Etiket: Türkiye

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizdeki Mossad operasyonu İsrail’i de şaşırttı, bu daha ilk adım

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizdeki Mossad operasyonu İsrail’i de şaşırttı, bu daha ilk adım

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli İstihbarat Teşkilatı 97’nci Kuruluş Yıl Dönümü Etkinlikleri’nde açıklamalarda bulundu. Türkiye’de Mossad ajanlarına yönelik gerçekleştirilen operasyona değinen Erdoğan, ” İsrail‘in ülkemizdeki casusluk şebekesini ortaya çıkaran teşkilatımız, bizi tehdit edenlere cevabımızı çok net vermiştir. Daha dur bakalım. Bu, işin ilk adımı. Türkiye’yi tanıyacaksınız. Hala tanıyamadınız ama tanımaya mahkumsunuz.” dedi.

    Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

    “Milli İstihbarat Teşkilatı’mızın siz değerli mensupları ile bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Dört sene evvel yine sizlerle Kale yerleşkemizin açılışı münasebetiyle bir araya gelmiştik. Teşkilatımızın genişleyen vizyonunu gösterme yanında gücüne güç katan Kale yerleşkemizin tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Az önce kurumumuzun şanlı tarihine ışık tutan müzemizin açılışını yaptık. Vatan, gelenek ve gelecek kavramları üzerine tasarlanan müzemizin teşkilatımıza kazandırılmasında katkısı olan herkesi yürekten tebrik ediyorum.

    Milli İstihbarat Teşkilatı’mızın 97’nci kuruluş yıl dönümüne ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Teşkilatımızın 97’nci yıl dönümünün canı gönülden tebrik ediyorum. Görevleri sırasında hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilik ile şereflenen mensuplarımıza ise sağlık ve afiyet temenni ediyorum. Rabbim şehitlerimizin ruhlarını şad mekanlarını inşallah cennet eylesin. Ülkemizin 81 vilayeti ile birlikte dünyanın dört bir ucunda Türkiye için görev yapan teşkilatımızın tüm güzide mensuplarına teşekkür ediyorum.

    “TÜM ZORLUKLARIN ÜSTESİNDEN BİRLİKTE GELDİK”

    Sözlerimin hemen başında bir hususu samimiyetle ifade etmek isterim. Aziz milletimizin takdiri ile 2002’den beri Türkiye’nin hizmetindeyiz. Artık 21 yılı deviren Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı görevlerimiz esnasında sizlerle hep yakın mesai içinde olduk. Son 21 yılda hayat memat mesabesinde kritik günler yaşadık. Nice badireleri aştık, nice saldırılara maruz kaldık, nice zorlukların, engellerin üstesinden alnımızın akıyla geldik. Tüm bu süreçlerde MİT mensuplarımızın sadece gayretlerine, cesaretlerine ve vatanperverliklerine değil aynı zamanda yüksek vazife şuurlarına, entellektüel birikimlerine, analiz kabiliyetlerine de bizzat şahitlik ettim.

    Devleti için gerektiğinde hiç düşünmeden seve seve canını verecek nice kardeşlerimizle birlikte omuz omuza çalıştık. Dolayısıyla Milli İstihbarat Teşkilatı’mızın gizli kahramanlarının nasıl bir özveri ile görevlerini ifa ettiklerini şahsen çok çok iyi biliyorum. Kimi zaman ailesinden, kimi zaman sevdiklerinden, kimi zaman sağlığından feragat ederek görev yapan MİT mensuplarımızı burada ayrı ayrı tebrik ediyorum. Rabbim hiç birinizin ayağına taş değdirmesin diyorum.

    “İSTİHBARATTAKİ BAŞARILARIMIZLA ADIMIZDAN SÖZ ETTİRİYORUZ”

    Türkiye ekonomik, siyasi ve askeri olarak küresel güç rekabetinin tam merkezinde olan bir bölgede yer alıyor. İnsanlığın gündemini meşgul eden krizlerin kahir ekseriyeti ülkemizin yakın çevresinde vuku buluyor. Etrafımız adeta bir ateş çemberi ile kuşatılmışken hem ülkemizi büyütmenin hem de devletimizin güvenliğini sağlamanın gayretindeyiz. Belirsizliğin arttığı bu dönemde ülkemiz ekonomik, askeri, diplomatik ve istihbari alandaki başarıları ile adından söz ettirmektedir. Gelinen aşamada şu gerçeği hemen herkes kabulleniyor.

    Türkiye küresel satranç tahtasında oyun kurucu bir aktör olarak müessir güç konumunu günden güne pekiştirmektedir. Masada ve sahada güçlü Türkiye iddiamız hamdolsun artık tüm unsurları ile birlikte gerçeğe dönüşmektedir. Bakınız bunu sadece biz söylemiyoruz, Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Amerika’ya dünyanın farklı kıtalarındaki pek çok muhatabımızda bu gerçeği dile getiriyor. Son dönemde ülkemizin küresel siyasette artan varlığı ile ilgili kimi husumetten, kimi hayranlıktan, kimi de tamamen hasetlikten kaynaklanan pek çok haber, makale ve kitap yayınlanıyor. Gerek ülkemizin attığı adımları takip edenler, gerekse 2002 öncesi ile bugünün Türkiye’sini karşılaştıranlar aradaki farkı zaten gayet iyi görüyor. Karşımızdaki tablo şudur, birilerinin iddialarının aksine ülkemizde bir eksen kayması yaşanmamış bilakis uzun arayışlardan sonra ülkemiz asıl eksenini bulmuştur. Bu eksenin adı da Türkiye eksenidir.

    “BAŞKALARI NE DER DİYE BAKMIYORUZ”

    Eskiden olduğu gibi başkaları ne der kaygısı ile hareket etmiyoruz. İç ve dış siyasette aldığımız her kararı hayata geçirdiğimiz her politikayı tamamen Türkiye eksenli olarak belirliyoruz. Milletimizin menfaatleri neyi gerektiriyorsa Türkiye’nin neye ihtiyacı varsa kimin ne dediğine bakmadan onu yapmanın peşindeyiz. Doğru zamanda doğru adımlarla milletimizin çıkarlarını, gerek diplomasi, gerekse askeri sahada cesaretle savunuyoruz. Suriye’nin kuzeyine yönelik askeri operasyonlarımız bunun açık bir örneğidir. Irak’ın kuzeyinde devam eden Pençe Harekatlarımız bunun örneğidir. Yaklaşık 30 yıllık işgalin ardından Azerbaycanlı kardeşlerimizle birlikte Karabağ’ın özgürlüğüne kavuşturulması bunlardan biridir. Kadim bağlarımızın olduğu Libya’nın meşru hükümetine verdiğimiz destek bunlardan biridir. Ege’den Karadeniz’e ve Doğu Akdeniz’e kadar mavi vatanımızı koruma noktasında ortaya koyduğumuz güçlü irade bunlardan biridir.

    Bu örneklerin sayısını daha da çoğaltmak mümkündür. Nasıl hiçbir başarı tesadüfi değilse ülkemizin farklı sahalarda elde ettiği kazanımların hiçbiri de tesadüf eseri olmamıştır. Bu başarıların tamamında aşta Milli İstihbarat Teşkilatı’mız olmak üzere ordumuzun, emniyetimizin, hariciyemizin ve diğer kurumlarımızın emeği, mücadelesi, alın ve yürek teri vardır. Güvenlik kurumlarımızın eşgüdüm ve işbirliği içinde çalışması, milletimize işte bu tarihi başarıları yaşatmıştır. Sizlerin şahsında tüm kurumlarımızı tebrik ediyorum.

    “BİZİ ELEŞTİRENLER ŞİMDİ TAKDİR EDİYOR”

    Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte dünyada taşlar yerinden oynadı. Bu yeni dönemde jeopolitik giderek daha fazla öne çıkmaya başladı. Yine bu süreçte güvenlik konseptlerinde de köklü değişimlerin yaşandığını görüyoruz. Örneğin daha 5-10 yıl öncesine kadar savunma harcamalarını israf gören, kamu bütçesine yük gören devletler son 1-2 sene içerisinde adeta silahlanma yarışına girdi. Daha düne kadar güvenlik birimlerinin görev alanını daraltmaktan bahsedenler içimizde de var. Bütün bunlar bugün güvenlik kurumlarına sınırsız yetkiler veriyor. Batı’da da bizde de. Ülkeler arasında imzalanan güvenlik ve askeri işbirliği anlaşmalarının sayısı her geçen gün artıyor. Türkiye hamdolsun bu riskleri çok erken fark eden savunma kapasitesine yatırım yapmaya çok erken başlayan ülkelerden biridir. Geçmişte bizi eleştirenlerin tamamı şimdi ülkemizi takdir ediyor.

    “DÜNYA HAYRANLIKLA TAKİP EDİLİYOR”

    İHA ve SİHA’ların sembol olduğu savunma sanayii hamlelerimiz tüm dünyada hayranlıkla takip ediliyor. Bir dönem yüzde 80 oranında dışa bağımlı olduğumuz savunma sanayii bugün ülkemizin katma değeri en yüksek ihracat kalemi haline geldi. 2023 yılında 5,5 milyar dolar savunma ihracatı yaparak cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık. İnsansız savaş uçağımız ANKA-3 ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Bu alanda çarpan etkisi yapacak KIZILELMA’nın testleri devam ediyor. Savunma sanayimizin yerli milli ürün yelpazesi genişledikçe ordumuz ve emniyetimizle birlikte MİT başkanlığımızın da imkan, kapasite ve kabiliyeti güçlenmektedir. Bunun müspet sonuçlarını özellikle terör örgütlerine karşı mücadelemizde çok net bir şekilde görebiliyoruz.

    “CASUSLUK ŞEBEKESİNİ ORTAYA ÇIKARIP NET CEVABIMIZI VERDİK”

    İnsansız hava araçlarını etkin şekilde kullanan kurumlarımızın en başında MİT başkanlığımız var. İsrail‘in ülkemizdeki casusluk şebekesini ortaya çıkaran teşkilatımız, bizi tehdit edenlere cevabımızı çok net vermiştir. İsrail ciddi şekilde şaşırdı. Bu daha işin ilk adımı. Türkiye’yi tanıyacaksınız.”

  • Gabar’da günlük petrol üretimi 30 bin varili geçti

    Gabar’da günlük petrol üretimi 30 bin varili geçti

    Başkent Millet Bahçesi’ndeki Altın Mekan Kütüphanesi’nde Ankaralı gençlerle bir araya gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Karadeniz doğal gazından Gabar petrolüne ve nükleer enerjiye kadar pek çok konuda gençlerin sorularını yanıtladı. Enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmayı hedeflediklerini belirten Bakan Bayraktar, Gabar’da günlük 30 bin varilden fazla petrol üretildiğini söyledi.

    “HEDEF 30 YIL İÇİNDE ENERJİDE TAM BAĞIMSIZLIK”

    Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı hedefinin tam bağımsızlık mücadelesi olduğuna işaret ederek, “Büyük ve güçlü Türkiye olmak için önümüzdeki en büyük engellerden biri Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığıdır. Dolayısıyla bizim enerjide mutlak bir hedefimiz var. Türkiye’yi, Türkiye Yüzyılı’nda, inşallah önümüzdeki 30 yıl içerisinde enerjide tam bağımsız kılabilmek ve ithalat belasından kurtarabilmek.” ifadelerini kullandı.

    “ÜRETİMDE GÜNLÜK 30 BİN VARİLİ GEÇTİK”

    Enerjide bağımsızlığın Türkiye’nin bağımsızlığı anlamına geldiğinin ve enerji güvenliğinin, Türkiye’nin milli güvenliğiyle eş değerde bir konu olduğunun altını çizen Bayraktar, şunları kaydetti:

    “Kendi gemilerimizle, kendi mühendislerimizle, kendi imkan kabiliyetlerimiz çerçevesinde bu aramaları biz yapalım dedik. 21 Ağustos 2020’de tam pandeminin ortasında, Cumhurbaşkanı’mız milletimize bir müjde olarak Sakarya gaz sahasındaki keşfi bildirdi. Cumhuriyet tarihinin en büyük keşfi. Tam üretime geçtiğinde, Türkiye’nin ihtiyacının belki yüzde 25-30’unu karşılayabileceğimiz veya hane halkının yani konutlardaki doğal gazın tamamının ihtiyacını karşılayabileceğimiz büyük keşif yaptık. Biz Gabar’da petrolü bulduk, Gabar’da petrolü çıkarıyoruz. Bugün günlük üretimde 30 bin varili geçtik. Gabar gibi belki doğal gazda da kendi kara sınırlarımızda daha farklı alanlar keşfederek Türkiye’nin bu alanındaki dışa bağımlılığını inşallah bitireceğiz.”

    Kaynak: AA / Ekonomi
  • Macaristan Başbakanı Orban: Türkiye olmadan Macaristan’ın güvenliği yok

    Macaristan Başbakanı Orban: Türkiye olmadan Macaristan’ın güvenliği yok

    Macaristan Başbakanı Victor Orban, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ortak basın toplantısı düzenledi. Orban’ın “Türkiye olmadan Macaristan’ın güvenliği yok. Macaristan’ı tehdit eden göç tehdidi, Türkiye‘siz durdurulamaz” itirafı toplantıya damga vurdu.

    “İLİŞKİLERİMİZİ KAPSAMLI STRATEJİK İŞBİRLİĞİNE YÜKSELTTİK”

    Macaristan Başbakanı Macar Başbakan, ülkesi ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin önemine işaret ederek, “Bugün ilişkilerimizi kapsamlı stratejik işbirliğine yükselttik. Bundan ötesi, daha yükseği var mı bilmiyorum. Diplomatik dilde bunun dostluk ve kardeşlik olarak en güçlüsü olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

    “ÖNÜMÜZDEKİ YÜZYIL SİZİN OLACAK”

    Orban, Türkiye’nin gelecek yüzyıl için ortaya koyduğu projelerin önemine atıfta bulanarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ithafen, “Önümüzdeki yüzyıl için çok büyük bir proje ortaya koydunuz. Önümüzdeki yüzyıl sizin olacak. Buna inandık, anlaşmalar yaptık” ifadelerini kullandı.

    ORBAN SIKI İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİNE İŞARET ETTİ

    Başbakan Orban, iki ülke arasında imzalanan mutabakatlara ilişkin “İlişkileri Geliştirilmiş Stratejik Ortaklık düzeyine yükselttik. Ötesi var mı bilmiyorum. Diplomaside bu, dostluk ve kardeşlik açısından en güçlüsüdür.” görüşünü paylaştı. Türkiye ve Macaristan’ın yapabileceği sıkı işbirliğinin önemine işaret eden Orban, iki taraf arasında varılan mutabakatların gerçekleştirilmesinin ciddi bir sorumluluk yüklediğini söyledi.

    “İKİ ÜLKE ARASINDAKİ TİCARET HACMİ İKİ KATINA ÇIKARTILDI”

    “TÜRKİYE OLMADAN MACARİSTAN’IN GÜVENLİĞİ YOK”

    “Türkiye olmadan Macaristan’ın güvenliği yok. Macaristan’ı tehdit eden göç tehdidi, Türkiye’siz durdurulamaz.” ifadesini kullanan Orban, “Ukrayna ve Rusya savaşından tek bir ülke sonuç alabildi. Tahıl anlaşması ile (tek sonuç alabilen) Türkiye oldu.” görüşünü paylaştı.

    VİZE SERBESTİSİ KONUSUNDA TÜRKİYE’Yİ DESTEKLİYORUZ”

    Orban, İki ülke arasındaki ticaret hacmi için 6 milyar dolar hedef koyduklarını, bunun 4 milyar dolarının başarıldığını dile getirerek, “Vize serbestisi konusunda da Türkiye’yi destekliyoruz. Milli yetkilerimiz içerisinde verebileceğimiz her konuda desteğimizi veriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dan asgari ücret açıklaması

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dan asgari ücret açıklaması

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, katıldığı bir televizyon canlı yayınında asgari ücrete ilişkin “Şimdi yeni bir müzakere başlamış durumda. 3 taraf var burada. İşletmelerle çalışanlar arasındaki dengeyi sağlamak gerek. Dolayısıyla bir denge içinde bunu belirleyeceğimizi düşünüyoruz. Bizim ana hedefimiz çalışanları enflasyona ezdirmemek olmuştur.” dedi.

    ASGARİ ÜCRET AÇIKLAMASI

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz TRT Haber’de gündemi değerlendirdi. Yeni yılda uygulanacak olan asgari ücrete ilişkin açıklamalarda bulunan Yılmaz, “Geçen yıl asgari ücretle ilgili iki önemli gelişme oldu. Asgari ücretti geçen yıl yüzde 107 artırdık. Tarihi bir kararla asgari ücreti vergiden muaf tuttuk.” ifadelerini kullandı.

    YILMAZ: ANA HEDEFİMİZ ÇALIŞANLARI ENFLASYONA EZDİRMEMEK

    Sözlerini sürdüren Yılmaz, “Şimdi yeni bir müzakere başlamış durumda. 3 taraf var burada. İşletmelerle çalışanlar arasındaki dengeyi sağlamak gerek. Dolayısıyla bir denge içinde bunu belirleyeceğimizi düşünüyoruz. Bizim ana hedefimiz çalışanları enflasyona ezdirmemek olmuştur” dedi.

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın açıklamalarından satır başları:

    “Gazze’de gerçekten bir insanlık dramı yaşanıyor. Buradaki hadiseleri kınamak, durdurmak için Müslüman olmak veya Filistinli olmak gerekmiyor. Batı dahi birçok ülke bu konuda iyi bir imtihan veremedi. Bu olanlara ‘ateşkes olsun’ diyemeyen ülkeler olduğunu gördük. Buna sessiz kalanlar tarihlerine kara bir leke bırakacaklar. Cumhurbaşkanımız bu konu ile ilgili yoğun bir çaba sarf ediyor.

    Türkiye tarihsel sorumluluğunu yerine getiriyor. Bu kanı durdurmaya çalışıyor, ateşkes olsun diyoruz. Ateşkes de yetmez kalıcı barış istiyoruz. Müstakil bir Filistin devletinin oluşumu ile barış olabilir.

    Bir taraftan da insani yardımlar yapıyoruz. Gerek ikili ilişkilerimizle gerek Mısır kanalı ile uçakla yardım gönderiyoruz. Ayrıca orada hastaları ülkemize getirmek gibi önemli inisiyatifler de aldık.

    EKONOMİDE ATILAN ADIMLAR

    Bu 6 ay çok yoğun geçti. Hükümetlerimizin önceliği milletimizin önceliği ile her zaman örtüşmüştür. Ekonomi birinci gündem maddemiz. Şubatta büyük bir deprem yaşadık, bütün bunlarla beraber ekonomi daha da önemli bir hal aldı. Depreme rağmen bütçe açıklarını makul bir seviyede tutmayı başardık. Diğer taraftan Merkez Bankamız büyük bir rezerv artışı sağladı. Rezervlerde yüzde 44’e yakın bir atış oldu. KKM’de 707 milyar lira düşüş söz konusu, bu eğilim devam ediyor. Son dönemde bütün bu atılan adımlarla Türkiye’ye dışarıdan fon akışının da arttığını görüyoruz. Türkiye’de yatırım ortamı şu anda olumlu duruma gelmiş durumda. Türkiye Yüzyılı yatırımların yüzyılı olacak. Milli gelirimiz tarihte dolar bazında ilk kez 1 trilyon eşiğini aşıyor.

    ENFLASYONLA MÜCADELE

    Türkiye reel ekonomide ve büyümede çok başarılı oldu. Reelde elde ettiğimiz başarıyı, enflasyonunu düşürerek sürdürmeyi hedefliyoruz. Sıkıntımız enflasyon. O nedenle enflasyonla mücadele en önemli maddemiz olmuş durumda.Yıllık bazda enflasyonda düşüş 2024’te görülecek. 2025’te enflasyon yüzde 15, 2026’da tek haneli olacak.

    KİRADA YÜZDE 25 SINIRI

    Otomotivde ciddi bir fiyat düşüşü gördük. Konut fiyatları ve kiralar da eski ivmeyi kaybetmiş durumda ancak henüz istediğimiz oranda değil. Daha da aşağıya gelmesi için gayret ediyoruz.

    Konut konusunda arz yönlü politikalar önemli. Öncelikle konut arzını artırmamız gerekiyor. Son dönemlerde en önemli adımlarımızdan biri kentsel dönüşüm. Bir taraftan talebi kontrol ederken bir yandan da arzı artırıcı politikalarla konut fiyatlarını ve kiralarını kalıcı düşürme gayretindeyiz.

    Kirada yüzde 25 sınırlaması, enflasyonun yüksek olduğu dönemde kiracıyı korumak için aldığımız bir önlemdi. 2024’te enflasyon makul seviyeye gelecek. Dolayısıyla enflasyon düştükçe bu tür tedbirlere artık ihtiyacımız kalmayacak.

    KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI

    TOKİ’ye bütçeden sosyal konut için ek kaynak aktarıyoruz. 3 trilyon lirayı deprem rehabilitasyonu için harcayacağız, bu yükün altından hep birlikte kalkacağız. Gelecek yıl deprem bölgesini büyük ölçüde toparlayacağız.

    Kentsel Dönüşüm Başkanlığı kurduk. Bunun altında da 3 müdürlük var. Biri Marmara bölgesi müdürlüğü, ikincisi tüm Türkiye için müdürlük, üçüncüsü ise finansal kısım için müdürlük.

    EKONOMİDE YOL HARİTASI

    Refah açısından tüketim olacak ama aşırı ve ithalatı körükleyen tüketim doğru değil. Hedef tasarruflarımızı artırmak. Yatırım ve ihracatı öncelendiren adımlar atıyoruz. Cari açığımızı düşürecek, katma değerimizi yükseltecek projelere uygun koşullu kredi verilecek.

    YABANCI YATIRIMLAR

    Yatırım ortamını iyileştirmek için çalışma yapıyoruz. Yatırım için yeni eylem planı belirledik, yakın zamanda bunu halkımızla paylaşacağız. Amacımız uluslararası doğrudan yatırımlardan daha çok pay almak. Türkiye konumu, insan gücü ve potansiyeli ile muazzam bir ülke.

    MEMUR VE EMEKLİYE ZAM NE KADAR OLACAK?

    İmkanlarımızı zorlayarak emeklilerimizin yanında olacağız. Memur emeklisiyle ilgili toplu sözleşme gereği alacağı bir fark ve enflasyon farkı var. Dolayısıyla memur emeklisine de yansımış olacak. Farklı emekli kesimleri arasındaki dengeyi koruyucu yol izleyeceğiz.”

    Kaynak: Haberler.com / Ekonomi
  • Bakan Şimşek yerel seçim sonrasını işaret etti: Türkiye’ye para akışı ciddi şekilde artacak

    Bakan Şimşek yerel seçim sonrasını işaret etti: Türkiye’ye para akışı ciddi şekilde artacak

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Bloomberg’e özel açıklamalar yaptı. Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan Şimşek, ülkeye para akışının artışı için önümüzdeki yıl mart ayında yapılacak yerel seçimleri işaret etti.

    “TÜRKİYE’YE FON AKIŞI CİDDİ ŞEKİLDE ARTACAK”

    Bakan Şimşek, seçim sonrası TL varlıklara talebin ciddi şekilde artacağını söyledi. Şimşek, “Ben inanıyorum ki önümüzdeki aylarda özellikle de yerel seçimler sonrasında Türkiye’nin varlıklarına talep çok ciddi bir şekilde artacak. Yani Türkiye’ye fon akışı ciddi bir şekilde artacak.” dedi.

    “İLGİ OLMASA BÖYLE FİYATLAMA OLMAZ”

    Türkiye’ni 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) 330 baz puanlara gerilediğini belirten Şimşek, “Geçen sene 900’e çıkmasından bahsetmiyorum, bu senenin önemli bir kısmında 600’e yakın, bir ara 700’leri bulmuş, 700’ün üzerine çıkmış. Şu anda 330’lar civarı. İlgi olmasa bu çerçevede bir fiyatlama olmaz.” şeklinde konuştu.

    “BEN NİHAİ FAİZ ORANINA İLİŞKİN YORUM YAPMAM”

    Merkez Bankası’nın faiz kararıyla ilgili yorum yapmaktan kaçınan Şimşek, “Ben nihai faiz oranına ilişkin yorum yapmam. Çünkü Merkez Bankası’nın uhdesinde olan bir konu. Burada biz hep kurala dayalı gideceğimizi söyledik. Para politikasında da sonuçta enflasyonun çıpalanması lazım, kural bu. Onun nasıl yapılacağı bilinen bir şey.” ifadelerini kullandı.

    “KUR HEDEFİMİZ YOK”

    Döviz kuruna ilişkin de konuşan Şimşek, bir kur hedeflerinin olmadığını ve dalgalı kur rejimi olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada lira değerli mi, değil mi tartışmasına da prensip olarak girmek istemiyorum. Ama şu bir gerçek; bu sene cari açığa altın hariç bakarsanız, milli gelirin yüzde 1,4’üne denk geliyor. Dolayısıyla sürdürülebilir bir cari açık, yani dış borcun milli gelire oranını artırmayan bir cari açık şu anda sağlanmış durumda. Analistler tartışmaları eğer temel göstergeler üzerinden yapacaksa, bu hususu da kaçırmamaları lazım.”

  • Erdoğan’dan İsrail ile Hamas’ın rehine takas anlaşmasına ilk yorum: Öyle zannediyorum ki bugün yarın gerçekleşecek

    Erdoğan’dan İsrail ile Hamas’ın rehine takas anlaşmasına ilk yorum: Öyle zannediyorum ki bugün yarın gerçekleşecek

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir‘deki temaslarını tamamlayarak gece saatlerinde yurda döndü. Dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail ile Hamas arasındaki geçici ateşkes ve rehine takas anlaşmasına ilişkin yorumda bulunan Erdoğan, “Biliyorsunuz şu an itibariyle Katar’ın devreye girmesiyle süreçte yeni bir adım atılıyor. Öyle zannediyorum ki rehinelerin takasına bugün yarın geçecekler” diye konuştu.

    GAZETECİLERİN SORULARINA YANIT VERDİ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir seyahati dönüşünde uçaktaki gazetecilerin gündemdeki konulara yönelik sorularına yanıt verdi. İşte Erdoğan’a yöneltilen soru ve verdiği cevaplar;

    İsrail, Gazze‘yi işgal planını ‘ Gazze‘nin sonraki dönemde kontrolü güvenlik açısından bizde olacak’ sözleriyle açık etti. Bunun akabinde ABD’den çeşitli mekanizmalarla bir geçiş dönemi ve sonrasında yeniden canlandırılmış bir Filistin yönetimine Gazze‘nin devri konuşuluyor. Almanya’dan “BM kontrolüyle bir Gazze” gibi açıklamalar geliyor. Tüm bu süreçte Türkiye’nin yaklaşımı, tutumu nedir?

    Her şeyden önce herkes bir defa şunu bilmeli, Gazze bir Filistin toprağıdır. Her ne kadar Filistinlilerin kadim yurtları kademe kademe İsrail tarafından 1947’den itibaren işgal edilmişse de Gazze, Filistin toprağı olarak inşallah kalacaktır. İsrail’in aşama aşama Filistin topraklarını işgali adeta bir kapkaç olayıydı. Ama artık devran böyle dönmüyor. Şu anda tüm dünyanın İsrail’e karşı nasıl bir tavır takınmaya başladığını görüyorsunuz. Gazze’de gerçekleşen işgal, bazı ülkelerin yönetimlerini sessizliğe gömse de toplumların vicdanlarını Allah’a hamdolsun harekete geçirdi. Sokaklarda Filistin’e destek olanların sayısı artıyor. İşte Almanya’ya bakın. Geçen oradaydım, aynı gün Berlin’de yürüyüşler oldu. İngiltere aynen bu şekilde. Amerika Birleşik Devletleri’nde Beyaz Saray’ın önünde neler olduğunu görüyorsunuz. Fransa’da, Latin Amerika ülkelerinde neler olduğunu görüyorsunuz. Artık maşeri vicdan harekete geçti ve bununla birlikte İsrail’in sokakları bile hareketlendi. Herkes Netanyahu’ya “artık git” der hale geldi. Bazı yabancı ülke yetkilileri bize “bundan kurtulmalıyız” diyor. Bu sürecin ileri düzeyde devam edeceğine ihtimal vermiyorum. İnşallah çok kısa bir zamanda Netanyahu pılını pırtısını toparlayıp, buradan çekilecek. Zaten Netanyahu’nun mahkemelik bir durumu da var biliyorsunuz. Belki de oradan kurtulmak için böyle bir adımı atmış da olabilir. Fakat hangi yönde adım atarsa atsın, kurtulamayacak. Şu anda biliyorsunuz Filistin’de tutulan İsrailliler dahi “Bizi buraya sen mahkum ettin, bir an önce bu işten elini eteğini çek. Biz de kurtulalım” deme noktasına geldiler.

    Sizin de saydığınız gibi ABD, Avrupa ülkeleri, dünyanın bir ucundan diğerine kadar yüz binlerce insan hem İsrail’i hem kendi ülkelerinin pozisyonlarını protesto ediyorlar. Siz, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak da bu davaya önderlik eden bir isimsiniz. Bütün bu sokaklardaki milletlere, içlerinde çoğunlukta olmasa bile Yahudi asıllı olanlar da bulunuyor, ne söylemek istersiniz?

    Yani benim bakışım şu, herhangi bir etnik unsur ayırt etmeden Müslüman’ı, Hristiyan’ı, Musevi’siyle, hiçbir ayrıma gitmeden, olaya insan unsuru itibariyle bakmamızın gereğine inanıyorum. Şu anda insanlık feryat ediyor. Onlar tarihin doğru tarafında duranlardır. Günlerdir konuşuyoruz, Holokost cenderesinde batı toplumu doğru bir sınav veremedi, tarihin yanlış tarafında durdu. Bosna’da, Kosova’da yine aynı şekilde yaşanan katliamlar görmezden gelindi, sessiz kalındı. Irak’ta, Suriye’de yine utanç verici sessizlik hakimdi.

    Bu kez öyle olmadı. Ülkelerin yönetimleri yine bildiğiniz gibiydi ancak, halklar artık ‘yeter bunca zulüm’ diyor. Gazze’de öldürülen bebekleri görüyor, isyan ediyorlar. Sokaklardan yükselen ses bir vicdani haykırıştır. Sokakların çağrısı İsrail’i her geçen gün köşeye sıkıştırmaktadır. O sese kulak tıkayan siyasetçiler çok yakında bunun karşılığını halklarının demokratik tepkisiyle alacaklardır. Halklarının gözünde İsrail yanlısı tutumlarıyla soykırım destekçisi durumuna düşen liderlerin bir an önce bu yanlıştan dönmesi gerekir. Vakit çok geç olmadan İsrail’in arkasında saf tutan devletlerin yönetimleri, uluslararası hukuka, insan haklarına, vicdani ve ahlaki değerlere uygun bir zemine gelmeli ve bu suçlara ortak olmamalıdır. Dolayısıyla biz hep birlikte mazlumların yanında yer almak suretiyle, zalimlerin attığı adımlardan onları kurtarmamız lazım. Ben Hamas’ın elinde bulunan sivillere yönelik herhangi bir olumsuz davranışının olduğuna veya olacağına inanmıyorum. İsrail’in elinde ciddi sayıda Filistinli var. Hamas şu anda onları kurtarmanın gayreti içerisinde. Biliyorsunuz şu an itibariyle Katar’ın devreye girmesiyle süreçte yeni bir adım atılıyor. Öyle zannediyorum ki rehinelerin takasına bugün yarın geçecekler.

    Riyad Zirvesi’nden sonra Refah Sınır Kapısı sorunu, sonuç bildirgesindeki ifadelere göre biraz daha fazla gündem oldu. Refah’tan daha fazla yaralının ve yardımın daha kolay geçebilmesi için Mısır’ın tutumu hayati önemde. Bu çerçevede sizin yakın zamanda bir Mısır ziyaretiniz, Refah Sınır Kapısı’nın durumuna ilişkin bir girişiminiz olacak mı? Ablukayı kırmak için neler yapılacak?

    Refah Sınır Kapısı’nda Mısır yönetimi olumlu adımlar atıyor. İlk etapta Gazze’deki kanser hastalarından 40’ı ülkemize geldi. İkinci etapta bu sayı ciddi manada arttı ve 88 hasta, 67 refakatçiye ulaştık. Bunların tedavilerini biz şehir hastanelerimizde yapıyoruz, buna devam edeceğiz. Gazzeli hastaların oradan çıkartılarak ülkemize getirilmesinin artarak devamını istiyoruz. En kısa zamanda bir Mısır seyahati düzenleyebilirim. Mısır’da ağırlıklı gündemimiz bu konular olacak. “Ne gibi adımlar atabiliriz, hastaların tahliyesinin önünü nasıl açarız?” bunları konuşacağız. Bir an önce istiyoruz ki bu hastaların tamamını getirebilelim. Hatta benim arzum, cerrahi müdahale gerekenleri de bir an önce alalım. Hele hele çocukları bir an önce alalım, tıbbi müdahaleleri yapalım. Bu konuda arkadaşlarımızla mutabıkız ve süreci de inşallah bu şekilde işleteceğiz.

    Hem Batılı ülkelerin hem de bazı Müslüman ülkelerin bu katliamlara sessiz kaldığını görüyoruz. Sizi bu konuda hayal kırıklığına uğratan ülke var mı?

    Batılı ülkelerde bir ülke hariç, maalesef bu işi sahiplenen yok. Hemen hemen Avrupa ülkelerinin hepsi de bu konuda sessiz. Katliamı durdurmak üzere müdahaleleri söz konusu değil. Burada yalnız İspanya’nın yaklaşım tarzı olumlu istikamette gelişiyor. İspanya’da malum hükümet kuruldu. İspanya Başbakanı Sayın Pedro Sanchez ile haftaya bir görüşmem de olacak, onun durumu farklı. Bu ülkelere dirsek çevirmemek lazım. Görüşeceğiz, “bunları Filistin’in yanına nasıl çekeriz?” konusuna da bir taraftan bakacağız. En son Almanya’daydık. Neler olduğunu görüyoruz. İslam dünyasının da bu işgale sessiz kalmaması gerekir. Gazze’nin düşmesi demek, İslam dünyasının birlik ve beraberliğinin de derin yara alması anlamına gelir. İsrail’in pervasızca Gazze’yi işgal etmesi, uluslararası hukuk, insan hakları, etik değerleri tanımadan etrafa saldırması karşısında sessiz, tepkisiz kalmak bir utanç vesilesidir. İslam dünyası Riyad’da sergilediği kararlılığın arkasında durmak ve alınan kararları uygulamak için birlik ve beraberlik ruhuyla hareket etmeli ve tek yumruk olmalıdır. O yumruk masaya olanca gücüyle vurulduğunda, İsrail’in işgale devam etmesi de zulümlerini sürdürmesi de mümkün olmayacaktır.

    Buradaki en önemli nokta tek yumruk olmak, olabilmektir. İsrail’in Gazze’de ve diğer Filistin şehirlerinde uyguladığı devlet ve işgalci terörü bir insanlık suçudur, soykırımdır. Buna sessiz ve tepkisiz kalınamaz. İslam dünyasında diriliş tohumu toprağa en son Riyad’da düşmüştür. O tohum yeterince sulanmazsa boy veremez, büyüyemez. O can suyunu hep birlikte verecek ve Filistin’deki şehitlerimize ve ecdada karşı sorumluluğumuzu hep birlikte yerine getireceğiz. Bunu sağlamak için durmak dinlenmek bilmeden çalışıyoruz. Netice alacağımıza olan umudumuz diridir. Umarım bu yaşadığımız sancılar, yıllardır bölgemizde arzu edilen barışın ve onu sağlayacak Filistin devletinin doğum sancılarıdır.

    7 Ekim’den bu yana ve öncesinde İsrail’in katliamları ve terör devleti kimliğiyle yürüttüğü bütün bu acımasız tabloyu eleştiren ve ilkesel duruş sergileyen bir liderliğiniz var. Ama öte yandan küresel sermayeye de baktığımızda bir Musevi etkisi, bir Yahudi lobisi etkisi var. Acaba Türkiye’ye dönük fon akışında bu ilkeli duruşu cezalandırmak üzere herhangi bir hareket hamle görüyor musunuz? Ya da bu noktada ülkenin ilkesel duruşu, antisemitizme karşı olan duruşuyla birlikte uluslararası sermayeye çağrınız ne olur?

    Türkiye’yle ilgili olarak bir şeyi iyi tespit etmemiz lazım. Yahudiler ayrıdır, Siyonistler ayrıdır ve şu anda zaten İsrail’deki olay Siyonizmin en önemli adımlarından bir tanesidir. Batının İsrail’e karşı olan tavrında da Siyonizme karşı bir dik duramayış vardır. Maalesef Türkiye’de de buna mağlup olan, mağlup olmanın yanında onların eşiğinde giden yapılar mevcut. Bunların içinde siyasi yapılar da bulunuyor. Mesela ana muhalefetin başındaki isim Netanyahu’nun ağzıyla konuşuyor. Benim ülkemde ana muhalefetin başındaki insan Netenyahu’nun ağzıyla konuşursa, Türkiye’de bizim topraklarımızın suyundan hiçbir şey alamamış demektir. Bunlara gereken dersi vakti saati geldiğinde ben inanıyorum ki benim milletim verecektir. Yine bakıyorsunuz ana muhalefetin başını çektiği ittifakın içerisinde yer alanlardan, Siyonist yapıyla beraber hareket edenler bulunuyor. Bunları tek tek saymama da gerek yok. Fakat benim milletimin iradesi bunların hepsinin iradesini ters yüz edecektir. Yaklaşık 4,5 ay sonra gereken cevabı milletimden alacaklarına ben inanıyorum. İsrail’in katliamlarını desteklemeyen, bunların karşısında duran Yahudilerin sayısı da az değil. Bunlar arasında sözünü ettiğiniz uluslararası sermaye tanımına dahil olanlar da bulunuyor. Onlar açısından Türkiye’ye yatırım sorun olmaz diye düşünüyorum. Türkiye’nin çocukların öldürülmesine karşı çıkmasından, barışı ve insan haklarını savunmasından rahatsız olan sermaye sahipleri ise ancak İsrail’in katliamına kayıtsız şartsız destek verirseniz sizden memnun kalırlar. Bizim böyle bir tutum sergilememiz asla düşünülemez. Bu nedenle biz bir endişe duymuyoruz. Dünya Türkiye’nin kıymetinin farkında, küresel yatırımcılar da farkında. Birkaç marjinalin dışında küresel yatırımcıların İsrail’in etkisiyle Türkiye gibi bir ülkeden yüz çevireceklerini düşünmüyorum. Küresel sermayeyi ülkemize çekmek için, kazan kazan ilkesiyle hareket etmeye de, Türkiye’ye yakışır şekilde insani duruş sergilemeye de devam edeceğiz.

    Belediye başkan adaylarıyla ilgili süreç devam ediyor. Adayların duyurusu ne zaman yapacak? Bununla ilgili takvimi paylaşır mısınız?

    Cumhur İttifakı olarak tüm seçimlerde olduğu gibi yaklaşan yerel seçimde de iddialıyız. Çalışmalarımızı bu iddiamız nispetinde çok titiz bir biçimde yapıyor, adaylarla ilgili süreçte her konuyu ince eliyor sık dokuyoruz. Partimiz gerekli hazırlıkları ve analizleri yaptı. Zaten bildiğiniz gibi AK Parti olarak bizim seçim hazırlıklarımız bir önceki seçimin tamamlanmasıyla birlikte başlar. Özellikle büyükşehirler başta olmak üzere her ilde kamuoyu yoklamaları yaptık, yapıyoruz. Sonuçları analiz edip milletimizin gönlündekini anlamaya, şehirlerimize en faydalı olacak adayları belirlemeye gayret gösteriyoruz. Bir defa 1 Aralık belediye başkan adayı olmak isteyen ve görevden bu nedenle ayrılması gereken memurların istifaları için son tarih. Memurların durumunu da görelim. Onların durumu da netleştikten sonra Aralık ayının ortalarına doğru artık adaylarımızı peyderpey açıklamaya inşallah başlarız.

    Efendim, bölgemiz yangın yeri malum. Buna karşın Türkiye savunma sanayiinde çok ciddi yatırımlar yapıyor. Bayraktar TB-3 ve Kızılelma dünya muharebe tarihinde devrim yapacaklar. Yaklaşık 35 gün sonra ise yerli milli uçağımız Kaan ilk uçuşunu gerçekleştirecek. Peki bundan sonra hem üretim açısından hem de ihracat açısından Kaan’ın da ilk uçuşu ile birlikte savunma sanayiinde bizleri nasıl bir dönem bekliyor? Yenilikler var mı?

    Savunma sanayii alanında attığımız her adım bizleri heyecanlandırmaktadır. Bu alanda taş üstüne taş koyan herkes ülkemizin geleceği, Türkiye Yüzyılı’nın inşası için çok önemli bir katkı sunuyor. Kaan zaten yeniliklerden bir tanesi. Ama Baykar’ın zirve diyebileceğimiz eseri malum Kızılelma… Şimdi Kızılelma’nın son testlerini yapıyorlar. Aşmaları gereken mesele kendi yerli motorunu üretmek… Bunu başardığı andan itibaren de zaten Kızılelma’nın dünyaya karşı duruşu farklı olacaktır. Tabii burada Aselsan’ın üzerine de düşen bir yük var, kamera üretimi. Motor üretim süreci maalesef nereden bakarsanız bakın herhalde bir beş yılı alır. Bu süre zarfında biz motor ithal ederek yürümek durumundayız. Kamera noktasında da Aselsan’ın üretim çalışmaları başladı. Bir an önce o sıkıntımızı da gidermemiz lazım. Bazı ülkeler bize söz veriyorlar ama verdikleri sözü yerine getirmiyorlar. “Kanada, Güney Afrika gibi ülkelerden bir sonuç alır mıyız?” buna bakıyoruz. Bunu gerek biz gerekse Aselsan’ın yakından takip etmesi lazım. Bir an önce buralardan netice alabilirsek, o zaman biz insansız savaş uçaklarımızı daha çabuk devreye sokabiliriz. Kaan, Kızılelma, TCG Anadolu ve niceleri Allah’ın izniyle yalnız kalmayacak, yenileri daha iyileri ve daha donanımlıları yine bu vatan için alın ve akıl terlerini döken kardeşlerimizin ellerinde şekillenecek. Bundan çok değil birkaç yıl önce insansız hava araçlarımız yoktu, akıllı mühimmatlarımız, Milgemlerimiz yoktu. Kolları sıvadık, bu ülke için taşın altına sadece elini değil bedenini koyan kardeşlerimizle birlikte bugünkü seviyeye geldik. Bunu yeterli görmedik, göremeyiz. Hep daha iyisi, hep daha gelişmişi vardır onu arayacağız… Bu hedeflere doğru yürümek şöyle dursun, koşar adım ilerlememiz gerekiyor. En iyi mühendis, en iyi yazılımcı, en iyi usta, en iyi tasarımcı bizde olmalı. Yeni adımlarımız da yoldadır. Kimse merak etmesin, biz savunma sanayii alanında da diğer alanlarda da adımızdan daha çok söz ettireceğiz.

    Kıdemli ünlü ekonomist Robin Brooks “Türkiye 2018’e benzer bir cari hesap ayarlamasının ilk aşamalarında” ifadesini kullanmıştı. “Bu ayarlama Türk lirası açısından olumlu oldu” dedi. Türk Lirası artık kendisini toparlıyor diyebilir miyiz? Dünyanın krizlerle savaştığı bu ekonomik ortamda Türk Lirası’nın pozitif ayrışmasını nasıl karşılıyorsunuz?

    Bizim uyguladığımız dezenflasyon programı çok büyük ihtimalle lirada reel olarak bir değerlemeye sebep olabilir. Yani Türk Lirası’nın reel olarak değer kaybettiği süreç sona gelmiştir. Özetle Türk Lirası’nın reel olarak değer kazanma ihtimali yüksektir. Onun için önümüzdeki dönemde biz uyguladığımız sağlıklı politikalar ve yapısal reformlarla yatırımcı güvenini kazanacağız, halen de kazanıyoruz. Bu güven fon akışını tetikleyecek. Fon akışı lirada reel değerlemeye sebep olacak. Bu da dezenflasyonu hızlandıracak, büyümenin aşağı yönlü risklerini sınırlayacak. Neticede hem makul düzeyde büyüyeceğiz, hem enflasyon düşecek bu koşullarda. Yani faziletli bir döngüye gireceğiz inşallah.

    Siz Kabine toplantısı sonrasında yaptığınız açıklamada A Milli Futbol takımımızın Almanya’yı yenmesi dolayısıyla tebrik ettiniz. Milli takımımız Avrupa Şampiyonası’na katılmayı hak etti. Muhalefet diyor ki, “Türk gençleri Türkiye’yi terk ediyor ve bu ülkeden umudunu kesti” Oysa Milli takıma baktığımızda Avrupa’da oynayan ve iki vatandaşlığı olan sporcularımızın Türkiye Milli Takımı’nı tercih ettiğini görüyoruz. Bu çerçevede tüm sahalardaki gençlerimize mesajınız ne olur?

    Bizim Avrupa’da oynayan gençlerimizin neredeyse yarısı Milli takımımıza aday ve Milli takımımızda da yer aldılar. Aynı zamanda Türkiye’deki takımlarda artık ciddi manada bir dönüşüm var. Yabancı futbolculardan çok bizim Avrupa’daki çocuklarımız takımlarımızda oynasalar herhalde o daha iyi olur.Başarı bildiğiniz gibi devamlı olmalıdır, aynı performansı milli takımımızdan Euro 2024 Avrupa Şampiyonası’nda da görmeyi isteriz. Spora ve sporculara verdiğimiz destek ortada. Bu destekleri artırarak sürdüreceğiz. Sadece sporda değil, bilimde ve teknolojide de çok yetenekli gençlerimiz var ve hem Türkiye’de hem dünyanın çeşitli yerlerinde göğsümüzü kabartan işlere imza atıyorlar. Gençlerimize çağrım şudur; Ne iş yaparlarsa yapsınlar, bu milete, bu vatana hizmet etmenin ve faydalı olmanın bir yolunu bulsunlar. Bunların hepsi bizim Türkiye Yüzyılı vizyonumuza dahildir.Bu hedeflere ulaşmak için yaptığımız işlerde en iyiyi yakalamanın çabası içinde olmalıyız.

  • Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan Türkiye’ye 2,5 milyar euroluk rekor yatırım

    Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan Türkiye’ye 2,5 milyar euroluk rekor yatırım

    Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkanı Odile Renaud-Basso, Türkiye

    “TÜRKİYE’DE PARA POLİTİKASINDAKİ DEĞİŞİKLİK DOĞRU”

    Türkiye’de de para politikasındaki değişiklikler ile makroekonomik politikalardaki değişimin doğru yönde olduğunu ve sürdürülmesi gerektiğini ifade eden Renaud-Basso, “Makroekonomik dengesizlikler ve yüksek enflasyon nedeniyle endişeliyiz. Bu açıdan, para politikasındaki değişimin enflasyonun düşürülene kadar sürdürülmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Öte yandan, Türk ekonomisinin ve özel sektörün çok dirençli olması pozitif bir durum.” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE BU YILKİ YATIRIMLARIMIZ 2,5 MİLYAR EUROYU AŞACAK”

    Renaud-Basso, Türkiye’nin bankanın en fazla yatırım yaptığı ülke haline geldiğini belirterek, “Bu yıl da yine olağanüstü bir yıl olacak. Türkiye’de bu yılki yatırımlarımızın 2,5 milyar euroyu aşacağını öngörüyoruz. Şu anda 2,4 milyar euro hacmindeyiz ve yılın kalan iki ayında bu miktarın 2,5 milyar euroyu geçmesini bekliyoruz.” dedi.

    “ÖNCELİKLİ ALANLARIMIZDAN BİRİSİ YEŞİL DÖNÜŞÜM”

    Renaud-Basso, EBRD yatırımlarının talebe bağlı olarak şekillendiğini belirterek, “Bu nedenle yıllık hedefimiz yok. Ancak, Türkiye’deki yatırımlarımızı her zaman çok yüksek tuttuk ve yatırım yapmaya devam edeceğiz. Birçok yatırım fırsatı olduğunu görüyoruz ve müşterilerimize ve ülkeye desteğimizi sürdürmek istiyoruz. Bizim için bu yatırımlarda önceliklerden birisi yeşil dönüşüm. Bu alanda yapılacak çok iş var ve katkı sunabileceğimizi düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.

    EBRD’NİN TÜRKİYE’DEKİ EN YÜKSEK YILLIK YATIRIMI

    EBRD verilerine göre, bankanın bu yıl 2,5 milyar euroyu aşacağını öngördüğü yatırım, Türkiye’de yıllık bazdaki en yüksek yatırımı olacak. Bankanın Türkiye’de yıllık bazda daha önceki en yüksek yatırımı 2 milyar euroyla 2021’de kayıtlara geçmişti. Geçen yıl ise EBRD’nin Türkiye’deki yatırımları 1,63 milyar euro olmuştu. EBRD’nin Türkiye’deki toplam yatırımları ise 19 milyar euro seviyesini aştı.

    Kaynak: AA / Ekonomi
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail karşıtı tutumuyla bilinen Cezayir’e gidiyor! Gündeminde Gazze var

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail karşıtı tutumuyla bilinen Cezayir’e gidiyor! Gündeminde Gazze var

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yarın Cezayir‘e resmi ziyarette bulunacak. Görüşmede ikili ve bölgesel meselelerin yanında en önemli gündem maddelerinden biri de İsrail’in saldırıları altında bulunan Gazze’deki durum olacak. Erdoğan geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada, ” Cezayir, duruşunu her zaman net ortaya koyabilen bir ülke. Onun için Sayın Tebbun ile de bu görüşmeyi çok çok önemsiyorum.” ifadelerini kullanmıştı.

    İLK BÖLGESEL ZİYARET

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’un daveti üzerine Cezayir’e gidecek. Türkiye‘nin İsrail’in Gazze’ye saldırılarını durdurma yönündeki çabaları sürerken İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Zirvesi sonrasında Erdoğan’ın ilk bölgesel ziyaretini İsrail’e karşı tutumuyla öne çıkan Cezayir’e yapması önem taşıyor.

    CEZAYİR CUMHURBAŞKANI BU YIL 2 KEZ TÜRKİYE’YE GELDİ

    Cezayir- Türkiye ilişkileri, son yıllarda her düzeyde kayda değer bir hareketlenmeye sahne olurken özellikle Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’un 2019’da göreve gelmesiyle artan bir ivme kazandı. Bu kapsamda Tebbun, Cezayir’den 17 yıl sonra Türkiye‘ye Cumhurbaşkanlığı düzeyinde ilk ziyaretini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine 15-17 Mayıs 2022 tarihlerinde gerçekleştirdi. Cezayir Cumhurbaşkanı, 21 Temmuz’da da Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye‘yi ikinci kez ziyaret etti. İki lider, son olarak 19 Eylül’de Birleşmiş Milletler (BM) 78. Genel Kurulu toplantılarına katılmak için bulundukları New York’taki Türkevi’nde bir araya geldi.

    Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun – Cumhurbaşkanı Erdoğan

    İLİŞKİLER KÖKLÜ BİR TARİHE DAYANIYOR

    Cezayir’in Fransa’dan bağımsızlığını kazandığı 1962’de başlayan Türkiye-Cezayir resmi ilişkileri güçlü bir şekilde sürüyor. Barbaros Hayrettin Paşa ve kardeşlerinin 1516 yılında Cezayir’e gelişleriyle başlayan Türkiye-Cezayir ilişkileri, 2000’li yıllarda siyasi, iktisadi ve kültürel alanlarda birçok ilerlemeye tanık oldu. Türkiye, 1962 yılında bağımsızlığını ilan eden Cezayir’de 1963’te büyükelçiliğini açtı. Tebbun’dan önce Cezayir’den Türkiye‘ye cumhurbaşkanlığı düzeyinde en son ziyaret, Şubat 2005’te Abdulaziz Buteflika tarafından gerçekleştirildi. İki ülke arasında 2006 yılında ilişkileri geliştirmek adına “Dostluk ve İşbirliği Anlaşması” imzalandı.

    Türkiye‘den Cezayir’e cumhurbaşkanlığı seviyesindeki son ziyaret ise Ocak 2020’de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapıldı. Ziyaret kapsamında iki ülke arasında “Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi” kurulmasına ilişkin ortak bildiri imzalandı. Cezayir ve Türkiye, bölgesel meselelerin yanı sıra İsrail meselesindeki sorunlara çözüm bulma çabalarında da tam koordinasyon halinde ilişkilerini sürdürüyor.

    “DURUŞUNU HER ZAMAN NET ORTAYA KOYAN BİR ÜLKE”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Kasım’da İİT Olağanüstü Zirvesi’nin yapıldığı Suudi Arabistan’dan dönüşünde uçakta yaptığı açıklamada bu durumu teyit etti. Erdoğan, 21 Kasım’daki Cezayir ziyaretini çok önemsediğini vurgulayarak, “Çünkü bu ülkeler arasında Cezayir, duruşunu her zaman net ortaya koyabilen bir ülke, Afrika’da tesir alanı geniş bir ülke. Onun için Sayın Tebbun ile de bu görüşmeyi çok çok önemsiyorum. İnşallah bu takvimi de başarılı bir şekilde sürdüreceğiz.” diye konuştu.

    İKİLİ TİCARET HACMİNDE HEDEF 10 MİLYON DOLAR

    Erdoğan’ın ziyaretinde Gazze’deki durumun yanında Türkiye-Cezayir ilişkilerinin her alanda güçlendirilmesine yönelik konular da ele alınacak. Bunlardan en önemlisi ekonomik ilişkilerin artırılması olacak. Türkiye‘nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iki ülke arasında atılacak birçok adım bulunduğunu, Türkiye ve Cezayir’in özellikle ekonomik alanlardaki potansiyelinin çok yüksek olduğunu belirtti.

    Türk yatırımlarının bugün Cezayir’de 6 milyar doları aştığını belirten Büyükelçi Küçükyılmaz, “Türkiye ile Cezayir arasındaki ticaret hacmi de 2022’de 5,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. İnşallah 2023’te biz 6 milyar dolar rakamını aşmayı bekliyoruz. Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Cumhurbaşkanı Tebbun’un ortaya koyduğu 10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine de en kısa zamanda ulaşmayı planlıyoruz.” şeklinde konuştu.

    Bu hedeflere ulaşmak için karşılıklı yatırımları teşvik anlaşmasının uygulamaya girmesi ve tercihli ticaret anlaşması ile ilgili müzakere çerçeve belgesinin imzalanıp müzakerelere başlanması sürecinin önemli olduğunu vurgulayan Küçükyılmaz, Cezayir’in milli petrol ve gaz şirketi Sonatrach ile Türkiye Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) arasındaki anlaşmanın da yenilenmesinin beklendiğini ifade etti. Büyükelçi, Cezayir’de Ziraat Bankası şubesi, Maarif Okulu ve Yunus Emre Enstitüsü Kültür Merkezi’nin açılması dahil, bir kısmı ekonomik bir kısmı kültürel boyutu ilgilendiren 10’u aşkın anlaşmanın gündemde olduğunu belirtti.

    Kaynak: AA / Güncel
  • Türkiye Yüzyılı’nın yükselişine engel olamayacaksınız!

    Türkiye Yüzyılı’nın yükselişine engel olamayacaksınız!

    AK Parti 4. Olağanüstü Büyük Kongresi, Ankara Spor Salonu’nda yapıldı. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçerli bin 399 oyun tamamını alarak partisinin genel başkanlığına yeniden seçildi. Kongre Divan Başkanı Ali İhsan Yavuz, seçim sonuçlarına göre bin 402 oy kullanıldığını, bin 399 oyun geçerli, 3 oyun geçersiz sayıldığını bildirdi.
    Yavuz, Erdoğan’ın geçerli bin 399 oyun tamamını alarak yeniden AK Parti Genel Başkanlığı’na seçildiğini duyurdu. Partinin 75 üyeden oluşan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu da aynı oylamayla belirlendi.

    ERDOĞAN’DAN TEŞEKKÜR KONUŞMASI

    Teşekkür konuşması yapan Erdoğan şu ifadeleri kullandı: ”Şahısımı birkez daha genel başkanlık görevine layık gördüğünüz için herbirinize şükranlarımı sunuyorum. Bugünkü toplantıdan sonra da önümüzdeki hafta içinde Yüksek İstişare Kurulu’nu açıklayacağım. Terörden savaşa kadar bölgemizde çok ciddi krizler yaşanırken biz hep birlikte omuz omuza vererek Türkiye Yüzyılı’nı inşa edeceğiz. Biz yüz milyonların da umudu olan bir partiyiz.

    ”YEREL YÖNETİMLERDE DE YENİ BİR DÖNEMİ BAŞLATACAĞIZ”

    CHP zihniyetinin elinde bakımsızlığa, hizmetsizliğe, adeta çürümeye terk edilen illerimizi gerçek belediyecilikle buluşturmak, boynumuzun borcudur. Büyük oranda büyükşehirlerimizi masaya tam manasıyla yatırıp yoğun bir çalışmayla durmak yok yola devam diyeceğiz. CHP karanlığının karabasan misali çöktüğü tüm vilayetlerimiz sabırsızlıkla 31 Mart’ı bekliyor. ’31 Mart gelsin de biz bunlardan kurtulalım.’ diyorlar. 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde elde ettiğimiz kritik başarıyı, 31 Mart’ta tekrarlayarak, yerel yönetimlerde de yeni bir dönemi başlatacağız.”

    ”BU SEVDA, KUTSALLARI, ÜLKESİ VE MİLLETİ İÇİN GÖZÜNÜ KIRPMADAN CANINI ORTAYA KOYANLARIN SEVDASIDIR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongrede yaptığı konuşmada ise, hakka ve millete hizmet sevdasına, Türkiye sevdasına gönül veren herkesin bedeniyle olmasa bile kalbiyle, ruhuyla, aşkıyla, sevdasıyla bu salonda olduğunu belirtti.

    Erdoğan şöyle devam etti: “Bu sevda, hayatımızın gayesi olan davamızı yüceltme sevdasıdır. Bu sevda, Türkiye Yüzyılı’nı inşa etme sevdasıdır. Bu sevda, Türkiye binyılına yürüyüş sevdasıdır. Bu sevda, şehitleri ve gazileriyle ecdadın emanetine sahip çıkma sevdasıdır. Bu sevda, yok sayıldıkça daha çok var olanların sevdasıdır. Bu sevda, kutsalları, ülkesi ve milleti için gözünü kırpmadan canını ortaya koyanların sevdasıdır. Bu sevda, ak saçlı ninelerimizin, ak sakallı dedelerimizin, gözleri umutla parlayan kadınlarımızın, erkeklerimizin, gençlerimizin sevdasıdır. Bu sevda, daha doğmamış bebeklerin, gelecek kuşakların sevdasıdır. Bu sevda, her gün yeni bir umutla uyanan mazlumların, mağdurların sevdasıdır. Bu sevda, her seçimde sandıklardan partimizi birinci çıkaran ana kadememizin, kadın kollarımızın, gençlik kollarımızın, mahalle ve sandık temsilcilerimizin, velhasıl teşkilatımızın tüm mensuplarının, AK Parti’ye gönül veren herkesin, AK Parti ailesinin tüm üyelerinin sevdasıdır. Bu sevda, ülkemizin, milletimizin ve devletimizin beka mücadelesinin adı olan Cumhur İttifakı’nın sevdasıdır.”

    Erdoğan, bu sevdanın, bin yılda bu toprakları vatan yapan, Allah’tan başka kimseden korkusu olmayan, vicdanı ve irfanıyla, bilgisi ve görgüsüyle insanlığa örnek olan aziz milletin her bir ferdinin sevdası olduğunu dile getirdi.

    “CÜMLE ALEME BERABERCE İLAN EDECEĞİZ”

    “Bilhassa, ülkemizin üzerinde son dönemde oynanan en büyük oyunların tekmilinin birden sergilendiği 14 ve 28 Mayıs seçimlerindeki gayretlerinizi asla unutmayacağız.” diyen Erdoğan, bu seçimlerde, milli iradenin tecellisi için gece-gündüz çalışan her bir teşkilat mensubu ile vatandaşlara teşekkür etti.

    ”TÜRKİYE YÜZYILI’NIN MUŞTUSUNU BİR KEZ DAHA CÜMLE ALEME BERABERCE İLAN EDECEĞİZ”

    Bu seçimlerde omuz omuza mücadele ettikleri Cumhur İttifakı’ndaki ortaklarına, ittifak partilerine gönül veren vatandaşlara da teşekkürlerini ileten Erdoğan, “İnşallah 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak mahalli idareler seçimlerinde bu kararlı tutumu tekrar sergileyerek, Türkiye Yüzyılı’nın muştusunu bir kez daha cümle aleme beraber ilan etmeye hazır mıyız?” dedi.

    Erdoğan, “Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası” diyen Yunus Emre’nin izinde, “Dün dünle gitti cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım” diyen Hazreti Mevlana’nın yolunda, “Lütfunu dilediğine vereceğini” buyuran Allah’a ram olarak, yeminli İslam ve Türk düşmanlarının ne dediğine bakmadan, davalarının ve memleketin söz konusu olduğu her durumda, geri kalan her şeyi teferruat görerek durmadan, yorulmadan, usanmadan yola devam edeceklerini söyledi.

    ”ÖZGÜRLÜKÇÜ VE KUŞATICI BİR ANAYASAYI ÜLKEMİZE KAZANDIRACAĞIZ”

    Güven ve istikrar iklimini tahkim etmek, refahı artırmak başta olmak üzere, millete verdikleri tüm sözleri yerine getireceklerini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cumhurla Cumhuriyet’in arasındaki duvarları yıktığımız gibi, Cumhuriyeti gerçek demokrasiyle kucaklaştıracak sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasayı inşallah ülkemize kazandıracağız. Depremle yıkılan şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmakla kalmayacak, deprem tehdidi altındaki tüm yerleşim birimlerini tekrar inşa ve ihya edeceğiz.

    ”BİZ LGBT TANIMIYORUZ”

    Siyasi, sosyal, bireysel sapkın akımları destekleyerek milli bünyemizi, aile kurumumuzu, değerlerimizi yıkmayı hedef alan sinsi faaliyetlerin kökünü kurutacağız. Biz LGBT tanımıyoruz. Kim LGBT’yi tanıyorsa onlar beraber yürüsün.

    ”TERÖRÜ KAYNAĞINDA KURUTMA STRATEJİMİZİ KARARLILIKLA UYGULAYACAĞIZ”

    Cumhur İttifakı olarak da tanımıyoruz ve biz bu noktada aile kurumunu sağlam tutan, aile kurumuna sağlam olarak sarılan bir yapının mensuplarıyız. Yarısı yalan, yarısı yanlış haberler ve beyanlarla milletimizi, özellikle de gençlerimizi karamsarlığa sürüklemek isteyenlere biz ülkemizde izin vermeyeceğiz. Sınırlarımız içinde ve dışında tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına, onurunun zedelenmesine, hayallerinin gölgelenmesine asla rıza göstermeyeceğiz. Terörü kaynağında kurutma, bu stratejimizi kararlılıkla uygulayacak, PKK’sından FETÖ’süne, DEAŞ’ından marjinal örgütlere, bütün bunlara kadar eli kanlı canilerden döktükleri her damla kanın hesabını misliyle soracağız. ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ ikazının, vatanımızın bekasına kasteden alçakların yüreklerine saldığı korkuyu hiç eksiltmeyeceğiz.”

    “DİPLOMASİYLE ÇÖZMENİN GAYRETİNDEYİZ”

    Terörle mücadeleyi kararlı şekilde sürdürürken bölgede barış, huzur ve istikrarın tesisi için diplomatik çabaları yoğunlaştıracaklarını belirten Erdoğan, “Komşularımızdan başlayarak bölgemizdeki tüm ülkelerle sorunlarımızı diyalog ve diplomasiyle çözmenin gayretindeyiz. Orta Doğu’dan Kafkaslar’a, Balkanlar’dan Karadeniz’e bölgede akan kanın durması öncelikli gündemimizdir. Bunun yolu da adaletin ve uluslararası hukukun korunmasından geçer.” değerlendirmesini yaptı.

    ”TÜM TARAFLARI İTİDALLE HAREKET ETMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    İlk kıble Mescid-i Aksa’nın tarihi ve dini statüsünü aşındırmaya yönelik her türlü girişimin, her türlü işgalin karşısında durmaya devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, “Türkiye olarak bu sabah İsrail’de meydana gelen hadiseler ışığında tüm tarafları itidalle hareket etmeye, gerilimi daha da tırmandıracak fevri adımlardan uzak durmaya çağırıyoruz.” dedi.

    ”HAYAT PAHALILIĞINI ÇÖZMEKTE KARARLIYIZ”

    Bu ülkenin her bir vatandaşının, doğumundan ölümüne kadar adalet, güvenlik, eğitim ve sağlık başta olmak üzere her türlü hizmetten en üst düzeyde yararlanabilmesini sağlayacaklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: “Son 21 yıldır enflasyona ezdirmediğimiz işçi, memur ve emeklilerimize inşallah önümüzdeki dönemde yeni müjdeler vermeye devam edeceğiz. Tüm dünyayla birlikte ülkemizi de olumsuz etkileyen hayat pahalılığı meselesini, gereken her türlü tedbiri alarak çözmekte kararlıyız. Kaderini ülkesinin ve milletinin kaderiyle bütünleştirmiş bir partiye, bir kadroya ve bir ittifaka yakışan da budur. Bize düşen hak ve hakikat mücadelesini son nefesimize kadar sabırla sürdürmektir. Bugün buradaki birlikteliğimizi, işte bu ahdin ve azmin bir sembolü olarak görüyoruz. Rabbim bu kutlu mücadelede yolumuzu, bahtımızı açık eylesin. Rabbim bu meşakkatli yolda istikametini kaybedenleri de ıslah eylesin.”

    Erdoğan, AK Parti’nin kadrosuyla, teşkilatıyla, programıyla, eser ve hizmetleriyle, milleti hayalleriyle buluşturan siyasetiyle Türkiye’yi bugünlere getirdiğini belirtti. Şimdi Türkiye’nin, yine Cumhur İttifakı’nın ve AK Parti’nin kılavuzluğunda yeni bir çağın, yeni bir dönemin eşiğinde olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu yeni dönemde, son iki asırdır bize dayatılan fiziki ve zihni sınırlara teslim olmayacağız. Gönlümüze dar gelen hudutlara sıkışıp kalmayacağız. Sahibi Hak olduğu için zaferinin mutlaklığına tüm kalbimizle inandığımız davamızın bayrağını hep yükselteceğiz. Bu ufku önce Türkiye Yüzyılı ile aydınlatacak, ardından hedeflediğimiz asıl yere çıkaracağız. İnsanlığın geleceğine yön veren, ruhunu şekillendiren, yolunu çizen ne varsa, hepsine de kendi değerlerimizin, kendi ülkülerimizin, kendi sevdalarımızın damgasını vuracağız. İnsanıyla, tabiatıyla, teknolojisiyle her alanda dünyanın yeni düzeninde bize sunulana tabi olarak değil, belirleyici olarak yerimizi alacağız.”

    AK Parti’nin kuruluşundan bugüne yaptıkları her işi, ülkeye kazandırdıkları her eser ve hizmeti, bu büyük şahlanışın girizgahı ve besmelesi olarak gördüklerini vurgulayan Erdoğan, “Ömrümüz yeterse biz, yetmezse gözlerindeki ışıltıyı, yüreklerindeki coşkuyu buradan bile görebildiğim gençlerimizin gayretiyle hedeflerimize mutlaka ulaşacağız.” diye konuştu.

    “EN ÖNDE HEP SİZLER YER ALACAKSINIZ”

    “İnşallah, bu bayrak yarışında, son 21 yılda olduğu gibi, bundan sonra da en önde hep sizler yer alacaksınız.” ifadesini kullanan Erdoğan, “Bazıları, nasıl olup da bunca zamandır partimizin girdiği her seçimden açık ara birinci çıkabildiğini bir türlü anlayamıyor. Halbuki ülkenin 21 yılda katettiği kalkınma ve demokrasi mesafesine baksalar, bu sorunun cevabını kendiliğinden bulacaklar.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Maalesef bunların gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor, dilleri var hakikati söyleyemiyor, kalpleri ve vicdanları zaten nasır bağlamış durumda. Şöyle azıcık gözlerini açsalar, kulaklarını kabartsalar, gönüllerinin pasını silseler, her şeyin farkına varacaklar. Eğitime baksalar, derslik sayımızı 343 binden 620 bine, üniversite sayımızı 76’dan 208’e yükselttiğimizi, okullarımıza 800 bin yeni öğretmen atadığımızı, üniversite öğrenci sayımızı 7,5 milyona çıkardığımızı, yurt kapasitesini 950 bine ulaştırdığımızı, mesleki eğitimi güçlendirdiğimizi görecekler. Ama böyle bir dertleri yok. Sağlığa baksalar, hastane yatak kapasitemizi 164 binden 268 bine ulaştırdığımızı, şehir hastaneleriyle hizmet kalitesini zirveye çıkardığımızı, sağlık sistemini baştan sona yenilediğimizi görecekler. Adalete baksalar, hakim-savcı sayımızı 24 bine yaklaştırdığımızı, yargının yükünü azalttığımızı, adalet sisteminin altyapısını yenilediğimizi, yargıyı vesayetin güdümünden kurtarıp adına hüküm verdiği millete ram ettiğimizi görecekler.”

    Terörle mücadelede gelinen noktaya dikkati çeken Erdoğan, “Güvenliğe baksalar, istiklalimize ve istikbalimize göz diken terör örgütlerinin, onları üzerimize salan emperyalistlerin heveslerini nasıl kursaklarında bıraktığımızı, sınır ötesi harekatları ve 15 Temmuz gibi destanları nasıl yazdığımızı görecekler.” değerlendirmesini yaptı.

    “GAYRETLERİ BEYHUDEDİR”

    Ekonomi alanındaki gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomiye baksalar, maruz kaldığımız tüm tuzaklara ve yaşadığımız sıkıntılara rağmen ülkemizi 1 trilyon doların üzerinde milli gelire çıkardığımızı, satın alma paritesine göre dünyada 11’inci sıraya yükselttiğimizi görecekler. Sanayiye baksalar, ülkemizin artık 90 milyar doları bulan proje büyüklüğüyle savunma sanayisinde dünyanın önde gelen aktörleri arasına girdiğini, faaliyete geçirdiği 163 yeni organize sanayi bölgesi, 37 endüstri bölgesi, 100 teknoparkıyla küresel bir üretim üssü haline geldiğini görecekler.” dedi.

    ”İLK KABİNE TOPLANTIMIZDAN SONRA YENİ MÜJDEMİZİ EMEKLİ MEMURLARIMIZA AÇIKLAYACAĞIZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çevre ve şehirciliğe baksalar, teslim ettiğimiz 1 milyon 158 bin ve inşası süren 413 bin konutla, 81 ilimize yayılan 81 milyon metrekare millet bahçeleriyle, dünyaya örnek olan sıfır atık uygulamalarıyla, deprem bölgelerini yeniden ayağa kaldırma çalışmalarıyla kendimizle yarıştığımızı görecekler. Çalışma hayatına baksalar, asgari ücreti 184 liradan 11 bin 402 liraya, en düşük emekli maaşını 64 liradan 7 bin 500 liraya çıkardığımızı, istihdamı 32 milyona yaklaştırdığımızı, çalışma şartlarını iyileştirdiğimizi görecekler. İnşallah bu yıl sonuna doğru özellikle emekli memurlarımızın maaşlarıyla ilgili şu anda bakanlığımız çalışmasını yapıyor ve ilk kabine toplantımızdan sonra yeni müjdemizi de inşallah emekli memurlarımıza açıklayacağız. Velhasıl hangi alana baksalar, büyüyen, güçlenen, itibarı artan, refahı yükselen, huzuru ve güvenliği tahkim olan bir Türkiye görecekler. Milletimiz, bu tarihi yürüyüşünde yanında olanlarla, kendisini yalnız bırakanları ve karşısında yer alanları hiçbir vakit unutmayacaktır. Bu ülkeye müstemleke muamelesi yapılırken seslerini çıkarmayan kimi siyasetçi ve aydın kesiminin, kendi politikasını belirleyip bağımsızca uygulayan Türkiye gerçeğini inkar etmek için gösterdikleri çaba ibretliktir. Ayaklarındaki prangaları parçalayıp atan Türkiye’nin paçasından çekiştirenlerin gayretleri beyhudedir.”

    “Siyasi ikballeri uğruna etnik köken, mezhep ve meşrep üzerinden milletimizin arasına nifak sokmaya çalışanlar, boşuna uğraşmasın.” diyen Erdoğan, “Bölgesel ve küresel denklemlerin anahtar ülkesi haline gelen Türkiye’nin, bu noktadan geriye dönüşü asla olmayacaktır.” ifadesini kullandı.

    ”BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN DOĞUŞUNA ENGEL OLAMAYACAKSINIZ”

    Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizim dilimiz artık sadece ‘Yüksel ki yerin bu yer değildir, dünyaya gelmek hüner değildir’ mısralarını terennüm edecektir. Bugün buradan bir kez daha ilan ediyorum, büyük ve güçlü Türkiye’nin doğuşuna engel olamayacaksınız. Türkiye Yüzyılı’nın yükselişine engel olamayacaksınız. Türk milletinin binlerce yıllık devlet ve medeniyet birikiminin inkişafına engel olamayacaksınız. Mazlumların ahıyla çınlayan yeryüzünün adalet ve merhametle yeniden dirilişine engel olamayacaksınız. İnsanlığın ortak sesi haline dönüşen hak ve hakkaniyet mücadelemizin yayılışına engel olamayacaksınız. Dünyada asırlardır süren sömürge ve zulüm düzeninin çöküşüne engel olamayacaksınız. Çünkü Cumhur İttifakı dimdik ayaktadır. Çünkü Cumhuriyetin yüz akı, Türkiye’nin ortak aklı AK Parti, kadroları ve müktesebatıyla dimdik ayaktadır. Çünkü aziz milletimiz, iradesi ve kararlılığıyla dimdik ayaktadır. Dünya yıkılsa, alem üstümüze gelse, gök girse kızıl çıksa Allah’ın izniyle biz bu davadan, bu yoldan, bu mücadeleden asla geri dönmeyiz.”

    “KENDİNİ SÜREKLİ YENİLEMEYİ BAŞARABİLEN EN BÜYÜK SİYASİ ORGANİZASYON”

    AK Parti’nin, Türkiye’nin, kendi iradesiyle kendini sürekli yenilemeyi başarabilen en büyük siyasi organizasyonu olduğunu belirten Erdoğan, bunun için AK Parti’nin her kongresinin, bir değişim rüzgarına şahit olduğunu, her milletvekili seçiminin, AK Parti açısından bir değişim esintisi, bir yenilenme heyecanı eşliğinde gerçekleştiğini, her mahalli idareler seçiminin, AK Parti veçhesinde yeni seslerin, yüzlerin, isimlerin temayüz vesilesi haline dönüştüğünü söyledi.

    Ana kademesi, kadın kolları ve gençlik kollarıyla partisinin tüm kadrolarının, hem kendi içinde hem de dışarıdan beslenerek kendini sürekli diri, dinamik, üretken tuttuğunu kaydeden Erdoğan, kuruluş yıllarında ve daha sonraki dönemlerde il ve ilçe teşkilatlarında, kadın ve gençlik kollarında görev alan arkadaşların serencamını yakından takip ettiğini bildirdi.

    Erdoğan, bu arkadaşlarının sorumluluk üstlendikleri teşkilat kademelerinde yetiştikçe, piştikçe, kendilerini geliştirdikçe hep daha üst basamaklara yürüdüklerini belirterek kiminin milletvekili, kiminin belediye başkanı, kiminin genel merkez yöneticisi, kiminin bakan veya bakan yardımcısı, kiminin benzer görevler üstlendiğini ifade etti.

    “KONGREDE YİNE YENİ BİR DEĞİŞİMİ AK PARTİ’DE GÖRECEKSİNİZ”

    Aralarından rotayı iş dünyasına, bürokrasiye, sivil toplum faaliyetlerine çevirerek oralardaki başarılarıyla göğüslerini kabartanların da çıktığına işaret eden Erdoğan, “Bu kongrede yine yeni bir değişimi AK Parti’de göreceksiniz. Geniş dağılımı olan, parlamentodaki yapısıyla parti yapısının çok çok farklı olduğu bugünkü kongremizde de Merkez Karar ve Yönetim Kurulumuzla, diğer genel merkez organlarımızla aynı heyecanı tekrar yaşayacağız.” dedi.

    Kurullardaki görevlerine devam edenler yanında yeniden ve ilk defa bu kademelerde vazife üstlenecek isimleri de göreceklerini ifade eden Erdoğan, AK Parti olarak kendi içlerindeki bu değişim ruhuna sahip çıktıkları sürece Allah’ın izni ve milletin desteğiyle daha nice zaferlerin, başarıların kendilerini beklediğine inandığını dile getirdi.

    Değişim iradesini kaybetmeleri halinde bir kısırdöngüye düşeceklerini belirten Erdoğan’ın “Tek devlet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.” sözlerini partililer tekrar etti.

    ”BUGÜN ÇOK ÖZEL BİR GÜN”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongredeki konuşması öncesinde de salon önünde toplanan vatandaşlara seslendi.

    Erdoğan, “Aşkınız, sevdanız ve dayanışmanız için her birinize teşekkür ediyorum. Salonlara, stadyumlara sığmayan şu sevginiz için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Buradan sizlerin vasıtasıyla 81 ilimizin tamamına, 85 milyon vatandaşımın her birine selamlarımı iletiyorum.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünün çok özel, Türkiye Yüzyılı için istisnai, AK Parti için, partinin temsilcisi olduğu dava için müstesna bir gün olduğunu belirterek, birazdan “Türkiye Yüzyılı için hep yeni, hep ileri” diyerek, partilerinin 4’üncü Olağanüstü Büyük Kongresi’ni gerçekleştireceklerini söyledi.

    “YENİ YÜZLERLE PARTİMİZİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEĞİZ”

    Yeni bir döneme yepyeni bir heyecanla “Merhaba” diyeceklerini dile getiren Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye Yüzyılı’nın siyasette öncüsü olacak kurmay kadroyu, inşallah, delegelerimizin oylarıyla belirleyeceğiz. Böylece geçmişten bugüne kadar partimize hizmet etmiş kardeşlerimizin yanı sıra yeni seslerle yeni yüzlerle partimizi daha da güçlendireceğiz. Kuruluşumuzdan bugüne kadar 3’ü olağanüstü olmak üzere toplam 10 büyük kongre yaptık. Bu kongrelerin tamamını da birileri gibi sandalyelerin havada uçuştuğu atmosferde değil, büyük bir coşkuyla kardeşlik ve uhuvvet ikliminde icra ettik. Bakın burada sandalyeler havada uçuşmuyor. Salonda böyle bir şey yok. Ne var? Muhabbet var. Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammed’siz muhabbetten ne hasıl. Her bir kongremizden parti ve siyaset kurumu olarak güçlenerek çıktık. İnşallah bugün de aynısını yapacağız. ‘Cumhuriyetin yüz akı, Türkiye’nin ortak aklı’ bir kadro olarak bundan sonra geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğiz.”

    Kongrenin parti ve millet açısından hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, Allah’tan kendilerini millete karşı mahcup etmemesi temennisinde bulundu. Erdoğan, 14 ve 28 Mayıs seçimlerini, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak büyük bir zaferle başardıklarına işaret ederek, böylece 22 yıllık tarihlerinde 17’nci seçim zaferine imza attıklarını bildirdi.

    “İHANET EDENLER OLMADI MI? OLDU”

    Kendisini ve partisini hedef alan nice saldırıya, iftiraya, iktidara gelebilmek için terör örgütleriyle iş tutan nice bedhahlara rağmen milli iradeye gölge düşürmediklerini kaydeden Erdoğan, “Bu topluluk hamdolsun birbirinden kopmadı. İhanet edenler olmadı mı? Oldu. Onlar yoluna, biz de yolumuza… İnşallah onlar burada da dikiş tutturmayacaklar. Biz de burada milletimize hizmet yolunda emin adımlarla yürüyeceğiz. Buradan bir kez daha her iki seçimde de destek ve dualarını bizden esirgemeyen aziz milletimize teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu. Erdoğan, kampanya dönemi boyunca gece-gündüz demeden koşturan, sandıklara sahip çıkarak milli iradenin özgür bir şekilde tecelli etmesine imkan sağlayan partilileri tebrik etti. Yurt dışında yaşayan gurbetçilere de teşekkür eden Erdoğan, demokrasi şöleni içinde, yüzde 90’ları bulan rekor katılım oranlarıyla tüm dünyaya örnek olacak bir olgunlukla seçim sürecini geride bıraktıklarını söyledi.

    ”6’LI MASA DEDİLER, NE OLDU?”

    Seçimlerle birlikte Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin milletten bir kez daha onay aldığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye’yi yönetecek kadro, vizyon ve programın sadece partimizde ve ittifakımızda olduğu tekrar ortaya çıktı. ‘6’lı masa’ dediler. ’16’lı masa’ dediler. ‘116’lı masa’ dediler. Ne oldu? Bak şimdi o masadan parlamentoda kimse var mı? Düşünebiliyor musunuz başkanlarının parlamentoda olmadığı 6’lı masa… Elhamdülillah Cumhur İttifakı parlamentoda. Biz de seçimlerden hemen sonra hiç vakit kaybetmeden hükümetimizi kurduk, Türkiye Yüzyılı’nın inşası için kaldığımız yerden tekrar çalışmaya başladık. Çeşitli zorluklarla karşılaşsak da Türkiye’yi hedefleriyle buluşturmakta kararlıyız.

    ”BOYUN EĞMİYORUZ”

    Bizi yıldırmak isteyenlere aldırmıyoruz. Aba altından sopa gösterenlere prim vermiyoruz. Terör örgütlerini kullanarak bizi köşeye sıkıştırmaya çalışanlara boyun eğmiyoruz. Türkiye’nin çıkarları ve güvenliği neyi gerektiriyorsa ne pahasına olursa olsun, onu yapmaktan asla geri durmuyoruz. Menzile kilitlenmiş ok misali, Türkiye Yüzyılı’nı gerçeğe dönüştürmek için tüm samimiyetimizle enerjimizle birikimimizle çalışmayı sürdürüyoruz.”

    Erdoğan, AK Parti’nin çok büyük bir aile olduğunu belirterek bu ailenin, ailenin kutsiyetine inanan bir aile olduğunu ve kendilerinin aynı zamanda AK Parti’nin tevarüs ettiği davanın birer neferi olduğunu ifade etti.

    “YORULSAK DA ZORLANSAK DA HİZMET YOLCULUĞUMUZU DEVAM ETTİRMEK MECBURİYETİNDEYİZ”

    Davalarının, ülkeye ve millete hizmet davası olduğunu bildiren Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu dava, evlatlarımıza güçlü ve müreffeh bir Türkiye bırakma davasıdır. Bu dava, tüm dünyada hakkı ve adaleti hakim kılma davasıdır. Şehitlerimizin emaneti olan bu davayı hakkıyla taşıyıp bizden sonrakilere en güzel şekilde teslim etmek görevimizdir. Her senesi Türkiye’ye hizmetle geçen 22 yıllık mazimizde şu gerçeği çok net bir şekilde görebiliyoruz. Bizim her başarımız ülkemizin başarısıdır, milletimizin başarısıdır. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz ne kadar güçlü olursak Türkiye de geleceğine o derece güvenle bakacaktır. Hiçbirimizin yorulma, gevşeme, rehavete kapılma gibi bir lüksü asla bulunmuyor. Bizde yorulmak var mı? Rehavete kapılmak var mı? Allah sizlerden razı olsun. Yorulsak da zorlansak da ülkeye ve millete hizmet yolculuğumuzu devam ettirmek mecburiyetindeyiz.”

    Sorumluluklarının sadece kendilerine ve partilerine değil 85 milyonun tamamına olduğunun bilinciyle çalışmalarını yürütmeleri gerektiğini vurgulayan Erdoğan, bunun için ulaşılmadık tek bir seçmen, kapısı çalınmadık tek bir hane, mesajlarını iletmedikleri tek bir genç, kalbine girmedikleri tek bir insanı bırakmadan koşacaklarını, koşturacaklarını ve ter dökeceklerini söyledi.

    YEREL SEÇİM MESAJI

    Erdoğan, her gün bir önceki günden daha fazla çalışarak 31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlere hazırlanacaklarını belirterek, 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde olduğu gibi 31 Mart’ta da AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak ipi yine kendilerinin göğüslemesini temenni etti. Allah’tan muhabbetlerini, dayanışmalarını ve yol arkadaşlıklarını daim eylemesini dileyen Erdoğan, partililere 31 Mart seçimleri için kapı kapı dolaşmaya hazır olup olmadıklarını sordu.

  • Bakan Uraloğlu: Türkiye-Irak Kalkınma Yolu Projesi için yol haritasını belirledik

    Bakan Uraloğlu: Türkiye-Irak Kalkınma Yolu Projesi için yol haritasını belirledik

    ANKARA (İGFA) – Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Irak’ta, Irak Ulaştırma Bakanı Rezzak Muheybes es-Sadavi ile bir araya geldi.

    Uraloğlu görüşmede, Kalkınma Yolu Projesi’nin hayata geçirilmesinde Türkiye ve Irak’ın iş birliğinin oldukça önemli olduğunu belirterek, “G20 Liderler Zirvesi’nde ortaya atılan Hindistan’dan başlayan koridor da alternatif bir koridor olacaktır ama bizim için Kalkınma Yolu Projesi altın madalya konumundadır. Dolayısıyla güzergahı hiç zaman kaybetmeden bir an önce trenlerin, araçların işlediği bir güzergah haline getirmemiz gerekiyor. Avrupa tarafında da bu güzergahın devamıyla ilgili Bulgaristan, Macaristan ve Sırbistan Ulaştırma Bakanlarıyla, Bakanlar Konseyi oluşturduk. Benzer bir komiteyi de burada da oluşturabiliriz” diye konuştu.

    BİN 220 KİLOMETRELİK HAT BİR ÖNCE BİTMELİ

    18 Ağustos’ta iki ülkenin demiryolları idarelerinin bir araya geldiğini hatırlatan Uraloğlu, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında inşa edilecek bin 200 kilometrelik demiryolunun bir an önce bitirilmesi için kesimler halinde çalışmanın faydalı olacağını söyledi. Uraloğlu, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın (TCDD) demiryolu inşası konusunda gerekli donanıma sahip olduğunu ifade ederek, projenin tüm aşamalarında Türkiye’nin Irak’a gerekli teknik desteği verebileceğini belirtti. Uraloğlu, Irak ile demiryolu ve karayolu anlaşmalarının yanı sıra denizcilik konusunda da iş birliği yapmanın iki ülke açısından faydalı olacağını ifade etti.

    Irak Ulaştırma Bakanı Rezzak Muheybes es-Sadavi ise Bakan Uraloğlu’nun Irak’a yaptığı ziyaretten oldukça memnun olduklarını belirterek, demiryolu hatlarının iyileştirilmesi ve gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması konusunda Türkiye’nin Bulgaristan, Macaristan ve Sırbistan Ulaştırma Bakanlarıyla kurduğu Bakanlar Konseyi’nin bir benzerinin Türkiye ve Irak arasında kurulması için çalışmalara bir an önce başlayacaklarını söyledi. Bakan es-Sadavi ayrıca, Irak Başbakanı’nın Kalkınma Yolu Projesi’nin prosedürlerinin 2 ay içerisinde bitirilmesi için her türlü iş birliğinin yapılması konusunda, kendisine talimat verdiğini ifade etti.

    “YOL HARİTASINI BELİRLEDİK”

    Görüşme sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Uraloğlu, görüşmede Kalkınma Yolu Projesi ile ilgili hangi konuların ele alındığı hakkındaki soruya, “Bu koridorun çok güncel olarak konuşulduğu bugünlerde düşüncelerimizi ifade etmek için Bağdat’tayız ve burada olmamız bu anlamda düşüncelerimizi net olarak ortaya koymuştur. Daha önce teknik seviyede arkadaşlarımız konuşmuştu. Bugün de Sayın Bakan’la çok detaylı görüşmeler yaptık ve yol haritasını belirledik. Birinci derecede Irak’la ama genel anlamda bölgedeki bu projeye katılmak isteyen ülkelerle de iş birliğine açığız. Şimdiden hayırlı olsun” diye cevap verdi.