Etiket: Ekonomi

  • Ekonomistler, Fed’in Temmuz 2024’e kadar faiz oranlarını korumasını bekliyor

    Ekonomistler, Fed’in Temmuz 2024’e kadar faiz oranlarını korumasını bekliyor

    Reuters’ın ekonomistler arasında yaptığı son ankete göre, ABD Merkez Bankası’nın faiz oranlarını en az Temmuz ayına kadar koruyacağı tahmin ediliyor. Hafif bir çoğunluk oluşturan bu grup, ilk faiz indiriminin bir teşvik dalgasının başlangıcından ziyade reel faiz oranında bir ayarlama olacağını öne sürüyor.

    1 Aralık ve 6 Aralık tarihleri arasında ankete katılan 102 ekonomistten beşi hariç hepsi, Fed Başkanı Jerome Powell’ın geçen hafta yaptığı ve gerekirse politikayı daha da sıkılaştırmaya hazır olduklarını belirten açıklamalarına rağmen, Fed’in faiz artırım döngüsünü tamamladığına inanıyor.

    Şimdi odak noktası, federal fon oranının %5,25-%5,50 aralığında ne kadar kalacağı ve önümüzdeki yıl faiz indirimlerinin kapsamı. Piyasanın Mart ayından itibaren yaklaşık 150 baz puanlık indirim beklentisi, ekonomistlerin daha az indirim öngören tahminleriyle keskin bir tezat oluşturuyor.

    Ekonomistlerin yarısından fazlası, 102 ekonomistten 52’si, en az Temmuz ayına kadar faiz indirimi öngörmezken, yaklaşık dörtte üçü, 102 ekonomistten 72’si, gelecek yıl için 100 baz puan veya daha az indirim öngörüyor. Yılın ilk yarısında faiz indirimi bekleyen analistlerin oranı, son dönemde önemli değişimler gösteren piyasa hareketleriyle tezat oluşturacak şekilde azalıyor.

    Citi’nin baş ABD ekonomisti Andrew Hollenhorst, yüksek enflasyonun faiz indirimlerini daha belirgin bir ekonomik yavaşlama olana kadar erteleyeceğine inanıyor. Federal Açık Piyasa Komitesi’nin faiz indirimlerine 2024’ün üçüncü çeyreğinde başlayacağını öngörüyor. Hollenhorst ayrıca, ekonomik faaliyet güçlü kalırken enflasyonun ılımlı seyretmesi halinde Fed’in kredibilitesini güçlendirmek için faiz indirimlerini erteleyebileceğini öne sürüyor.

    Tüketici fiyat endeksi ve çekirdek PCE dahil olmak üzere enflasyon ölçütlerinin kademeli olarak düşmesi ancak en az 2025 yılına kadar Fed’in %2’lik hedefinin üzerinde kalması bekleniyor. Ekonomistler, mevcut oranın korunmasının, enflasyon düştükçe reel faiz oranını daha kısıtlayıcı hale getireceğini ve potansiyel olarak ekonomiyi aşırı yavaşlatacağını savunuyor.

    Ankete katılan 38 kişiden 26’sı olmak üzere çoğunluk, ilk faiz indiriminin ekonomiyi canlandırmak yerine reel faiz oranını aşağı yönlü ayarlamayı hedefleyeceğine inanıyor.

    Geçtiğimiz çeyrekteki güçlü büyümeye rağmen, ABD ekonomisinin yavaşlayacağı ve bu çeyrekte %1,2, 2024 yılında ise ortalama %1,2 oranında genişleyeceği tahmin edilmektedir. Bununla birlikte, ekonomi son kırk yılda 525 baz puanlık faiz artışına karşı dirençli olmuştur ve istihdam yaratmaya devam etmesi, işsizlik oranını düşük ve fiyat baskılarını yüksek tutması beklenmektedir.

    Morgan Stanley (NYSE:MS)’de baş ABD ekonomisti olan Ellen Zentner, yaklaşan faiz ayarlamalarına bir gevşeme döngüsü olarak atıfta bulunulmamasını tavsiye ediyor ve Fed’in 2024’te faizleri düşürmeye başladığında, enflasyon eğilimlerine uyum sağlamak için hala bir kısıtlayıcılık seviyesini koruyacağını vurguluyor.

    Reuters bu makaleye katkıda bulunmuştur.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Ekonomistler, Fed’in Temmuz 2023’e kadar faiz oranlarını korumasını bekliyor

    Ekonomistler, Fed’in Temmuz 2023’e kadar faiz oranlarını korumasını bekliyor

    Reuters’ın ekonomistler arasında yaptığı son ankete göre, ABD Merkez Bankası’nın faiz oranlarını en az Temmuz 2023’e kadar koruyacağı tahmin ediliyor. Hafif bir çoğunluk oluşturan bu grup, ilk faiz indiriminin bir teşvik dalgasının başlangıcından ziyade reel faiz oranında bir ayarlama olacağını öne sürüyor.

    1 Aralık ve 6 Aralık tarihleri arasında ankete katılan 102 ekonomistten beşi hariç hepsi, Fed Başkanı Jerome Powell’ın geçen hafta yaptığı ve gerekirse politikayı daha da sıkılaştırmaya hazır olduklarını belirten açıklamalarına rağmen, Fed’in faiz artırım döngüsünü tamamladığına inanıyor.

    Şimdi odak noktası, federal fon oranının %5,25-%5,50 aralığında ne kadar kalacağı ve önümüzdeki yıl faiz indirimlerinin kapsamı. Piyasanın Mart ayından itibaren yaklaşık 150 baz puanlık indirim beklentisi, ekonomistlerin daha az indirim öngören tahminleriyle keskin bir tezat oluşturuyor.

    Ekonomistlerin yarısından fazlası, 102 ekonomistten 52’si, en az Temmuz ayına kadar faiz indirimi öngörmezken, yaklaşık dörtte üçü, 102 ekonomistten 72’si, gelecek yıl için 100 baz puan veya daha az indirim öngörüyor. Yılın ilk yarısında faiz indirimi bekleyen analistlerin oranı, son dönemde önemli değişimler gösteren piyasa hareketleriyle tezat oluşturacak şekilde azalıyor.

    Citi’nin baş ABD ekonomisti Andrew Hollenhorst, yüksek enflasyonun faiz indirimlerini daha belirgin bir ekonomik yavaşlama olana kadar erteleyeceğine inanıyor. Federal Açık Piyasa Komitesi’nin faiz indirimlerine 2024’ün üçüncü çeyreğinde başlayacağını öngörüyor. Hollenhorst ayrıca, ekonomik faaliyet güçlü kalırken enflasyonun ılımlı seyretmesi halinde Fed’in kredibilitesini güçlendirmek için faiz indirimlerini erteleyebileceğini öne sürüyor.

    Tüketici fiyat endeksi ve çekirdek PCE dahil olmak üzere enflasyon ölçütlerinin kademeli olarak düşmesi ancak en az 2025 yılına kadar Fed’in %2’lik hedefinin üzerinde kalması bekleniyor. Ekonomistler, mevcut oranın korunmasının, enflasyon düştükçe reel faiz oranını daha kısıtlayıcı hale getireceğini ve potansiyel olarak ekonomiyi aşırı yavaşlatacağını savunuyor.

    Ankete katılan 38 kişiden 26’sı olmak üzere çoğunluk, ilk faiz indiriminin ekonomiyi canlandırmak yerine reel faiz oranını aşağı yönlü ayarlamayı hedefleyeceğine inanıyor.

    Geçtiğimiz çeyrekteki güçlü büyümeye rağmen, ABD ekonomisinin yavaşlayacağı ve bu çeyrekte %1,2, 2024 yılında ise ortalama %1,2 oranında genişleyeceği tahmin edilmektedir. Bununla birlikte, ekonomi son kırk yılda 525 baz puanlık faiz artışına karşı dirençli olmuştur ve istihdam yaratmaya devam etmesi, işsizlik oranını düşük ve fiyat baskılarını yüksek tutması beklenmektedir.

    Morgan Stanley (NYSE:MS)’de baş ABD ekonomisti olan Ellen Zentner, yaklaşan faiz ayarlamalarına bir gevşeme döngüsü olarak atıfta bulunulmamasını tavsiye ediyor ve Fed’in 2024’te faizleri düşürmeye başladığında, enflasyon eğilimlerine uyum sağlamak için hala bir kısıtlayıcılık seviyesini koruyacağını vurguluyor.

    Reuters bu makaleye katkıda bulunmuştur.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Altının gram fiyatı 1.898 liradan işlem görüyor

    Altının gram fiyatı 1.898 liradan işlem görüyor

    Dün altının ons fiyatındaki artışa paralel değer kazanan altının gram fiyatı, günü yüzde 0,25 yükselişle 1.902 liradan tamamladı. Altının gram fiyatı yeni güne düşüşle başlamasının ardından saat 11.30 itibarıyla 1.898 lira seviyesinde bulunuyor.

    ÇEYREK VE CUMHURİYET ALTINI NE KADAR?

    Aynı dakikalar itibarıyla çeyrek altın 3 bin 130 liradan, cumhuriyet altını 12 bin 790 liradan satılıyor. Yükseliş eğilimini üst üste altıncı işlem gününe taşıyarak tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın seyreden altının ons fiyatı ise şu sıralarda 2 bin 44 dolarda bulunuyor.

    FED’DEN 2024’ÜN İLK YARISINDA FAİZ İNDİRİMİ BEKLENİYOR

    Analistler, ABD ekonomisinin yumuşak iniş yapabileceği ihtimalinin varlık fiyatları üzerinde etkili olduğunu ifade etti. ABD’de dün açıklanan makroekonomik verilerin ardından ABD Merkez Bankasının (Fed) şahin adımlarının sonuna geldiği ve gelecek yılın ilk yarısında faiz indirimlerine başlayabileceği ihtimali güçleniyor.

    Ülkede Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) temmuz-eylül döneminde yüzde 5,2 ile beklentilerin üzerinde artış gösterirken, ABD ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde, 2021 yılının son çeyreğinden bu yana en güçlü büyümeyi kaydetti. ABD ekonomisinin bu yılın üçüncü çeyreğinde beklentilerin üzerinde büyümesine rağmen tüketici harcamalarındaki ivmenin zayıfladığı görüldü.

    Üçüncü çeyrekte kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksindeki artış, yüzde 2,9’dan yüzde 2,8’e düşürüldü. Gıda ve enerji harcamalarının hesaplama dışı tutulduğu çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksindeki artış da yüzde 2,4’ten yüzde 2,3’e revize edildi.

    Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in gelecek iki toplantıda politika faizini sabit tutmasına kesin gözüyle bakılırken, bankanın haziranda faiz indirimine başlayacağına yönelik tahminler mayıs ayına taşındı.

    TÜRKİYE EKONOMİSİ YÜZDE 5,9 BÜYÜDÜ

    Bugün açıklanan verilere göre, Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5,9 büyüdü. AA finans beklenti anketine katılan ekonomistler ekonominin yüzde 5,19 oranında büyüyeceğini öngörüyordu.

    ONS ALTINDA 2.060 DOLAR DİRENÇ KONUMUNDA

    Bugün yurt içinde TCMB’nin Para Politikası Kurulu (PPK) özeti ile haftalık para ve banka istatistikleri, yurt dışında ise Euro Bölgesi’nde enflasyon ve ABD’de kişisel gelirler ve harcamalar başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini aktaran analistler, teknik açıdan altının ons fiyatında 2 bin 60 ve 2 bin 70 dolar seviyelerinin direnç, 2 bin 30 ve 2 bin dolar seviyelerinin destek konumunda olduğunu bildirdi.

    Kaynak: AA / Ekonomi
  • Güne düşüşle başlayan dolar 28,82’den işlem görüyor

    Güne düşüşle başlayan dolar 28,82’den işlem görüyor

    Dün yükseliş eğiliminde hareket eden dolar, günü yüzde 0,08 artışla 28,9314 liradan tamamlamıştı. Dolar/TL, güne düşüşle başlamasının ardından saat 11.20 itibarıyla önceki kapanışının hemen üzerinde 28,82’den işlem görüyor.

    EURO VE STERLİN NE KADAR?

    Aynı dakikalarda euro/TL 31,60’dan, sterlin/TL ise 36,62’den satılıyor. Dolar endeksi ise şu sıralarda yüzde 0,1 primle 102,8 seviyesinde dengelendi.

    FED’İN FAİZİ SABİT BIRAKMASI BEKLENİYOR

    Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in gelecek iki toplantıda politika faizini sabit tutmasına kesin gözüyle bakılırken, bankanın haziranda faiz indirimine başlayacağına yönelik tahminler mayıs ayına taşındı.

    ERKAN: ENFLASYONDAKİ GERİLEME DEVAM EDECEK

    Dün açıklamalarda bulunan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, enflasyonun ana eğiliminde bir gerileme başladığını belirterek, “Kasım ayı öncü göstergeleri aylık enflasyondaki gerilemenin devam edeceğine işaret etmekte.” dedi.

    TCMB’nin iletişim dilinin piyasalar açısından oldukça tatmin edici olduğunu belirten analistler, özellikle son dönemde öngörülebilirliğin artmaya başladığını ve bu durumda TCMB’nin kullandığı iletişim dilinin etkili olduğuna dikkati çekti.

    Dün Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) düşüş eğilimini sürdürerek, 332,8 baz puan ile 19 Mart 2021’den bu yana en düşük günlük kapanışını gerçekleştirdi.

    TÜRKİYE EKONOMİSİ YÜZDE 5,9 BÜYÜDÜ

    Ayrıca, bugün açıklanan verilere göre Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5,9 büyüdü. AA finans beklenti anketine katılan ekonomistler ekonominin yüzde 5,19 oranında büyüyeceğini öngörüyordu.

    Analistler bugün yurt içinde TCMB’nin Para Politikası Kurulu (PPK) özeti ile haftalık para ve banka istatistikleri, yurt dışında ise Euro Bölgesi’nde enflasyon ve ABD’de kişisel gelirler ve harcamalar başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini aktararak, teknik açıdan dolar endeksinde 102 seviyesinin destek, 103 ve 105’in direnç konumunda olduğunu kaydetti.

    Kaynak: AA / Ekonomi
  • Türkiye Merkez Bankası enflasyon krizinin ortasında faiz oranlarını %40’a yükseltti

    Türkiye Merkez Bankası enflasyon krizinin ortasında faiz oranlarını %40’a yükseltti

    ANKARA – Türkiye Merkez Bankası, ülkenin yükselen enflasyonuyla mücadele etmek için cesur bir adım atarak faiz oranlarını beş puan arttırdı ve oranı %40’a yükseltti. Bu karar, yüzde altmışı aşan enflasyonu dizginlemeyi amaçlayan agresif bir parasal sıkılaştırma döngüsünün bir parçası. Bankanın orta vadeli hedefi enflasyonu yüzde beş civarına düşürmektir.

    Faiz artırımı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görevdeki ilk yıllarındaki politikalarından önemli bir değişime işaret ediyor. Erdoğan, 2003 yılından bu yana, büyük ölçüde iddialı kalkınma projeleri sayesinde Türkiye’nin dünyanın en büyük on dokuzuncu ekonomisi haline gelmesini sağladı. Ancak bu çabalar, 2019 yılında liranın dolar karşısında keskin bir düşüş yaşamasına ve temel ihtiyaç maddelerinin maliyetlerinin artmasına neden olan yüksek enflasyonla birlikte geri tepmeye başladı.

    Ekonomi stratejisindeki bu geri dönüş, Erdoğan’ın dar bir seçim zaferinin ardından yeniden seçildiği yıla denk geliyor. Önceki politika yapıcıların yerine Hafize Gaye Erkan ve Mehmet Şimşek’in atanması, eski ekonomi politikalarının tersine çevrilmesine yol açtı. Yeni yönetim, Haziran ayında faiz oranlarını yüzde sekiz buçuktan yüzde on beşe çıkararak göreve başladı ve Erdoğan’ın dış finansmanlı projelere büyük ölçüde bel bağladığı ilk mali yaklaşımından bir sapmaya işaret etti.

    Önceki kesintiler, o yılın Ağustos ayında enflasyonun yüzde seksenin üzerine çıkmasına katkıda bulunmuştu. Mevcut artış, Erkan ve Şimşek’in genellikle harcamaları ve borçlanmayı azaltarak enflasyonu kontrol altına almak için kullanılan yüksek faiz oranları yoluyla ekonomiyi istikrara kavuşturmaya çalışması nedeniyle ciddi bir yön değişikliğini yansıtıyor.

    Bu son artışla birlikte Türkiye, enflasyonu olağanüstü yüksek seviyelerden aşağı çekmeye çalışırken son zamanların en hızlı parasal daralmalarından birini yaşıyor. Merkez Bankası’nın bu kararlı adımı, ekonomik istikrarı yeniden tesis etme ve Türk vatandaşlarının satın alma gücünü aşındıran fiyat artışını kontrol altına alma konusundaki kararlılığına işaret ediyor.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, enflasyonda tek hane için 2026’yı işaret etti

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, enflasyonda tek hane için 2026’yı işaret etti

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin kasım ayı olağan toplantısı ’21’inci Yüzyılın İleri teknoloji ve Yeşil Ekonomiye Dayalı Sanayisini Oluşturmak İçin Devlet-Özel Sektör İşbirliğini Geliştirmenin Önemi’ ana gündemi ile düzenlendi. İSO’nun Beyoğlu’ndaki merkez binasında gerçekleşen toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da katıldı. Yılmaz burada yaptığı konuşmada, enflasyonda tek hane için 2026’yı işaret etti. Yılmaz, “Bu yıl yüzde 65 civarında gerçekleşecek enflasyonun kademeli bir şekilde düşerek 2026 yılında tek haneli rakamlara döneceğini öngörüyoruz.” dedi.

    “20 YILLIK DÖNEMDE ORTALAMA 5.4’LÜK BÜYÜME”

    Toplantıda konuşan Cevdet Yılmaz, ” Türkiye, 20 yıllık dönemde yıllık ortalama 5.4 büyümüş. Dünya büyümesinin aşağı yukarı 1,8 puan üzerinde bir ortalamayla büyüme kaydetmişiz. 50 yıllık, 100 yıllık perspektiflerle bu tür farklara baktığınız zaman asıl ülkeleri uluslararası alanda öne çıkaran hususun bu performans olduğunu ifade etmek isterim. Siz yürürken başkaları da yürüyor. Önemli olan onlara göre nisbi konumunuz. Türkiye gerçekten iyi bir performans sergilemiş durumda. 2020-2022 dönemine baktığımızda birikimli olarak dünya yüzde 7 büyümüş, Türkiye aynı dönemde yüzde 20’ye yakın büyüme performansı sergilemiş. Son hesaplamalara göre 13 bin 800 doları açtığınız zaman yüksek gelirli ülkeler ligine terfi ediyorsunuz, bu süreçte Türkiye düşük orta gelirli ülkeler kategorisinden, orta yüksek gelirli ülkeler kategorisine geçmiş ama yüksek gelirli ülkeler ligine henüz geçebilmiş değiliz” dedi.

    “MAYIS AYINDAKİ SEÇİMLE SİYASİ BELİRSİZLİK ORTADAN KALKTI”

    Belirsizliğin ekonominin düşmanı olduğunu ve mayıs ayındaki seçimle birlikte siyasi belirsizliklerin ortadan kalktığını, yerel seçimlerin de makro politikaları çok etkilemediğine dikkat çeken Cevdet Yılmaz, “Ekonominin en önemli boyutu itibarıyla Türkiye farklı bir döneme girmiş oldu. Özel sektörle istişareye büyük önem verdik. Makro olarak görünümü nedir diye bakarsanız 4 amaç şekillendirdi. Birincisi afetin yaralarının sarılması ve afet risklerinin azaltılması. Bu çok kıymetli bir şey. Şubat ayında tarihimizin en büyük depremini yaşadık. Acil müdahale kısmı bitti ama asıl iş rehabilitasyon. 100 binlerce vatandaşımıza konut yapıyoruz, bozulan alt yapıyı tamir ediyoruz. Diğer yandan bu bölgelerimizdeki sosyo-ekonomik hayatı normalleştirmeye ve bu bölgelerimizi üretken hale taşımaya gayret ediyoruz. Bununla eş zamanlı şekilde gelecek afetlerin riskini azaltmaya dönük olarak kentsel dönüşüm başta olmak üzere çeşitli tedbirler alıyoruz. Bu kapsamda bütçemize çok ciddi kaynaklar koymuş durumdayız. Merkezi yönetim bütçemizde 762 milyar lira ödenek koymuş durumdayız.

    Gelecek yıl ki bütçemizde 1 trilyon 28 milyar lira kaynağı ayırmış durumdayız. 3-4 yılık dönem itibariyle baktığınızda 3 trilyondan fazla parayı merkezi yönetim bütçesinden bu alanlara harcamış olacağız. Bunlar hem halkımızın yaralarını saracak hem de Türkiye’yi çok daha güvenli bir şekilde güçlü bir bünyeyle geleceğe taşıyacak yatırımlar. Bu yıl ve gelecek yıl bütçemizdeki açığı bu yüzden bir miktar artırıyoruz. Normalde 3-3 buçuk civarında seyreden açık, bu yıl ve gelecek yıl için 6,4 civarında tahmin ediliyor. Ağırlıklı yük bu yıl ve gelecek yıl. Türkiye, bu 2 yıl geçici olarak, bütçemizde yapısal bir bozulmaya yol açmadan, deprem harcamalarının iyi tarafı bu, tek seferlik harcamalar, her yıl 40 sene devam edecek türden harcamalar değil. Yatırım niteliğinde harcamalar. Sonuç itibariyle ülkemizin geleceğine yapılmış harcamalar. Bu yıl ve gelecek yıl belki bizi biraz bütçe açısından yoracak ama ülkemizi çok daha güvenli şekilde geleceğe taşıyacak yatırımlar. Orta Vadeli Programımızda ve bütçemizde de buna büyük bir ağırlık vermiş durumdayız” ifadelerini kullandı.

    “ENFLASYONUN 2026’DA TEK HANELİ RAKAMLARA DÖNECEĞİNİ ÖNGÖRÜYORUZ”

    Yılmaz, “İkinci temel amacımız makro ekonomik ve finansal istikrarın sağlanması enflasyonun orta vadede tek haneli rakamlara yeniden düşürülmesi. Belli risklerimizi azalttık, döviz rezervlerimizde büyük bir artış sağlandı. Hem döviz riskini hem bütçe riskini azaltıcı tedbirler aldık. Bunun sonucundadır ki ülkemizin risk primlerinde bir düşüş ortaya çıktı. Son dönemlerde 340’lara kadar gerilediğini görüyoruz. Bu yıl yüzde 65 civarında gerçekleşeceğimiz enflasyonun kademeli bir şekilde düşerek 2026 yılında tek haneli rakamlara döneceğini öngörüyoruz. Aylık bazda bir miktar düşmeye başladı. Yıllık etkisini gelecek yılın ortalarından itibaren göreceğiz yeni politikaların. Çünkü yüksek baza girmiş rakamlar var. Bu konuları çalışırken Merkez Bankamızla birlikte çalışarak belli bir anlayış birliği içinde hareket ediyoruz. Herkes kendi alanında nihai yetkiye elbette sahip. Bütün dünyada olduğu gibi bizde de para politikası, maliye politikası ve yapısal reformlar, bu 3 alanın koordinasyonu da çok önemli. Bütün bu istikrarı, gelişmeleri ne için işitiyoruz’ Ülkemizin refahını, katma değerini ekonomisini sürdürülebilir, istikrarlı şekilde büyütmek için istiyoruz. Enflasyonu düşürmemiz bu perspektifimize de güç veriyor. Belirsizliği azaltarak, ön görülebilirliği artırarak enflasyondaki düşüş, makro istikrardaki kuvvetlenme büyüme perspektifimize güç veriyor” diye konuştu.

    “TÜRKİYE YÜKSEK GELİRLİ ÜLKELER LİGİNE ADIM ATMIŞ OLACAK”

    Yılmaz, “IMF tahminlerine göre ortalama 3 civarında bir büyüme görünüyor dünyada. Geçen yıl 906 milyar dolarmış milli gelirimiz, bu yıl 1 trilyon 67 milyar diye tahmin etmişiz. Şu an 12 ay geriye gittiğimiz zaman, 12 aylık milli gelirimiz 1 trilyonu aşmış durumda hali hazırda. Muhtemelen 1.1 trilyona yakın, o civarda bir milli gelire ulaşmış olacağız. Bu da kişi başına gelirimizi 10 bin 659 dolardan 12 bin 415 dolar seviyelerine getirmiş olacak. Dönem sonunda 1.3 trilyonluk bir ekonomi olmayı hedefliyoruz. Kişi başına gelirimizin de 14 bin 855 dolara nominal dolar bazında 15 bin dolarlara yakınsamasını bekliyoruz. Bu ne demek, yüksek gelirli ülkeler ligine terfi etmek demek. Uluslararası eşik 13 bin 800 dolar. Bu eşiği aşarak Türkiye yüksek gelirli ülkeler ligine alt sıralardan da olsa adımını atmış olacak. Ortalama büyümemizin bu dönem yüzde 4,5 civarında olmasını hedefliyoruz” dedi.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel
  • SNB döviz rezervlerini yedi yılın en düşük seviyesine indirirken İsviçre Frangı geriledi

    SNB döviz rezervlerini yedi yılın en düşük seviyesine indirirken İsviçre Frangı geriledi

    İsviçre Frangı bugün Asya seansında düşüşe geçti ve USD/CHF 0,8830 seviyesinden işlem gördü. Bu hareket, İsviçre Ulusal Bankası’nın (SNB) döviz rezervlerini geçen yılın zirvesi olan 950 milyar CHF’den önemli ölçüde düşürerek yedi yılın en düşük seviyesi olan 657 milyar CHF’ye indirdiğini açıklamasının hemen ardından geldi. Bu azalma, merkez bankasının tüccarlar tarafından yakından izlenen geri dönüş çabalarını yansıtıyor.

    Daha geniş piyasa da ABD’den gelen bir dizi ekonomik veriyi sindiriyor. Dün ABD Tüketici Güven Endeksi, 60,5 olan beklentinin biraz üzerinde 61,3 olarak kaydedilerek olumlu bir sürpriz yaptı. Ancak bu durum, daha mütevazı bir düşüş öngören tahminleri aşarak %5,4 oranında düşen Dayanıklı Mal Siparişlerinde beklenenden daha keskin bir düşüşle tezat oluşturdu.

    Ayrıca, ABD’de İşsizlik Başvuruları bir önceki haftaki 233 bin sayısına kıyasla 209 bin ile tahmin edilenden daha fazla geriledi. Bu rakamlar, yatırımcılar arasında kalıcı enflasyon ve yavaşlayan bir ekonomi olasılığına ilişkin endişeleri artırdı ve bu da Federal Rezerv tarafından daha agresif sıkılaştırma önlemlerine yol açabilir.

    Yatırımcılar ve analistler ileriye bakarken, piyasanın yönünü ölçmek için başka ekonomik göstergeleri de merakla bekliyor. Önümüzdeki Cuma günü, ekonomik sağlık ve gelecekteki potansiyel piyasa hareketleri hakkında ek bilgiler için dikkatler İsviçre 3. Çeyrek İstihdam verilerine ve ABD S&P Global PMI raporlarına çevrilecek. Bu veri noktalarının, devam eden ekonomik manzarayı ve merkez bankası politikalarını değerlendirirken tüccarlar için yeni bir ivme sağlaması bekleniyor.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Arjantin’in yeni Devlet Başkanı Javier Milei’nin kostüm giyip şarkı söylediği anlar

    Arjantin’in yeni Devlet Başkanı Javier Milei’nin kostüm giyip şarkı söylediği anlar

    Arjantin‘in yeni Devlet Başkanı Javier Milei, geçmişte süper kahraman kostümü giyip şarkı söylediği anlarla gündemde. Sıra dışı eylemleriyle de tanınaneline aldığı testereyi sağa sola salladığı görüntülerle de çok konuşulmuştu.

    Ekonomik anlamda zor zamanlar geçiren Arjantin‘de oyların yüzde 56’sını alan aşırı sağcı Javier Milei seçimi kazanarak yeni devlet başkanı seçildi. Daha önce merkez bankasını kapatma ve para birimini dolar yapma sözü veren Milei’nin zaferinin ardından geçmişte yaptığı olağan dışı eylemler ve renkli anlar sosyal medyada paylaşıldı.

    KOSTÜM GİYİP ŞARKI SÖYLEDİ

    Anlık patlamaları ve saldırgan söylemleri nedeniyle El Loco (“Deli”) lakabı takılan Milei’nin geçmişte süper kahraman kostümü giyip şarkı söylediği anlar dikkat çekti.

    TESTERELİ GÖRÜNTÜSÜ İLE HAFIZALARA KAZINDI

    “Deli” lakaplı Milei, seçim döneminde de meydanlarda sıra dışı görüntüler vermiş ve eline aldığı testereyi sağa sola sallayarak “ekonomiye de böyle dalacağını” belirtmişti.

    MERKEZ BANKASI’NI KAPATMAK İSTİYOR

    Arjantin‘deki ekonomik duruma ilişkin konuşan Milei, “Önümüzde enflasyon, işsizlik ve yoksulluk gibi çok büyük sorunlar var. Durum kritik ve yarım yamalak tedbirlere yer yok” ifadesini kullandı. Ekonomist ve eski televizyon yorumcusu 53 yaşındaki Javier Milei, Arjantin Merkez Bankası’nı kapatmak istediğini belirtmiş, ülke ekonomisini düzeltme sözü vermişti. Milei’nin ABD dolarını ülkenin resmi para birimi yapma vaadi halktan büyük destek toplamış, ancak birçok ekonomi uzmanı bunun ekonomik bir felakete yol açacağını ifade etmişti.

    LAKABI “DELİ”

    Milei, 22 Ekim 1970’de Buenos Aires’in Palermo kentinde doğdu. Milei Katolik okullarına ve özel üniversitelere gitti. Okulda, daha sonra onu meşhur edecek olan anlık patlamaları ve saldırgan söylemleri nedeniyle El Loco (“Deli”) lakabı takıldı.

  • Karşınızda Arjantin’in yeni lideri! Lakabı “Deli”, herkes onu elektrikli testereyle verdiği sözle hatırlıyor

    Karşınızda Arjantin’in yeni lideri! Lakabı “Deli”, herkes onu elektrikli testereyle verdiği sözle hatırlıyor

    Arjantin‘de devlet başkanlığı seçimini oyların yüzde 56’sını alan aşırı sağcı Javier Milei kazandı. Ülke tarihinde yeni bir sayfa açtıklarını belirten Milei, daha önce merkez bankasını kapatma ve para birimini dolar yapma sözü vermişti. Milei seçim öncesi elektrikli testere ile görüntü vermiş ve kötü giden ekonomiye böyle dalacağını söylemişti.

    OYLARIN ÇOĞUNLUĞUNU ALDI

    Arjantin‘de dün devlet başkanlığı seçiminin ikinci turu için halk sandık başına gitti. Oyların yaklaşık yüzde 90’ının sayıldığı seçimin resmi olmayan ön sonuçlarına göre oyların yüzde 56’ını alan Javier Milei, ülkenin yeni devlet başkanı oldu. Sonuçların açıklanmasının ardından Milei başkent Buenos Aires’te yaptığı zafer konuşmasında, “Bugün Arjantin‘in yeniden inşası başlıyor. Bugün Arjantin‘in gerilemesinin sonu başlıyor. Gerileme modelinin artık sonu geldi. Bundan geri dönüş yok” dedi. Arjantin‘in dünyada asla kaybetmemesi gereken konumuna geri döneceğini söyleyen Milei, “Daha iyi bir dünyanın inşası için özgür dünyanın tüm uluslarıyla omuz omuza çalışacağız” şeklinde konuştu.

    EKONOMİYLE İLGİLİ İLGİNÇ FİKİRLERİ VAR

    Arjantin‘deki ekonomik duruma ilişkin konuşan Milei, “Önümüzde enflasyon, işsizlik ve yoksulluk gibi çok büyük sorunlar var. Durum kritik ve yarım yamalak tedbirlere yer yok” ifadesini kullandı. Ekonomist ve eski televizyon yorumcusu 53 yaşındaki Javier Milei, Arjantin Merkez Bankası’nı kapatmak istediğini belirtmiş, ülke ekonomisini düzeltme sözü vermişti. Milei’nin ABD dolarını ülkenin resmi para birimi yapma vaadi halktan büyük destek toplamış, ancak birçok ekonomi uzmanı bunun ekonomik bir felakete yol açacağını ifade etmişti.

    TESTERELİ GÖRÜNTÜSÜ İLE HAFIZALARA KAZINDI

    Milei seçim döneminde de meydanlarda sıra dışı görüntüler vermiş ve eline aldığı testereyi sağa sola sallayarak “ekonomiye de böyle dalacağını” belirtmişti.

    LAKABI “DELİ”

    Milei, 22 Ekim 1970’de Buenos Aires’in Palermo kentinde doğdu. Milei Katolik okullarına ve özel üniversitelere gitti. Okulda, daha sonra onu meşhur edecek olan anlık patlamaları ve saldırgan söylemleri nedeniyle El Loco (“Deli”) lakabı takıldı.

  • Seçer: “Orta direk konut alamıyor, kiralayamıyor”

    Seçer: “Orta direk konut alamıyor, kiralayamıyor”

    MERSİN (İGFA) – Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Ekonomi Gazetesi’nin düzenlediği ‘Yeni Yüzyılda Ekonomi Paneli’ne katıldı.

    Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele, Başkan Vahap Seçer’in yanı sıra, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, Mersin Üniversitesi Rektör Yardımcısı Mehmet İsmail Yağcı, Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, Mersin Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Hasan Engin, Mersin Perakendeci İş Adamları Derneği Başkanı Özcan Demir, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Mustafa Özdamar, Mersin Ekonomi Platformu Başkanı Servet Özkaya, Türk ve Arap Ülkeleri İş İnsanları Derneği Başkanı Fahri Kuş, oda ve STK yöneticileri ile iş insanları katıldı.

    Ekonomi Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Handan Ceylan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen ‘Yeni Yüzyılda Ekonomi Paneli’nde Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ tarafından ‘Küresel ekonominin Türkiye yansımaları’; Ekonomi Gazetesi Yayın Kurulu Başkanı Şeref Oğuz tarafından ‘Rekabet ve dijitalleşmenin Türkiye ekonomisine etkileri’; Arbel A.Ş. Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Arslan tarafından ‘Küresel ekonomide Türk iş dünyasının konumu’; Berdan Civata Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Şemsi tarafından ‘Sektörel bilgilendirme ve metal sektöründe Mersin’in yeri’ ve Armada Food’s Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Sönmez tarafından ‘Bakliyat sektörünün ekonomiye katkısı ve organik tarımın önemi’ başlıklı konular konuşuldu.

    Seçer: “Mersin bir ticaret kentidir”

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, ‘Yeni Yüzyılda Ekonomi Paneli’nde bulunmaktan duyduğu mutluluğu ifade ederek, Mersin ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Mersin’in bir ticaret kenti olduğunu ve Türkiye’de vergi sıralamasında 6. sırada olduğunu ifade eden Seçer, Türkiye’nin yüzde 2 buçuk vergisini de Mersin’in verdiğini sözlerine ekledi. Seçer, “Bu önemli bir rakam. Ancak eldeki son verilere göre, Türkiye’de kişi başı gayri safi yurtiçi hasıla 10 bin 700 dolar. Türkiye’de bu böyle ama Mersin 8 bin 300 dolar civarında kişi başı gelire sahip. Türkiye’de Adana ve Mersin gelir dağılımında adaletsizliğin olduğu 1., 2. sıradaki iller. Buranın sosyoekonomik yapısı bu. Bir tarafta milyon dolarlar kazanç, bir tarafta da asgari ücretle geçim, 6 liraya belediyenin yemek kuyrukları, 2 buçuk liraya ekmek kuyrukları. Mersin böyle bir coğrafya, böyle bir hinterlant” diye konuştu.

    “Bugünkü Türkiye ve dünya konjonktüründe finansmana ulaşmak kolay değil”

    Mersin’i bu rakamlar üzerinden de değerlendirmek gerektiğini dile getiren Seçer, “Çok hamasi söylemlerden ziyade, Mersin’i neyle büyütürüz? Ben dış ticaret rakamlarına da baktım. Geçen yıl toplam 4 milyar 575 milyon bir dış ticaret hacmi var. Bu hinterlanttan yapılan ihracat miktarı da bu da TÜİK rakamları 40 milyar dolar. 13 milyar dolar da bu bölgenin ticaret hacmi var. Yerli firmalar, diğer firmalar hepsini işin içerisine katıyoruz. Bana göre en önemli, hızlı, ivedi gelişeceğimiz alan ticaret. Sanayi de önemli. Sanayinin ilk yatırımı yüksektir. Daha fazla bir finansman ister. Bugünkü Türkiye ve dünya konjonktüründe de finansmana ulaşmak kolay değil” ifadelerini kullandı.

    “Bütün meslek grupları daha kompakt bir alanda faaliyetlerini sürdürmek istiyor”

    Ticari yatırımların daha da artırılması gerektiğini ifade eden Seçer, “Şehrin ve özellikle şehir merkezinin en önemli talebi, beklentisi ve eksiği ihtisas organize sanayi bölgeleri. Bütün meslek grupları daha kompakt, altyapısı olan, daha sıhhi ve ekonomik ortamlarda bazı hizmetlerden faydalanacağı, daha hızlı hareket edebileceği, kararlar alabileceği, birlikler oluşturabileceği kompakt bir alanda faaliyetlerini sürdürmek istiyor” dedi.

    2023 yılı Cumhurbaşkanlığı yatırım programına alınan Mersin’deki yatırımları incelediğini ifade eden Seçer, “2023 yılı Mersin yatırımlarının kuruluşlar itibariyle dağılımı; toplam proje miktarı 45 adet, tutarı 56 milyar 319 milyon 922 bin lira. Buradaki yüzde 51,8’lik pay Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde. Yatırım programına almış işte. En başta metro. Hani şu meşhur metro. Başlayıp cebimizden 3-4 yıl öncenin parasıyla 200-300 milyon hak ediş ödediğimiz, 2 yıldır masada bekleyip, geçtiğimiz günlerde Mehmet Bey tarafından imzalanan, iç ya da dış finansman kullanma iznini aldığımız metro. Ödenek 2 milyar 625 milyon lira” diye konuştu.

    Önümüzdeki Meclis toplantısında de ilave 1 milyar lira bir borçlanma yetkisi isteyeceklerini dile getiren Seçer, şöyle devam etti:

    “Yatırım programına Cumhurbaşkanı alıyor, daha önce Altyapı Genel Müdürlüğü bunu zaten onaylıyor Ulaştırma Bakanlığı. Sonra yatırım programına alınıyor. Burada 2 sene önce Meclis ilk etapta 900 milyon borçlanma veriyor, 2 yıl orada takılıyor. Bu yıl programda metroya dair 1.9 milyar var benim kullanacağım, 2 milyar 625’in içinde. O kalan payı almak için bir de burada aynı süreyi kaybediyoruz. 2 aydır uğraşıyoruz. Böyle bir aksaklık var.”

    Mersin’de yapılması gereken iş alanları ile sosyal konutların hayata geçirildiğinde kentin ekonomi ve hacminin büyüyüp refahının artacağına inandığına dikkat çeken Başkan Seçer, “Zaman hızlı akıyor, yatırımların hızlı olması lazım. Yani, hem belediyenin hem de kamunun yapması gereken işler var. Ekonomi büyüyecekse, hacim büyüyecekse, refah artacaksa, herkes gülecekse, eğitim, kültür, sanat artacaksa, barış, kardeşlik mutluluk artacaksa, bu çalışmayla olur, parayla olur, kazançla olur, herkes evine gittiğinde huzurlu bir aile ile olur. İş alanları, konutlar, sosyal konutlar; bunları birilerinin yapması lazım” ifadelerini kullandı.

    Seçer, geciken yatırımlara dikkat çekti

    2009’da temeli atılan ancak hala tamamlanmayan Çukurova Bölgesel Havalimanı’nın bir an önce bitmesi gerektiğine vurgu yapan Seçer, bunun da kente artı bir değer katacağını söyledi. Yıllardır sürüncemede olan Çeşmeli- Taşucu Otoyolu’nun yapımına bir an önce başlanması gerektiğini belirten ve 2 yıl önce özelleştirilen Taşucu Seka Limanı’ndaki çalışmalar ile ilgili de konuşan Seçer, yatırımları ancak çevreye duyarlı bir şekilde yapılması ve yasalara uygun olması halinde desteklediklerini kaydetti.

    Mersin Limanı Genişletme Projesi ile ilgili de konuşan Seçer, limanın Atatürk Parkı’na doğru genişletilmesi yerine halihazırda olan Ana Konteyner Limanı Projesi’nin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut küçük sanayi sitelerinin yetersiz olduğuna ve Mersin’in ihtisas sanayi bölgelerine ihtiyaç duyduğuna işaret eden Seçer, İstanbul’dan sonra en geniş araç filosuna sahip kent olan Mersin’in yıllardır ihtiyaç duyduğu Lojistik Merkezi’nin yapımını da süratle sürdüklerini vurguladı.

    Seçer’den sosyal konut vurgusu: “Orta geliri olan bir insanın bırakın konut satın almayı kiralama şansı kalmamış”

    Sosyal konutların da kent için bir ihtiyaç olduğuna ancak projelerin doğru bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çeken Seçer, “TOKİ sosyal konutlar yapıyor, hiç kimseye de sormadan. Bunu da bir eleştiri olarak alınmasını istiyorum. Ben her ortamda sosyal konut yapalım diye söylüyorum. Nüfusumuz 2.5 milyon; depremzedeler, Ruslar, Ukraynalılar, Suriyeliler var. Kira ve konut fiyatları almış başını gitmiş. Orta geliri olan bir insanın bırakın konut satın almayı kiralama şansı kalmamış. Sosyal konut yapılsın. Ama yol, altyapı, arıtma, su yok. Kim yapacak? Büyükşehir yapacak. Temel atmışsın, binayı çıkıyorsun, Büyükşehir’in orada imarı yok. İmar olmayan yere Büyükşehir nasıl altyapı yapsın, imar yolu olmasa yolu nasıl açsın? Bir taraftan yatırım ama bir taraftan siyasi saiklerle yaptığınız göz boyayıcı yatırım geleceğe dair çok ciddi sorunları da beraberinde getiriyor” dedi.

    “Mezitli’den Davultepe’ye kadar yeni bulvarlar açıyoruz”

    Konuşmasında Büyükşehir tarafından tamamlanan imar çalışmalarına da değinen Seçer, “İmar konususunda Akdeniz önemliydi çünkü yatırım bölgesi. Yenişehir, Mezitli ve Toroslar daha çok konut bölgeleri. Birinci etap bitti, ikinci etap çalışıyor. 1/5000’lik, 1/1000’lik uygulama planlarını Akdeniz yapıyor. Orası bittiği zaman her şey daha rahatlıyor. 4. Çevreyolu’nu da açtık. Mezitli’den Davultepe’ye kadar yeni bulvarlar açıyoruz. Şimdi 3. ve 4. Çevreyolu’na da bağlayacağız. İnsanlar evden çıktığı zaman iş yerine 10-15 dakikada ulaşabilecek. Bunları başarabilmemiz için bunların sürekli dile getirilmesi lazım. Kamuoyunun bunlardan haberdar olması lazım” ifadelerine yer verdi.

    Mersin’in ulaşımda raylı sistem sorununu çözmesi gerektiğini söyleyen Başkan Seçer, “Raylı sistemleri çözmemiz lazım. Biz metro kısmını başlattık, en ağır kısmını başlattık. Bir de bunun tramvayı, hafif raylı sistemi var. 35 kilometrelik proje hazır. Metro zaten başladı. Tramvayın ve projelerin tamamının Altyapı Genel Müdürlüğü’nden onayı bitti. Bunu tabi zamana ve finansmana bağlı olarak devam ettireceğiz” dedi.

    Mersin’in çok göç aldığını ve buna bağlı olarak altyapı yatırımlarına ihtiyaç duyduğunu ifade eden Seçer, FRIT II kapsamında 39 milyon Euro tutarında kredinin kesinleştiğini ve bu rakamın 17,1 milyon Eurosu ile Mezitli içme suyu şebekesinin, Tömük sahil kısmı kanalizasyonunun ve Homurlu-Kazanlı mahallelerinin altyapısının yapılacağını söyledi.

    “162 milyon Euro’luk bekleyen altyapı yatırımları var”

    Yakın zaman içerisinde EBRD’nin Büyükşehir’in yatırım planlaması yaptığı bölgelerde inceleme yaptığını ve ardından 30 milyon Euro olarak düşündükleri finansman desteğini 70 milyon Euro olarak taahhüt ettiğinin de altını çizen Başkan Seçer, “162 milyon Euroluk bekleyen altyapı yatırımları var. Barajdan cazibeyle su getirme, oranın arıtması, bunları da dahil ettik. Neticede bir kısmını DSİ yapsa da bizi borçlandırıyor. DSİ ile de uyum içindeyiz” diye konuştu.

    “Sermaye; hukukun, adaletin, güvencenin olduğu yere gelir”

    Kent ekonomisinin büyümesi için sermayenin o kente gelmesi gerektiğine dikkat çeken Seçer, “Sermaye; hukukun, adaletin, güvencenin olduğu yere gelir. Aklı başında yöneticilerin olduğu yere gelir. Kendini iyi hissetmesi lazım. ‘Bana engel çıkartmayacaklar, rüşvet istemeyecekler, oradan oraya göndermeyecekler’ demesi lazım. ‘Ben gideyim orada yatırım yapayım. Belediye, Valilik önüme düşüyor, bana arazi buluyor, altyapı yapıyor, derdimi dinliyor’ dediği yerlere gider. Bizim Mersin ekonomisini gelecek yüzyılda kalkındırmanın yolu buradaki camianın bu işe sahip çıkması, yöneticilerin de onlarla işbirliği yapmasına bağlı” ifadelerini kullandı.

    Özyiğit: “İnovasyon, dijitalleşme, süreç yönetimi; ekonominin olmazsa olmazları”

    Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ise, Mersin’in çok özel bir kent olduğunu ve büyük bir potansiyel taşıdığını aktardı. Özyiğit, “Aramızda dünyada çok önemli yerlere gelmiş, büyük işleri başarmış iş insanlarımız var. Bu başarıyı artırmamız gerekiyor. Bütün bu olumsuzluklara rağmen ülkemizi ileriye taşıma görevi gerçekten bilimi, teknolojiyi bir şekilde kullanıp, işimizi iyi yaparak kentimizi geleceğe taşımamız gerekiyor” ifadelerine yer verdi.