Etiket: Suç

  • Altın, kahve seti, ipek kumaş baskılı tablo! Savcılık, Alinur Aktaş için topu Sayıştay’a attı

    Altın, kahve seti, ipek kumaş baskılı tablo! Savcılık, Alinur Aktaş için topu Sayıştay’a attı

    Sayıştay, eski Başkan Alinur Aktaş’ın yönetimindeki Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda, sosyal etkinlikler için 83 bin 175 liralık altın, 57 bin liralık Türk kahvesi fincan seti, 91 bin 850 liralık Türk kahvesi satın alındığı, Başkan’ın konuklarına alınan ipek kumaş baskılı tabloya 117 bin 900, muhtarlara dağıtılmak üzere bin 200 adet saate ise 48 bin lira ödendiğini tespit etmişti.

    GENELGEYE AYKIRI ORGANİZASYONLAR

    Sayıştay raporunda, hediye dağıtımı eleştirilmiş, genelgeye aykırı yapılan organizasyonlar sıralanmıştı. Bursa Festivali, Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali, Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali (3 milyon 997 bin 200 TL), Fotoğraf Festivali (1 milyon 184 bin 755 TL), Makedonya ve Kosova Sünnet Şöleni (240 bin TL) de bu organizasyonlar arasında yer almıştı.

    “GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK” VE “DOLANDIRICILIK”

    Halkçı Hukukçular, dönemin belediye başkanı Alinur Aktaş ve tespit edilecek diğer şüpheliler hakkında “görevi kötüye kullanma” ve “dolandırıcılık” suçlarından Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na 29 Aralık 2022 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştu.

    İŞLEM YAPILMASINA YER OLMADIĞINA…

    Halkçı Hukukçular’ın suç duyurusunu işleme alan savcılık, 22 Şubat 2024 tarihinde Aktaş ve diğer şüpheliler hakkındaki şikayetle ilgili “işlem yapılmasına yer olmadığına” karar verdi. Başsavcılık, Aktaş ve diğer şüpheliler hakkında soruşturma yapılması için Sayıştay’ın suç duyurusunda bulunabileceğini belirtti.

    Kararda, özetle şu ifadelere yer verildi; “Sayıştay Bakanlığı’nca düzenlenen ve sonuçları yayınlanarak kamuoyuna açıklanan denetim raporlarının, kaynakların etkin ve verimli kullanılmasının sağlanması ile mali işlem ve eylemlerin yerine getirilmesinde idarelere yol gösterici nitelik taşıması, bunların Sayıştay’ın genel denetim faaliyetinin sonucu düzenlenmiş raporlar olması, suç tespiti ve ihbarı niteliğinde olmayıp kamu idarelerine rehberlik etme amacıyla oluşturulan tavsiye ve öneri niteliğinde olması, Sayıştay Başkanlığı’nca yapılan denetim ve incelemeler sırasında tespiti yapılan ve konusu suç teşkil eden iş ve işlemler varsa, denetim raporlarından farklı olarak hazırlanan raporlarla sorumluların bağlı olduğu kamu idaresine veya suçun niteliğine göre doğrudan soruşturma yapılmak üzere cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulabileceği hususları değerlendirildiğinde, ilgili kurum tarafından başsavcılığımıza intikal edilen bir suç duyurusunun da bulunmadığı anlaşılmakla, ilgili belediye başkanı ve diğer görevliler hakkında soruşturma işlemine başlanmadığı, bu nedenle iddialar nedeniyle görevliler hakkında işlem yapılmasına yer olmadığına karar verildi.”

    Kaynak: ANKA / Politika
  • MİT, terör örgütünün karargah olarak kullandığı Kobani’deki Lafarge fabrikasını bombaladı

    MİT, terör örgütünün karargah olarak kullandığı Kobani’deki Lafarge fabrikasını bombaladı

    Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Suriye’nin kuzeyinde Halep’in Aynularap ilçesinde, Fransız çimento şirketi Lafarge’a ait tesisin bulunduğu yerleşkenin bir bölümünde yuvalanan PKK/ Ypg‘lilere ait stratejik hedefi vurdu.

    MİT TERÖR ÖRGÜTÜNE AİT NOKTAYI HEDEF ALDI

    2013-2014 yıllarında terör örgütü DEAŞ’ı finanse ettiği ortaya çıkan Fransız çimento şirketi Lafarge’ın tesisinin yer aldığı yerleşkeyi, bir diğer terör örgütü PKK/YPG, 2015’ten bu yana sözde askeri karargah olarak kullanmaya devam ediyor. AA’nın yerel kaynaklardan edindiği bilgiye göre, MİT, pazar günü öğle saatlerinde Aynularap’ın güneyindeki yerleşkenin bir kısmına yuvalanan terör örgütü PKK/YPG’lilere ait noktayı hedef aldı.

    KRİTİK ALTYAPI TESİSİ VE KONTROL NOKTALARI İMHA EDİLDİ

    MİT son üç günde ayrıca PKK/YPG’nin Halep, Haseke ve Rakka’da terör merkezi haline getirdiği, aralarında kritik altyapı tesisi ve sözde yol kontrol noktalarının bulunduğu onlarca hedefi imha etti. Haseke’nin Rumeylan beldesinde Avde petrol sahası, Kamışlı’da terör örgütünün Ali Ferro yolundaki merkez binası, Kahtaniyye, Malikiyye, Rumeylan’da PKK/YPG’lilerin terör eylemlerine kaynak sağlayan petrol ve doğal gaz tesisleri vuruldu. Hedef alınan PKK/YPG’ye ait bazı tesislerin altında ise örgütün tünel ağının giriş ve çıkış noktaları yer alıyor.

    ANADOLU AJANSI’NIN YAYINLADIĞI BELGELER SES GETİRMİŞTİ

    Anadolu Ajansı, 7 Eylül 2021’de Fransız şirketi Lafarge’ın, terör örgütü DEAŞ’ı Fransız istihbaratının bilgisi dahilinde finanse ettiğini kanıtlayan belgeleri yayımlamış, söz konusu belgeler, dünya genelinde geniş yankı bulmuştu. Belgelere göre Lafarge, terör örgütü DEAŞ’la ilişkisi hakkında Fransız istihbarat servislerini sürekli bilgilendirdi. Fransız istihbarat ve devlet kurumları, Lafarge’ı terörü finanse ederek insanlığa karşı suç işlediği konusunda uyarmadı ve bu durumu gizli tutanaklarda itiraf etti. DEAŞ, Lafarge’dan aldığı çimentoları sığınak ve tünel yapımında kullandı. Şirket hakkında Haziran 2017’de açılan soruşturma kapsamında Lafarge’ın Yönetim Kurulu Başkanı Bruno Lafont’un da aralarında bulunduğu bazı üst düzey yöneticiler, “teröre finansman sağlamakla” suçlanmıştı.

    FRANSA YARGITAYINDAN KRİTİK KARAR

    Haziran 2018’de şirkete yöneltilen “insanlığa karşı suçlara ortak olmak” suçlaması, Kasım 2019’da düşürülmüştü. Davaya müdahil sivil taraflar, yolsuzlukla mücadele sivil toplum kuruluşu Sherpa ile Avrupa Anayasa ve İnsan Hakları Merkezi (ECCHR), suçlamanın düşürülmesine itiraz ederek Yargıtaya başvurmuştu. Fransa Yargıtayı, 7 Eylül 2021’de Lafarge’ın Suriye’de DEAŞ’lı teröristleri finanse etmesi nedeniyle “insanlığa karşı suça ortak olmak” suçlamasının yöneltilebilmesinin önünü açan kararı almıştı.

    ABD VE FRANSIZ ASKERLERİ TESİSİ ÜS OLARAK KULLANDI

    Paris Temyiz Mahkemesi de 18 Mayıs’ta Suriye’de terör örgütü DEAŞ’a finansman sağladığı AA’nın ulaştığı belgelerle ispatlanan Fransız çimento şirketi Lafarge’a “insanlığa karşı suça ortak olduğu” iddiasıyla soruşturma açılmasını onaylamıştı. Dünyanın en büyük çimento şirketlerinden Fransız Lafarge, Suriye’de Mart 2011’de başlayan iç savaşa rağmen faaliyetini sürdürdü. Terör örgütü DEAŞ’ın bölgeyi ele geçirmesine rağmen üretim faaliyetlerini sürdüren şirket, 2014’ün sonlarında çalışmalarını sonlandırdı ancak şirketin Çelebiye bölgesindeki faaliyetlerini devam ettirebilmek için DEAŞ’a “haraç” ödemenin dışında örgütten malzeme ve akaryakıt temin ettiği ifşa oldu. Şirket, Temmuz 2015’te İsviçreli rakibi Holcim ile birleşerek isim değişikliğine gitti. Tesisin bir bölümüne 2015 başlarında yerleşen ABD ve Fransız askerleri, Türkiye’nin 9 Ekim 2019’da Suriye’de terör örgütlerine karşı başlattığı Barış Pınarı Harekatı öncesinde, yaklaşık 4,5 yıl boyunca buranın bir kısmını üs olarak kullandı.

    LAFARGE 777,78 MİLYON DOLAR CEZA ÖDEMEYE RAZI OLDU

    ABD’de de 18 Ekim’de Lafarge, New York Brooklyn’deki federal mahkemede anlaşma yoluna giderek “DEAŞ’a yardım” suçunu kabul etti ve 777,78 milyon dolar ceza ödemeye razı oldu. Ancak Fransa’da 2016’dan bu yana kamuoyunda tartışılan “Lafarge’ın DEAŞ’a yardımı” yıllar geçmesine rağmen soruşturma aşamasında kaldı. Konu Fransa’da yargıya intikal etse de hala ilerleme kaydedilmemesinin arkasında Fransız istihbaratının suç ortağı olması dolayısıyla meselenin örtbas edilmek istendiği değerlendirmeleri yapılıyor. Fransa’daki soruşturmada sivil taraf olan ECCHR ve yolsuzlukla mücadele sivil toplum kuruluşu Sherpa ile birkaç muhalif isimden başka davaya ilişkin kamuoyuna açıklama yapan henüz çıkmadı.

    Kaynak: AA / Güncel
  • Eski Petrol tüccarı Ekvador’daki rüşvet davasında yargılanmaya hazırlanıyor

    Eski Petrol tüccarı Ekvador’daki rüşvet davasında yargılanmaya hazırlanıyor

    Eski bir Vitol petrol tüccarı olan Javier Aguilar, Ekvador’da kazançlı bir sözleşme sağlamak için rüşvet verdiği suçlamasıyla ABD’de yargılanmaya hazırlanıyor. Ekvador’un devlet petrol şirketi Petroecuador ile yapılan 300 milyon dolarlık bir anlaşmayı kapsayan dava, Adalet Bakanlığı tarafından Latin Amerika’daki emtia ticareti firmalarında yolsuzluğa ilişkin yürütülen daha geniş kapsamlı bir soruşturmanın parçası.

    Aguilar’ın davası için jüri seçimi bugün Brooklyn’deki bir federal mahkemede yapılıyor ve açılış konuşmalarının yarın başlaması bekleniyor. 49 yaşındaki Aguilar, Petroecuador’un üst düzey yöneticisi Nilsen Arias ve ülkenin Enerji Bakanlığı’ndan bir başka yetkiliye 1 milyon dolara yakın rüşvet ödemekle suçlanıyor. Söz konusu rüşvetlerin, önceki raporlarda Oman Trading International (şimdiki adıyla OQ Trading) olarak tanımlanan devlete ait bir Orta Doğu firmasının Aralık 2016’da Ekvador’un akaryakıtını pazarlamak üzere 30 aylık bir sözleşme kazanmasına yardımcı olmayı amaçladığı iddia ediliyor.

    Savcılar, Houston’da enerji tüccarı olarak çalışan Aguilar’ın rüşvet parasını paravan şirketler aracılığıyla yetkililerin hesaplarına aktardığını iddia ediyor. Bu işlemler, Vitol ve paravan şirketler arasında sahte anlaşmalar kullanılarak yasalmış gibi gösterildi. Aguilar, Yabancı Yolsuzluk Uygulamaları Yasasını (FCPA) ihlal etmek için komplo kurmak, FCPA’yı ihlal etmek ve kara para aklamak için komplo kurmak gibi suçlamaları kabul etmedi; bu suçlamalardan ikincisi Meksika’nın devlet tarafından işletilen petrol şirketi Pemex’teki yetkililere rüşvet verildiği iddialarını da içeriyor.

    Arias ve ortakları Lionel Hanst, Antonio Pere ve Enrique Pere de dahil olmak üzere davadaki suç ortakları suçlarını kabul ettiler ve Aguilar aleyhine tanıklık edebilirler. Savunmasında Aguilar’ın işlemlerin meşru olduğuna inandığını ve Pere kardeşlerin kendilerini Ekvador’un petrol sektöründe saygın danışmanlar olarak tanıttıklarını iddia ediyor.

    Vitol daha önce Brezilya, Meksika ve Ekvador’da rüşvet verdiğini kabul etmiş ve Aralık 2020’de ABD ve Brezilya makamlarıyla 164 milyon dolar karşılığında anlaşmaya varmıştı. Bu arada, bir başka enerji ticareti devi Gunvor, Ekvador’daki faaliyetlerine ilişkin ABD soruşturmalarını çözmek için 650 milyon dolara kadar olası bir para cezasına hazırlanıyor.

    Aguilar suçlu bulunması halinde, kesin süresine ABD Bölge Yargıcı Eric Vitaliano’nun karar vereceği önemli bir hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir. Aguilar ayrıca Houston’daki bir federal mahkemede Pemex’le ilgili olduğu iddia edilen planla ilgili ayrı suçlamalarla da karşı karşıya ve bu suçlamalarla ilgili olarak da suçsuz olduğunu beyan etti.

    Reuters bu makaleye katkıda bulunmuştur.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Ayhan Bora Kaplan’ın tehdit ettiği iş insanı konuştu: Arkasında bürokrat ve siyasiler isimler var

    Ayhan Bora Kaplan’ın tehdit ettiği iş insanı konuştu: Arkasında bürokrat ve siyasiler isimler var

    Ayhan Bora Kaplan suç örgütünün tehdit ettiği iş insanı Muhammet Sağ, katıldığı televizyon programında, başına gelenleri anlattı. Sağ, “Ayhan Bora Kaplan tek değildir, arkasında bürokrasi de var siyasiler de var.” ifadelerini kullandı.

    SÖZCÜ TV’de Senem Toluay Ilgaz ile Türkiye’nin Sözü programına konuk olan Antalyalı iş insanı Muhammet Sağ, başına gelen olayları anlattı.

    Ayhan Bora Kaplan suç örgütü tarafından şirketine çöküldüğünü söyleyen Sağ, “Bunların amacı beni gayrimeşruya sürüklemekti. Sicilim ve firmam çok temizdi. Banka müdürleriyle aram çok iyiydi. Tesadüf bulunmamışım, bunlar bu tarz firmaları seçiyormuş. Bu çeklerin imzalatılma sebebi beni krediye zorlamak ve onlara vereceğim vekaletle Avrupa’ya gönderdiğim mermer veya fayansın gümrüğünü yapacaklardı. Ben tabi sadece fayans ve mermer gümrükleyecektim, fakat sonrasında ne olacağını onlar bilecekti.” dedi.

    “AYHAN BORA KAPLAN’IN ARKASINDA BÜROKRASİ VE SİYASİLER VAR”

    Gümrük vekaleti konusunda onların isteğini kabul ettiğini söyleyen Sağ, “Ben bu vekalet durumunu kabul ettim. Savaşımı da devam ettirdim ancak kapı bulamadım. Viyana’ya gittim, Paris’e geldim… 2 Ekim 2021’de çıktım Türkiye’den, Düsseldorf’a indim. Almanya’da kalacaktım, Essen’de fotoğrafımı çekip bana attılar. Ordan Paris’e gidip bir süre orada kaldım, sonra Marsilya geçtim. Marsilya Konsolosluğu’nda yetkililerle görüştüm. Ardından Türkiye’ye döndüm. Niyetleri farklı şeylerdi. Ayhan Bora Kaplan tek değildir, arkasında bürokrasi de var siyasiler de var. Bunlar benim elimde fakat isim paylaşmayacağım.” ifadelerini kullandı.

    AYHAN BORA KAPLAN KİMDİR?

    Ankara’da “Kaplan grubu” olarak bilinen yer altı dünyası isimlerinden (Ayhan) Bora Kaplan ve beraberindeki 42 kişi hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve suç örgütü üyeliği, nitelikli yağma, kasten yaralama, cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, beden bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı eziyet” suçlamalarından yürütülen soruşturmanın ayrıntıları ortaya çıkıyor. Ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Bora Kaplan hakkında 2018 yılında “2018/233611” dosya numarası ile soruşturma başlattığı, Kaplan grubunun emniyetin takibinde olduğu anlaşıldı.

    AYHAN BORA KAPLAN OLAYI NEDİR?

    Geçtiğimiz hafta Ankara’da nefes kesen bir operasyonla yakalanan suç örgütü lideri Ayhan Bora Kaplan’la ilgili yeni detaylar ortaya çıktı. Tutuklanan Kaplan’ın Esenboğa Havalimanı’na girerken içinde yakalandığı aracın zırhlı olduğu ve şahsın üzerinde namlusunda mermi bulunan silah taşıdığı öğrenildi. Kaplan, 7 Eylül günü savcının talimatı üzerine Ankara Emniyeti’nin operasyonu ile gözaltına alındı. Kaplan’ın Esenboğa Havalimanı’ndan Almanya Köln’e tek yön olarak aldığı bilet de emniyetin soruşturma dosyasına girerken; yakalandığında aracından sadece 50 bin euro, 800 dolar ve 10 bin 300 TL nakit para çıkmıştı. Kaplan’ın evinde yapılan arama sonucunda ise şunlar ele geçirildi:

    • “Açıklama kısmında ‘Varlık barışına istinaden’ yazılı Bora Kaplan adına ayrı ayrı düzenlenen 6 bin 933 dolar, 64 bin 400 euronun dekontu.
    • Yine Bora Kaplan adına düzenlenen 26 Mart 2020 tarihli 30 bin 731 lira, 31 bin lira ve 480 bin dolardan oluşan 3 ayrı dekont.
    • Bora Kaplan’ın alıcısı olduğu 35 bin euro, 900 bin lira ve 50 bin liradan oluşan senetler.
    • Kaplan’ın şirketi adına tapu senetleri de tespit edildi. 2 milyon lira, 1 milyon 488 bin lira, 1 milyon 107 bin lira, 6 milyon lira ve 125 bin liradan işlem bedelli tapu senetleri bulundu.”

    Kaynak: Haberler.com / Güncel
  • İstanbul merkezli operasyonda İskoçlar Çetesi çökertildi! Elebaşı dahil 38 kişi yakalandı

    İstanbul merkezli operasyonda İskoçlar Çetesi çökertildi! Elebaşı dahil 38 kişi yakalandı

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul merkezli Tekirdağ ve Gaziantep’te eş zamanlı olarak düzenlenen “Kafes-17” operasyonu ile “İskoçlar Çetesi” olarak bilinen organize suç örgütünün çökertildiğini açıkladı. Operasyonda örgütün elebaşı ile birlikte 38 şüpheli şahıs yakalandı.

    8 KİŞİ TUTUKLANDI

    Yerlikaya’nın paylaşımında şu ifadeler yer aldı: “İstanbul İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğünce; İstanbul, Tekirdağ ve Gaziantep’te suç işlemek amacıyla örgüt kurarak, uyuşturucu Madde İmal ve Ticareti yapan, “İskoçlar Çetesi” olarak bilinen organize suç örgütüne yönelik düzenlenen “KAFES-17” Operasyonlarında başta örgütün elebaşı olmak üzere 38 şüpheli şahıs yakalandı. 8 ‘i tutuklandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor.

    200-250 MİLYON TL’LİK MAL VARLIĞINA EL KONULDU

    Operasyonlar kapsamında örgüte ait;

    • 23 kg kokain,
    • 95 kg eroin,
    • 165 kg skunk,
    • 15 kg metamfetamin,
    • 10.500 adet sentetik uyuşturucu hap,
    • Tabancalar,
    • Büyük miktarda, altın, TL ve döviz ele geçirildi. İlk belirlemelere göre yaklaşık değeri 200-250 milyon TL arası olan organize suç örgütün tüm mal varlığına el konuldu.

    Operasyonları düzenleyen Kahraman Jandarmamızı tebrik ediyorum. Allah ayağınıza taş değdirmesin. Aziz Milletimizin duaları sizlerle. Organize suç örgütlerine, zehir tacirlerine, halkımızın huzurunu bozanlara hayatı dar edeceğiz. Nefeslerini keseceğiz”

  • Adalet Bakanı Tunç: Fatih Terim Fonu olayında 7 sanık 18 müşteki var, 2. duruşma 12 Ocak’ta olacak

    Adalet Bakanı Tunç: Fatih Terim Fonu olayında 7 sanık 18 müşteki var, 2. duruşma 12 Ocak’ta olacak

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti grup toplantısı öncesi gazetecilere açıklamalarda bulundu. Futbol dünyasından ünlü isimlerin de aralarında bulunduğu toplam 18 kişiyi 25 milyon 770 bin dolar ve 7 milyon 384 TL dolandırdığı gerekçesiyle 226 yıl hapsi istenen bankacı Seçil Erzan davasına ilişkin Bakan Tunç, ikinci duruşmanın 12 Ocak’ta gerçekleşeceğini belirtti.

    “YARGISAL SÜREÇ SONUNDA EN DOĞRU KARAR ÇIKACAK”

    Tunç, “7 sanık var 18 müşteki var bu iddianame İstanbul 41. Ağır Ceza tarafından kabul edildi.” dedi. Yargının iddiaları araştıracağını dile getiren Tunç, “Kimler suçlu kimler suçsuz yargısal süreç neticesinde en doğru karar çıkacaktır.” diye konuştu.

    FON SKANDALI NASIL BAŞLADI?

    Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü yıl içinde İstanbul Göktürk’te bir eve baskın düzenledi. Bu baskında özel bir bankanın Büyükdere şube müdürü Seçil Erzan gözaltına alındı. Bu operasyonun ardından “Fatih Terim Fonu” iddialarına neden olan dosyanın kapağı açılmış oldu. Evinde arama yapılan şüpheli Erzan hakkında ertesi gün nöbetçi mahkeme tarafından tutuklama kararı çıktı. Adli sürecin çok hızlı ilerlediği bu dosyanın kapağı aralandığında ise ortaya aralarında ünlü isimlerin olduğu ve yaklaşık 80 milyon doları bulduğu ifade edilen bir dolandırıcılık soruşturması çıktı.

    Seçil Erzan

    20 KASIM’DA HAKİM KARŞISINA ÇIKMIŞLARDI

    Sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 66 yıldan 216 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün ise aynı suçlardan 3 yıl ve 65 yıl arasında değişen oranlarda hapisle cezalandırılması talep ediliyor. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinin iddianameyi kabul etmesi üzerine 4’ü tutuklu 7 sanık 20 Kasım’da hakim karşısına çıkmıştı. Mahkeme heyeti, tutuklu 2 sanığın tahliyesine karar vererek, duruşmayı 12 Ocak 2024’e ertelemişti.

    LİSTEDE FUTBOL DÜNYASININ ÜNLÜ İSİMLERİ VAR

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Yılmaz tarafından yürütülen soruşturmada dosyaya onlarca şikayet dilekçesi girdi. ‘Mağdur’ sıfatıyla şikayet edenler arasında Galatasaray camiasının tanınmış isimleri Fatih Terim, Arda Turan, Fernando Muslera, Selçuk İnan, Semih Kaya’nın yanı sıra kulüp yöneticilerinin olduğu iddia edildi.

    İDDİANAMEDEN

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Seçil Erzan’ın bir bankanın Levent’teki şubesinde müdür olarak çalıştığı ve müşteki Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayalı 2 milyon dolar alarak yüksek kar vaadiyle yeniden kendisine iade edeceğini bildirdiği kaydediliyor.

    İddianamede, müşteki Bülent Çeviker’e para karşılığında yazılı evrak verildiği ancak daha sonra Çeviker’in Erzan’a ulaşmaya çalışsa da ulaşamadığı, durumu bankaya bildirdiği, banka tarafından araştırma yapıldığı, Erzan hakkında suç duyurusunda bulunduğu ifade ediliyor. Sanık Erzan’ın bu yöntemle futbolcular, iş insanları ve çeşitli meslek gruplarından müştekilere, yüksek kar getirisi bulunan güvenilir bir fon bulunduğunu ve yine kamuoyunda tanınan Fatih Terim, Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek, müştekileri bu fona para yatırmaya ikna ettiği anlatılan iddianamede, gerçekte ise böyle bir fonun hiç olmadığının tespit edildiği belirtiliyor.

    İddianamede, Erzan’ın, müştekilerin verdiği paralara ilişkin sahte belgeler oluşturarak, bu belgelere bankanın kaşesini ve ıslak imzasını atarak müştekilere teslim ettiği ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği kaydediliyor.

    Sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 66 yıldan 216 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün ise aynı suçlardan 3 yıl ve 65 yıl arasında değişen oranlarda hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

    İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinin iddianameyi kabul etmesi üzerine 4’ü tutuklu 7 sanık 20 Kasım’da hakim karşısına çıkmıştı. Mahkeme heyeti, tutuklu 2 sanığın tahliyesine karar vererek, duruşmayı 12 Ocak 2024’e ertelemişti.

  • Düzce’de uyuşturucu operasyonu: 2 gözaltı

    Düzce’de uyuşturucu operasyonu: 2 gözaltı

    Sefer DEMİR / DÜZCE (İGFA) – Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ruhsatsız tabanca bulundurma suçlarına yönelik yapılan çalışmada şüphe üzerine durdurulan araçta yapılan aramada uyuşturucu madde ele geçirildi.

    Alınan bilgiye göre, KOM ekipleri tarafından gece saat 01.00 saralarında Cedidiye Mahallesi Necip Güney Sokak üzerinde yapılan kontrollerde şüphe üzerine araç durduruldu.

    Durdurulan araçta 32 suç kaydı bulunan C.Y. ile 6 suç kaydı bulunan K.M.K.’nın üzerlerinde ve araçta yapılan aramada 58 gram metamfetamin, 36 gram esrar, 252 gram bonzai, tabanca ve tabancaya ait 7 adet 7.65 mm fişek ele geçirildi. Ayrıca suçtan elde edildiği değerlendirilen 51 bin 940 TL nakit paraya el konuldu.

    Uyuşturucu ticareti yapmak suçlarından gözaltına alınan şahıslar adli makamlara sevk edildi.

  • Son Dakika: Kırmızı bültenle aranan uyuşturucu baronu Urfi Çetinkaya İstanbul’da yakalandı

    Son Dakika: Kırmızı bültenle aranan uyuşturucu baronu Urfi Çetinkaya İstanbul’da yakalandı

    Uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan kırmızı bültenle aranan, hakkında 24 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan suç örgütü lideri Urfi Çetinkaya İstanbul’da yakalandı.

    TEM VE ÖZEL HAREKAT DESTEKLİ OPERASYON

    Konuya ilişkin açıklama yapan Emniyet Genel Müdürlüğü, Çetinkaya’nın Sarıyer ilçesinde saklandığı adreste yakalandığını belirtti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığımız, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik birimimiz ve İstihbarat Başkanlığımızın gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda, Uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan kırmızı bültenle aranan ve hakkında 24 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan suç örgütü lideri Urfi Çetinkaya İstanbul Sarıyer ilçesinde saklandığı adreste, TEM ve Özel Harekat polislerinin de katıldığı operasyon sonucunda yakalanmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

    Ayrıntılar geliyor…

  • Ece Erken, mahkemede eşinin katil zanlısının sözlerine sinirlenerek salonu terk etti

    Ece Erken, mahkemede eşinin katil zanlısının sözlerine sinirlenerek salonu terk etti

    Beşiktaş eski yöneticisi avukat Şafak Mahmutyazıcıoğlu‘nun öldürülmesiyle ilgili görülen davada tanıkların dinlenmesine devam edildi. Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya 7 tutuklu sanık bulundukları cezaevinden getirilirken, bazı tutuksuz sanıklar da hazır bulundu. Ece Erken, Mahmutyazıcıoğlu’nun ağabeyi Celal Mahmutyazıcıoğlu ve taraf avukatları da duruşmaya katıldı.

    “OLAYDAN ÖNCE SİLAH TEMİN ETMİŞLER”

    Duruşmada tanık olarak dinlenen Ece Erken‘in arkadaşı Sezer Çakır, “Ece yakın arkadaşımdır. Taziye için evine gitmiştim. Fatih Sipahi’yi tanırım, ortak arkadaşlarımız var. Ben Ece’nin evindeyken Fatih aradı. Ece’yle görüşmesi gereken önemli bir konu olduğunu söyledi. Yaptığımız görüntülü konuşmada Fatih, Seccad’ın olaydan sonra kendisinin evine geldiğini ve konuştuklarını anlattı. Seccad ona, Şafak’ı önce balıkçıda gördüklerini, sonra Galeria’ya gidip silah temin ettiklerini ve Yeşilköy’e dönüp olayın gerçekleştiğini anlatmış. Fatih de organizedeki Hüseyin isimli bir komisere bunu söylediğini anlattı.” dedi. Seccad Yeşil iddiaları reddederek Fatih Sipahi ile arasında böyle bir konuşmanın geçmediğini söyledi.

    “KADİR BENDEN SİLAH İSTESE ENGEL OLURDUM”

    Kadir Yasak’a silah temin ettiği iddiasıyla yargılanan Abdulkadir Kara ise, “Kadir benden gece 23.30’da silah istese onu yalnız bırakmazdım, engel olurdum. Çünkü ailesini tanıyorum. Namusum ve şerefim üzerine yemin ederim, ben Kadir’e silah temin etmedim. Olaydan sonra kendisiyle iki defa görüştüm, olay farklı yerlere geldi. İkinci günün sonunda maktulün öldüğünü öğrendim” diye konuştu.

    “ORGANİZE’DEN KOMİSER HÜSEYİN’İN DİNLENMESİNİ İSTİYORUM”

    Ece Erken söz alarak, “Organizeden komiser Hüseyin’in dinlenmesini istiyorum. Çünkü Fatih onunla konuştuğunu söyledi. Hatta Fatih ertesi gün yine arayıp bana ‘Silivri’ye gideceğim, Seccad Yeşil’i yakalatacağım’ dedi. HTS kayıtlarının çıkarılmasını istiyorum.” diye konuştu.

    YENİ DELİLLER SUNDU

    Sanık avukatları Fatih Sipahi’nin hiçbir aşamada bu şekilde ifade vermediğini ve tanığın yalan söylediğini belirterek hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Telefonuna duruşma sırasında mesaj gelen Ece Erken söz isteyerek, “Sezer Çakır, Fatih ile yazışmalarını attı. Delil olarak mahkemeye sunmak istiyorum. Yeni elime geçti. Böylelikle her şey ortaya çıkacak” dedi. Ece Erken’in avukatı da söz alarak “Sezer Çakır, Fatih Sipahi ile olan WhatsApp yazışmalarını bulup müvekkilime göndermiş. O konuşmalarda Fatih Sipahi’nin ‘Kimseden korkum yok, adalet yerini bulsun. Yarın operasyon olacak’ şeklinde mesajları bulunuyor. Burada asıl konuşulması gereken şey Fatih Sipahi neden ifadesini değiştirdi?” diye sordu.

    ECE ERKEN SANIĞA SİNİRLENİP SALONDAN AYRILDI

    Duruşmada söz verilen Seccad Yeşil haksız yere tutuklu olduğunu belirterek, “Ben bir toplantıya katıldım. Uzlaşı oldu. İlk görüşmede uzlaşı ile masadan ayrılmamız benim sayemde oldu. Ben sonrasında Şafak ağabeyi tehdit etmedim. Şafak ağabey ile benim hiçbir husumetim yoktu. Bu olay küfür yüzünden oldu. Olay anında da ben ‘Dur yapma Kadir, ateş etme’ diyorum. Silah patlar patlamaz orayı terk ettim zaten. Öldüğünü duyduğumda da çok üzüldüm” dedi. Sanığın sözlerine sinirlenen Ece Erken, “Dinlemiyorum” diyerek duruşma salonundan ayrıldı.

    “KİMSE BANA KÜFREDEMEZ”

    Olayı tasarlamadığını söyleyen Kadir Yasak savunmasında, “Öldürme niyeti olan biri o kişiyle oturup çay içmez. Bir suç işledim diye yapmadığım şeyleri kabul etmem. Küfürleri kim duysa tepkisiz kalamaz. Gözümün içine baka baka kimse bana küfredemez, ben de sinirlendim. Benim yüzümden insanlar mağdur oldu” şeklinde konuştu.

    DURUŞMA ERTELENDİ

    Olayın para meselesi olmadığını belirterek savunmasına başlayan Ali Yasak da, “Ben oraya silahsız gidiyorum. O görüntünün hoş görünmediğinin farkındayım. Ben bir saniye içinde en mantıklı hareketi yaptığıma inanıyorum. Kimsenin elinden patlayan bir silahı alamam. Bu işte suçsuz olmak için bir mermi yemem lazımsa orada bulunan herkes en az benim kadar suçludur.” ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.

    İDDİANAMEDEN

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, olay şöyle aktarıldı: “Bakırköy’de Ahmet Yosunlu adına kayıtlı olan bir daire, satışı için emlakçılık yapan Kerem Öztürk’e devredildi. Öztürk bu daireyi satmak için müşteri ararken, apartmanın en üst katında oturan müşteki Suphi Malgaz ile daireye müşteri bulunması konusunda anlaştı. Suphi Malgaz, Kerem Öztürk’e 1 milyon 450 bin TL karşılığı daireyi alacak bir arkadaşı olduğunu söyledi. Daireyi Malgaz, 1 milyon 650 bin TL’ye satarak, alıcıdan 170 bin TL komisyon almış oldu. Kerem Öztürk ile Gökhan Karakan bu durumu öğrendikten sonra Malgaz’a bu miktarı kendilerine ödemesi gerektiğini söyledi.

    DAİRE SATIŞINDAKİ ANLAŞMAZLIK CİNAYETLE BİTTİ

    Taraflar bir anlaşmaya varamayınca Gökhan Karakan, Malgaz’ı öldürtmekle tehdit etti. Gökhan Karakan, Seccad Yeşil’e ulaşarak söz konusu parayı tahsil etmesini istedi. Seccad Yeşil, arkadaşı olan Kadir Yasak’a durumu anlattı. Yasak, Suphi Malgaz ile bir buluşma teklif etti. Bakırköy’de bir restoranda gerçekleşen görüşmede, Şafak Mahmutyazıcıoğlu Suphi Malgaz’ın yanında geldi. Mahmutyazıcıoğlu’nun Malgaz’a destek olması nedeniyle, Kadir Yasak ve Seccad Yeşil söz konusu parayı alamadı. Kadir Yasak ve Seccad Yeşil bu nedenle Şafak Mahmutyazıcıoğlu’nu hedef alarak, 27 Ocak’ta cinayeti işledi.

    AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ

    İddianamede Ali Yasak ve Abdulkadir Kara hakkında 4 ayrı suçtan ağırlaştırılmış müebbet ve toplam 3 yıl 9’ar aydan 12 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi. Kadir Yasak, Seccad Yeşil, Serkan Dakman, Fatih Okan Kodak, Burak Otçuoğlu ve Uğurcan Bilge hakkında ise 3 ayrı suçdan ağırlaştırılmış müebbet ve toplam 3 yıl 9’ar aydan 10 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları talep edildi. Gökhan Karakan ve Kerem Öztürk hakkında 3 ayrı suçtan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile toplam 3 yıl 9’ar aydan 10 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları istendi. Diğer 9 sanık için de ‘Suçluyu kayırma’ suçundan değişen oranlarda hapis cezası istendi.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel
  • Musa Orhan davasında Ezgi Mola’ya verdiği destek başına iş açmıştı! Farah Zeynep Abdullah para cezasına çarptırıldı

    Musa Orhan davasında Ezgi Mola’ya verdiği destek başına iş açmıştı! Farah Zeynep Abdullah para cezasına çarptırıldı

    Oyuncu Ezgi Mola, Batman’ın Beşiri ilçesinde yaşamına son veren İpek Er’e (18) cinsel saldırıda bulunduğu iddia edilen Uzman Çavuş Musa Orhan‘a (25) sosyal medyadan hakaret ettiği gerekçesiyle yargılandığı davada para cezasına çarptırıldı. Davanın ardından sosyal medyada gündem olan Ezgi Mola‘ya başta ünlü isimler olmak üzere binlerce kişiden destek mesajları yağdı. Mola’ya destek için paylaşım yapan Farah Zeynep Abdullah‘a Orhan’a sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret ettiği suçlamasıyla 2 yıl 4 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı.

    DESTEK MESAJI PAYLAŞTIĞI İÇİN DAVALIK OLDU

    Yargılamanın tamamlanmasının ardından Ezgi Mola‘ya destek için tweet atan oyuncu Farah Zeynep Abdullah hakkında, Musa Orhan‘ın avukatı Mehmet Erkan Akkuş da 30 Ağustos’ta Uşak Banaz Cumhuriyet Başsavcılığı’na müvekkiline hareket ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda Farah Zeynep Abdullah’ın gerek sinema sektöründe gerekse sosyal medyada tanınırlığı yüksek biri olduğu vurgulanıp, “Bu itibar ile toplum içerişinde insanları yönlendirebilme kabiliyeti bulunmaktadır. Tüm dünyada bir virüs edasıyla yayılan linç kültürü de toplum içerisinde hukuki bir vasfı olmayıp yönlendirme kabiliyeti yüksek kişilerden beslenmektedir. Farah Zeynep Abdullah’ın hakaret içerikli sosyal medya paylaşımının yayınlanmasının ardından ciddi bir kitle tarafından hakaret ve tehdit içerikli mesajlar iletilmiş, müvekkil ve ailesi hayati bir tehlike ile karşı karşıya kalmıştır. İnsan haklarına olan saygısını defalarca dile getiren sanığın en temel haklardan biri olan masumiyet karinesini hiçe sayması, kamuoyuna yansıttığı çizginin bir aktivizm çizgisi değil, popülizm çizgisi olduğunu göstermektedir” denildi. Dosya, uzlaştırma bürosuna gönderildi ancak taraflar uzlaşamadı.

    ‘HER VİCDANLI İNSANIN GÖSTERDİĞİ TEPKİDEN DAHA FARKLI DEĞİL’

    Farah Zeynep Abdullah ise savcılık ifadesinde, Musa Orhan‘ın suç duyurusunun kötü niyetli ve maddi çıkar amaçlı olduğunu belirtip, “Paylaşım benim tarafımdan yapılmıştır. Ancak iddia edildiği gibi bu paylaşımın bir karalama kampanyası veya linç girişimiyle hiçbir şekilde ilgisi yoktur. Siirt’te zanlı Musa Orhan tarafından cinsel saldırıya uğradığını öne sürerek hayatına son veren İpek Er’in iddialarının adli tıp kurumunca hazırlanan raporla doğrulandığı görülmüş ve cinsel saldırı neticesinde intihar eden genç kıza ilişkin haberler tüm ülkede infial yaratmış ve beni de derinden sarsmıştır. İpek Er’e karşı yapılan bu cinsel saldırı neticesinde intihar etmesi, Musa Orhan’a ait spermin ölen İpek Er’in üzerinden çıkması ve Er’in intihar notunda yazılanlar sadece bende değil, toplum genelinde infial yaratmış ve büyük tepki uyandırmıştır. Oluşan bu tepki sonucunda da sosyal medyada binlerce kişi tarafından binlerce paylaşım yapıldığı görülmektedir. Tarafımca yapılan paylaşım her vicdanlı insanın gösterdiği tepkiden daha farklı değildir” dedi.

    1300 TL PARA CEZASINA ÇARPTIRILDI

    Soruşturmanın ardından Farah Zeynep Abdullah hakkında, Musa Orhan’a sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret ettiği gerekçesiyle 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle Banaz Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Davanın 9 Mart’ta görülün duruşmasında karar çıktı. Hakim, Farah Zeynep Abdullah’ın ‘hakaret’ suçunu işlediğine hükmederek, geleceği üzerindeki etkilerini dikkate alıp, indirimlerle beraber 65 gün karşılığı 1300 TL adli para cezası verilmesine hükmetti. Konuyla ilgili açıklama yapan Musa Orhan’ın avukatı Mehmet Erkan Akkuş, “Her kime yapılırsa yapılsın; sosyal medya gönderisiyle hakaret etmek, linç etmek anayasal düşünce özgürlüğü değildir. Masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı hepimize lazım olan, korunması gereken, popülizme meze edilemeyecek kutsal değerlerdir” dedi.

    NE OLDU?

    Batman’ın Beşiri ilçesinde tabancayla intihara kalkışan ve 34 gün sonra 18 Ağustos 2020’de hastanede hayatını kaybeden İpek Er, bıraktığı mektupta Siirt’te görevli Uzman Çavuş Musa Orhan’ın kendisine cinsel saldırıda bulunduğu iddiasını yazdı. Orhan hakkında Siirt 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan 12 yıldan az olmamak üzere hapis cezası istemiyle dava açıldı. Tutuksuz sanık Orhan’ın yargılanması sürerken, sosyal medyadan yaşananlara tepki yağdı. Oyuncu Ezgi Mola da 20 Ağustos 2020’de sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

    EZGİ MOLA’YA PARA CEZASI

    Musa Orhan’ın avukatı Mehmet Erkan Akkuş, Ezgi Mola’nın paylaşımı ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Soruşturmanın ardından Mola hakkında ‘sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret’ suçundan 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Ankara 31’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasında savunma yapan Ezgi Mola, Musa Orhan’ı tanımadığını, sosyal medya hesapları ve internet haber sitelerinde okuduğu yorumlardan sonra tweet attığını söyleyerek, “Kadına şiddete yönelik olarak bu ifadeleri kullandım. Tüm basın kanallarında çıkan haberlerde rahmetli İpek Er’in iddiasını doğrulayan adli tıp raporunu görünce, diğer sosyal medya kullanıcıları gibi ben de tabii ki bu durumun üzüntüsünü yaşadım ve üzüntümü sosyal medya hesabımda paylaştım. Benden önce 160 bin küsur bu konuyla alakalı tweet atıldı ve konu Türkiye gündemine girdi. Kadına yönelik şiddete karşı daha önce de paylaşımlarım oldu, bundan sonra da olmaya devam edecek. Çünkü kadına şiddetin ülkemizde kanayan bir yara olduğunu düşünüyorum. Ana akım medyanın konu üzerine haberlerini okuduğumda çok öfkelendim ve artık sona ermesi için bahse konu olan tweeti attım. Burada yorumumu şahsa değil; duruma yaptım. Beraatimi talep ediyorum” dedi.

    Mahkeme heyeti, 24 Mayıs 2022’de açıkladığı kararla Ezgi Mola’ya, ‘hakaret’ suçunu işlediği kanaatiyle 87 gün karşılığı 6 bin 960 TL adli para cezası verdi.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel