÜCELTMEYECEĞİM”

    Ne kendisi ile ne sarayı ile ne de çeteleriyle hizalanacağım. Ne siyaset üstüne ne siyaset altına ne ölümüne ne dirimine ne de milleti için var olmayan bir devlet yapısıyla hizalanacağım. Milleti için evlatları için var olmayan bir yapıyı yüceltmeyeceğim. Asla ve asla yüceltmeyeceğim. Dayanışacaksam da milletim ile dayanışacağım. Milletimize seslenmek istiyorum ama internet yok. Ömer ile uğraşıyoruz, millet bizi bekliyor. İnternet bağlantısını halletmeye çalışıyoruz. Ne düşünüyorsam amasız, fakatsız, güzellemesiz söyledim. Şimdi yine buradan seslenmek istiyorum. Ey sevgili halkım, yüreği yanan halkım sen daha iyi olmayı hak etmiyor musun? Halkına hep hüzün ören bir ülkede yaşamaya devam mı edeceğiz?

    “DEĞİŞİM İKTİDARI DEĞİŞTİRMEKTEN BÜYÜK OLMALI”

    Cumhuriyetimizin bir yüzyılı geçti, ikinci yüzyılımız daha iyi olmasın mı? Halkının derdine koşamayan bir devleti toplamaya, değiştirmeye, iyileştirmeye çalışmayacak mıyız? Bunun zamanı gelmedi mi? Yazımızı öldürdüler ama artık bir baharı yaşatmayalım mı bu çilekeş halkımıza? Gözyaşlarımızın gözümüzü bulandırmasına izin vermeyelim. Bizim bir iktidarı değiştirmekten çok daha derin meselelerimiz var. İktidarı değiştireceğiz orası kolay ama hepimiz biliyoruz ki değişim bir iktidarı değiştirmekten büyük olmalı. Çünkü zihniyeti değiştirmemiz lazım. Net konuşmamız lazım. Bizim bir iktidarı değiştirmekten çok daha derin meselelerimiz var. İktidarı değiştireceğiz, orası kolay. Değişim iktidarı değiştirmekten büyük olmalı. Zihniyeti değiştirmemiz lazım. Bu ülkeyi enkaz altında bırakan düşünce şeklini kurutmamız lazım. Değerlerimizi yeni baştan örmemiz lazım. Devlete yaklaşımımızı değiştirmemiz gerek.

    “SİYASETİN YAPILMA ŞEKLİNİ DEĞİŞTİRMEMİZ LAZIM”

    Rant peşinde koşanlar bizi yönetiyor. İş insanları yasa boşluklarını dolduruyor. Kibir alkışlanıyor, düzen aynen devam ediyor. Büyük küçük herkes rantın peşinde. Biz ne yaptık kendimize böyle? Nedir bu haram sevdası böyle? Elbette önce bu düzeni suçlayacağız. Bu düzeni onlar getirdi. İğneyi kendimize batırmak zorundayız. Siyasete giren anormal şekilde zenginleşiyor. Biz siyasiler de oy kaybederiz diye imar aflarına el kaldırıp, indiriyoruz. Defter tutuyorlarmış, zıvanadan çıktılar. Onlar bambaşka bir evrende yaşıyorlar. Değişmemiz lazım. Düzenin çalışma şeklini kökünden değiştirmemiz lazım. Siyasetin yapılma şeklini değiştirmemiz lazım. Davranışlarımızı değiştirmemiz lazım. Her şeyi temelden değiştirmek zorundayız.

    “HALKIMIZ İÇİN BU ÜLKEYİ YENİDEN KURACAĞIZ”

    Değişime bu vahşi neo-liberal tek adam rejiminden başlayacağız. Halkı ilgilendiren her alana sirayet edecek değişim. Şafak söktüğünde evsiz barksız kalanlar yuvalarını yeniden bulacak. Depremler hep olacak. Ama devlet artık depremler karşısında aciz kalmayacak. Bu kabus bir daha yaşanmasın. Haramdan, düzensizlikten, yalandan, riyadan siyaset elini çekecek. Kayırma bitecek, suiistimal bitecek, açgözlülük, rant bitecek. Her birimiz elimizi taşın altına koyacağız. Önce inanacağız. Birbirimize inanacağız. Adaleti getireceğimize inanacağız, daha iyisini hak ettiğimize inanacağız. Deprem gecesinden beri dayanışma içinde olan onurlu halkımız için inanmak zorundayız. Halkımız için bu ülkeyi yeniden kuracağız. Kural koyacağız, asla çiğnetmeyeceğiz. Artık imar aflarını ağzımıza almayacağız. Kurumlar inşa edeceğiz, tek adamlar asla bu coğrafyada asla olmayacak. Bu harami düzeni mutlaka değiştireceğiz. Yarın çocuklarımız sorduğunda, ‘Bu kabusu biz bitirdik’ diyelim.”