Etiket: Sorumlu

  • Seçil Erzan dosyasında banka sorumlu tutulacak mı? Yargıtay’ın geçmişte verdiği karar emsal olabilir

    Seçil Erzan dosyasında banka sorumlu tutulacak mı? Yargıtay’ın geçmişte verdiği karar emsal olabilir

    Yüksek getirisi bulunan güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu ifade ederek aralarında tanınmış futbolcular Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 19 kişiyi yaklaşık 25 milyon dolar ile 7 milyon 384 bin lira dolandırdığı iddia edilen Banka Eski Müdürü Seçil Erzan‘ın davası sürüyor.

    Bursa Barosu Avukatlarından Cüneyt Fidan, geçmiş yıllarda da benzer bir dava görüldüğünü söyleyerek o davada verilen Yargıtay kararında bankanın da sorumu tutulduğunu hatırlattı. Yargıtay kararının emsal teşkil ettiğini belirten Fidan, bu kararın Seçil Erzan dosyasına ışık tutacağını ifade etti.

    MAHKEME BANKAYI SORUMLU TUTMAYINCA DAVA YARGITAY’A TAŞINDI

    İlk derece mahkemesinde görülen benzer davadaki kararda bankanın sorumlu tutulmadığı ve konunun Yargıtay’a taşındığını hatırlatan Fidan, “Bildiğiniz üzere son günlerde gündemi oldukça meşgul eden bir konu var. Bir banka müdürü bankanın ismini kullanarak birden fazla kişiyi dolandırması konuşuluyor. Bugün bu konuya değil ancak bu konuya çok benzer daha önceki Yargıtay kararına değineceğim.

    Yargıtay kararına konu olayda davacılar kuyumcu ve bir banka ile geniş hacimli bir işlem yapmaktalar. Fakat bir süredir ödemeleri elden banka şubesinde yapmaktalar. Çünkü banka müdürü bu yönde talimat vermiş. Davacılar bir süre sonra paralarını geri istediklerinde bir kısmı parasını alabiliyor, bir kısmı yaptığı ödemeden çok daha fazlasını alırken bir kısmı ise alamıyor. Daha sonra bankaya yapılan bütün ödemeler için dava açılıyor. İlk derece mahkemesi vermiş olduğu kararda bankanın sorumlu olmadığını öne sürüyor. Çünkü yapılan işlemlerin banka müşteri işlemleri olmadığı, davacıların kendi hesaplarına para yatırmadığı ve bunu kanıtlayamadıklarını öne sürüyor. Aynı zamanda da bazı davacıların yapmış oldukları ödemeleri kat ve kat fazlasıyla geri aldıklarından bahsediyor, bu nedenle de ilk derece mahkemesi davayı reddediyor. Ayrıca ilk derece mahkemesi vermiş olduğu kararda davacıların söz konusu paraları Türk Lirası olarak verdiklerini ve döviz kurunun altında daha uygun fiyatla döviz almak için verdiklerini belirtmiştir. Nitekim bu davanın her iki tarafının da kabulündedir, bu sebepler de davayı reddetmiştir” şeklinde konuştu.

    YARGITAY BANKAYI SORUMLU TUTTU

    Geçmişte Yargıtay’a taşınan konuda, Yargıtay’ın ilk derece mahkemesinin kararını bozduğunu ve bankayı da yaşanan olaydan sorumlu tuttuğunu ifade eden Fidan, “İtiraz üzerine konu Yargıtay’a taşınıyor. Yargıtay yapmış olduğu incelemede bu kararı bozuyor ve bankanın sorumlu olduğunu hükmediyor. Yargıtay yaptığı incelemede her ne kadar davacılar banka hesaplarına para yatırmamış olsalar da bu paraları bir banka müdürüne yatırmış olmaları, banka müdürünün bu işlemlerde karşılığında dekontları kaşeleyip imzalı bir belgeyi davacılara vermiş olmasını göz önünde bulunduruyor. Davacıların bu paraları banka çalışanlarına yatırdığını, banka gişe görevlisinin ajanda kayıtlarından da anlaşıldığını ve bu sebeple paranın yatırıldığının kanıtlandığını kabul ediyor. Aynı zamanda işveren sorumluluğu ilkesi çerçevesinde banka müdürünün gerçekleştirmiş olduğu bu hukuka aykırı fiilden dolayı bankanın da sorumlu olduğunu kabul ediliyor” dedi.

    YARGITAY’IN VERDİĞİ KARAR EMSAL NİTELİĞİ TAŞIYOR

    Geçmişte görülen benzer davada Yargıtay’ın kararının emsal niteliği taşıdığını belirten Fidan, “Yargıtay kararları bize kanunun uygulamada somut olaylarda nasıl ele alınacağını açıklar. Bahsetmiş olduğumuz Yargıtay kararı da son zamanlarda gündemi meşgul eden bir olaya ışık tutabileceğine inanıyorum. Çünkü Yargıtay kararında hem eski borçlar kanununda hem de günümüz borçlar kanunda yer alan adam çalıştıranın sorumluluğu ilkesinin somut olaylarda nasıl uygulanması gerektiğini anlatıyor” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / 3. Sayfa
  • Kılıçdaroğlu Akşener’e ne dedi? (VİDEO) Kılıçdaroğlu 6’lı masa ve cumhurbaşkanı adaylığı açıklaması!

    Kılıçdaroğlu Akşener’e ne dedi? (VİDEO) Kılıçdaroğlu 6’lı masa ve cumhurbaşkanı adaylığı açıklaması!

    Kılıçdaroğlu Akşener’e ne dedi? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, isim vermeden Akşener’i hedef alarak, açıklamalarda bulunduğu iki dakikalık video yayımladı. Peki, Kılıçdaroğlu Akşener’e ne dedi? Kılıçdaroğlu 6’lı masa ve cumhurbaşkanı adaylığı açıklaması haberimizde…

    KILIÇDAROĞLU NE DEDİ?

    İYİ Parti lideri Meral Akşener’in cumhurbaşkanı adaylığına karşı çıktığı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iki dakikalık video yayımladı. Videoda zehir zemberek ifadeler kullanan Kılıçdaroğlu, isim vermeden Akşener’i hedef alarak, “Sofra büyümek zorunda, bunu da kimse durduramaz. Bu sofrada siyasi oyunların, nezaketsizliğin, Erdoğan dilinin, yerinin olmaması gerekirdi. Bu sofraya oturanlar böyle oturdu, kalkan da ancak bu sebepten kalkacaktır.” dedi.

    KILIÇDAROĞLU’NDAN DİKKAT ÇEKEN VİDEO

    Akşener’in çıkışı sonrası gözlerin çevrildiği Kemal Kılıçdaroğlu cephesinden dikkat çeken bir paylaşım geldi. Sosyal medya hesabında 2 dakikalık bir video paylaşan Kılıçdaroğlu, isim vermeden Akşener’e sert sözlerle yüklendi.

    “HEP HALİL İBRAHİM SOFRASI’NDAN BAHSETTİK”

    6’lı Masa’da “Erdoğan dilinin” olmaması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Sevgili halkım, biz bu yola çıkarken hep Halil İbrahim sofrasından bahsettik. Çünkü bu sofraya bu ülkenin tüm renklerini davet etmemiz gerekir dedim, yoksa bu ülke iflah olmaz dedim. Türkiye’nin tüm renklerini birleştire birleştire, kazanmak için yola çıktık. Soframız böylece gittikçe genişledi. Çünkü amaç sadece ceberut sarayı göndermek ya da değiştirmek değildi; amaç, aynı zamanda yeni ve güzel Türkiye oluşturmaktı.

    “İTTİFAKIMIZIN DİĞER ORTAKLARI MEDYAYA ÇIKIP HAKARETLER ETMİYOR”

    Bu sofraya ‘o oturmasın, bu oturmasın’ diyerek bu ülkeyi toparlayamayız. Birilerini hor görerek, göz ardı ederek Türkiye’yi değiştiremeyiz. Bu Türkiye’yi 20 senedir yaşıyoruz zaten. ‘Erdoğan gitsin, ama Erdoğanizm gelsin’ bu da olmaz. Tarihi sorumluluğumuz var bizim. İttifakımızın diğer ortakları medyaya çıkıp hakaretler etmiyor. İttifaka zarar veren demeçler hiç vermiyor. Hiçbirinin ittifak içinden oy devşirmeye çalıştığını da görmedim. Sürekli aynı olgular, birbirini tekrar eden hamleler. Biz ülkeyi siyasal operasyonlarla yönetmeye talip olmayacağız. Hepimizin sorumluluğu var ve sorumlu davranacağız.

    “BU SOFRADA ERDOĞAN DİLİNİN YERİNİN OLMAMASI GEREKİRDİ”

    Bana gelince, ben bu saatten sonra değişmem, ben birleştiririm. Birleştirmeye de devam edeceğim, sofra büyümek zorunda. Bunu da kimse durduramaz. Bu sofrada siyasi oyunların, nezaketsizliğin, Erdoğan dilinin yerinin olmaması gerekirdi. Bu sofraya oturanlar böyle oturdu, kalkan da ancak bu sebepten kalkacaktır.

    “BİZ SORUMLU DAVRANMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Umudum, niçin bir araya geldiğimizin farkındalığıyla sakin olmalıyız. Bu sofraya herkesi davet etmemizdir. Birilerinin kalkması yerine, tüm renklerimizin oturmasını sağlamamızdır. Onun için ne ben ne de partimdeki yol arkadaşlarım, herhangi bir gerginliğe izin vermeyeceğiz, alet olmayacağız. Biz sorumlu davranmaya devam edeceğiz. Kimseyi geride bırakmayacağız. Türkiye’nin tüm vatandaşları bu softaya davetli olacak. Halkımız kaygılanmasın. Biz her şekilde Erdoğan’ı da Erdoğan’ın propaganda makinasını da yeneriz, yeneceğiz, emin olun yeneceğiz!”

  • Deprem bölgesinden ayrılanlar nasıl oy kullanacak? Herkesin merak ettiği soru Bakan Bozdağ’a soruldu

    Deprem bölgesinden ayrılanlar nasıl oy kullanacak? Herkesin merak ettiği soru Bakan Bozdağ’a soruldu

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, CNN Türk’te 40 binin üzerinde insanımızın yaşamını yitirdiği Kahramanmaraş merkezli büyük depremlerle ilgili açıklamalarda bulundu.

    DEPREM BÖLGESİNDEN AYRILANLAR NASIL OY KULLANACAK?

    Programda “Deprem bölgesinden ayrılanlar nasıl oy kullanacak?” sorusuna yanıt veren Bakan Bozdağ, “Kimin nerede nasıl oy kullanacağı kanunumuzda açık açık yazıyor. Onun için yeni bir kanuni düzenlemeye gerek yok. YSK’nın daha önce aldığı kararlar var. Herkes meskun olduğu yerde oyunu kullanacak. Seçim listeleri askıya çıktığında itirazı varsa edecek ona göre oy kullanacak. Herkes bulunduğu yerde oy kullanacak ve kullandığı ile sayılacak. Yasalarımızda kural bu. Geçmişte alınan kararlar bu. Mükerrer oy kullanma ihtimali yok. Deprem bölgesinde sandıkların nereye kurulacağına YSK karar verecek. YSK öyle bir karar verdiğinde orada da kurulabilir” ifadelerini kullandı.

    “NEYİN NE OLACAĞI YASALARIMIZDA YAZIYOR”

    “Biz bugüne kadar seçimle ilgili bir gündem yapmadık” diyen Bakan Bozdağ, şöyle devam etti: “Seçimle ilgili en ufak değerlendirme yapılmadı. Ama maalesef Türkiye’de bu kadar acı arasında seçimi gündem yapan ve böyle bir gündem AK Parti ve MHP’de varmış gibi algı uyandıranlar çıktı. Bunları kınamak istiyorum. Türkiye’nin daha önemli işleri var. ‘Seçim ne olacak, nasıl olacak?’ diye bir değerlendirme yapmayı saygısızlık olarak görürüm. Neyin ne olacağı yasalarımızda yazıyor. Herhangi bir yoruma yer verilmeyecek şekilde belli. Bunların hepsi seçim kanunumuzda yazıyor. Her şey açık ve ortada. Böylesi bir zamanda daha fazla değerlendirme yapmayı doğru bulmuyorum.”

    Bakan Bozdağ’ın açıklamalarından satırbaşları şu şekilde;

    “Yaşanan deprem felaketi içimizi acıttı. Pek çok hikayeyi kötü bir şekilde sonuçlandırdı. Elbette ki yaşandığı gün sıcağı sıcağına bakanlarımız bölgeye hareket etti. Ben de Diyarbakır’a hareket ettim. Gerekli çalışmaları yapmak için yoğun mesai yaptık. Herkes hesabın sorulmasını istiyor. Ben de herkes gibi yapılanların hesabının verilmesinden yanayım. Cumhuriyet Savcıları duruma el koydu. Resen soruşturmalar başlatıldı. Yoğun bir mesai içerisine girildi. Bölgede pek çok cumhuriyet savcısını görevlendirdik. 7/24 çalışmak durumunda kaldılar. Deprem soruşturma ön büroları oluşturuldu. Bu büroların yaptığı çalışmalar neticesinde, 573 şüpheli hakkında işlem yapıldı. 171 kişi hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. 77 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Şüpheli için rakam verme şansımız yok. Ölen 11 kişi var. İfadeleri alınan 62 kişi var. Ölümün olduğu binaların sorumluları ayrı ayrı inceleniyor.

    “GEREKİYORSA KAMU GÖREVLİLERİNE SARUŞTURMA AÇILACAK”

    Tutuklu ve adli işlem yapanların dağılımı şöyle: Tutuklu 171 kişiden 78’i Müteahhit, 64’ünün yapı sorumlusu olduğunu görüyoruz. Binada değişiklik yapan 18 kişi var. Hakkında adli kontrol verilene baktığımızda 70 müteahhit, yapı sorumlusu 78, yapı sahibi 21 ve binada değişiklik yapan 28 kişi var. Tüm sorumlular bu soruşturmaların kapsamındadır. Herhangi yıkılan bir binada sorumluluğu olan kim varsa, hakkında yapılması gereken her türlü işlem yapılacaktır. Adalet tecelli edecektir. Binaların yaşlarına baktığımız zaman çoğu eski tarihli binalar. Kamu görevlileri hakkında gerekiyorsa, soruşturma olacaktır. Kimin ne kadar sorumluluğu varsa, yapılanlardan sorumlu olacaktır. Buradaki katkısı tespit edilecek buna göre bir değerlendirme yapılacak.Kolon kesme sadece eski binalarda değil. Eğer yeni yapılan binada kolon kesilmişse onda da aynı. Diyarbakır’da 411 insanımız hayatını kaybetti. Bu binaların hepsinin altında işletmeler var. Bunlarla ilgili iddialara var. Bunlarla ilgili soruşturmalar yapılıyor. Bunun sorumlularıyla ilgili işlem yapılacaktır. Kullanıcıların yaptığı imara aykırı değişiklikler var mı yok mu ona da bakılacak.

    “SAVCILARIMIZ 7/24 BÖLGEDE ÇALIŞIYOR”

    Şimdi bu konularda bizim meclislerime bakarsanız, her konuda muhalefet eden partilerin bu konuda nasıl birlikte hareket ettiklerini görme imkanı var. Belki Anayasal düzeyde böyle bir düzenleme yapıldığı takdirde kalıcı olabilir. ‘İmar affı çıkarılamaz’ düzenlemesini veya imarla ilgili suçlarda cezalar affa gidilemez bir düzenlemeyi tartışmakta elbette fayda var. Partiler bu konuda farklı eleştiriler yapsa bu konuda kolay bir araya gelebiliyor. Böyle bir değişiklikte fayda var. Yaşadığımız bu tecrübeler de bu konuların Türkiye’nin artık gündemine gelmemesi gerektiğini gösteriyor. Delillerin toplanması büyük bir titizlikle çalışılıyor. 7/24 savcılarımız bölgede çalışıyor. 1877 Adalet Bakanlığı’ndan yardımcı personelle beraber bölgede 4 bin 789 kişiyi görevlendirdik. Kimliklerin tespiti nüfusa işlenmesi son derece önemli. Bu açıdan adli tıp görevleri önemli bir görev ifa ettiler.

    DNA RAPORLARI

    Vatandaşlarımız DNA verdiyse, hızlıca en erken 5 saatte sonuç alınıyor. Ama bazen bu yetmeyebiliyor. Minimum 5 saat, azami 3 gün içeresinde bu DNA verileri üzerinden ölen kişiye dair bir raporlama yapılıyor. Eğer onların yakınları müracaat etmişse, referans numuneler alınmışsa ve incelenmişse bunlar eşleştiriliyor. Sonra bunlar ailelerine teslim ediliyor. Parmak izi alınarak da bu yapılabiliyor. Böyle de kimliklerin tespiti yapılabiliyor. Şuanda da bu konuda yoğun mesai yapılıyor. Büyük ölçüde tamamlandı. Geriye kalanların birkaç gün içerisinde biteceğini tahmin ediyoruz. Referans numuneler geldikçe, geriye kalanlar da yapılacaktır. Yakınlarını kaybedenlerin referans numune vermesi gerekiyor. Bu konuda da çağrı yapmış olayım. Her enkazla ilgili bilirkişi incelemesi yapılıyor. Her enkaz önce bilirkişi heyeti inceleme yapıldıktan sonra kaldırılıyor. Toplamda 659 bilirkişi bölgede faaliyet yürütüyor.”