Blog

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan:  40 Yıldır Milletimizin Kanını Sömüren Terör Belasından Kalıcı Olarak Kurtulmaya Hiç Olmadığı Kadar Yakınız

    (ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bugün ‘Terörsüz Türkiye‘ hedefini tüm boyutlarıyla gerçekleştirme noktasında daha güçlü daha kararlı, daha avantajlı bir konumdayız. 40 yıldır milletimizin kanını, canını ve kaynaklarını sömüren bir beladan kalıcı ve kati olarak kurtulmaya hiç olmadığı kadar yakınız. Milletine karşı sorumluluk duygusu taşıyan bir siyasetçinin böyle bir fırsata sırtını dönmesi düşünülemez. Avantajımızı 85 milyonun tamamının hayrına olacak bir sonucun çıkması en iyi şekilde değerlendirmekle mükellefiz.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda polis, jandarma, sahil güvenlik personeli ve güvenlik korucuları ile iftar programında bir araya geldi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmasından şunları söyledi:

    “Emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatımızın değerli mensupları kıymetli güvenlik korucularımız, saygıdeğer misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Rahmet, mağfiret, ve bereket ayı Ramazan-ı Şerifin bu mümbit ikliminde sizlere sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Kalplerimize huzur, işlerimize bereket ruhlarımıza sekinet veren Ramazan-ı Şerifinizi canı gönülden tebrik ediyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine bu gazi mekana sizler hoş geldiniz. Sizlerin vasıtasıyla Türkiye‘nin dört bir yanında fedakarca görev yapan ülkemizin güvenliği için çoğu zaman canlarını ortaya çalışan tüm polislerimize, askerlerimize, jandarmalarımıza, bekçilerimize, güvenlik korucularımıza, şahsım, milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum. Büyük dava ve fikir adamı Necip Fazıl’a göre iftarda ilahi misalden bir koku vardır. Davetimize icabet edip iftar soframızı teşrif eden ilahi misalin kokusunu beraberce içimize çektiğimiz her bir misafirimize teşekkür ediyorum. Bu mübarek günlerin bölgemizde ve dünyada barışa, huzura, dayanışma ve kardeşliğe kapı aralamasını, karşımızdaki engellerin tek tek ortadan kaldırılmasına vesile olmasını diliyorum.

    Türkiye masa başında kurulmadı’

    Değerli kardeşlerim bizler üzerinde özgürce yaşadığımız bu toprakların bin yıllık evlatları, bin yıllık ev sahipleriyiz. Kimse buraları bize altın tepside sunmadı. Türkiye masa başında kurulmadı. Birilerinin ihsanı olarak vücut bulmadı. Biz bu toprakları kanlarımızla ve alın terimizle sulayarak kendimize vatan eyledik. En doğusundan, en batısına, en kuzeyinden en güneyine, ülkemizin her bir karışı için gerektiğinde ölümü göze aldık. Devletimiz üzerinde ameliyata kalkışan müstevlilere en güçlü cevapları vererek bugünlere geldik. Şunu bugün bir kez daha açık açık söylemek isterim. Allah ömür verdikçe yine burada bu topraklarda başımız dik, alnımız ak bir şekilde yaşamaya devam edeceğiz.

    Karada, havada, denizde, mukaddes vatan topraklarını koruyan siz kıymetli kahramanlarımız bu ülkenin ve millet düşmanlarının aşamadığı hiçbir zamanda aşamayacağı çelikten birer kalesiniz. Gabar’da açamadılar. Cudi’de aşamadılar. Tendürek’te aşamadılar. Besler Deresi’nde aşamadılar. Hep siz oralarda onları inlerine gömdünüz ve şu ana kadar o imanla, o aşkla, yine gömmeye devam edeceksiniz. Ben buna inanıyorum. Polisiyle, jandarmasıyla, sahil güvenliğiyle güvenlik korucusuyla işte bugün burada olduğu gibi yan yana sırt sırta olduğunuz müddetçe Allah’ın izniyle kimse bizi bu topraklardan söküp atamaz. Aynı şekilde mülkümüz, canımız, bayrağımız ve bütün kutsal değerlerimizi, emniyet altındaysa hiç kuşkusuz bunda sizin çok büyük emeğiniz var. Ne denli şartlar altında, vazifenizi getirdiğinizi Türkiye’nin güvenliği için nasıl büyük bir özveride bulunduğunuzu gayet iyi biliyorum. Rabb’im hepinizden razı olsun. Ayağınıza taş değdirmesin diyorum.

    ‘Mazlumları otobüslere doldurup eli kanlı zalimlere teslim etmek isteyenler kaybetti’

    Kıymetli kardeşlerim üç kıtanın tam kalbinde yer alan vatanımız stratejik olarak bizlere eşsiz imkanlar sunma yanında zorluklarını da bünyesinde barındırıyor. Küresel güç rekabeti, bölgemizde cereyan ettiği için Türkiye olarak bizde her türlü gelişmeden doğrudan etkileniyoruz. Hadiseleri tribünden seyretme lüksüne sahip değiliz. Her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olmak, bölgemizdeki olayları ülkemiz lehine olacak şekilde yönetmek yönlendirmek mecburiyetindeyiz. Hamdolsun özellikle son yıllarda bu konuda çok başarılı bir sınav verdik. Komşumuz Suriye’de. On üç buçuk sene boyunca bedel ödeme pahasına doğru olanı ahlaki ve vicdani olanı yaptık. Bu milleti ikinci bir Boraltan Köprüsü utancı yaşatmayacağız. Öyle dedik ve her türlü riski göze alarak böyle bir utanç lekesini tarihimize bulaştırmadık. Hatırlayın. Bu süreçte çok ağır baskı gördük, acımasızca eleştirildik. Hatta ihanetle suçlandık. Peki sonuçta ne oldu? Irkçılık yapanlar kaybetti. Mazlumları otobüslere doldurup terör örgütlerine ve eli kanlı zalimlere teslim etmek isteyenler kaybetti. 8 Aralık’ta Suriye halkı 61 yıllık karanlığın ardından zalim rejimi devirdi ve özgürlüğüne kavuştu.

    ‘Devrim’den bu yana 133 bin Suriyeli geri döndü’

    Devrim’den bu yana 133 bin Suriyeli misafirimiz gönüllü ve onurlu bir şekilde doğdukları topraklara geri döndü. Bugüne kadar Suriye’ye güvenli bir şekilde dönen kardeşlerimizin sayısı ise 873 bini buldu. Suriye’de düzen ve istikrar inşallah bu sayı daha da artacak. Daha önce de dikkat çektiğim gibi kimseyi zorlamayacağız. Ama dönmek isteyen kardeşlerimize de gereken kolaylığı sağlayacağız.

    Aynı durumu Gazze’de de gördük orada da buna şahitlik ettik. Gazze’de 471 gün süren soykırım ve katliamda küresel siyonist lobinin tüm baskılarına rağmen kardeşlerimize cesaretle sahip çıktık. Neticede Gazze’deki insanlık sınavını, alnının akıyla veren birkaç ülkeden biri elhamdülillah Türkiye oldu. Bugün pek çok ülke Filistin halkının yüzüne dahi bakamazken biz Gazzeli kardeşlerimizin samimi dualarına mazhar oluyoruz.

    Rusya Ukrayna Savaşı’nda yine benzer tercihlerle karşılaştık. Hemen herkes savaşa odun taşırken biz barışın tarafında olduk. Şimdi bakıyorsunuz geçmişte bize laf söyleyenlerin hemen hepsi bugün hükümetimizin dengeli politikasına hak vermek zorunda kalıyor. İster rakibimiz isterse dostumuz olsun. Hemen herkes Türkiye’nin çok kritik zamanlarda doğru ve öngörülü hamleler yaptığını ifade ediyor.

    ‘En büyük kazanımlarımızdan biri FETÖ’nün tasfiyesidir’

    Değerli kardeşlerim, daha burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak pek çok meselede biz daima ‘önce milletim, önce memleketim’ şiarıyla hareket ettik. Türkiye’nin menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu kararlılıkla uyguladık. Sadece dış politikada değil iç siyasette de duruşumuz hep bu yönde oldu. Vesayetin ve bürokratik oligarşinin geriletilmesinden terörün her türlüsüne karşı verdiğimiz mücadeleye, milli iradenin güçlendirilmesinden temel hak ve hürriyetlerle ilgili attığımız adımlara kadar her alanda doğru olanı yapmanın derdinde olduk.

    Elini vicdanına koyan şunu kabul etmektedir: Türkiye maruz kaldığı onca ihanete ve saldırıya rağmen bugün güvenlik noktasında herhangi bir zafiyet yaşamıyorsa bunun sebebi, vaktinde atılan uzak görüşlü adımlarımızdır. Bu süreçteki en büyük kazanımlarımızdan biri de FETÖ’nün tasfiyesidir. FETÖ Terör Örgütü devletimizi içeride çökerten hadis bir ur misali yıllarca emperyalistler namına ülkemiz aleyhine tetikçilik yapmıştır. Milli projelerimizin engellenmesinden kimi siyasi cinayetlere, ajanlık faaliyetlerinden, terörle mücadelemizin sekteye uğratılmasına kadar birçok ihanetin kalleşliğin ve operasyonun gerisinde bu örgüt bulunuyordu. Emniyet teşkilatımızı, ordu ve jandarmamızı FETÖ’cü hainler başta olmak üzere hukuk dışı yapılardan temizledik hem kendimize güvenimiz arttı hem de terör örgütleri ve suç şebekeleriyle daha etkin mücadele imkanına kavuştuk.

    ‘”Terörsüz Türkiye” hedefini tüm boyutlarıyla gerçekleştirme noktasında daha güçlü bir konumdayız’

    Güvenlik güçlerimizin yıl boyu süren operasyonları sayesinde sınırlarımız içindeki terör, tehdi hamdolsun bitme noktasına geldi. Bir dönem teröristlerin cirit attığı köy, mezra ve yaylalarda artık güven ve huzur ortamı hakim. Irak ve Suriye’deki harekatlarımızla da terör unsurlarını, hudutlarımızdan uzaklaştırdık. Yani son 8-10 yılda bugün “Terörsüz Türkiye” diye tarif ettiğimiz hedefimize giden yoldaki pek çok taşı, mayını, engeli temizledik. Başta sınır ötesi operasyonlar olmak üzere, terörle mücadele irademiz çok sık eleştirildi. Hatta sabote edilmek istendi. Ama biz asla yılgınlık göstermedik, karamsarlığa kapılmadık, hedeflerimiz doğrultusunda emin adımlarla ilerledik.

    Kıymetli misafirler bakın burada şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek durumundayım. Bugün “Terörsüz Türkiye” hedefini tüm boyutlarıyla gerçekleştirme noktasında daha güçlü daha kararlı, daha avantajlı bir konumdayız. 40 yıldır milletimizin kanını, canını ve kaynaklarını sömüren bir beladan kalıcı ve kati olarak kurtulmaya hiç olmadığı kadar yakınız. Milletine karşı sorumluluk duygusu taşıyan bir siyasetçinin böyle bir fırsata sırtını dönmesi düşünülemez. Avantajımızı 85 milyonun tamamının hayrına olacak bir sonucun çıkması en iyi şekilde değerlendirmekle mükellefiz.

    ‘Biz kişisel hesaplar peşinde asla değiliz’

    Şunu sizlerle birlikte aziz milletimizin çok iyi bilmesini istiyorum: Biz kişisel hesaplar peşinde asla değiliz. Biz sadece ve sadece milletin istikbalini düşünüyoruz. Türkiye için en doğrusunu, en isabetlisini yapmanın derdindeyiz. Amacımız hiçbir güvenlik görevlimizin hiçbir evladımızın burnunun dahi kanamayacağı kalıcı bir güven iklimini içeride ve dışarıda tesis etmektir.

    Gayemiz Türkiye Yüzyılını bölgemizde barışın, kardeşliğin, dayanışmanın yüzyılı haline getirmektir. Aklını hırsına esir etmeyen herkes şu gerçeği çok net görebiliyor: Bölgemizin ve dünyanın tarihi bir yeniden yapılanma sürecinde olduğu bir dönemde Türkiye olarak bizim çok dikkatli davranmamız gerekiyor. Soykırım şebekesinin yeni haritalarla bölgemizi bölme niyetlerini ilan ettiği günlerde bizim de politikalarımızı buna göre belirlememiz icap ediyor.

    Bir asır önce oynanan oyunun tekrarına izin verirsek ne atalarımız ne de gelecek nesiller bizi affeder. Sultan Alparslan’ın ve Selahaddin Eyyubi’nin torunları olarak el ele, gönül gönüle verecek siyonistlerin bölgemizde yeni ameliyatlar yapmalarına Allah’ın izniyle müsaade etmeyeceğiz.

    Şu gerçeği de söylemekte fayda görüyorum. Bin yıllık kardeşliğimizin arasına örülen terör duvarını yıkıp attığımızda demokraside, özgürlüklerde, refahta, bölgesel kalkınmada inşallah daha hızlı yol alma imkanını elde edeceğiz. Elbette bu süreçte asayiş ve güvenlik noktasında hassasiyeti, teyakkuzu asla elden bırakmayacağız. Zehir tacirlerinden çetelere, milletin malına ve canına kasteden canilerden suçta kibirlenenlere kadar kendisi devletten hukuktan, yasalardan üstün gören kim varsa hepsiyle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Rabbim, hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum.

    İftar soframızı şereflendiren tüm kardeşlerime tek tek teşekkür ediyorum. Sizlerden tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diye ifade ettiğimiz ilkelerimize sahip çıkmanızı istiyorum. Şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, gazilerimize Mevla’dan hayırlı ve sağlıklı ömürler niyaz ediyorum. Ramazan-ı Şerifinizi tekrar tebrik ediyor, her birinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.”

    Kaynak: ANKA / Güncel
  • TBMM Başkanı Kurtulmuş, STK Temsilcileriyle Buluştu

    TBMM Başkanı Kurtulmuş, STK temsilcileriyle buluştu

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş :

    Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz”

    ANKARA – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Hepimizin ortak hedefe yönelmesi üzerimize düşen tarihi sorumluluğumuzdur. Böylesine önemli bir dönemde, Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz” dedi.

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Kurtulmuş, siyasi kararların, görüşlerin farklı olabileceğini belirterek, “Hepimizin ortak hedefe yönelmesi üzerimize düşen tarihi sorumluluğumuzdur. Böylesine önemli bir dönemde, Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz. Tabiri caizse oklarımızı farklı yöne değil, aynı yöne atmak mecburiyetindeyiz. O da güçlü ve büyük Türkiye hedefidir. Bugün dünyanın, başta bölgemiz olmak üzere, yaşadığı yeni çalkantıları çok derin türbülanslar hep birlikte izliyoruz. Dünyanın nereye, ne şekilde evrileceğini bir takım öngörülerden anlamaya ve yolumuzu açmaya gayret ediyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye içine kapanarak Türkiye kendi bir takım problemlerine büyüterek bu dönemin şartlarından istifade edemez. Bu yeni dönem Türkiye’ye altın tepsi içerisinde yeni fırsatlar sunmaktadır. Öncelikle şunu açıklıkla ifade etmek gerekir ki küresel ölçekte de yeni bir dönemin başındayız. Artık dünya bir tek ülkenin belirleyeceği bir yer değildir. ya da ülkelerin kendi aralarında taksim edeceği bir yer değildir. Bir ülkenin, bir bölgenin, bir kıtanın ya da bir aktın tek başına dünya yönetmesi mümkün değildir. Onun için önümüzdeki dönem dünyanın her yerinde çok kutuplu yani kutuplaşmak anlamında söylemiyorum. Çok merkezlilik anlamında yeni bir dünya dönemin başlangıcıdır. Burada inanın ki yeryüzünde Türkiye gibi beş altı tane ülkeyi ancak sayabiliriz. Bu dönemin kendisine yeni fırsatlar sunduğu, yeni imkanlar sunduğu çok nadir ülkenin olduğunu da ifade etmek isterim. Türkiye hem bölgesel bir güç oldu, hem de artık eldeki imkanlarıyla bu yeni sürece daha olgun, daha güçlü, daha diri bir şekilde gelmiştir” dedi.

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / AHMET UMUR ÖZTÜRK – Politika
  • Avrupa Borsaları ECB Faiz İndirimi Sonrası Karışık Seyir İzledi

    Avrupa Borsaları ECB Faiz İndirimi Sonrası Karışık Seyir İzledi

    Avrupa borsaları, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) 25 baz puanlık faiz indiriminden ardından haftanın dördüncü işlem gününü karışık seyirle tamamladı.

    Kapanışta, gösterge endeks Stoxx Europe 600 yüzde 0,03 azalışla günü 555,9 puandan kapattı.

    Otomobil üreticilerin şirketlerinin hisseleri ABD Başkanı Donald Trump’ın dün otomobil üreticileri için bir aylık gümrük vergisi muafiyeti açıklamasının ardından bugün ortalama yüzde 2,13’ün üzerinde artış gösterdi. Teknoloji şirketlerinin hisseleri ortalama yüzde 0,52 değer kazandı.

    Almanya‘da DAX 40 endeksi, yüzde 1,47 yükselişle 23.419,48 puandan kapanış yaptı.

    DAX 40 endeksinin gün içinde 23 bin 476 puana yükselerek rekor yenilemesi dikkati çekti.

    Ülkede politikacıların borç freni kurallarını reforme etmek için anlaşmasının ardından, yatırımcılar Avrupa’nın en büyük ekonomisinde daha güçlü büyüme ve önemli ölçüde daha yüksek altyapı ve savunma harcamaları bekliyor. Endeks yılın başından bu yana yaklaşık yüzde 17 yükseldi.

    İngiltere’de FTSE 100 endeksi ise günü yüzde 0,83 azalarak 8.632,84 seviyesinden tamamladı.

    Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,29 değer kazanarak 8.197,67 puana ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,68 artarak 38.779,67 puana yükseldi.

    Avrupa borsalarındaki yatırımcıların odağında, ECB’in faiz kararı ve Avrupa Birliği’nin (AB) savunma harcamalarını artırma ve Ukrayna’ya ilişkin destek planları vardı.

    ECB, piyasa beklentileri doğrultusunda durgun ekonomi ve düşen enflasyon oranı karşısında güvercin tutumunu sürdürerek üç temel politika faizini 25 baz puan düşürdü.

    Brüksel’de bir araya gelen Avrupa Birliği (AB) liderleri de Ukrayna’ya destek ve Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmanın yollarını tartışarak, ABD’yi nasıl yanlarında tutacakları konusunda ortak bir zemin bulmaya çalışıyor.

    Şirket hisselerinde ise Avrupa’nın en büyük hava yolu şirket gruplarından biri olan Air France-KLM’in hisseleri şirketin geçen yılki faaliyet karının piyasa beklentilerinin üzerinde gelmesinin ardından yaklaşık yüzde 33 yükseldi.

    Alman Posta İdaresinin (Deutsche Post) iştiraki DHL’ın hisseleri de şirketin 8 bin kişiyi işten çıkarmayı dahil eden maliyet azaltma programı açıklamasından sonra yüzde 14,19 yükseldi.

    Bu arada, Avrupa pay piyasasında savunma şirketlerinin hisseleri yükselmeye devam ediyor. Avrupa genelinde savunma harcamalarının artacağı beklentisi, Stoxx 600 Havacılık ve Savunma endeksinin bu yıl yaklaşık 35 yükselmesini sağladı.

    Avro/dolar paritesi TSİ 20.21 itibarıyla yüzde 0,13 artışla 1,081 seviyelerinden işlem gördü.

    CoinTR’den 1.000 TL Hediye! Hemen Üye Ol, Kolayca Kazanmaya Başla! Şimdi Katıl! Reklamdır
    Kaynak: AA / Bahattin Gönültaş – Ekonomi
  • TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye’nin Hedefleri İçin Birlikte Hareket Etmeliyiz

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Hepimizin ortak hedefe yönelmesi üzerimize düşen tarihi sorumluluğumuzdur. Böylesine önemli bir dönemde, Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz” dedi.

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Kurtulmuş, siyasi kararların, görüşlerin farklı olabileceğini belirterek, “Hepimizin ortak hedefe yönelmesi üzerimize düşen tarihi sorumluluğumuzdur. Böylesine önemli bir dönemde, Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz. Tabiri caizse oklarımızı farklı yöne değil, aynı yöne atmak mecburiyetindeyiz. O da güçlü ve büyük Türkiye hedefidir. Bugün dünyanın, başta bölgemiz olmak üzere, yaşadığı yeni çalkantıları çok derin türbülanslar hep birlikte izliyoruz. Dünyanın nereye, ne şekilde evrileceğini bir takım öngörülerden anlamaya ve yolumuzu açmaya gayret ediyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye içine kapanarak Türkiye kendi bir takım problemlerine büyüterek bu dönemin şartlarından istifade edemez. Bu yeni dönem Türkiye’ye altın tepsi içerisinde yeni fırsatlar sunmaktadır. Öncelikle şunu açıklıkla ifade etmek gerekir ki küresel ölçekte de yeni bir dönemin başındayız. Artık dünya bir tek ülkenin belirleyeceği bir yer değildir. ya da ülkelerin kendi aralarında taksim edeceği bir yer değildir. Bir ülkenin, bir bölgenin, bir kıtanın ya da bir aktın tek başına dünya yönetmesi mümkün değildir. Onun için önümüzdeki dönem dünyanın her yerinde çok kutuplu yani kutuplaşmak anlamında söylemiyorum. Çok merkezlilik anlamında yeni bir dünya dönemin başlangıcıdır. Burada inanın ki yeryüzünde Türkiye gibi beş altı tane ülkeyi ancak sayabiliriz. Bu dönemin kendisine yeni fırsatlar sunduğu, yeni imkanlar sunduğu çok nadir ülkenin olduğunu da ifade etmek isterim. Türkiye hem bölgesel bir güç oldu, hem de artık eldeki imkanlarıyla bu yeni sürece daha olgun, daha güçlü, daha diri bir şekilde gelmiştir” dedi. – ANKARA

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika
  • Prof. Dr. Seyfettin Erdoğan: Mevduat faizleri yüzde 50’nin altına düşecek, dolar ve euro yükselecek

    Prof. Dr. Seyfettin Erdoğan: Mevduat faizleri yüzde 50’nin altına düşecek, dolar ve euro yükselecek

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, mart ayında faiz indirimi kararı aldı. Politika faizi, 250 baz puan düşürülerek yüzde 42,5 seviyesine çekildi. Ekonomist Prof. Dr. Seyfettin Erdoğan, bu kararın piyasalara etkisini Haberler.com’da Melis Yaşar’a değerlendirdi. Erdoğan, mevduat ve kredi faizlerindeki düşüş eğilimine dikkat çekerken, reel sektörde hareketlenme beklentisini de dile getirdi.

    “MEVDUAT FAİZLERİ YÜZDE 50’NİN ALTINA DÜŞECEK”

    Merkez Bankası‘nın faiz indirimi kararının ardından mevduat faizlerinin nasıl şekilleneceği merak konusu oldu. Prof. Dr. Seyfettin Erdoğan, faiz oranlarının düşmesiyle birlikte mevduat faizlerinin yüzde 50’nin altına gerileyeceğini söyledi. Erdoğan, “Politika faizindeki düşüş, kredi faizlerinin de azalmasına yol açacaktır” diyerek, bankaların kredi faizlerini de aşağı yönlü revize edeceğini belirtti.

    “REEL SEKTÖRDE HAREKETLENME BEKLENİYOR”

    Faiz oranlarındaki düşüşün ekonomik yansımalarını değerlendiren Erdoğan, özellikle inşaat sektörü başta olmak üzere reel sektörde bir hareketlilik yaşanacağını vurguladı. “İnşaat sektörü başta olmak üzere reel sektörde bir kıpırdanma eğiliminin ortaya çıkacağını görebiliriz” ifadelerini kullanan Erdoğan, düşük faiz ortamının yatırımcıları teşvik edeceğini belirtti.

    “EURO VE DOLARA YÜKSELİŞ BEKLENİYOR”

    Faiz indiriminin döviz piyasasına etkilerini de değerlendiren Erdoğan, euro ve dolar kurunda artış yaşanabileceğini ifade etti. “Euro ve dolarda artış ortaya çıkacaktır” diyerek, faiz düşüşlerinin dövize olan talebi artırabileceğini söyledi. Erdoğan’a göre, bu durum ithalat maliyetlerini etkileyerek enflasyonist bir baskı da oluşturabilir.

    CoinTR’den 1.000 TL Hediye! Hemen Üye Ol, Kolayca Kazanmaya Başla! Şimdi Katıl! Reklamdır

  • Avrupa Merkez Bankası durgun ekonomiye karşı güvercin tutumunu sürdürdü

    Avrupa Merkez Bankası durgun ekonomiye karşı güvercin tutumunu sürdürdü

    Avrupa Merkez Bankası (ECB), piyasa beklentileri doğrultusunda durgun ekonomi ve düşen enflasyon oranı karşısında güvercin tutumunu sürdürerek üç temel politika faizini 25 baz puan düşürdü.

    ECB, yılın ikinci yönetim kurulu toplantısında para politikası kararlarını açıkladı.

    Buna göre, Banka mevduat faiz oranını yüzde 2,75’ten yüzde 2,50’ye indirdi. ECB, refinansman faizi ve marjinal borçlanma faizini de 25 baz puan düşürerek sırasıyla yüzde 2,65 ve yüzde 2,90’a çekti.

    Böylece, para politikasına yönelik yılın ikinci toplantısında refinansman faizi ve marjinal fonlama faizi için Mart 2016’dan, mevduat faizi için de Eylül 2019’dan bu yana altıncı indirim yapıldı.

    ECB’nin kararı, Avro Bölgesi genelinde büyümenin durgun olması ve şubatta yüzde 2,4 ile bankanın yüzde 2’lik hedefine yakın enflasyon açıklamasından sonra geldi.

    Karar metni

    ECB’nin, para politikası kararlarına ilişkin açıklamasını önemli alanlarda değiştirmesi dikkati çekti.

    Banka açıklamasında, faiz oranlarının Avro bölgesinde ekonomiyi yavaşlatmaya devam ettiği yönündeki önceki değerlendirmelerini revize ederek, “Faiz indirimleri yeni borçlanmayı firmalar ve hane halkları için daha ucuz hale getirdiğinden ve kredi büyümesi arttığından, para politikası anlamlı bir şekilde daha az kısıtlayıcı hale geliyor.” ifadesini kullandı.

    Faiz kararı metninde, ECB’nin, dezenflasyon süreci yolunda olduğu belirtilerek, enflasyonun genel olarak Banka uzmanlarının beklediği şekilde gelişmeye devam ettiği kaydedildi.

    Manşet enflasyonun 2025’te ortalama yüzde 2,3, 2026’da yüzde 1,9 ve 2027’de ise yüzde 2 olmasının öngörüldüğü ifade edilen açıklamada, manşet enflasyonda 2025 için yapılan yukarı yönlü revizyonun daha güçlü enerji fiyat dinamiklerini yansıttığı belirtildi.

    Metinde, enerji ve gıda hariç olarak hesaplanan çekirdek enflasyonun 2025 için ortalama yüzde 2,2, 2026 için yüzde 2 ve 2027 için yüzde 1,9 olacağı tahmin edildi.

    Ekonominin karşı karşıya olduğu zorlukların devam ettiğine yer verilen açıklamada, banka uzmanlarının Avro Bölgesi ekonomisi için büyüme tahminlerini 2025 için yüzde 0,9’a, 2026 için yüzde 1,2’ye ve 2027 için yüzde 1,3’e düşürdüğü aktarıldı.

    Bankanın, bu yıl enflasyon tahminini 0,2 puan yükseltmesi, 2025 ve 2026 yılları için büyüme tahminlerini 0,2 puan düşürmesi dikkati çekti.

    ECB’nin açıklamasında, “2025 ve 2026 için yapılan aşağı yönlü revizyonlar, kısmen yüksek ticaret politikası belirsizliğinin yanı sıra daha geniş politika belirsizliğinden kaynaklanan düşük ihracatı ve yatırımda devam eden zayıflığı yansıtmaktadır.” ifadesi yer aldı.

    ECB Yönetim Konseyi’nin enflasyonun yüzde 2’lik orta vadeli hedefinde sürdürülebilir bir şekilde istikrar kazanmasını sağlama kararlılığının devam ettiği kaydedilen açıklamada, Yönetim Konseyi’nin özellikle belirsizliğin arttığı mevcut koşullarda, uygun para politikası duruşunun belirlenmesinde verilere bağlı ve toplantıdan toplantıya bir yaklaşım izleyeceği tekrarlandı.

    Açıklamada, “Özellikle, Yönetim Kurulunun faiz kararları, gelen ekonomik ve finansal veriler ışığında enflasyon görünümüne, enflasyonun ana dinamiklerine ve para politikası aktarımının gücüne ilişkin değerlendirmesine dayanacaktır. Yönetim Konseyi belirli bir faiz oranı patikasına önceden taahhütte bulunmamaktadır.” yorumu yapıldı.

    Bu arada, Bankanın değerlendirmedeki değişiklikten sonra Almanya, Fransa ve İtalya’nın 10 yıllık devlet tahvillerinin getirileri artarken, avro dolar karşısında değer kazanmaya devam etti.

    ECB’nin hareket yönü artık o kadar da net değil

    ING Küresel Makro Araştırma Başkanı ve Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, konuya ilişkin değerlendirmesinde, artan belirsizlik ve büyük mali teşvik beklentileriyle birlikte, ECB’nin bugünkü faiz indiriminden sonra izleyeceği yolun artık birkaç hafta önceki kadar net olmadığını belirtti.

    Brzeski, “‘Para politikası anlamlı bir şekilde daha az kısıtlayıcı hale geliyor’ ifadesi, ECB’nin hareket yönünün artık o kadar da net olmadığını gösteriyor. Bu yeni ifade, ECB politika faizlerinin nötr bölgeye yaklaştığını göstermektedir.” dedi.

    Ne savunma harcamalarının artırılması tartışması ne Almanya’da 500 milyar avroluk bir altyapı fonunun duyurulması ne de borç freninde yapılması planlanan değişikliklerin ECB’nin enflasyon ve büyüme projeksiyonlarda dikkate alınmadığını vurgulayan Brzeski, bugünkü toplantı öncesinde en önemli sorunun ECB’nin faiz oranlarını tekrar düşürüp düşürmeyeceğinden ziyade toplantıdan sonra ne olacağı olduğunu kaydetti.

    Carsten Brzeski, “Son günlerde yaşanan gelişmeler, güvercinler ve şahinler arasında daha fazla faiz indirimine ihtiyaç olup olmadığı konusunda daha da hararetli bir tartışmayı tetiklemiş olacak. Eğer Avro Bölgesi hükümetleri gerçekten de bayrağı devralır ve büyük mali teşvikler gelirse, ECB’nin artık Avro Bölgesi büyümesini desteklemek için ağır işler yapmasına gerek kalmayacaktır. Bunun yerine, Alman altyapısı ve Avrupa savunma harcamaları sayesinde daha iyimser bir büyüme görünümü, ECB’nin mevcut faiz indirimi döngüsünü daha önce beklediğimizden daha erken durdurmasına olanak sağlayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

    Fitch Ratings Ekonomi Birimi Kıdemli Direktörü Charles Seville de “ECB’nin bugünkü faiz indirimi kararı, çekirdek enflasyonun düştüğüne dair kanıtların ortaya çıkmasıyla birlikte sürpriz olmadı. Almanya’nın mali teşviklerinin talebi artırmasına rağmen, Avro Bölgesi ekonomisinin zayıf performansının ve ABD’nin gümrük vergileri tehdidinin 2025’te daha fazla faiz indirimine ilham vereceğini düşünüyoruz.” dedi.

    Deutsche Bank Avrupa Başekonomisti Mark Wall ise ECB’nin yakın vadede daha fazla politika faizi indirimi gerektirebilecek ABD gümrük tarifeleri tehdidi arasında kendisini zorlu bir konumda bulduğunu belirterek, “Avrupa’nın stratejik özerkliğini güvence altına almak için önümüzdeki birkaç yıl içinde gerekli olacak daha yüksek savunma harcamalarına yönelik artan taahhüt, bu ortam, para politikası kaldıracının ustaca kullanılmasını ve politika opsiyonelliğinin korunmasını gerektirmektedir.” ifadelerini kullandı.

    CoinTR’den 1.000 TL Hediye! Hemen Üye Ol, Kolayca Kazanmaya Başla! Şimdi Katıl! Reklamdır
    Kaynak: AA / Bahattin Gönültaş – Ekonomi
  • CHP’li Arslan’dan Bakan Kurum’a: “‘türkiye Tek Yürek’ Yardım Kampanyasında Kaç TL Bağış Toplanmıştır?

    (ANKARA)- CHP Milletvekili İbrahim Arslan, 1-7 Mart Deprem Haftası nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a “Kahramanmaraş merkezli depremde başlatılan ‘Türkiye Tek Yürek’ yardım kampanyasında kaç TL bağış toplanmıştır. Toplanan tutar nerelerde kullanılmıştır? Kampanyada bağış yapacağını bildirmelerine rağmen taahhüdünü yerine getirmeyen kurum ya da kişiler var mıdır? Varsa kimlerdir” diye sordu.

    CHP Milletvekili İbrahim Arslan, 1-7 Mart Deprem Haftası nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kuru’un yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Arslan, ANKA Haber Ajansı’na şunları söyledi:

    “2025 yılı bütçesi 2024 yılına göre yaklaşık olarak ortalama yüzde 31 gider ve harcamalarda bir artışı öngördü. Bu oranlar bakanlıklara ve ilgili kurum kuruluşlara göre değişiklik arz etmekle beraber iki bakanlığın bütçesinin 2024 yılına göre düştüğüne ne yazık ki tanık olduk. Bunlardan en önemlisi kuşkusuz her biri önemli ama ülkemizi başta deprem olmak üzere afet kuşağında olan ve olası çok büyük depremlere, bilim insanları tarafından ortaya konulan yaklaşımlarla ne yazık ki tanıklı edecek ülkemiz açısından Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın bütçesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesinin 2024 yılına göre 2025 yılında düşürüldüğüne tanık olduk. Örneğin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bütçesi önceki yıla göre 52 milyar lira. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın bütçesidir. Ne yazık ki 3 milyar lira düşürülerek kabul edilmiş oldu. Çevre ve şehircilik dediğimizde tabii ki afet de ön plana çıkıyor. Bakanlığın dışında da afet riskiyle ilgili olarak da var olan kamu kurum ve kuruluşlarının ayrı bütçeleri de var biliyorsunuz. Onlardan bir tanesi Acil Durum Yönetimi Başkanlığı yani AFAD. AFAD’ın da 2024 yılı bütçesi 671 milyar iken 2025’te bu rakam 404 milyar düşürülerek ne yazık ki 267 milyar olarak kabul edildi.

    Kentsel dönüşüm illerimizde yerleşim yerlerinde ve Türkiye’de çokça konuşulan bir konu. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın bütçesi de 2024’te 219 milyar iken ne yazık ki 2025 yılında 136 milyar liraya düşürüldü. 84 milyarlıkta orada bir düşüş var. Bütçenin içerisinde programlar itibarıyla de ayrılan bütçeleri değerlendirmek durumundayız. Şehircilik ve risk odaklı bütünleşik afet yönetimine 2024 yılında 906,5 milyar ödenek ayrılmışken ve harcama yapılmışken 2025 yılında 480 milyar lira yani yarı yarıya azaltılarak 426 milyara düşürüldüğüne ne yazık ki tanıklık ettik. Ülkemizde afetle ilgili başta deprem olmak üzere mücadele tamamlanmış mıdır? ve bütün yerleşim yerlerinde, illerimizde, ilçelerimizde ortaya çıkan sağlıksız binaların yenilenmesi, kentsel yenilenme, kentlerin dirençli kentler haline getirilmesiyle ilgili süreç tamamlanmış mıdır da 2024 yılına göre bu programa, bu ödeneklere, bu ilgili kurullara ayrılan bütçelerde indirime gidilmiştir?  Bu, hükümete ve ilgili bakanlıklara ve kurumlara sorulması gereken temel sorunlardan bir tanesi olarak da karşımıza çıkmaktadır.”

    “Çökme tehlikesi olan 600 bin yapı hangi bütçe ile nasıl ve ne zaman dönüştürülecektir?”

    Arslan, Bakan Kurum’a şu soruları yöneltti:

    “Milli Güvenlik Meselesi olarak gördüğünüz depremle mücadele için ayrılan 2025 yılı ödeneklerin 2024 yılına kıyasla yaklaşık yarısı kadar düşürülmesi hususunda görüşünüz nedir? Faiz giderleri için bugünkü kurla yaklaşık 53,5 milyar dolar ödenek ayrılan bütçede, bütün bakanlık ve diğer kurumların bütçeleri 2024 yılına göre artırılırken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Kentsel Dönüşüm Başkanlığı bütçelerinin düşürülerek yine bugünkü kurla toplam 17 milyar dolar ayrılmasını nasıl açıklıyorsunuz?

    2025 yılına ayrılan ödeneğin çok büyük bir bölümünün deprem bölgesine harcanacağı tarafınızca bütçe görüşmelerinde açıklandığı üzere, ülke genelinde acilen dönüşmesi gerektiğini ifade ettiğiniz 2 milyon bağımsız yapı ile İstanbul’da her an çökme tehlikesi olduğunu ifade ettiğiniz 600 bin yapı hangi bütçe ile nasıl ve ne zaman dönüştürülecektir?

    İmar affı başta olmak üzere diğer düzenlemelerle 2002-2024 yılları arasında deprem ve diğer afetlerle mücadele kapsamında toplanan tutar kaç TL’dir? Toplanan tutar hangi mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde kullanılmıştır? Kahramanmaraş merkezli depremde başlatılan ‘Türkiye Tek Yürek’ yardım kampanyasında kaç TL bağış toplanmıştır? Toplanan tutar nerelerde kullanılmıştır? Kampanyada bağış yapacağını bildirmelerine rağmen taahhüdünü yerine getirmeyen kurum ya da kişiler var mıdır? Varsa kimlerdir?

    İmar Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yapımı uygun olmayan ve/veya mevzuata aykırı olarak yapılan yapıların, sırf gelir elde etmek amacıyla imar kanununda yapılan düzenlemeler sonucu affedilmesiyle deprem ve diğer afetlerle mücadele edilemeyeceği hususunda ne düşünüyorsunuz?

    İmar Afları kapsamında ülke genelinde ve Eskişehir özelinde yararlandırılan konut ve işyeri sayısı ne kadardır? Yararlandırılma kriterleri nelerdir?”

    Kaynak: ANKA / Güncel
  • UBS, güçlü dolar nedeniyle USD/JPY tahminini yükseltti

    UBS, güçlü dolar nedeniyle USD/JPY tahminini yükseltti

    UBS, USD/JPY döviz çifti için tahminlerini ABD dolarının gücünü temel faktör olarak göstererek ayarladı. Firma, parite için çeyrek sonu tahminlerini Haziran 2024 için 155 Yen’e yükseltirken, Mart 2025’e kadar olan sonraki çeyrekler için 152 Yen, 148 Yen ve 145 Yen olarak belirledi. Önceki tahminler sırasıyla ¥148, ¥145, ¥143 ve ¥141 olarak belirlenmişti.

    Revizyon, piyasanın önemli ölçüde azaltılan Federal Rezerv faiz indirimlerine ilişkin beklentilerini ayarlamasıyla gerçekleşti. Ayrıca UBS, yendeki kısa pozisyonların aşırı seviyelere ulaştığını belirtti. Bu piyasa dinamikleri, ABD dolarının güçlü performansı nedeniyle USD/JPY paritesinin algılanan yerinden oynamasına katkıda bulundu.

    UBS, daha önce USD/JPY satmış olan yatırımcılara da yol göstererek, 150-¥152 arasındaki seviyelerde parite için yukarı yönlü bir risk öngörerek pozisyon alanların bu ilk seviyelerde geri dönüşüm yapmayı düşünmelerini önerdi. Bu dönüşümün ardından yatırımcılar ek pozisyonlar almayı düşünebilir.

    Firmanın güncellenmiş tahmini, 155 Yen’in mutlak bir eşik olmamakla birlikte, faiz oranı beklentilerinin yeniden ayarlanması ve Yen’deki konumlanma da dahil olmak üzere mevcut piyasa eğilimleri tarafından bilgilendirilen bir seviye olduğu inancını yansıtmaktadır. Bu kılavuz, yatırımcıların bu değişen koşullar altında döviz piyasalarında yön bulmalarına yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

    UBS’in USD/JPY döviz çifti için belirlediği yeni hedefler, firmanın tahmin sırasındaki ekonomik göstergeler ve piyasa duyarlılığına ilişkin analizinin bir göstergesidir. Yatırımcılar ve piyasa gözlemcileri, alım satım stratejilerini ve döviz hareketlerine ilişkin beklentilerini bildirmek için genellikle büyük finans kuruluşlarının bu tür tahminlerini izler.

    InvestingPro Analizleri

    UBS’nin USD/JPY döviz çifti için revize edilmiş tahmini, ABD dolarının güçlü performansının altını çiziyor. Doların son dönemdeki gücüne ilişkin daha geniş bir bağlam sağlamak için InvestingPro verileri, doların değerinde tutarlı bir yükseliş trendi olduğunu gösteriyor. Geçtiğimiz yıl boyunca dolar %4,16’lık bir toplam fiyat getirisi elde ederken, yılbaşından bugüne %4,62’lik kayda değer bir artış yaşandı. Bu rakamlar para biriminin piyasadaki güçlü konumunu yansıtmaktadır.

    3. parti reklam. Investing.com’un sunduğu veya önerdiği bir teklif değildir. Feragat detaylarına buradan bakın veya reklamları kaldırın

    Ayrıca, doların bir önceki kapanış fiyatı 106,08 USD olarak bildirilmiş ve para biriminin sağlam performansını pekiştirmiştir. Bu veriler UBS’nin değerlendirmesiyle uyumlu olup, döviz yatırımcılarını firmanın USD/JPY pozisyonlarına ilişkin tavsiyelerini dikkate almaları yönünde etkileyebilir.

    InvestingPro İpuçları, yatırımcıların Federal Rezerv’in faiz oranı kararlarını ve piyasa konumlandırmasını takip etmelerini önermektedir, çünkü bu faktörler döviz çifti hareketlerini önemli ölçüde etkileyebilir. Daha derinlemesine bir analiz isteyenler için InvestingPro, döviz yatırımcılarına yönelik ek ipuçları sunuyor. Yatırım stratejinizi bu bilgilerle geliştirmek için InvestingPro’ya abone olmayı düşünebilirsiniz. InvestingPro aboneliğinde %20’ye varan indirim elde etmek için INVTROZEL1A kupon kodunu kullanın ve yatırım kararlarınıza daha fazla bilgi sağlayabilecek 15+ InvestingPro İpucu’nun tam listesine erişin.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • WK Kellogg satışları fiyat artışıyla yükseldi, tahminleri aştı

    WK Kellogg satışları fiyat artışıyla yükseldi, tahminleri aştı

    Popüler mısır gevreği Froot Loops ile tanınan WK Kellogg Co, Salı günü açıkladığı son çeyrek sonuçlarında Wall Street’in gelir beklentilerini aştı. Şirketin başarısı, tüketime hazır tahıl ve atıştırmalıklarına yönelik tüketici talebindeki düşüşün etkisini hafifletmeye yardımcı olan ürün fiyatlarındaki artışa bağlandı.

    Enflasyonist baskılar karşısında, Kellogg’un ayrılmış Kuzey Amerika tahıl birimi Kellanova, kar marjlarını korumak için bir strateji olarak fiyat artışları uyguladı. Raporlanan çeyrekte fiyatlarda %6,3’lük bir artış görülürken, hacimde %7’lik bir düşüş yaşandı.

    Zorlu piyasa koşullarına rağmen Kellanova geçtiğimiz hafta güçlü bir performans sergileyerek beklentilerin üzerinde satış ve kâr açıkladı ve Ağustos ayında açıkladığı 2024 yılı tahminlerini teyit etti.

    LSEG verilerine göre, 30 Mart’ta sona eren ilk çeyrekte WK Kellogg 707 milyon dolarlık satış gerçekleştirerek analistlerin 697,8 milyon dolarlık konsensüs tahminini aştı.

    Ayrıca, Apple Jacks mısır gevreğinden de sorumlu olan şirket, %1 düşüş ile %1 artış arasında değişmesi beklenen yıllık düzeltilmiş net satış büyümesi tahminini korudu.

    WK Kellogg’un net geliri geçen yılın aynı dönemindeki 24 milyon dolar ya da hisse başına 28 sentten 33 milyon dolar ya da hisse başına 37 sente yükseldi. Bu rakam, hisse başına 38 sent kar öngören analist tahminlerinin biraz gerisinde kaldı.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Çin bankaları ve JPMorgan, yavaş anlaşmalar nedeniyle Çin IB istihdamını azalttı

    Çin bankaları ve JPMorgan, yavaş anlaşmalar nedeniyle Çin IB istihdamını azalttı

    China International Capital Corp (CICC) ve CITIC Securities, listeleme ve anlaşma yapma faaliyetlerindeki yavaş toparlanmaya yanıt olarak Çin’deki yatırım bankacılığı işlerini azaltırken, JPMorgan Chase (NYSE:JPM) & Co da Hong Kong’daki işgücünü azalttı. CICC’nin bu yıl yatırım bankacılığı personelini en az %10 oranında azaltması beklenirken, bu durum COVID salgınının sona ermesinden bu yana Çin’in önde gelen yatırım bankalarındaki ilk önemli işgücü azaltımını etkileyecek. Bu arada, CITIC Securities Hong Kong’da yaklaşık bir düzine yatırım bankacılığı pozisyonunu ortadan kaldırıyor.

    JPMorgan bu hafta Hong Kong’da en az altı bankacıyı işten çıkararak Asya’daki işgücünü küçülten diğer Wall Street bankalarına katıldı. Bu işten çıkarmalar, Bank of America, Morgan Stanley (NYSE:MS) ve HSBC’nin de 2024’ün başlarında Asya Pasifik’te çok sayıda yatırım bankacılığı pozisyonunda kesintiye gitmesi nedeniyle bölgedeki finans kuruluşları arasındaki daha geniş bir eğilimin parçası.

    İşten çıkarmalar, Çin finans sektörünün işlem hacmindeki keskin düşüşle boğuştuğu bir dönemde gerçekleşiyor. Çin anakarasındaki ilk halka arzlarda (IPO) toplanan gelirlerde yaklaşık %90’lık bir düşüş yaşandı ve yılın ilk dört ayında toplam 2,6 milyar dolar ile 2013’ten bu yana en düşük rakama ulaşıldı. Buna ek olarak, Çinli şirketler için en önemli offshore listeleme merkezi olan Hong Kong, ilk çeyrekte halka arz gelirlerinde yıllık bazda %30’luk bir düşüş yaşadı ve yalnızca 4,7 milyar HK$ (600,3 milyon $) toplayarak 2009’dan bu yana en zayıf performansı gösterdi.

    Hang Seng Endeksi’nin Ocak ayındaki en düşük seviyesinden %20’lik bir artış göstermesine rağmen, piyasanın toparlanmasına ilişkin belirsizlik, özellikle Hong Kong’da yerleşik yatırım bankacılarını etkilemeye devam ediyor. Devam eden ekonomik yavaşlama, artan Çin-ABD gerilimi ve durgun sermaye piyasaları, anlaşma yapma konusundaki zorlu ortama katkıda bulundu.

    3. parti reklam. Investing.com’un sunduğu veya önerdiği bir teklif değildir. Feragat detaylarına buradan bakın veya reklamları kaldırın

    Hem CICC hem de JPMorgan bildirilen işten çıkarmalar hakkında yorum yapmayı reddetti ve Citic Securities’in offshore platformu CLSA işten çıkarmalarla ilgili sorulara yanıt vermedi. Bankacılar ve işe alım uzmanları daha önce Çin anakarası ve Hong Kong’da 2023’ün sonlarında başlayan personel kesintilerinin bu yıl boyunca yoğunlaşacağını tahmin ediyorlardı.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.