Etiket: Türk

  • Kılıçdaroğlu’nu ağırlayan DSP liderinden bomba HDP göndermesi

    Kılıçdaroğlu’nu ağırlayan DSP liderinden bomba HDP göndermesi

    Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, siyasi parti ziyaretlerine devam ediyor. Bugün Türkiye Değişim Partisi (TDP) Genel Başkanı Mustafa Sarıgül’ü ziyaret eden Kılıçdaroğlu, daha sonra Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Merkezi’ne gitti.

    KILIÇDAROĞLU: DÜŞÜNCELERİMİ GENEL BAŞKAN’A AKTARDIM

    Kılıçdaroğlu’nu kapıda DSP Genel Başkanı Önder Aksakal karşıladı. İki lider, DSP Genel Merkezi’nde görüşme yaptı. Görüşmenin ardından iki lider kameraların karşısına geçerek ortak açıklama yaptı. İlk açıklamayı yapan Kılıçdaroğlu, “Türkiye bütün sorunlarını kendi öz gücüyle aşabilecek potansiyele sahip olan bir ülke. Dolayısıyla hiç kimsenin karamsarlığa kapılmasına da gerek yok. Göreceksiniz 15 Mayıs’ta yeni bir Türkiye’ye uyanacağız hep beraber. Baharı göreceğiz, güzelliği göreceğiz, birlikte olmayı, kucaklaşmayı, huzuru, farklı düşüncelere saygıyı, siyasal partiler arasındaki dayanışmayı ve karşılıklı söylenen önerilerin ne kadar sağlıklı bir ortamda dinlendiğini göreceğiz. Bütün bunlar bizim açımızdan çok önemli. Düşüncelerimi Sayın Genel Başkanıma ve arkadaşlarına aktardım. Bizi kabul ettikleri için kendilerine teşekkür ediyorum” dedi.

    AKSAKAL: DSP İÇİN VATAN VE BAYRAK ÇOK ÖNEMLİDİR

    Daha sonra konuşan Aksakal ise “Sayın Genel Başkanım çalışma arkadaşlarınızla birlikte bu nazik ziyaretiniz için teşekkürlerimi sunuyorum DSP olarak. Demokrasinin en güzel tarafı siyasi partilerin kendi aralarında diyaloglarının sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesidir. Öncelik 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimlerin ülkemize ve milletimize ve tabii ki tüm adaylarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Demokrasi geleneklerimize yakışır bir seçim yapılmasını temenni ediyorum. Elbette DSP olarak Onursal Genel Başkanımız Bülent Ecevit’ten aldığımız öğreti ve birikimle, milliyetçi vatansever emekten yana sol politikalarımızla, yüz yıllık cumhuriyet değerleri, cumhuriyetin Atatürk’ün ilkeleri değerleri ve ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütün olarak tam bağımsız Türkiye idealine olan bağlılığımızla da çalışmalarımızı yürütüyoruz. DSP için vatan ve bayrak çok önemlidir.” dedi.

    “ÇIKTIĞI YOLDA BAŞARILI SONUÇLAR ELDE ETMESİNİ TEMENNİ EDİYORUM”

    Aksakal açıklamalarına şöyle devam etti: “14 Mayıs seçimlerini bir önceki seçimlerden ayıran, günümüzde yaşadığımız hadiseleri dikkatle değerlendirdiğimizde en önemli özellik ise, küresel emperyalist yapılarla kadim Türk devletinin arasında bir seçim olduğudur. Bunu gözden uzak tutmamamız gerekiyor. Cumhuriyetimizin yüz yıllık geçmişi ile hesaplaşma hayalleri kuranlarla DSP elbette ki Türk milletinin bu hassasiyetiyle gerektiği karşılığı her zaman vermiştir, bundan sonra da vermeye devam edecektir. Ben de Sayın CHP Genel Başkanımıza, Sayın Cumhurbaşkanı Adayımıza çıktığı yolda hayırlı, başarılı sonuçlar elde etmesini temenni ediyorum. Çalışma arkadaşlarına da göstermiş oldukları bu nezaket için saygılarımı sunuyorum”

    AKILLARA BULDAN’IN SÖZLERİ GELDİ

    Aksakal’ın cumhuriyet ifadeleriyle geçtiğimiz dönemde HDP’li Pervin Buldan’ın sarf ettiği, “Cumhuriyetin 99. yıl dönümünü geride bıraktık. Kuruluşundaki ademi merkeziyetçilik ve demokrasi fikrinin terk edilerek, yerine Kürtler ve Aleviler başta, tüm farklılıkların ret ve inkarına dayalı tekçilik sisteminin devreye sokulmasıyla yaşanan 100 yıllık bir yıkım sürecinden bahsediyoruz” ifadeler akıllara geldi.

  • Rusya’dan tatil paketi açıklaması

    Rusya’dan tatil paketi açıklaması

    Rusya Çeşit Operatörleri Birliği tarafından yapılan açıklamada, kış mevsiminde Türkiye’deki kimi otellerde konaklama indirimlerinin yüzde 55-70’e ulaştığı hatırlatıldı.

    Türk otellerinde erken rezervasyon kampanyası sırasında tıp operatörlerinin yalnızca indirim değil, ayrıcalıklı ödeme şartları da sağladığı aktarılan açıklamada, “Erken rezervasyon kampanyasının sonuçlarına nazaran, çeşit operatörleri Türkiye’deki yaz paketlerinin yüzde 30-40’ını satmayı başardı” sözleri kullanıldı.

    Açıklamada, kalan kısmın ise dönemde satılmasının beklendiği kaydedilerek, cins operatörlerinin ve en büyük acentelerin satışlarında Türkiye’nin pazardaki hissesinin yüzde 50-55 olduğu anımsatıldı.

    Yaz döneminde Türkiye’deki tıp fiyatlarının mevcut düzeye nazaran yüzde 20-25’e kadar yükselebileceğine işaret edilen açıklamada, Türk otellerinde Batı pazarlarından gelen rezervasyonlarda patlama yaşandığı aktarıldı.

    Açıklamada, Rus turistlerin azalması halinde bile yerini alacak alternatiflerin olduğu belirtildi.

  • Adaylık için imza toplayamayan Perinçek’e Cumhur İttifakı da istemedi

    Adaylık için imza toplayamayan Perinçek’e Cumhur İttifakı da istemedi

    Cumhurbaşkanı adayı olması için 100 bin imza sayısını toplayamayan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in Cumhur İttifakı’na katılma talebi reddedildi. Partisinin İstanbul’da merkez karar kurulu toplantısında konuşan Perinçek, Cumhur İttifakı’nı ABD’den korkanların oluşturduğunu söyledi.

    Perinçek’in açıklamalarından satır başları şu şekilde:

    “Zor bir dönemden geçiyoruz. Türkiyemizi aydınlıklara çıkarmak için, Vatan Partisi olarak Mecliste görev almamız ve hükümet görevleri üstlenmemiz zorunludur. Bu gerçeğin bilincindeyiz.

    “CUMHUR İTTİFAKI’NA KATILMA TALEBİMİZ REDDEDİLDİ”

    Güçlü ve etkili muhalefet olmayı hedeflemiyoruz. Meclis’te yer almamız ve Hükümet görevleri yüklenmemiz, Türkiye’nin vazgeçilmez ihtiyacıdır. Bu sorumlulukla 22 Mart 2023 günü yaptığımız görüşmede, Sayın Cumhurbaşkanımıza Cumhur İttifakına katılma talebimizi arz ettim. 24 Mart 2023 günü Vatan Partisi ile birlikte seçime girmeyeceklerini bize bildirdiler.

    “ABD’YE BOYUN EĞME YOLUNU SEÇTİLER”

    Cumhur İttifakı’nın, Vatan Partisi’ni reddetmesi, kuşkusuz bir tercihtir. Açıkça belirtmek durumundayız: Türkiye’nin bağımsızlığı, güvenliği ve Üretim Devrimi yolunu değil, ABD’ye boyun eğme yolunu seçtiler.

    “CUMHUR İTTİFAKI, HÜDA PAR’I PARTLATMAKLA MEŞGULDÜR”

    Nitekim bu tercih, uygulamalarda da kendini gösteriyor. Şu anda Cumhur İttifakı, bütün olanaklarını kullanarak, bölücü HÜDA PAR’ı parlatmakla meşguldür. AK Parti, MHP ve BBP sözcüleri, Şeyh Sait ve Seyit Rıza takipçisi olmakla övünen, Türk Milleti kavramını Anayasadan çıkartmayı programına alan, Kürtçeyi resmî dil yapmayı hedefleyen HÜDA PAR ile işbirliğini haklı gösterme gayretine girmişlerdir.

    “ABD’NİN PLANINA HİZMETTE 6’LI MASA İLE BULUŞTULAR”

    Mecliste Altılı Masa’nın himayesindeki PKK yetmiyormuş gibi, şimdi Cumhur İttifakı da HÜDAPAR Bölücülüğünü Meclise taşıma görevinin altına girmiştir. Böylece ABD’nin “Kürdistan” adı altında İkinci İsrail devleti kurma planına hizmette Altılı Masa ile buluştular. HDP ile HÜDA PAR’ın Mecliste sözde Kürdistan ayrılıkçılığı için el ele vereceğini göreceğiz. Programları aynıdır.

    “NATO’NUN DOĞUYA DOĞRU GENİŞLEMESİ SÜRECİNE TESLİM OLMUŞLARDIR”

    Sayın Tayyip Erdoğan, 26 Mart 2023 tarihli Economist Dergisinin yazdığı gibi, Atlantik dünyası içinde “uslu durma” yolunu seçmiştir. ABD emperyalizminin baskı ve tehditleri karşısında NATO’nun Doğuya doğru genişlemesi sürecine teslim olmuşlardır. Türkiye’nin Rusya, İran ve Çin ile dostluk ilişkilerini tahrip eden uygulamalar birbirini izliyor.

    “CUMHUR İTTİFAKI ÇIKMAZA GİRMİŞTİR”

    Girdikleri yol, zorlukları yenme yolu değil, çaresizlik ve çözümsüzlük yoludur. Cumhur İttifakı, çıkmaza girmiştir. Var olan sistem, iktidarıyla ve Atlantik güdümlü muhalefetiyle çözümsüzdür. Bu sistem iki duvarın üzerinde duruyor.

    “SİSTEMİN BİRİNCİ DUVARI ABD’NİN ALETİ OLAN 6’LI MASA”

    Sistemin birinci duvarı, ABD’nin aleti olan Altılı Masa’dır. Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener, PKK ve FETÖ ile birlikte ABD’nin projesinde görev almışlardır ve yıkılan Atlantik Sistemini onarma gayreti içindedirler.

    İKİNCİ DUVAR ABD’DEN KORKANLARIN OLUŞTURDUĞU CUMHUR İTTİFAKI”

    Sistemin ikinci duvarı, ABD’den korkanların oluşturduğu Cumhur İttifakı’dır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğindeki bu ittifak, ABD tehdidi karşısında dik duramıyor.

    “HEPSİ DE ÇÖZÜMSÜZDÜR”

    14 Mayıs’ta seçmenin önüne konan Cumhurbaşkanı adaylarının hepsi de Atlantik’teki çıkmazın içindedirler. Denenmelerine gerek yok, ne yapacakları tecrübeyle bellidir. Hepsi de çözümsüzdür.

    “TÜRKİYE’Yİ YÖNETEMEYECEKLERİ KISA ZAMANDA ORTAYA ÇIKACAK”

    Kemal Kılıçdaroğlu, ABD’nin kaos planının aletidir. Tayyip Erdoğan, ise Atlantik’e boyun eğme yolunu seçmiştir. Diğer iki aday ise, Kılıçdaroğlu ve Erdoğan’ın birbirlerini bölme planlarının aletleridirler. Türk milleti, çıkmazlar içinde çıkmaz beğenmek durumunda bırakılamaz. Bu adayların Türkiye’yi yönetemeyecekleri kısa zamanda ortaya çıkacaktır. Çünkü yıkılan sistemin denetimi altındadırlar.

    Atlantik Sistemine bağlanan Altılı Masa’nın ve ABD’den korkan Cumhur İttifakı’nın çözümsüzlüğü 14 Mayıs’tan sonra bütün çıplaklığıyla ortaya serilecektir.

    Çünkü Atlantik’te çözüm yok.

    Atlantik’te ekonomik iflas var ve vatan bütünlüğü için ağırlaşan tehditler var.

    Atlantik’te kaos var.

    Türkiye, bu çıkmazdan, Güçlü Devletle ve Üretim Devrimiyle çıkacaktır.

    Türkiye, Üretim Ekonomisini ancak Asya ikliminde kurabilir.

    Türkiye, Vatan Bütünlüğünü ancak Asya dayanışmasıyla koruyabilir ve kendi bağımsız yolunda ilerler.

    Türkiye, iki yüzyıllık Millî Devrimini Asya ikliminde tamamlar.

    Türkiye, diğer Türk devletleri ile birlikte yükselen Asya uygarlığının öncü konumlarında olacaktır.

    Bu nedenle Türkiye’nin önünde Vatan Partisi’nin Asyalı çözümü var.

    14 Mayıs sonrasının en büyük gerçeği budur.

    Zorlukları aşacak Güçlü Hükümet, halka dayanan Güçlü Meclis’le mümkündür. Güçlü Meclis ise ancak Vatan Partisi’nin Meclise girmesiyle oluşabilir.

    Vatan Partisi’nin ağırlığı, Meclis içindeki millî kuvvetleri güçlendirir ve Türkiye’nin önünü açar.

    ** Güçlü Devlet Üreten Millet programının TBMM’de temsil edilmesi için,

    ** ABD’nin iç ve dış cephede kaos planlarına karşı etkili bir Meclis oluşturmak için,

    ** Üreticilerin gerçek özlemlerinin ve çözümlerinin sesi olabilmek için,

    ** Kamucu ve halkçı iradenin Yasama Organına yansıması için,

    ** Vatan Partisi tecrübeli ve genç kadrolarıyla, halka bağlılığıyla, zor zamanlarda alacağı öncü tavırlarıyla Milletin Meclisinde bir kale inşa edecektir.

    Vatan Partisi’nin Program, Strateji ve Siyasetleri, zorlukları yenmek için üretilmiştir.

    Bu zor süreçten bir çözüm üreteceksek, önümüzde tek bir seçenek var: Cesur olalım, Vatan Partisi’nin Meclise girmesi için görev ve sorumluluk üstlenelim. Çözümün yolunu açalım. O zaman 15 Mayıs’tan başlayarak çözümün gündeme geleceğini göreceğiz.

    Türk milleti, tarih boyunca karşılaştığı büyük zorluklardan örgütlü öncülerin kahramanlığıyla çıkmıştır.

    Şimdi öncü cesaretinin zamanıdır.

    Şimdi kahramanlığın zamanıdır.

    Türkiye’nin iki yüzyıllık millî devrimci birikiminin öncülerini, tarihî başarılar için Vatan Partisi’nde görev almaya çağırıyoruz.

  • Devlet Bahçeli’den, seçimlere AK Parti listelerinden girecek HÜDA PAR’la ilgili ilk yorum

    Devlet Bahçeli’den, seçimlere AK Parti listelerinden girecek HÜDA PAR’la ilgili ilk yorum

    14 Mayıs seçimlerine sayılı gün kalmışken HÜDA PAR yetkilileri, Cumhur İttifakı’na desteğini açıklayıp 14 Mayıs seçimlerine AK Parti listelerinden gireceklerini açıkladı. Bu gelişmenin ardından gözler Cumhur İttifakı ortaklarından MHP lideri Devlet Bahçeli’ye çevrildi.

    “HİÇBİR TERÖR ÖRGÜTÜYLE BAĞLANTISI OLMADIĞI AÇIKLANMIŞTIR”

    Konuyla ilgili sessizliğini bozan MHP lideri, “Kılıçdaroğlu ülkemize düşmanlık besleyen zalimlerin paravan adayıdır. Son günlerde Hür Dava Partisi ekseninde temerküz ve tezahür eden sanal tartışmalar, maksatlı polemikler, Milliyetçi Hareket Partisi’ni hedef alan asılsız ve ahlaksız isnatlar tarafımızca dikkatle takip edilmektedir. Hür Dava Partisi’nin hiçbir terör örgütüyle bağ ve bağlantısı olmadığı açıklanmış ve muhataplarınca da ifade edilmiştir. Sık sık gündeme taşınan Hizbullah terör örgütünün ise nasıl ve ne zaman çökertildiği malumdur. Bu hususta da ara sıra vermiş olduğu beyanlarla ‘Emperyalist güçlere karşı oyunu bozacak Türk milletidir’ görüşünü paylaşan eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın kamuoyuna açıklama yapması boynunun borcudur.” ifadelerini kullandı.

    ESKİ BAKAN TANTAN’A ÇAĞRI

    Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü: “Her fırsatta konuşmayı alışkanlık haline getiren Sayın Tantan’ın bu konuda sessizliğe gömülmesi, bakanlık sorumluluğunu üstlendiği dönemde Hizbullah terör örgütüne karşı hangi operasyonel faaliyetlerin yapıldığını dürüst şekilde paylaşmaktan şu ana kadar imtina etmesi doğru değildir. 57’inci Hükümet döneminde, 17 Ocak 2000 tarihinde Hizbullah’a yapılan seri ve kapsamlı operasyonlarda hunhar militanlar ve örgüt lideri etkisiz hale getirilmiştir. Beykoz vakası sonrası, Türkiye çapında icra edilen arama, kurtarma, baskın ve yakalama süreçlerinde 200’ün üzerinde mezar Hizbullah terör örgütünün hücre evlerinde tespit edilmiştir.

    “HDP’NİN PKK İLE İLİŞKİSİNİ BİLMEYEN KALMADI”

    Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Cumhur İttifakı’nı destekleme kararı alan Hür Dava Partisi’nin ise 19 Aralık 2012 tarihinde kurulduğu bilinen bir gerçektir. Hizbullah terör örgütüyle Hür Dava Partisi arasında berrak bir ilişkiye, bu çerçevede ikna ve tevsik edici bir bilgiye bu zamana kadar tesadüf edilmemiştir. Fakat HDP’nin PKK’yla ilişkisini bilmeyen, duymayan, şahit olmayan kalmamıştır. CHP ile İYİ Parti’nin HDP’yle beraberliği eşzamanlı olarak PKK/YPG/PYD’yle birlikteliği demektir ve her şey meydandadır. HDP’nin bir defa da olsa terörü lanetlediği görülmüş şey değildir. HDP’nin bir kez de olsa PKK’yı kınadığına, aralarında hiçbir bağın olmadığını itiraf ettiğine hiç kimse, hiçbir millet evladı tanık olmamıştır.

    “HÜDA PAR TERÖRÜ TÜMDEN REDDETMİŞTİR”

    “14 MAYIS’TA CUMHURUN ZAFERİ HİLAL GİBİ YÜKSELECEK”

    Açık hedefimiz Cumhurbaşkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açık ara farkla seçilmesine çalışmak, Milliyetçi Hareket Partisi’yle Cumhur İttifak’ının milletvekili sayısının nitelikli çoğunluğa ulaştırmaktır. Elbette başaracağımızdan ve başarılı olacağımızdan en küçük şüphemiz de yoktur. Sefer bizden, zafer Allah’tandır. Gayret bizden Tevfik Allah’tandır. 14 Mayıs’ta cumhurun zaferi hilal gibi yükselecek, 29 Ekim’de de Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümü iftiharla kutlanacaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıl dönümü cumhurun muazzam diriliş ve yükselişiyle taçlanacak, Türk ve Türkiye Yüzyılının ilk adımı Allah’ın inayeti, milletimizin iradesiyle atılacaktır.

    Unutulmasın ki, Cumhur İttifakı olarak, zarfa değil mazrufa baktığımız; küçük hesaplara değil büyük ülkülere kafa yorduğumuz; hezeyanla perçinlenmiş tezviratlarla değil hakikat pınarından kana kana içmenin peşinde olduğumuz muhkem bir gerçektir. Bu duygu ve düşüncelerle, 24 Mart 2023 akşamı Danimarka’da kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e ve Türk bayrağına yapılan menfur saldırıyı tüm gücümle kınıyor, aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin mübarek Ramazan-ı Şerif’ini bir kez daha tebrik ediyorum.”

  • Nevruz mesajı paylaşan Bahçeli, HDP’yi ziyaret eden Kılıçdaroğlu’na yüklendi

    Nevruz mesajı paylaşan Bahçeli, HDP’yi ziyaret eden Kılıçdaroğlu’na yüklendi

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 21 Mart Nevruz Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Mesajında Kılıçdaroğlu’nu da hedef alan Bahçeli, CHP liderinin HDP ile ertelenmiş buluşmasını Nevruz Günü gerçekleştirmesini eleştirerek bu durumu talihsiz olarak nitelendirdi.

    “DEPREM VE SEL FELAKETİ MİLLETİMİZİ ACIYA BOĞMUŞTUR”

    Bahçeli, mesajında şunları söyledi: “Son bir asrın en büyük felaketi olan 6 Şubat 2023 tarihli Pazarcık ve Elbistan merkezli iki ayrı deprem ile birlikte Adıyaman ve Şanlıurfa’da yaşanan aşırı yağışlar, bundan mülhem sel ve taşkınlar milletimizi ziyadesiyle sarsmış ve acıya boğmuştur. Türk milleti karşısına çıkan doğal zorlukları ve doğal olmayan çetin engelleri “Hep Birlikte Aşma” iradesi göstererek direncini, dirayetini ve metanetini azami düzeylerde sergilemiştir.

    “MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİKLE HEP BİRLİKTE YAŞAMA”

    ‘Bugüne İstikrar, Yarına Huzur’ telakkisi ‘Hep Birlikte Başarma’ kararlığıyla taban ve temel bulmuştur. “Milli Birlik ve Kardeşlikle Hep Birlikte Yaşama” tercihi kahraman ecdadımızın ve şanlı tarihimizin ihmal ve inkar edemeyeceğimiz kutsal bir emaneti olarak maşeri vicdana yerleşmiştir.

    Felaketlerin derin yaralarını sarmak, kayıplarımızın ızdırap veren izlerini silmek maksadıyla “Yeni Yüzyılda Yeni Bir Hayat ve Yeni Türkiye”yi “Hep Birlikte Kurma” seferberliği bütün imkanlar eşliğinde harekete geçmiştir. Bu süreçte “Devlet Milletiyle” elele vermiş, “Her Şeyden Önce Türkiye” ahlak ve erdemi öne çıkmış, bu suretle öncü ve önder bir boyut kazanmıştır. Elbette Türkiye ve Türk milleti sevdamızın burçlarıdır. “Önce Ülkem ve Milletim” kavrayışı hayata, hadiselere ve siyasete bakışımızın an fikridir. Bizim nazarımızda 85 milyon Türk vatandaşımız büyük Türkiye’nin şah damarı, şahbaz dimağıdır.

    “HİÇBİR DAYATMAYA KUŞKUSUZ BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    Ülkemiz hiçbir soruna, hiçbir ayak bağına, hiçbir dayatmaya kuşkusuz boyun eğmeyecektir. Yıkıntılar arasından güvenli, dayanıklı, insanca yaşama müzahir konutlar bir yıl içinde hak sahiplerine inşaları tamamlanarak mutlaka teslim edilecektir. Bu taahhüt cumhurun bizzat ulaşacağı hedefidir. Kardeşliğimizin ikram ve itibarı ağır meselelerin üstesinden gelmek için yegane güç kaynağımızdır. Baharı karşıladığımız bu seneki Nevruz Günü’nde kalplerimiz yaslı, gözlerimiz yaşlı, gönüllerimiz buruk olsa da, Türkiye’yi yeni baştan ihya ve imar etme gayemiz tıpkı demir sağları eriten tarihi irade kadar kudret ve kuvvet içermektedir.

    “NEVRUZ’UN GERÇEK MANA VE MESAJINA ÇOK İHTİYAÇ VARDIR”

    Bilindiği üzere Nevruz, asırlar boyunca Türk coğrafyalarında birlik, dirlik, barış ve huzuru sembolize eden müstesna bir günün adıdır. Bugünkü sıkıntılı günlerimizde Nevruz’un gerçek mana ve mesajına çok ihtiyaç vardır. Yalnızca bir mevsim döngüsü olarak yorumlamanın yetersiz kalacağı Nevruz Bayramı, aynı zamanda bolluk ve bereketin, dostluk ve kardeşliğin, kaynaşma ve kucaklaşmanın da timsalidir.

    “NEVRUZ GERÇEKTEN DE KÖKLÜ BİR KUCAKLAŞMA FIRSATIDIR”

    Bu kutlu gün ataletin, yılgınlığın, yorgunluğun ve kaygının geride bırakılmasını; tazelenmiş umutlarla, tırmanmış heyecanlarla geleceğin kavranmasını vaaz ve vaat etmektedir. Nevruz bir diriliş anısı, bir doğruluş atılımı, bir yükseliş atılganlığı, yeni bir güne yürüyüş adımıdır. Türkiye geleceğini Nevruz’un bereketli çehresiyle, birlik çağrısıyla kuracak, muhakkak başarılı olacaktır. Aynı zamanda binlerce yıllık tarih süreci içerisinde, büyük Türk milletini ortak sevinç ve tasada, ortak geçmiş ve gelecek paydasında buluşturan Nevruz gerçekten de köklü bir kucaklaşma fırsatıdır. Bu kadim kültürel mirasımız milli birlik ve beraberliğimizin kaynaklarından birisidir.

    “NEVRUZ, GEÇMİŞLE BUGÜN ARASINDA ÇOK ÖNEMLİ KÜLTÜREL BİR KÖPRÜDÜR”

    Türk dünyasında “Sultan Nevruz’ adıyla kutlanan bu günde başlıca dileğim, milletimizin birlik ve dirliğinin ebediyete kadar vasıl olması ve dünyanın her yerinde barışın, esenliğin ve istikrarın hakim olmasıdır. Türk milletinin hem ata hem de ana yurdunda baharın müjdecisi olarak özel ve önemli bir yeri bulunan Nevruz Bayramı taşıdığı derin anlam itibariyle; Türk milletinin Ergenekon’dan çıkışını ve müteakip asırlarda kademe kademe sıçrayışını ifade etmektedir. Balkanlar’dan Sibirya bozkırlarına kadar uzanan görkemli bir coğrafyada kutlanan Nevruz, geçmişle bugün arasında çok önemli kültürel bir köprüdür. Yakılan ateşler, tutuşan eller, çarpan yürekler, neşe saçan gözler, gülümseyen yüzler, müşfik vicdanlar, reddedilen ihtilaflar, dışlanan kötü emeller Nevruz’un kültürel dokusunu, tarihsel doğasını gözler önüne çıkarmaktadır. Nihayetinde ümidimiz ve tesellimiz de budur.

    “HİÇBİR ŞART ALTINDA BÖLÜCÜ EMELLERE GEÇİT VERİLMEYECEKTİR”

    Doğudan batıya, kuzeyden güneye aynı inanç, aynı irade, aynı hissiyatla bir araya gelen milli gönüller bu coğrafyayı vatan yapmış ve sonsuza kadar var olacağımızı da cümle aleme ispat ve ilan etmişlerdir. Beraber ağlayıp birlikte gülen; bayram günlerinden yas tutulan dönemlere kadar her şeyi birlikte paylaşan aziz millet fertleri inanıyorum ki, hiçbir şart altında bölücü emellere geçit vermeyecektir.

    “NEVRUZ, BÖLÜCÜLERİN DEĞİL TÜRK’ÜN BAYRAMIDIR”

    Nevruz, milli kader ortaklığımızın ve kardeşlik bağlarımızın mihenk taşı olduğu kadar parlayan da sembolüdür. Aynı şekilde bölücülerin, gayri milli çevrelerin, millete şaşı bakan çarpık zihniyetlerin, terörizme yakasını kaptırmış lekeli mihrakların değil, Türk’ün ezeli bayramı, Türk milletinin ebedi bayram günüdür. Nevruz’u şer ve şiddet dolu amaçlarına malzeme yapmaya teşebbüs edenler zulme sözcülük, zillete gözcülük yapan odaklardan başkası değildir.

    CHP’YE ELEŞTİRİ

    CHP ile HDP’nin ertelenmiş buluşmasını Nevruz Günü gerçekleştirmesi ise hem bir talihsizlik hem de kimin kimlerle emel ve hedef birliği içinde olduğunun üzeri karalanmış çirkin resmidir.

    “NEVRUZ, TÜRK MİLLETİNİN ERGENEKON ATEŞİDİR”

    Baharımızı kışa dönüştürmek için yan yana gelenler 14 Mayıs’ta milli iradenin ihtişamıyla tasfiye ve telin edileceklerdir. Türkiye Cumhuriyeti’ni çekiçle örs arasına sıkıştırmaya çalışanlar hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Nevruz, büyük Türk milletinin hürriyet ruhunun kabararak taştığı, dar bir alandan çıkarak kıt’aları yönetmeye talip olduğu kutlu Ergenekon ateşidir. Bu ateşin hiç sönmeden milletimizin istikbalini aydınlatması, Türk ve Türkiye Yüzyılının önünü açması samimi dileğimdir.

    Deprem ve sel afetlerinde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmetler, tedavi gören vatandaşlarımıza şifalar diliyorum. Çok geniş bir coğrafyada varlık mücadelesi veren aziz milletimin ve tüm soydaşlarımızın Nevruz Bayramı’nı kutluyor, hepsine birden sağlıklı, huzur dolu ve başarılarla geçecek bir ömür temenni ediyorum.

    Kış mevsiminin arkasından bahara kapı aralayan bu ‘Yeni Gün’ün, barış, huzur ve kardeşliğimizi pekiştirmesini, ayrıca yarın karşılayacağımız Ramazan-ı Şerif’in aziz milletimize ve Türk-İslam alemine mübarek olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

  • Nevruz Bayramı nedir, nasıl kutlanır? Nevruz Bayramında neler yapılır?

    Nevruz Bayramı nedir, nasıl kutlanır? Nevruz Bayramında neler yapılır?

    Nevruz Bayramı nedir, nasıl kutlanır ve Nevruz Bayramında neler yapılır sorularına yanıt aranıyor. Orta Asya’dan Balkanlardaki uluslara kadar çok geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz Bayramı her sene kutlanıyor. Nevruz Bayramı nedir, nasıl kutlanır ve Nevruz Bayramında neler yapılır merak ediliyor. Nevruz Bayramı nedir, nasıl kutlanır? Nevruz Bayramında neler yapılır? Detaylar haberimizdedir…

    NEVRUZ BAYRAMI NEDİR?

    Nevruz Bayramı ya da kısaca Nevruz, Dünya çapında çeşitli halklar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramı. Nevruz bayramına 4 hafta kala, her salı günleri özel günler olur ki, bunlara çarşamba denir.

    Yazılı olarak ilk kez 2. yüzyılda Pers kaynaklarında adı geçen Nevruz, İran ve Bahai takvimlerine göre yılın ilk gününü temsil eder. Günümüz İran’ında, her ne kadar İslami bir kökeni olmasa da bir şenlik olarak kutlanır. Bazı topluluklar bu bayramı 21 Mart’ta kutlarken, diğerleri Kuzey yarım kürede ilkbaharın başlamasını temsilen, 22 veya 23 Mart’ta kutlarlar. Aynı zamanda, Zerdüştlük, hem de Bahailer için de kutsal bir gündür ve tatil olarak kutlanır. Kürtlerde, Nevruz bayramının Kürt ve İran mitolojisindeki Demirci Kawa Efsanesi’ne dayandığına inanılır. Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında da Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışı anlamıyla ve baharın gelişi olarak kutlanır.

    2010’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3000 yıldan beri kutlanmakta olan İran kökenli bu şenliği, Dünya Nevruz Bayramı ilan etmiştir. 28 Eylül-2 Ekim 2009 arasında Abu Dabi’de hükümetler arası toplanan Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu, nevruzu Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi ‘ne dahil etmiştir. 2010’dan başlayarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 21 Mart’ı “Dünya Nevruz Bayramı” olarak kabul etmektedir.

    NEVRUZ BAYRAMI NE ZAMAN KUTLANACAK?

    Nevruz Bayramı 2023 yılında 21 Mart, Salı gününe denk gelmektedir. Buna göre nevruz, 21 Mart, Salı günü kutlanacaktır. Nevruz Bayramı ya da kısaca Nevruz, Dünya çapında çeşitli halklar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramı sembolize eder. Nevruz bayramına 4 hafta kala, her salı günleri özel günler olur ki, bunlara çarşamba denir.

    NEVRUZ BAYRAMI KİME AİTTİR?

    Orta Asya’dan Balkanlardaki uluslara kadar çok geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz, her ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, özü itibariyle baharın gelişinin kutlandığı coşkuyla karşılandığı bir gündür.

    Yaşadığı geniş coğrafyada doğa ve çevrenin uyanışının kutlandığı Nevruz Bayramı’nın Anadolu’da ve Türk kültürünün yayıldığı bölgelerde de son derece köklü ve zengin bir geçmişi vardır.

    Nev(yeni) ve ruz (gün) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen ve YENİGÜN anlamını taşıyan Nevruz, kuzey yarımkürede başta Türkler olmak üzere bir çok halk ve topluluk tarafından yılbaşı olarak kutlanır.

    Gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart’ta güneş göçmen kuşlar gibi kuzey yarımküreye yönelir. 21 Mart ile birlikte havalar ısınmaya, karlar erimeye, ağaçlar çiçeklenmeye, toprak yeşermeye, göçmen kuşlar yuvalarına dönmeye başlar.

    Bu nedenle 21 Mart bütün varlıklar için uyanış, diriliş ve yaradılış günü olarak kabul edilerek, Nevruz/YENİGÜN bayramı adıyla kutlanır.

    Orta Asya’da yaşayan Türkler, Anadolu Türkleri ve İranlıların yılbaşı olarak kabul ettikleri güne Nevruz adı verilir ki, yeni gün anlamına gelir. Gece ve gündüzün eşit olduğu Miladi 22 Mart, Rumi 9 Mart gününe rastlamaktadır.

    Nevruz-i Sultani, Sultan Nevruz, Sultan Navrız, Navrız, Mart Dokuzu gibi adlarla da anılmaktadır.

    Oniki Hayvanlı Türk Takviminde görüldüğü üzere Türklerde de çok eskiden beri bilinmekte ve törenlerle kutlanmaktadır. Türklerde Nevruz hakkında başlıca rivayet, bugünün bir kurtuluş günü olarak kabul edilmesidir. Yani Ergenekon’dan çıkıştır. İşte bu nedenle bugün Türklerde Nevruz, yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilmiş ve günümüze kadar bayramlarda kutlanagelmiştir. Orta Asya’daki Türk topluluklarından Azeri, Kazak, Kırgız, Türkmen, Özbek, Tatar, Uygur Türkleri, Anadolu Türkleri ve Balkan Türkleri Nevruz geleneğini canlı olarak günümüze kadar yaşatmışlardır.

  • HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Türk bayrağının ismi bana problemli geliyor

    HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Türk bayrağının ismi bana problemli geliyor

    Türkiye, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine kilitlenirken, Cumhur İttifakı’nın adayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı destekleyeceklerini açıklayan HÜDA PAR’ın Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamalar gündem oldu.

    TÜRK BAYRAĞIYLA İLGİLİ SÖZLERİ TARTIŞMA YARATTI

    Parti programındaki ifadeler nedeniyle Cumhur İttifakı’na katılımı tartışma konusu olan HÜDA PAR’ın lideri Yapıcıoğlu’nun Türk bayrağıyla ilgili sözleri sosyal medyada tartışma yarattı.

    “BENİM BAYRAKLA KAVGAM YOK”

    Yapıcıoğlu’nun açıklamaları şu şekildeydi; “Biz, eşit vatandaşlık istiyoruz. Bu bayrak hepimizin bayrağı olsun istiyoruz, bizim bayrakla problemimiz yok. Ama bu bayrağın ismi ‘Türk Bayrağı’ dediğinizde Kürt diyecek ki benim bayrağım nerede? Niye Türk bayrağı… Benim bayrakla kavgam yok, herhangi bir problemim yok. Ama, bayrağın ismi bana problemli geliyor. Neden Türkiye bayrağı değil de Türk Bayrağı deniyor?”

  • Kanada, Türkiye ve Suriye’de depremlerden etkilenenlere vize kolaylığı sağlayacak

    Kanada, Türkiye ve Suriye’de depremlerden etkilenenlere vize kolaylığı sağlayacak

    Kanada Göçmenlik, Mülteciler ve Vatandaşlık Bakanı Sean Fraser ve Ulaştırma Bakanı Omar Alghabra, yaptıkları ortak yazılı açıklamada, hükümet olarak 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen yıkıcı depremlerden etkilenen kişilerin mülteci yerleştirme başvuruları da dahil olmak üzere geçici ve kalıcı ikamet başvurularını işleme koyacaklarını duyurdu.
    Bakan Fraser ve Bakan Alghabra, bu kapsamda halen Kanada‘da bulunan ancak vize süreleri dolan Türkiye ve Suriye vatandaşlarının kalış sürelerini uzatmalarını kolaylaştıracak adımların da atılacağını açıkladı.

    BAŞVURULAR 29 MART TARİHİNDE BAŞLIYOR

    Türkiye’den Kanada‘ya gelmek için başvuracaklarla, halen Kanada‘da bulunan ancak vize süreleri dolan Türk vatandaşları, vize önceliği ve kolaylığına ilişkin hükümlere uygun başvurularını 29 Mart 2023 tarihinden itibaren yapmaya başlayabilecekler.

    “ÖDENEN ÜCRETLERDEN FERAGAT EDECEĞİZ”

    Bakan Fraser ve Bakan Alghabra’nın ortak açıklamasında, şunlar kaydedildi; “29 Mart 2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, daimi ikamet başvurusunda bulunanların depremler nedeniyle seyahat belgelerini kaybettiğini göz önünde bulundurarak, pasaport veya seyahat belgesi gerekliliği ile bu belgeler için ödenen ücretlerden feragat edeceğiz. Bu yeni önlemler, depremlerden kişisel olarak etkilenenlerin denizaşırı başvurularına öncelik vermek için hali hazırda devam etmekte olan çalışmalara dayanmaktadır. Etkilenen bölgelerden gelen yeni ve mevcut geçici ikamet başvuruları ile kalıcı ikamet başvuruları, mülteci yerleştirme başvuruları dahil öncelikli olarak işleme alınmaktadır.”

    “HÜKÜMETİMİZ İHTİYACI OLANLARI DESTEKLEMEYE HER ZAMAN HAZIR”

    Bakan Fraser açıklamada, ” Kanada, Türkiye ve Suriye’de yıkıcı depremlerden etkilenenlere yardım sağlamaya kararlıdır. Hükümetimiz, ortaya çıkan uluslararası krizlere yanıt vermeye ve ihtiyacı olanları desteklemeye her zaman hazır olacaktır” ifadelerini kullandı. Bu arada Kanada Ulaştırma Bakanı Omar Alghabra ise açıklamada, depremlerden etkilenen Türkiye ve Suriye vatandaşlarını destekleme taahhüdünü sürdürdüklerini kaydetti. Bakan Algahbra, “Birçok Kanadalının depremlerden etkilenen aile üyeleri olduğunu biliyoruz ve bugünkü önlemler bu Kanadalıları rahatlatmalı. Bu yeni önlemlerle, şu anda karşı karşıya kaldıkları zorlukları hafifletmeyi umuyoruz. Bu trajediden etkilenenlerin karşılaştığı zorlukları anlıyoruz ve bu zor zamanda destek ve yardım sağlamakta kararlıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

    Kaynak: AA / Seyit Aydoğan – Güncel
  • 11 yıl sonra ilk ziyaret! Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır’da mevkidaşıyla görüştü

    11 yıl sonra ilk ziyaret! Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır’da mevkidaşıyla görüştü

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri daveti üzerine bugün Mısır’a gitti. Kapıda karşılanan Çavuşoğlu, mevkidaşı ile bir görüşme gerçekleştirdi. Çavuşoğlu, 11 yıl aradan sonra Türkiye’den Mısır’ı ziyaret eden ilk dışişleri bakanı oldu.

    BASIN TOPLANTISI YAPACAKLAR

    Görüşmeler sonrası Çavuşoğlu ve Şukri ortak basın toplantısı düzenleyecek. Çavuşoğlu, Kahire Türk Şehitliği’ni de ziyaret edecek.

    DEPREM SONRASI YARDIM GÖNDERMİŞLERDİ

    Bakan Shoukry, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, 27 Şubat’ta dayanışma ve taziyede bulunmak için Türkiye’yi ziyaret etmiş ve Bakan Çavuşoğlu ile görüşmüştü. Mısır ayrıca, Türkiye’ye depremzedeler için insani yardım göndermişti.

    İKİLİ İLİŞKİLER NORMALLEŞME SÜRECİNE GİRDİ

    İki ülke arasındaki ilişkiler 8 yıllık aradan sonra 2021 yılında normalleşme sürecine girmiş, Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal başkanlığında bir heyet, Mısır’a giderek istikşafi görüşmeleri başlatmıştı. Mısır heyetinin de bu kapsamda Türkiye’ye gelmesi ile yeni bir diyalog süreci başlatılmış ve ilerleyen süreçte karşılıklı olarak büyükelçilerin yeniden atanması konusunda iyi niyetler ortaya konmuştu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı Olağanüstü Zirve Toplantısı’nı değerlendirdi: (1)

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı Olağanüstü Zirve Toplantısı’nı değerlendirdi: (1)

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yaşadığımız felakette Türk dünyası olarak sergilediğimiz dayanışmayı, birlik ve beraberliği hiçbir zaman unutmayacağız.” dedi.
    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Olağanüstü Zirve Toplantısı’na ilişkin açıklamada bulundu.
    Türk Devletleri Teşkilatı Olağanüstü Ankara Zirvesi’ni başarıyla tamamladıklarını belirten Erdoğan, Teşkilat üyeleri ve gözlemcileriyle Türkiye’de yaşanan deprem ve sel felaketleri sonrasında dayanışma amaçlı olarak bir araya geldiklerini söyledi.
    Zirveye katılan devlet başkanlarına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız felakette Türk dünyası olarak sergilediğimiz dayanışmayı, birlik ve beraberliği hiçbir zaman unutmayacağız. Zirve kapsamında ayrıca Türk Dünyası İşbirliği kuruluşlarının genel sekreterleri ve başkanları ile Aksakallar Konseyimizin kıymetli üyelerini de Ankara’da misafir ettik. Geçtiğimiz yıl Semerkant Zirvesi’nde Teşkilatımıza gözlemci olarak katılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de ilk defa bugün aramızda yer almasından büyük memnuniyet duydum.” ifadelerini kullandı.
    Erdoğan, şöyle devam etti:
    “Bugün ev sahipliğini yaptığımız Olağanüstü Zirve ise ‘Afet-Acil Durum Yönetimi ve İnsani Yardım’ temasıyla icra edildi. Malumunuz 6 Şubat’ta dünyada eşi benzeri nadir görülecek şekilde 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde iki depremle arka arkaya sarsıldık. Bu depremler, ülkemizin 14 milyon vatandaşının yaşadığı 11 ilimizde çok ciddi can kaybına ve yıkımlara yol açtı. Aralarında Teşkilat üyesi ülkelerin vatandaşlarının da olduğu, 49 bini aşkın insanımızı deprem felaketinde yitirdik. Ardından da deprem bölgesi şehirlerimiz sel felaketine maruz kaldı. Buradan bir kez daha depremde ve sellerde hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.
    Uzmanlar, Kahramanmaraş merkezli depremleri insanlık tarihinin en büyük tabii afetlerinden biri olarak tanımlıyor. Nitekim ilk depremleri takip eden yaklaşık 600’e yakın müstakil deprem büyüklüğüne ulaşan binlerce artçı sarsıntı, bu gerçeği teyit ediyor. Türkiye, geniş bir alanda yıkıma sebep olan bu deprem fırtınasına, ağır kış şartlarının yaşandığı bir dönemde yakalanmıştır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen depremin haberini alır almaz devletimizin tüm imkanlarını bölgeye yönlendirdik. Bakanlıklarımızla AFAD’la belediyelerimizle güvenlik kuvvetlerimizle arama-kurama ekiplerimizle sivil toplum kuruluşlarımızla hasılı böylesi bir felakette ihtiyaç duyulacak kim varsa herkesle seferber olduk.”
    “Kardeşlerimiz, milletimizin ihtiyaçlarını karşılamak için canla başla gayret gösterdi”
    Sadece arama-kurtarma ekibi olarak 35 bini aşkın personel, yardım ve destek ekipleriyle beraber 272 bin kamu görevlisinin depremzedelere yardım için koştuğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sivil toplum kuruluşları ve gönüllü vatandaşların da eklendiğinde bu rakamın yaklaşık yarım milyona ulaştığını söyledi.
    Dünyanın 90 farklı ülkesinden gelen arama-kurtarma ekiplerinin de bu süreçte Türkiye’ye destek verdiğini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
    “Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleri, 6 Şubat’ta yaşadığımız felaketin ardından yardım çağrımıza en hızlı cevap veren, en hızlı harekete geçen, acılarımızı en kalbi paylaşan dostlarımızın başında geliyor. Teşkilatımız üyeleri, arama-kurtarmadan sağlığa ve insani yardıma kadar geniş bir alanda faaliyet göstermek üzere ekiplerini hemen Türkiye’ye sevk ettiler. Kardeşlerimiz gerek ayni gerek nakdi yardımlarla milletimizin ihtiyaçlarını karşılamak için canla başla gayret gösterdiler. Bölgede kurdukları sahra hastaneleriyle yaralarımızın sarılmasına destek verdiler. Ulaştırdıkları çadırlarla barınma ihtiyaçlarımızın giderilmesine katkı sağladılar.
    Zor günlerimizde yanımızda yer alan Teşkilatımızın dost ve kardeş devletlerinin halklarına canıgönülden teşekkür ediyorum. Türk dünyası, tasada ve sevinçte bir olduğunu bugün tekrar göstermiştir. Bu dayanışmanın, arama-kurtarma çalışmalarında olduğu gibi deprem yaralarının sarılmasında da devam edeceğine inanıyorum. Deprem ilk anlarından itibaren başlattığımız seferberliği, şehirlerimizin yeniden inşa ve ihyası sürecinde de sürdürüyoruz. Depremzedelerimizi en kısa sürede kalıcı konutlara kavuşturmak için her türlü gayreti gösteriyoruz. Yer tespiti yapılan, zemin ve etüt çalışmaları biten illerimizde temelleri atıp süratle işe başladık. Hedefimiz, bir yıl içinde deprem bölgesinin tamamındaki konut ihtiyacını büyük ölçüde çözecek sayıda kaliteli ve güvenli yapıyı inşa etmektir.”
    (Sürecek)

    /////////

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türk Yatırım Fonu Kurucu Anlaşması’nın imzalanması, Zirve’mizin somut kazanımlarından biri olmuştur. Fon sayesinde, KOBİ’lere, kalkınma projelerine, ulaştırma ve lojistik zincirlerine, altyapı projelerine, tarım ve turizm alanlarındaki yatırımlara ve yenilenebilir enerji çalışmalarına destek sağlanacaktır.” dedi.

    Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Olağanüstü Zirvesi’nin ardından düzenlediği basın toplantısında, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgede TOKİ vasıtasıyla ilk yıl 319 bin, toplamda ise 650 bin konutu hak sahiplerine teslim etmeyi planladıklarını bildirdi.

    Bu süreçte çadır ve konteyner kentlerin de kurulumunun devam ettiğini belirten Erdoğan, bütün bunları yaparken Nurdağı ve İslahiye’de prefabrik konutların kurulumuna da süratle girdiklerini söyledi.

    Erdoğan, “Mayıs ayına kadar 100 bin konteyner kurarak yarım milyon depremzedeyi daha iyi şartlarda barınabilecekleri bu alanlara taşıyacağız.” diye konuştu.

    Katar’dan gönderilen konteynerlerden yaklaşık 3 bininin geldiğini, bu ay sonuna kadar 10 bin konteynerin geleceğini bildiren Erdoğan, bu konteynerlerden Samandağı’nda olanları da gördüğünü, kaliteli, güzel, vasıflı konteynerlere vatandaşların taşınmaya başladığını kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Son 20 yılda yaşanan doğal afetler sonrasında nasıl hiçbir insanımızı aç açıkta bırakmadıysak, depremzedelerimizi de mağdur etmeyeceğiz. Dost ve kardeş ülkelerin de destekleriyle, inşallah söz verdiğimiz üzere şehirlerimizi en kısa sürede eski görkemine tekrar kavuşturacağız. Sel felaketlerinin yeniden kanattığı yaraları sarmak için gece gündüz çalışacak, yıkımları ve zararları tazmin edeceğiz.

    Ülkemizin bir kısmında milyonlarca vatandaşımız afetlerin yol açtığı sıkıntılarla boğuşurken, hiçbirimiz hayatımızı eskisi gibi sürdüremeyiz. Bu felaketin sebep olduğu kayıpları tamamen telafi etmeden, insanlarımızı geleceklerine yeniden güvenle bakacakları günlere kavuşturmadan bize durmak, dinlenmek haramdır. Bin yıldır bu topraklarda nice badirenin üstesinden gelen milletimiz, asrın felaketinin yaralarını da Allah’ın izniyle kısa sürede saracaktır.”

    “Bölgesel meselelere dair fikir teatisinde bulunduk”

    Depremler sonrasında Türkiye’ye yönelik yardım faaliyetlerinin, afetler ve etkileriyle mücadelede işbirliğinin geliştirilmesinin bugünkü toplantının ana gündem maddesi olduğunu bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Afetler ve etkileriyle mücadele konularında teşkilatımız bünyesinde atılabilecek adımları elbette öncelikli olarak ele aldık. İlgili kurumlarımız arasında işbirliğinin ileri seviyeye taşınmasını ve müteakip Zirve’ye kadar Türk Devletleri Teşkilatı Sivil Koruma Mekanizmasının tesisini kararlaştırdık. Ayrıca, ortak gündemimizde yer alan diğer meselelerin yanı sıra bölgesel meselelere dair fikir teatisinde bulunduk.”

    Türk dünyasında bütünleşmenin lokomotifi olan ekonomi, ticaret, ulaştırma ve enerji alanlarındaki işbirliklerini de gözden geçirdiklerini aktaran Erdoğan, “Türk Yatırım Fonu Kurucu Anlaşması’nın imzalanması, Zirve’mizin somut kazanımlarından biri olmuştur. Fon sayesinde, KOBİ’lere, kalkınma projelerine, ulaştırma ve lojistik zincirlerine, altyapı projelerine, tarım ve turizm alanlarındaki yatırımlara ve yenilenebilir enerji çalışmalarına destek sağlanacaktır. Tüm bu alanlarda firmaların finansmana erişimi kolaylaşacak, ayrıca bölge içi ticaret teşvik edilecektir. Türk Yatırım Fonunun, Türk dünyasında ekonomik bütünleşmeye de katkı sağlayacağına inanıyorum. ‘Eşit sermaye katkısı ve eşit oy hakkı’ ilkesi çerçevesinde kurulacak fona, İstanbul ev sahipliği yapacaktır. Bu şekilde küresel finans camiasında İstanbul’un oynadığı merkezi rolün pekişmesini de temin etmiş olduk.” şeklinde konuştu.

    “Orta Koridorun geliştirilmesi hususunda mutabık kaldık”

    Toplantıda, Teşkilat bünyesinde bölgesel ulaştırma ve tedarik zincirlerinin geliştirilmesine matuf anlaşma ve kararların süratle uygulanmasının önemini vurguladıklarını aktaran Erdoğan, artık güvenilir bir alternatif haline gelen Orta Koridorun geliştirilmesi hususunda mutabık kaldıklarını bildirdi.

    Erdoğan, “Hepimizin önceliği olan enerji güvenliğinin sağlanması için mevcut ve potansiyel işbirliği alanlarında görüş alışverişinde bulunduk. Bölgesel ve küresel gelişmeleri de tüm yönleriyle değerlendirdik. Üye ve gözlemci devletler olarak, Teşkilatımızın güçlenmesinin, coğrafyamızın güvenliğine ve istikrarına önemli katkılar sağladığı noktasında hemfikiriz.” ifadesini kullandı.

    Aile meclisinin faaliyet alanlarının çeşitlenmesi, Türk Devletleri Teşkilatının uluslararası görünürlüğünü giderek artırdığını aktaran Erdoğan, “Katedilen ilerleme önemli olmakla birlikte, asıl mevcut ve gelecekte karşılaşılabilecek sınamalar karşısında direncimizi artırmamızın gerektiğini de biliyoruz. Bunun için Teşkilatımızın imkan ve kabiliyetlerini güçlendirmemiz gerektiğinin farkındayız. Toplantımızda Teşkilat Sekretaryamızın beşeri, idari ve mali yapısını güçlendirmek için atılabilecek adımları da istişare ettik. Bir sonraki Dönem Başkanı Kazakistan’ın ev sahipliğinde, Türk dünyamızın manevi başkentlerinden Türkistan şehrinde düzenlenecek müteakip Zirvemizin hazırlıklarını da ele aldık.” diye konuştu.

    Zirve kapsamında dün ve bugün Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Türkmenistan Halk Maslahatı Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini dile getiren Erdoğan, liderler olarak imzaladıkları Zirve bildirisiyle de farklı alanlarda işbirliğini güçlendirme iradelerini açıkça ortaya koyduklarını söyledi.

    “Türk Devletleri Teşkilatı, yeni bir ses, yeni bir nefes, yeni bir sinerji merkezi haline gelmektedir”

    Küresel gelişmelerin, TDT’nin önemini ve potansiyelini tekrar gösterdiğini dile getiren Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Dünya siyasetinde öne çıkan ülkeler ve birlikler, sağlıktan finansa, güvenlikten yabancı düşmanlığına, düzensiz göçten siyasi ve sosyal istikrarsızlıklara kadar pek çok sorunla boğuşuyor. İnsanlığın karşılaştığı yeni meydan okumalara adil ve sürdürülebilir çözümler üretemeyen uluslararası sistem, sürekli yeni krizlere sebep oluyor. Tarihi, kültürel ve hakkaniyetli kurumsal yapılardan yoksun birlikteliklerin tıkandığı bir süreçte, Türk Devletleri Teşkilatı, yeni bir ses, yeni bir nefes, yeni bir sinerji merkezi haline gelmektedir.

    Gerçekten de bu çatı altında, Adriyatik’ten Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada çok büyük bir işbirliği imkanına sahibiz. Gerek bölgemizde, gerekse küresel ölçekte her gün farklı bir boyutu ortaya çıkan tarihi gelişmelerin Türk dünyasının önüne açtığı fırsat pencerelerini doğru değerlendirmemiz gerekiyor. Siyasi dayanışmadan enerji ve ulaştırmanın başını çektiği ekonomik işbirliklerine kadar her alanda, bu fırsatları kalıcı hale getirecek ve kazanca dönüştürecek kapasitemiz var.”

    Bağımsızlıklarının üzerinden geçen nispeten kısa sürede kardeş ülkelerin yakaladığı başarıları, ortak gelecek adına çok kıymetli gördüğünü ifade eden Erdoğan, TDT’nin kuruluşunun ardından faaliyet alanının hızla genişlemesinin, üye ülkelerin dışında da yüz milyonlarca insanın umutlarını yeşerttiğini vurguladı.

    Erdoğan, bu muazzam potansiyelin, TDT’nin etki alanının büyüklüğüne işaret ettiğini de dile getirdi.

    Gerçekleştirdikleri her zirveyle, bu etkinin kapsamını ve temelini daha da güçlendirdiklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Ankara Zirvemizin düzenlenmesine vesile olan Azerbaycan ile Dönem Başkanı Özbekistan’a, ayrıca tüm katılımcı ülkelere ve temsilcilerine ayrı ayrı şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Bu kara günümüzde yanımızda olan her bir kardeşimize minnet borcumuzu asla ödeyemeyeceğimizin altını tekrar çizmek istiyorum. Zirvemizin başarıyla gerçekleştirilmesi için yoğun çaba sarf eden Dışişleri Bakanlığımızı, Türk Devletleri Teşkilatı Sekretaryasını ve emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Zirvede aldığımız kararların ülkelerimiz ve Türk Dünyası için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin. Rabbim ülkemizi, milletimizi, Türk dünyasını ve tüm insanlığı her türlü afetten, musibetten muhafaza buyursun. En son Şanlıurfa, Adıyaman, bu bölgede meydana gelen sel afetiyle büyük bir imtihanla karşı karşıya olduğumuzu söylüyor, burada da ebediyete uğurladığımız vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.”

    (Bitti)

    Kaynak: AA / Güncel