Etiket: Ekonomi

  • Türkiye İMSAD sektörün geleceğini konuştu… İnşaat malzemesi ihracatında 2024 beklentisi

    Türkiye İMSAD sektörün geleceğini konuştu… İnşaat malzemesi ihracatında 2024 beklentisi

    İSTANBUL (İGFA) – Türkiye İMSAD (Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği) tarafından 55’inci kez düzenlenen‘Gündem Buluşmaları’ toplantısı, Demirdöküm ve İzocam’ın katkılarıyla Zoom üzerinden online olarak gerçekleştirildi.

    Açılışını Türkiye İMSAD Başkan Vekili Ferdi Erdoğan’ın yaptığı toplantı, inşaat malzemesi sanayicileri, iş dünyasından isimler ve sektör profesyonelleri tarafından ilgiyle takip edildi.

    ‘Ekonomide Rasyonel Zemine Dönüş Süreci; İnşaat Sektörü ve Malzeme Sanayisi için Beklentiler’ başlığı altında gerçekleşen toplantıda, Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel, sektöre ilişkin beklentileri paylaştı.

    Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ferdi Erdoğan, 6 Şubat depremleri ve seçim sonrası ekonomide kur, faiz, enflasyon, maliyet, fiyat ve rekabet gibi unsurların etkilerinden bahsetti. Enflasyon, durgunluk ve büyüme kaygısının sadece Türkiye’de değil tüm dünyada hakim olduğuna dikkati çekti.

    Erdoğan finansal problemlerin de gözlemlendiğine vurgu yaparak sürdürdüğü konuşmasında “Geçtiğimiz aylarda IMF 5 risk açıkladı. Açıklamada en başta küresel enflasyon yer alırken, küresel jeografik gelişmeler ve bunların sorunları, Çin’in dünya ekonomisini etkileyen performansı, finansal kaynaklara ulaşım ve bunun getirdiği maliyet birbirini takip etti ve tüm bunlara bloklaşma eklendi. Diğer taraftan OECD son yayımladığı raporda 4 öneri ve 4 uyarıda bulundu. Bu raporlarda da ilk sırada enflasyon yer aldı. Ardından düşük büyüme gelirken, Merkez Bankalarının sıkı para politikalarının ülkelerde yaşattığı finansal kaynaklara ulaşım ve bunun maliyeti gündeme geldi. Takiben küresel istihdama odaklanıldı. Biz de toplantımızda bütün bunların ışığında küresel ekonomi, dünyadaki gelişmeleri ve sonrasında ülkemizdeki durumu değerlendireceğiz” diye konuştu.

    Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel sunumunda dünya ekonomisindeki sıkı para politikaları ve ihracat pazarlarında inşaat sektörü ve malzeme talebindeki gelişmelere değindi.

  • Maliye Bakanı Şimşek: “Zorlu koşulların tersine dönmesi zaman alacak”

    Maliye Bakanı Şimşek: “Zorlu koşulların tersine dönmesi zaman alacak”

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “ekonomiyi yeniden dengelemeyi ve iç talebi yumuşatmayı” hedeflediklerini belirterek politik değişim süreci için sabırlı olunması gerektiğini belirtti.

    Financial Times’a konuşan Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni ekonomi politikalarına destek verdiğinin altını çizerek “Doğru yoldayız. Güvenin geri döndüğüne dair güçlü kanıtlar var. Ancak sabırlı olmalıyız, halen zorlu bir süreçteyiz.” dedi.

    Haziran ayında göreve gelmesinden bu yana uluslararası medyaya verdiği ilk röportajda Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emriyle yıllarca sürdürülen geleneksel olmayan ekonomi politikalarının ardından “ekonomiyi yeniden dengelemeye ve iç talebi yumuşatmaya” çalıştığını söyledi.

    FT röportajı “Türkiye Maliye Bakanı zorlu koşulların tersine dönmesinin zaman alacağını söyledi” başlığıyla okuyucularına sundu.

    Gelecek yılın ortalarına kadar enflasyonun “geçiş sürecinde” olacağını belirten Şimşek, miktarsal sıkılaştırma tedbirleriyle birlikte finansal koşulların, TCMB politika faizinin işaret ettiğinden daha fazla sıkı olduğunu belirtti.

    Şimşek, Enflasyon beklentilerini sıfırlamak için güvene ihtiyacınız var.” diye konuştu.

    Bu makale ilk olarak Ekonomim üzerinde yayımlanmıştır.

  • DEÜ, uluslararası kongreye ev sahipliği yaptı

    DEÜ, uluslararası kongreye ev sahipliği yaptı

    İZMİR (İGFA) –Ekonominin çok yönlü olarak ele alındığı ve bu alanda çalışan araştırmacı ile karar vericilerin bir araya geldiği 15. Uluslararası Avrasya Ekonomileri Kongresi, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor.

    Bu yıl DEÜ’nün girişimleriyle ilk kez kongre olarak planlanan organizasyonda, ekonomi politikaları, uluslararası ilişkiler, sürdürülebilir büyüme ve kalkınma gibi konular masaya yatırılacak.

    DEÜ Sürekli Eğitim Merkezi 15 Temmuz Şehitler Salonu’nda düzenlenen kongrenin açılış oturumuna; DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Volkan Öngel, Doğuş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turgut Özkan, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi adına Prof. Dr. Jusup Primbaev, Organizasyon Komitesi Başkanı Prof. Dr. Selahattin Sarı, DEÜ Üst Yönetimi, DEÜ akademik ve idari kadrosu ile öğrenciler katıldılar.

    19-20 Eylül tarihlerinde DEÜ Sürekli Eğitim Merkezi bünyesindeki konferans ve toplantı salonlarında, 23 farklı oturum başlığında gerçekleştirilecek kongrenin açılış oturumunda konuşan DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, ekonomi politikalarından uluslararası ilişkilere, sürdürülebilir büyüme ve kalkınma kavramlarından yerel dinamiklere kadar birçok konunun organizasyon kapsamında ele alınacağını belirtti. Böylesi büyük bir organizasyona ev sahipliği yapmalarından dolayı mutluluk duyduklarını kaydeden Rektör Hotar, “Türkiye’nin 20 devlet araştırma üniversitesinden biri olan Dokuz Eylül Üniversitesi olarak, Avrasya ve Türkiye özelinde yerel, bölgesel ve ulusal dinamiklerin de tartışılacağı toplantılarda, iki gün boyunca bilimsel öngörülerimizi kamuoyu ile paylaşacak ve katılımcılarımıza akademik bir perspektif sunmaya çalışacağız” dedi.

    Rektör Hotar, yükseköğretim kurumlarının sorumluluğunun, sadece öğretim ve araştırma faaliyetinde bulunmak olmadığını dile getirdi. Hotar, üniversitelerin kişiye ve topluma bilim ile yön veren akılcı yapılar olduğunu vurguladı.

    Sektörel analiz, uluslararası ticaret, finans, globalleşme, girişimcilik, büyüme, mikro ve makro ekonomi ile kalkınma gibi oturum başlıklarında yapılan kongrenin açılış oturumunda Rektör Hotar’ın yanı sıra; Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Volkan Öngel, Doğuş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turgut Özkan, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi adına Prof. Dr. Jusup Primbaev ve Organizasyon Komitesi Başkanı Prof. Dr. Selahattin Sarı da konuşmalar gerçekleştirdiler. DEÜ ile iş birliklerine verdikleri öneme ve DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar’a desteklerinden dolayı teşekkür eden konuşmacılar, kongrenin hayırlı olmasını dilediler.

    Konuşmalar sonrasında Rektör Hotar, kongrenin düzenlenmesinde emeği geçenlere günün anısına hediye takdiminde bulundu.

  • Soyer: “Ne kaybedecek ormanımız, ne de kaderine terk edilecek ekonomimiz var”

    Soyer: “Ne kaybedecek ormanımız, ne de kaderine terk edilecek ekonomimiz var”

    İZMİR (İGFA) – İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen MINEX – 10. Madencilik, Doğal Kaynaklar ve Teknolojileri Fuarı ile IMMAT 9. Uluslararası Maden Makinaları ve Teknolojileri Kongresi başladı. 13-16 Eylül tarihlerinde yapılacak MINEX ile 13-15 Eylül arasında gerçekleşecek IMMAT’ın açılışına ev sahibi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in yanı sıra CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, TMMOB Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksek, İZFAŞ Genel Müdürü Canan Karaosmanoğlu Alıcı, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, sektör profesyonelleri katıldı.

    Soyer: “Beş kattan fazla büyüdü”
    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “MINEX, ilk kez düzenlendiği yıla göre beş kattan fazla büyüdü ve ülkemizin madencilik sektöründeki konumunu güçlendirmeye, ihracatı, istihdamı ve ülke ekonomisini geliştirmeye devam ediyor. Bu yıl MINEX’de, Almanya, Çin, Polonya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi dünyanın farklı ülkelerinden toplam 173 uluslararası katılımcı ile Türkiye’nin farklı noktalarından 116 katılımcı İzmir’de bir araya geliyor. MINEX’e paralel olarak Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Maden Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından organize edilen IMMAT 9. Uluslararası Maden Makinaları ve Teknolojileri Kongresi’ne de fuarımızın birinci ve ikinci günlerinde ev sahipliği yapıyoruz” şeklinde konuştu.

    “Markalaşmaya dayalı yeni bir madencilik ekonomisi inşa etmek zorundayız”
    Madencilik sektörüne gereken önemin verilmediğini belirten Başkan Soyer, “Bizim için ekonomi ve ekoloji arasında bir ses benzerliğinden çok daha fazlası var. Ekoloji yoksa ekonomik kalkınma da yok, refah da yok, yaşam da yok. Oysa günümüzde yeraltı kaynaklarının kullanımı neredeyse ‘doğanın işgali’ anlamına geliyor. Buna derhal dur demek zorundayız. Doğanın döngüsü içerisinde yer alan her şeyi, sürdürülebilir ve hatta onarıcı bir şekilde kullanabiliriz. Yazık ki madencilik potansiyeli son derece yüksek olan ülkemizde, yanlış uygulamalar nedeniyle son yıllarda bu sektörün itibarına zarar verildiğini görüyoruz. Hâlbuki bizim ne kaybedecek bir karış ormanımız, ne de kaderine terk edilecek ekonomimiz var. Ülkemizin bu sorununu çözebilmemizin anahtarı, ucuz hammadde satmaya yönelik makûs talihimizi yenmek. Bunun yerine hammaddenin bilgiyle harmanlandığı, katma değere ve markalaşmaya dayalı yeni bir madencilik ekonomisi inşa etmek zorundayız. Çünkü bu vatanı yaşatmaktan başka çaremiz yok… Bu hedeflere ulaşmak için önemli bir kilometre taşı olan MINEX Fuarı’nın düzenlenmesini mümkün kılan TMMOB Maden Mühendisleri Odası’na ve Belediyemiz şirketi İZFAŞ’taki değerli çalışma arkadaşlarıma canı gönülden teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.
    Başkan Tunç Soyer, fuara konferans için gelen Prof. Dr. Celal Şengör ile de buluşup bir süre sohbet etti.

    Akın: “Gelenekselleşti”
    Madenciliğin devlet tarafından teşvik edilmesi gerektiğini ifade eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın ise “Ülkemizde madencilik alanında gerçekten bilim ile sanayinin bir araya geldiği ve gelenekselleştiği etkinlik haline geldi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksek, MINEX Fuarı ve IMMAT Kongresi’nin sektör için çok önemli olduğunu ifade etti.

    300’den fazla katılımcı firma
    10. MINEX “Madencilik, Doğal Kaynaklar ve Teknolojileri Fuarı”, 13-16 Eylül tarihlerinde Fuar İzmir’de A ve B hollerinde TMMOB ”Türkiye Maden Mühendisleri Odası” işbirliğiyle yapılıyor. Minex; ülkemizin madencilik sektöründeki konumunu güçlendirmeyi, ihracata, istihdama ve ülke ekonomisine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Fuar, maden işletme makinaları ve ekipmanları, sondaj makine ve ekipmanları, cevher hazırlama ve zenginleştirme makine ve ekipmanları, endüstriyel hammaddeler gibi geniş yelpazede ürün grubuna sahip 300’den fazla katılımcı firma ile kapılarını ziyaretçilerine açıyor. Fuarı, yerli ve yabancı 10 binin üzerinde kişinin ziyaret etmesini bekleniyor.
    TMMOB Maden Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından organize edilen 9. Uluslararası Maden Makineleri ve Teknolojileri Kongresi (İMMAT), 13-15 Eylül tarihleri arasında MINEX 2023 Madencilik, Doğal Kaynaklar ve Teknolojileri Fuarı ile eş zamanlı olarak İzmir’de yapılıyor. Birincisi 2007 yılında düzenlenen 9. Uluslararası Maden Makinaları ve Teknolojileri Kongresi’nin (IMMAT 2023) 2017 yılında uluslararası bir kimlik kazanmayı başardı.

  • Güçlü gelecek için ekonomik reform çağrısı

    Güçlü gelecek için ekonomik reform çağrısı

    İZMİR (İGFA) – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın da katıldığı İzmir İş Dünyası toplantısında konuştu. İzmir Ticaret Odası’nda yapılan toplantıya İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı ve AKP İzmir Milletvekili Mehmet Kasapoğlu, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ile siyasi partilerin temsilcileri ve çok sayıda iş insanı katıldı.

    Yüz yıl sonra bugün dünyamız yeniden bir krizler çağının içinden geçiyor
    Programda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Yeni kurulacak Cumhuriyetin iktisat politikalarının belirlendiği İzmir İktisat Kongresi henüz Lozan Antlaşması’nın imzalanmadığı sancılı bir süreçte toplandı. Yüz yıl sonra bugün dünyamız yeniden bir krizler çağının içinden geçiyor” dedi.

    Ortak akıl vurgusu
    İzmir’den ortak akıl ve iradeyi ortaya koyacak yeni ve güçlü bir ses vermek üzere Mart ayında İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’ne ev sahipliği yaptıklarını ifade eden Başkan Tunç Soyer, “Aynı 100 yıl önce düzenlenen İzmir İktisat Kongresi’nde olduğu gibi işçi ve çiftçi temsilcilerinin yanı sıra tüccar, sanayici ve esnaf temsilcilerini de İzmir’de ağırladık. Sadece İzmir’den değil, Anadolu’nun ve Trakya’nın dört bir yanından gelen iş insanları örgütleri, ticaret ve sanayi odaları, esnaf ve sanatkar odaları, genç iş insanları dernekleri, işçi sendikaları ve çiftçi kuruluşlarıyla bir araya geldik. Yüz yıl sonra yeniden muhteşem bir İzmir ve Türkiye imecesini hep birlikte gerçekleştirdik. İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi hepimize bir kere daha şunu hatırlattı. Ülkemiz ve dünyadaki koşullar her ne olursa olsun ortak aklı ve iradeyi hakim kılmak ve geleceğe güvenle bakmak için birçok sebebimiz var” diye konuştu.

    Geleceğin Türkiye’sini inşa edecek olanlar genç nesillerdir
    Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ı İzmir’de ağırlamaktan memnuniyet duyduklarının altını önemle çizen Başkan Soyer, “Ortak aklı hâkim kıldığımız müddetçe geleceğe dair iyimseriz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılından beklentimiz yüksek. Fakat geleceğin Türkiyesi’ni inşa edecek olanlar bizler değil, yaratıcı düşüncenin kaynağı, zamanın ruhunu yakalamış genç nesildir. Bu ülkenin en iyi okullarından mezun olmuş, en iyi yetişmiş genç zihinlerini Avrupa ülkelerine, yurtdışına kaybetmeye devam ettiğimiz sürece iyimserliğimiz bu hakikatin gölgesi altında kalacak. Hangi kalkınma stratejisine, kapsamlı, kapsayıcı vizyona sahip olursak olalım, biz gençlere adil ve özgür bir ortam sağlayamadığımız müddetçe katma değeri yüksek üretim yapan, küresel rekabette güçlü, ülke olarak dünyanın en gelişmiş on ekonomisi arasına girdiğimiz bir geleceği inşa etmemiz oldukça güç” dedi.

    Dört ana reform üzerinde yükselecek
    Ekonominin ancak eğitimle, adaletin ise ülkemizin tüm kurumlarını kapsayacak bir dizi yapısal dönüşümle güçlenebileceğini söyleyen Başkan Soyer, sözlerine şöyle devam etti: “Küresel iklim krizinin kaçınılmaz bir sonucu olarak bu sürecin aynı zamanda bir yeşil dönüşüm seferberliği olarak tarif edilmesi gerekiyor. Çünkü artık çok iyi biliyoruz ki ekoloji ve ekonomi arasında ses benzerliğinden çok da büyük bir yakınlık var. Doğanın korunmasını esas almayan bir ekonomik kalkınmanın kalıcı ve sürdürebilir olması da mümkün değil. İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi Sanayici, Tüccar ve Esnaf Grubu Bildirgesi’nde belirttiğimiz gibi İktisadi planlama, doğası gereği bütüncül, kapsayıcı ve stratejik olmalıdır. Geleceğin sanayi ve ticaret politikası sosyal, siyasal, ekonomik ve ekolojik olmak üzere birbiriyle ilişkili dört ana reform üzerinde yükselecektir. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılına girerken hepimizin üstüne düşen ödev işte tam da bu. Sanayi ve ticaretin istikrarlı gelişimi için hiçbir ayrım gözetmeksizin toplumun tüm kesimlerini ve doğayı da kucaklayan yepyeni bir toplumsal mutabakat tesis etmek” ifadelerini dile getirdi.

    İzmirli esnaf ve sanatkârlar için 100 milyon liralık bir finansman
    Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ise iki müjdeden bahsetmek istediğini belirterek “Gelirken Halk Bankası ve Türkiye Esnaf Sanatkârlar Kefalet Kooperatifleri Birliği ile görüştüm. Zaten 21 yıl boyunca ve özellikle 2022’de bütün Türkiye’deki esnaf -sanatkârlara çok ciddi finansal destekler sağlandı ama ekstra olarak İzmir’i ziyaretimiz vesilesiyle İzmirli esnaf ve sanatkarlar için 100 milyon liralık bir finansman daha tahsis edildi. Hayırlı, uğurlu olsun. Bu finansman yüzde 15 yıllık finansman maliyetli, 6’şar aylık geri ödemeli ve toplam 5 yıl vadeli olacak. Diğer taraftan Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Merkez Bankası koordinasyonuyla, Merkez Bankamız ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve arttırmak için günlük ve reeskont kredi hacmini 1,5 milyar liradan, 3 milyara çıkardı. Bu yaklaşık günde 103, 105 milyar dolarlık bir finansman desteği demektir. Bu da ihracatçılarımıza hayırlı, uğurlu olsun. Dış ticaret açığı ve cari açığı azaltmak için ihracatın arttırılması en büyük hedefimiz. Bunun 2 milyar lirası, Eximbank kaynaklarından günlük olarak tahsis edilecek. 25 Temmuz’da 300 milyon liradan 1,5 milyara çıkarılmıştı. Bugün itibariyle de 1,5 milyardan 3 milyara çıkarılmış oldu. 1,5 ayda 10 kat ihracatçılara finansman desteği sağlanmış oldu. Onlardan da ihracatta yeni hamleler yapmalarını ve pazarlarını arttırmalarını bekliyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde daha güzel haberler, daha başka müjdeler de gelecektir” diye konuştu.

    İzmir’in ülkemiz ve dünya ekonomisi açısından yeri ayrı
    Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu ise konuşmasında, “İzmir bir ticaret kentidir. Üretim potansiyeli ve eşsiz güzellikleriyle bir turizm şehridir. Gençlik ve spor şehridir. İzmir’i geleceğe taşımak hepimiz için motivasyon kaynağı olacak. Ekonominin temeli üretimdir. İzmir’in ülkemiz ve dünya ekonomisi açısından yeri ayrı. Bunu güçlendirmek için el birliğiyle yola devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    İş dünyamızın bir diğer ana konusu da finansmana erişimdir
    EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ise yüksek enflasyon ve finansmana erişim sorunlarına değinerek “Öncelikli çözüm bekleyen konularımızdan biri yüksek enflasyondur. Yeni ekonomi yönetimimiz ile bu konuda ciddi adımlar atılmaya başlandı ve Orta Vadeli Program’da da kararlı bir duruş sergileniyor. Bununla birlikte, Kanuna göre uygun şartları oluşan enflasyon muhasebesine geçilmesi de beklentilerimiz arasında. İş dünyamızın bir diğer ana konusu da finansmana erişim. Ticari kredilere ulaşım zorlaştı. Beklentimiz, kredi talebinin uygun vade, miktar ve faiz düzeyinden karşılanmasıdır” dedi. Yorgancılar vize başvurularında yaşanan gecikmelere de değinerek, “Vize başvurularında yaşanan gecikme, ret veya çok kısa süreli vizeler ile önümüze set çekiliyor. Bu konuda girişimde bulunulması çok önemli” şeklinde konuştu.

    Atılacak adımların tavizsiz uygulanmasını temenni ediyoruz
    İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, enflasyon ile mücadelenin öncelikli hedef olduğunu ifade ederek, “Temmuz ayında Merkez Bankası tarafından açıklanan enflasyon raporuyla başlayan süreçte, faiz artışları, makro ihtiyati tedbirlerin aşamalı olarak kaldırılması ve son olarak Orta Vadeli Programın açıklanmasıyla birlikte ekonomik sorunların doğru teşhisine yönelik rasyonel adımlar atıldığını görüyoruz. Orta Vadeli Program’da mali disiplinin sağlanması, para politikası ve yapısal dönüşümler ana başlıklarıyla belirlenen hedeflerin hayata geçirilmesiyle ilgili atılacak adımların tavizsiz uygulanmasını temenni ediyoruz. Bu hedefleri hayata geçirirken, enflasyonla mücadele hiç kuşkusuz birincil önceliğimiz olacak. Yatırım kararlarını sağlıklı verebilmemiz açısından, enflasyon seviyesini ve para politikasının yönünü bugünden tahmin etmemiz gerekiyor” dedi.

    Teşhisi doğru koymak gerek
    İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli ise, “Bir sorunu ya da hastalığı tedavi edebilmenin temel şartının teşhisi doğru koymak olduğuna inanıyorum. Bu nedenle de açıklanan Orta Vadeli Programı çok önemsiyorum. Seçimden sonra rasyonel politikalara dönüşün ısrarla vurgulanması, mali disiplin yolunda kararlar alınması ve şeffaflık açısından önemli adımlar atılması, bir güven ikliminin oluşması için son derece değerli” diye konuştu.

  • RBA, enflasyonun hâlâ çok yüksek olduğunu söyleyerek 25 baz puan faiz artırdı

    RBA, enflasyonun hâlâ çok yüksek olduğunu söyleyerek 25 baz puan faiz artırdı

    Investing.com – Avustralya Merkez Bankası (RBA) Salı günü faizleri beklenmedik bir şekilde artırdı ve banka, ülkedeki inatçı enflasyonu düşürmek için harekete geçerken sıkılaştırma politikasının devam edebileceğini söyledi.

    RBA, nakit hedef oranını 25 baz puan artırarak %3,85’e yükseltti ve Nisan ayında ara verdikten sonra oranı %3,6’da tutacağı yönündeki piyasa beklentilerini boşa çıkardı.

    Yüksek faizlerin para birimini daha cazip göstermesi nedeniyle Avustralya doları, kararın ardından %0,9 oranında ralli yaptı.

    Bu hareket, son verilerin enflasyonun 2023’ün ilk çeyreğinde %7 ile beklenenden biraz daha az yavaşladığını göstermesinin ardından geldi. Enflasyon Aralık ayında ulaştığı 30 yılın en yüksek seviyesinden düşerken RBA’nın %2 ila %3 hedef aralığının oldukça üzerinde kalmaya devam etti.

    RBA Başkanı Philip Lowe, yaptığı açıklamada, “Son veriler enflasyonda memnuniyet verici bir düşüş olduğunu gösterse de genel tahmin, enflasyonun hedef aralığın en üst seviyesine dönmesinin birkaç yıl alacağı yönündedir.” dedi.

    Enflasyonun, 2023 yılında RBA’nın hedef aralığının oldukça üzerinde kalması ve yılı %4,5 seviyesinde tamamlaması bekleniyor. Banka, enflasyonun hedef aralığına ancak 2025 ortalarında ulaşabileceğini yineledi.

    RBA, geçtiğimiz yıl faizleri 350 baz puan artırdıktan sonra Nisan toplantısında sabit tutmuştu. Banka, faiz artışlarının ekonomi üzerindeki etkilerini gözlemlemek için ara verdiğini söyledi ancak yine de faizleri daha da artırabileceği konusunda uyardı.

    Lowe, Salı günkü açıklamasında bankanın hâlâ ekonomik büyüme ile enflasyonu düşürme arasında bir denge kurmaya çalıştığını söyledi ancak yumuşak inişe ulaşma yolunun, “dar bir yol olmaya devam ettiği” konusunda uyardı.

    Lowe ayrıca bankanın muhtemelen daha fazla faiz artırımını değerlendireceğini ancak bunların zamanlaması ve boyutunun, büyük ölçüde gelecekteki ekonomik ipuçlarına bağlı olacağını söyledi. İş gücü piyasasının sıkı olmaya devam ettiğini ve ekonomik büyüme yavaşladıkça işsizliğin önümüzdeki aylarda artmasının muhtemel olduğunu da sözlerine ekledi.

    Avustralya’nın yüksek faiz oranları, enflasyon ve COVID-19 sonrası ekonomik canlanmanın azalmasıyla boğuşması nedeniyle ekonomik büyümenin bu yıl önemli ölçüde daralması bekleniyor.

  • ABD stoklarındaki daralma sonrası petrol fiyatları sakin seyirde

    ABD stoklarındaki daralma sonrası petrol fiyatları sakin seyirde

    Investing.com – Piyasaların, önceki seansta büyük kayıpları tetikleyen ekonomik yavaşlama endişelerine karşı ABD stoklarının daraldığına dair işaretleri tartmasıyla, Çarşamba günü petrol fiyatları erken Asya ticaretinde dar bir aralıkta kaldı.

    Amerikan Petrol Enstitüsü (API) verileri, ABD ham petrol stoklarının 21 Nisan haftasında 6,08 milyon varil azaldığını ve bu rakamın 1,67 milyon varil düşüş beklentisinin çok üzerinde olduğunu gösterdi.

    API verileri genellikle, günün ilerleyen saatlerinde paylaşılacak olan hükümet verilerinin de habercisidir ve dünyanın en büyük petrol tüketicisinde daha sıkı ham petrol arzına işaret etmektedir. Benzin stoklarındaki düşüş de özellikle hava koşulları iyileştikçe yakıt talebinde bir miktar esneklik olduğunu gösteriyor.

    Ancak bir dizi zayıf kurumsal kazanç ve orta halli ekonomi verisi, yüksek faizlerin ülke ekonomisi üzerindeki artan etkisini ortaya koyarken ABD’de arzın daraldığına dair işaretler, bu yıl ekonomik yavaşlamaya dair artan endişelerle büyük ölçüde dengelendi.

    Brent %0,2 düşüşle 80,45 ve WTI %0,1 düşüşle 77,02 dolara geriledi. Her iki sözleşme de Salı günü %2 civarında değer kaybetti ve Mart başından bu yana en zayıf seviyelerine yakın işlem gördü.

    Bölgesel kredi kuruluşu First Republic Bank’in, mevduatlarda keskin bir düşüşe işaret etmesi ve analistlerin daha genel bankacılık sektörüne baskı yapabileceği konusunda uyarması ile bankacılık krizine ilişkin canlanan korkular da hissiyatı azalttı.

    Bu durum, ekonomik yavaşlamanın bu yıl petrol talebini büyük ölçüde düşüreceği korkusuna yol açtı. Ham petrol piyasaları, OPEC+’nın bu ayın başlarında sürpriz bir üretim kesintisine gitmesiyle elde ettiği kazançların çoğunu şimdiden geri verdi.

    Artan güvenli liman talebiyle gecelik ticarette ilerleyen güçlü dolar da Çarşamba günü ham petrol fiyatlarını baskıladı. Dolardaki güçlenme, dolarla fiyatlandırılan emtiaları uluslararası alıcılar için daha pahalı hale getirerek talebi azaltıyor.

    Yavaşlayan büyüme korkuları, Çin’den gelen olumlu talep sinyallerini büyük ölçüde dengeledi ancak ülkedeki ekonomik toparlanma, şimdiye kadar büyük ölçüde dengesiz.

    Şimdi gözler, önümüzdeki hafta yapılacak ve faizlerin 25 baz puan artırılması beklenen Fed toplantısına çevrilmiş durumda.

    Para politikasının izleyeceği yola ilişkin her türlü sinyal yakından takip edilecek.

    Yazar: Ambar Warrick

  • Avrupa borsaları haftaya düşüş eğiliminde başladı

    Avrupa borsaları haftaya düşüş eğiliminde başladı

    Investing.com – Yatırımcıların, önemli ekonomik açıklamaların yanı sıra bölgenin en büyük kredi kuruluşlarından ve Wall Street’teki büyük teknoloji şirketlerinden gelen kazançları içeren bir haftanın başında temkinli davranmasıyla, Pazartesi günü Avrupa borsaları düşüş gösterdi.

    DAX %0,2, CAC 40 %0,3 ve FTSE 100 %0,1 daha düşük işlem gördü.

    Kazanç sezonu, teknoloji devleri Alphabet (NASDAQ:GOOGL), Microsoft (NASDAQ:MSFT), Amazon (NASDAQ:AMZN) ve Meta Platforms (NASDAQ:META) ile bu hafta vites artırıyor.

    Bu, teknoloji sektöründe bu yıl şimdiye kadar elde edilen güçlü kazanımların haklı olup olmadığını görmek isteyen yatırımcılarla birlikte piyasalar için önemli bir test olacak.

    Önümüzdeki hafta ayrıca UBS (SIX:UBSG), Deutsche Bank (ETR:DBKGn), Santander (BME:SAN) ve Barclays (LON:BARC) gibi bazı büyük Avrupa bankaları da kazançlarını açıklayacak.

    Sonuçlar, geçen ay ABD’de iki bölgesel bankanın çöküşünün ardından bankalar için çok çalkantılı geçen ilk çeyreğin ardından geldi.

    Credit Suisse (SIX:CSGN) Pazartesi günü yaptığı açıklamada ilk çeyrekte 61 milyar frank (68 milyar dolar) net varlık çıkışı olduğunu ve rakibi UBS tarafından satın alınmasının ardından bile çıkışların devam ettiğini belirtti.

    Öte yandan Philips (AS:PHG), ABD’de uyku apnesini tedavi eden milyonlarca cihazın geri çağrılmasıyla ilgili planlanan bir anlaşmanın parçası olarak 630 milyon dolarlık bir karşılık ayırmasına yatırımcıdan olumlu tepki aldı ve hisseleri %10’un üzerinde yükseldi. CEO Roy Jakobs, bunu “davanın ele alınmasında önemli bir adım” olarak nitelendirdi.

    Ekonomi verileri cephesinde, Euro Bölgesi Cuma günü ilk çeyrek GSYİH verilerini açıklayacakken bölgenin en büyük ekonomilerinden Almanya, Fransa ve İspanya’nın Nisan ayı enflasyon raporları da aynı gün açıklanacak.

    Çoğu analist 25 baz puanlık bir artış beklerken Avrupa Merkez Bankası‘nın, Mayıs başında faizleri yeniden yükseltmesi bekleniyor.

    Pazartesi günü, Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomisi Almanya’dan, kurumsal güvende hafif bir iyileşme göstermesi beklenen Ifo iş iklimi endeksi açıklanacak.

    Petrol fiyatları, artan faizlerin özellikle dünyanın en büyük ham petrol tüketicisi olan ABD ekonomisinde, ekonomik büyümenin yavaşlamasına neden olacağı endişesiyle Pazartesi günü düştü ve beş haftanın en düşük seviyesine yakın işlem gördü.

    WTI %1 düşüşle 77,06 dolardan işlem görürken Brent %1 düşüşle 80,61 dolara geriledi.

    Ham petrol piyasaları geçtiğimiz hafta son beş haftanın ilk haftalık kaybını yaşadı ve fiyatlar bir kez daha 80 dolar seviyesinin altına düşmeye yaklaştı.

    Ayrıca altın %0,1 artışla 1.992,25 dolar olurken euro/dolar %0,1 düşüşle 1,0983’ten işlem gördü.

    Yazar: Peter Nurse

  • Para politikasına dair netlik arayışı, altın fiyatlarını negatif etkiledi

    Para politikasına dair netlik arayışı, altın fiyatlarını negatif etkiledi

    Investing.com – Çarşamba günü altın fiyatları, Asya ticaretinde bir miktar düştü ancak piyasalar, Fed’den yapılacak konuşmaları ve Bej Kitap’tan ABD para politikası hakkında yeni ipuçları beklerken kilit seviyelerde seyretti.

    Dolar ve ABD Hazine tahvil getirilerinin, son toparlanma rallisinin ardından geri çekilmesiyle Salı günü sarı metal, 2.000 dolar seviyesini yeniden gördü. Ancak Fed konuşmacılarından gelen son şahin sinyallerin piyasaları ürkütmesiyle, ABD’de faizlerin izleyeceği yol konusunda artan belirsizlik, daha fazla kazanç elde edilmesini engelledi.

    Yine de altın, yüksek faizlerin etkisinin, küresel ekonomi tarafından hissedilmesi nedeniyle bu yıl ekonomik yavaşlama korkuları arasında nispeten iyi talep görmeye devam etti.

    Spot altın %0,1 düşüşle 2.002,76 dolara ve altın vadeli işlemleri, %0,2 düşüşle 2.015,00 dolara indi. Her ikisi de iki günlük sert kayıpların ardından dün yükseldi.

    Şimdi gözler, bugün açıklanacak olan Bej Kitap ekonomik raporundan başlayarak Fed’den gelecek bir dizi ipucuna çevrilmiş durumda. Fed Yöneticileri Christopher Waller ve Lisa Cook da yarın ve Cuma günü konuşacak.

    Fed yetkililerinden gelen şahin yorumlar ve ABD ekonomisindeki bazı direnç işaretleri, faizlerin beklenenden daha fazla artabileceğine dair korkuların yeniden canlanmasına neden oldu.

    Fed Fon vadeli işlem fiyatları piyasaların, Mayıs ayında 25 baz puanlık bir artış için %85, Haziran ayında benzer bir artış için %19 ihtimal ile fiyatlandığını gösteriyor. Piyasalar başlangıçta Haziran ayında faiz artırımına düşük ihtimal veriyor, çoğunluk hâlâ Fed’in faiz artırımına ara vermesini bekliyordu.

    Faizlerin yükselme ihtimali, getirisi olmayan varlıkları elde tutmanın fırsat maliyetini artırdığı için altın ve diğer metaller adına kötü bir işaret. Ancak değerli metaller, artan faizlerin bu yıl ekonomik büyümeyi sekteye uğratacağı korkusuyla artan güvenli liman talebinden faydalandı.

    Diğer değerli metaller Çarşamba günü hafif düştü. Platin %0,2 düşerken gümüş %0,3 değer kaybetti.

    Endüstriyel metaller arasında bakır fiyatları, Çin’in beklenenden daha güçlü gelen ekonomik büyüme verilerinden destek göremeyerek düşüş yaşadı.

    Bakır vadeli işlemleri %0,4 düşerek 4,0755 dolara geriledi.

    Çin ekonomisi, 2023’ün ilk çeyreğinde beklenenden daha fazla toparlanırken imalat sektöründeki zayıflığın devam ettiğine dair işaretler, dünyanın en büyük bakır ithalatçısında emtia talebine ilişkin endişeleri artırdı.

    Yazar: Ambar Warrick

  • Fed’le ilgili gerginliklerin güçlü Çin verilerine gölge düşürmesiyle petrol yükseldi

    Fed’le ilgili gerginliklerin güçlü Çin verilerine gölge düşürmesiyle petrol yükseldi

    Investing.com – Çin’in beklenenden daha güçlü gelen GSYİH verilerinin, ülkedeki talep toparlanmasına ilişkin iyimserliği artırmasıyla Salı günü petrol fiyatları Asya’da yükseldi ancak ABD’de faizlerin yükselmesi ve daha güçlü bir dolar korkusu kazançları sınırlı tuttu.

    Çin ekonomisi 2023’ün ilk çeyreğinde beklenenden daha fazla büyüyerek bu yılın başlarında COVID-19 kısıtlamalarının kaldırılmasının ardından ekonomik toparlanma yolunda olduğunu gösterdi. Bu veri, Çin’deki toparlanmanın petrol talebini bu yıl rekor seviyelere çıkaracağı yönündeki beklentileri de destekledi.

    Öte yandan Fed’in faiz oranlarını ne kadar artacağı konusundaki belirsizlik, petrol piyasalarına yönelik hissiyatın kısa bir süre daha devam etmesini sağladı. Fed yetkililerinden gelen şahin yorumlar ve ABD ekonomisindeki bazı direnç işaretleri, piyasaların, Fed’in faiz artırım döngüsünde yakın zamanda bir duraklama beklentilerini yeniden gözden geçirdiğini gördü.

    Brent %0,3 artışla 84,98 ve WTI %0,3 artışla 81,03 dolara yükseldi. Her iki kontrat da Pazartesi günü yaklaşık %2 düşerek son bir ayın en sert düşüşünü yaşadı.

    Ham petrol piyasaları, son seanslarda bir yılın en düşük seviyelerinden güçlü bir toparlanma sergileyen dolardaki yeniden canlanmanın da baskısı altındaydı. Dolar, Salı günü bir sepet para birimi karşısında değişmezken Hazine getirileri de yükseldi.

    Fed Fonu vadeli işlem fiyatları piyasaların, Fed’in Mayıs ayında faizleri 25 baz puan artırma ihtimalini yaklaşık %90 olarak fiyatladığını gösteriyor. Piyasalar aynı zamanda Fed’in Haziran ayında tekrar faiz artırımına gitme ihtimalini %23 olarak gösteriyor ancak beklentilerin çoğun hâlâ bir duraklama yönünde.

    Şimdi dikkatler, banka toplantı öncesi sessizlik dönemine girmeden önce, önümüzdeki günlerde bir dizi Fed yetkilisinin yapacağı konuşmalara çevrilmiş durumda. Fed, faiz oranlarına ilişkin kararını 3 Mayıs’ta açıklayacak.

    OPEC’in bu ayın başlarında beklenmedik bir şekilde arzı kısmasının ardından petrol fiyatları güçlü bir yükseliş yaşarken özellikle faizlerin daha da yükselmesiyle yavaşlayan ekonomik büyümeye ilişkin endişeler, daha büyük bir rallinin önünü kesti.

    Çin’in ekonomik toparlanması da bu yıl şimdiye kadar büyük ölçüde dengesiz oldu ve ekonomi için bir gösterge olarak kabul edilen imalat sektörü, genişleme bölgesinde kalmak adına epey mücadele etti.

    Salı günü açıklanan verilere göre sanayi üretimi, Mart ayında üst üste ikinci kez beklentileri karşılayamazken emlak sektöründeki yatırımlar da yavaşladı. İmalat sektöründeki uzun süreli zayıflık, bu yıl daha büyük bir ekonomik toparlanmayı engelleyebilir.

    Yazar: Ambar Warrick