Etiket: Var.

  • Yılmaz: Sokaklarda yaşanan kargaşa ekonomiyi etkiledi ama bu kısa sürdü

    Yılmaz: Sokaklarda yaşanan kargaşa ekonomiyi etkiledi ama bu kısa sürdü

    Foreks – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevet Yılmaz, “Sokaklarda yaşanan kargaşa ekonomiyi etkiledi. Ama bu kısa sürdü” dedi.

    Cumhurbaşkanı Cevdet Yılmaz, Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy, Bloomberg HT Genel Müdürü Alican Türoğlu ve Habertürk TV programcısı Sena Alkan’ın sorularını yanıtladı.

    İstanbul Büyüşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yaşanan gelişmelere ilişkin, “Son dönemlerde kaos görüntüsü oluşturma, bir istikrarsızlık havası oluşturma gayretleri gördük. Çok şükür burada bir durulma nispi olarak sözkonusu ama, oluşturulan kargaşa ve güvenlik problemi ekonomiyi de maalesef belli oranda etkiledi” dedi.

    Yılmaz’ın açıklamalarında öne çıkan noktalar şöyle:

    “Dış dünyaya verilen mesaj Gezi benzeri bir hareketlilik oluşturma havası oldu. Bunun ekonomiye olumsuz etkisini meydana çıkarma gibi. Bunun böyle olmadığı kısa zamanda görülmüş oldu. Kısa süre içinde o görüntülerin de ortadan kalkacağını düşünüyorum.

    Ülkemizde huzur ve istikrar var. Bunu bozmaya kimsenin hakkı yok. Bu ülkenin istikrarı ve ekonomisiyle ilgili iktidarı ve muhalefetiyle sorumluluk hissetmesi gerekiyor. Bu ülkenin ekonomisini herkesin düşünmesi gerekiyor. Ekonomiyle güvenlik arasında bir bağlantı gördüğünü ifade etmek isterim. Güvenlik ortamı iyileştirdikçe ekonomideki geçici etkiler de kendiliğinden ortaya kalkıyor.

    Ekonomide bir temeller vardır. Bir de yukarıda olup biten konjonktürel, dönemsel hadiseler var. Ekonomimizin temelleri sağlam. Bütçeye, cari dengesine, enflasyondaki gidişata, istihdama, büyümeye bakarsınız. Bankacılık sistemine, rezervlere bakarsınız. Bütün bu göstergelere baktığımızda hepsinde bir iyileşme var. Cari açığımız tarihi düşük seviyelerde. Bütçe açığı depreme rağmen yüzde 5’ler civarında, kontrol altında.

    Rezervlerimiz oldukça yeterli seviyelerde. Ciddi anlamda rezerv birikimi sağladı Merkez Bankası. Yüzde 3,2 büyüme kaydettik. İşsizliğimiz tek haneli rakamlarda. Enflasyon oranımız da yüzde 39’lara kadar düşüş eğilimi var.

    Bankacılık sistemimiz sağlam, sermaye yeterlilik oranları sağlam Konjonktürel etkiler olumlu ya da olumsuz her zaman olabilir. Diğer etkiler kısa vadeli ve sınırlı kalmak durumundalar. Tabii ki etkilendik. Borsa düştü. Kur da Merkez Bankası ve diğer kurumların çabalarıyla oldukça istikrarlı seyre gelmiş durumda. Faiz oranlarında, risk algılarında bir miktar etkilenme oldu. Bunun üzerinde bütçe etkisinden bahsedebilirsiniz. Bunu abartmayalım. Bu olaylar uzun süre devam eder, ülkede kargaşa oluşur o zaman daha köklü bir etkiden bahsedebilirsiniz. Sayın Cumhurbaşkanımızın çok açık ve net programa desteği var. Bu programın arkasında siyasi irade ve toplumsal sahiplenme var.

  • Edirne  Valisi’nden Meriç ve uyuşturucu operasyonu

    Edirne  Valisi’nden Meriç ve uyuşturucu operasyonu

    Erdoğan DEMİR (EDİRNE İGFA)
    Edirne Valisi Yunus Sezer, “Hem projenin uygun olup olmadığı hem de yapımla ilgili olarak tespitler davası açılmış durumda ve mahkeme süreci devam ediyor. Burada suç ve hata kimden kaynaklanıyorsa bunlara rücu ettirilmesi yönünde sürecimiz şu anda devam ediyor” dedi.

    MAHKEME SÜRECİ DEVAM EDİYOR

    Vali Yunus Sezer, Meriç Elektrik Santrali hakkında şunları söyledi: “Meriç Nehri’nin yapım süreci ile ilgili bir arada bulunuyoruz. 2021 yılında başlanmış, inşası tamamlanmış fakat henüz kabulleri yapılmamış bir santralimiz var. Türkiye’de de zannediyorum Amasya’dan sonra bu şekilde inşa edilen 2. Enerji santrali konumunda. 2.2 Megawatt gücünde elektrik enerjisi üretilmesi planlanan bir santralimiz. Teslim aşamasında maalesef burada özellikle lastik savaklarda bir sıkıntı oluşuyor ve orada bir yıkılma meydana geliyor. Bununla ilgili olarak başlayan bir süreç var. Hem idari açıdan hem de adli açıdan bir tespit davası var. Biz buraya göreve başladıktan sonra da hem üniversitemizden hem DSİ Genel Müdürlüğümüzden hem de özel müşavirlikten bir heyet kurarak incelemesini yaptırdık. Bu projeden mi kaynaklanıyor, proje hatası mı var yoksa yapımdan mı kaynaklanıyor diye bu iki konu üzerinde odaklanıldı ve burada drenaj çalışmaları yapıldı.

    Yıkılan yerlerle ilgili olarak, sizlerle daha önce de bir araya gelmiştik. 15 Eylül’e kadar bir süre verdik ve 15 Eylül’de bitti. Bu ve bununla ilgili olarak değerlendirmeleri kendi içimizde yaptık ve fırsat bulup bugün de bir araya gelme imkanımız oldu. Burada iki tane husus var. 1.’si, Proje müellifi projesinin arkasında duruyor. ‘Jet Grout’ denilen teknik bir terim tabi ki bir dayanak sistemi oluşturulmuş bunlar inşa edilirken ve özellikle yıkılan kısımda bu Jet Groutların tutmadığı yönünde arkadaşlarımızın bir raporu ve değerlendirmesi var ve yapılan buradaki etütlerde de bunu gördük. Dolayısıyla yapımdan kaynaklanan bu kısımda bir sıkıntı var. 2.’si de projeyle ilgili sağlam olan kısımlarla ilgili olarak da çalışmalar devam ediyor yani yıkılmayan kısımlarla ilgili konularda da çalışmalar devam ediyor. Hem projenin uygun olup olmadığı hem de yapımla ilgili olarak tespitler davası açılmış durumda ve mahkeme süreci devam ediyor. Burada suç ve hata kimden kaynaklanıyorsa bunlara rücu ettirilmesi yönünde sürecimiz şu anda devam ediyor ve bir taraftan da idari tahkikatımız dediğimiz burada sorumlular kimler onlarla ilgili de bir süreç devam ediyor.

    Burada açık olmak gerekiyor. Bu bütün inşaatlarda olabilen bir şey yani büyük bir proje ve projelerde bu tür sıkıntılar olabilir ve bunun da devlette bir hukuk mekanizmamız var ona göre de sürecin her halükârda yürütülmesi gerekiyor ve bu da hem benden önce başlamış bir süreç var hem de ben göreve başladıktan sonra da başlatmış olduğumuz ve sizinle de her detayını paylaşmış olduğumuz bir sürecimiz var.

    Gelinen aşamada ne yapacağız? Gelinen aşamada biz buradaki sıkıntının bu Jet Grout sisteminin tutmamasından kaynaklanan bir sıkıntı olduğunu tespit ettik ve ona göre arkadaşlarımız hem üniversiteden hem DSİ’den uzman kuruluşumuz onların tavsiyeleri üzerine projede bir revizyona gidiliyor. Bozulan kısımlarla ilgili olarak fore kazık sistemi yapılacak. Sağlam olan kısımlarla ilgili olarak da ileride tekrar bu tür sıkıntıyla karşı karşıya kalmamak için burada da fore kazık sistemini arkadaşlarımız öneriyorlar ve bu doğrultuda da projeyi revize ediyoruz ve bu süreci de hızlı ilerletiyoruz.

    Burada kendimiz de hem DSİ’den hem hocalarımızdan bilimsel destek alıyoruz hem de bu konuda uzman profesyonel kişilerle ilerlemeyi istiyoruz. Zannediyorum 2-3 ay içerisinde yeniden buranın inşasının sürecini tamamlayıp bu söylediğimiz proje revizyonu doğrultusunda önümüzdeki yılın ilk ayını bulmadan buradaki inşa ve yapım sürecini tamamlamayı planlıyoruz. Her şey yolunda giderse kendimize böyle bir hedef ve iş planı ortaya koymuş durumdayız.”

    JANDARMA, POLİS VE GÜMRÜK ÇALIŞANLARIMIZ KAÇAKÇILIKLA MÜCADELEDE 24 SAAT ÖZVERİYLE ÇALIŞIYORLAR

    Sezer, Uyuşturucu Operasyonları içinde şunları kaydetti: “Edirne, Avrupa ve dünyanın diğer ülkelerine açılan bağlantı noktasında olması nedeniyle başta düzensiz göçmen ve uyuşturucu yakalamalarında kritik öneme sahip bir şehrimiz. Jandarma, polis ve gümrük çalışanlarımız kaçakçılıkla mücadelede 24 saat özveriyle çalışıyorlar.

    Edirne’nin hem geçiş güzergahı olması hem de hedef il olması noktasında çalışmalarımıza ağırlık verdik. Son 1 ay içerisinde hem kullanıcı hem satıcı hem de bu işi organize eden kişiler düzeyinde önemli operasyonlar yapıldı. Dün gece de arkadaşlarımız önemli miktarda uyuşturucu madde ile silah ele geçirdiler.

    Okullarımız da açıldı. Amacımız gençlerimizi, ailelerimizi, toplumumuzu bu tür zararlı alışkanlıklardan korumak. Bizim hedefimizde bu işin arkasında olanları, bu işi organize edenleri tespit etmektir. Bu doğrultuda da arkadaşlarımız her konuda çok yoğun bir çalışma ortaya koyuyorlar. Asayiş bizim için çok önemli. Özellikle son bir ay içerisinde güvenlik güçleri tarafından müdahale edilen 194 olayda 232 kişiye işlem yapılarak, önemli miktarda da uyuşturucu madde ele geçirilmiştir.”

  • Türkiye’nin en büyük tarım kampüsü kapılarını açtı

    Türkiye’nin en büyük tarım kampüsü kapılarını açtı

    ANKARA (İGFA) – Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yakın zamanda açılışı yapılan BAKAP Tarım Kampüsü ve Rekreasyon Alanı’nda yerel basın mensuplarını ağırlayarak sorularını yanıtladı.

    Düzenlenen programda Büyükşehir Belediyesinin projeleriyle ilgili de bilgi veren Yavaş’a, yerel basın mensupları yoğun ilgi gösterdi.

    YAVAŞ: “BURADAN 3 YILDIR ÜRÜN ELDE EDİYORUZ”

    Ankara Büyükşehir Belediyesinin devam eden çalışmaları hakkında bilgi vererek konuşmasına başlayan ABB Başkanı Mansur Yavaş; Ulus Meydanı, Hıdırlıktepe Rekreasyon Alanı, Anafartalar Çarşısı, Zafer Çarşısı ve Meydanı projelerine dair açıklamalarda bulundu.

    Yakın zamanda açılışı gerçekleşen BAKAP ile ilgili bilgi veren Yavaş, “Burası daha önceki yıllarda köylülerin elinden kamulaştırarak alınmış, kentsel dönüşüm alanı ilan edilmiş. 15-20 bin konut yapılacakmış buraya. Biz vazgeçtik ve şehrin böyle bir alana ihtiyacı olduğunu düşünerek burayı tarım rekreasyonu yapmaya karar verdik. Şu an şehre 25 kilometre görünse de yarın öbür gün burası şehrin içerisinde kalacak. Yeni imar alanlarının böyle tarla gibi üretim yerlerinin açılmasını doğru bulmuyoruz. Dolayısıyla burayı tarım rekreasyon alanı yaptık. Buradan 3 yıldır ürün elde ediyoruz. Mısır silajı yapıyoruz, Ankara’nın her yerindeki küçük aile işletmelerine dağıtıyoruz. Kahramanmaraş’a da gönderdik. Ankara’daki bütün köylere hemen hemen buradaki hayvan yemleri dağıtılıyor. İlk burada sebze yetiştirdik” dedi.

    “TARIMLA ÇOCUKLARI BULUŞTURACAĞIZ”

    Yavaş, açıklamalarına şu sözlerle devam etti:

    “Gölbaşı-Bala arasında çok büyük araziler var. Fakat insanlar tarımı bıraktıkları için tekrardan tarıma dönmüyorlar. Kırsal Hizmetler Daire Başkanımız tam 60 bin metrekarelik alanı sulu tarım haline getirdi. İki bin tane hayvancılığı desteklemek için oyuk bırakıldı dağlara. Çok büyük ihtiyaçtı. Burada tarım akademisi kurulacak ve tarımla ilgili çalışmalar yapılacak. Arka tarafta bungalov evler var projenin içerisinde. Burada da ailecek gelip kalacaklar, hem nasıl ekiliş yapıldığını görecekler hem de mevsime göre Ankaralıyı buraya dut yemeğe davet edeceğiz. Çocuklar gelip elmaları ağacından toplayacaklar. Hatta Kırsal Hizmetler Daire Başkanı’mızın bir demeci vardı çok hoşuma gitti; ‘domatesin manavda yetişmediğini öğrenecek çocuklar’. Gerçekten öyle. Yeni nesil bu kadar kısa zamanda yeni teknoloji ile karşılaşınca hepimizin biliyor diye umduğu şeyleri bilmiyor. Dolayısıyla biz burada tarımla çocukları buluşturacağız.”

    Alandaki ağaçlara dair de tek tek bilgi veren Yavaş, “28 adet karavan parkı arka tarafta, 18 bin metrekare çadır kamp alanı var. 12 adet spor tesisimiz var. 17 bin 500 adet meyve ağacı var. Meyvenin her türlüsünü diktik biz. 2 milyon 200 bin adet peyzaj bitkisi var. 160 bin metrekare çim alanı var. 10 bin metrekare peyzaj alanı var. Üç tane ekolojik göl var. 55 bin metrekare lavanta bahçesi var. 200 dönümde arpa buğday saman balyası üretimi var. 130 dönümlük de silajlık mısır üretimi var. 75 bin metrekarelik alanda yonca balyası var. 40 dekarda çörekotu üretimi var. 40 dekarda sebze üretimi var. 20 dekarda 75 tür tıbbi aromatik bitki üretimi var. Türkiye’nin en fazla tıbbi aromatik bitkilerinin olduğu bir alan. 10 dönümde yerel buğday tohumu üretim alanı var. 5 dönüm yağlık ayçiçeği alanı, 5 dönüm de Ankara’ya özgü ürünlerin üretimi, 5 dönüm de 35 tür ata tohumu üretimi, 15 dönüm burçak üretimi, 30 metrekare alanda dikey topraksız tarım alanı var. Bunu çok önemsiyoruz. Burada ders alsınlar, gelsinler görsünler sitelerin içerisine çünkü emekliler çok uğraşacak bu işlerle. Bir tane tankerin içerisinde bile yetiştirebiliyorlar. 3 buçuk milyon metrekare çok büyük bir alan” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE TARIMI AYAKTA TUTAN KÜÇÜK AİLE ÇİFTLİKLERİ”

    Kırsal kalkınmaya yönelik teşviklerini de anlatan Yavaş, konuşmasını şöyle sürdü:

    “Türkiye’de tarımı ayakta tutan küçük aile çiftlikleri aslında… Köyde yaşayan bir teyzemiz, 2-3 tane hayvan besleyerek çoluğunu çocuğunu okutuyor. Şimdi biz diyoruz ki; ‘bırakın bunları büyük firmalar yapsın’. Büyük firmalar sanayileşerek yapıyor bunları yeme kadar. İleride sağlık yönünden de problemler çıkıyor. Türkiye mutlaka teknolojiye geçmeli, katma değerli ürünler üretmeli ama tarımı bir anda kesmenin yanlış olduğunu düşünüyoruz. Hem iklim krizi hem de savaşların olduğu bir dönemde de insanların tarıma döndürülmesi ya da en azından şu anda tarımla uğraşan ailelerin bu tarıma devam etmesi gerekiyor. Bu yönde çok büyük teşviklerimiz oldu. Şu anda 42 bin çiftçimizin tarlasını uydudan gözetliyoruz. Böcek mi var, yetişmiyor mu, bir sıkıntısı mı var bunu kendilerine bildiriyoruz. Aynı zamanda biz tohum dağıttığımız zaman da tarlanın ekilip ekilmediğini uydudan görüyoruz. Beypazarı’nda iki tane çok büyük sera var. Bu seraları Ankara’nın bütün çiftçisine fide olarak dağıtıyoruz. Kahramanmaraş’a da bol miktarda gönderdik. Dolayısıyla insanları üretime yönelten çalışmalara burada daha teknik bir biçimde devam edeceğiz.”

  • Son Dakika! Bakan Bilgin: En düşük emekli maaşını yükselteceğimiz alternatif çalışmalarımız var

    Son Dakika! Bakan Bilgin: En düşük emekli maaşını yükselteceğimiz alternatif çalışmalarımız var

    “5 BİN 500’E YÜKSELTTİĞİMİZ EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI YETERSİZ KALDI”

    Bakan Bilgin’in açıklamaları şöyle: “Biz çalışanlarımızı koruyoruz. Toplu sözleşme müessesemiz bu konuda önemli bir mekanizmadır. İşçiler için mevzuatta böyle bir düzenleme yok, sosyal devlet sorumluluğuyla bunu yerine getirmek zorundayız. 5500 liraya yükselttiğimiz en düşük emekli aylığı bugünkü şartlarda yetersiz kaldığını başkan vurgu yaptı. Ben de aynı fikirdeyim. Bununla ilgili alternatif çalışmaları yaptık.

    “YÜKSELTECEK ALTERNATİF MODELLERİMİZ VAR”

    1 aydan bir süre önce bunları açıklayacaktım ama bugün belirtiyordum. Alternatif çalışmaları en düşük emekli maaşını yükseltecek alternatif modellerimiz var. Bunun yanında emeklilerin aldığı bayram ikramiyeleri var. Bunları değerlendiren çalışmalarımız var. Emeklilere rahat nefes aldıracak bir düzenlemeyi ayrıntılı şekilde çalıştım.

    “ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA BAŞI CUMHURBAŞKANIMIZA SUNACAĞIZ”

    Bunu deprem bir müddet etkisiyle ertelenmiş oldu ama bu hafta içinde en geç önümüzdeki hafta bunu Cumhurbaşkanımıza arz edeceğim. İnanıyorum ki emeklilerin beklediği onları daha rahat nefes alacak bugünkü tahribatın ekonomideki daha koruyacak önerilerimizin de Cumhurbaşkanımız tarafından olumlu değerlendirileceğini ümit ediyorum. Bu çalışma bütün emeklilerin hayatında ciddi bir rahatlama sağlayacaktır.

    “SINIRLI BİR BÖLGEYLE İLGİLİ ASGARİ ÜCRET ÇALIŞMASI VAR”

    Sınırlı bir bölgeyle ilgili asgari ücret çalışması var, bittiğinde kamuoyuyla paylaşacağım. 5000’den başlayıp 9000 güne kadar prim ödeyenler var. 9 bin ile 7 bin 200 prim ödeme günü var. Bizim kamuoyuna söylediğimiz şey çok açıktır. Emeklilikte yaşa takılan ne demek, kanun geri işlemiştir. Bu mağduriyet meydana getirmiştir. Hukuk kuralı geri işlemez. Bunu ortadan kaldırdım. Emeklilere saygı duyalım, emeklilerle ilgili reform şeklinde düzenleme yapmayı konuşuyoruz.”

  • Seçim gündemi ısınıyor! Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 6’lı Masa’ya zehir zemberek sözler

    Seçim gündemi ısınıyor! Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 6’lı Masa’ya zehir zemberek sözler

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İl Başkanları toplantısına video konferans ile katıldı. Gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan’ın hedefinde, 6’lı Masa liderleri vardı.

    “PAZARLIK ÜZERİNE KURULU YAPI”

    Önümüzdeki seçimleri işaret eden Cumhurbaşkanı, “14 Mayıs destanını, bir süredir beraber yol yürüdüğümüz, aramıza yeni katılan ve katılacak olan dostlarımızla Cumhur İttifakı olarak beraberce yazacağız. Her seçim önemlidir, son deprem afetinin açtığı kayıplar, 14 Mayıs seçimini farklı bir yere taşımıştır. Bu durumu karşımızdaki derme çatma ittifaka bakarak da anlayabiliriz. Gerçi artık karşımızda bir ittifak değil, eski Türkiye’de olduğu gibi pazarlık üzerine kurulu bir koalisyon yapısı vardır. Artık 8’li mi 10’lu mu olduğu belli olmayan masa.” dedi.

    “BUNLARIN GÜNDEMİNDE MAKAM VE MEVKİ PAYLAŞIMI VAR”

    Erdoğan konuşmasının devamında, “Bu koalisyonun gündeminde deprem yaralarının sarılması ihtiyacı yok. Bunların gündeminde sadece siyasi ihtiras, makam ve mevki paylaşımı var. Ülkenin kaynaklarının nasıl yağmalanacağı hesabı var. Milli birlik ve beraberliği bozma niyeti var. Ağır maliyetleri olan eski Türkiye’yi geri getirme çabası var. Öyle bir kavga ki içinde tehditten rüşvete hakaretten şantaja aba altından değil alenen sopa göstermekten sürüden ayrılanları linç ettirmeye kadar her türlü rezillik var. 32 kısım tekmili birden ne sinema, ne televizyon dizilerinde bulursunuz. Ülke olarak bunların Bizansvari taht kavgaları aylarca günlerce seyrettik. Türkiye Türk demokrasisi milletimiz böyle bir hazin tabloyu asla hak etmiyor.” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

    “Milletimize karşı sorumluluğumuzun temeli olarak bu içi karmaşık, şekli bozuk koalisyonun insafına terk edemeyiz. Cumhuriyetimizin ilk asrındaki kayıpları geride bırakarak hızlandığımız dönemde böyle bir faciaya izin veremeyiz. Kadınlarımızla ve gençlerimizle paylaştığımız umutların birlikte geliştirdiğimiz vizyonun bir avuç muhteris yüzünden elimizden kayıp gitmesine göz yumamayız. Türkiye’nin ışığını söndürmek, nefesini kesmek, dizlerinin bağını çözmek için ellerini ovuşturarak bekleyenlere zafer çığlıkları attıramayız.

    “DAHA FAZLA GÖNÜL KAZANACAĞIZ”

    Bunun için her seçimde çalıştığımızdan daha çok çalışacağız. Bunun için her seçimde ulaştığımızdan daha çok insana ulaşacağız. Daha fazla gönül kazanacağız. Aksi takdirde ülkenin ve milletin yaşayacağı büyük facianın vebali altında kalırız.

    “DEPREMİN KIRKI ÇIKMADAN ADAY KUTLAMASI YAPANLAR OLMAYACAĞIZ”

  • Deprem bölgesinden ayrılanlar nasıl oy kullanacak? Herkesin merak ettiği soru Bakan Bozdağ’a soruldu

    Deprem bölgesinden ayrılanlar nasıl oy kullanacak? Herkesin merak ettiği soru Bakan Bozdağ’a soruldu

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, CNN Türk’te 40 binin üzerinde insanımızın yaşamını yitirdiği Kahramanmaraş merkezli büyük depremlerle ilgili açıklamalarda bulundu.

    DEPREM BÖLGESİNDEN AYRILANLAR NASIL OY KULLANACAK?

    Programda “Deprem bölgesinden ayrılanlar nasıl oy kullanacak?” sorusuna yanıt veren Bakan Bozdağ, “Kimin nerede nasıl oy kullanacağı kanunumuzda açık açık yazıyor. Onun için yeni bir kanuni düzenlemeye gerek yok. YSK’nın daha önce aldığı kararlar var. Herkes meskun olduğu yerde oyunu kullanacak. Seçim listeleri askıya çıktığında itirazı varsa edecek ona göre oy kullanacak. Herkes bulunduğu yerde oy kullanacak ve kullandığı ile sayılacak. Yasalarımızda kural bu. Geçmişte alınan kararlar bu. Mükerrer oy kullanma ihtimali yok. Deprem bölgesinde sandıkların nereye kurulacağına YSK karar verecek. YSK öyle bir karar verdiğinde orada da kurulabilir” ifadelerini kullandı.

    “NEYİN NE OLACAĞI YASALARIMIZDA YAZIYOR”

    “Biz bugüne kadar seçimle ilgili bir gündem yapmadık” diyen Bakan Bozdağ, şöyle devam etti: “Seçimle ilgili en ufak değerlendirme yapılmadı. Ama maalesef Türkiye’de bu kadar acı arasında seçimi gündem yapan ve böyle bir gündem AK Parti ve MHP’de varmış gibi algı uyandıranlar çıktı. Bunları kınamak istiyorum. Türkiye’nin daha önemli işleri var. ‘Seçim ne olacak, nasıl olacak?’ diye bir değerlendirme yapmayı saygısızlık olarak görürüm. Neyin ne olacağı yasalarımızda yazıyor. Herhangi bir yoruma yer verilmeyecek şekilde belli. Bunların hepsi seçim kanunumuzda yazıyor. Her şey açık ve ortada. Böylesi bir zamanda daha fazla değerlendirme yapmayı doğru bulmuyorum.”

    Bakan Bozdağ’ın açıklamalarından satırbaşları şu şekilde;

    “Yaşanan deprem felaketi içimizi acıttı. Pek çok hikayeyi kötü bir şekilde sonuçlandırdı. Elbette ki yaşandığı gün sıcağı sıcağına bakanlarımız bölgeye hareket etti. Ben de Diyarbakır’a hareket ettim. Gerekli çalışmaları yapmak için yoğun mesai yaptık. Herkes hesabın sorulmasını istiyor. Ben de herkes gibi yapılanların hesabının verilmesinden yanayım. Cumhuriyet Savcıları duruma el koydu. Resen soruşturmalar başlatıldı. Yoğun bir mesai içerisine girildi. Bölgede pek çok cumhuriyet savcısını görevlendirdik. 7/24 çalışmak durumunda kaldılar. Deprem soruşturma ön büroları oluşturuldu. Bu büroların yaptığı çalışmalar neticesinde, 573 şüpheli hakkında işlem yapıldı. 171 kişi hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. 77 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Şüpheli için rakam verme şansımız yok. Ölen 11 kişi var. İfadeleri alınan 62 kişi var. Ölümün olduğu binaların sorumluları ayrı ayrı inceleniyor.

    “GEREKİYORSA KAMU GÖREVLİLERİNE SARUŞTURMA AÇILACAK”

    Tutuklu ve adli işlem yapanların dağılımı şöyle: Tutuklu 171 kişiden 78’i Müteahhit, 64’ünün yapı sorumlusu olduğunu görüyoruz. Binada değişiklik yapan 18 kişi var. Hakkında adli kontrol verilene baktığımızda 70 müteahhit, yapı sorumlusu 78, yapı sahibi 21 ve binada değişiklik yapan 28 kişi var. Tüm sorumlular bu soruşturmaların kapsamındadır. Herhangi yıkılan bir binada sorumluluğu olan kim varsa, hakkında yapılması gereken her türlü işlem yapılacaktır. Adalet tecelli edecektir. Binaların yaşlarına baktığımız zaman çoğu eski tarihli binalar. Kamu görevlileri hakkında gerekiyorsa, soruşturma olacaktır. Kimin ne kadar sorumluluğu varsa, yapılanlardan sorumlu olacaktır. Buradaki katkısı tespit edilecek buna göre bir değerlendirme yapılacak.Kolon kesme sadece eski binalarda değil. Eğer yeni yapılan binada kolon kesilmişse onda da aynı. Diyarbakır’da 411 insanımız hayatını kaybetti. Bu binaların hepsinin altında işletmeler var. Bunlarla ilgili iddialara var. Bunlarla ilgili soruşturmalar yapılıyor. Bunun sorumlularıyla ilgili işlem yapılacaktır. Kullanıcıların yaptığı imara aykırı değişiklikler var mı yok mu ona da bakılacak.

    “SAVCILARIMIZ 7/24 BÖLGEDE ÇALIŞIYOR”

    Şimdi bu konularda bizim meclislerime bakarsanız, her konuda muhalefet eden partilerin bu konuda nasıl birlikte hareket ettiklerini görme imkanı var. Belki Anayasal düzeyde böyle bir düzenleme yapıldığı takdirde kalıcı olabilir. ‘İmar affı çıkarılamaz’ düzenlemesini veya imarla ilgili suçlarda cezalar affa gidilemez bir düzenlemeyi tartışmakta elbette fayda var. Partiler bu konuda farklı eleştiriler yapsa bu konuda kolay bir araya gelebiliyor. Böyle bir değişiklikte fayda var. Yaşadığımız bu tecrübeler de bu konuların Türkiye’nin artık gündemine gelmemesi gerektiğini gösteriyor. Delillerin toplanması büyük bir titizlikle çalışılıyor. 7/24 savcılarımız bölgede çalışıyor. 1877 Adalet Bakanlığı’ndan yardımcı personelle beraber bölgede 4 bin 789 kişiyi görevlendirdik. Kimliklerin tespiti nüfusa işlenmesi son derece önemli. Bu açıdan adli tıp görevleri önemli bir görev ifa ettiler.

    DNA RAPORLARI

    Vatandaşlarımız DNA verdiyse, hızlıca en erken 5 saatte sonuç alınıyor. Ama bazen bu yetmeyebiliyor. Minimum 5 saat, azami 3 gün içeresinde bu DNA verileri üzerinden ölen kişiye dair bir raporlama yapılıyor. Eğer onların yakınları müracaat etmişse, referans numuneler alınmışsa ve incelenmişse bunlar eşleştiriliyor. Sonra bunlar ailelerine teslim ediliyor. Parmak izi alınarak da bu yapılabiliyor. Böyle de kimliklerin tespiti yapılabiliyor. Şuanda da bu konuda yoğun mesai yapılıyor. Büyük ölçüde tamamlandı. Geriye kalanların birkaç gün içerisinde biteceğini tahmin ediyoruz. Referans numuneler geldikçe, geriye kalanlar da yapılacaktır. Yakınlarını kaybedenlerin referans numune vermesi gerekiyor. Bu konuda da çağrı yapmış olayım. Her enkazla ilgili bilirkişi incelemesi yapılıyor. Her enkaz önce bilirkişi heyeti inceleme yapıldıktan sonra kaldırılıyor. Toplamda 659 bilirkişi bölgede faaliyet yürütüyor.”