Etiket: Terör Örgütü

  • Başakşehir’de DAEŞ’ın Horasan yapılanması! Kaçak eğitim merkezi kurup TBMM’ye saldırı planlamışlar

    Başakşehir’de DAEŞ’ın Horasan yapılanması! Kaçak eğitim merkezi kurup TBMM’ye saldırı planlamışlar

    Başakşehir‘de kurdukları illegal merkezde terör örgütü DEAŞ’ın Horasan yapılanmasına eleman yetiştirdikleri, örgüt elebaşları tarafından TBMM’ye, İstanbul‘da bulunan askeri kışlalara veya polis karakollarına yönelik terör eylemi gerçekleştirme talimatı aldıkları tespit edilen 12 sanık hakkında dava açıldı.

    BAŞAKŞEHİR’DE İLLEGAL MEDRESEDE YAPILANMIŞLAR

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 6’sı tutuklu 12 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün edindiği istihbari bilgi üzerine soruşturma başlatıldığı belirtildi.

    İddianamede, terör örgütü DEAŞ’ın Horasan koluna mensup Özbek, Kırgız ve Kafkas kökenli kişilerin Başakşehir’de “Darul Vefa İlim ve Amel Merkezi” adlı illegal mescit/medresede yapılandıkları, Suriye ile Afganistan’daki örgüt unsurlarıyla yakın temaslarını sürdürdükleri ifade edildi.

    ÖĞRENCİLERE DİNİ EĞİTİM ADI ALTINDA DEAŞ PROPAGANDASI YAPILDI

    Merkezin öğretmenlerinin çoğunluğunun Arap uyruklular olduğuna dikkati çekilen iddianamede, öğrencilere dini eğitim adı altında terör örgütü DEAŞ’ın propagandasının yapıldığı, yapılanmanın sözde liderlerinin devşirdikleri kişileri Türkiye üzerinden Afganistan’a gönderip DEAŞ’ın sözde Horasan Vilayeti saflarına katılmalarını planladıkları kaydedildi.

    İddianamede, merkezin emniyet birimleri tarafından takip altında tutulduğu, bu nedenle dernekle bağlantılı kişilerin farklı mescitlere dağıldığı ancak belirli özel günler dolayısıyla bu merkezde bir araya geldikleri bildirildi.

    16-17 YAŞLARINDA 70 ÇOCUĞA YATILI EĞİTİM

    Merkezin bünyesindeki yatakhanelerde geçmişte Suriye’de DEAŞ adına faaliyet göstermiş Özbek, Tacik, Kafkas, Irak ve Mısır uyruklu kişilerin saklandığı, sınıflarda da Suriye’de terör örgütü bünyesinde faaliyet gösterirken öldürülen Kafkas, Fas, Irak, Mısır ve Tunuslu bazı kişilerin 16-17 yaş aralığındaki 70 çocuğuna yatılı eğitim verildiği aktarıldı.

    TOPLANTIDA TBMM’YE TERÖR EYLEMİ YAPILMASI PLANLANDI

    DEAŞ terör örgütü hücresinin 9 üyesinin 2023’ün Haziran ayının sonunda kendi aralarında İstanbul’da bir görüşme gerçekleştirdiği, bu üyelerin, örgütün Suriye’deki elebaşlarının kararına istinaden TBMM’ye ve İstanbul’da bulunan askeri kışlalara veya polis karakollarına yönelik terör eylemi gerçekleştirilmesi gerektiği hususunda bilgilendirildiği belirtildi.

    İddianamede, örgüt mensupların toplantısı sırasında, eylemler için kullanılacak mühimmat ve EYP bileşenlerinin temininin “Fuad Azeri” adlı kişi tarafından karşılanmasına karar verildiği, diğerlerine ise söz konusu amaçlar için gereken paraların toplanması görevi atfedildiği vurgulandı.

    “Fuad Azeri” adlı kişinin dosyadaki sanıklardan “Fuad Rasulov” olduğu bildirilen iddianamede, Rasulov’un terör örgütü propagandası yapması, Tacik uyruklu kişilerin terör örgütüne adam kazandırma faaliyetlerinde ve DEAŞ adına Suriye’deki çatışma bölgelerinde bulunması üzerine 20 Haziran 2022’de İstanbul’da yapılan bir operasyonda yakalandığı, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı anlatıldı.

    İddianamede, 14 Temmuz 2023’te operasyon düzenlenen, içinde sınıf, yatakhane ve mescidin yer aldığı ortaya çıkan merkezin Rusça paylaşımlar yapılan sosyal medya hesabında, yeni açılan sınıflarla ilgili kayıt duyuruları, iftar organizasyonları ve Kurban Bayramı için maddi yardım taleplerinin olduğu bilgisine yer verildi.

    YÜKSEK MİKTARLARDA PARA ELE GEÇİRİLDİ

    Sanıkların ifadelerinin de bulunduğu iddianamede, bir sanığın ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silah, 123 mermi, 52 bin 500 dolar, 1610 avro ve 100 bin 600 lira ile cep telefonu incelemesinde ortaya çıkan kamuflaj giyimli silahlı erkekler, atış talimi yapan çarşaflı kadınlara ait fotoğraflar ve terör örgütü DEAŞ ile ilgili dokümanın yer aldığı kaydedildi.

    Sanıklardan Rasulov’un, Azerbaycan’da “uyuşturucu madde kullanmak” suçundan 2 yıl tutuklu kaldığı, 2016’da resmi yollardan Türkiye’ye geldiği, “Reina” gece kulübüne yapılan terör saldırısıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle “DEAŞ üyesi olmak” suçundan 2 yıl cezaevinde yattığı aktarıldı.

    Sanıkların DEAŞ terör örgütüyle bir bağlantıları olmadığı, medreseye namaz kılmak için gittikleri ve kimseden emir veya talimat almadıkları yönünde savunmalarının yer aldığı iddianamede, sanık Mohamed Kotb Mohamed Ahmed’in beyanları bu merkezle ilgili bazı detayları ortaya çıkardı.

    Sanık Ahmed, savunmasında medresenin sorumlusu olduğunu belirttiği Hasan isimli kişinin “cihat” konusunda medreseye gelen insanları etkilediğini, eğitim verilen çocukların babalarının Suriye veya Irak’ta DEAŞ içerisinde terör örgütü PKK’ya karşı savaşırken ölmesinden dolayı bu örgüt hakkında “hınzır ve domuz” gibi beyanlarda bulunduğunu söyledi.

    “DEVLET OKULUNA GİTMİYORLAR”

    Sözde medresede günün sabah namazıyla başladığını anlatan Ahmed, Kur’an-ı Kerim, Arapça, fıkıh, hadis, tefsir, edep ve ahlak dersi verdiklerini, akşam namazından sonra yemek yenildiğini, temizlik yapıldığını, sabah namazından gece çocuklar uyuyuncaya kadar sırayla nöbet tutuklarını anlattı.

    Sanık Ahmed, dernekteki yatılı çocukların hiçbirinin devlet okuluna gitmediğini, evlerinden gelenlerin bazılarının okula da gittiğini, ailesi olmayan çocukların hep yatılı kaldığını kaydetti.

    Sanıklar hakkında “terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15’er yıla kadar hapis istenen iddianamede, 2 sanığın ayrıca “ruhsatsız silah bulundurmak” suçundan 1,5 yıldan 4 yıl 6’şar aya kadar hapisleri talep edildi.

    Başsavcılık tarafından onaylanan iddianame, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

    Sanıkların mayıs ayındaki ikinci duruşmada hakim karşısına çıkması bekleniyor.

    Kaynak: AA / Güncel
  • MİT, terör örgütünün karargah olarak kullandığı Kobani’deki Lafarge fabrikasını bombaladı

    MİT, terör örgütünün karargah olarak kullandığı Kobani’deki Lafarge fabrikasını bombaladı

    Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Suriye’nin kuzeyinde Halep’in Aynularap ilçesinde, Fransız çimento şirketi Lafarge’a ait tesisin bulunduğu yerleşkenin bir bölümünde yuvalanan PKK/ Ypg‘lilere ait stratejik hedefi vurdu.

    MİT TERÖR ÖRGÜTÜNE AİT NOKTAYI HEDEF ALDI

    2013-2014 yıllarında terör örgütü DEAŞ’ı finanse ettiği ortaya çıkan Fransız çimento şirketi Lafarge’ın tesisinin yer aldığı yerleşkeyi, bir diğer terör örgütü PKK/YPG, 2015’ten bu yana sözde askeri karargah olarak kullanmaya devam ediyor. AA’nın yerel kaynaklardan edindiği bilgiye göre, MİT, pazar günü öğle saatlerinde Aynularap’ın güneyindeki yerleşkenin bir kısmına yuvalanan terör örgütü PKK/YPG’lilere ait noktayı hedef aldı.

    KRİTİK ALTYAPI TESİSİ VE KONTROL NOKTALARI İMHA EDİLDİ

    MİT son üç günde ayrıca PKK/YPG’nin Halep, Haseke ve Rakka’da terör merkezi haline getirdiği, aralarında kritik altyapı tesisi ve sözde yol kontrol noktalarının bulunduğu onlarca hedefi imha etti. Haseke’nin Rumeylan beldesinde Avde petrol sahası, Kamışlı’da terör örgütünün Ali Ferro yolundaki merkez binası, Kahtaniyye, Malikiyye, Rumeylan’da PKK/YPG’lilerin terör eylemlerine kaynak sağlayan petrol ve doğal gaz tesisleri vuruldu. Hedef alınan PKK/YPG’ye ait bazı tesislerin altında ise örgütün tünel ağının giriş ve çıkış noktaları yer alıyor.

    ANADOLU AJANSI’NIN YAYINLADIĞI BELGELER SES GETİRMİŞTİ

    Anadolu Ajansı, 7 Eylül 2021’de Fransız şirketi Lafarge’ın, terör örgütü DEAŞ’ı Fransız istihbaratının bilgisi dahilinde finanse ettiğini kanıtlayan belgeleri yayımlamış, söz konusu belgeler, dünya genelinde geniş yankı bulmuştu. Belgelere göre Lafarge, terör örgütü DEAŞ’la ilişkisi hakkında Fransız istihbarat servislerini sürekli bilgilendirdi. Fransız istihbarat ve devlet kurumları, Lafarge’ı terörü finanse ederek insanlığa karşı suç işlediği konusunda uyarmadı ve bu durumu gizli tutanaklarda itiraf etti. DEAŞ, Lafarge’dan aldığı çimentoları sığınak ve tünel yapımında kullandı. Şirket hakkında Haziran 2017’de açılan soruşturma kapsamında Lafarge’ın Yönetim Kurulu Başkanı Bruno Lafont’un da aralarında bulunduğu bazı üst düzey yöneticiler, “teröre finansman sağlamakla” suçlanmıştı.

    FRANSA YARGITAYINDAN KRİTİK KARAR

    Haziran 2018’de şirkete yöneltilen “insanlığa karşı suçlara ortak olmak” suçlaması, Kasım 2019’da düşürülmüştü. Davaya müdahil sivil taraflar, yolsuzlukla mücadele sivil toplum kuruluşu Sherpa ile Avrupa Anayasa ve İnsan Hakları Merkezi (ECCHR), suçlamanın düşürülmesine itiraz ederek Yargıtaya başvurmuştu. Fransa Yargıtayı, 7 Eylül 2021’de Lafarge’ın Suriye’de DEAŞ’lı teröristleri finanse etmesi nedeniyle “insanlığa karşı suça ortak olmak” suçlamasının yöneltilebilmesinin önünü açan kararı almıştı.

    ABD VE FRANSIZ ASKERLERİ TESİSİ ÜS OLARAK KULLANDI

    Paris Temyiz Mahkemesi de 18 Mayıs’ta Suriye’de terör örgütü DEAŞ’a finansman sağladığı AA’nın ulaştığı belgelerle ispatlanan Fransız çimento şirketi Lafarge’a “insanlığa karşı suça ortak olduğu” iddiasıyla soruşturma açılmasını onaylamıştı. Dünyanın en büyük çimento şirketlerinden Fransız Lafarge, Suriye’de Mart 2011’de başlayan iç savaşa rağmen faaliyetini sürdürdü. Terör örgütü DEAŞ’ın bölgeyi ele geçirmesine rağmen üretim faaliyetlerini sürdüren şirket, 2014’ün sonlarında çalışmalarını sonlandırdı ancak şirketin Çelebiye bölgesindeki faaliyetlerini devam ettirebilmek için DEAŞ’a “haraç” ödemenin dışında örgütten malzeme ve akaryakıt temin ettiği ifşa oldu. Şirket, Temmuz 2015’te İsviçreli rakibi Holcim ile birleşerek isim değişikliğine gitti. Tesisin bir bölümüne 2015 başlarında yerleşen ABD ve Fransız askerleri, Türkiye’nin 9 Ekim 2019’da Suriye’de terör örgütlerine karşı başlattığı Barış Pınarı Harekatı öncesinde, yaklaşık 4,5 yıl boyunca buranın bir kısmını üs olarak kullandı.

    LAFARGE 777,78 MİLYON DOLAR CEZA ÖDEMEYE RAZI OLDU

    ABD’de de 18 Ekim’de Lafarge, New York Brooklyn’deki federal mahkemede anlaşma yoluna giderek “DEAŞ’a yardım” suçunu kabul etti ve 777,78 milyon dolar ceza ödemeye razı oldu. Ancak Fransa’da 2016’dan bu yana kamuoyunda tartışılan “Lafarge’ın DEAŞ’a yardımı” yıllar geçmesine rağmen soruşturma aşamasında kaldı. Konu Fransa’da yargıya intikal etse de hala ilerleme kaydedilmemesinin arkasında Fransız istihbaratının suç ortağı olması dolayısıyla meselenin örtbas edilmek istendiği değerlendirmeleri yapılıyor. Fransa’daki soruşturmada sivil taraf olan ECCHR ve yolsuzlukla mücadele sivil toplum kuruluşu Sherpa ile birkaç muhalif isimden başka davaya ilişkin kamuoyuna açıklama yapan henüz çıkmadı.

    Kaynak: AA / Güncel