Etiket: İnsan

  • İş Bankası’nın Uluslararası Atatürk Konferansı devam ediyor

    İş Bankası’nın Uluslararası Atatürk Konferansı devam ediyor

    İSTANBUL (İGFA) – Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, siyasi bağımsızlığın ancak iktisadi bağımsızlıkla mümkün olabileceği düşüncesinden hareketle ülkemizin ilk milli bankası olarak kurulan Türkiye İş Bankası’nın, Cumhuriyetin 100. yıldönümü vesilesiyle düzenlediği “Atatürk Vizyonuyla Gelecek Yüzyıla Bakış” başlıklı uluslararası konferans devam ediyor.

    Konferansın ikinci gününde İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, tarihçi-yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı ve MIT Dijital Ekonomi Girişimi’nin Kurucu Ortağı Andrew McAfee birer konuşma yaptı.

    Hakan Aran, “Geleceğin Bankası Olmak” konulu konuşmasında, İş Bankası’nın hikâyesinin, Atatürk’ün “Vatanı kurtaracak ve yükseltecek tedbirlerin başında olarak halkın doğrudan itibar ve itimadından doğup meydana gelen, tam manasıyla modern ve millî bir banka kurulması…” yönlendirmesiyle başladığını söyledi. Aran, Bankanın daha azla daha fazlasını başarmak için kurulan ve her zaman bir bankadan çok daha fazlası olan bir Cumhuriyet kurumu olduğunu vurguladı.

    “Gelenek küllere tapınmak değil alevin kuşaktan kuşağa aktarılmasıdır”

    Bankanın “Kapsayıcı ve katılımcı bir yaklaşımla sürdürülebilir değer yaratan geleceğin bankası olmak” vizyonuna işaret eden Aran, “Çok sade, basit bir ifade gibi duruyor olabilir ama her kelimenin büyük bir ağırlığı olduğunu, her birinin altının ayrı ayrı çizilmesi, vurgulanması ve doldurulması gerektiğini düşünüyorum. ‘Geleceğin bankası’ olup bitilen, ulaşılan bir şey değil. Her gün yeniden kazanmanız, hak etmeniz gereken bir unvandır” diye konuştu.

    Türk bankacılık sektörünün gelişimi için geçmişte pek çok öncü hizmeti hayata geçirdiklerini vurgulayan Aran, “Ancak Gustav Mahler’in de dediği gibi ‘Gelenek küllere tapınmak değil, alevin kuşaktan kuşağa aktarılmasıdır’ ” dedi.

    “Gelecek kuşakların olmadığı bir yerde geleceğin bankacılığı yapılamaz”

    Gelecek kuşakların olmadığı bir yerde geleceğin bankacılığının da yapılamayacağını ifade eden Aran, bazı işlerin bugünün işi gibi görünse de zamansız olduğunu, faydasını sonraki nesillerin gördüğünü vurguladı.

    Doğaya, insana, toplumun refahına dair yapılan her şeyin aslında geleceğe bir yatırım olduğunu belirten Aran, “Bu, bizim vizyonumuzun ayrılmaz bir parçasıdır. Cumhuriyet bizlerden ‘fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller’ ister. Kurucumuzun böyle bir ülküsü varken nasıl olur da bir banka olarak kalabilirsiniz? İş Bankası bu milli ülküyü düstur edinmiş, ülkemizin medeniyet ufkunda bir güneş gibi doğması için çalışmış ve çalışmaktadır. Koç Üniversitesi İş Bankası Yapay Zekâ Uygulama ve Araştırma Merkezi, Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Türkiye İş Bankası İktisadi Bağımsızlık Müzesi, Yenicami’deki Türkiye İş Bankası Müzesi, Patara, Nysa, Teos, Stratonikeia, Zeugma arkeolojik kazılarına verdiğimiz destek, çocuklarımızın daha iyi eğitim alması için Darüşşafaka ile el ele vermemiz, TEMA ile 81 İlde 81 Orman projemiz, satranca, olimpiyatlarla çocuklarımıza verdiğimiz desteğimiz… Tüm bunlar sürdürülebilir değer yaratmaktan, geleceği inşa etmekten, geleceğin bankası olma vizyonumuzdan ne anladığımızın, ne anlamamız gerektiğinin karşılığıdır. Çocuklarımızın da bizlerle aynı havayı soluyarak, aynı refahı paylaşarak yaşama hakkını ellerinden almamak için sürdürülebilir değer yaratmaya inanıyoruz.”

    “Büyük sosyal fayda ve büyük dönüşümler istiyorsak büyük iş birlikleri yapmalıyız”

    Konuşmasında doğru iş birliklerin önemine de işaret eden Aran, “Büyük sosyal fayda ve büyük dönüşümler istiyorsak büyük iş birlikleri yapmak zorundayız. Özellikle çevre, eğitim, sosyal adalet, toplum refahının artırılması söz konusu olduğunda hiçbirimiz tek başımıza yeterince büyük etki yaratamıyoruz, mutlaka iş ve güç birliği yapmak zorundayız” dedi.

    Hakan Aran, sanayi döneminde en önemli iki unsurun emek ve sermaye olduğunun altını çizerek, “Cumhuriyet döneminde olmayan teknolojik imkânlar bugün artık mevcuttur. Dijital çağda veri, yapay zekâ ve sosyal medya aracılığıyla özellikle interneti köylere ulaştırabildiğimizde, en ücra köşedeki insana dokunduğumuzda aracısız iletişimin kolay olduğu bu dönemde ulaşılamayan insan kalmayacağını düşünüyorum. İnsanımız iyiyi, güzeli, doğruyu gördüğünde anlayabilecek olgunluktadır. Yeter ki güçlerimizi bu amaçla birleştirebilelim” diye konuştu.

    “İnsansız bir dönüşüm tatsız, yavan ve üstelik mümkün değil”

    Teknolojiyi insanın yerine değil yanına konumlandırdıklarını vurgulayan Aran, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Teknolojiyi insanın yerine konumlandırmayı aklımızdan geçirmedik. Çünkü bugün yapay zekâ teknolojileri konuşulduğunda en kolay olan teknolojiyi getirip, sayınızı azaltmak ve kurumun verimliliğini artırmaktır. Biz zor olanı seçtik. Dönüşümü insanla yapacağımıza inanıyoruz. İnsansız bir dönüşümün tatsız, yavan ve üstelik de mümkün olmadığını düşünüyoruz. Yeni teknolojileri insanlarımızın kabiliyetini artırmak, onların daha hızlı, daha kapsamlı, daha düşük maliyetlerle hizmetler almasını sağlamak ve ülke ekonomimiz için sürdürülebilir değer yaratmak için kullanılması gerektiğine inanıyoruz. İnsanlarımıza teknolojiyi, yeniliği kullanmayı, veriyle çalışmayı öğreteceğiz, sürekli gelişeceğiz. Bu dönüşümün Türkiye’de öncüsü olacağız.”

    “Atatürk bizlere ‘yurttaşlarım, efendiler, ey Türk gençliği’ diyerek yaptığı konuşmalarda gösterdi ki ne ülkemizin büyüklüğü ne coğrafyası ne iklimi ne doğal kaynakları; en önemli varlığımız, en büyük gücümüz her zaman insan kaynağımızdır” diyen Aran, şöyle devam etti: “Biz hızlı öğrenen, hızlı adapte olabilen, ufku açık bir halkız. Denemeyi, hatalarımızı düzeltmeyi, bildiklerimizi paylaşmayı biliriz. Atatürk inkılaplarını başarmış bir halkız. Bugün Anadolu’nun köy pazarlarında bile kredi kartıyla alış veriş yapılıyorsa, ustalara cepten EFT ile ödeme yapılıyorsa, 90 yaşındaki annemiz, babamız, teyzemiz, amcamız akıllı telefon kullanabiliyorsa inanıyorum ki ikinci yüz yılımızda Atatürk’ün yapmak istediklerini başarabileceğiz.”

    İlber Ortaylı: “Sağlıklı doğum politikası, eğitimin iyileştirilmesi, yetişmiş elemanı tutmak önemli”

    Prof. Dr. İlber Ortaylı “Cumhuriyetin İlk Yüzyılı” başlıklı konuşmasında, Cumhuriyetin kurucularının askeri alanda çok yetkin olmakla birlikte 1. Dünya Savaşı öncesinde savaşa girmeye karşı olan ve Anadolu’ya geçen kadrolardan oluştuğunu; Türklerin batılılaşmasının savaş odaklı gerçekleştiğini ve bu yüzden savaşlarda başarı için ihtiyaç duyulan mühendislik, tıp, finans gibi alanlarda geliştiğini söyledi. Ortaylı, Cumhuriyet öncesinde de eğitim alanında önemli adımlar atıldığını, kadınların sosyal hayatta ve eğitimde yer almaya başladığını, kadın aydınların ortaya çıktığını ancak genel olarak kadın ve erkeklerin bir araya geldiği ortamların oluşmadığını anlattı.

    Türk kurmaylarının hem dünya bilgisi hem dünya görüşüyle çok iyi yetişmiş olduğuna dikkat çeken Ortaylı, şöyle konuştu: “Bu bir meşruti monarşi dönemiydi. O dönemde cumhuriyetçiler var idiyse de bunu açıklamazdı. Yalnızca biri, daha İstiklal Savaşı’nda Ankara yolunda açıkladı. Mustafa Kemal Atatürk, daha kongreler döneminde Ankara’dan davet aldığında oradaki ışığı gördü ve ‘şekl-i idaremiz Cumhuriyet’ olacak diye Mazhar Müfit Bey’e söyledi. Bu fikri yapı da imparatorluğun eğitiminden geliyordu. İmparatorluğun dış dünyaya açıldığı ölçüde bu fikirler oluşuyordu ve bu fikri yapının içinde şark ve garp bir arada bulunuyordu. Bizim Çanakkale’de, Balkan’da, İstiklal Savaşı’nda kaybettiğimiz sayısız yedek subaylar bu iki dünyanın da efendisiydiler. Garbı da şarkı da biliyorlardı. Bunu biz 100 sene sonra daha yeni yeni yerine koymaya başladık.”

    Cumhuriyetin bu miras üzerine kurulduğunu ancak önceki dönemden demokrasiye olan eğilimiyle ayrıştığını söyleyen Ortaylı, “Türkiye kanuni olmaya çalışıyor. İttihatçılar gibi değil. Bir demokratik itilim var. Türkiye meşruiyet esaslarına uymak zorundadır, herkesin kendine göre iş yaptığı bir memleket olamaz. Bu kanuni yapı esastır. Darbeler olsa da darbeciler gelip 1,5 sene sonra gider” diye konuştu.

    Cumhuriyetin tıp, mühendislik, askeriye alanlarında başarılı olduğunu ancak yetişmiş insan kaynağını koruma, entelektüel sınıflara hürmet etme konusunda ve kültürel alanda eksik kaldığını ifade eden Ortaylı, önümüzdeki dönemde yapılması gerekenlere ilişkin olarak da şunları söyledi: “İlk olarak sağlıklı bir doğum politikası sürdürülmesi gerekir. İkincisi, eğitimin kesin surette iyileştirilmesi, eğitime ayrılan bütçe ve imkânların artırılması ve bunun fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde gerçekleştirilmesine ihtiyaç var. Üçüncüsü, bazılarının demilitarizasyon kafası yanlıştır. Askeri eğitimi budayamazsınız. Maalesef bulunduğumuz yer buna müsait değildir. Son olarak sanayileşmede eleman yetiştirilmesi ve yetişmiş elemanı tutmamız mühimdir.”

    McAfee: “Aynı gelgit bütün tekneleri yükseltmiyor, süperstar şirketler ayrışıyor”

    MIT Dijital Ekonomi Girişimi’nin Kurucu Ortağı Andrew McAfee ise günümüzde artık finanstan otomotive, perakendeden gıdaya tüm sektörlerde şirketlerin kendilerini teknoloji şirketi olarak tanımladığını belirterek, dijital çağda teknoloji şirketi olarak başarılı olmanın yalnızca bu alanda çok para harcamakla bağlantılı olmadığını söyledi. ABD’de şirketlerin toplam yatırımları içinde diğer tüm alanlara yapılan yatırım 21. yüzyılın başında dijitale yapılan yatırımın iki katı iken durumun bugün tam tersine döndüğünü ifade eden McAfee, “Bu değişim duracak gibi görünmüyor. Dijitale açlığımız her yıl artıyor. Ancak yatırım dijitale yöneldikçe bunun rekabette ve büyümedeki etkisi aynı şekilde görünmüyor. Süperstarlar kar anlamında da pazar payı anlamında da ayrışıyor. Diğer bir deyişle aynı gelgit bütün tekneleri yükseltmiyor. Süperstarlar ayrışırken, şirketlerin çoğunluğu geride kalıyor” diye konuştu.

    Andrew McAfee, süperstar olarak tanımladığı şirketlere yeni bir adlandırma yapma ihtiyacı hissettiğini belirterek, “Bunları geek (teknoloji inekleri) olarak adlandırabiliriz. Eskiden bu bir hakaretti ama artık kelimenin anlamı dönüştü. Bunlar, çok zor sorulara yanıt bulmaya odaklanırken; tuhaf görünen, yeni çözümleri kucaklayan kişiler” dedi. 21. yüzyıl başında ABD’nin önde gelen geek’lerini bir araya getiren bir haftasonu buluşmasında, bugün çevik çalışma olarak bilinen yöntemin geliştirildiğini ve çok önemli bir dönüşüm yarattığını söyleyen McAfee, bugün bu yöntemi benimsemeyen şirketlerin tüketiciyi etkileyemedikleri için silinmek zorunda kalacaklarını anlattı.

    “Çağdaş Türkiye de bir geek tarafından kuruldu”

    Tüm ülke ve tüm sektörlerin geeklerin yarattığı enerji dalgasına maruz kalacağını, başarılı olup olmamalarının bu dalgaya uyum sağlama yeteneklerine bağlı olacağını ifade eden McAfee, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye konusunda çok iyimserim. Buraya gelmeden önce modern Türkiye tarihi hakkında araştırma yaptım. Gördüm ki çağdaş Türkiye de bir geek tarafından kurulmuş. İnanılmaz bir itki, inanılmaz bir azim görüyorum. Atatürk, girmek üzere olduğu yüzyıl için Türkiye’yi güncellemiş ve inanılmaz şeyler yapmış. Öyle bir mirasın üzerinde oturuyorsunuz ki ülkenizin daha çağdaş versiyonlarını kurmak için yeterli enerjiye sahipsiniz. Artık 21. yüzyıldayız ve önünüzde inanılmaz fırsatlar var.”

  • Camide bira içtiler iddiasını yalanlayan müezzin Fuat Yıldırım: İnandığım doğruların takipçisi olmak için CHP’den aday adayı oldum

    Camide bira içtiler iddiasını yalanlayan müezzin Fuat Yıldırım: İnandığım doğruların takipçisi olmak için CHP’den aday adayı oldum

    2013 yılındaki Gezi eylemleri sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Camide bira içtiler” açıklamasını, “Ben din adamıyım, yalan söyleyemem, içki içildiğini görmedim” diyerek yalanlayan Bezmialem Valide Sultan Camisi’nin o dönemki müezzini Fuat Yıldırım, siyasete girmek için ilk adımı attı. Yıldırım, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, CHP’den milletvekili aday adayı oldu.

    “İNANDIĞIM DOĞRULARIN TEMSİLCİSİ OLMAK İÇİN CHP’DEN ADAY OLDUM”

    Fuat Yıldırım, neden CHP’den milletvekili aday adayı olduğuyla ilgili kendisine yöneltilen sorulara yazılı bir açıklamayla yanıt verdi. Yıldırım, şunları söyledi: “İnandığım doğruların takipçisi ve temsilcisi olmak için Cumhuriyet Halk Partisi’nden milletvekili aday adayı oldum. İnsani ve İslami değerlerin dayandığı 2 temel esas var: Biri adalet, diğeri ise doğruluk ve dürüstlüktür. Bunu arayan ve yaşayanların daima yanında olacağım. Yer ve gök bunlarla ayakta durmaktadır. Kendi yaşamımda bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da özellikle bu iki değer, hayatımın vazgeçilmezi olarak devam edecektir.

    “ONLARLA BERABER YÜRÜMEYE KARAR VERDİM”

    Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyduğu söylem ve eylemler, aynı ortak paydada buluştuğumuzu gösterdi. Kendilerinin ve çok değerli yol arkadaşlarının en sıkıntılı zamanlarımda daima yanımda olmaları, bir insan olarak beni derinden etkiledi. Adalet ve doğruluk ilkelerinin hayatımızda daima yer bulması için çıktığımız yolda, bu yolu, onlarla beraber yürümeye karar verdim. CHP’nin yeni yüzünde herkesin ve her kesimin kucaklama çabaları halkımızda çok önemli karşılık bulduğu gibi, bugün bendenizin de bu karar vermesinde en önemli etken olmuştur.

    “MİLLETİMİZ ADİLCE KUCAKLANMAYI BEKLENMEKTEDİR”

    Milletimizin her bireyi, bugün şefkatle ve adilce kucaklanmayı beklemektedir. Bunlar gerçekte, evrensel insani değerler olarak karşımızda durmaktadır. ‘İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın’ diyen Şeyh Edebali, ‘Yaratılanı hoş gör, Yaradan’dan ötürü’ diyerek, ‘Yetmiş iki milleti bir gören’ Yunus Emre, ‘Gel, kim olursan ol, yine gel’ diyen Mevlana ve ‘Bu âlemde bütün varlıkla, bir çeşit kardeşliğimiz var’ hakikati ile bırakın insanı, her şeyi kucaklayan yol göstericilerimiz var.

    “BİZLER BİRBİRİMİZİN YURDU OLMAYA KARARLIYIZ”

    İşte Anadolu’muz asırlarca bu maya ile mayalanmıştır. Yaşadığımız asrın felaketinde de milletimiz özündeki bu gerçeği tek yürek, tek bilek olarak ortaya koymuştur. Bu vesile ile deprem ve sel felaketlerinde şehit olanlara Yüce Allah’tan rahmet, kederli aile ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Bugün biz de ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım’ diyen Hacı Bektaş-ı Veli’nin yoldaşları olarak; milletimizi kutuplaştırmadan kucaklaştıran, ‘Sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz’ diyen Yunusumuzun hatırlatmasını hiçbir zaman unutmadan yaşayacağız. Bizler, birbirimizin kurdu değil, birbirimizin yurdu olmaya kararlı ve sevdalıyız. Yal da bu anlayış ve samimiyetle devam edeceğiz inşallah.”

  • Kılıçdaroğlu’nun son vaadi depremzedeler için: İktidara gelince evlerinizi 5 kuruş almadan yapacağız

    Kılıçdaroğlu’nun son vaadi depremzedeler için: İktidara gelince evlerinizi 5 kuruş almadan yapacağız

    Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde kurulan çadırda Millet Buluşması’na katılan Kemal Kılıçdaroğlu, hem yaraları sarmak hem de fikir alışverişinde bulunmak için bölgeye geldiğini söyledi. Depremin hemen ardından bölgeye geldiklerini anlatan Kılıçdaroğlu, yaşanan acıları, dramları, enkaz altında kalanları kurtarmak için çaba gösterenleri gördüklerini belirtti. Depremzedeler için de bir vaatte bulunan Kılıçdaroğlu, hasar gören veya yıkılan evleri ücretsiz yapacaklarını söyledi.

    “85 MİLYON BERABER OLMALIYIZ”

    “Böyle bir deprem olabilir ama bunlara bir şekilde hazırlıklı olmamız lazım. Başka yerlerde de deprem oluyor ama 50 bin insan ölmüyor. Evlerin buna hazırlıklı olması lazım, altyapının hazır olması gerekir” diyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

    “Millet olmanın, bir arada olmanın en güzel tarafı da budur. Her evde huzurun olduğu, esnafın rahat ettiği, çiftçinin ürettiğinin karşılığını alabildiği, işçinin huzurla evine döndüğü bir Türkiye‘yi ben de istiyorum. Böyle bir Türkiye olsun istiyorum. Hiç kimse yaşam tarzından, kimliğinden ötürü ötekileştirilmesin. 85 milyon beraber olmalıyız. 1 çocuğumuz açsa 85 milyon açtır, birimiz hastaysak 85 milyon hastadır. Beraber aynı şarkıları, türküleri söylemenin yolunu bulmalıyız. Çok ayrıştık, kutuplaştık, neden ayrışıp kutuplaşıyoruz? İsteriz ki herkesin karnı doysun. İsteriz ki her anne çocuğunu güleryüzle okula göndersin. En büyük arzumuz budur. Bu olmadığı takdirde büyüyemiyoruz, gelişemiyoruz. Pek çok sorunla cebelleşip duruyoruz, bunları beraber aşacağız. Söz veriyoruz, birlikte tüm sorunları aşacağız.”

    “GÜVENİ HUZURU SAĞLAYACAĞIZ”

    Kılıçdaroğlu, sadece kendilerine değil tüm mazlum milletlere örnek olmak istediklerine dikkati çekerek, “Bizim demokrasimiz arttıkça onların da demokrasisi artacak. Onların gözü bizim üzerimizde. Türkiye’nin büyümesine, gelişmesine bakıyorlar. Güveni, huzuru sağlayacağız, sofralarda bereketi artıracağız. Siyaset kurumunun halka doğruları söylemesi gerek. Doğruları söylemiyorsa güvensizlik olur. Kovid-19 oldu değil mi? Salgın bir hastalık. Rakamlar farklı. Bırakın da yasımızı tutalım. Buna bile engel oluyorlar.” diye konuştu.

    “5 KURUŞ PARA ALINMAYACAK”

    Yetişmiş insan gücünün deprem bölgesini terk ettiğini aktaran Kılıçdaroğlu, “Bu da büyük bir acı. Depremde yıkılan ve ağır ya da orta hasarlı bina sayısı 817 bin 848. Söz verildi, dendi ki ‘süratle binaları yapacağız, 2 yıl ödemesiz, 20 yıl vadeli ev satacağız’. Ben de diyorum ki Nurdağı’nda evi, ahırı, dükkanı yıkılan herkesin binaları yapılacak. Bunlardan 5 kuruş para alınmayacak. Allah nasip ederse 15 Mayıs’tan sonra geleceğiz, göreceksiniz. 15 Mayıs’tan sonra yıkılan kimin eviyse, binasıysa tamamı yapılacak, anahtarı teslim edilecek. 5 kuruş para da alınmayacak.” ifadesini kullandı.

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “57. madde de diyor ki devlet, plan, program yapar, vatandaşın konut ihtiyacını karşılar. Bir başka konu, ev sahibi olan ve evi yıkılan vatandaşa sormak istiyorum. Bir müteahhit gelip evi yapıyor ve satıyor, sizin o evi alana kadar geçen sürede 23 imzaya ihtiyaç var. Bu imzaların tamamı kamuya ait. Tek bir imza atıp tapudan evi alıyorsunuz. Binayı alırken devletin 23 imzayla verdiği güvence var. Sizin hiç kabahatiniz, kusurunuz yok. Kusur kimdeyse parayı onun vermesi gerekir. Sizden helallik istediler. Öyle helallik olmaz. Helallik şöyle olur, şu binaları teslim ettiğimde helallik olur. ‘Giden canları geri getiremeyiz ama kayıplarınızın tamamını geri getireceğim. Kabahat bendeydi, sizin kusurunuz yok’ demesi lazım. ‘Ölenleri geri getiremiyorum ama evinizi, dükkanınızı, ahırınızı 5 kuruş almadan geri getiriyorum, şimdi bana hakkınızı helal edin’ denmesi lazım. Böylece devletin devlet olduğu, devletin vatandaşının yanında olduğu ve koruduğu gerçeği ortaya çıkar.”

    “HESABINI SORACAĞIZ”

    Barolarla ve avukatlarla görüştüğünü anlatan Kılıçdaroğlu, vatandaşlardan, yıkılan evlerle ilgili ödeme talep edilmesi halinde yargıya başvurmalarını istedi. Depremde evi yıkılmayıp güçlendirmeye ihtiyacı olanlara ise sıfır faizli kredi verilmesi gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, “O, 23 imza atanlar vardı ya, devlet olarak onlara döneceğiz ve onlara hesap soracağız. ‘Vatandaş bu dükkanı, evi alırken ona mezar sattınız, ev satmadınız’ diyeceğiz ve hesabını soracağız. Hesabını soracağız ki bir mühendis neye imza attığını ve sorumluluğunu bilecek.” görüşünü dile getirdi.

    ASGARİ ÜCRET DÜZENLEMESİ

    Deprem bölgesindeki fabrikaların önemli kısmının eleman bulamadığını kaydeden Kılıçdaroğlu, “İnsanlar kentleri terk etti. Sadece Hatay’dan Mersin’e giden işçi sayısı 350-400 bin civarında. Oradaki fabrikaların çalışması lazım, giden işçilerden belirli bir süre için asgari iki yıl için vergi ve sigorta primi alınmaması lazım. Böylece geri dönerken daha iyi yaşam standardına kavuşsunlar. Orada daha düşük ücret alacağına, deprem bölgesinde daha fazla maaş almasına imkan sağlamamız lazım. Entelektüellerin de geri dönmesi lazım. Onların da bir şekilde dönmesi lazım.” sözlerini sarf etti.

    Müteahhitlikle ilgili de düzenleme yapacaklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları paylaştı:

    “Önüne gelen müteahhitlik yapıyor. Bunu kurala bağlayacağız. Bunu yapıyorsanız bunun bir sınavı, başarısı, diploması olması lazım. Bana ev yapıyor, ben orada yaşayacağım. Benim yaşayacağım evin güzel, depreme dayanıklı olması lazım. Böyle olmaz, bunun kurullarını getireceğiz. Müteahhitler için de sosyal sorumluluk sigortası getireceğiz. Nasıl doktor yanlış ameliyat yaptığı zaman dava açılıyor. Yanlış bina yapana kimsenin bir şey yaptığı yok. Onlar da sigortalı olacak. Müteahhit kendisi ödeyecek, bir sorumluluk içerisinde hareket edecek. Her binanın bir kimliği olacak. Vatandaş güven içerisinde gidip evini satın alacak.”

    “SİYASET YENİ BİR ALANA EVRİLMEK ZORUNDA”

    Afetle ilgili kurumları yeniden yapılandıracaklarını belirten Kılıçdaroğlu, “Bir afet oldu Kızılay’ı aradık bulamadık. AFAD yeterli olmadı. İnsanlar soğuktan öldü, insanları enkazın altından çıkaracak ekipler yoktu. Kıbrıs’a gittim, Adıyaman’da çok sayıda çocuk bir otelin altında kaldı ve hayatını kaybetti. Kıbrıs’tan insanlar geldi, o otelin enkazını kaldıracak arama kurtarma ekipleri bulamadılar. Anneler yaşadıklarını gözyaşı dökerek anlattılar. ‘Evladımızın sesi geliyor ama kurtaramıyoruz. Arama kurtarma ekipleri yoktu’ diye. Buna benzer çok acı yaşandı. Buradan Türkiye’nin bir şekilde çıkması lazım. Türkiye güçlü bir ülkedir. ‘Efendim bunu yapacağız ama para yok’ diyorlar. Zaten yapılacak, iki yıl ödemesiz ne demek. Binayı yapıyorum teslim ediyorum sana, demek ki para var. Türkiye’nin imkanları ve kaynakları var, yeter ki bunları doğru ve halk için kullanın. Biz sizin için, halk için kullanacağız, hiç endişe etmeyin.” dedi.

    “FARKLI DÜŞÜNEN İNSANI DÜŞMAN İLAN ETMEYECEĞİZ”

    Kemal Kılıçdaroğlu, siyasetin yeni bir alana evrilmek ve halkı düşünmek zorunda olduğunu vurguladı. Siyasi ahlak kanunu ile daha nitelikli bir temele oturan Meclis’in oluşturulması gerektiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:

    “Bunu yapacağız. Millet İttifakı olarak söz verdik. Milletvekilleri ihale peşinde, onun peşinde, bunun peşinde koşmasın. Koşanlar parlamentoda olmasınlar. Parlamentoda olan milletvekilleri, halkını, milletini düşünsün. Biz bunu da yağacağız. Yeni bir sayfa açacağız. Ahlak, liyakat üzerine inşa edilen yeni bir sayfa açacağız. Devletin dini adalettir. Adalet bir kutup yıldızı gibidir. Adaletin, liyakatin olmadığı yerde devlet çürümeye başlar. İnşallah adaleti de liyakati de bu ülkeye getireceğiz. Bizim gibi düşünmeyen insanlara da kucak açacağız. Farklı düşünen insanı düşman ilan etmeyeceğiz. Siyaset zenginleşme aracı değil. Politikacı zenginleşiyorsa, malı götürüyordur. Malı götürmeye izin vermeyeceğim. 418 milyar doları sizin için alacağım. ‘Nasıl alacaksın o parayı, onlar gittiler’ diyorlar. Dünyanın neresine giderlerse gitsinler, o parayı bu ülkeye getireceğim. Yatırım yapacağım. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmeyeceğim.”

    Kentteki programı kapsamında, Yeşilkent Mezarlığı ve Şehitliğini de ziyaret eden Kılıçdaroğlu, karanfil bıraktı ve dua okudu.

    Kaynak: AA / Güncel
  • Son Dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan seçim tarihi tartışmalarını bitiren açıklama: Bu millet 14 Mayıs’ta gereğini yapacaktır

    Son Dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan seçim tarihi tartışmalarını bitiren açıklama: Bu millet 14 Mayıs’ta gereğini yapacaktır

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında konuştu. Erdoğan, Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen depremler sonrası yeniden başlayan seçim tarihi tartışmalarına da değindi.

    “KİMİ EKSİKLİKLER, AKSAKLIKLAR YAŞANMIŞTIR”

    Muhalefetin deprem sonrası hükümete olan eleştirilerine yanıt veren Erdoğan, “Kimi eksiklikler, aksaklıklar yaşanmıştır ama herkes şahittir ki var gücümüzle yardıma koştuk. Birilerinin insanlarımızla birlikte devletin de enkaz altında kalmasını ellerini ovuşturarak beklediğini biliyoruz. Acilen yapılması gereken tüm işler yapılınca bunlar da eski kimliklerine büründüler. Bu sirk cambazları, bu felaket tellalları bölgeye bugüne kadar ne kadar gittiler? Biz bölgeye iki kez gittik, arkadaşlarım zaten sürekli bölgede” ifadelerini kullandı.

    “BU MİLLET 14 MAYIS’TA GEREĞİNİ YAPACAKTIR”

    Seçim tarihi tartışmalarına da değinen Erdoğan, “Bugün yavru muhalefet çıkmış yargıyı bizim yönlendirdiğimizi, bizim adeta yön verdiğimiz söylüyor. Ya ayıptır. Türkiye’de Erdoğan’ın bu konuda nasıl davrandığını Rabbim bilir. Sen önce kendini düzelt. Bu millet inşallah 14 Mayıs’ta gereğini yapacaktır. Bu tür kuru sıkı atanlara da prim vermeyecektir. Birileri için oturduğu yerden atıp tutmak kolay” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

    “Ülke olarak her ne kadar birileri kabul etmese de asrın felaketi diye nitelenen 7.7 ve 7.6 ve sonrasında gelen büyüklüğü 6.6’ya kadar çıkan 11 bin 400 sarsıntı yaşadık. Bölgede 62 ilçede ve 10 bin 190 köyde çok ciddi yıkımlara neden olan depremleri yaşamaya devam ediyoruz. Büyüklükleri 4’ün, 5’in, 6’nın üzerine çıkabilen deprem tedirginliği sürüyor. Sürecin normal olmadığını tüm bilim insanları söylüyor. Türkiye bir çeşit deprem fırtınasına tutulmuş durumdadır.

    “BÜYÜK BİR ACI YAŞATTI”

    Depremleri engelleyebilmemiz mümkün değildir. Bize düşen göre şudur; evvela deprem öncesi altyapısıyla, konutlarıyla, işyerleriyle güvenli yerleşim yerleri inşa etmek, hazırlık yapmaktır. Ardından ise en etkin acil yardım çalışmalarını yürütmek, yaraları sarmaktır. Her iki konuda da ülkemiz son 20 yılda geçmişle mukayese edilemeyecek ilerleme kaydetmiştir.

    Seliyle, heyelanıyla, yangınıyla, kuraklığıyla daha farklı afetlerle de yüzleştik. terörden sığınmacı akınına, siyasi ve sosyal kaos denemelerine ve darbe teşebbüslerine kadar diğer sınamaları da bunların üzerine eklememiz gerekiyor. , 6 Şubat’ta 11 ilimizi vuran deprem fırtınası milletimize hepsinden büyük bir acıyı yaşattı. 500 km’lik çapa sahip 14 milyon insanımızı doğrudan etkiledi. Ağır kış şartlarının etkili olduğu günde karşı karşıya kaldık. Yıkılan altyapının ve yaşanan karmaşanın getirdiği zorluklar ve hava şartları bizi zorladı.

    ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI

    Son tespitlere göre yıkık, acil yıkılacak 203 bin 958 binada 583 bin 628 bağımsız bölüm var. Bunların yüzde 98’i de 2000 öncesi yapılan binalardan oluşuyor. Yıkık bina sayısı 31 binin üzerindedir. Ülkemizdeki tüm arama kurtarma ekiplerinin, dünyadaki çok önemli arama kurtarma ekiplerini topladık. 35 bin arama kurtarma görevlisine ulaşabildik. 271 bin kamu görevlisi, 15 bin iş makinesi, 78 uçak, 115 helikopter, 38 gemi görevlendirdik. Gönüllülerle neredeyse yarım milyon insan depremzedelerin imdadına koştu.

    İdeal bir arama kurtarma ekibi 80 kişiden oluşurken, en küçük birimde 20 kişiden oluşması gerekiyor. İdeal olarak 437 binaya, asgari 1750 binaya müdahale edebilecek kapasiteye ulaştık.

    Felaketin haberini alır almaz, şartları zorlayarak yapılacak her şeyi yapma gayreti içinde olduk. OHAL, mücbir sebep ilanlarını yaparak hukuki altyapıyı kurduk. Askerimizi, polisimizi, jandarmamızı, madencimizi, ormancımızı, din görevlimizi, savcımızı, gönüllülerimizi sahada ihtiyaç duyulacak herkesi seferber ettik. Bölgeye intikal eden 90 ülkeden ekipleri de devreye aldık.

    “BÖLGEYE KAÇ KERE GİTTİLER”

    Buna rağmen kimi eksiklikler, aksaklıklar yaşanmıştır. Herkes şahittir ki var gücümüzle ve en hızlı şekilde depremzedelerin yardımına koştuk. İlk andaki eksikler tamamlanıp arama kurtarmadan enkaz kaldırmaya, geçici barınma alanı ve kalıcı konutların inşasına kadar her şey yoluna girince bunlar da kimliklerine büründüler.

    Birilerinin devletin ve hükümetin de yıkıntılar altında kalmasını ellerini ovuşturarak beklediğini biliyoruz. Bütün bu sirk cambazları bölgeye kaç kere gittiler. Şahsım ve Cumhur İttifakı olarak bölgeye 2 kez gittik, arkadaşlarımız sürekli bölgede, vekillerimiz bölgede telefon diplomasisiyle, valilerimizle, kaymakamlarımızla, belediye başkanlarımızla bölgeyi tarıyoruz.

    “SİZ BİRİLERİNİN KISIR TARTIŞMALAR AÇMAYA ÇALIŞMALARINA BAKMAYIN”

    Siz birilerinin asker üzerinden, çeşitli kurumlarımız üzerinden, insanımızın acısı üzerinden kısır tartışmalar açmaya kalkmalarına bakmayın. Bölge halkının, devletin tüm unsurlarıyla harekete geçtiğini bizzat yaşayarak görüyor. Buradan bir kez daha depremin ilk anlarından itibaren sahada çalışan herkese şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Ülkemizin yardım çağrısına destek veren dost ve kardeş ülkelere de şükranlarımı sunuyorum.

    Daha önce eşi ve benzerine rastlanmamış bu felaketin muhasebesini yapıyoruz. Sorulması gereken hesapları da adli, siyasi olarak sormak boynumuzun borcudur.

    BÖLGEYE YAPILACAK KONUTLAR

    Enkaz kaldırma faaliyetlerine başladık. Geçici barınma alanlarını önce çadır, ardından konteynerlerle ağırlıklı olarak dayadık, döşedik ve vatandaşlarımızı taşımaya başladık. Şehir merkezlerinde ticaretin devamı için geçici ticari alan yapıyoruz. Deprem bölgesinde 392 bin 350 konut ve 75 bin köy evinden oluşan 468 bin hane inşa etmeyi planlıyoruz.

  • MHP Genel Başkanı Bahçeli: “Seçim tarihiyle ilgili spekülasyon üretmek vebaldir”

    MHP Genel Başkanı Bahçeli: “Seçim tarihiyle ilgili spekülasyon üretmek vebaldir”

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Seçim tarihiyle ilgili spekülasyon üretmek vebaldir, bu vebal zillet ittifakını teşkil eden her partinin hissesine eşit olarak düşmüştür. Bir yanda arama kurtarma faaliyetleri devam ediyorken diğer yanda devleti ve hükümeti sistematik şekilde suçlamak, en hafif tabirle terbiyesizliktir” dedi.

    MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.

    İnsanlığın felaketler karşısındaki refleksinin ve tepkisinin coğrafyaların her noktasında hemen hemen aynı olduğunu belirten Bahçeli, “Çünkü insan olanın ruhu vardır, kalbi vardır, canı vardır, acısı vardır, vicdanı vardır. Felaketin koru yürekleri kavurmasıyla beraber, kaos peşine düşen, yalan haber yayan, dedikodu çıkaran, malumat kirliliğine umut bağlayan, siyasi yamyamlığa heves eden kim varsa insanlığı kuşkulu ve tartışmaya açıktır. Esasen bunlara insan demek, insan olana saygısızlıktır” açıklamasında bulundu.

    “Bunları tek tek not aldığımız da çok iyi bilinmelidir”

    “Depremden menfaat devşirmenin arayışında olanlar ahlaksızlığın markalarıdır” diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

    “Bunları tek tek not aldığımız da çok iyi bilinmelidir. Ne güzel bir sözdür: ‘Ne doğrarsan tabağına, o gelir kaşığına.’ Siyaseti makul, medeni ve milli ilkelere müzahir yapmaktan aciz olanlar temelsiz eleştirilerini yapmadan evvel aynaya bakmalıdırlar. Bunlar kendilerini sorgulamalı, kendi ruhi felaketleriyle yüzleşmelidir. Sırtında yumurta küfesi olmayanlar için ileri geri konuşmak maliyetsizdir. Hariçten gazel okumanın önünde de bir engel yoktur. Ancak milli felaketlerde, ortak aidiyet ve hassasiyet paydasında uzlaşamayanlar insani değerlere her yönüyle yabancılaşan mihraklardır.”

    İstanbul’da 1 milyon 528 bin 782 binanın olduğu bilgisini veren Bahçeli, “Kilometrekareye 3 bin 49 kişinin düştüğü bu kentimizde mevcut yapı stoğunun yüzde 70’inin 1999 öncesi yapıldığı dikkate alındığında, derhal harekete geçmemiz ertelenemez bir mecburiyettir” ifadelerini kullandı.

    “Devlet her şeye hakimdir, iftiralar ise beyhudedir”

    Bahçeli, İstanbul depremine hazırlıklı olunması gerektiğinin altını çizerek, “Kaybedecek zamanımız yoktur. Oyalamaya hakkımız yoktur. Cumhur İttifakı olarak biz bu ağır yükü her şart altında kaldırırız. Bedeli ne olursa olsun Türkiye’mize sahip çıkarız. Hükümet verimli ve etkin bir afet yönetimiyle Kahramanmaraş depremindeki yaraları sarmaktadır. Devlet her şeye hakimdir. İftiralar ise beyhudedir. Acımız büyüktür, ancak hayatta zamanın hafifletmediği ve yumuşatmadığı hiçbir acı da yoktur” diye konuştu.

    Bahçeli konuşmasına şöyle devam etti:

    “Acımızı, anımızı, adımızı ve ağıdımızı bilmeyenlerle ortak bir geleceği nasıl paylaşacağız? İktidarın kaybetmesi uğruna vatanın ve milletin kaybetmesine oynayanlarla nasıl bir arada yaşayacağız? Dünya alem deprem bölgesine insani yardımları sevk ediyorken iç muhalefetin utanç verici haline ne diyelim? Bunu neye yoralım ve nasıl açıklayalım? Yaygın çıkar ilişkileri yanlışın peşinden gitmeyi meziyet zanneden siyaset kadrolarını palazlandırmakla kalmaz, pazara, hatta ayağa düşmelerine yol açar.”

    “Seçim tarihiyle ilgili spekülasyon üretmek vebaldir”

    Seçim tarihiyle ilgili yapılan açıklamaları değerlendiren Bahçeli, “Bir insanımız dahi enkaz altındayken, henüz felaketin sıcaklığı çok yakıcıyken, haksız ve hayasız siyasi eleştiri yapmak, seçim tarihiyle ilgili spekülasyon üretmek vebaldir, bu vebal zillet ittifakını teşkil eden her partinin hissesine eşit olarak düşmüştür. Bir yanda arama kurtarma faaliyetleri devam ediyorken, diğer yanda devleti ve hükümeti sistematik şekilde suçlamak en hafif tabirle terbiyesizliktir” ifadelerine yer verdi.

    “Bilinmelidir ki, ne sandıktan kaçarız, ne de demokrasiyi yok sayarız” diyen Bahçeli şunları söyledi:

    “Acılarımızın tam ortasında, seçimlerle ilgili polemik yapan, ertelendi ertelenmedi çetelesi tutan zillet ittifakı paranoyaktır, saplantılıdır, hayalperesttir, vehimlerin pençesindedir. Yalan söylediler, algı operasyonuna heveslendiler, husumet yaydılar.” – ANKARA

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika
  • ABD Dışişleri Bakanı Blinken: “100 milyon dolarlık yardım daha yapacağız”

    ABD Dışişleri Bakanı Blinken: “100 milyon dolarlık yardım daha yapacağız”

    ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, depremde binlerce insanın öldüğünü, milyonlarca insanın da etkilendiğini belirterek, “ABD olarak şimdiye kadar 85 milyon dolarlık yardım yaptık. 100 milyon dolarlık yardım daha yapacağız” dedi.

    Türkiye‘de meydana gelen Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 merkezli depremlerin 14’üncü gününde ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken İncirlik Hava Üssüne geldi. ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ı İncirlik’te, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu karşıladı. Çavuşoğlu ve Blinken, helikopter ile depremden etkilenen Hatay üzerinde incelemeler yaptı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ve ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgelerde helikopterle incelemelerde bulunduktan sonra Adana’da İncirlik 10. Tanker Üs Komutanlığı’na döndü.

    “Türk meslektaşlarımızla yakın işbirliği içindeyiz”

    Blinken, İncirlik’te yaptığı açıklamada yıkıcı depremin ardından Türkiye ve Suriye ile dayanışma içinde olduklarını belirterek, “Bu yıkımı görme şansım oldu ve bunu kelimelere dökmek çok zor. Hala sağlam duran binaları ve yıkılanları görebiliyorsunuz, çatılar yerle bir olmuş. Ancak hemen yanındaki bina hala ayakta duruyor. Bu durum, size depremin ölçeğini gösteriyor. Binlerce can kaybı var, milyonlarca insan bu depremden etkilendi. ve hala tam kapsamını bilmiyoruz. Depremden hemen sonra ABD ve diğer ülkeler hemen konuya dahil oldu. Arama kurtarma ekiplerimiz bir kaç gün içinde buraya geldi. Yaklaşık 200 kişi, arama kurtarma köpeği ve diğer uzmanlar arama kurtarmaya yaptı. Yerleşim, su, gıda ilaç kıyafet içeren 85 milyon dolar değerinde yardım yaptık. Bugün 100 milyon dolarlık yardım daha yapacağımızı açıklayabilirim. Aynı zamanda Türk meslektaşlarımızla yakın işbirliği içindeyiz. ABD hükümetinin çeşitli alanlarında bu olağanüstü çaba olmasaydı bu da olmazdı. Meslektaşlarımız 150 sorti gerçekleştirdi” diye konuştu.

    “ABD burada, kararlılıkla/ güçlü bir şekilde Türk ve Suriye halkıyla birlikteyiz”

    Amerika’nın her zaman çok hızlı ve etkin bir şekilde yaşananlara karşılık verdiğine dikkat çeken Blinken şöyle devam etti:

    “Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’deki misyonumuz insanlara yardım etmek için Türk meslektaşlarımız ile işbirliği yürütüyor. Bu uzun süreli bir çaba olacak. Arama kurtarma çalışmalarının ne yazık ki sonuna geliniyor. İyileştirme çabaları devam ediyor ve yeniden inşa çalışmaları olacak. Yıkımın büyüklüğünü gördüğünüzde, binaların apartmanların, yıkılan evlerin sayıları, yeniden inşa için çok yoğun bir çaba gerekecek. Ancak Türkiye’ye yardımlarımızın devam edeceğimizi taahhüt ediyoruz. Dünyanın pek çok ülkesi aynı şeyi yapıyor. Muazzam bir dayanışma ve kararlılık var. Şu anda en önemli şey yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım sağlamak, kış boyunca bunu sağlamak, tekrar kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamak. ABD burada, kararlılıkla/ güçlü bir şekilde Türk ve Suriye halkıyla birlikteyiz.”

    “Bugün 100 milyon dolarlık bir yardımı daha duyuruyoruz”

    Blinken, açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir basın mensubunun, “BM 1 milyar dolar yardım teklif etti. ABD daha ne yapacak?” sorusu üzerine Blinken, “BM acil ve önemli bir kampanya gösterdi. Sizin de dediğiniz gibi 1 milyar dolar. ABD 185 milyon dolarlık yardım sağlıyor. Ancak eğer daha fazla ihtiyaç olursa dahası yapabiliriz. Diğer ülkeler de gücünü arttırıyor ancak bu yardımın fonlanması acil olan. ve diğerlerini cesaretlendireceğiz . Ancak dediğim gibi sadece bugün 100 milyon dolarlık bir yardımı daha duyuruyoruz.

    Özetle, yarın ve bir gün sonra konuşma fırsatımız olacak. Buradaki konuşmamızda çalışmalara, depremin yaralarını sarmak için birlikte yapacaklarımıza odaklanmış olacağız. Türk ortaklarımızdan ileriye dönük ihtiyaçların neler olduğu, en iyi nasıl yardımcı olabileceğimiz, buradaki insanları desteklemek için kaynakları en iyi nasıl toplayabileceğimiz hakkında elimden geldiğince çok şey öğrenmeyi dört gözle bekliyorum” yanıtını verdi.

    Blinken’ın iki gün süren Türkiye ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşebileceği belirtildi. – ADANA

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika
  • Konya Temiz Enerji ve İklim Değişikliği Çalışmalarının Merkezi Oluyor

    Konya Temiz Enerji ve İklim Değişikliği Çalışmalarının Merkezi Oluyor

    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Etraf, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı himayelerinde Konya Büyükşehir Belediyesi ve TÜBİTAK iş birliğinde Konya’da kurulan TÜBİTAK Pak Güç, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Araştırma Enstitüsü Tanıtım ve İş Birliği Protokolü için imza merasimi düzenlendi.

    Programa katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Burada kuracağımız enstitüyü yalnızca Türkiye’nin değil; dünyanın en değerli merkezlerinden bir tanesi haline getireceğimize inanıyoruz. Onun için bilhassa Konya’yı seçtik” diye konuştu. Etraf, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Konya’mız, göllerini ve suyunu büsbütün kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bu manada enstitümüzün Konya’mızda kuruluyor olması çok manalı ve çok kıymetli bir adım olmuştur.” dedi.

    Konya Büyükşehir Belediye Lideri Uğur İbrahim Altay, global iklim değişikliği ile çabanın kalesinin Konya olduğunu tabir ederek, “Büyükşehir Belediyesi olarak bizler de enstitüye çok kıymetli bir katkı sağlıyoruz. Enstitümüz için Konya Teknoloji Sanayi Bölgesinde bir bina inşa edeceğiz.” dedi.

    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Etraf, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı himayelerinde, Konya Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde Konya’da kurulan TÜBİTAK Pak Güç, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Araştırma Enstitüsü İş Birliği Protokolünde imzalar atıldı.

    Selçuklu Kongre Merkezi’nde düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan İklim Değişikliği Lideri Orhan Solak, yeşil dönüşüm sürecinde maksatlarının Türkiye’nin iklim değişikliğiyle çabasını güçlendirmek ve bu süreçte elde edilecek azami katma pahayla ülkenin yeşil kalkınmasını gerçekleştirmek olduğunu söyledi.

    TÜBİTAK LİDERİ: “STRATEJİK PAYDAŞLIĞIMIZ ÇOK KIYMETLİ”

    TÜBİTAK Lideri Prof. Dr. Hasan Mandal, TÜBİTAK olarak bilhassa 2021 yılından itibaren ana başlığın yeşil dönüşüm, yeşil kalkınma ve bununla birlikte bu gayeye yönelik bilgi üretimi ve insan kaynağının geliştirilmesi olduğunu kaydetti. Bu doğrultuda bir yıla yakın vakittir İklim Değişikliği Başkanlığı’yla ve Konya Büyükşehir Belediyesi’yle yakın bir etkileşim halinde olduklarını aktaran Prof. Dr. Mandal, “Bölgedeki üniversite, sanayi, kamu ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir ortada bu enstitünün ne çalışacağını, hangi başlıkları önceliklendireceğini ve birebir vakitte çalışma modelinin ne olacağını konuştuk. Bunları ele aldığımız vakit bugün enstütümüzü Konya’da yerleşik halde kuruyoruz. Büyükşehir Belediyemize teşekkür ediyoruz. Buraya katkı verecek olan tüm Türkiye’deki araştırmacılarımız, hocalarımız ve insan kaynağı noktasında öğrencilerimiz olacak. İş birliğimizin, stratejik iştirakimizin ben çok değerli olduğunu düşünüyorum” açıklamasını yaptı.

    “KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE UĞRAŞIN KALESİ KONYA’DIR”

    Konya Büyükşehir Belediye Lideri Uğur İbrahim Altay, global iklim değişikliğinin yıkıcı tesirlerinin derinden hissedildiği bu devirde, bu türlü bir programı gerçekleştiriyor olmayı son derece manalı bulduğunu söz ederek konuşmasına başladı.

    Küresel iklim değişikliğinin içinde bulunduğumuz yüzyılı tehdit eden en büyük çevresel ve sosyoekonomik meselelerden birisi olduğunun altını çizen Lider Altay, bu global tehdide Türkiye’de en fazla maruz kalan kentin Konya olduğunu belirterek, “İklim değişikliğinin tetiklediği kuraklığın; göllerdeki suların azalmasına ve yeraltı sularının çekilmesine neden olması kentimizde bilhassa tarım faaliyetlerine olumsuz tesiri olmaktadır. Konya’mızın Türkiye’nin tahıl ambarı olduğunu düşünecek olursak, üretimde yaşanan her sorun tüm ülkemizi de direkt etkilemektedir. İşte bu nedenle, global iklim değişikliği ile gayretin kalesi Konya’dır diyebiliriz” tabirlerini kullandı.

    Doğanın hoşluklarına sahip çıkmak için iklim değişikliği ile çabada en ön saflarda yer almamız gerektiğine dikkat çeken Lider Altay, şöyle devam etti: “Türkiye’nin üretim sigortası olan Konya’mızda, birbirinden kıymetli proje ve çalışmalarla, hem kentimizi hem de ülkemizi bu krizin tesirlerinden kurtarmak için ağır uğraş gösteriyoruz. Bizler bu çabayı verirken, yaptığı çalışmalarla ülkemizin yüz akı olan TÜBİTAK, en büyük destekçilerimizden biri konumundadır”

    “İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE GAYRETTE GÜCÜMÜZ ÇOK DAHA GENİŞLEYECEK”

    Türkiye Yüzyılı vizyonuna katkı sağlayacak enstitünün kurulma sürecinin geçtiğimiz yıl Şubat ayında Konya’da düzenlenen Türkiye’nin birinci İklim Şurası ile başladığını kaydeden Lider Altay, “Enstitünün faaliyete geçmesiyle inşallah İklim Şurasında aldığımız kararların takibi yapılacak. Ayrıyeten iklim değişikliği ile gayret ve ahenk konusunda bilgi birikimi sağlayarak yenilikçi eser ve tahliller üretecek. İmzalayacağımız protokol ile iklim değişikliği ile çabada gücümüzün çok daha genişleyeceğine ve ülkemizin yeşil kalkınma sürecinde değerli bir adımın daha atılacağına yürekten inanıyorum” tabirlerine yer verdi.

    Konya Büyükşehir Belediyesi olarak TÜBİTAK Pak Güç, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Araştırma Enstitüsü’ne çok kıymetli bir paydaşı olduklarını söyleyen Lider Altay, “Enstitümüz için Konya Teknoloji Sanayi Bölgesinde bir bina inşa edeceğiz. Bununla ilgili çalışmaları TÜBİTAK’la yürütmeye başladık. İnşallah en kısa müddette projeleri tamamlayarak bir an evvel bu enstitünün faaliyete geçmesini çok dilek ediyoruz. Böylelikle bu bina gerekli her türlü imkâna ve çalışmaların verimlilikle gerçekleştirileceği bir ortama sahip olacak. İmzalayacağımız protokol ile iklim değişikliği ile çabada gücümüzün çok daha genişleyeceğine ve ülkemizin yeşil kalkınma sürecinde kıymetli bir adımın daha atılacağına yürekten inanıyorum.” dedi.

    Konuşmasının sonunda enstitünün Konya’ya kazandırılmasında katkı sağlayan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Etraf, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Genel Lider Yardımcısı Sayın Leyla Şahin Usta, TBMM Sanayi, Ticaret, Güç, Olağan Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Kurulu Lideri ve Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız, TÜBİTAK Lideri Hasan Mandal, İklim Değişikliği Lideri Solak başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür eden Lider Altay, “İnşallah birlikte yapacağımız tüm çalışmalarla; Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında geniş ufuklara adım atan ülkemize ve “Türkiye Yüzyılı” ülkümüze en büyük katkılardan birini sağlayacağız” kelamlarıyla konuşmasını tamamladı.

    “ARTIK ÖMRÜ İKLİMSİZ, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONULARSIZ DÜŞÜNEMEYİZ”

    AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız, yalnızca Konya için değil, Türkiye ve dünya için değerli bir günü yaşadıklarını belirterek, “Artık ne endüstriyi, ne üretimi ne tarımı ne hayatı iklimsiz, iklim değişikliği konularsız düşünemeyiz. Zira iklim değişikliği bütün bu alanlara sirayet etmiş durumda. Aslında hepsini yatay kesen bir olguyla karşı karşıyayız. Bunu yanlışsız yöneten ülkeler, fırsatı hakikat kuran, dünyayı daha yaşanılır kılmak için uğraş gösteren ve bu uğurda efor sarf eden gerçek manada insanlığı ön plana alan medeniyetimizle aslında bugüne kadar tarihi süreçte kalkınma ihtiraslarıyla dünyamızın yaşanmaz duruma gelmesine neden olan gelişmiş ülkelerin önümüzdeki periyottaki karşılıklı imtihanlarını göreceğiz. Konya’mızda ülkemiz için ve dünya için pak güç, sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğiyle ilgili bugün pahalı bakanlarımızın ve kıymetli hazirunun iştirakiyle ortaya koyacağımız bir anlayış, bir misyon, bir duruş, bir durum almayı son derece kıymetli buluyorum ve tarihi bir an olarak nitelemek istiyorum” diye konuştu.

    “DEĞİŞİMİN KONYA’DAN BAŞLATILIYOR OLMASI HASSASLIĞIN ARTIRILMASI AÇISINDAN ÇOK DAHA TESİRLİ OLACAK”

    AK Parti Genel Lider Yardımcısı ve Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta, ise şunları kaydetti: “Burada işi yalnızca bakanlıklarımız, çalışanlarımız, TÜBİTAK yapmayacak. Hepimiz birer insan olarak, birey olarak etrafın korunması, pak güce katkı verilmesi, iklim değişikliğiyle uğraş edilmesi için sorumluyuz. Şayet biz bu işin paydaşı olarak her birimizi kendimizi sorumlu görmezsek bu işi sürdürmek mümkün değil. O yüzden bu imza merasiminin bilhassa ve enstitünün kurulmasının bilhassa de Konya’da yapılıyor olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Konya, manevi değişimin, huzurun, insanların kendisinin iş paklığına ilişkin bir yer olarak, manevi istikametiyle güçlü olduğunu bildiğimiz bir kentimiz. İşte birebir değişimin, iklim değişikliği noktasında da insanların hassasiyetlerinin oluşması için Konya’dan başlatılıyor olması bence işin iki ayağıyla birlikte hem manevi istikametiyle hem maddi istikametiyle insanlarımızın hassasiyetinin ve hassaslığının artırılması tarafından de çok daha tesirli olacağına inanıyorum. Bu vesileyle kurulmasından fikir kademesine kadar her türlü emeği geçen başta iki bakanımıza Sanayi Komite Liderimize, TÜBİTAK Liderimize, milletvekillerimize, burada bulunan bürokratlarımıza can-ı gönülden teşekkür ediyoruz.”

    “BU ENSTİTÜNÜN VİLAYETİMİZDE KURULMUŞ OLMASI ÇOK ANLAMLI”

    Konya Valisi Vahdettin Özkan, “Esas olan geleceğe yönelik insanlığın, insanların ömür kalitesini artırmak ve insanı odağına almak. İnsanların hem hayat hakkının tahakkuk etmesi hem sıhhat hakkının hem hukuk güvenliğinin tesis edilmesi insanlığın önündeki en kıymetli soru olsa gerek. Bu enstitünün vilayetimizde kurulmuş olmasının çok manalı bir tarafı var. Nitekim dünyanın gündeminde, insanlığın gündeminde gelecekle ilgili riskleri bertaraf etmede hem bilimsel araştırmaların yapıldığı hem stratejilerin belirlendiği hem bütün kamu kurum ve kuruşlarının misyonlarının tabir edildiği hem de farkındalık ve operasyonel faaliyetler olarak bireylerin her birisine neler düşüyor bunu net bir halde ortaya koymada büyük bir katkı sunacaktır diye düşünüyorum. Katkısı olan herkese teşekkür ediyorum” cümlelerini kurdu.

    “KONYA İÇİN ARI ÜZERE ÇALIŞIYORUZ”

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Konya için, Konya’nın endüstrisi için ülkenin gelişmesi ismine endüstrinin, istihdamın gelişmesi ismine arı üzere çalıştıklarını tabir ederek konuşmasına başladı. İklim değişikliği konusunun Türkiye’yi derinden etkilediğine dikkat çeken Bakan Kurum, “İlim ve irfanın merkezi kenti Konya’mız, hem pozisyonu hem de kültürel zenginliğiyle baktığınızda tarihin her periyodunda; bilimin, sanatın, eğitimin, araştırmanın ve üretimin yeri olmuştur. Ülkemizin geleceğe yürüyüşü için her türlü imkanı sağlamıştır. Bozkır’dan yükselen bu ses aslında kadim başkentimiz Selçuklu periyoduna baktığınızda o periyottan bu yana bitmek bilmeyen güçle her işinde aslında çevreyi, doğayı ve insanı merkezine alan daima müdafaa hassasiyetiyle çalışmalarını yürütmüştür” dedi.

    “BİZ TÜRKİYE OLARAK; DÜNYANIN VİCDAN DURAĞIYIZ, MERHAMET ADASIYIZ”

    Bakan Kurum kelamlarına şöyle devam etti: “Bizim medeniyetimizin yükseldiği Konya ve öbür kentlerimizde tabiat ahlakı, yüzlerce yıldır bütün insanlık âlemine örnek olmuştur. İşte ecdadımız ve biz tarih boyunca daima bu hislerle hareket ederken maalesef içtiğimiz su, bastığımız toprak, soluduğumuz hava derin bir değişime uğruyor. Kentlerimiz; sıcak hava dalgaları, kuraklık, sel üzere şiddeti her geçen gün artan afetlerle karşı karşıya kalıyor. Her yıl dünyadaki her 20 böcek ve omurgalı çeşitten birini yok oluyor. Bu ekosistemler azaldıkça, toprağımız daha da kuruyacak, tarım eserlerimiz azalacak, havamız solunmaz bir hale gelecek. İşte Konya’mızda, kuraklık ve yer altı sularının çekilmesi nedeniyle oluşan obrukların sayısı 2.500’ü aştı. Konya’mız, göllerini ve suyunu büsbütün kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bu manada enstitümüzün Konya’mızda kuruluyor olması çok manalı, çok pahalı, çok değerli bir adım olmuştur. Biz Türkiye olarak; ‘dünyanın vicdan durağıyız, merhamet adasıyız’ Bunun da gereğini hamdolsun yapıyoruz. Zira burası ortak konutumuz. Bu konutun, ülkemizin, insanımızın geleceği için üstümüze düşeni yapıyor; hepimiz gece gündüz çalışıyoruz”

    “KONYA’MIZDA TÜRKİYE’NİN BİRİNCİ SIFIR ATIK SANAYİ SİTESİNİ KURUYORUZ”

    Yeşil Kalkınma İhtilalinin temel parametrelerinin başında yeşil sanayi, pak güç ve teknoloji en birinci sıralarda yer aldığını vurgulayan Bakan Kurum, “Bu manada Konya’mızda Türkiye’nin birinci sıfır atık sanayi sitesini, yenilenebilir güç uygulamaları, yeşil altyapı uygulamalarıyla birlikte kuruyoruz. Bu örnek çalışmayı şu an ülkemizin 29 vilayetine yaygınlaştırıyoruz. Güç kaynaklarının tükenmekte olduğu bu periyotta pak güç üretimi hem stratejik hem de hayati bir ehemmiyete sahip. Türkiye olarak, güç dönüşümünde, yenilenebilir güçte ve güç verimliliğinde büyük bir muvaffakiyet kıssası yazıyoruz. Toplam konseyi gücünde yenilenebilir gücün hissesi %54,3 olan ülkemiz, bu alanda dünyada 12’nci, Avrupa’da 5’incidir. Pak güç üretim kapasitemizi her geçen gün artırıyoruz. Bu gayeyle, Konya Karapınar’ımızda Yeşil kalkınma ihtilaline karbon emisyonunu azaltarak katkı sağlaması için faaliyete giren Güneş Güç Santralimiz, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük güneş gücü santrali olacak. Toplamda 3 bin bireye istihdam oluşturan Karapınar GES tamamlandığında, güç üretimimizde güneş gücünün hissesi yüzde 20’ye çıkacak. Ben inanıyorum ki enstitümüz, ülkemizin yeşil sanayi, pak teknoloji ve pak güç üretimine büyük katkılar sağlayacaktır. Konya’mız bunu hak ediyor. Her vakit genel liderimiz, başkanımız partimizin davamızın ardında dimdik durdular. Bu sadakatle hareket ettiler. Biz de onlara hizmet etmek için tüm bakanlarımızla, milletvekillerimizle, belediyelerimizle birlikte gece gündüz bu hizmetleri yapmaya devam edeceğiz. Pak Güç, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Araştırma Enstitüsü’nün Türkiye’nin Yeşil Kalkınma Devrimi’ne en hoş biçimde hizmet etmesini temenni ediyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum” kelamlarına yer verdi.

    “TAŞIN ALTINA ELİMİZİ KOYARAK UĞRAŞ GÖSTERİYORUZ”

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ise, dünyanın büyük bir değişim ve dönüşümden geçtiğine ve bu değişimin en kıymetli tetikleyicilerinden bir adedinin iklim değişikliği krizi olduğuna değindi. Türkiye olarak iklim değişikliğiyle gayrette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ilgili bakanlıklar olarak taşın altına ellerini koyarak uğraş gösterdiklerini anlatan Bakan Varank, “Türkiye dünyayla kıyasladığınızda bu alanlardaki farkındalığı en yüksek ülkelerden bir tanesi. İnşallah yaptığımız ve yapacağımız çalışmalarla da Türkiye’yi hem emisyonların azaltılması hem de daha yaşanabilir, daha sürdürülebilir bir ülke haline getirebilmek için hoş sonuçlar alacağız. İşte bugün ilan ettiğimiz, tanıtımını yaptığımız enstitü de Türkiye’de bu alanda yapılacak çalışmalarda en değerli oyunculardan bir tanesi olacak” dedi.

    “ENSTİTÜYÜ DÜNYANIN EN KIYMETLİ MERKEZLERİNDEN BİR TANESİ HALİNE GETİRECEĞİZ”

    Bakan Varank bu çalışma için neden Konya’yı seçtiklerini şu sözlerle ifade etti: “Özellikle buradaki iklim şurasından sonra ve Konya’nın özel pozisyonu sebebiyle aslında burada kuracağımız bir enstitüyü yalnızca Türkiye’nin değil; dünyanın en değerli merkezlerinden bir tanesi haline getireceğimize inanıyoruz. Onun için bilhassa Konya’yı seçtik”

    “Şu anda endüstrinin bir numaralı kentlerinden bir tanesi Konya’ysa, tarımın bir numaralı kentlerinden bir tanesi Konya’ysa, beş üniversitesi, Ar-Ge merkezleri, teknoparklarıyla teknolojinin bir numaralı kentlerinden biri olma yolunda süratle ilerliyorsa inşallah biz bu alanlara yatırım yapmaya devam edeceğiz.” diye konuşmasını sürdüren Bakan Varank, “Yeter ki biz bir olalım, birlikte olalım, el birliğiyle ayyıldızlı albayrağa hizmet etmenin sevdasında olalım. İnşallah bizim üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir şey olmaz. Bu işte emeği geçen başta Murat Kurum bakanımız olmak üzere bütün arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunuyorum” kelamlarıyla konuşmasını tamamladı.

    Konuşmaların akabinde Konya Büyükşehir Belediye Lideri Altay, TÜBİTAK Lideri Prof. Dr. Mandal ve İklim Değişikliği Lideri Solak, Türkiye’nin yeşil kalkınma sürecinde iklim değişikliği odaklı çalışmalar yürütecek TÜBİTAK Pak Güç, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Araştırma Enstitüsü İş Birliği Protokolü’nü imzaladılar.

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı