Kategori: Ekonomi

  • Tarım arazileri suyla buluştu

    Tarım arazileri suyla buluştu

    KAHRAMANMARAŞ (İGFA) – Baraj kapaklarının bulunduğu alanda düzenlenen törende konuşan Kirişci, hükümet olarak iktidara geldikleri günden itibaren özellikle suya ve sulamaya verdikleri önemi yaptıkları yatırımlarla ortaya koyduklarını söyledi.

    Vahit Kirişci, suyun geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi bu yüzyılda da stratejik öneme haiz yegane bir unsur haline geldiğini anlatarak, “Bilhassa iklim değişikliği, küresel ısınma gibi kavramlar Akdeniz çanağında yer alan ve su stresi altında olan bir ülke olarak bizim su konusunda çok daha dikkatli, çok daha özenli olmamızı bize öğretti. Bu çerçevede de kişi başı 1.313 metreküp su varlığımızla aslında bugün için belki su fakiri değiliz. Ama su zengini de değiliz.” şeklinde konuştu.

    Yapılan projeksiyonlarla Türkiye’nin nüfusunun 30 yıl içinde 85 milyondan 105 milyona çıkacağının ortaya konduğuna değinen Kirişci, Türkiye’ye gelen turistlerin sayısı, sanayileşme, endüstrileşme ve konutların ihtiyaçları ile yağışlardaki düzensizlik ve gerilemenin yanı sıra iklim değişikliği, küresel ısınma gibi etkenlerden dolayı da su varlığında bir gerileme olacağının görüldüğünü ifade etti.

    Tarım ve Orman Bakanı Kirişci, suyun en verimli ve tasarruflu şekilde kullanılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

    Son 20 yıl içinde su alanında yapılan yatırımlarla ilgili de rakamları paylaşan Kirişci, şunları söyledi:

    “20 yıldan beri suya ayrı bir önem ayrı bir değer atfediyoruz. Bu çerçevede 9 bin 585 tesisimize 479 milyar liralık bir yatırımla bunları milletimizin hizmetine sunduk. Biz baraj ve göletlerden oluşan su depolama alanlarımızı 3,5 kat artırarak 504’den 1701’e çıkarttık. Su depolama hacmimiz 133 milyar metreküptü. Bunun üzerine 50 milyar metreküp koyduk. Şu anda 183 milyar metreküpe çıktı. Bir taraftan da suyun gücünden ülke olarak da aynı zamanda hidroelektrik santralleri marifetiyle de elektrik için de yararlanıyoruz. Bu çerçevede de 125 olan hidroelektrik santrali sayımızı 740’a çıkarırken bunların kapasitelerini de 12 bin 200 megavattan 32 bin 400 megavata ki üzerine 20 bin 200 megavat daha ilave etmiş olduk.”

    Kirişci, içme suyunda da 2 milyar metreküplük yıllık kullanımın 5 milyar metreküpe çıkartıldığını kaydetti.

    Can ve mal kayıplarına neden olan yağışların su taşkınları ve sellere dönüşmesini engellemek amacıyla da çalışma yaptıklarını söyleyen Prof. Dr. Kirişci, “Bu alandaki tesis sayılarımızı da yüzde yüz arttırarak onları da 10 bin 413’e çıkardık. Yeraltı su seviyesini beslemek ve korumak maksadıyla bir yenilik olarak da bir yeraltı su depolarını gündeme getirdik. Bu da ilk defa bizim dönemimizde gündeme gelen bir hadise oldu ve burada da 101 tesisi inşa etmiş olduk. 275 metre gövde yüksekliği olan Yusufeli Barajı gibi dünyanın beşinci, Türkiye’nin de en yüksek barajını inşa ettik.” ifadesini kullandı.

    – “Susuz tarım topraklarımız kalmasın istiyoruz”

    Kirişci, Türkiye’de suyun yüzde 77’sinin tarımsal sulamada kullanıldığını da belirterek, “Burada da beş yılda yüzde 46 olan verimliliğimizi yüzde 50’lere çıkarmış durumdayız. Bir yüzde 4’lük de olsa önemli bir artışı burada da sağlamış durumdayız. Susuz tarım topraklarımız kalmasın istiyoruz. Önümüzdeki 5 yılda da bütün sulanması gereken ekonomik ve teknik olarak sulanması gereken alanları da inşallah suya kavuşturmuş olacağız ve bu 5 yıllık sürenin sonunda da bütün sulama sistemlerimiz modernize edilmiş basınçlı sulama sistemi adını verdiğimiz sisteme geçmiş olacak. Sulanan alanımız da bu vesileyle 21,7 milyon dekar arttırılarak 70 milyon dekara, yani 7 milyon hektara ulaşmış durumda. Geride bizim 1,5 milyon hektarlık bir sulanmayı bekleyen teknik ve ekonomik olarak sulanması gereken bir alanımız var. İnşallah onları da elde etmiş olacağız.” dedi.

    Kahramanmaraş’a 20 yılda 176 tesisi kazandırdıklarını ve bunun karşılığı olarak da 9,6 milyar liralık bir yatırım gerçekleştirdiklerini anlatan Kirişci, su konusunda önemli bir merkez olan Kahramanmaraş’ın sudan daha fazla yararlanması için önemli adımlar attıklarını belirtti.

    Kirişci, hizmete alınan Kılavuzlu sulaması sayesinde Kahramanmaraş’ta 195 bin dekarlık tarım arazisinin suya kavuşturulduğuna da dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Şu anda saniyede 80 metreküp suyla Kahramanmaraş, Gaziantep ve Hatay illerimizin topraklarına bereket katacak Kılavuzlu sulamasının tamamlanmasıyla toplamda 107 bin hektarlık alanda daha sulu tarıma geçilmesini inşallah hedefliyoruz. Kahramanmaraş, Gaziantep ve Hatay’ın hasretle beklediği GAP muhtevasında yer alan Kılavuzlu sulaması, Orta Ceyhan. Menzelet Projesi ve Orta Ceyhan Menzelet ikinci merhale projelerinden oluştuğunu da zaten sizler de takip ediyorsunuz, biliyorsunuz. Kılavuzlu sulaması kapsamında Orta Ceyhan Menzelet projesi bünyesinde Menzelet Barajı bildiğiniz gibi geçmiş yıllarda tamamlandı. Toplam proje bedeli 23 milyar lira olan Orta Ceyhan Menzelet projesi ikinci merhale kapsamında şu ana kadar 8,5 milyar liralık bir harcama gerçekleştirildi.”

    Deprem nedeniyle Kılavuzlu Sulama sistemindeki 86 kilometrelik kanalın zarar gördüğünü anımsatan Kirişci, süratle yapılan ihale ve onarım çalışmalarının ardından 45 gün gibi kısa bir sürede tekrar su verilmesinin sağlandığını ifade etti.

    Kirişci’nin konuşmasının ardından Kılavuzlu Barajı’nın kapakları açılarak su kanala verildi.

  • EİB 5 yıldır ihracatın zirvesine ‘demir’ attı!

    EİB 5 yıldır ihracatın zirvesine ‘demir’ attı!

    İZMİR (İGFA) – 2021 yılına göre ihracatlarını yüzde 15 artırmayı başardıklarını aktaran Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, EİB çatısı altında 2 milyar dolar ihracat barajını geçen tek birlik olduklarının altını çizdi.

    Ege İhracatçı Birlikleri’nde yapılan olağan mali genel kurul toplantısında konuşan Başkan Ertan, birlik üyesi ihracatçı firmaların rekabet güçlerini artırmalarını sağlamak amacıyla, son yıllarda Dünya gündeminde öne çıkan, demir-çelik ve demirdışı metaller sektörleri için çok büyük önem taşıyan “Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlik” konularını stratejilerinin odak noktası haline getirdikleri bilgisini paylaştı.

    Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlik ile ilgili yaptıkları çalışmaları özetleyen Ertan, “Sektörümüz mensubu 15 firmayla Ticaret Bakanlığımız tarafından desteklenen bir URGE projesi başlattık. Projemiz ile katılımcı firmalarımıza eğitim, danışmanlık, yurtdışı heyet ve fuar organizasyonları gibi faaliyeteler ile destek olmaya çalışıyoruz. Nisan ayının başında Almanya’da gerçekleştirilen Green Steel World fuarını ziyaret ederek, stratejimizin temelini oluşturan temiz üretim ve karbonsuzlaşma konularındaki son gelişmeleri yakından gözlemleme olanağı bulduk. Sektörümüzün endüstri 4.0 ve ötesi hakkındaki gelişmeleri takip ederek bilgilendirilmesi ve yerinde iyi uygulama örneklerini gözlemlemesi, yeşil üretim ve sürdürülebilirlik konusunda yapılan çalışmaların görülmesi ve ülkemize bu uygulamaların nasıl adapte edilebileceğinin incelenmesi amacıyla Almanya’ya endüstri 4.0 konusunda inceleme ziyareti gerçekleştirdik. Bu ziyaretleri her yıl bir rutin haline getirerek güncel gelişmeleri yakından takip etmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.

  • Üretici ile market arasındaki fiyat farkına ‘limon’ sıkıldı! Limon yüzde 573,6 fark gördü

    Üretici ile market arasındaki fiyat farkına ‘limon’ sıkıldı! Limon yüzde 573,6 fark gördü

    ANKARA (İGFA) – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,üreticilerimizin tarım BAĞ-KUR’da yaşadıkları ve çözülmesi gereken sorunları, nisan ayında üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını ve girdi fiyatlarında yaşanan değişimleri yaptığı görüntülü basın açıklamasında değerlendirdi.

    Bayraktar, “Çiftçilerimiz için önem arz eden Sayın Bakanımıza, Bakan Yardımcımıza hem sözlü hem de yazılı olarak ilettiğimiz ve çözümünü talep ettiğimiz tarım BAĞ-KUR konusunda, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması için gerekli düzenlemelerin yapılarak çiftçilerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine tekrar dikkat çekmek istiyorum” diyerek açıklamasında şunları kaydetti:

    ÜRETİCİLERİN TARIM BAĞ-KUR SORUNU

    “Diğer sigortalılar 20 yıl prim ödemesi yaparak emekli olabiliyorken, üreticilerimiz 9 bin gün yani 25 yıl prim ödeyerek emeklilik hakkı kazanıyor. Bu hakkaniyetsizlik giderilmeli, prim ödeme gün sayısı düşürülmelidir.Ayrıca çiftçilerimizin halen ödemekte oldukları prim borçları çok yüksek olduğundan, üyelerimiz ödeme zorluğu çekiyorlar. SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmelidir. Muafiyet belgesi ile gelirinin düşük olduğunu belgeleyerek prim ödemesini durduran çiftçilerimizin muafiyette geçen süreleri borçlandırılmalıdır.Tarım BAĞ-KUR primi durdurulan çiftçilerimiz yapılandırma ile ihya kapsamına alınmalıdır.Üreticilerimizin emeklilik başvuruları sırasında ortaya çıkan usul eksikliklerinden dolayı Ziraat Odalarına uygulanan idari para cezalarına af getirilmelidir. Çiftçilerimizin bu konudaki kayıplarının telafisi sağlanmalıdır.”

    NİSAN AYI ÜRETİCİ MARKET FİYATLARI

    Nisan ayında üretici ile market arasındaki en fazla fiyat farkının yüzde 573,6 ile limonda görüldüğünü ifade eden Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Limondaki fiyat artışını yüzde 261,2 ile elma, yüzde 209,8 ile kuru üzüm, yüzde 181 ile kuru incir, yüzde 179,1 ile ıspanak, yüzde 177,5 ile patlıcan, yüzde 175,8 ile sivri biber, yüzde 175,7 ile maydanoz, yüzde 152,9 ile kırmızı mercimek takip etti.

    Limon 6,7 kat, elma 3,6 kat, kuru üzüm 3,1 kat, kuru incir, ıspanak, patlıcan, sivri biber ve maydanoz 2,8 kat, kırmızı mercimek ve marul 2,5 kat, salatalık 2,4 kat fazlaya markette satıldı.

    Üreticide 2 lira 50 kuruş olan limon 16 lira 84 kuruşa, 5 lira olan elma 18 lira 6 kuruşa, 25 lira olan kuru üzüm 77 lira 46 kuruşa, 55 lira olan kuru incir 154 lira 55 kuruşa, 6 lira 17 kuruş olan ıspanak 17 lira 22 kuruşa, 9 lira 50 kuruş olan patlıcan, 26 lira 36 kuruşa, 10 lira 13 kuruş olan sivri biber 27 lira 94 kuruşa tüketiciye satıldı.”

    SİVRİ BİBER ÜRETİCİNİN EN ÇOK DÜŞÜŞ GÖSTEREN ÜRÜNÜ OLDU

    Bu arada Nisan ayında üreticide 28 ürününün 14’ünde fiyat artışı olurken, 6’sında fiyat düşüşü gözlendi. Nisan ayında üreticide fiyatı en çok düşen ürün yüzde 42,1 ile sivri biber oldu. Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 40,8 ile salatalık, yüzde 28,5 ile limon, yüze 27,8 ile kabak ve yüzde 26,9 ile patlıcan izledi.

    Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 122,2ile patateste görüldü. Patatesteki fiyat artışını yüzde 75 ile havuç, yüzde 37,2 ile kuru soğan, yüzde 27,3 ile marul, yüzde 11,5 ile dana ve kuzu karkas takip etti.”

    Üreticideki fiyat değişimlerinin sebeplerini değerlendiren Bayraktar, “İç Anadolu bölgesinde sezonun bitmesi, üreticinin elinde ürün kalmaması ve Çukurova bölgesinde hasadın yeni başlaması kuru soğan fiyatlarını yükseltti. Patates ürününde geçiş dönemi olması, Nevşehir ve Niğde illerimizdeki patates arzında sona gelinmesi, Adana bölgesinde ise hasadın yeni başlaması fiyatların yükselmesine sebep oldu” dedi.

    Mazot fiyatı aylık olarak yüzde 3,7, son bir yıla göre ise yüzde 9,2 oranında düştüğü kaydedilen Nisan ayı verilerine göre, gübre fiyatlarında son 5 aydır ve yıllık bazda düşüş yaşanmaya devam ettiğini kaydeden TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ürün maliyetinin artmaması, üreticilerin mağdur olmaması, üretime darbe vurulmaması için tüm girdilerde de fiyatların makul seviyelerde tutulması gerektiği kaydedildi.

  • Rusya’ya domates ihracatında kota 500 bin tona çıkarıldı

    Rusya’ya domates ihracatında kota 500 bin tona çıkarıldı

    İZMİR (İGFA) – Taze domatesin 2022 yılında 377 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdığı bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 150 bin tonluk kota artışının Rusya’ya domates ihracatının yolunu güçlü bir şekilde açtığını dile getirdi.

    Türkiye’nin domates ihracatında Rusya’nın uzun yıllar lider ülke olduğunu son yıllarda kota sorunları nedeniyle Rusya pazarında güç kaybı yaşadıklarını aktaran Uçak, “Rusya’ya 2021 yılında 68 milyon dolar olan taze domates ihracatımız 2022 yılında 33 milyon dolara geriledi. Bu karar sonrasında Rusya’ya domates ihracatımızın tekrar toparlanmasını ve Rusya’nın lider ülke konumuna yükselmesini bekliyoruz. Sektörün önünü açan karar nedeniyle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bu kararın üreticilerimize ve ihracatçılarımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz” şeklinde konuştu.

    Domates ihracatı 2023 yılının ilk çeyreğinde yüzde 22’lik artışla 145 milyon dolardan 203 milyon dolara ulaştığı bilgisini veren Başkan Uçak, domates ihracatının bu olumlu karar sonrasında 2023 yılı sonunda 500 milyon dolara ulaşabileceğini sözlerine ekledi.

  • SGK çalışanları sorunlarını çözüm önerileriyle dile getiriyor

    SGK çalışanları sorunlarını çözüm önerileriyle dile getiriyor

    Ferhat Yıldırım

    İSTANBUL (İGFA) – Sosyal Güvenlik Tazminatının verilerek ek ödeme oranlarının uygun şekilde artırılmasının gerekli olduğunu vurgulayan Uyar, SGK çalışanlarının sesinin duyulmasının sosyal güvenlik kurumunun daha verimli çalışması için gerekli olduğunu belirtti.

    EYT, 3600 ek gösterge, yapılandırma ve hizmet birleştirme çalışmalarına aralıksız devam eden Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çalışanlarının taleplerinin acilen yerine getirilmesinin gerekli olduğunu vurgulayan Uyar, “Norm ve standart birliğinin sağlanması amacıyla SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’un tek çatı altında toplanmasıyla kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu, birçok alanda bu standardı yakalamış olsa da personelin özlük haklarında maalesef iyileşme olmadığı gibi eşit işe eşit ücret parolasıyla çıkartılan 666 sayılı KHK ile yılda iki defa ödenen ikramiye, havuz parası, performans ücreti, mesai ücreti, ek ödeme, vekalet ücreti, büyükşehir ek ödemesi v.s. gibi birçok başlıkta ödenen ücretler ortadan kaldırılmıştır. Nüfusumuzun tamamına hizmet eden Sosyal Güvenlik Kurumu, yoğun bir iş yüküne sahip olup iş ve işlemlerini 27.239 memur, 5.913 işçi olmak üzere toplam 33.152 personel ile taşra ve merkez teşkilatı olarak sürdürmektedir. SGK’nın yürütmüş olduğu iş ve işlemlerin ağırlığı bilgi birikimi ve uzmanlık gerektirmektedir. İş yükü ve zorlu çalışma şartlarının yanı sıra yüklü miktardaki ödemelere atılan imzalarla iş riski de oldukça yüksektir. Sürekli değişen mevzuatlar, yapılandırma ve düzenlemeler zaten yoğun olan işlem hacminin daha da artmasına neden olmakta, yetişmiş insan gücüne olan ihtiyacı sürekli hale getirmektedir. Örneğin 3600 ek gösterge düzenlemesi ve EYT düzenlemesi bunlara örnektir. EYT kapsamında ilk etapta yaklaşık 2.250.000 civarında, sigortalımıza aylık bağlanacağı, daha sonraki aşamalarda ise peyder pey ise bu sayının 5milyonu geçeceği tahmin edilmektedir. Mevcut iş yükü ile yıllarca devam edecek EYT sürecinin personel üzerinde oluşturacağı stres nedeniyle, görev/emekli aylıkları arasındaki minimal farklılıktan dolayı, zaten yetersiz olan personelden birçoğunun, emeklilik, naklen atama vb. nedenlerle Kurumdan ayrılabileceği hususu aşikardır. Bu bakımdan personelin mevcut görev aylıklarına etki edecek bir kısım düzenlemelerin yapılmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır” dedi.

    SGK çalışanları arasında maaş makaslarının ciddi anlamda bir karışıklığa neden olduğunu astın üstünden daha fazla maaş aldığı, astın verdiği emeğin karşılığını da alamadığı sorunsalının ortadan kaldırılması gerektiğinin altını çizen Uyar, “Hiyerarşik kademeler arasındaki maaş makasının bu derece açılmış olması çalışma barışını olumsuz etkilemekte, personel ise daha az işlem hacmi olan kurumlara geçişin yollarını arar hale gelmiştir. Diğer kurumlara bakıldığında ise birçok kurumun kendi personeline yönelik tedbirler aldığı görülecektir. SGK çalışanlarının üzerinde bulunan sorumluluk ve kullanmış olduğu yetki düşünüldüğünde özlük haklarının, bu tür bir risk ve sorumluluğu daha az olan kamu çalışanlarından düşük olması hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Ayrıca, herhangi bir makam işgal etmemelerine rağmen birçok unvan grubuna makam/görev tazminatı ödenirken, idareci olmalarına ve makam işgal etmelerine karşın müdürlere ödenmemektedir.

    Kaliteli ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi için çalışan memnuniyetini sağlamanın esas olduğu gerçeğinden hareketle, birçok kurum örneğinde olduğu gibi, yapılacak yasa çalışmalarında aşağıdaki taleplere de yer verilmesi halinde çalışanların moral ve motivasyonları yükselecek ve iş verimliliği büyük ölçüde artacak, hem de oluşan mali kayıplar önlenmiş olacaktır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, bilgi birikimi, tecrübesi, kurumsal hafızası ve kurum hedeflerine sağladığı katma değerle çok önemli bir misyon üstlenen ve Kurumun vizyonuna yön veren çalışanların, aşağıdaki talepleri için gerekli yasal düzenlemenin yapılmasını arz ve talep ediyoruz” dedi.

    TALEPLER :

    1.Özel Hizmet Tazminatı Oranlarının 100 Puan Artırılmasına Yönelik Sosyal Güvenlik Hizmetleri Tazminatı, Ek Ödeme Oranlarının %50 artırılması ve ikramiye verilmesi.

    2-Kurum içi Sosyal Güvenlik Uzmanı Kadrolarına Geçişlerinin Sağlanması, İl Müdür Yardımcısı, Şube Müdürü, Merkez Müdürü ve Yardımcısı Unvanlı Tüm Kadrolara Makam/Görev Tazminatı ile Ücret/Tazminat Göstergesi Verilmesi.

    3- Kariyer Planlaması Yapılabilmesi İçin Merkez ve Taşra Teşkilatına Sosyal Sigorta Uzmanlığı ve Yardımcısı Kadrosu Tahsis Edilmesi

  • Esnafın sorunları her geçen gün büyüyor

    Esnafın sorunları her geçen gün büyüyor

    Merve ÖZDEMİR ÇEVİK / HERKES DUYSUN
    BURSA (İGFA) – Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (BESOB) Başkanı Fahrettin Bilgit, artan maaliyetlerin esnaflar üzerindeki etkisinden bahsederken, bilhassa küçük işletmelerin daha çok hasar aldıklarını da ayrıca belirtti. Başkan Bilgit, “Maalesef son zamanlarda fiyat artışları küçük işletmeleri oldukça sıkıntılı bir sürece doğru soktu. Küçük işletmeler sermayeleri sınırlı olan işletmelerdir. Gelirlerini arttıramadıkları zaman küçük işletmeler sıkıntı içerisine giriyorlar. Özellikle artan maaliyetler örneğin elektrik faturaları işletmenin bir kirası gibi oldu. Bu artan maaliyetlerden esnaflarımızın sorunları her geçen gün büyüyerek devam ediyor.” dedi.
    Göreve gelir gelmez hal esnafı ile sabah buluşmaları yaptıklarını ve onların sıkıntılarını dinlediklerini söyleyen BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, “Onların sorunları, onların dertleri bizim dertlerimizdir. Bu buluşmalarda esnafımızın sürekli dile getirdikleri şey bu artışların ne zaman ve nasıl duracağı nasıl önlemler alacağı konusunda oluyor. Peki sizler nelerle destekliyorsunuz? diye soracak olursanız, bizler üyelerimizi; Esnaf Kredi Kefaret Kooperatifleri’nin kredileri ile destek oluyoruz” dedi.

    MAALİYET ARTIŞLARININ ÖNÜNE GEÇİLMELİ
    Beklentilerinin maliyet artışlarının önüne geçilmesi olduğunu söyleyen Başkan Bilgit, “Ne alırsanız alın bugün aldığınız bir hammaddeyi, bir ürünü 1 ay sonra almaya gittiğinizde fiyatını aynı bulamıyorsunuz, üzerine yüzde 10 yüzde 20 fark oluyor. Böyle olunca sermayeniz bir anlamda küçülmüş oluyor. Bunun için beklentimiz bir an önce maliyet artışlarının önüne geçilmesi” dedi.

    BESOB’DA YENİLİKLER DEVAM EDİYOR
    BESOB’un özellikle esnaflar için dijital ortamda e-ticarette gelişmeleri adına güzel çalışmalar yaptığını üniversiteler ile protokoller gerçekleştirdiklerini belirten Başkan Bilgit, “E-ticaret ofisimizi kurduk. Esnaf Odaları Birliği’nde esnaflarımızın gelişmesi için BESOB Akademi’yi oluşturduk. Önümüzdeki süreçte Bursa Esnaf Sanatkarlar Acil Kurtarma Ekipleri’nı oluşturacağız. Malum ülkemizde büyük bir deprem oldu. Bu depremden dönüp geriye baktığımızda çok şeyler öğrenmemiz lazım. Yine BESOB Kart çalışmamız var. Bunun çalışmaları da halen devam ediyor. Hayata geçirdiğimiz zaman esnaflarımıza dokunmuş olacağız. Esnaflarımızın sorunlarını bilip tespit ettiğimiz zaman hangi alanlarda hangi adımları atmamız gerektiğini biliyoruz.” dedi.

    ESNAFIN OLMADIĞI YERDE HAYAT OLMAZ
    Kahramanmaraş merkezli 2 büyük depremin ardından Bursa Esnaf Odaları Birliği’nin depremin 2. gününde olağanüstü toplantı gerçekleştirdiklerini acil ihtiyaç olabilecek yardımlar gönderdiklerini hatırlatan BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, “Ancak oradaki ihtiyaçların tamamen giderilmesi ve esnafın faaliyetlerini giderebilmesi zaman alacaktır. Eğer o bölgede esnaf faaliyetlerini gösteremez ise orada hayat olmaz. Onun için oralara Esnaf Kredi Kefaret Kooperatifleri aracılığı ile özel destekler var. Yine oradaki esnafımızın borçlarında ötelemeler var. Bu şekilde destekler ile el birliği içerisinde oraları yeniden kalkındırarak esnafımıza da desteklerimizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

  • Tıbbi ve aromatik bitkilere ilgi artıyor

    Tıbbi ve aromatik bitkilere ilgi artıyor

    ORDU (İGFA) – Ordu, kozmetik ve ilaç sanayinin ham maddelerinden olan tıbbi ve aromatik bitkilerin üssü haline geliyor. Başkan Güler’in öncülüğünde lavantadan ekinezyaya, kantarondan tıbbi naneye kadar üretim denemesi yapılan tıbbi ve aromatik bitkiler yeterli olgunluğa ulaşması ile hasat edilerek Karadeniz’in ilk ve tek olan Biyo-inovasyon merkezinde işlemlerden geçirilerek bitkilerden katma değeri yüksek ürünler elde etmek amacı ile sabun, yağ, çay gibi ürün denemeleri yapılıyor.

    VATANDAŞLAR ÜRETİME TEŞVİK EDİLİYOR

    Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından ticari değeri açısından yüksek değere sahip olan tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştirme ve ürün elde etme denemeleri yapılırken bir yandan da vatandaşlara yeni kazanç kapıları açmak ve üretime teşvik etmek amacı ile fide ve teknik destek sağlanıyor.

    “EKONOMİMİZE KATKI SUNACAĞIZ”

    İlaç ve kozmetik sanayinde kullanılan tıbbi aromatik bitkilerin Ordu’nun ekonomisine katkı sunacağını söyleyen Başkan Güler, “Ordu’da tarımda öncülük yapıyoruz. Klasik belediyeciliğin dışında çalışmalar yapıyoruz. Ekonomimize katkı sunacak tıbbi aromatik bitkiler yetiştiriyoruz. Baktığınızda fındıktan dönümünden 2 bin 2 bin 500 TL kazanırken tıbbi aromatik bitkilerden 60, 70 bin TL kazanmak mümkün. Salepten ekinezyaya melisaya kadar ürünler üretiyoruz. Bu ürünler aynı zamanda ilaç ve makyaj malzemesi yapımında kullanılabiliyor. Dolayısıyla bu çalışmalarla ekonomimize katkı sunmuş oluyoruz” şeklinde konuştu.

    Öte yandan Altınordu ilçesinde tahsis edilen alanda Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından üretimi devam eden ürünler yine Gürgentepe, Kabadüz ve Mesudiye ilçelerinde üretici bahçelerinde yetiştiriliyor.

  • SGK çalışanlarının EYT isyanı

    SGK çalışanlarının EYT isyanı

    Ferhat Yıldırım

    İSTANBUL (İGFA) – Sosyal Güvenlik Tazminatının verilerek ek ödeme oranlarının uygun şekilde artırılmasının gerekli olduğunu vurgulayan Uyar, SGK çalışanlarının sesinin duyulmasının sosyal güvenlik kurumunun daha verimli çalışması için gerekli olduğunu belirtti.

    EYT, 3600 ek gösterge, yapılandırma ve hizmet birleştirme çalışmalarına aralıksız devam eden Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çalışanlarının taleplerinin acilen yerine getirilmesinin gerekli olduğunu vurgulayan Uyar, “Norm ve standart birliğinin sağlanması amacıyla SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’un tek çatı altında toplanmasıyla kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu, birçok alanda bu standardı yakalamış olsa da personelin özlük haklarında maalesef iyileşme olmadığı gibi eşit işe eşit ücret parolasıyla çıkartılan 666 sayılı KHK ile yılda iki defa ödenen ikramiye, havuz parası, performans ücreti, mesai ücreti, ek ödeme, vekalet ücreti, büyükşehir ek ödemesi v.s. gibi birçok başlıkta ödenen ücretler ortadan kaldırılmıştır. Nüfusumuzun tamamına hizmet eden Sosyal Güvenlik Kurumu, yoğun bir iş yüküne sahip olup iş ve işlemlerini 27.239 memur, 5.913 işçi olmak üzere toplam 33.152 personel ile taşra ve merkez teşkilatı olarak sürdürmektedir. SGK’nın yürütmüş olduğu iş ve işlemlerin ağırlığı bilgi birikimi ve uzmanlık gerektirmektedir. İş yükü ve zorlu çalışma şartlarının yanı sıra yüklü miktardaki ödemelere atılan imzalarla iş riski de oldukça yüksektir. Sürekli değişen mevzuatlar, yapılandırma ve düzenlemeler zaten yoğun olan işlem hacminin daha da artmasına neden olmakta, yetişmiş insan gücüne olan ihtiyacı sürekli hale getirmektedir. Örneğin 3600 ek gösterge düzenlemesi ve EYT düzenlemesi bunlara örnektir. EYT kapsamında ilk etapta yaklaşık 2.250.000 civarında, sigortalımıza aylık bağlanacağı, daha sonraki aşamalarda ise peyder pey ise bu sayının 5milyonu geçeceği tahmin edilmektedir. Mevcut iş yükü ile yıllarca devam edecek EYT sürecinin personel üzerinde oluşturacağı stres nedeniyle, görev/emekli aylıkları arasındaki minimal farklılıktan dolayı, zaten yetersiz olan personelden birçoğunun, emeklilik, naklen atama vb. nedenlerle Kurumdan ayrılabileceği hususu aşikardır. Bu bakımdan personelin mevcut görev aylıklarına etki edecek bir kısım düzenlemelerin yapılmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır” dedi.

    SGK çalışanları arasında maaş makaslarının ciddi anlamda bir karışıklığa neden olduğunu astın üstünden daha fazla maaş aldığı, astın verdiği emeğin karşılığını da alamadığı sorunsalının ortadan kaldırılması gerektiğinin altını çizen Uyar, “Hiyerarşik kademeler arasındaki maaş makasının bu derece açılmış olması çalışma barışını olumsuz etkilemekte, personel ise daha az işlem hacmi olan kurumlara geçişin yollarını arar hale gelmiştir. Diğer kurumlara bakıldığında ise birçok kurumun kendi personeline yönelik tedbirler aldığı görülecektir. SGK çalışanlarının üzerinde bulunan sorumluluk ve kullanmış olduğu yetki düşünüldüğünde özlük haklarının, bu tür bir risk ve sorumluluğu daha az olan kamu çalışanlarından düşük olması hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Ayrıca, herhangi bir makam işgal etmemelerine rağmen birçok unvan grubuna makam/görev tazminatı ödenirken, idareci olmalarına ve makam işgal etmelerine karşın müdürlere ödenmemektedir.

    Kaliteli ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi için çalışan memnuniyetini sağlamanın esas olduğu gerçeğinden hareketle, birçok kurum örneğinde olduğu gibi, yapılacak yasa çalışmalarında aşağıdaki taleplere de yer verilmesi halinde çalışanların moral ve motivasyonları yükselecek ve iş verimliliği büyük ölçüde artacak, hem de oluşan mali kayıplar önlenmiş olacaktır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, bilgi birikimi, tecrübesi, kurumsal hafızası ve kurum hedeflerine sağladığı katma değerle çok önemli bir misyon üstlenen ve Kurumun vizyonuna yön veren çalışanların, aşağıdaki talepleri için gerekli yasal düzenlemenin yapılmasını arz ve talep ediyoruz” dedi.

    TALEPLER :

    1.Özel Hizmet Tazminatı Oranlarının 100 Puan Artırılmasına Yönelik Sosyal Güvenlik Hizmetleri Tazminatı, Ek Ödeme Oranlarının %50 artırılması ve ikramiye verilmesi.

    2-Kurum içi Sosyal Güvenlik Uzmanı Kadrolarına Geçişlerinin Sağlanması, İl Müdür Yardımcısı, Şube Müdürü, Merkez Müdürü ve Yardımcısı Unvanlı Tüm Kadrolara Makam/Görev Tazminatı ile Ücret/Tazminat Göstergesi Verilmesi.

    3- Kariyer Planlaması Yapılabilmesi İçin Merkez ve Taşra Teşkilatına Sosyal Sigorta Uzmanlığı ve Yardımcısı Kadrosu Tahsis Edilmesi

  • Günde 7 bin ton asfalt üretecek

    Günde 7 bin ton asfalt üretecek

    MALATYA (İGFA) – Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, Malatya Büyükşehir Belediyesi Yeni Asfalt Plenti Tesisinin 7 bin ton ve MESTON’un 3 bin ton asfalt üretimi ile birlikte Büyükşehir Belediyesinin günlük 10 bin ton asfalt üreteceği bilgisini vererek, bu rakamın Malatya’ya yetecek kapasitede olduğunu belirtti.

    Demir, “7 bin ton kapasiteli yeni tesis kuruyoruz”

    Malatya Büyükşehir Belediyesi Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı M. Hakan Demir, yeni tesis hakkında bilgiler aktararak, “Malatya Büyükşehir Belediyesi yeni asfalt plentinde incelemelerde bulunuyoruz. Günlük 7 bin ton kapasiteli yeni tesis kuruyoruz. Aynı zamanda 6 bin tonluk depolama sahamızı da yapacağız. Dolayısıyla yeni tesisimiz en yeni teknoloji ile günümüz şartlarına uygun asfalt, bitümlü sıcak karışım (BSK) üretimi yapabilecek kapasitededir. Asfalt Plenti Tesisinde üreteceğimiz bütün asfaltlarla Malatya’mızın bütün ihtilaçlarını karşılayacağız. Tesisimizin Malatya’ya hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi.

    Okyay, “Günlük asfalt üretimimizi 2 katına çıkarmış olacağız”

    Asfalt Plenti Tesisinin tamamlanma aşamasına geldiğini vurgulayan Malatya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Latif Okyay, “Büyükşehir Belediyemizin teknik kapasitesini artırmak amacıyla, yeni sahamızda hem asfalt plenti hem de ekipmanlarımızın oluşacağı yeni bir saha planladık. Vaziyet planımızın içerisinde bütün iş makinalarımızın depolanma alanları, idari binalarımız olacak. Aynı zamanda yeni üretim alanımızda burası olacak. Asfalt Plenti Tesisinde tamamlanma aşamasına geldi. İnşallah en ısa zamanda asfalt üretimine başlayacağız. Son teknoloji ve dijital sistemle üretim yapılacak. Böylelikle kaliteli BSK çıkarmış olacağız. Bir de günlük asfalt üretimimizi 2 katına çıkarmış olacağız” diye konuştu.

    Gürkan, “Malatya’mıza yetecek kapasitede”

    Asfalt Plenti Tesisinin Malatya’ya ve Malatyalı vatandaşlara hayırlı olmasını temenni eden Başkan Gürkan, “Tabii bir taraftan acı bir tablo var. Depremler dolayısıyla şehrimiz yıkılmış ve şehrimizin yeni planlamasını yapıyoruz. Tekrar şehrimizi imar ve ihya etmek durumundayız. Şehrimizi yeniden inşa ederken, yeni şeylere de ihtiyaç var. Taş ocaklarına, mıcır ocaklarına, beton santrallerine, asfalt plentlerine ihtiyaç var. Büyükşehir Belediyesi olarak bütün bunların tedbirlerini almıştır. Bir taraftan bütüncül şehir planları yapıyoruz bir taraftan haksız rekabet olmaması için taş ocakları açıyoruz bir taraftan beton santralleri kuruyoruz bir taraftan da asfalt üretim tesisi kuruyoruz. İnşallah en kısa zamanda tesisimiz üretime başlar ve günde 7 bin ton asfalt üretimi yapacaktır. Alanımızda depolama alanı olacak ve araçlarımızın sevk ve idaresi de buradan yapılacaktır. Yani şehrin her bölgesine rahat ulaşma noktasında ve şehrimizin altyapısının yapılması noktasında asfalt üretim merkezimiz günlük 7 bin ton asfalt üretecek. Diğer plentimizle birlikte 10 bin tona yakın asfalt üretimi yapılacaktır. Bu rakam da Malatya’mıza yetecek kapasitede olacaktır. Tesisimizin Malatya’mıza ve Malatyalı hemşerilerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. İnşallah yiğit düştüğü yerden kalkacak, Malatya’mız eski ihtişamlı günlerine gelecektir. Devletimizle ve milletimizle el ele vererek Malatya’mızı mazisine layık istikbaline hazırlayacağız. Tesisimizin tekrardan Malatya’mıza hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

  • Erden Timur GİSP’in başkanı oldu

    Erden Timur GİSP’in başkanı oldu

    İSTANBUL (İGFA) – Gayrimenkul alanındaki tek düşünce kuruluşu (think-tank) olarak sektöre somut çözümler üretmek için çalışmalar yapan GİSP’in gerçekleştirilen 7. Genel Kurulu’nda Erden Timur, oy birliği ile başkan seçildi.

    Sektörün geleceğine dair stratejiler üretilmesi, gayrimenkul ve teknoloji alanında inovatifçalışmalar yapılması, sektör temsilcileri için işbirliği alanlarının genişletilmesi konularında çalışmalar yapan GİSP’in Olağan Genel Kurulu’nda oy birliği ile başkan seçilen Erden Timur, “Özellikle deprem sonrası planlı bir şekilde dayanıklı konutların ve nitelikli mekanların üretilmesi, beklenen İstanbul depremi öncesi hazırlıkların hızlandırılması, kentsel dönüşüm için kapsamlı çözümler üretilmesi ve gayrimenkul üretim süreçlerinin layıkıyla düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde,GİSP’eönemli bir rol düşüyor” dedi.

    Timur, GİSP’in gayrimenkul sektöründeki think-tank yani düşünce kuruluşu ihtiyacını son 11 senedir özverili çalışmalarla doldurduğuna dikkat çekti.

    GİSP 7. Olağan Genel Kurulu’nda yönetim kuruluna Başkan Erden Timur’un yanı sıra, Başkan Yardımcısı Hakan Gümüş (BosphorusInvest), Başkan Yardımcısı Şükrü Cem Akçay (Egemall),Kayhan Çakanel (Efekta Mimarlık), Makbule Yönel Maya (TSKB), Ali Hepşen (İstanbul Üniversitesi), Cansu Pınar (Metro Properties), Av. Nazım Olcay Kurt(Hergüner Bilgen Özeke), Evrim Karayel (Karayel Partners), Mustafa Akdoğan (TURKCELL), Hakan Bucak (Mars Invest) seçildi.