Etiket: Ülke

  • Türkiye’nin tüm ticareti durdurması İsrail’de paniğe neden oldu: Sonuçları çok büyük olacak

    Türkiye’nin tüm ticareti durdurması İsrail’de paniğe neden oldu: Sonuçları çok büyük olacak

    İsrail ordusu, 7 Ekim 2023’ten bu yana saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi’nde çocuk ve kadın demeden katliamlarına devam ediyor. Dünyanın gözü önünde yapılan bu katliamın durdurulması için Türk makamlarından da tepkiler yükselmiş ve Ticaret Bakanlığı, 9 Nisan’da İsrail ile yapılan ihracat işlemlerini kısıtlama kararı almıştı. Bu gelişmenin ardından Ticaret Bakanlığı, yayınladığı yeni açıklamada her türlü ihracat ve ithalat işleminin durdurulduğunu duyurdu. Ticaretin kesilmesi ise İsrail medyasında, “Türk boykotunun İsrail ekonomisi üzerindeki sonuçları çok büyük olacak” başlıklı yazıyla yer buldu.

    KISITLAMANIN ARDINDAN ŞİMDİ DE DURDURMA KARARI

    Ticaret Bakanlığı yaptığı açıklamada, İsrail’in hükümetinin uluslararası ateşkes çabalarını karşılıksız bıraktığı ve insani yardımları engellediği vurguladı ve “Türkiye bunun üzerine 9 Nisan 2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 54 ürün grubunun İsrail’e ihracatını kısıtlamıştır. Alınan bu kararda, İsrail Gazze’de derhal ateşkes ilan edene ve yeterli miktarda ve kesintisiz insani yardım akışına izin verinceye kadar kısıtlama tedbirlerinin yürürlükte kalacağı vurgulanmıştır. Buna rağmen, İsrail Hükümetinin saldırgan tutumunu sürdürdüğü, Filistin’deki insani trajedinin kötüleştiği müşahede edilmektedir. Bu itibarla, devlet düzeyinde alınan tedbirlerin ikinci aşamasına geçilmiş, İsrail’le ilgili ihracat ve ithalat işlemleri tüm ürünleri kapsayacak şekilde durdurulmuştur” dedi.

    İSRAİLLİ BAKAN, CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’I HEDEF ALDI

    Türkiye‘nin aldığı kritik kararı resmi sosyal medya hesabından duyuran İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilgili skandal açıklamalarda bulundu. Türkiye’yi ticaret anlaşmalarını ihlal etmekle suçlayan Katz, İsrail Dışişleri Bakanlığı’na ‘yerel üretim ve diğer ülkelerden ithalata odaklanarak ticarette alternatifler aranması talimatı verdiğini söyledi.

    İSRAİL BASINI TİCARETİN KESİLMESİNE ÖFKELENDİ

    Türkiye’nin kararı sonrası İsrail medyasında gözle görülür bir öfke hakim. Maariv gazetesi “Erdoğan adım atıyor, İsrail kambur duruyor” başlıklı haberinde, Türkiye’nin kararının İsrailli iş insanları arasında öfkeye neden olduğunu yazdı.

    “TÜRKİYE’YE BAĞIMLILIKTAN KURTULMALIYIZ”

    Gazeteye konuşan Merhavim Belediye Başkanı Shay Hajaj “Defalarca uyarıda bulunduk. İsrail taze gıda üretiminde bağımsız olmalı, diğer ülkelere bağımlı olmamalıdır.” derken, Üreticiler Birliği Başkanı Dr. Ron Tomer ise, “Türkiye’den yapılan tüm ithalata hemen şimdi üç yıl süreyle %100 oranında koruyucu gümrük vergisi uygulanmalı ve bazı ürünlerin ithalatı tamamen yasaklanmalıdır.” dedi ve ekledi; “Hükümet Türkiye’ye bağımlılıktan kurtulmak elinden gelen her şeyi yapmalıdır.”

    “TÜRK BOYKOTUNUN SONUÇLARI ÇOK BÜYÜK OLACAK”

    Calcalist, “Türk boykotunun İsrail ekonomisi üzerindeki sonuçları çok büyük olacak” başlıklı haberinde Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nden Yigal Maor’un sözlerine yer verdi.

    Türkiye’nin şimdiye kadar birçok ürünün makul fiyatlarla temin edildiği bir kaynak olduğunu söyleyen Maor, Ankara’nın hamlesinin sonuçlarının İsrail için çok ağır olacağını belirterek şunları söyledi;

    “Tatlı ve konservelerden, sebze ve meyvelere kadar aklınıza gelebilecek her şey Türkiye’den geliyor. Uluslararası şirketler Türkiye’de montaj yapıyor. Örneğin Toyota Corolla Türkiye’de monte ediliyor ve şimdi İsrail’e araba göndermenin mümkün olmadığı söyleniyor. Durum gemilerin İstanbul ve Çanakkale Boğazı’ndan geçmesinin engellenmesi veya Türkiye semalarında uçuş yasağı getirilmesiyle daha da kötüleşebilir”

    TÜRKİYE’NİN KARARI DÜNYA MANŞETLERİNDE

    İngiliz Guardian gazetesi Türkiye’nin Gazze’deki ‘insani trajedi’ nedeniyle İsrail’le tüm ticareti durdurduğunu yazdığı haberinde söz konusu hamlenin, eski iki yakın müttefik arasında kötüleşen gerilimi daha da derinleştireceğini iddia etti.

    BBC de iki ülke arasındaki ticaretin geçtiğimiz yıl neredeyse 7 milyar dolar değerinde olduğuna dikkat çekti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana Tel Aviv yönetimini sert sözlerle eleştirdiğini hatırlattı.

    “BU ADIM TÜRKİYE’NİN İSRAİL MÜCADELESİNDE BİR CEPHE”

    Aljazeera de iki ülke arasındaki ticaret hacmine dikkat çekerken Türkiye’nin kararının İsrail’in tepkisini çektiğini yazdı.

    Fox News, Türkiye’nin Gazze’deki savaşa karşı protestosunun son hamlesi olarak İsrail ile ticareti kestiğini yazdı. İsrail’in duruma tepki gösterdiğini yazan Fox News “Bu adım Türkiye’nin İsrail’e karşı mücadelesinde sadece bir cephe. Türkiye Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhinde süren soykırım davasına müdahil olma kararı aldı.” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE’NİN TAVRI GİDEREK SERTLEŞİYOR”

    Middle East Eye (MEE) Türk hükümetinin ilk olarak 9 Nisan’da İsrail’e 50’den fazla ürüne ihracat kısıtlaması getirdiğini, daha sonra soykırım davasına müdahil olma kararı aldığını şimdi de ülke ile olan tüm ticaretini durdurduğunu belirterek Ankara’nın tavrının giderek sertleştiğini yazdı.

    Kaynak: Haberler.com / Ekonomi
  • İslam Kalkınma Bankası’ndan Türkiye’ye 6,3 milyar dolarlık finansman

    İslam Kalkınma Bankası’ndan Türkiye’ye 6,3 milyar dolarlık finansman

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İslam Kalkınma Bankası (İKB) Grubunun, 2024-2026 dönemini düzenleyen Ülke Stratejisi kapsamında Türkiye’deki projelere 6,3 milyar dolarlık finansman sağlayacağını belirterek, “Uygulamaya koyduğumuz ekonomi programı sayesinde Türkiye’ye yönelik dış kaynak akışı güçlü şekilde devam ediyor.” dedi.

    “DIŞ KAYNAK AKIŞI GÜÇLÜ ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR”

    İKB’nin 50’nci kuruluş yıl dönümü vesilesiyle Riyad’da iki gün süren “Yıllık Toplantılar”a katıldığı bilgisini veren Şimşek, toplantılar kapsamında, İKB Grubunun 2024-2026 döneminde Türkiye’deki faaliyetlerini düzenleyen Ülke Stratejisi’nin kabul edildiğini söyledi.

    Şimşek, strateji kapsamındaki çerçeve programı, İKB Başkanı Muhammed Sulaiman Al-Jasser ile imzaladıklarını ifade ederek, “Stratejiyle, İKB, ülkemizdeki projelere 6,3 milyar dolar tutarında finansman sağlamayı öngörüyor. Uygulamaya koyduğumuz ekonomi programı sayesinde Türkiye’ye yönelik dış kaynak akışı güçlü şekilde devam ediyor.” diye konuştu.

    Söz konusu stratejinin, Türkiye’nin 12. Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Program’da yer alan kalkınma öncelikleriyle uyumlu olduğunu vurgulayan Şimşek, şöyle devam etti:

    “Strateji kapsamında sağlanacak finansman eğitim, sağlık, ulaştırma, finans, tarım, sanayi, enerji, altyapı gibi birçok sektördeki faaliyetin desteklenmesi amacıyla kullanılacak. Strateji, İKB Grubunda yer alan tüm kuruluşları, İKB, İslam Kalkınma Bankası (İKB), Uluslararası Ticaret Finansmanı İslami Kurumu (ITFC), Özel Sektörün Geliştirilmesi İslami Kurumu (ICD) ve İslam Ülkeleri Arası İhracat ve Yatırım Sigortası Kurumunu (ICIEC) kapsıyor. 6,3 milyar dolarlık tutarın 2 milyar dolarının İKB’den, 900 milyon dolarının ITFC’den, 300 milyon dolarının ICD’den ve 3,1 milyar dolarının ICIEC’ten sağlanması öngörülüyor.”

    İKB Grubunun kuruluşundan beri Türkiye’ye 12,9 milyar dolar finansman sağladığına dikkati çeken Şimşek, Türkiye’nin, bankadan uygun koşullu kredi kullanan ülkeler arasında 4’üncü sırada yer aldığını bildirdi. Şimşek, 2021-2023 döneminde de İKB Grubu tarafından ülkeye yönelik yaklaşık 800 milyon dolarlık finansmanın onaylandığını dile getirdi.

    DÜNYA BANKASI’NIN ARDINDAN İKB’DEN DE DESTEK

    Öte yandan Dünya Bankası da Türkiye’ye aktardığı kaynak tutarını, Orta Vadeli Program’ın açıklanmasının ardından devam eden 17 milyar dolarlık programa 18 milyar dolar daha ilave ederek 35 milyar dolara yükseltme kararı almıştı.

    Bankanın, ilk 3 yıl içinde Türkiye’ye ilave 18 milyar dolarlık finansman sağlayacağı Ülke İşbirliği Çerçevesi Programı kısa süre önce Bankanın İcra Direktörleri Kurulunda görüşülerek yürürlüğe girmişti.

    Dünya Bankası’nın ardından bu kez İKB Grubunun Ülke Stratejisi’nin kabul edilmesi, Türkiye’nin ekonomi programına duyulan destek ve güvenin göstergesi olarak değerlendiriliyor.

    Kaynak: AA / Güncel
  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, enflasyonda tek hane için 2026 yılını işaret etti

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, enflasyonda tek hane için 2026 yılını işaret etti

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, katıldığı bir canlı yayında ekonomideki gelişmeler, kamuda tasarruf ve Türkiye’nin İsrail’e yönelik ihracat kısıtlaması hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, enflasyonun 2026’da tek haneli rakamlara yeniden döneceğini ifade etti. Yılmaz, Fahiş fiyatlar konusunda ise yaptırımları dahacaydırıcı hale getirerek haksız fiyat uygulamalarının oluşumunu engelleyeceklerini kaydetti.

    “2026’DA TEK HANELİ RAKAMLARA TEKRAR DÖNECEK”

    Yılmaz, enflasyonla mücadeledeki yol haritasının etkilerinin de görülmeye başlandığına işaret ederek, “Geçen yıl ortalama aylık enflasyonumuz 4,3 civarında gerçekleşmiş. Son olarak mart ayında 3,2 enflasyon gördük. Bunun önümüzdeki aylarda daha çok ivme kaybetmesini bekliyoruz. Aylık bazda enflasyon oranımız giderek düşüş trendini gösterecek. Yıllık bazda etkiler ise biraz zaman alacak, mayıs ayından sonra haziran ayı enflasyonundan başlayarak yıllık bazda düşüşleri de göreceğiz. Yılın ikinci yarısında özellikle haziran, temmuz, ağustos, eylül, bu dört ayda daha hızlı bir düşüşü yıllık enflasyon bazında göreceğiz.” ifadelerini kullandı.

    Enflasyonun düşürülmesinin temel öncelikleri olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Vatandaş şu anda enflasyonu birinci öncelikli konu olarak görüyorsa bu hükümetin de birinci öncelikli konusudur. Gelecek yıl yüzde 20’nin altını hedefliyoruz, 2026’da ise tek haneli rakamlara yeniden dönecek ülkemiz. Bunun planını programını yapmış durumdayız.” dedi.

    HAKSIZ FİYAT OLUŞUMUNU ENGELLEMEK İÇİN YASAL DÜZENLEME

    Fahiş fiyatların önlenmesine yönelik değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, “Biz de her zaman serbest piyasa ekonomisinden yana olan bir hükümet olduk ama bütün dünyada şu bir gerçek serbest piyasa kuralsız bir piyasa değil. Aksine kuralların çok daha hakim olduğu, etkin olduğu bir piyasa. Son dönemde rekabet politikalarımız konusunda çok daha kararlı adımlar atılıyor. Önümüzdeki dönem, rekabet hukukun çok daha etkin ve hızlı çalışması için bir gayret içindeyiz, belki bazı düzenlemeler de yapılacak bu çerçevede.” ifadelerini kullandı.

    Yılmaz, bununla ilgili bir çalışma yürütüldüğünü belirterek, “Amacımız, yaptırımları daha etkili, caydırıcı hale getirmek ve bu şekilde de piyasada tüketicilere haksız fiyat uygulamalarının oluşumunu engellemek. Bu konuda bir yasal düzenleme ihtiyacı görünüyor. Yakın bir zamanda ben Meclisimizin gündemine bu tür tekliflerin geleceğini düşünüyorum. Biz, kesinlikle bu konularda topyekun bir anlayış birliğinden yanayız, bir dayanışma olması gerektiğine inanıyoruz. Birtakım çevrelerin aşırı kar hırsıyla fırsatçılıkla hareket etmelerini hiçbir şekilde maruz göremeyiz ve bu konuda da gerekli adımları kararlı bir şekilde atacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

    “KAMUDA TASARRUFU DENETLEYECEĞİZ”

    Yılmaz, kamuda tasarruf çalışmalarına ilişkin soru üzerine, bu konunun son derece önemli ve sıcak bir başlık olduğunu söyledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da kamuda tasarrufa yönelik açıklamaları bulunduğunu belirten Yılmaz, Erdoğan’ın talimatının ardından ciddi bir çalışma başlatıldığını ifade etti.

    “Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı geniş kapsamlı, çok maddeli çalışmalar yapıyor. Çalışma bittiğinde Cumhurbaşkanımıza arz edilecek.” diyen Yılmaz, “Makro politikamız açısından tüketimin daha uygun artış düzeyine gelmesi ve iç tasarrufların artması gerekiyor. Gerek kamuda gerek özel kesimde daha fazla tasarruf ve tasarrufları da daha üretken alanlara kanalize etmek için çalışacağız. Bir taraftan tasarrufu bir taraftan da verimliliği hedefliyoruz. Yeni çalışmamızın şöyle bir boyutu da var. O da izleme ve denetim. Kamuda tasarruf genelgeleri geçmişte de vardı. Yeterince uygulanmadığına dair eleştiri var. Bunu da dikkate alarak, kurumların bu yasal ve idari düzenlemeler sonrasındaki uygulamalarını çok dikkatli bir şekilde izleyen, denetleyen bir mekanizmayı da eş zamanlı olarak devreye almayı planlıyoruz.” sözleriyle alınacak önlemleri anlattı.

    “BU YIL 1 TRİLYON 28 MİLYAR DEPREM HARCAMASI ÖDENEĞİ ÖNGÖRDÜK”

    Maliye politikalarında yapılacaklara ilişkin de açıklamalarda bulunan Yılmaz, orta vadeli programda enflasyonla mücadeleyi üç ayaklı bir stratejiyle şekillendirdiklerini ve bunlardan birinin de maliye politikası olduğunu aktardı.

    Yılmaz, Türkiye’nin tarihinin en büyük felaketlerinden birinin de 6 Şubat’ta yaşanan depremler olduğunu hatırlatarak, “Bunun getirdiği 104 milyar dolarlık bir yükle devletimiz, kamu karşı karşıya kaldı. Bu yıl bütçemizde 1 trilyon 28 milyar deprem harcaması ödeneği öngördük. Buna rağmen bütçe harcamalarını bir seviyede tutuyoruz. Geçen yıl ‘bütçe açıkları yüzde 10’ları aşacak’ söylemlerinde bulunanlar vardı, bunun gerçek olmadığı görüldü.” dedi.

    “İSRAİL İLE HİÇBİR ZAMAN SAVAŞ MALZEME TİCARETİ YAPILMADI”

    Türkiye’nin İsrail’e yönelik ihracat kısıtlamasının bölgede hangi gelişmelere sebep olabileceği sorulan Yılmaz, Gazze’de bütün dünyanın gözleri önünde insanlığın katledildiğini söyledi. Yılmaz, Türkiye’nin ilk anından bu yana Filistin’in yanında olduğunu vurgulayarak, “İsrail ile askeri malzemeler ve savaş malzemelerin ticareti hiçbir zaman yapılmadı. O coğrafyada 7 milyon Yahudi kökenli nüfus 8 milyondan fazla Müslüman Filistinli nüfus var. Oradaki ticaret aynı zamanda oradaki Filistinlilerle de ticaret. Büyük oranda da özel sektör odaklı yürüyen bir ticaret. Filistinli kardeşlerimize de bir miktar olumsuz etkisi olacağını da bilerek ticaret kısıtlamaları söz konusu oldu. Niye yaptık bunu? İsrail Türkiye’nin havadan yardımına engel oldu. Bizden başka bunu yapan ülke yok. Maalesef bütün bunlara rağmen içeride büyük bir yalan ve iftira kampanyası da yürütüldü. Türkiye olarak kararlı bir şekilde, kim ne derse desin, hangi yalan, iftira kampanyası düzenlenirse düzenlesin Filistinli kardeşlerimizin yanındayız. Beklentimiz, bir an önce kesintisiz ve yeterli insani yardım olsun. Bu kısıtlamaları da ona bağladık. Kesintisiz insani yardım ve ateşkes oluncaya kadar bunu yapacağız.” dedi.

    “SEÇİM SONRASI ÜLKEYE YABANCI SERMAYA GİRİŞİ BAŞLADI”

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’ye yabancı sermaye girişinin ne durumda olduğuna ilişkin soru üzerine, yerel seçimlerin ardından ülkeye yabancı sermaye girişinin başladığını dile getirdi. Türkiye’den 2022’de yabancı kaynaklı 13,2 milyar dolar para çıkışı, 2023’te ise ülkeye 8,3 milyar dolar yabancı kaynaklı para girişi olduğuna dikkati çeken Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: “Uygulanan programın ve siyasi güvenin etkisini bu rakamlardan net bir şekilde görüyoruz. Seçim öncesi bir spekülatif hava oluşturuldu seçimden hemen sonra normale döndük. Bu spekülasyonların gerçekten hiçbir temeli yoktu. Türkiye ekonomisine zarar vermeyi öngören birtakım çevrelerin sistematik çalışmaları oldu. 22 Mart’tan sonra 1,2 milyar lira sadece hisse senedi piyasasına girişi görüyoruz. Ocak-Şubat döneminde net portföy girişi 5,5 milyar dolar. Bunun daha da artmasını bekliyoruz. Türkiye izlediği politikalarla ve güven ortamıyla bu dönemden de en güçlü şekilde yararlanan ülkelerden biri olacaktır.” Cevdet Yılmaz, doğrudan yatırım için çok sayıda şirketin Türkiye’deki yatırım fırsatlarını araştırdığını ancak bu yatırımların gerçekleşmesinin zaman alacağını vurguladı.

    IRAK İLE KALKINMA YOLU PROJESİ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak’a gerçekleştirdiği ziyaretin iki ülke ticari ilişkilerine yansımasının nasıl olacağı sorulan Yılmaz, Irak ile çok boyutlu bir ilişkiye sahip olduklarını dile getirdi. Güvenlik, terörle mücadele ve enerjinin yanında, iki ülke ticaretinin çok önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, ziyaretin en kritik gündeminin Kalkınma Yolu olduğunu ifade etti.

    Yılmaz, Kalkınma Yolu’nun işbirliği için önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Çatışmalar, kavgalar, etnik bölünmeler, mezhebi çatışmalar… Bunların hiç kimseye faydası yok. Yapmamız gereken daha fazla işbirliği, hem güvenlikte hem de ekonomide. Bunu yaptığımız zaman bölgesel olarak çok daha farklı bir noktaya gideceğimize inanıyorum. Bugün Gazze, Suriye’de, Irak’ta yaşananlar olumsuz ama ben uzun vadede hiç umutsuz değilim. Türkiye’nin büyük katkısıyla, Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle, Türkiye Yüzyılı’nın bölgesel etkilerini hep birlikte göreceğimize inanıyorum.”

    Kaynak: AA / Politika
  • IMF küresel seçimlerin ortasında mali riskler konusunda uyardı

    IMF küresel seçimlerin ortasında mali riskler konusunda uyardı

    Uluslararası Para Fonu (IMF) dünyanın dört bir yanındaki ülkelere bir uyarıda bulunarak, benzeri görülmemiş sayıda ulusal seçimin yapılacağı bir yılda mali kısıtlama çağrısında bulundu. IMF’ye göre 2024 yılı, dünya nüfusunun yarısından fazlasını barındıran 88 ülkenin sandık başına gideceği, tarihteki en önemli seçim döngüsüne tanıklık ediyor.

    Hükümetler geleneksel olarak seçmenlere hitap etmek için harcamaları arttırıp vergileri azalttığından, bu seçimler kamu maliyesi için benzersiz bir zorluk teşkil etmektedir. IMF’nin yeni Mali Gözlem yayını bu eğilimi vurgulayarak, ‘Büyük Seçim Yılı’ olarak adlandırdığı dönemde bütçe aşımı riskinin arttığını vurguladı.

    Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimleri Kasım ayında yapılacak, Hindistan’da ise seçim süreci bu ay içinde başlayacak. Tayvan, Portekiz, Rusya ve Türkiye de bu yıl seçimlerini gerçekleştirmiş olan ülkeler arasında yer alıyor.

    IMF, seçim yıllarında bütçe açıklarının seçim olmayan yıllara kıyasla GSYH’nin ortalama yüzde 0,4’ü oranında tahminleri aştığını belirtmiştir. Bu endişe, yavaşlayan büyüme beklentileri ve sürekli yüksek faiz oranlarının çoğu ekonomi için mevcut mali alanı sınırladığı mevcut ekonomik iklimle daha da artmaktadır.

    Salı günü IMF, hem 2024 hem de 2025 için 2023 büyüme oranını yansıtan %3,2’lik istikrarlı bir küresel reel GSYH büyüme oranı tahmininde bulundu. Yine de, Çarşamba günü sunulan mali görünüm, birçok ülkenin önemli borç ve mali açıklarla boğuşmasına rağmen, son altı ayda küresel ekonomide bir iyileşme olduğunu gösterdi. Bu sorunlar, yüksek faiz oranları ve orta vadeli büyüme beklentilerinin daha az iyimser olması nedeniyle daha da kötüleşmektedir.

    Raporda ayrıca, ABD hariç gelişmiş ekonomilerin salgın öncesi seviyelere göre yüzde 3 puan daha fazla harcama yaptığı, Çin hariç yükselen piyasa ekonomilerinin ise yüzde 2 puan daha fazla harcama yaptığı belirtilmiştir.

    Küresel kamu borcu 2023 yılında GSYH’nin %93’üne ulaşarak pandemi öncesine kıyasla yaklaşık yüzde 9 puan artarken, ABD ve Çin sırasıyla yüzde 2 ve 6 puanın üzerinde artışla borç seviyelerindeki artışa öncülük ediyor.

    IMF, ülkelerin enerji sübvansiyonları gibi pandemi dönemi destek tedbirlerini aşamalı olarak kaldırmaya başlamalarını ve özellikle ülke riskinin yüksek olduğu yerlerde mali tamponları yeniden inşa etmelerini tavsiye etti. Kurum, en savunmasız nüfuslar için koruma sağlarken artan harcamaları frenlemeyi amaçlayan politika reformlarını savundu.

    Yaşlanan nüfusa sahip gelişmiş ekonomiler için IMF, harcama baskılarını yönetmek üzere sağlık ve emeklilik programlarında reformlar yapılmasını önerdi. Ayrıca, bu ekonomilerin gelir vergisi sistemi içinde aşırı şirket karlarını hedef alarak gelirlerini artırabilecekleri önerisinde bulunmuştur.

    Yükselen ve gelişmekte olan ekonomiler için IMF, vergi sistemlerinin iyileştirilmesi, vergi tabanlarının genişletilmesi ve kurumsal kapasitenin arttırılması yoluyla vergi gelirlerinin arttırılabileceğini ve bunun da GSYH’nin %9’una kadar ek bir gelir sağlayabileceğini düşünmektedir.

    IMF, açıkların azaltılması yönünde kararlı adımlar atılmaması halinde, birçok ülkede kamu borcunun artmaya devam edebileceği uyarısında bulunarak, küresel kamu borcunun 2029 yılına kadar GSYH’nin %99’una ulaşabileceği tahmininde bulundu. Bu artışın özellikle kamu borcunun tarihi zirveleri aşması beklenen Çin ve ABD’den kaynaklanması bekleniyor.

    Reuters bu makaleye katkıda bulunmuştur.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Ukrayna zarar gören enerji tesislerini onarmak için acele ediyor

    Ukrayna zarar gören enerji tesislerini onarmak için acele ediyor

    Ukrayna, devam eden çatışmaların ortasında, ülke genelindeki elektrik santrallerini hedef alan bir dizi yoğun Rus saldırısının ardından enerji altyapısını onarmak ve korumak için acilen çalışıyor. Mart ayı sonlarında başlayan saldırılar Ukrayna’nın elektrik üretme kapasitesini ciddi şekilde etkileyerek ülkeyi enerji ithal etmeye itti ve enerji sisteminin istikrarına ilişkin endişeleri arttırdı.

    Ukrayna parlamentosunun tahminlerine göre Rusya’nın 150’den fazla füze ve 240 insansız hava aracıyla gerçekleştirdiği son saldırılar, yaklaşık 2 milyon Ukraynalıyı elektrik, ısınma ve akan suya erişimden yoksun bıraktı. Saldırılar en az sekiz elektrik santralini ve aralarında güneş ve hidroelektrik tesislerinin de bulunduğu çok sayıda trafo merkezini vurarak ülkenin enerji ihtiyacını karşılama kabiliyetini tehlikeye attı.

    Yaşanan zorluklara rağmen, Pazartesi günü etkilenen termik santrallerden birine yapılan bir ziyaret, faaliyetlerin yeniden başlatılması için kararlı bir çaba gösterildiğini ortaya koydu. Koruyucu giysiler giymiş işçiler, hava saldırısının yol açtığı hasarı onarmaya çalışan moloz ve bükülmüş metallerin arasında görülüyordu. Çok sayıda küçük kasabaya elektrik sağlayan santral, 22 Mart’ta enerji üretimini durduran ve neredeyse tüm ekipmanlarına zarar veren bir saldırıyla büyük bir darbe almıştı.

    Santrali yöneten özel operatör DTEK, Ukrayna’nın enerjisinin yaklaşık dörtte birini sağlayan istasyonlarının saldırılar nedeniyle kapasitelerinin %80’ini kaybettiğini bildirdi. Şirket önümüzdeki dört ay içerisinde kaybedilen kapasitenin en az %50’sini geri kazanmayı hedeflerken, onarım masraflarının 230 milyon dolar olacağı tahmin ediliyor.

    Ukrayna’nın elektrik ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayan üç nükleer enerji santraline olan bağımlılığı, Rus güçlerinin Avrupa’nın en büyüğü olan Zaporizhzhia nükleer santralinin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana zor durumda. Diğer enerji üretim tesislerinde meydana gelen hasarın, özellikle hasarlı ekipmanlar için yedek parçaların az olması nedeniyle, talep dalgalanmalarını yönetmede zorluklar yaratması bekleniyor.

    Ülkenin enerji yetkilileri şimdi hayati önem taşıyan altyapıyı koruma ve Fransa kadar geniş bir bölgede savunma çabalarını sürdürme zorluğuyla karşı karşıya. Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy ve üst düzey yetkililer, ülkenin enerji santrallerini korumak için daha fazla hava savunma sistemi için müttefiklere başvuruyor. Zelenskiy kısa bir süre önce Ukrayna’nın yeni saldırılara karşı savunmasını güçlendirmek için 25 Patriot hava savunma sistemi talebinde bulundu.

    Vahim duruma rağmen, santral çalışanları arasında direnç ruhu açıkça görülüyor. Olası yeni grevlerin gölgesinde onarım çalışmaları gece gündüz devam ederken, Oleh gibi çalışanlar hem cephede hem de evlerinde Ukraynalı dostlarının sergilediği sarsılmaz direnişten motivasyon alıyor. Ülkenin enerji altyapısını onarma ve savunma konusundaki kolektif kararlılık, Ukrayna’nın zorluklar karşısındaki kararlılığının bir kanıtıdır.

    Reuters bu makaleye katkıda bulunmuştur.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Türkiye’ye 2023 yılında 1,4 milyon sağlık turisti geldi

    Türkiye’ye 2023 yılında 1,4 milyon sağlık turisti geldi

    Ticaret Bakanlığı, 2023 yılında Türkiye’ye gelen sağlık turisti sayısı sayısının 1,4 milyon kişiye, sağlık hizmet ihracatının ise 2,3 milyar dolara yükseldiğini açıkladı.

    Bakanlıktan yapılan açıklamada Türkiye’nin sağlık turizmi sektöründeki markasının ve bu markaya bağlı bir tanıtım stratejisinin görünür yüzü olan “Heal in Türkiye” web portalında, günümüz itibarıyla sağlık turizmi sektöründe faaliyet gösteren 175 kurumun yer aldığı ve portalda yer almak için yapılan başvuruların her geçen gün arttığı bildirildi.

    Türkiye’nin medikal turist tercihlerine oldukça pozitif bir katkı sağlayan uluslararası kabul gören akreditasyonuna sahip 40 adet sağlık kuruluşu ile bu alanda tüm ülkeler arasında 7. sırada yer aldığı belirtilen açıklamada “Orta Doğu ülkeleri başta olmak üzere Almanya, Birleşik Krallık, Rusya, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Afganistan ülkemize en çok sağlık turisti gönderen ülkeler konumundadır.” denildi.

    Ülkenin 2022 yılı sağlık hizmeti ihracatında 1,9 milyar dolar elde ettiği aktarılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “2023 yılı sonunda ise ülkemize gelen sağlık turisti sayısı 1,4 milyon kişi, sağlık hizmet ihracatımız ise 2,3 milyar dolara yükselmiştir. Ticaret Bakanlığı tarafından, 2023 yılında sektör temsilcileri tarafından organize edilen 12 adet ticaret ve alım heyeti desteklenerek, Berlin ve Londra’da gerçekleştirilen sektörün önde gelen 2 fuarına milli katılım organizasyon gerçekleştirilmiştir.”

    Bakanlık tarafından sağlık hizmetleri ihracatı sektöründe faaliyet gösteren firmalara 2023 yılında sağlanan desteklerin ise yüzde 281 artışla 733 milyon TL seviyesine yüklediği aktarılan açıklamada, şöyle devam edildi:

    “Ticaret Bakanlığı olarak, ülke ekonomimize katma değer sağlayan bütün sektörlerimize destek programlarımızı sürdürdüğümüz gibi, ülkemizin küresel sağlık turizminden aldığı payın ve katma değerin arttırılması için sektör paydaşları ile koordine bir şekilde çalışmalarımızı aralıksız sürdürerek, küresel bir merkez olması yolunda hedefimize emin adımlarla ilerleyeceğiz.”

    Hibya Haber Ajansı

  • 2023 yılında sağlık hizmet ihracatı 2,3 milyar dolar oldu

    2023 yılında sağlık hizmet ihracatı 2,3 milyar dolar oldu

    2023 yılında ülkemize gelen sağlık turisti sayısı 1,4 milyon kişi, sağlık hizmet ihracatı ise 2,3 milyar dolar oldu.

    Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre sağlık hizmetleri ihracatı sektöründe faaliyet gösteren firmalarımıza, 2023 yılında %281 artışla 733 milyon TL destek verildi.

    Açıklamada şu bilgiler verildi:

    “Ticaret Bakanlığı olarak, sağlık seyahatlerinin hızla yaygınlaştığı günümüz dünyasında, küresel rekabet ortamından fark yaratarak, ülke ekonomimizdeki sağlık turizminin katma değerini artırmak, firmalarımızın uluslararası pazarlara açılarak, rekabet gücünü artırıp markalaşma yönündeki faaliyetleri desteklenmektedir.

    Ticaret Bakanlığı destekleriyle hayata geçen ve Türkiye’nin sağlık turizmi sektöründeki markasının ve bu markaya bağlı bir tanıtım stratejisinin görünür yüzü olan ‘Heal in Türkiye’ web portalında, günümüz itibariyle sağlık turizmi sektöründe faaliyet gösteren 175 kurum yer almakta ve portalda yer almak için yapılan başvurular her geçen gün artmaktadır.

    Türkiye, medikal turist tercihlerine oldukça pozitif bir katkı sağlayan uluslararası kabul gören akreditasyonuna sahip 40 adet sağlık kuruluşu ile bu alanda tüm ülkeler arasında 7. sırada yer almaktadır. Orta Doğu ülkeleri başta olmak üzere Almanya, Birleşik Krallık, Rusya, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Afganistan ülkemize en çok sağlık turisti gönderen ülkeler konumundadır.

    Ticaret Bakanlığı tarafından, 2023 yılında sektör temsilcileri tarafından organize edilen 12 adet ticaret ve alım heyeti desteklenerek, Berlin ve Londra’da gerçekleştirilen sektörün önde gelen 2 fuarına milli katılım organizasyon gerçekleştirilmiştir.

    Ayrıca yine dünyanın en önemli turizm fuarlarına milli katılım organizasyonu gerçekleştirilerek, sektör temsilcilerinin katılım sağladığı 6 adet HİSER projesi destek kapsamında olup, 7 marka TURQUALITY kapsamında, 7 markaya ise Markalaşma programı kapsamında destek verilmektedir. Ticaret Bakanlığı tarafından, sağlık hizmetleri ihracatı sektöründe faaliyet gösteren firmalarımıza 2023 yılında sağlanan destekler ise % 281 artışla 733 milyon TL seviyesine yükselmiştir.

    Ticaret Bakanlığı olarak, ülke ekonomimize katma değer sağlayan bütün sektörlerimize destek programlarımızı sürdürdüğümüz gibi, ülkemizin küresel sağlık turizminden aldığı payın ve katma değerin arttırılması için sektör paydaşları ile koordine bir şekilde çalışmalarımızı aralıksız sürdürerek, küresel bir merkez olması yolunda hedefimize emin adımlarla ilerleyeceğiz.”

    Foreks Haber Merkezi

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2023 yılında ihracatımız 255,8 milyar dolarla rekor kırdı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2023 yılında ihracatımız 255,8 milyar dolarla rekor kırdı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2023 yılı ihracat rakamlarının açıklanması programına katıldı. Burada ekonomiye dair değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatın 2023 yılında Cumhuriyet tarihi rekoru kırdığını belirtti. Erdoğan, “2023 ihracatımız, geçen yıla göre yüzde 0,6 oranında artışla 255 milyar 809 milyon dolara ulaşarak cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırmıştır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

    “Canla başla çalışan ihracatçılarımız, iş dünyamızın akıncıları ile birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum. Ülke olarak dünya ticareti için hayati öneme sahip bir konumda yer alıyoruz. Son dönemde patlak veren krizlerin hemen hepsi ülkemizin yakın çevresinde yaşanmaktadır. Bu tablo karşısında amacımız ülkemizin ekonomik, diplomatik ve ticari kazanımlarını korumak ve geliştirmektir. Ülkemizi, kuzeyindeki ve güneyindeki çatışmaların merkezi haline getirmek isteyen savaş baronlarına müsaade etmedik.

    Avrupa ve ABD ile de karşılıklı saygıya dayalı iş birlikleri geliştirmeye çalıştık. Bize bir adım gelene biz gerektiğinde koşarak gittik. Türkiye merkezli ancak küresel perspektifli bir bakış açısıyla küresel siyasetimizi şekillendirdik.

    Yaz aylarında ülkemizin en önemli gelir kalemlerinden bir tanesi olan, turizmi baltalamaya yönelik kampanya yürütüldüğünü gördük. Şimdi benzer bir durumun spor üzerinden gerçekleştirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Sırf kökeninden dolayı insanlar horlanıyor. İslam düşmanlığına ve yabancı karşıtlığına varan bir furya ile karşı karşıyayız. Muhalefet liderleri de bu son derece tehlikeli nefret siyasetine gönüllülük yapmaktadır. Bu nefret siyasetinin kardeş ülkeleri hedef alması asla tesadüf değildir. Türkiye’ye ve çıkarlarına sinsi bir girişim, açık bir operasyon var. Bu oyunu boşa çıkaracağız.

    “G20’DE EN HIZLI BÜYÜYEN 2. ÜLKE OLDUK”

    Türkiye ve Türk düşmanı çevreler tarafından körüklenen nefret siyasetine karşı ihracatçılara da önemli görevler düşüyor. Bu noktada daha fazla çaba harcamanızı, daha fazla inisiyatif almanızı beklediğimizi vurgulamak istiyorum. Ülkemiz yeni başarı hikayeleri yazmaya devam ediyor. Ekonomide elde ettiğimiz başarıların ne denli önemli olduğu daha da anlaşılacaktır. Dünya ekonomisi yıllık ortalama 3,4 oranında büyürken Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 6 oranında büyüme kaydetti. Önceki yıl, 2022’de yüzde 5,5 oranında büyüdük. En büyük katkı ise 2,4 puan ile ihracatçımızdan geldi. 2023 yılında son 13 çeyrektir süren kesintisiz trendimizi devam ettirdik. G20 ülkeleri içerisinde en hızlı büyüyen 2. ülke olduk.

    “ENFLASYONU TEK HANELİ RAKAMLARA İNDİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”

    2023 yılının 3. çeyreğinde yatırımlarda yaşanan yüzde 14,7 oranındaki artış son 7 yılın en yüksek seviyesine işaret ediyor. Salgın öncesi döneme göre son 3 yılda 4 milyonun üzerinde ilave istihdam oluşturduk. Dünyadaki diğer ekonomiler gibi bizim de en büyük baş ağrımız hayat pahalılığının tetiklediği enflasyondur. Enflasyon hala yüksek devam ediyor. Enflasyonu tekrar tek haneli rakamlara indirmeyi hedefliyoruz. Son dönemde uyguladığımız tedbirler enflasyonun ateşini düşürmeye başlamıştır. Hayat pahalılığına karşı bir tarafta denetimlerin, diğer tarafta tedbir ve düzenlemelerin olduğu çift kulvarlı şekilde yürütüyoruz. Bu sürecin sonunda, daha önce olduğu gibi vatandaşımızın günlük hayatından çıkartacağız.

    “DEPREMİN İHRACATIMIZA ETKİSİ EKSİ 6 MİLYAR DOLAR”

    Ülkemiz ekonomisine 104 milyar dolarlık ilave fatura ekleyen 6 Şubat depremlerinin olumsuzlukları ile mücadele ettik. Böyle bir tabii afetin altından kalkmak kolay değildi. Türkiye’nin milletinin yaralarını sarmakta elde ettiği başarıyı dünyada hiçbir ülke başaramazdı. Dün de şiddetli bir depremle sallanan dost Japon halkına da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Depremin ihracatımıza etkisi eksi 6 milyar doları buluyor. Dış ticaretimizi geliştirmeye verdiğimiz emeğin meyvelerini topluyoruz.

    “2023 İHRACATIMIZ REKOR KIRDI”

    2023 ihracatımız geçen yıla göre yüzde 0,6 oranında artışla 255 milyar 809 milyon dolara ulaşarak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırmıştır. OVP’deki hedefimizi de aştık. 2023 Aralıkta yüzde 0,44 artışla 23 milyar dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 70,7’ye yükseldi. Dış ticaret açığı geçen yıla göre yüzde 3,2 oranında geriledi. Temmuz hariç yılın son 7 ayında dış ticaret açığımız bir önceki yılın aynı ayına göre azaldı. Yıllık hizmet ihracatı 99 milyar 254 milyon dolar olarak gerçekleşti. Cari işlemler açığında da düşüş yaşandı. Eylül ve ekim aylarında 2 milyar doların üzerinde fazla verildi. Son 5 aydır dış ticaret açığı ve cari işlemler açığının kalıcı olarak düşmeye başladığını görüyoruz. TİM çatısı altında yer alan ihracatçılarımız başta olmak üzere bu rekora ulaşılmasında payı olan herkesi tebrik ediyorum.

    “1 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE İHRACAT YAPAN İL SAYIMIZ 30’A YÜKSELDİ”

    2002 yılında aylık ortalama 3 milyar dolar ihracat yaparken bugün aylık ortalama 21,3 milyar dolar ihracat gerçekleştiriyoruz. 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan il sayımız 5’ten 30’a yükseldi.

    En fazla ihracat yapan 5 ilimiz şöyle:

    • 59,4 milyar dolar ile İstanbul
    • 30,7 milyar dolar ile Kocaeli
    • 23,8 milyar dolar ile İzmir
    • 17,7 milyar dolar ile Bursa
    • 12,5 milyar dolar ile Tekirdağ

    Katma değer olarak ihracatımızın kg/birim kıymeti 1,6 dolara çıkmıştır. Gerek mal gerek hizmet sektörünün güçlü katkısı cari işlemler dengemize olumlu etki ediyor. 2024 yılında çok daha büyük başarılara birlikte imza atacağız. 2024 yılında mal ve hizmet ihracatımızı 375 milyar doların üzerine çıkartabileceğimize inanıyorum. Türkiye bunu başaracak güce ve kabiliyete sahiptir.”

    Kaynak: Haberler.com / Ekonomi
  • Macaristan Başbakanı Orban: Türkiye olmadan Macaristan’ın güvenliği yok

    Macaristan Başbakanı Orban: Türkiye olmadan Macaristan’ın güvenliği yok

    Macaristan Başbakanı Victor Orban, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ortak basın toplantısı düzenledi. Orban’ın “Türkiye olmadan Macaristan’ın güvenliği yok. Macaristan’ı tehdit eden göç tehdidi, Türkiye‘siz durdurulamaz” itirafı toplantıya damga vurdu.

    “İLİŞKİLERİMİZİ KAPSAMLI STRATEJİK İŞBİRLİĞİNE YÜKSELTTİK”

    Macaristan Başbakanı Macar Başbakan, ülkesi ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin önemine işaret ederek, “Bugün ilişkilerimizi kapsamlı stratejik işbirliğine yükselttik. Bundan ötesi, daha yükseği var mı bilmiyorum. Diplomatik dilde bunun dostluk ve kardeşlik olarak en güçlüsü olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

    “ÖNÜMÜZDEKİ YÜZYIL SİZİN OLACAK”

    Orban, Türkiye’nin gelecek yüzyıl için ortaya koyduğu projelerin önemine atıfta bulanarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ithafen, “Önümüzdeki yüzyıl için çok büyük bir proje ortaya koydunuz. Önümüzdeki yüzyıl sizin olacak. Buna inandık, anlaşmalar yaptık” ifadelerini kullandı.

    ORBAN SIKI İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİNE İŞARET ETTİ

    Başbakan Orban, iki ülke arasında imzalanan mutabakatlara ilişkin “İlişkileri Geliştirilmiş Stratejik Ortaklık düzeyine yükselttik. Ötesi var mı bilmiyorum. Diplomaside bu, dostluk ve kardeşlik açısından en güçlüsüdür.” görüşünü paylaştı. Türkiye ve Macaristan’ın yapabileceği sıkı işbirliğinin önemine işaret eden Orban, iki taraf arasında varılan mutabakatların gerçekleştirilmesinin ciddi bir sorumluluk yüklediğini söyledi.

    “İKİ ÜLKE ARASINDAKİ TİCARET HACMİ İKİ KATINA ÇIKARTILDI”

    “TÜRKİYE OLMADAN MACARİSTAN’IN GÜVENLİĞİ YOK”

    “Türkiye olmadan Macaristan’ın güvenliği yok. Macaristan’ı tehdit eden göç tehdidi, Türkiye’siz durdurulamaz.” ifadesini kullanan Orban, “Ukrayna ve Rusya savaşından tek bir ülke sonuç alabildi. Tahıl anlaşması ile (tek sonuç alabilen) Türkiye oldu.” görüşünü paylaştı.

    VİZE SERBESTİSİ KONUSUNDA TÜRKİYE’Yİ DESTEKLİYORUZ”

    Orban, İki ülke arasındaki ticaret hacmi için 6 milyar dolar hedef koyduklarını, bunun 4 milyar dolarının başarıldığını dile getirerek, “Vize serbestisi konusunda da Türkiye’yi destekliyoruz. Milli yetkilerimiz içerisinde verebileceğimiz her konuda desteğimizi veriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

  • Erdoğan’dan İsrail ile Hamas’ın rehine takas anlaşmasına ilk yorum: Öyle zannediyorum ki bugün yarın gerçekleşecek

    Erdoğan’dan İsrail ile Hamas’ın rehine takas anlaşmasına ilk yorum: Öyle zannediyorum ki bugün yarın gerçekleşecek

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir‘deki temaslarını tamamlayarak gece saatlerinde yurda döndü. Dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail ile Hamas arasındaki geçici ateşkes ve rehine takas anlaşmasına ilişkin yorumda bulunan Erdoğan, “Biliyorsunuz şu an itibariyle Katar’ın devreye girmesiyle süreçte yeni bir adım atılıyor. Öyle zannediyorum ki rehinelerin takasına bugün yarın geçecekler” diye konuştu.

    GAZETECİLERİN SORULARINA YANIT VERDİ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir seyahati dönüşünde uçaktaki gazetecilerin gündemdeki konulara yönelik sorularına yanıt verdi. İşte Erdoğan’a yöneltilen soru ve verdiği cevaplar;

    İsrail, Gazze‘yi işgal planını ‘ Gazze‘nin sonraki dönemde kontrolü güvenlik açısından bizde olacak’ sözleriyle açık etti. Bunun akabinde ABD’den çeşitli mekanizmalarla bir geçiş dönemi ve sonrasında yeniden canlandırılmış bir Filistin yönetimine Gazze‘nin devri konuşuluyor. Almanya’dan “BM kontrolüyle bir Gazze” gibi açıklamalar geliyor. Tüm bu süreçte Türkiye’nin yaklaşımı, tutumu nedir?

    Her şeyden önce herkes bir defa şunu bilmeli, Gazze bir Filistin toprağıdır. Her ne kadar Filistinlilerin kadim yurtları kademe kademe İsrail tarafından 1947’den itibaren işgal edilmişse de Gazze, Filistin toprağı olarak inşallah kalacaktır. İsrail’in aşama aşama Filistin topraklarını işgali adeta bir kapkaç olayıydı. Ama artık devran böyle dönmüyor. Şu anda tüm dünyanın İsrail’e karşı nasıl bir tavır takınmaya başladığını görüyorsunuz. Gazze’de gerçekleşen işgal, bazı ülkelerin yönetimlerini sessizliğe gömse de toplumların vicdanlarını Allah’a hamdolsun harekete geçirdi. Sokaklarda Filistin’e destek olanların sayısı artıyor. İşte Almanya’ya bakın. Geçen oradaydım, aynı gün Berlin’de yürüyüşler oldu. İngiltere aynen bu şekilde. Amerika Birleşik Devletleri’nde Beyaz Saray’ın önünde neler olduğunu görüyorsunuz. Fransa’da, Latin Amerika ülkelerinde neler olduğunu görüyorsunuz. Artık maşeri vicdan harekete geçti ve bununla birlikte İsrail’in sokakları bile hareketlendi. Herkes Netanyahu’ya “artık git” der hale geldi. Bazı yabancı ülke yetkilileri bize “bundan kurtulmalıyız” diyor. Bu sürecin ileri düzeyde devam edeceğine ihtimal vermiyorum. İnşallah çok kısa bir zamanda Netanyahu pılını pırtısını toparlayıp, buradan çekilecek. Zaten Netanyahu’nun mahkemelik bir durumu da var biliyorsunuz. Belki de oradan kurtulmak için böyle bir adımı atmış da olabilir. Fakat hangi yönde adım atarsa atsın, kurtulamayacak. Şu anda biliyorsunuz Filistin’de tutulan İsrailliler dahi “Bizi buraya sen mahkum ettin, bir an önce bu işten elini eteğini çek. Biz de kurtulalım” deme noktasına geldiler.

    Sizin de saydığınız gibi ABD, Avrupa ülkeleri, dünyanın bir ucundan diğerine kadar yüz binlerce insan hem İsrail’i hem kendi ülkelerinin pozisyonlarını protesto ediyorlar. Siz, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak da bu davaya önderlik eden bir isimsiniz. Bütün bu sokaklardaki milletlere, içlerinde çoğunlukta olmasa bile Yahudi asıllı olanlar da bulunuyor, ne söylemek istersiniz?

    Yani benim bakışım şu, herhangi bir etnik unsur ayırt etmeden Müslüman’ı, Hristiyan’ı, Musevi’siyle, hiçbir ayrıma gitmeden, olaya insan unsuru itibariyle bakmamızın gereğine inanıyorum. Şu anda insanlık feryat ediyor. Onlar tarihin doğru tarafında duranlardır. Günlerdir konuşuyoruz, Holokost cenderesinde batı toplumu doğru bir sınav veremedi, tarihin yanlış tarafında durdu. Bosna’da, Kosova’da yine aynı şekilde yaşanan katliamlar görmezden gelindi, sessiz kalındı. Irak’ta, Suriye’de yine utanç verici sessizlik hakimdi.

    Bu kez öyle olmadı. Ülkelerin yönetimleri yine bildiğiniz gibiydi ancak, halklar artık ‘yeter bunca zulüm’ diyor. Gazze’de öldürülen bebekleri görüyor, isyan ediyorlar. Sokaklardan yükselen ses bir vicdani haykırıştır. Sokakların çağrısı İsrail’i her geçen gün köşeye sıkıştırmaktadır. O sese kulak tıkayan siyasetçiler çok yakında bunun karşılığını halklarının demokratik tepkisiyle alacaklardır. Halklarının gözünde İsrail yanlısı tutumlarıyla soykırım destekçisi durumuna düşen liderlerin bir an önce bu yanlıştan dönmesi gerekir. Vakit çok geç olmadan İsrail’in arkasında saf tutan devletlerin yönetimleri, uluslararası hukuka, insan haklarına, vicdani ve ahlaki değerlere uygun bir zemine gelmeli ve bu suçlara ortak olmamalıdır. Dolayısıyla biz hep birlikte mazlumların yanında yer almak suretiyle, zalimlerin attığı adımlardan onları kurtarmamız lazım. Ben Hamas’ın elinde bulunan sivillere yönelik herhangi bir olumsuz davranışının olduğuna veya olacağına inanmıyorum. İsrail’in elinde ciddi sayıda Filistinli var. Hamas şu anda onları kurtarmanın gayreti içerisinde. Biliyorsunuz şu an itibariyle Katar’ın devreye girmesiyle süreçte yeni bir adım atılıyor. Öyle zannediyorum ki rehinelerin takasına bugün yarın geçecekler.

    Riyad Zirvesi’nden sonra Refah Sınır Kapısı sorunu, sonuç bildirgesindeki ifadelere göre biraz daha fazla gündem oldu. Refah’tan daha fazla yaralının ve yardımın daha kolay geçebilmesi için Mısır’ın tutumu hayati önemde. Bu çerçevede sizin yakın zamanda bir Mısır ziyaretiniz, Refah Sınır Kapısı’nın durumuna ilişkin bir girişiminiz olacak mı? Ablukayı kırmak için neler yapılacak?

    Refah Sınır Kapısı’nda Mısır yönetimi olumlu adımlar atıyor. İlk etapta Gazze’deki kanser hastalarından 40’ı ülkemize geldi. İkinci etapta bu sayı ciddi manada arttı ve 88 hasta, 67 refakatçiye ulaştık. Bunların tedavilerini biz şehir hastanelerimizde yapıyoruz, buna devam edeceğiz. Gazzeli hastaların oradan çıkartılarak ülkemize getirilmesinin artarak devamını istiyoruz. En kısa zamanda bir Mısır seyahati düzenleyebilirim. Mısır’da ağırlıklı gündemimiz bu konular olacak. “Ne gibi adımlar atabiliriz, hastaların tahliyesinin önünü nasıl açarız?” bunları konuşacağız. Bir an önce istiyoruz ki bu hastaların tamamını getirebilelim. Hatta benim arzum, cerrahi müdahale gerekenleri de bir an önce alalım. Hele hele çocukları bir an önce alalım, tıbbi müdahaleleri yapalım. Bu konuda arkadaşlarımızla mutabıkız ve süreci de inşallah bu şekilde işleteceğiz.

    Hem Batılı ülkelerin hem de bazı Müslüman ülkelerin bu katliamlara sessiz kaldığını görüyoruz. Sizi bu konuda hayal kırıklığına uğratan ülke var mı?

    Batılı ülkelerde bir ülke hariç, maalesef bu işi sahiplenen yok. Hemen hemen Avrupa ülkelerinin hepsi de bu konuda sessiz. Katliamı durdurmak üzere müdahaleleri söz konusu değil. Burada yalnız İspanya’nın yaklaşım tarzı olumlu istikamette gelişiyor. İspanya’da malum hükümet kuruldu. İspanya Başbakanı Sayın Pedro Sanchez ile haftaya bir görüşmem de olacak, onun durumu farklı. Bu ülkelere dirsek çevirmemek lazım. Görüşeceğiz, “bunları Filistin’in yanına nasıl çekeriz?” konusuna da bir taraftan bakacağız. En son Almanya’daydık. Neler olduğunu görüyoruz. İslam dünyasının da bu işgale sessiz kalmaması gerekir. Gazze’nin düşmesi demek, İslam dünyasının birlik ve beraberliğinin de derin yara alması anlamına gelir. İsrail’in pervasızca Gazze’yi işgal etmesi, uluslararası hukuk, insan hakları, etik değerleri tanımadan etrafa saldırması karşısında sessiz, tepkisiz kalmak bir utanç vesilesidir. İslam dünyası Riyad’da sergilediği kararlılığın arkasında durmak ve alınan kararları uygulamak için birlik ve beraberlik ruhuyla hareket etmeli ve tek yumruk olmalıdır. O yumruk masaya olanca gücüyle vurulduğunda, İsrail’in işgale devam etmesi de zulümlerini sürdürmesi de mümkün olmayacaktır.

    Buradaki en önemli nokta tek yumruk olmak, olabilmektir. İsrail’in Gazze’de ve diğer Filistin şehirlerinde uyguladığı devlet ve işgalci terörü bir insanlık suçudur, soykırımdır. Buna sessiz ve tepkisiz kalınamaz. İslam dünyasında diriliş tohumu toprağa en son Riyad’da düşmüştür. O tohum yeterince sulanmazsa boy veremez, büyüyemez. O can suyunu hep birlikte verecek ve Filistin’deki şehitlerimize ve ecdada karşı sorumluluğumuzu hep birlikte yerine getireceğiz. Bunu sağlamak için durmak dinlenmek bilmeden çalışıyoruz. Netice alacağımıza olan umudumuz diridir. Umarım bu yaşadığımız sancılar, yıllardır bölgemizde arzu edilen barışın ve onu sağlayacak Filistin devletinin doğum sancılarıdır.

    7 Ekim’den bu yana ve öncesinde İsrail’in katliamları ve terör devleti kimliğiyle yürüttüğü bütün bu acımasız tabloyu eleştiren ve ilkesel duruş sergileyen bir liderliğiniz var. Ama öte yandan küresel sermayeye de baktığımızda bir Musevi etkisi, bir Yahudi lobisi etkisi var. Acaba Türkiye’ye dönük fon akışında bu ilkeli duruşu cezalandırmak üzere herhangi bir hareket hamle görüyor musunuz? Ya da bu noktada ülkenin ilkesel duruşu, antisemitizme karşı olan duruşuyla birlikte uluslararası sermayeye çağrınız ne olur?

    Türkiye’yle ilgili olarak bir şeyi iyi tespit etmemiz lazım. Yahudiler ayrıdır, Siyonistler ayrıdır ve şu anda zaten İsrail’deki olay Siyonizmin en önemli adımlarından bir tanesidir. Batının İsrail’e karşı olan tavrında da Siyonizme karşı bir dik duramayış vardır. Maalesef Türkiye’de de buna mağlup olan, mağlup olmanın yanında onların eşiğinde giden yapılar mevcut. Bunların içinde siyasi yapılar da bulunuyor. Mesela ana muhalefetin başındaki isim Netanyahu’nun ağzıyla konuşuyor. Benim ülkemde ana muhalefetin başındaki insan Netenyahu’nun ağzıyla konuşursa, Türkiye’de bizim topraklarımızın suyundan hiçbir şey alamamış demektir. Bunlara gereken dersi vakti saati geldiğinde ben inanıyorum ki benim milletim verecektir. Yine bakıyorsunuz ana muhalefetin başını çektiği ittifakın içerisinde yer alanlardan, Siyonist yapıyla beraber hareket edenler bulunuyor. Bunları tek tek saymama da gerek yok. Fakat benim milletimin iradesi bunların hepsinin iradesini ters yüz edecektir. Yaklaşık 4,5 ay sonra gereken cevabı milletimden alacaklarına ben inanıyorum. İsrail’in katliamlarını desteklemeyen, bunların karşısında duran Yahudilerin sayısı da az değil. Bunlar arasında sözünü ettiğiniz uluslararası sermaye tanımına dahil olanlar da bulunuyor. Onlar açısından Türkiye’ye yatırım sorun olmaz diye düşünüyorum. Türkiye’nin çocukların öldürülmesine karşı çıkmasından, barışı ve insan haklarını savunmasından rahatsız olan sermaye sahipleri ise ancak İsrail’in katliamına kayıtsız şartsız destek verirseniz sizden memnun kalırlar. Bizim böyle bir tutum sergilememiz asla düşünülemez. Bu nedenle biz bir endişe duymuyoruz. Dünya Türkiye’nin kıymetinin farkında, küresel yatırımcılar da farkında. Birkaç marjinalin dışında küresel yatırımcıların İsrail’in etkisiyle Türkiye gibi bir ülkeden yüz çevireceklerini düşünmüyorum. Küresel sermayeyi ülkemize çekmek için, kazan kazan ilkesiyle hareket etmeye de, Türkiye’ye yakışır şekilde insani duruş sergilemeye de devam edeceğiz.

    Belediye başkan adaylarıyla ilgili süreç devam ediyor. Adayların duyurusu ne zaman yapacak? Bununla ilgili takvimi paylaşır mısınız?

    Cumhur İttifakı olarak tüm seçimlerde olduğu gibi yaklaşan yerel seçimde de iddialıyız. Çalışmalarımızı bu iddiamız nispetinde çok titiz bir biçimde yapıyor, adaylarla ilgili süreçte her konuyu ince eliyor sık dokuyoruz. Partimiz gerekli hazırlıkları ve analizleri yaptı. Zaten bildiğiniz gibi AK Parti olarak bizim seçim hazırlıklarımız bir önceki seçimin tamamlanmasıyla birlikte başlar. Özellikle büyükşehirler başta olmak üzere her ilde kamuoyu yoklamaları yaptık, yapıyoruz. Sonuçları analiz edip milletimizin gönlündekini anlamaya, şehirlerimize en faydalı olacak adayları belirlemeye gayret gösteriyoruz. Bir defa 1 Aralık belediye başkan adayı olmak isteyen ve görevden bu nedenle ayrılması gereken memurların istifaları için son tarih. Memurların durumunu da görelim. Onların durumu da netleştikten sonra Aralık ayının ortalarına doğru artık adaylarımızı peyderpey açıklamaya inşallah başlarız.

    Efendim, bölgemiz yangın yeri malum. Buna karşın Türkiye savunma sanayiinde çok ciddi yatırımlar yapıyor. Bayraktar TB-3 ve Kızılelma dünya muharebe tarihinde devrim yapacaklar. Yaklaşık 35 gün sonra ise yerli milli uçağımız Kaan ilk uçuşunu gerçekleştirecek. Peki bundan sonra hem üretim açısından hem de ihracat açısından Kaan’ın da ilk uçuşu ile birlikte savunma sanayiinde bizleri nasıl bir dönem bekliyor? Yenilikler var mı?

    Savunma sanayii alanında attığımız her adım bizleri heyecanlandırmaktadır. Bu alanda taş üstüne taş koyan herkes ülkemizin geleceği, Türkiye Yüzyılı’nın inşası için çok önemli bir katkı sunuyor. Kaan zaten yeniliklerden bir tanesi. Ama Baykar’ın zirve diyebileceğimiz eseri malum Kızılelma… Şimdi Kızılelma’nın son testlerini yapıyorlar. Aşmaları gereken mesele kendi yerli motorunu üretmek… Bunu başardığı andan itibaren de zaten Kızılelma’nın dünyaya karşı duruşu farklı olacaktır. Tabii burada Aselsan’ın üzerine de düşen bir yük var, kamera üretimi. Motor üretim süreci maalesef nereden bakarsanız bakın herhalde bir beş yılı alır. Bu süre zarfında biz motor ithal ederek yürümek durumundayız. Kamera noktasında da Aselsan’ın üretim çalışmaları başladı. Bir an önce o sıkıntımızı da gidermemiz lazım. Bazı ülkeler bize söz veriyorlar ama verdikleri sözü yerine getirmiyorlar. “Kanada, Güney Afrika gibi ülkelerden bir sonuç alır mıyız?” buna bakıyoruz. Bunu gerek biz gerekse Aselsan’ın yakından takip etmesi lazım. Bir an önce buralardan netice alabilirsek, o zaman biz insansız savaş uçaklarımızı daha çabuk devreye sokabiliriz. Kaan, Kızılelma, TCG Anadolu ve niceleri Allah’ın izniyle yalnız kalmayacak, yenileri daha iyileri ve daha donanımlıları yine bu vatan için alın ve akıl terlerini döken kardeşlerimizin ellerinde şekillenecek. Bundan çok değil birkaç yıl önce insansız hava araçlarımız yoktu, akıllı mühimmatlarımız, Milgemlerimiz yoktu. Kolları sıvadık, bu ülke için taşın altına sadece elini değil bedenini koyan kardeşlerimizle birlikte bugünkü seviyeye geldik. Bunu yeterli görmedik, göremeyiz. Hep daha iyisi, hep daha gelişmişi vardır onu arayacağız… Bu hedeflere doğru yürümek şöyle dursun, koşar adım ilerlememiz gerekiyor. En iyi mühendis, en iyi yazılımcı, en iyi usta, en iyi tasarımcı bizde olmalı. Yeni adımlarımız da yoldadır. Kimse merak etmesin, biz savunma sanayii alanında da diğer alanlarda da adımızdan daha çok söz ettireceğiz.

    Kıdemli ünlü ekonomist Robin Brooks “Türkiye 2018’e benzer bir cari hesap ayarlamasının ilk aşamalarında” ifadesini kullanmıştı. “Bu ayarlama Türk lirası açısından olumlu oldu” dedi. Türk Lirası artık kendisini toparlıyor diyebilir miyiz? Dünyanın krizlerle savaştığı bu ekonomik ortamda Türk Lirası’nın pozitif ayrışmasını nasıl karşılıyorsunuz?

    Bizim uyguladığımız dezenflasyon programı çok büyük ihtimalle lirada reel olarak bir değerlemeye sebep olabilir. Yani Türk Lirası’nın reel olarak değer kaybettiği süreç sona gelmiştir. Özetle Türk Lirası’nın reel olarak değer kazanma ihtimali yüksektir. Onun için önümüzdeki dönemde biz uyguladığımız sağlıklı politikalar ve yapısal reformlarla yatırımcı güvenini kazanacağız, halen de kazanıyoruz. Bu güven fon akışını tetikleyecek. Fon akışı lirada reel değerlemeye sebep olacak. Bu da dezenflasyonu hızlandıracak, büyümenin aşağı yönlü risklerini sınırlayacak. Neticede hem makul düzeyde büyüyeceğiz, hem enflasyon düşecek bu koşullarda. Yani faziletli bir döngüye gireceğiz inşallah.

    Siz Kabine toplantısı sonrasında yaptığınız açıklamada A Milli Futbol takımımızın Almanya’yı yenmesi dolayısıyla tebrik ettiniz. Milli takımımız Avrupa Şampiyonası’na katılmayı hak etti. Muhalefet diyor ki, “Türk gençleri Türkiye’yi terk ediyor ve bu ülkeden umudunu kesti” Oysa Milli takıma baktığımızda Avrupa’da oynayan ve iki vatandaşlığı olan sporcularımızın Türkiye Milli Takımı’nı tercih ettiğini görüyoruz. Bu çerçevede tüm sahalardaki gençlerimize mesajınız ne olur?

    Bizim Avrupa’da oynayan gençlerimizin neredeyse yarısı Milli takımımıza aday ve Milli takımımızda da yer aldılar. Aynı zamanda Türkiye’deki takımlarda artık ciddi manada bir dönüşüm var. Yabancı futbolculardan çok bizim Avrupa’daki çocuklarımız takımlarımızda oynasalar herhalde o daha iyi olur.Başarı bildiğiniz gibi devamlı olmalıdır, aynı performansı milli takımımızdan Euro 2024 Avrupa Şampiyonası’nda da görmeyi isteriz. Spora ve sporculara verdiğimiz destek ortada. Bu destekleri artırarak sürdüreceğiz. Sadece sporda değil, bilimde ve teknolojide de çok yetenekli gençlerimiz var ve hem Türkiye’de hem dünyanın çeşitli yerlerinde göğsümüzü kabartan işlere imza atıyorlar. Gençlerimize çağrım şudur; Ne iş yaparlarsa yapsınlar, bu milete, bu vatana hizmet etmenin ve faydalı olmanın bir yolunu bulsunlar. Bunların hepsi bizim Türkiye Yüzyılı vizyonumuza dahildir.Bu hedeflere ulaşmak için yaptığımız işlerde en iyiyi yakalamanın çabası içinde olmalıyız.