Etiket: Orta

  • Kazanç çağrısı: Citi, makroekonomik rüzgarların ortasında stratejik odağını özetliyor

    Kazanç çağrısı: Citi, makroekonomik rüzgarların ortasında stratejik odağını özetliyor

    Citi (ticker: C) CEO’su Jane Fraser, son kazanç çağrısında şirketin 2024 yılının ilk çeyreğindeki performansına ve zorlu makroekonomik ortamda stratejik odağına ilişkin genel bir değerlendirme yaptı. Şirket, yaklaşık 3,4 milyar dolar net gelir ve %7,6 oranında maddi adi sermaye getirisi (RoTCE) bildirdi.

    Küresel ekonomik büyümedeki yavaşlama ve dezenflasyonist koşullara rağmen Citi, organizasyon yapısını basitleştirmeyi ve personel sayısını yaklaşık 7.000 pozisyon azaltarak önemli gider tasarrufları sağlamayı içeren iş performansını iyileştirme stratejisini uygulamaktadır. Şirket ayrıca hissedarlarına 1,5 milyar dolar sermaye iade etti ve %13,5’lik güçlü bir CET1 oranı bildirdi.

    Önemli Çıkarımlar

    • Citi, 2024’ün ilk çeyreği için 3,4 milyar dolar net gelir ve %7,6 RoTCE bildirdi.
    • Şirket yönetim yapısını sadeleştiriyor ve yaklaşık 7.000 pozisyonu ortadan kaldırarak yıllık 1,5 milyar dolarlık gider tasarrufu sağladı.
    • Citi, yavaşlaması beklenen küresel ekonomik büyümeye rağmen stratejisini uygulamaya ve iş performansını iyileştirmeye odaklanıyor.
    • Şirket hissedarlarına 1,5 milyar dolar sermaye iade etti ve CET1 oranını %13,5 olarak korudu.
    • Citi, varlık işinin getirilerini iyileştirmeyi hedefliyor ve ABD Kişisel Bankacılık segmentinde gelir artışı öngörüyor.

    Şirket Görünümü

    • Citi, orta vadede gelirde %4 ila %5 arasında bir yıllık bileşik büyüme oranı (CAGR) hedeflemektedir.
    • Şirket, belirli iş kollarında liderliğini sürdürmeye, pazar payı kazanmaya ve müşteri büyümesine odaklanmıştır.
    • Citi, orta vadede %11 ila %12 getiri hedefine ulaşmaya kararlıdır.

    Ayı Yönünde Öne Çıkanlar

    • Net faiz geliri ilk çeyrekte 317 milyon dolar azaldı.
    • Servet gelirleri %4 oranında azalmıştır.
    • Kredi maliyeti, daha yüksek net kredi zararları nedeniyle %34 oranında artmıştır.

    Yükselişte Öne Çıkanlar

    • Bankacılık segmenti gelirleri, yatırım bankacılığı ve kurumsal krediler sayesinde %49 oranında artmıştır.
    • ABD Bireysel Bankacılık gelirleri %10 oranında artmıştır.
    • Müşteri bakiyeleri ve yatırım varlıkları büyümüş, müşteri yatırım varlıkları %12 artmıştır.

    Eksiklikler

    • Citi, son iki çeyrekte 1 milyar dolarlık yeniden yapılandırma maliyeti bildirdi.
    • ABD Kişisel Bankacılık segmentinde net gelir 347 milyon dolara geriledi.

    Soru ve Cevaplarda Öne Çıkanlar

    • Şirket Meksika’daki halka arzın durumuna ilişkin spesifik bir güncelleme yapmadı.
    • Yöneticiler, altyapı ve otomasyon yatırımları da dahil olmak üzere devam eden dönüşümü vurguladı.
    • Yıl boyunca ek yeniden yapılandırma masrafı beklenmiyor.

    Citi’nin ilk çeyrek kazanç çağrısı, şirketin zorlu bir makroekonomik ortamda gösterdiği direncin altını çizdi. Büyüme ve verimliliğe yönelik net bir stratejiye sahip olan şirket, hissedarlarına değer sunmaya devam ederken beklenen ekonomik zorlukları aşmaya hazırdır. Haziran ayı ortasında Citi’nin operasyonları ve kârlılık stratejileri hakkında daha fazla bilgi sağlayacak bir Yatırımcı Günü planlanıyor.

    InvestingPro Analizleri

    Citi (ticker: C) son kazanç raporunda, operasyonları düzene sokmayı amaçlayan stratejik önlemler ve hissedarlara sermaye iadesi taahhüdüyle dayanıklılık gösterdi. InvestingPro verileri ve ipuçları, şirketin finansal sağlığına ve piyasa performansına daha derin bir bakış sağlayarak yatırımcılar için değerli bilgiler sunuyor.

    InvestingPro Verileri, 113,05 milyar dolarlık Piyasa Değerini vurgulayarak finans sektöründe güçlü bir varlığa işaret ediyor. Şirketin F/K Oranı 17,2’dir ve 2023’ün 4. çeyreği itibariyle son on iki ay için düzeltilmiş F/K Oranı 13,53’tür; bu da kazançlarına göre potansiyel olarak düşük değerli bir hisse senedine işaret etmektedir.

    Ayrıca, 2Ç 2024 başı itibariyle Temettü Getirisi %3,43 olup, gelir odaklı yatırımcılar için caziptir ve Citi’nin 14 yıl üst üste temettü ödemelerini sürdürme kabiliyetini yansıtmaktadır.

    Bir InvestingPro İpucu, Citi’nin Bankalar sektöründe önde gelen bir oyuncu olduğunu ve bunun şirket görünümünde belirtildiği gibi liderliği sürdürme ve pazar payı kazanma konusundaki stratejik odağıyla uyumlu olduğunu belirtiyor. Bir başka ipucu, analistlerin şirketin bu yıl kârlı olacağını tahmin ettiğini ve şirketin orta vadede %11 ila %12 getiri hedefini desteklediğini ortaya koyuyor.

    Daha kapsamlı analiz ve ek InvestingPro İpuçları arayan yatırımcılar için Citi’nin InvestingPro ‘daki profili, yatırım kararlarını daha da bilgilendirebilecek toplam 10 ipucu sunuyor. INVTROZEL1A kupon kodunu kullanarak yıllık veya iki yıllık Pro ve Pro+ aboneliklerinde ek %10 indirim kazanabilir ve bu değerli bilgilere erişebilirsiniz.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • ABD Körfez Kıyısı ağır ham petrol fiyatları arz kısıtlamaları nedeniyle yükseliyor

    ABD Körfez Kıyısı ağır ham petrol fiyatları arz kısıtlamaları nedeniyle yükseliyor

    ABD Körfez Kıyısı’ndaki ağır ham petrol fiyatları, arz sıkışıklığı nedeniyle neredeyse hafif ham petrolle eşit seviyelere ulaşarak artış gösterdi ve bu da benzin fiyatlarının yükselmesine katkıda bulunabilir. ABD rafinaj kapasitesinin yarısından fazlasından sorumlu olan Körfez Kıyısı rafinerileri, daha yüksek dizel ve jet yakıtı verimleri nedeniyle orta ve ağır ham petrolleri tercih ediyor.

    Fiyat artışında Meksika’dan yapılan petrol ihracatının azalması, Venezüella ham petrolüne yönelik yaptırımların yenilenmesi ihtimali, Kanada’da bir boru hattının faaliyete geçecek olması ve OPEC+ tarafından devam eden kesintiler etkili oldu.

    Ağır Louisiana Sweet ham petrolü Pazartesi günü West Texas Intermediate (WTI) ham petrol vadeli işlemlerine göre varil başına 2,60 $ primle işlem görürken, Hafif Louisiana Sweet’in 2,80 $ primini yakından takip etti. Bu 20 sentlik fark, 2023 yılı boyunca yaklaşık 60 sent olan ortalamadan önemli ölçüde daha küçük.

    Aradaki farkın kapanması, daha yüksek işleme maliyetleri nedeniyle geleneksel olarak daha ucuz olan ağır ham petrol için piyasa dinamiklerinde önemli bir değişime işaret ediyor.

    Bir ay önce 3,40 dolar olan benzinin ortalama perakende satış fiyatı bu hafta galon başına 3,60 dolara yükseldi. ABD yaz sürüş sezonuna yaklaşırken, ağır ham petrol fiyatlarındaki artışın benzin fiyatlarını daha da yukarı çekmesi ve enflasyonu etkilemesi muhtemeldir.

    Houston’da, Kanada ham petrol fiyatları yükseldi ve bu çeyrekte WTI’a ortalama 4,35 $ iskonto ile işlem görmeye başladı; bu, geçtiğimiz yılın 6 $ üzerindeki ortalamasına kıyasla daha dar bir iskonto. Kanada’da 1 Mayıs’ta faaliyete geçmesi beklenen Trans Mountain petrol boru hattı genişlemesi, Pasifik Sahili’ne petrol akışını artıracak.

    Meksika’nın Maya ağır ham petrol ihracatını günlük 122.000 varil azaltması fiyatların yükselmesine yol açarken, Körfez Kıyısı’ndaki spot fiyatlar bu ay şu ana kadar varil başına yaklaşık 77,20 $’a ulaşarak bir önceki çeyrekte ve geçen yıl yaklaşık 70 $’dan artış gösterdi.

    ABD’nin Venezüella petrol ihracatına yeniden yaptırım uygulama potansiyeli arz endişelerini arttırıyor. ABD son dönemde günlük 140.000 ila 170.000 varil arasında Venezuela ham petrolü ithal etti. Ayrıca, OPEC+ gönüllü üretim kesintilerini Haziran sonuna kadar sürdürme kararı aldı, ancak bazı üye ülkeler kotalarına sıkı sıkıya bağlı kalmadı.

    Geçen ay orta ve ağır ekşi ham petrol fiyatlarındaki artış kısmen ABD hükümetinin Stratejik Petrol Rezervi için ham petrol geri alım planından vazgeçmesi ve fiyatların alımlar için belirlenen limiti aşmasından kaynaklandı.

    Reuters bu makaleye katkıda bulunmuştur.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Faiz indirimi belirsizliği ve Çin’in zayıf verileri petrol fiyatlarını düşürdü

    Faiz indirimi belirsizliği ve Çin’in zayıf verileri petrol fiyatlarını düşürdü

    Investing.com – Petrol fiyatları güçlenen dolar ve ABD faiz oranları üzerindeki belirsizliğin devam eden baskısıyla düşerken en büyük ithalatçı Çin’den gelen zayıf büyüme rakamları da duyarlılığı azalttı.

    Yine de ham petroldeki büyük kayıplar, bölgedeki askeri hareketliliğin tırmanmasıyla Orta Doğu’daki arzın aksamasına ilişkin süregelen endişeler tarafından engellendi.

    Çin ekonomisi dördüncü çeyrekte beklenenden biraz daha az büyürken dünyanın en büyük petrol ithalatçısı, COVID-19 sonrası durgun toparlanmayla boğuşmaya devam etti.

    Gayri safi yurt içi hasıla hükümetin 2023 yılı için belirlediği %5’lik hedefi yine de aşarken bu artış, büyük ölçüde ekonominin yaklaşık %3 büyüdüğü 2022 yılına kıyasla daha düşük bir bazdan kaynaklandı.

    Bugün paylaşılan veri, Çin’in 2024’teki ekonomik büyümesi için zayıf bir ton belirledi ve bu da önümüzdeki aylarda ham petrol için daha zayıf bir iştah anlamına geliyor. Çin’in petrol ithalatı, 2023 yılında rekor seviyelere ulaşmış olsa da yüksek stok seviyeleri nedeniyle büyüme hızının yıl sonuna doğru yavaşladığı görüldü.

    Mart vadeli Brent ham petrol %0,5 düşüşle 77,93 dolara gerilerken WTI %0,7 düşüşle 72,02 dolara indi.

    Faiz indirimiyle ilgili belirsizlik ortamında doların güçlenmesi ham petrolü düşürdü

    Fed yetkililerinin, merkez bankasının erken faiz indirimi beklentilerine karşı çıkan söylemlerinin ardından dolar, son bir ayın en yüksek seviyesine çıkarken bu durum petrol fiyatları üzerinde de baskı yarattı.

    Fed Yöneticisi Christopher Waller, ABD ekonomisinin yakın vadede nispeten dirençli olduğu göz önüne alındığında, bankanın faizleri erkenden düşürmek için acele etmediğini söyledi.

    Daha güçlü bir dolar, ham petrolü uluslararası alıcılar için daha pahalı hale getirerek talebe zarar veriyor. Daha uzun süre daha yüksek faiz beklentisi de petrol talebi için daha zayıf bir görünüm sunuyor, zira ekonomik faaliyetler genellikle yüksek faiz ortamında yavaşlar.

    Dünyanın en büyük ekonomisine ilişkin yeni ipuçları için şimdi gözler, günün ilerleyen saatlerinde açıklanacak olan ABD perakende satış ve sanayi üretimi verilerinde.

    Kızıldeniz’de gerilim sürüyor

    Yine de ham petroldeki daha büyük kayıplar, bölgedeki askeri hareketliliğin artmasından dolayı Orta Doğu’da arz kesintileri yaşanması ihtimaliyle sınırlı kaldı.

    ABD ve İngiltere güçleri, Kızıldeniz’de İran’a bağlı Husi grubuna karşı yeni bir saldırı düzenlediklerini teyit ederken Husiler de bölgedeki gemileri hedef almaya devam edeceğini söyledi. Bu gelişme, Husilerin son saldırılarının ana motivasyonu olarak gösterdikleri İsrail-Hamas savaşı devam ederken yaşandı.

    Kızıldeniz’de yaşanan aksaklıklar nedeniyle birçok nakliye operatörü, bölgeden uzak durarak Ümit Burnu’nun etrafındaki daha uzun bir rotayı tercih etti; bunun da Avrupa ve Asya’ya petrol sevkiyatını geciktirmesi bekleniyor.

    Orta Doğu’daki çatışmalar, son iki ay boyunca petrol fiyatlarını destekleyen önemli bir unsur oldu zira yatırımcılar, aksaklıklar nedeniyle Avrupa ve Asya piyasalarında sıkışıklık yaşanacağı yönünde pozisyon aldı.

    Ancak yatırımcılar, ABD ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün bazı üyelerinin Aralık ayında üretimi artırdığı göz önüne alındığında, çatışmanın arzı sınırladığına dair daha net işaretler arıyor.

    Yavaşlayan talebe ilişkin endişelerin arzdaki düşüş olasılığına ağır basması nedeniyle petrol fiyatları 2023 yılında yaklaşık %10 düştü. OPEC’in üretim kesintileri, piyasaları önemli ölçüde etkilemedi ve Orta Doğu’da daha fazla aksaklık yaşanmaması halinde ham petrol arzı 2024’ün başlarında öngörülenden daha az sıkışık olacak.

    ABD yakıt talebinin de önemli ölçüde zayıfladığı görülürken benzin ve distilat stokları son iki hafta güçlü artışlar kaydetti.

    Haftalık ABD stok verileri bugün ve yarın açıklanacak.

    Çığır açan, yapay zeka destekli InvestingPro+ hisse senedi seçimlerimizle yatırımınızı güçlendirin. Pro ve Pro+ abonelik planlarımızda sınırlı süreli indirimden yararlanmak için InvProTROzel2 kuponunu kullanın. Daha fazla bilgi için tıklayın. Ödeme yaparken indirim kodunuzu kopyalayıp yapıştırarak kullanabilirsiniz.

  • ABD Husi grubuna saldırdıktan sonra petrol fiyatları yaklaşık %2 yükseldi

    ABD Husi grubuna saldırdıktan sonra petrol fiyatları yaklaşık %2 yükseldi

    Investing.com – ABD öncülüğündeki güçlerin Yemen’deki İran destekli Husi grubuna karşı hava saldırıları başlatmasının ardından petrol fiyatları, Asya ticaretinde keskin bir şekilde yükseldi ve Orta Doğu’dan gelen arzda daha fazla kesinti yaşanacağı endişelerini artırdı.

    Basında yer alan haberlere göre ABD ordusu, dün Yemen’de Husilerin kontrolündeki birçok bölgeye hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, İran’ın Umman Körfezi’nde Irak petrolü taşıyan bir petrol tankerine el koymasından kısa bir süre sonra gerçekleşti.

    İran’la yaşanan gerilim ve Husi saldırıları nedeniyle birçok nakliye operatörü bölgeden uzak dururken Süveyş Kanalı üzerinden yapılan ham petrol sevkiyatında da gecikmeler yaşanabileceği belirtiliyor.

    Orta Doğu’da son dönemde yaşanan istikrarsızlığın merkezinde yer alan İsrail-Hamas savaşı da durma emaresi göstermedi.

    Orta Doğu’ya ilişkin süregelen endişeler, son haftalarda petrol fiyatlarına bir miktar destek sağladı, özellikle de piyasalar, bölgedeki yaygın çatışmaların 2024 yılında petrol arzını kesintiye uğratacağından korkuyordu.

    Mart ayında vadesi dolan Brent ham petrol %1,9 artışla 78,85 dolara yükselirken WTI yaklaşık %2 artışla 73,50 dolar oldu.

    Orta Doğu’daki gerilimler ile ham petrol, olumsuz sinyalleri geride bıraktı

    Arz kesintilerine ilişkin endişeler, bu hafta bir dizi olumsuz sinyale rağmen petrol fiyatlarının yükselmesine yardımcı oldu ancak yine de zayıf bir haftalık performansa hazırlanıyor.

    Dün açıklanan veriler, ABD tüketici fiyat endeksi enflasyonunun Aralık ayında beklenenden biraz daha fazla arttığını gösterdi ve Fed’in, bu yılın başlarında faiz oranlarını düşürmeye başlayacağı umutlarını azalttı.

    Bundan önce Çarşamba günü ABD stok verileri, ham petrol stoklarında beklenmedik bir artış gösterdi ve benzin ve distilat stokları ikinci hafta da aşırı yükseldi. Veri, dünyanın en büyük yakıt tüketicisindeki talebin zayıf kaldığını ve şiddetli bir kış fırtınasının ülkedeki seyahatleri daha da aksattığını gösterdi.

    En büyük ihracatçı Suudi Arabistan, artan rekabet ve zayıflayan taleple boğuşurken petrol fiyatları, Asya ve Avrupa’nın bazı bölgelerine sattığı petrolün fiyatlarını düşürmesinin ardından haftaya zayıf bir başlangıç yaptı.

    Bu hafta ham petrolün güçlü olmasında, fiyatların 2023’te %10’un üzerinde düştükten sonra 2024’ün ilk haftasında daha da gerilemesinin ardından yapılan alımların da etkisi oldu. Orta Doğu’daki aksaklıklar dışında, rekor seviyedeki ABD üretimi nedeniyle petrol piyasalarının 2024’ün başlarında büyük ölçüde iyi tedarikli kalması ve yüksek faiz oranları ve enflasyonun baskısıyla talebin zayıflaması bekleniyor.

    En büyük petrol ithalatçısı Çin’de de COVID-19 sonrası ekonomik toparlanmanın güçlükle gerçekleşmesi nedeniyle talebin zayıfladığı öngörülüyor. Aralık ayı enflasyon ve ticaret verileri bugün açıklanacak.

    Çığır açan, yapay zeka destekli InvestingPro+ hisse senedi seçimlerimizle yatırımınızı güçlendirin. Pro ve Pro+ abonelik planlarımızda sınırlı süreli indirimden yararlanmak için InvProTROzel2 kuponunu kullanın. Daha fazla bilgi için tıklayın.

  • JPMorgan Chase azınlık firmalarında 1,3 trilyon dolarlık fırsatı gözlüyor

    JPMorgan Chase azınlık firmalarında 1,3 trilyon dolarlık fırsatı gözlüyor

    JPMorgan Chase (NYSE:JPM), Amerika Birleşik Devletleri’nde azınlıkların sahip olduğu orta ölçekli firmaların yıllık 1.3 trilyon dolarlık kullanılmayan gelirini tespit ederek Gelişmekte Olan Orta Pazar’da önemli bir fırsat belirledi. Next Street tarafından yürütülen çalışma, orta ölçekli pazarın %30’unu temsil eden bu işletmelerin şu anda gelirlerinin yalnızca %20’sine katkıda bulunduğunu vurguluyor. JPMorgan’ın Gelişmekte Olan Orta Ölçekli Piyasalar Eş Başkanı Terry Hill, bu sektörle daha etkin bir şekilde ilişki kurmanın yaratabileceği önemli ekonomik etkinin altını çizdi.

    Gelirleri 11 milyon dolar ile 500 milyon dolar arasında değişen bu firmalar genellikle sermayeye ve ilgili bilgilere erişimde zorluklarla karşılaşmaktadır. JPMorgan Chase, ticari ve endüstriyel bankacılık hizmetlerini geliştirerek bu engelleri aşmak için adımlar atıyor. Bankanın planı, işgücünün stratejik olarak genişletilmesini ve farklı müşteri tabanlarına yönelik ticari bankacılık tekliflerini güçlendirme taahhüdünü içeriyor.

    Odaklanılan çeşitliliğe sahip şirketler arasında azınlıklar, kadınlar ve gaziler tarafından yönetilenler yer almaktadır. Bu şirketler, ülke genelinde milyonlarca kişiye istihdam sağlayan 300.000’den fazla orta ölçekli şirketin bulunduğu bir ekonomide önemli bir rol oynamaktadır. JPMorgan’ın girişimi, bu şirketlerin karşılaştığı mevcut boşlukları kapatmayı amaçlıyor; bu da yalnızca şirketlerin kendilerine fayda sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda daha geniş ekonomik büyümeye de katkıda bulunacak.

    JPMorgan Chase’in bu hamlesi, Bank of America gibi diğer finans kuruluşlarının da orta piyasa anlaşma yapma yeteneklerini geliştirmeye yönelik rekabetçi çabalarının ortasında geldi. JPMorgan Chase, kar amacı gütmeyen kuruluşlar ve 33.000’den fazla gayrimenkul yatırımcısı da dahil olmak üzere yaklaşık 25.000 orta ölçekli şirkete verdiği desteği güçlendirerek, kendisini orta piyasada çeşitliliğe sahip işletmelerin büyümesini teşvik eden bir lider olarak konumlandırıyor.

    InvestingPro İçgörüleri

    JPMorgan Chase’in Gelişmekte Olan Orta Pazara olan bağlılığı, yatırımcılar için olumlu bir görünüm sunan güçlü finansal ölçütler ve stratejik hamlelerle destekleniyor. Bir InvestingPro İpucu, JPMorgan’ın yüksek kazanç kalitesinin altını çiziyor; serbest nakit akışının net geliri aşması, sağlam finansal sağlığa ve azınlıklara ait orta ölçekli firmaları hedefleyen girişim gibi yeni girişimlere yatırım yapma kabiliyetine işaret ediyor. Ayrıca, bankanın 13 yıl üst üste temettü artırma geçmişi, finansal istikrarının ve hissedar değeri odağının bir kanıtıdır.

    InvestingPro tarafından sağlanan gerçek zamanlı verilere göre JPMorgan’ın piyasa değeri 444,09 milyar dolar gibi yüksek bir seviyede ve bu da finans sektöründeki önemli varlığını yansıtıyor. Şirketin F/K oranı 9,16 ile cazip bir şekilde düşüktür, bu da hisse senedinin kazançlarına göre değerinin altında olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca, 2023’ün 3. çeyreği itibarıyla son on iki aydaki gelir artışı %18,12 gibi etkileyici bir orandır ve şirketin stratejik hedefleriyle uyumlu bir hızlanma eğilimine işaret etmektedir.

    Daha derin analizlerle ilgilenenler için InvestingPro, JPMorgan’ın potansiyelini daha fazla değerlendirmek için ek ipuçları sunuyor. Halihazırda aboneler için 13 InvestingPro İpucu daha mevcut olup, şirketin finansal görünümüne ilişkin kapsamlı bir bakış açısı sağlamaktadır.

    InvestingPro aboneliği şu anda %55’e varan indirimle özel bir Siber Pazartesi indiriminde. Daha da iyi bir fırsat için sfy23 kupon kodunu kullanarak 2 yıllık InvestingPro+ aboneliğinde ek %10 indirim kazanabilir ve yatırım kararlarınıza ışık tutacak daha fazla içgörü edinebilirsiniz.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, enflasyonda tek hane için 2026’yı işaret etti

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, enflasyonda tek hane için 2026’yı işaret etti

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin kasım ayı olağan toplantısı ’21’inci Yüzyılın İleri teknoloji ve Yeşil Ekonomiye Dayalı Sanayisini Oluşturmak İçin Devlet-Özel Sektör İşbirliğini Geliştirmenin Önemi’ ana gündemi ile düzenlendi. İSO’nun Beyoğlu’ndaki merkez binasında gerçekleşen toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da katıldı. Yılmaz burada yaptığı konuşmada, enflasyonda tek hane için 2026’yı işaret etti. Yılmaz, “Bu yıl yüzde 65 civarında gerçekleşecek enflasyonun kademeli bir şekilde düşerek 2026 yılında tek haneli rakamlara döneceğini öngörüyoruz.” dedi.

    “20 YILLIK DÖNEMDE ORTALAMA 5.4’LÜK BÜYÜME”

    Toplantıda konuşan Cevdet Yılmaz, ” Türkiye, 20 yıllık dönemde yıllık ortalama 5.4 büyümüş. Dünya büyümesinin aşağı yukarı 1,8 puan üzerinde bir ortalamayla büyüme kaydetmişiz. 50 yıllık, 100 yıllık perspektiflerle bu tür farklara baktığınız zaman asıl ülkeleri uluslararası alanda öne çıkaran hususun bu performans olduğunu ifade etmek isterim. Siz yürürken başkaları da yürüyor. Önemli olan onlara göre nisbi konumunuz. Türkiye gerçekten iyi bir performans sergilemiş durumda. 2020-2022 dönemine baktığımızda birikimli olarak dünya yüzde 7 büyümüş, Türkiye aynı dönemde yüzde 20’ye yakın büyüme performansı sergilemiş. Son hesaplamalara göre 13 bin 800 doları açtığınız zaman yüksek gelirli ülkeler ligine terfi ediyorsunuz, bu süreçte Türkiye düşük orta gelirli ülkeler kategorisinden, orta yüksek gelirli ülkeler kategorisine geçmiş ama yüksek gelirli ülkeler ligine henüz geçebilmiş değiliz” dedi.

    “MAYIS AYINDAKİ SEÇİMLE SİYASİ BELİRSİZLİK ORTADAN KALKTI”

    Belirsizliğin ekonominin düşmanı olduğunu ve mayıs ayındaki seçimle birlikte siyasi belirsizliklerin ortadan kalktığını, yerel seçimlerin de makro politikaları çok etkilemediğine dikkat çeken Cevdet Yılmaz, “Ekonominin en önemli boyutu itibarıyla Türkiye farklı bir döneme girmiş oldu. Özel sektörle istişareye büyük önem verdik. Makro olarak görünümü nedir diye bakarsanız 4 amaç şekillendirdi. Birincisi afetin yaralarının sarılması ve afet risklerinin azaltılması. Bu çok kıymetli bir şey. Şubat ayında tarihimizin en büyük depremini yaşadık. Acil müdahale kısmı bitti ama asıl iş rehabilitasyon. 100 binlerce vatandaşımıza konut yapıyoruz, bozulan alt yapıyı tamir ediyoruz. Diğer yandan bu bölgelerimizdeki sosyo-ekonomik hayatı normalleştirmeye ve bu bölgelerimizi üretken hale taşımaya gayret ediyoruz. Bununla eş zamanlı şekilde gelecek afetlerin riskini azaltmaya dönük olarak kentsel dönüşüm başta olmak üzere çeşitli tedbirler alıyoruz. Bu kapsamda bütçemize çok ciddi kaynaklar koymuş durumdayız. Merkezi yönetim bütçemizde 762 milyar lira ödenek koymuş durumdayız.

    Gelecek yıl ki bütçemizde 1 trilyon 28 milyar lira kaynağı ayırmış durumdayız. 3-4 yılık dönem itibariyle baktığınızda 3 trilyondan fazla parayı merkezi yönetim bütçesinden bu alanlara harcamış olacağız. Bunlar hem halkımızın yaralarını saracak hem de Türkiye’yi çok daha güvenli bir şekilde güçlü bir bünyeyle geleceğe taşıyacak yatırımlar. Bu yıl ve gelecek yıl bütçemizdeki açığı bu yüzden bir miktar artırıyoruz. Normalde 3-3 buçuk civarında seyreden açık, bu yıl ve gelecek yıl için 6,4 civarında tahmin ediliyor. Ağırlıklı yük bu yıl ve gelecek yıl. Türkiye, bu 2 yıl geçici olarak, bütçemizde yapısal bir bozulmaya yol açmadan, deprem harcamalarının iyi tarafı bu, tek seferlik harcamalar, her yıl 40 sene devam edecek türden harcamalar değil. Yatırım niteliğinde harcamalar. Sonuç itibariyle ülkemizin geleceğine yapılmış harcamalar. Bu yıl ve gelecek yıl belki bizi biraz bütçe açısından yoracak ama ülkemizi çok daha güvenli şekilde geleceğe taşıyacak yatırımlar. Orta Vadeli Programımızda ve bütçemizde de buna büyük bir ağırlık vermiş durumdayız” ifadelerini kullandı.

    “ENFLASYONUN 2026’DA TEK HANELİ RAKAMLARA DÖNECEĞİNİ ÖNGÖRÜYORUZ”

    Yılmaz, “İkinci temel amacımız makro ekonomik ve finansal istikrarın sağlanması enflasyonun orta vadede tek haneli rakamlara yeniden düşürülmesi. Belli risklerimizi azalttık, döviz rezervlerimizde büyük bir artış sağlandı. Hem döviz riskini hem bütçe riskini azaltıcı tedbirler aldık. Bunun sonucundadır ki ülkemizin risk primlerinde bir düşüş ortaya çıktı. Son dönemlerde 340’lara kadar gerilediğini görüyoruz. Bu yıl yüzde 65 civarında gerçekleşeceğimiz enflasyonun kademeli bir şekilde düşerek 2026 yılında tek haneli rakamlara döneceğini öngörüyoruz. Aylık bazda bir miktar düşmeye başladı. Yıllık etkisini gelecek yılın ortalarından itibaren göreceğiz yeni politikaların. Çünkü yüksek baza girmiş rakamlar var. Bu konuları çalışırken Merkez Bankamızla birlikte çalışarak belli bir anlayış birliği içinde hareket ediyoruz. Herkes kendi alanında nihai yetkiye elbette sahip. Bütün dünyada olduğu gibi bizde de para politikası, maliye politikası ve yapısal reformlar, bu 3 alanın koordinasyonu da çok önemli. Bütün bu istikrarı, gelişmeleri ne için işitiyoruz’ Ülkemizin refahını, katma değerini ekonomisini sürdürülebilir, istikrarlı şekilde büyütmek için istiyoruz. Enflasyonu düşürmemiz bu perspektifimize de güç veriyor. Belirsizliği azaltarak, ön görülebilirliği artırarak enflasyondaki düşüş, makro istikrardaki kuvvetlenme büyüme perspektifimize güç veriyor” diye konuştu.

    “TÜRKİYE YÜKSEK GELİRLİ ÜLKELER LİGİNE ADIM ATMIŞ OLACAK”

    Yılmaz, “IMF tahminlerine göre ortalama 3 civarında bir büyüme görünüyor dünyada. Geçen yıl 906 milyar dolarmış milli gelirimiz, bu yıl 1 trilyon 67 milyar diye tahmin etmişiz. Şu an 12 ay geriye gittiğimiz zaman, 12 aylık milli gelirimiz 1 trilyonu aşmış durumda hali hazırda. Muhtemelen 1.1 trilyona yakın, o civarda bir milli gelire ulaşmış olacağız. Bu da kişi başına gelirimizi 10 bin 659 dolardan 12 bin 415 dolar seviyelerine getirmiş olacak. Dönem sonunda 1.3 trilyonluk bir ekonomi olmayı hedefliyoruz. Kişi başına gelirimizin de 14 bin 855 dolara nominal dolar bazında 15 bin dolarlara yakınsamasını bekliyoruz. Bu ne demek, yüksek gelirli ülkeler ligine terfi etmek demek. Uluslararası eşik 13 bin 800 dolar. Bu eşiği aşarak Türkiye yüksek gelirli ülkeler ligine alt sıralardan da olsa adımını atmış olacak. Ortalama büyümemizin bu dönem yüzde 4,5 civarında olmasını hedefliyoruz” dedi.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel
  • OSN+ Anghami’ye 50 milyon dolar yatırım yapacak, hisseler %43 arttı

    OSN+ Anghami’ye 50 milyon dolar yatırım yapacak, hisseler %43 arttı

    Dubai merkezli bir eğlence devi ve KIPCO’nun bir iştiraki olan OSN+, müzik yayın hizmeti Anghami’nin önemli bir hissesini satın almak için stratejik bir hamle yapıyor. Bu yatırım, 50 milyon dolara kadar ulaşabilecek, en son teknolojilerini kullanıcıları için içeriği uyarlamak üzere tasarlanmış yapay zeka destekli bir akış platformunda birleştirecek. Duyurunun ardından Anghami’nin hisse senedi fiyatı önemli bir artış yaşayarak yaklaşık %43 yükseldi ve KIPCO Anghami’nin hisselerini 3,65 dolardan fiyatlandırdı.

    Anghami, 2022 yılında gelirini 48 milyon dolara çıkararak ve ücretli abone sayısını %21 artırarak 120 milyon kayıtlı kullanıcıdan oluşan bir toplulukta 1,52 milyona ulaşarak güçlü bir finansal sağlık sergiledi. İki şirket arasındaki sinerjinin, anlaşma 2024’ün başlarında tamamlandığında 2,5 milyondan fazla ödeme yapan aboneden elde edilecek 100 milyon dolardan fazla gelirle operasyonları başlatması bekleniyor.

    Elie Habib CEO olarak ortak girişimi yönetmeye hazırlanırken, Joe Kawkabani OSN’nin lineer TV işine öncülük etmeye devam edecek. Bu işbirliği, SRMG’den gelen 5 milyon dolarlık yatırımın ve daha önce düşük olan hisse senedi fiyatları nedeniyle Anghami için potansiyel bir Nasdaq listesinden çıkmanın başarıyla atlatılmasının hemen ardından geldi. Ortaklık, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesindeki medya ortamında önemli bir genişleme anlamına geliyor.

    OSN+ çeşitli ülkelerdeki film ve dizi seçkileriyle tanınıyor ve bölgesel telekomünikasyon şirketleriyle ortaklıklar sürdürüyor. Ayrıca Universal Music Group (AS:UMG) ve Sony Music Entertainment gibi büyük küresel müzik şirketleriyle lisans anlaşmaları bulunmaktadır. Bu birleşmenin, yerel içerik tercihlerine ilişkin derin anlayışlarını tekil ve kapsamlı bir medya ekosisteminde birleştirerek MENA’nın yayın hizmetlerinde devrim yaratması bekleniyor.

    InvestingPro Insights

    OSN+ Anghami’yi stratejik olarak satın almaya hazırlanırken, yatırımcılar bu işbirliğinin finansal ölçümlerini ve pazar potansiyelini yakından takip ediyor. InvestingPro’nun son verilerine göre, Anghami’nin geliri 2023’ün ilk çeyreği itibariyle son on iki ayda 48 milyon dolara çıkarak umut verici bir artış gösterdi. Bu, şirketin artan cazibesinin ve operasyonel verimliliğinin bir kanıtıdır. Ayrıca, ücretli abonelerdeki %21’lik artışla şirket, kayıtlı kullanıcıları sürdürülebilir bir gelir akışına dönüştürme kapasitesini ortaya koyuyor.

    InvestingPro İpuçları, yapay zeka teknolojisinin yayın hizmetlerine entegrasyonunun, hem Anghami hem de OSN+’nın uzun vadeli başarısı için kritik öneme sahip olan kullanıcı katılımını ve elde tutmayı potansiyel olarak artırabileceğini öne sürüyor. InvestingPro aboneleri, medya ve yayın şirketleriyle ilgili 15 ipucu daha dahil olmak üzere, bu pazarı düşünen yatırımcılar için çok değerli olabilecek ek bilgilere erişebilir. InvestingPro aboneliği şu anda %55’e varan indirimlerle özel bir Kara Cuma indiriminde mevcut olduğundan, piyasa analizlerini derinleştirmek isteyenler için bu tekliften yararlanmak için uygun bir zaman.

    Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

  • Altında tahvil bozgunu: Ons altın 6 ayın en düşük seviyesinde

    Altında tahvil bozgunu: Ons altın 6 ayın en düşük seviyesinde

    Tahvil piyasası tabiri caizse altını adeta bozguna uğrattı ve getirilerdeki artış son 1 hafta içinde altın fiyatlarına ciddi bir zarar verdi.

    Ons altın, üçüncü çeyreğin büyük bölümünde güçlü duruş sergilese de güçlü dolar ve tahvil getirilerinde devam eden artışa direnemeyerek 6 ayın en düşük seviyesine indi.

    Tahvil faizi yüzde 5’e doğru giderse kısa vadede altın daha fazla baskı hissederek 1.800’ün altına gitme riski taşıyor. Orta vadede ise altın boğaları fiyatların yükseleceği konusunda umutlu.

    1.815 dolara kadar indi

    Sarı maden bu hafta aşağı doğru ralli başlatarak 1.815 dolara kadar gevşedi. Fiyatlar 2016 yılından bu yana en uzun süreli düşüş sarmalını gerçekleştirdi.

    ABD’de bugün açıklanacak tarım dışı istihdam raporu öncesinde ABD tahvil getirileri ve ABD dolarının son zamanların en yüksek seviyelerine gelmesi, altında hezimet yarattı. Fiyatlar dün ise 1.820 doların üzerinde güçlenme çabası içindeydi.

    IG stratejisti Yeap Jun Rong, Altın fiyatlarının dengelenme çabası olsa da henüz toparlanmaya dair çok fazla inanç yok.” değerlendirmesini yaptı.

    Ons altında lk direnç 1.834 dolarda. Buranın geçilmesi halinde 1.855 dolara doğru bir toparlanma olabileceği ifade ediliyor. Destekler ise 1.817 ve 1.804 dolarda.

    Tahvilde %5 bölgesi dramatik sonuç yaratır

    Analistler, yatırımcıların 10 yıllık ABD Hazine getirisinin yüzde 5 bölgesini test etmeye hazır olduğunu düşünmeye başlaması halinde altın fiyatlarının daha kırılgan hale gelebileceğini söylüyor. Bu durumun gerçekleşmesi halinde ons altında dramatik düşüş yaşanabileceği ve fiyatların 1.800 dolar/ons seviyesinin altına düşebileceği uyarısı yapılıyor.

    “Ekim düşüş ayı, Kasım’da altın uyanır”

    City Index’te yer alan değerlendirmeye göre Ekim genel olarak altın için kritik bir ay. Geçtiğimiz 45 yıl içinde yılın en çok düşüş eğilimi gösteren ayı, ortalama yüzde -0,51 getiriyle Ekim ayı oldu. Bu dönemde, ortalama negatif getiriler yüzde 3,2 olarak hesaplanırken pozitif getiri ortalaması yüzde -3,5 oldu. Bu dönemi ons altın, yüzde 55,6 oranında kayıpla kapattı.

    Son çeyrekte toparlanma umudu

    Son çeyrek, altında görünüm açısından genellikle daha iyi.

    Artan mücevher talebi, altının Kasım ve Aralık aylarında sırasıyla yüzde 0,71 ve yüzde 1,3 pozitif ortalama getiri sağlamasına yardımcı oldu. Doların Aralık ayında mevsimsel olarak zayıflaması, altının ortalama olarak yılın en iyi ikinci ayını yaşamasına yardımcı oldu.

    Tarihsel verilere bakıldığında altının yaz dönemi sonu ve sonbahar başlangıç döneminde genellikle uykuya girdiği görülüyor. Geçtiğimiz yıl da altın benzer bir model izlemişti. Aynı zamanda tarihsel veriler altın varlığının ekimden sonra toparlanmaya girme eğiliminde olduğunu bize gösteriyor.

    Özellikle yılın bu döneminde Asya’da, özellikle Hindistan ve Çin’de altın satın alma etkinliklerinin artış gösterdiği görülüyor. Bu beklentiler doğrultusunda altın fiyatının Kasım ayı başı itibarıyla artış göstermesi bekleniyor. Wall Street uzman analistlerinin katılmış olduğu bir ankete göre katılımcıların yüzde 54’ü, altın fiyatlarının önümüzdeki haftadan sonra artmaya başlayacağını öngörüyor.

    Bu makale ilk olarak Ekonomim üzerinde yayımlanmıştır.

  • KYO’dan OVP’ye tam destek geldi

    KYO’dan OVP’ye tam destek geldi

    Mehmet UZEL (KAYSERİ İGFA)
    Kayseri Ticaret Odası (KTO) Eylül ayı olağan meclis toplantısı Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan başkanlığında M. Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Başkan Ömer Gülsoy’un yanı sıra Yönetim Kurulu üyeleri, Meclis üyeleri ve Basın mensupları katıldı.

    Toplantıda, ay içerisinde yapılan faaliyetlere de yer verildi. Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, iş dünyasının yaşadığı ekonomik sıkıntılar, OVP, Yeşil Dönüşüm ve yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili de açıklamalarda bulundu.

    “ÜLKEMİZ EKONOMİK OLARAK SIKINTILI BİR SÜREÇTEN GEÇİYOR”

    Konuşmasında dünyada yaşanan sorunlardan dolayı ülkemizin de zor ve sıkıntılı bir süreçten geçtiğini belirten Gülsoy, “Ülkemizin ekonomik olarak içinden geçtiği sıkıntılı sürece, hepimiz bizzat etkilenerek şahit oluyoruz. Enerji ve akaryakıttan gıda sektörüne, taşıt ve otomobil sektöründen inşaat ve konut piyasasına kadar zamlardan etkilenmeyen hiçbir sektör kalmadı.” dedi.

    “İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ SIKINTILAR, EKONOMİK KONUT ÜRETİMİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”

    İnşaat sektöründe küresel ve ulusal bazda yaşanan gelişmelerden kaynaklı girdi maliyetlerinde ciddi fiyat artışlarının söz konusu olduğuna vurgu yapan Gülsoy, “Bu durumdan dolayı sektördeki yatırımcıların yükünün ağırlaştığını belirtmek isterim. Özellikle Kamu Müteahhitlerinin sıkıntılarının giderilmesinde ek fiyat farkının ödenmesi gerektiğini, irat kaydedilen teminat mektuplarının iadesi ve rücu davalarından vazgeçilmesi, şartsız tasfiye hakkı gibi hususların hayati önem taşıyor. Yaşanan sektörel sıkıntılar, ekonomik konut üretimini ve kamu yatırımı projelerini de olumsuz etkilediğini hatırlatmak isterim.” diye konuştu.

    “OVP PİYASA BEKLENTİLERİNİN YÖNETİLMESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR VAZİFE GÖRECEK”

    Ekonomide 2024-2026 dönemine ait Orta Vadeli Program (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gülsoy, “Bu programın hedeflerine ulaşması için millet olarak sahip çıkmamız, içindeki hedeflere ulaşma konusunda destek vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Tasarruf ve tüketim ile ilgili bütün halkın üzerine düşeni yapması gerekiyor. Bütün toplum olarak benimsendiği takdirde çok daha hızlı ve etkin şekilde başarılı olacaktır. Bu sene yüzde 65, önümüzdeki yıl yüzde 33 enflasyon öngörülmesini gerçekçi buluyoruz. Çünkü Enflasyon ve büyüme rakamlarını dünya ölçeğinde irdelemek gerekiyor. Bizim önümüzdeki yıl ortaya koyduğumuz yüzde 4’lük büyüme için Dünya Bankası ve IMF gibi global kuruluşların dünya ile ilgili büyüme rakamlarına baktığınızda 2,5 – 3 gibi rakamlar olduğunu görüyorsunuz. Dolayısıyla biz her seferinde dünyadan 1,5-2 rakam daha yüksek büyüme rakamı ortaya koyuyoruz. Bir miktar bu büyümenin trendinin düşeceğini görüyoruz Ama, dünya konjektöründe covid sonrası bütün dengelerin yerine oturmadığı, Rusya – Ukrayna savaşının devam ettiği bir ortamda Türkiye’nin ortaya koyduğu rakamlar iddialı ve başarabileceği rakamlar olarak önümüzde duruyor. Orta Vadeli Program ile ‘piyasanın duymak ve görmek istediği bir yol haritası’ çizildi. 3 yıllık Orta Vadeli Program, piyasa beklentilerinin yönetilmesi için önemli bir vazife görecek. OVP ile birlikte enflasyonla ilgili bozulan beklentilerin pozitif bir rotaya gireceği yeni bir dönem başladı. Bir yandan enflasyonu tek haneye düşürecek kararlı adımlar planlanırken, diğer yandan üretimi, ihracatı ve istihdamı destekleyecek politikalar gündeme alınmış durumda. Sürdürülebilir ve kalıcı büyüme için yapısal reformlara odaklanılmasını isabetli buluyoruz. Hedeflerin gerçekçi ve tutarlı belirlenmiş olması piyasanın ufkunu netleştirecektir. Programda, yapısal reformlara yönelik 7 alanın belirlenmesini ve tarihsel hedefler konulmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum. 7 öncelikli yapısal alan olan “Büyüme ve Ticaret, Beşeri Sermaye ve İstihdam, Fiyat İstikrarı ve Finansal istikrar, Kamu Maliyesi, Afet Yönetimi, Yeşil ve Dijital Dönüşüm, İş ve yatırım Ortamı” ile ilgili ciddi bir vizyonun belirlenmesini çok değerli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Burada yerli üretimin desteklenerek, üretimimizin teknolojik dönüşümüne yönelik atılacak adımlar, Yeşil ve Dijital Dönüşüm ile Sürdürülebilirlik başlıklarını da iş insanları olarak önemli buluyoruz” dedi.

    “YEŞİL DÖNÜŞÜM VE SIFIR KARBON HEDEFİ HAYATİ BİR KONU”

    Yeşil Dönüşüm ve sıfır karbon hedefinin son derece hayati bir konu olarak ön plana çıktığının altını çizen Gülsoy, şunları kaydetti: “Özellikle teknoloji odaklı üretimin önemi artarken küresel anlamda rekabetçi olabilmek için daha yeşil, daha döngüsel ve daha dijital olması da bir gereklilik halini alıyor. Bununla birlikte önümüzdeki dönemde bireysel ve kurumsal hayatın en önemli bileşeni olmaya devam edecek olan sürdürülebilirlik, ülkemize yeni bir fırsat penceresi sunuyor. Bu nedenle uzun vadedeki planlamalar ve çalışmaların sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaya yönelik olması kritiktir. Son olarak sürdürülebilirlik stratejisini içselleştirerek yönetim anlayışının bir parçası haline getiren kuruluşların rekabette öne çıkacaklarını söyleyebiliriz. Bunun için bütüncül bir bakış açısı ile yönetebilmek gerekiyor.”

    “TÜRKİYE YÜZYILINDA YENİ BİR ANAYASAYA İHTİYACIMIZ OLDUĞU BİR GERÇEKTİR”

    2018’de göreve geldikleri günden itibaren Anayasa’nın değişmesi konusunda birçok çağrıda bulunduklarının altını çizen Başkan Gülsoy, “Sayın Cumhurbaşkanımızın, ‘yeni anayasa’ çağrısına da katılıyoruz. Anayasanın ‘değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek’ ilk dört maddesi hariç gerekirse tüm maddeleri terör örgütünün uzantısı hariç diğer partilerin oluşturacağı bir komisyonda ele alınmalı ve Türkiye sivil, katılımcı, çoğulcu bir anayasaya kavuşmalıdır. Türkiye maalesef 60 yılı geçkin süredir darbe anayasası ile yönetilmektedir. Bu bizim gibi köklü demokrasi tarihi olan bir ülkeye yakışmamaktadır. Bugün yürürlükte olan anayasa adeta ‘yamalı bohça’ya dönmüş olup, mutlaka temel hak ve hürriyetlerin altının kalın kalın çizildiği milletin birliğinin ve devletin bekasının merkeze oturtulduğu mümkün olan en yüksek katılımla sivil bir anayasa yapmalıyız. Demokratik ülkelerde anayasalar toplumsal barışın, uzlaşının en yüksek oranda temsil edildiği metinler olarak karşımıza çıkmaktadır. Malum parti hariç diğer partilerimizin milletvekilleri meslek örgütlerinin ve üniversitelerin de görüşünü alarak bir komisyon kurup gerekirse istikşafi görüşmelere hemen başlamalıdır. Her şey tam bağımsız, egemen büyük Türkiye Cumhuriyeti için olmalıdır. Türkiye Yüzyılında Yeni bir anayasaya ihtiyacımız olduğu bir gerçektir. Bizi darbe anayasası gölgesinden kurtaracak olması bile tek başına önemlidir.” dedi.

    “İSO 500’E GİREN 17 KAYSERİ FİRMAMIZI KUTLUYORUM”

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından hazırlanan Türkiye’nin ilk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2022 araştırmasında Kayseri’den 17 firmamız yer aldığını belirten Başkan Gülsoy, “ 2020 yılında 15, 2021 yılında ise 18 firmamız bu listeye girmişti. İstikrarlı büyümelerini büyük bir azim ve kararlılıkla sürdürerek, İSO 500’e adını yazdıran tüm şirketlerimizi ve çalışanlarını yürekten kutluyorum. Elbette bu listede olmayı hak eden daha çok şirketimiz var. Önümüzdeki dönemlerde bu sayıyı daha da artırmak ülke ekonomisine katkı sağlamak; Türkiye’de daha fazla Kayseri, dünyada daha fazla Türkiye için hep birlikte çabalayacağız. Bu vesile ile sıralamaya giren tüm firmalarımızı bir kez daha kutluyor, başarılarının devamını diliyorum” açıklanmasında bulundu.

    Konuşmasının sonunda oda faaliyetlerine de yer veren Gülsoy, “Eylül ayında Kurulan Firma Sayısı 214 Kapanan firma sayısı ise 50 olmuştur. 703 Tescil, 352 Belge, 302 Müzekkere işlemi yapılmıştır.” dedi.

  • S&P Global: Gelişmekte olan Avrupa, Orta Doğu, Afrika bölgesinde ekonomik beklentiler zayıfladıkça riskler artıyor

    S&P Global: Gelişmekte olan Avrupa, Orta Doğu, Afrika bölgesinde ekonomik beklentiler zayıfladıkça riskler artıyor

    S&P Global, yüksek petrol fiyatlarının Avrupa, Orta Doğu, Afrika bölgesindeki 52 derecelendirilmiş ülke içinde, çoğunlukla Körfez İşbirliği Konseyi’nin üyeleri olan birkaç büyük ihracatçıya fayda sağladığını, Orta ve Doğu Avrupa ile Türkiye gibi üst-orta gelirli ekonomileri tehlikeye attığını bildirdi.

    S&P Global, “Kredi Koşulları Gelişmekte Olan Piyasalar 2023 4’ncü Çeyrek: Yüksek Faiz Oranları Ruh Halini Bozdu” başlıklı bir rapor yayımladı.

    “Zayıflayan dış talep ve küresel büyüme beklentileri sadece Türkiye için değil 

    Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Türkiye gibi üretime dayalı EMEA ekonomilerinin yanı sıra Güney Afrika da dahil olmak üzere Afrika’nın emtiaya dayalı ekonomileri için de geçerli” değerlendirmesini yapan S&P, dış finansman koşullarının özellikle Orta ve Doğu Avrupa’daki yatırım yapılabilir ülkeler için başlangıçta umut verici olan ilk çeyreğin ardından, gelişmekte olan ülkeler için döviz fonlama piyasalarının yeniden açılmasını bir kez daha geciktiriyor gibi göründüğünü savundu ve “Üç ay önce tartıştığımız gibi, ekonomik ve parasal ayarlara yönelik zorlu reformlarla ilerleyen birkaç EM EMEA ülkesi var, ancak onlar bile seçmenlerin tepkisiyle karşılaşıyor” tespitini yaptı.

    Türkiye’nin Hazine ve Maliye Bakanlığı ile TCMB’deki yeni bir liderlikle birlikte bir başka reformist hikaye olduğunu ileri süren S&P, “Merkez Bankası Haziran’dan bu yana bir haftalık repo faiz oranını toplamda 2,150 puan arttırdı. Ancak, döviz korumalı mevduat programının maliyetinin Merkez Bankası’na kayması sınırlı net rezerler üzerinde bir başka yük” dedi.

    Yetkililerin enflasyonu düşürmenin ve dolarizasyonun  önemli bir süre ve çok daha yüksek oranlar gerektirdiğinin farkında olduklarını belirten S&P, “Ancak, Mart 2024 yerel seçimleri göz önüne alındığında , mali reform yetkisine yönelik siyasi riskler önemli olmaya devam etmekte” değerlendirmesini yaptı.

    Doların gücü ve çok yüksek kısa vadeli ABD faiz oranları göz önüne alındığında, sermaye Gelişmekte olan Ülke’lere girişlerin pahalı ve oldukça seçici olmaya devam ettiğini anlatan S&P, “Türkiye’de finans ve kurumsal sektörlerde döviz cinsinden birkaç tahvil ihrac gördük ve Orta Asya’daki yerel para birimi cinsinden devlet borçlanma piyasalarına bazı girişler oldu” dedi.

    Foreks Haber Merkezi