Kategori: Ekonomi

  • Türkiye İMSAD sektörün geleceğini konuştu… İnşaat malzemesi ihracatında 2024 beklentisi

    Türkiye İMSAD sektörün geleceğini konuştu… İnşaat malzemesi ihracatında 2024 beklentisi

    İSTANBUL (İGFA) – Türkiye İMSAD (Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği) tarafından 55’inci kez düzenlenen‘Gündem Buluşmaları’ toplantısı, Demirdöküm ve İzocam’ın katkılarıyla Zoom üzerinden online olarak gerçekleştirildi.

    Açılışını Türkiye İMSAD Başkan Vekili Ferdi Erdoğan’ın yaptığı toplantı, inşaat malzemesi sanayicileri, iş dünyasından isimler ve sektör profesyonelleri tarafından ilgiyle takip edildi.

    ‘Ekonomide Rasyonel Zemine Dönüş Süreci; İnşaat Sektörü ve Malzeme Sanayisi için Beklentiler’ başlığı altında gerçekleşen toplantıda, Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel, sektöre ilişkin beklentileri paylaştı.

    Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ferdi Erdoğan, 6 Şubat depremleri ve seçim sonrası ekonomide kur, faiz, enflasyon, maliyet, fiyat ve rekabet gibi unsurların etkilerinden bahsetti. Enflasyon, durgunluk ve büyüme kaygısının sadece Türkiye’de değil tüm dünyada hakim olduğuna dikkati çekti.

    Erdoğan finansal problemlerin de gözlemlendiğine vurgu yaparak sürdürdüğü konuşmasında “Geçtiğimiz aylarda IMF 5 risk açıkladı. Açıklamada en başta küresel enflasyon yer alırken, küresel jeografik gelişmeler ve bunların sorunları, Çin’in dünya ekonomisini etkileyen performansı, finansal kaynaklara ulaşım ve bunun getirdiği maliyet birbirini takip etti ve tüm bunlara bloklaşma eklendi. Diğer taraftan OECD son yayımladığı raporda 4 öneri ve 4 uyarıda bulundu. Bu raporlarda da ilk sırada enflasyon yer aldı. Ardından düşük büyüme gelirken, Merkez Bankalarının sıkı para politikalarının ülkelerde yaşattığı finansal kaynaklara ulaşım ve bunun maliyeti gündeme geldi. Takiben küresel istihdama odaklanıldı. Biz de toplantımızda bütün bunların ışığında küresel ekonomi, dünyadaki gelişmeleri ve sonrasında ülkemizdeki durumu değerlendireceğiz” diye konuştu.

    Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel sunumunda dünya ekonomisindeki sıkı para politikaları ve ihracat pazarlarında inşaat sektörü ve malzeme talebindeki gelişmelere değindi.

  • ‘Zorlu’ gücünü Ar-Ge’den alıyor

    ‘Zorlu’ gücünü Ar-Ge’den alıyor

    BURSA (İGFA) –Zorlu Tekstil şirketlerinden Zorluteks ve Korteks, daha yaşanılabilir bir dünya için Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 stratejisi doğrultusunda sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi odaklı bir Ar-Ge anlayışıyla çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye’nin en prestijli Ar-Ge ve tasarım merkezlerinin yer aldığı “Türkiye Ar-Ge 250 Araştırması” sonuçlarına göre Zorluteks ve Korteks bu sene de sıralamada yer aldı.

    Sürdürülebilirlikteki uzmanlığı ile Türkiye’de ve dünyada çevre dostu üretimin öncüsü olmak için çalışmalarını sürdüren Zorlu Tekstil Grubu şirketleri; aynı zamanda her yıl AR-GE harcamalarını artırıyor. 2021 yılında AR-GE çalışmaları için 23.045.334 TL harcama yapılırken 2022 yılı için 32.758.779 TL. harcamayla yüzde 42 oranında bir artış yaşandı.

    PLASTICE Projesi ile Avrupa Birliği’nin araştırma, geliştirme ve inovasyon projelerini yürüttüğü Horizon Programı’na kabul edilen Korteks ise Ar-Ge’sinden çıkan yenilikçi ürünlerle dünyada da dikkat çekiyor. Örneğin, rüzgar güllerinin yapılarında kullanılan özel teknik polyester iplikleri üretiyor. Bu kumaşları yapan dünyanın en büyük üreticilerinin tedarikçisi konumunda bulunan Korteks, ayrıca yüzde 100 pet şişeden polyester iplik üretmesiyle de adından söz ettiriyor

  • Navlun değerinde gerileme! Navlun fiyatlarındaki düşüşe KSO yorumu

    Navlun değerinde gerileme! Navlun fiyatlarındaki düşüşe KSO yorumu

    KOCAELİ (İGFA) – Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Uluslararası denizcilik veri analiz şirketi Drewry tarafından yayınlanan Dünya Konteyner Endeksi verisine ilişkin değerlendirmede bulundu.

    Zeytinoğlu açıklamasında,‘40’lık bir konteynerın ortalama navlun değerinin 1.404 dolara kadar gerilediğini görüyoruz. Bilindiği gibi özellikle de pandemi döneminde, rekabet ettiğimiz ülkelerdeki konteyner ve taşıma maliyetlerinin yükselmesi, ihracatçılarımıza önemli avantajlar sağlamıştı. Ancak son dönemde, Çin’den Avrupa ülkelerine olan ticarette konteyner fiyatlarının düşmeye devam etmesi, örneğin Şangay-Rotterdam arası navlun değerinin bugün 1.052 dolara kadar inmesi, ihracatımızda ilk sırada yer alan AB pazarına olan rekabetin daha çok artacağına işaret ediyor. Bu rekabet şartlarında, ihracatımızın ağırlıklı olarak karayoluyla yapılmasının sürdürülebilir olmadığını görüyoruz. Bu nedenle, daha öncede dile getirdiğimiz gibi, uzun vadede, AB aday ülke statüsüyle AB fonlarından da yararlanarak demiryolu yatırımlarının yapılmasının önemli olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Avrupalı zincir marketler Antalya’ya akın etti

    Avrupalı zincir marketler Antalya’ya akın etti

    İZMİR (İGFA) – Anadolu coğrafyasında yetişen birbirinden lezzetli 200’den fazla yaş meyve sebzeyi 100’den fazla ülkeye ihraç ederek Türkiye’ye 2023 yılının 8 aylık döneminde 2 milyar 50 milyon dolar kazandıran Türk yaş meyve sebze sektörü, dünyanın dört bir tarafından ithalatçıları, zincir marketleri 28-30 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Antalya Interfresh Eurasia Sebze Meyve, Depolama, Ambalaj, Lojistik, Tarım Makineleri ve Teknolojileri Fuarı’nda ağırlıyor.

    Fuarın açılışında konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, Türkiye’nin yıllık 55 milyon tonluk yaş meyve sebze üretimiyle Çin ve Hindistan’ın ardından dünyada üçüncü sırada olduğu bilgisini paylaştı.

    OVP HEDEFİNE 4 MİLYAR DOLARLIK İHRACATLA KATKI VERMEK İSTİYORUZ

    Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracat performansı hakkında da bilgi veren Başkan Uçak, “2022 Ocak-Ağustos döneminde 1,7 milyar dolar ihracat yaptık. 2023 Ocak Ağustos döneminde ihracatımız yüzde 16’lık artışla 2 milyar 50 milyon dolara ulaştı. Kalıntısız ve kaliteli üretimimizi artırarak, fuarlarda ve URGE projelerimiz kapsamında düzenlediğimiz sektörel ticaret heyetleriyle tanıtarak 2026 yılında Orta Vadeli Programımızdaki 302,2 milyar dolar ihracat hedefine yaş meyve sebze sektörü olarak 4 milyar dolarlık katkı sağlamayı amaçlıyoruz” diye konuştu.

    Yaş meyve sebze ihracatında en büyük pazarlar olan Avrupa Birliği ve Rusya Federasyonu’na ihracatın sürdürülebilir olması için kalıntısız ve kaliteli üretimin şart olduğunun altını çizen Uçak sözlerini şöyle sürdürdü; “55 milyon ton taze meyve sebze üretimimizden ihracatımızın aldığı pay yüzde 10 seviyelerinde. Hem bu oranı hem de fiyatlarımızı aynı anda artırmak için 2 temel şart var. Birincisi kalıntısız üretim. İkincisi ise kaliteli üretim. Hem Avrupa Birliği ve Rusya’da olan pazarımızı korumak için hem de ülkemize yeni pazar olanakları yaratmak için bu iki koşulu sağlamak için üreticiler, ihracatçılar, üniversitelerimiz, bakanlıklarımız olarak topyekün mücadele etmemiz gerekiyor. Hem Ege Bölgesinde hem de Akdeniz bölgesinde üreticilerimize kimyasal mücadele yerine biyoteknik mücadele için tuzaklar dağıtıyoruz. Bahçelerden numuneler alıp analiz ettiriyoruz, üreticilerimizle devamlı temas halindeyiz. Bu fuarların faydasını daha çok görmemiz için özellikle kalıntı sorununu kökünden çözmemiz gerekiyor.”

    Fuarı düzenleyen ANTEXPO A.Ş Genel Müdürü Murat Özer, 2022 yılında Interfresh Eurasia Fuarı’na 49 firma katılmışken, bu yıl 136 firma katıldığını, aralarında Avrupa’nın en büyük 3 zincir market temsilcisinin de de bulunduğu 415 yabancı ziyaretçinin Türk meyve sebze ürünlerini görmeye geldiğini fuarın 150 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaşacağını öngördüklerini dile getirdi.

  • OEDAŞ kadın istihdamını arttırıyor

    OEDAŞ kadın istihdamını arttırıyor

    ESKİŞEHİR (İGFA) –Kadın istihdamının düşük olduğu enerji sektöründe toplumsal cinsiyet eşitliği alanında farkındalık yaratmak üzere 2019 yılında Enerjimiz Eşit Projesi’ni hayata geçiren OEDAŞ, o tarihten bu yana kadın çalışan sayısında önemli bir artış yakaladı.

    OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, “Dört yılda yönetim, idari kadro ve mühendis kadromuzdaki kadın çalışan oranımızıyüzde 28’den yüzde 35’e yükselttik yani şu anda bu ekiplerimizdeki her üç çalışanımızdan biri kadın. Hedefimiz bu oranı daha da artırmak.”dedi.

    Proje kapsamında hem kurum içinde hem de paydaşlarıyla birlikte çeşitli çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Yalçın, “Kurum içinde, bölge yöneticilerimiz için kadın istihdamını artırmalarına yönelik hedefler koyduk. Kadın çalışanların kariyerlerini destekleyecek mentorluk ve rotasyon programları hazırladık. Kurum dışında da meslek liselerindeki öğrencilerle bir araya gelerek, toplumsal cinsiyet eşitliği hakkında bilgi verdik, kız öğrencilere online staj olanakları sağladık. Saha çalışmaları ve teknik fazları da içeren stajlar sonunda, ilk kadın teknikerleri de kurumumuz bünyesine kattık” diye konuştu.

  • KYO’dan OVP’ye tam destek geldi

    KYO’dan OVP’ye tam destek geldi

    Mehmet UZEL (KAYSERİ İGFA)
    Kayseri Ticaret Odası (KTO) Eylül ayı olağan meclis toplantısı Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan başkanlığında M. Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Başkan Ömer Gülsoy’un yanı sıra Yönetim Kurulu üyeleri, Meclis üyeleri ve Basın mensupları katıldı.

    Toplantıda, ay içerisinde yapılan faaliyetlere de yer verildi. Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, iş dünyasının yaşadığı ekonomik sıkıntılar, OVP, Yeşil Dönüşüm ve yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili de açıklamalarda bulundu.

    “ÜLKEMİZ EKONOMİK OLARAK SIKINTILI BİR SÜREÇTEN GEÇİYOR”

    Konuşmasında dünyada yaşanan sorunlardan dolayı ülkemizin de zor ve sıkıntılı bir süreçten geçtiğini belirten Gülsoy, “Ülkemizin ekonomik olarak içinden geçtiği sıkıntılı sürece, hepimiz bizzat etkilenerek şahit oluyoruz. Enerji ve akaryakıttan gıda sektörüne, taşıt ve otomobil sektöründen inşaat ve konut piyasasına kadar zamlardan etkilenmeyen hiçbir sektör kalmadı.” dedi.

    “İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ SIKINTILAR, EKONOMİK KONUT ÜRETİMİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”

    İnşaat sektöründe küresel ve ulusal bazda yaşanan gelişmelerden kaynaklı girdi maliyetlerinde ciddi fiyat artışlarının söz konusu olduğuna vurgu yapan Gülsoy, “Bu durumdan dolayı sektördeki yatırımcıların yükünün ağırlaştığını belirtmek isterim. Özellikle Kamu Müteahhitlerinin sıkıntılarının giderilmesinde ek fiyat farkının ödenmesi gerektiğini, irat kaydedilen teminat mektuplarının iadesi ve rücu davalarından vazgeçilmesi, şartsız tasfiye hakkı gibi hususların hayati önem taşıyor. Yaşanan sektörel sıkıntılar, ekonomik konut üretimini ve kamu yatırımı projelerini de olumsuz etkilediğini hatırlatmak isterim.” diye konuştu.

    “OVP PİYASA BEKLENTİLERİNİN YÖNETİLMESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR VAZİFE GÖRECEK”

    Ekonomide 2024-2026 dönemine ait Orta Vadeli Program (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gülsoy, “Bu programın hedeflerine ulaşması için millet olarak sahip çıkmamız, içindeki hedeflere ulaşma konusunda destek vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Tasarruf ve tüketim ile ilgili bütün halkın üzerine düşeni yapması gerekiyor. Bütün toplum olarak benimsendiği takdirde çok daha hızlı ve etkin şekilde başarılı olacaktır. Bu sene yüzde 65, önümüzdeki yıl yüzde 33 enflasyon öngörülmesini gerçekçi buluyoruz. Çünkü Enflasyon ve büyüme rakamlarını dünya ölçeğinde irdelemek gerekiyor. Bizim önümüzdeki yıl ortaya koyduğumuz yüzde 4’lük büyüme için Dünya Bankası ve IMF gibi global kuruluşların dünya ile ilgili büyüme rakamlarına baktığınızda 2,5 – 3 gibi rakamlar olduğunu görüyorsunuz. Dolayısıyla biz her seferinde dünyadan 1,5-2 rakam daha yüksek büyüme rakamı ortaya koyuyoruz. Bir miktar bu büyümenin trendinin düşeceğini görüyoruz Ama, dünya konjektöründe covid sonrası bütün dengelerin yerine oturmadığı, Rusya – Ukrayna savaşının devam ettiği bir ortamda Türkiye’nin ortaya koyduğu rakamlar iddialı ve başarabileceği rakamlar olarak önümüzde duruyor. Orta Vadeli Program ile ‘piyasanın duymak ve görmek istediği bir yol haritası’ çizildi. 3 yıllık Orta Vadeli Program, piyasa beklentilerinin yönetilmesi için önemli bir vazife görecek. OVP ile birlikte enflasyonla ilgili bozulan beklentilerin pozitif bir rotaya gireceği yeni bir dönem başladı. Bir yandan enflasyonu tek haneye düşürecek kararlı adımlar planlanırken, diğer yandan üretimi, ihracatı ve istihdamı destekleyecek politikalar gündeme alınmış durumda. Sürdürülebilir ve kalıcı büyüme için yapısal reformlara odaklanılmasını isabetli buluyoruz. Hedeflerin gerçekçi ve tutarlı belirlenmiş olması piyasanın ufkunu netleştirecektir. Programda, yapısal reformlara yönelik 7 alanın belirlenmesini ve tarihsel hedefler konulmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum. 7 öncelikli yapısal alan olan “Büyüme ve Ticaret, Beşeri Sermaye ve İstihdam, Fiyat İstikrarı ve Finansal istikrar, Kamu Maliyesi, Afet Yönetimi, Yeşil ve Dijital Dönüşüm, İş ve yatırım Ortamı” ile ilgili ciddi bir vizyonun belirlenmesini çok değerli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Burada yerli üretimin desteklenerek, üretimimizin teknolojik dönüşümüne yönelik atılacak adımlar, Yeşil ve Dijital Dönüşüm ile Sürdürülebilirlik başlıklarını da iş insanları olarak önemli buluyoruz” dedi.

    “YEŞİL DÖNÜŞÜM VE SIFIR KARBON HEDEFİ HAYATİ BİR KONU”

    Yeşil Dönüşüm ve sıfır karbon hedefinin son derece hayati bir konu olarak ön plana çıktığının altını çizen Gülsoy, şunları kaydetti: “Özellikle teknoloji odaklı üretimin önemi artarken küresel anlamda rekabetçi olabilmek için daha yeşil, daha döngüsel ve daha dijital olması da bir gereklilik halini alıyor. Bununla birlikte önümüzdeki dönemde bireysel ve kurumsal hayatın en önemli bileşeni olmaya devam edecek olan sürdürülebilirlik, ülkemize yeni bir fırsat penceresi sunuyor. Bu nedenle uzun vadedeki planlamalar ve çalışmaların sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaya yönelik olması kritiktir. Son olarak sürdürülebilirlik stratejisini içselleştirerek yönetim anlayışının bir parçası haline getiren kuruluşların rekabette öne çıkacaklarını söyleyebiliriz. Bunun için bütüncül bir bakış açısı ile yönetebilmek gerekiyor.”

    “TÜRKİYE YÜZYILINDA YENİ BİR ANAYASAYA İHTİYACIMIZ OLDUĞU BİR GERÇEKTİR”

    2018’de göreve geldikleri günden itibaren Anayasa’nın değişmesi konusunda birçok çağrıda bulunduklarının altını çizen Başkan Gülsoy, “Sayın Cumhurbaşkanımızın, ‘yeni anayasa’ çağrısına da katılıyoruz. Anayasanın ‘değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek’ ilk dört maddesi hariç gerekirse tüm maddeleri terör örgütünün uzantısı hariç diğer partilerin oluşturacağı bir komisyonda ele alınmalı ve Türkiye sivil, katılımcı, çoğulcu bir anayasaya kavuşmalıdır. Türkiye maalesef 60 yılı geçkin süredir darbe anayasası ile yönetilmektedir. Bu bizim gibi köklü demokrasi tarihi olan bir ülkeye yakışmamaktadır. Bugün yürürlükte olan anayasa adeta ‘yamalı bohça’ya dönmüş olup, mutlaka temel hak ve hürriyetlerin altının kalın kalın çizildiği milletin birliğinin ve devletin bekasının merkeze oturtulduğu mümkün olan en yüksek katılımla sivil bir anayasa yapmalıyız. Demokratik ülkelerde anayasalar toplumsal barışın, uzlaşının en yüksek oranda temsil edildiği metinler olarak karşımıza çıkmaktadır. Malum parti hariç diğer partilerimizin milletvekilleri meslek örgütlerinin ve üniversitelerin de görüşünü alarak bir komisyon kurup gerekirse istikşafi görüşmelere hemen başlamalıdır. Her şey tam bağımsız, egemen büyük Türkiye Cumhuriyeti için olmalıdır. Türkiye Yüzyılında Yeni bir anayasaya ihtiyacımız olduğu bir gerçektir. Bizi darbe anayasası gölgesinden kurtaracak olması bile tek başına önemlidir.” dedi.

    “İSO 500’E GİREN 17 KAYSERİ FİRMAMIZI KUTLUYORUM”

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından hazırlanan Türkiye’nin ilk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2022 araştırmasında Kayseri’den 17 firmamız yer aldığını belirten Başkan Gülsoy, “ 2020 yılında 15, 2021 yılında ise 18 firmamız bu listeye girmişti. İstikrarlı büyümelerini büyük bir azim ve kararlılıkla sürdürerek, İSO 500’e adını yazdıran tüm şirketlerimizi ve çalışanlarını yürekten kutluyorum. Elbette bu listede olmayı hak eden daha çok şirketimiz var. Önümüzdeki dönemlerde bu sayıyı daha da artırmak ülke ekonomisine katkı sağlamak; Türkiye’de daha fazla Kayseri, dünyada daha fazla Türkiye için hep birlikte çabalayacağız. Bu vesile ile sıralamaya giren tüm firmalarımızı bir kez daha kutluyor, başarılarının devamını diliyorum” açıklanmasında bulundu.

    Konuşmasının sonunda oda faaliyetlerine de yer veren Gülsoy, “Eylül ayında Kurulan Firma Sayısı 214 Kapanan firma sayısı ise 50 olmuştur. 703 Tescil, 352 Belge, 302 Müzekkere işlemi yapılmıştır.” dedi.

  • Dördüncü OSB’nin adı Kayseri Erciyes OSB

    Dördüncü OSB’nin adı Kayseri Erciyes OSB

    Mehmet UZEL (KAYSERİ İGFA)
    KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci, Kayseri Sanayi Odası tarafından kuruluş çalışmaları yürütülen 4. OSB’nin adının Kayseri Erciyes OSB olarak belirlendiğini söyledi.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya, sanayicilerin zor bir süreçten geçtiğini belirterek, “İçerisinden geçtiğimiz bu dönemde kaynak sıkıntısı ve kredilerin yetersizliğinin, kısıtlı miktarda bulunsa bile maliyetlerinin çok yüksek ve yönetilmez olduğu herkes tarafından kabul edilen zor bir süreçten geçiyoruz. İş insanlarımız ve yatırımcılarımız, faiz, enflasyon ve kaynak yetersizliği ile mücadele etmektedir” dedi.

    Orta Vadeli Programda yer alan hedeflerin gerçekleşmesi temennisinde bulunan Özkaya, “Bizler iş insanları olarak bu programdan öncelikle kısa vadeli beklentilerimizin karşılanmasını umuyoruz. Finansa erişim konusunda sağlam zeminler oluşturmalıyız. Bu dönemde alınacak kararların, sanayicilerimizin yatırım, ihracat ve istihdam iştahlarını kaynak yetersizliğinin etkisinde bırakmaması ve önlemlerin bu konulara göre düzenlenmesi gereklidir” diye konuştu.

    Küresel ve yerel faiz oranlarındaki artışların, önümüzdeki dönemde tüketici davranışlarında talep daralması olarak kendini hissettireceğini açıklayan Özkaya, iş insanlarının bu süreci dikkate alarak hesaplarını, stoklarını, gelir ve gider bütçelerini dünyanın ve Türkiye’nin içinden geçtiği kısmi durgunluğa göre yeniden gözden geçirmelerinde fayda olduğunu sözlerine ekledi.

    Konuşmalarını yapmak üzere kürsüye gelen Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, Ahilik kültürünü yaşatıp gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunan tüm esnaf, sanatkar ve iş insanlarımızın Ahilik Haftası’nı kutlayarak, KAYSO tarafından yılın Ahisi seçilen duayen sanayici Necmettin Bakır’ı tebrik etti.

    “Sürdürülebilir kalkınma için üretime daha çok ağırlık vermeliyiz”

    İkinci çeyrek büyüme rakamlarını değerlendiren Başkan Büyüksimitci, Türkiye’nin 2023 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 3,9 oranında büyüdüğünü hatırlatarak, “Depremin etkisinin devam ettiği dönemde beklentilerin üzerinde gerçekleşen bu büyüme oranını oldukça önemli buluyoruz” dedi.

    Sürdürülebilir kalkınma için üretime daha çok ağırlık verilmesi gerektiğinin altını çizen Büyüksimitci, “Açıklanan verilere baktığımızda dış talep ve sanayide ivme kaybı olurken, büyümeye tüketim katkısının dikkat çektiğini görüyoruz. Ülkemizin istikrarlı ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşması için üretime daha çok ağırlık vermemiz gerekiyor. Tüketimden daha yüksek bir üretim seviyesini yakalamamız için, katma değeri yüksek imalat sanayilerinin desteklenmesi ve güçlendirilmesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.

    “OVP’yi belirsizliğin azaltılması bakımından oldukça kıymetli buluyorum”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanana Orta Vadeli Programın (OVP) iş dünyasının yol haritasını görmesi ve belirsizliğin azaltılması bakımından oldukça kıymetli bulduklarını ifade eden Büyüksimitci, “Açıklanan programda, fiyat istikrarı ve finansal istikrar, yeşil ve dijital dönüşüm, iş ve yatırım ortamı gibi konulara ağırlık verilecek olması oldukça önemli.

    Programın amacına ulaşması ve ülkemizin hedeflerini yakalaması için biz de sanayiciler olarak var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

    “İstihdam konusu sorunlarımızın başında geliyor”

    Konuşmasında sanayicilerin sorunlarına da değinen Büyüksimitci, en önemli sorunlarının başında istihdam geldiğini, mera vasfındaki taşınmazların ve bürokratik gecikmelerin süre kayıplarına neden olduğunu, parsellerdeki çekme mesafelerinin inşaat alanlarına dahil edilmesi gerektiğini, mevcut sulu söndürme sistemleri uygulamalarının sanayicilere ekonomik yük ve sorumluluk getirdiğini ve son olarak sigorta şirketlerinin firmalara sigorta yapmaktan imtina ettiklerini, bunun da firmaları ciddi anlamda sıkıntıya soktuğunu belirtti.

    Marmara Bölgesi’ne alternatif, İç Anadolu- Doğu Akdeniz kuşağında yeni bir sanayi havzasının planlanmasının ülkemizin geleceğini yakından ilgilendirdiğini kaydeden Büyüksimitci, “Yeni yatırım havzası oluşmasına Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu da TOBB Türkiye Ekonomi Şurasında bahsetmişti. Yeni bir planlama yapılarak, yeni üretim alanlarının hazırlanması adına bu önerimizin dikkate alınmasını bekliyoruz” dedi.

    4. OSB

    KAYSO tarafından kuruluş çalışmalarını yürütülen 4. OSB hakkında da bilgi veren Büyüksimitci, “4. OSB’nin yer seçimi tamamlandı ve sınırları kesinleşti. Bugünkü meclisimizde de 11 asil 11 yedek üyeden oluşan 4. OSB Müteşebbis heyetimizi oylarınıza sunup, kuruluş protokolü ile birlikte Bakanlığımızdan sicil alarak, yeni OSB’mize tüzel kişilik kazandırmış olacağız. Yeni kuracağımız OSB’nin adını da Kayseri Erciyes OSB olarak belirledik” şeklinde konuşmasını tamamladı.

  • ‘Rumeli Buluşmaları’ Bursa iş dünyasına ışık tutuyor

    ‘Rumeli Buluşmaları’ Bursa iş dünyasına ışık tutuyor

    BURSA (İGFA) – Rumeli kökenli girişimcilerin Türkiye’deki ve Balkanlardaki sesi olmak ve dünyaya tanıtmak vizyonu ile çalışmalarını sürdüren RUMELİSİAD, hem üyeleri arasındaki bağları güçlendirmeyi hedefleyen hem de iş dünyasının geleceğine ışık tutan Rumeli Buluşmalarına tüm hızıyla devam ediyor.

    Rumeli Buluşmalarının95’incisi,RUMELİSİAD üyelerinin katılımıyla Almira Otel ev sahipliğinde yapıldı.

    Katılımın yoğun olduğu etkinlikte konuşan RUMELİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Zarif Alp,“Büyük RUMELİSİAD Ailesi olarak,95. Rumeli Buluşmamızı gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Aramıza yeni katılan üyelerimizle birlikte RUMELİSİAD ailemiz, her geçen gün büyümeye ve güçlenmeye devam ediyor” dedi.

    Konuşmasında, iş dünyasının beklentilerine ve yaşadığı sorunlara da değinen Zarif Alp, Bursalı sanayiciler başta olmak üzere sanayi sektörü vasıflı ve vasıfsız personel istihdam etmekte büyük sıkıntılar yaşadığına vurgu yaptı. Üretimde çeşitliliğin artırılması ve istihdam konusu çok önemli olduğunu kaydeden Alp, “Nitelikli iş gücü ve istihdamın önemini her fırsatta vurguluyoruz.Personel istihdam problemleri çözülmeli, kadınlarımızı ve gençlerimizi sanayiye kazandırmak için adımlar atılmalı, yeni teşvik programları oluşturmalıdır.Özellikle ekonomi politikalarının yeniden belirlenmesi ile beraber enflasyon kur makasının daraltılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılması iş dünyası olarak beklentilerimiz arasında.Aynı şekilde, sanayi bölgelerinin oluşturulması, artırılması ve sanayi bölge yönetmenliklerinin gözden geçirilerek en fazla 3 yıl içinde sanayi bölgelerinde yer alanların yatırım yapmasının zorunluluk olması, devir haklarının olmaması, sanayiciyi makine parkı ve istihdama yönelik yatırım kolaylıklarının sağlanması, sanayi bölgelerinin ranttan çıkarılması için gerekenlerin yapılması gerekiyor” dedi.

    Zarif Alp, konuşmasında, “Araziye çok para vermek yerine bu paraları üretime, istihdama, yatırıma harcayalım istiyoruz. Devletimizin de bu konuda somut adımlar atacağına yürekten inanıyoruz.Bunların yanında tabii küçük’ esnafın kobi yolu da açılmalı yurt içinde güçlü olan firmaların global dünyada yer almaları sağlanmalıdır.Eğitime erişim fırsatı eşitlenmeli, iş insanlarının toplumdan aldığını topluma verebilmesi için devlet muafiyetleri genişletmelidir.Teknoloji üreten sanayiler mutlak suretle desteklenerek, sanayiyi ileriye götürecek insanların yetişmesinin sağlanması gerekiyor. Ayrıca sanayiciler olarak, sürdürülebilir yaşamı destekleyen teknolojilere odaklanmalıyız.Yüksek katma değerli üretim anlayışı ile ülkemizi dünyada hak ettiği noktalara taşımak ve cumhuriyetimizin 100. yılında gerek Bursa gerekse de ülkemiz ekonomisine en yüksek düzeyde katkı sunmak adına çalışmalarımızı sürdüreceğiz” görüşlerine de yer verdi.

    RUMELİSİAD ailesine yeni katılan üyelere üyelik rozetleri takdim edilirken, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Metehan Demir ve Doç. Dr. Levent Yılmaz, ülke ve dünya ekonomisine dair güncel değerlendirmeler, siyasi iklim, yaklaşan yerel seçimler öncesi genel gündem ve yakın coğrafyamızda yaşanan gelişimleri değerlendirdi.

  • TEB ve TÜRİB’den tarımda dönüşüm için iş birliği

    TEB ve TÜRİB’den tarımda dönüşüm için iş birliği

    İSTANBUL (İGFA) – Dönüşüm sürecinde önemli görevler üstlenen TEB ve TÜRİB, gerçekleştirdikleri yeni iş birlikleriyle çiftçilerin ve üreticilerin finansmana daha kolay erişmelerine destek oluyor.

    TÜRİB’de işlem gören ELÜS’ler sayesinde, geniş kesimler hem finansman imkanına daha kolay erişebiliyor hem de piyasadaki fiyat hareketlerinden yararlanabiliyor. ELÜS, bu özellikleriyle bir yatırım aracı olmanın yanı sıra, üreticilere ve tüccarlara finansmana erişim sağlayan bir çözüm haline geliyor.

    Gerçekleştirilen iş birliğinin sektördeki önemini vurgulayan TEB KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Ali Gökhan Cengiz şunları söyledi:

    “TEB olarak uzun süredir KOBİ ve Tarım Bankacılığı alanlarında sunduğumuz ürün ve hizmetlerle hem ülke tarımının gelişmesi hem de üreticilere destek olmak için çalışıyoruz. Müşterilerimize daha iyi hizmet verebilmek için ilgili ürünlerde süreç ve altyapı hizmetlerimizle yatırımlarımızı sürekli güncelliyor, tarım sektörü iş birliklerimizle etkimizi her geçen gün büyütüyoruz. Bu doğrultuda, TÜRİB ile kuruluşundan bu yana devam eden iş birliğimizi bir üst düzeye taşımaktan mutluluk duyuyoruz. Milli gelir, ihracat ve istihdama katkısı yüksek, önemi her geçen gün daha da artan tarım sektörümüzün desteklenmesi bankamızın en öncelikleri arasında yer alıyor. ELÜS alım satım işlemlerinin 2019’da TÜRİB’in kuruluşuyla birlikte tek çatı altında toplanması ve tüm yatırımcıların ELÜS alım satımı yapabilmesine imkan sağlanmasıyla birlikte, ELÜS’lerin bir yatırım aracı ve finansman aracı olarak yaygınlaşması ve böylece sektörel derinliğin sağlanması konusunda önemli bir adım atıldı. Lisanslı depoculuk sistemi kurumsal alt yapısıyla tarım ürünleri ticaretini kolaylaştırıyor, ürün piyasalarının gelişmesine ve fiyat istikrarına katkı sunuyor. TEB olarak biz de TÜRİB aracılığıyla üretici, tüccar ve sanayicilerimize sahip oldukları ELÜS karşılığında finansman desteği ve bireysel yatırım yapmak isteyen müşterilerimize Bankamız hesaplarından ELÜS alış satış imkanı sunuyoruz.”

    TARIMIN GELECEĞİ LİSANSLI DEPOCULUK VE TÜRİB ELÜS PİYASASIYLA ŞEKİLLENİYOR

    TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali TEB ile iş birliği tanıtım toplantısında şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Borsamız çiftçilerimizin sürdürülebilir tarım üretimi için ürünlerini daha etkin şekilde pazarlamalarını, finansmana daha kolay erişmelerini ve ileri tarihli fiyat oluşumu için tarım emtiası üzerine vadeli işlem piyasasının kurulmasını sağlayarak tarım sektörünün ve ülkemiz ekonomisinin istikrarlı büyümesi için önemli bir rol üstleniyor. TÜRİB ELÜS Piyasası, sadece 4 yılda ELÜS işlem hacmini, kendinden önceki 4 yılın işlem hacmi ile karşılaştırdığında 20 kat artırarak etkileyici bir başarıya imza attı. 37 milyon ton ürünün el değiştirdiği 160 milyar TL’lik bir hacme ulaşıldı. Tarım sektörüne çok önemli bir hizmet sunan İşlem Platformumuz, 200.000’den fazla kayıtlı yatırımcıyı şeffaf işlem ortamında bir araya getirdi. Lisanslı depolar sayesinde güvence altına alınan ürünler, modern teknoloji ile korunarak gıda arz güvenliğine katkı sağlıyor. ELÜS kredileri, lisanslı depoculuğun gelişimine ve ELÜS kullanımının yaygınlaşmasına destek olarak başta çiftçilerimiz olmak üzere sektöre önemli bir finansman çözümü sunuyor. TEB ile çiftçilerimizin, üreticilerimizin, sanayicilerimizin finansmana erişimini sağlamak adına bankacılık sektörüyle iş birliği yaparak ihtiyaçları belirlemeyi ve süreçleri iyileştirmeyi önemsiyoruz. Bu çerçevede, TÜRİB olarak TEB’in bu alandaki hizmetlerini geliştirmesine destek vermekten büyük mutluluk duyuyoruz”

  • Sanayinin devleri belli oldu

    Sanayinin devleri belli oldu

    İSTANBUL (İGFA) – İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından hazırlanan sanayi sektörünün devler ligini belirleyen ve 1968’den bu yana aralıksız olarak açıklanan ‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması’nın 2022 yılı sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı.

    İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan tarafından açıklanan ‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması toplantısına İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları İrfan Özhamaratlı ve Cemal Keleş katıldı. Öte yandan güncel İSO 500’ün yanında, son 5 yıldır olduğu gibi araştırmanın 50 yıl önceki yani 1973 yılında yapılan ve 100 Büyük Firma olarak yapılan araştırmanın içeriği de paylaşıldı. İSO 500 çalışmasında 2022 yılında üretimden satışlara göre en büyük kuruluş, 418,4 milyar liralık satışlarıyla Tüpraş olurken, bu kuruluş uzun yıllardır sürdürdüğü liderliğini 2022 yılında da korudu. 2022 yılında üretimden satışlara göre ikinci büyük kuruluş 189,2 milyar lira ile Star Rafineri oldu. Üçüncü sırada ise 140,1 milyarlık üretimden satışlarıyla Ford Otomotiv yer aldı. Sıralamanın ilk 10’unda yer alan şirketlerde 2021 yılına göre bir değişiklik olmadı.

    DEPREM BÖLGESİNDEN 66 FİRMA LİSTEDE

    Geçtiğimiz yıllarda mayıs ayında paylaşılan araştırmanın, bu yıl 11 ilimizi etkileyen ve tüm Türkiye’yi yasa boğan deprem felaketi nedeniyle eylül ayında açıklandığını ifade eden Erdal Bahçıvan, “Bu yılın başında ülkemizi derinden yaralayan Kahramanmaraş depremini yaşadık. On binlerce vatandaşımızı kaybettik. Acılarımız hala çok taze. Dünyada eşi benzeri olmayan ve 11 ilimizi etkileyen felaketin ekonomik yıkımı da büyük oldu. Birçok sanayi tesisimiz haftalarca faaliyete geçemedi. Devletimiz bu bölgede mücbir sebep hali ilan ederek firmalarımızın vergisel yükümlülüklerini erteledi. Takdir edersiniz ki İSO 500 Büyük Listesi içinde her yıl bu 11 ilimizden çok sayıda sanayi kuruluşumuz yer alıyor. 2021 listemizde bu rakam 72 idi. 2022 yılında ise bu sayının 66 olduğunu görüyoruz. Bu şirketlerimizin de mali verilerini paylaşabilme noktasına gelmesiyle birlikte İSO 500 araştırmamıza başlayarak en kısa sürede tamamladık.” diye konuştu.

    İSO 500’de mali borçların yüzde 64 artışla 796 milyar liradan 1,3 trilyon liraya çıktığını duyuran Erdal Bahçıvan, “Diğer borçların da yüzde 70’e yakın artışla 711 milyar liradan 1,2 trilyon liraya yükseldiği anlaşılıyor. 2021’e benzer şekilde 2022’de de diğer borçların mali borçların üzerinde bir büyüme sergilediği dikkat çekiyor. Başka bir deyişle faaliyetlerin finansmanında ticari borçlar daha fazla kullanılmış durumda. Ticari borç kullanımının artmasından, firmaların kaynak ihtiyacını finans kuruluşları dışında, kendi içlerinde borçlanarak çözmeye çalıştıklarını anlıyoruz. Ekonominin küçülmeye başladığı bir dönemde bu borç döngüsüne girilmesi, reel sektörü en çok zorlayan konulardan biri olacaktır. Bu durumun önümüzdeki günlerde sektörler arasındaki değer zincirlerinde bir kırılmaya neden olabileceğine dikkatinizi çekmek istiyorum. İSO 500 kuruluşlarında borçların vadelerine göre gelişimine baktığımızda ise kısa vadeli mali borçlardaki artışın yüzde 99 ile uzun vadeli mali borçlardaki yüzde 37’lik artışın üzerinde gerçekleştiğini görüyoruz. Kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payının 2022’de ilk kez yüzde 50 bandını aşarak yüzde 42,8’den yüzde 52,1’e yükselmesi dikkat çekiyor. Bu artışta, negatif faiz ortamının yanı sıra yeni kredi uygulamalarının kısa vadeli kredi kullanımını özendirmede etkili olduğu anlaşılıyor. Yüksek faiz ortamında firmaların bu durumdan çok daha olumsuz etkileneceğini söyleyebiliriz.” dedi.

    ‘DEVREDEN KDV ALACAKLARI BANKA TEMİNATI OLSUN’

    Devreden KDV sorunu ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Erdal Bahçıvan, sorunun çözümü noktasında da önerilerini sundu. Erdal Bahçıvan, “İSO olarak her fırsatta dile getirdiğimiz devreden KDV sorunu 2022’de çok daha belirgin bir hale geldi. İSO 500’ün devreden KDV yükü yüzde 107 oranında artarak 49 milyar liraya yaklaştı.

    OVP’NİN BAŞARISI DIŞ KAYNAK AKIŞINI SAĞLAYACAKTIR

    Türk sanayicisinin, özellikle pandemi ile başlayan dış pazarlardaki dalgalanmalara ve kırılmalara, Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı tedarik sorunlarına ve içerdeki finansman sıkıntılarına karşın, her zaman olduğu gibi 2022 yılında da Türkiye’nin büyüme ve kalkınması mücadelesinde en ön saflarda yer almaya devam ettiğine vurgu yapan Erdal Bahçıvan, “Bugün sizlerle paylaştığımız İSO 500 verilerini, sanayicilerimizin ülkemizin geleceğine olan inancının bir göstergesi olarak da kabul etmeliyiz. Bu inancın ve azmin azalmadan devam edebilmesi için sanayicimizin, üretim hayatının en büyük ihtiyacı finansal istikrardır. Bu bağlamda, her fırsatta dile getirdiğimiz sürdürülebilir ve nitelikli büyüme için gerekli olan finansal istikrarın yeniden tesisi doğrultusunda ekonomi yönetimi tarafından atılan adımları önemli buluyoruz. Bu nedenle hepimizin beklediği ve Oda olarak da destek verdiğimiz, üzerinde özenli bir çalışma yapılarak kısa süre önce açıklanan “Orta Vadeli Programı” çok önemsiyoruz. Kararlılıkla uygulanmasını beklediğimiz Orta Vadeli Programın başarısının, ülkemizin uzun süredir ihtiyaç duyduğu dış kaynak akışını da sağlayacağına inanıyorum. Bu kaynak akışının; uzun süredir ihtiyaç duyduğumuz teknolojiye dayalı, nitelikli yeni sanayi yatırımları ile buluşturulması en büyük dileğimiz.” dedi.