Etiket: Türkiye

  • Duşanbe’de Bursa Osmangazi rüzgârı

    Duşanbe’de Bursa Osmangazi rüzgârı

    BURSA (İGFA)- Tacikistan’ın Ankara Büyükelçiliği tarafından davet edilen Bursa’nın Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, farklı ülkelerden devlet yetkilileri ve iş insanlarıyla temaslarda bulundu. Törende bir de konuşma yapan Dündar, Bursa’nın ekonomik verilerini ve ihracatını anlattı.

    Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, Tacikistan Devlet Başkanlığı tarafından düzenlenen Uluslararası Duşanbe Yatırım Forumu’nun açılış törenine katıldı. Törene Tacikistan Başbakanı Kohir Rasulzoda, Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov, Rusya Federasyonu Başbakan Yardımcısı Marat Hüsnullin, Kazakistan Başbakan Yardımcısı, Hükümet Ofisi Başkanı Galimcan Koyşıbayev’in yanı sıra diğer devletlerden üst düzey konuklar, ilgili Bakanlık ve dairelerinin yöneticileri de katıldı.

    BURSA 195 ÜLKEYE İHRACAT YAPIYOR

    Uluslararası Duşanbe Yatırım Formu’nda konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, Bursa’nın Türkiye ve Dünya için çok önemli bir şehir olduğunun altını çizerek, 195 ülkeye ihracat yapan bir şehirde hem sanayinin hem de tarımın her geçen gün geliştiğini, büyüdüğünü söyledi. 17 Organize Sanayi Bölgesi’yle Türkiye’nin üretim üssünün Bursa olduğunu belirten Dündar şunları söyledi: “Bursa 17 OSB ile Türkiye’nin en fazla OSB’sine sahip kent konumundadır. Bursa’da tekstil, otomotiv, makine-metal imalatı, tarıma dayalı sanayi ve gıda, mobilya gibi sektörler ön plana çıkmaktadır. Öne çıkan sektörlerinin yanında Bursa, raylı sistemler, havacılık, savunma gibi yükselen sektörleri ile de yüksek teknolojili ürünler üretiyor. Bursa’nın ihracatı geçtiğimiz yıl 16 milyar 162 milyon 737 bin dolara ulaştı. Bursa’dan 195 ülkeye ihracat yapılmaktadır. Sanayinin dışında Bursa aynı zamanda bir tarım şehridir. Verimli topraklarında sayısız türden meyve ve sebze yetişmektedir.”

    Başkan Dündar’ı dinleyen yetkililer aynı zamanda Bursa’nın tanıtım filmini izlediler.

    TEMASLARDA DA BULUNDU

    Başkan Dündar, beraberindeki heyetle birlikte Tacikistan’da bir dizi ziyaret de gerçekleştirdi. İlk ziyaretini Türkiye’nin Duşanbe Büyükelçisi Uğur Acar’a yapan Dündar, daha sonra Tacikistan Cumhuriyeti Sanayi ve Yeni Teknoloji Bakan Yardımcısı Timur Yoribel ve Tacikistan Cumhuriyeti Ekonomi ve Kalkınma Bakanı Ashurboy Solehzoda ile bir araya geldi. Her iki görüşmede de karşılıklı fikir alışverişinde bulunulurken, Bursa’daki iş insanlarının yatırım ve ticaret yapabilecekleri sahalar konuşuldu.

    Başkan Dündar, ayrıca Khatlon eyaleti Bokhtar Belediye Başkanı Feyzullah Barotzoda, Kushoniyon Belediye Başkanı İkromiddin Valizoda’yı da makamında ziyaret etti.

    BURSA’YI TANITMA FIRSATI BULDU

    Forum çerçevesinde düzenlenen Central Asia Expo fuar alanını da gezen Dündar, buradaki yabancı medyaya Bursa ve Türkiye’deki yatırım fırsatları hakkında röportaj verdi. Türkiye’nin Duşanbe Büyükelçisi Uğur Acar’ın da eşlik ettiği programlar sonrasında Duşanbe Belediye Başkan Yardımcısı Sidjouddin Salomzoda ve Tacikistan Yatırım Ajansı Başkanı Sadi Kodirzoda ile ikili görüşmeler gerçekleştiren Dündar, Bursa’nın doğal ve tarihi güzelliklerini de anlatmayı ihmal etmedi.

    Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, Tacikistan’daki temasları çerçevesinde Duşanbe TİKA Başkanlığı’nı da ziyaret ederek göreve yeni atanan TİKA Koordinatörü İbrahim Ethem Ünal’a başarılar diledi.

  • İş Bankası’nın Uluslararası Atatürk Konferansı devam ediyor

    İş Bankası’nın Uluslararası Atatürk Konferansı devam ediyor

    İSTANBUL (İGFA) – Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, siyasi bağımsızlığın ancak iktisadi bağımsızlıkla mümkün olabileceği düşüncesinden hareketle ülkemizin ilk milli bankası olarak kurulan Türkiye İş Bankası’nın, Cumhuriyetin 100. yıldönümü vesilesiyle düzenlediği “Atatürk Vizyonuyla Gelecek Yüzyıla Bakış” başlıklı uluslararası konferans devam ediyor.

    Konferansın ikinci gününde İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, tarihçi-yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı ve MIT Dijital Ekonomi Girişimi’nin Kurucu Ortağı Andrew McAfee birer konuşma yaptı.

    Hakan Aran, “Geleceğin Bankası Olmak” konulu konuşmasında, İş Bankası’nın hikâyesinin, Atatürk’ün “Vatanı kurtaracak ve yükseltecek tedbirlerin başında olarak halkın doğrudan itibar ve itimadından doğup meydana gelen, tam manasıyla modern ve millî bir banka kurulması…” yönlendirmesiyle başladığını söyledi. Aran, Bankanın daha azla daha fazlasını başarmak için kurulan ve her zaman bir bankadan çok daha fazlası olan bir Cumhuriyet kurumu olduğunu vurguladı.

    “Gelenek küllere tapınmak değil alevin kuşaktan kuşağa aktarılmasıdır”

    Bankanın “Kapsayıcı ve katılımcı bir yaklaşımla sürdürülebilir değer yaratan geleceğin bankası olmak” vizyonuna işaret eden Aran, “Çok sade, basit bir ifade gibi duruyor olabilir ama her kelimenin büyük bir ağırlığı olduğunu, her birinin altının ayrı ayrı çizilmesi, vurgulanması ve doldurulması gerektiğini düşünüyorum. ‘Geleceğin bankası’ olup bitilen, ulaşılan bir şey değil. Her gün yeniden kazanmanız, hak etmeniz gereken bir unvandır” diye konuştu.

    Türk bankacılık sektörünün gelişimi için geçmişte pek çok öncü hizmeti hayata geçirdiklerini vurgulayan Aran, “Ancak Gustav Mahler’in de dediği gibi ‘Gelenek küllere tapınmak değil, alevin kuşaktan kuşağa aktarılmasıdır’ ” dedi.

    “Gelecek kuşakların olmadığı bir yerde geleceğin bankacılığı yapılamaz”

    Gelecek kuşakların olmadığı bir yerde geleceğin bankacılığının da yapılamayacağını ifade eden Aran, bazı işlerin bugünün işi gibi görünse de zamansız olduğunu, faydasını sonraki nesillerin gördüğünü vurguladı.

    Doğaya, insana, toplumun refahına dair yapılan her şeyin aslında geleceğe bir yatırım olduğunu belirten Aran, “Bu, bizim vizyonumuzun ayrılmaz bir parçasıdır. Cumhuriyet bizlerden ‘fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller’ ister. Kurucumuzun böyle bir ülküsü varken nasıl olur da bir banka olarak kalabilirsiniz? İş Bankası bu milli ülküyü düstur edinmiş, ülkemizin medeniyet ufkunda bir güneş gibi doğması için çalışmış ve çalışmaktadır. Koç Üniversitesi İş Bankası Yapay Zekâ Uygulama ve Araştırma Merkezi, Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Türkiye İş Bankası İktisadi Bağımsızlık Müzesi, Yenicami’deki Türkiye İş Bankası Müzesi, Patara, Nysa, Teos, Stratonikeia, Zeugma arkeolojik kazılarına verdiğimiz destek, çocuklarımızın daha iyi eğitim alması için Darüşşafaka ile el ele vermemiz, TEMA ile 81 İlde 81 Orman projemiz, satranca, olimpiyatlarla çocuklarımıza verdiğimiz desteğimiz… Tüm bunlar sürdürülebilir değer yaratmaktan, geleceği inşa etmekten, geleceğin bankası olma vizyonumuzdan ne anladığımızın, ne anlamamız gerektiğinin karşılığıdır. Çocuklarımızın da bizlerle aynı havayı soluyarak, aynı refahı paylaşarak yaşama hakkını ellerinden almamak için sürdürülebilir değer yaratmaya inanıyoruz.”

    “Büyük sosyal fayda ve büyük dönüşümler istiyorsak büyük iş birlikleri yapmalıyız”

    Konuşmasında doğru iş birliklerin önemine de işaret eden Aran, “Büyük sosyal fayda ve büyük dönüşümler istiyorsak büyük iş birlikleri yapmak zorundayız. Özellikle çevre, eğitim, sosyal adalet, toplum refahının artırılması söz konusu olduğunda hiçbirimiz tek başımıza yeterince büyük etki yaratamıyoruz, mutlaka iş ve güç birliği yapmak zorundayız” dedi.

    Hakan Aran, sanayi döneminde en önemli iki unsurun emek ve sermaye olduğunun altını çizerek, “Cumhuriyet döneminde olmayan teknolojik imkânlar bugün artık mevcuttur. Dijital çağda veri, yapay zekâ ve sosyal medya aracılığıyla özellikle interneti köylere ulaştırabildiğimizde, en ücra köşedeki insana dokunduğumuzda aracısız iletişimin kolay olduğu bu dönemde ulaşılamayan insan kalmayacağını düşünüyorum. İnsanımız iyiyi, güzeli, doğruyu gördüğünde anlayabilecek olgunluktadır. Yeter ki güçlerimizi bu amaçla birleştirebilelim” diye konuştu.

    “İnsansız bir dönüşüm tatsız, yavan ve üstelik mümkün değil”

    Teknolojiyi insanın yerine değil yanına konumlandırdıklarını vurgulayan Aran, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Teknolojiyi insanın yerine konumlandırmayı aklımızdan geçirmedik. Çünkü bugün yapay zekâ teknolojileri konuşulduğunda en kolay olan teknolojiyi getirip, sayınızı azaltmak ve kurumun verimliliğini artırmaktır. Biz zor olanı seçtik. Dönüşümü insanla yapacağımıza inanıyoruz. İnsansız bir dönüşümün tatsız, yavan ve üstelik de mümkün olmadığını düşünüyoruz. Yeni teknolojileri insanlarımızın kabiliyetini artırmak, onların daha hızlı, daha kapsamlı, daha düşük maliyetlerle hizmetler almasını sağlamak ve ülke ekonomimiz için sürdürülebilir değer yaratmak için kullanılması gerektiğine inanıyoruz. İnsanlarımıza teknolojiyi, yeniliği kullanmayı, veriyle çalışmayı öğreteceğiz, sürekli gelişeceğiz. Bu dönüşümün Türkiye’de öncüsü olacağız.”

    “Atatürk bizlere ‘yurttaşlarım, efendiler, ey Türk gençliği’ diyerek yaptığı konuşmalarda gösterdi ki ne ülkemizin büyüklüğü ne coğrafyası ne iklimi ne doğal kaynakları; en önemli varlığımız, en büyük gücümüz her zaman insan kaynağımızdır” diyen Aran, şöyle devam etti: “Biz hızlı öğrenen, hızlı adapte olabilen, ufku açık bir halkız. Denemeyi, hatalarımızı düzeltmeyi, bildiklerimizi paylaşmayı biliriz. Atatürk inkılaplarını başarmış bir halkız. Bugün Anadolu’nun köy pazarlarında bile kredi kartıyla alış veriş yapılıyorsa, ustalara cepten EFT ile ödeme yapılıyorsa, 90 yaşındaki annemiz, babamız, teyzemiz, amcamız akıllı telefon kullanabiliyorsa inanıyorum ki ikinci yüz yılımızda Atatürk’ün yapmak istediklerini başarabileceğiz.”

    İlber Ortaylı: “Sağlıklı doğum politikası, eğitimin iyileştirilmesi, yetişmiş elemanı tutmak önemli”

    Prof. Dr. İlber Ortaylı “Cumhuriyetin İlk Yüzyılı” başlıklı konuşmasında, Cumhuriyetin kurucularının askeri alanda çok yetkin olmakla birlikte 1. Dünya Savaşı öncesinde savaşa girmeye karşı olan ve Anadolu’ya geçen kadrolardan oluştuğunu; Türklerin batılılaşmasının savaş odaklı gerçekleştiğini ve bu yüzden savaşlarda başarı için ihtiyaç duyulan mühendislik, tıp, finans gibi alanlarda geliştiğini söyledi. Ortaylı, Cumhuriyet öncesinde de eğitim alanında önemli adımlar atıldığını, kadınların sosyal hayatta ve eğitimde yer almaya başladığını, kadın aydınların ortaya çıktığını ancak genel olarak kadın ve erkeklerin bir araya geldiği ortamların oluşmadığını anlattı.

    Türk kurmaylarının hem dünya bilgisi hem dünya görüşüyle çok iyi yetişmiş olduğuna dikkat çeken Ortaylı, şöyle konuştu: “Bu bir meşruti monarşi dönemiydi. O dönemde cumhuriyetçiler var idiyse de bunu açıklamazdı. Yalnızca biri, daha İstiklal Savaşı’nda Ankara yolunda açıkladı. Mustafa Kemal Atatürk, daha kongreler döneminde Ankara’dan davet aldığında oradaki ışığı gördü ve ‘şekl-i idaremiz Cumhuriyet’ olacak diye Mazhar Müfit Bey’e söyledi. Bu fikri yapı da imparatorluğun eğitiminden geliyordu. İmparatorluğun dış dünyaya açıldığı ölçüde bu fikirler oluşuyordu ve bu fikri yapının içinde şark ve garp bir arada bulunuyordu. Bizim Çanakkale’de, Balkan’da, İstiklal Savaşı’nda kaybettiğimiz sayısız yedek subaylar bu iki dünyanın da efendisiydiler. Garbı da şarkı da biliyorlardı. Bunu biz 100 sene sonra daha yeni yeni yerine koymaya başladık.”

    Cumhuriyetin bu miras üzerine kurulduğunu ancak önceki dönemden demokrasiye olan eğilimiyle ayrıştığını söyleyen Ortaylı, “Türkiye kanuni olmaya çalışıyor. İttihatçılar gibi değil. Bir demokratik itilim var. Türkiye meşruiyet esaslarına uymak zorundadır, herkesin kendine göre iş yaptığı bir memleket olamaz. Bu kanuni yapı esastır. Darbeler olsa da darbeciler gelip 1,5 sene sonra gider” diye konuştu.

    Cumhuriyetin tıp, mühendislik, askeriye alanlarında başarılı olduğunu ancak yetişmiş insan kaynağını koruma, entelektüel sınıflara hürmet etme konusunda ve kültürel alanda eksik kaldığını ifade eden Ortaylı, önümüzdeki dönemde yapılması gerekenlere ilişkin olarak da şunları söyledi: “İlk olarak sağlıklı bir doğum politikası sürdürülmesi gerekir. İkincisi, eğitimin kesin surette iyileştirilmesi, eğitime ayrılan bütçe ve imkânların artırılması ve bunun fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde gerçekleştirilmesine ihtiyaç var. Üçüncüsü, bazılarının demilitarizasyon kafası yanlıştır. Askeri eğitimi budayamazsınız. Maalesef bulunduğumuz yer buna müsait değildir. Son olarak sanayileşmede eleman yetiştirilmesi ve yetişmiş elemanı tutmamız mühimdir.”

    McAfee: “Aynı gelgit bütün tekneleri yükseltmiyor, süperstar şirketler ayrışıyor”

    MIT Dijital Ekonomi Girişimi’nin Kurucu Ortağı Andrew McAfee ise günümüzde artık finanstan otomotive, perakendeden gıdaya tüm sektörlerde şirketlerin kendilerini teknoloji şirketi olarak tanımladığını belirterek, dijital çağda teknoloji şirketi olarak başarılı olmanın yalnızca bu alanda çok para harcamakla bağlantılı olmadığını söyledi. ABD’de şirketlerin toplam yatırımları içinde diğer tüm alanlara yapılan yatırım 21. yüzyılın başında dijitale yapılan yatırımın iki katı iken durumun bugün tam tersine döndüğünü ifade eden McAfee, “Bu değişim duracak gibi görünmüyor. Dijitale açlığımız her yıl artıyor. Ancak yatırım dijitale yöneldikçe bunun rekabette ve büyümedeki etkisi aynı şekilde görünmüyor. Süperstarlar kar anlamında da pazar payı anlamında da ayrışıyor. Diğer bir deyişle aynı gelgit bütün tekneleri yükseltmiyor. Süperstarlar ayrışırken, şirketlerin çoğunluğu geride kalıyor” diye konuştu.

    Andrew McAfee, süperstar olarak tanımladığı şirketlere yeni bir adlandırma yapma ihtiyacı hissettiğini belirterek, “Bunları geek (teknoloji inekleri) olarak adlandırabiliriz. Eskiden bu bir hakaretti ama artık kelimenin anlamı dönüştü. Bunlar, çok zor sorulara yanıt bulmaya odaklanırken; tuhaf görünen, yeni çözümleri kucaklayan kişiler” dedi. 21. yüzyıl başında ABD’nin önde gelen geek’lerini bir araya getiren bir haftasonu buluşmasında, bugün çevik çalışma olarak bilinen yöntemin geliştirildiğini ve çok önemli bir dönüşüm yarattığını söyleyen McAfee, bugün bu yöntemi benimsemeyen şirketlerin tüketiciyi etkileyemedikleri için silinmek zorunda kalacaklarını anlattı.

    “Çağdaş Türkiye de bir geek tarafından kuruldu”

    Tüm ülke ve tüm sektörlerin geeklerin yarattığı enerji dalgasına maruz kalacağını, başarılı olup olmamalarının bu dalgaya uyum sağlama yeteneklerine bağlı olacağını ifade eden McAfee, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye konusunda çok iyimserim. Buraya gelmeden önce modern Türkiye tarihi hakkında araştırma yaptım. Gördüm ki çağdaş Türkiye de bir geek tarafından kurulmuş. İnanılmaz bir itki, inanılmaz bir azim görüyorum. Atatürk, girmek üzere olduğu yüzyıl için Türkiye’yi güncellemiş ve inanılmaz şeyler yapmış. Öyle bir mirasın üzerinde oturuyorsunuz ki ülkenizin daha çağdaş versiyonlarını kurmak için yeterli enerjiye sahipsiniz. Artık 21. yüzyıldayız ve önünüzde inanılmaz fırsatlar var.”

  • KYO’dan OVP’ye tam destek geldi

    KYO’dan OVP’ye tam destek geldi

    Mehmet UZEL (KAYSERİ İGFA)
    Kayseri Ticaret Odası (KTO) Eylül ayı olağan meclis toplantısı Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan başkanlığında M. Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Başkan Ömer Gülsoy’un yanı sıra Yönetim Kurulu üyeleri, Meclis üyeleri ve Basın mensupları katıldı.

    Toplantıda, ay içerisinde yapılan faaliyetlere de yer verildi. Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, iş dünyasının yaşadığı ekonomik sıkıntılar, OVP, Yeşil Dönüşüm ve yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili de açıklamalarda bulundu.

    “ÜLKEMİZ EKONOMİK OLARAK SIKINTILI BİR SÜREÇTEN GEÇİYOR”

    Konuşmasında dünyada yaşanan sorunlardan dolayı ülkemizin de zor ve sıkıntılı bir süreçten geçtiğini belirten Gülsoy, “Ülkemizin ekonomik olarak içinden geçtiği sıkıntılı sürece, hepimiz bizzat etkilenerek şahit oluyoruz. Enerji ve akaryakıttan gıda sektörüne, taşıt ve otomobil sektöründen inşaat ve konut piyasasına kadar zamlardan etkilenmeyen hiçbir sektör kalmadı.” dedi.

    “İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ SIKINTILAR, EKONOMİK KONUT ÜRETİMİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”

    İnşaat sektöründe küresel ve ulusal bazda yaşanan gelişmelerden kaynaklı girdi maliyetlerinde ciddi fiyat artışlarının söz konusu olduğuna vurgu yapan Gülsoy, “Bu durumdan dolayı sektördeki yatırımcıların yükünün ağırlaştığını belirtmek isterim. Özellikle Kamu Müteahhitlerinin sıkıntılarının giderilmesinde ek fiyat farkının ödenmesi gerektiğini, irat kaydedilen teminat mektuplarının iadesi ve rücu davalarından vazgeçilmesi, şartsız tasfiye hakkı gibi hususların hayati önem taşıyor. Yaşanan sektörel sıkıntılar, ekonomik konut üretimini ve kamu yatırımı projelerini de olumsuz etkilediğini hatırlatmak isterim.” diye konuştu.

    “OVP PİYASA BEKLENTİLERİNİN YÖNETİLMESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR VAZİFE GÖRECEK”

    Ekonomide 2024-2026 dönemine ait Orta Vadeli Program (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gülsoy, “Bu programın hedeflerine ulaşması için millet olarak sahip çıkmamız, içindeki hedeflere ulaşma konusunda destek vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Tasarruf ve tüketim ile ilgili bütün halkın üzerine düşeni yapması gerekiyor. Bütün toplum olarak benimsendiği takdirde çok daha hızlı ve etkin şekilde başarılı olacaktır. Bu sene yüzde 65, önümüzdeki yıl yüzde 33 enflasyon öngörülmesini gerçekçi buluyoruz. Çünkü Enflasyon ve büyüme rakamlarını dünya ölçeğinde irdelemek gerekiyor. Bizim önümüzdeki yıl ortaya koyduğumuz yüzde 4’lük büyüme için Dünya Bankası ve IMF gibi global kuruluşların dünya ile ilgili büyüme rakamlarına baktığınızda 2,5 – 3 gibi rakamlar olduğunu görüyorsunuz. Dolayısıyla biz her seferinde dünyadan 1,5-2 rakam daha yüksek büyüme rakamı ortaya koyuyoruz. Bir miktar bu büyümenin trendinin düşeceğini görüyoruz Ama, dünya konjektöründe covid sonrası bütün dengelerin yerine oturmadığı, Rusya – Ukrayna savaşının devam ettiği bir ortamda Türkiye’nin ortaya koyduğu rakamlar iddialı ve başarabileceği rakamlar olarak önümüzde duruyor. Orta Vadeli Program ile ‘piyasanın duymak ve görmek istediği bir yol haritası’ çizildi. 3 yıllık Orta Vadeli Program, piyasa beklentilerinin yönetilmesi için önemli bir vazife görecek. OVP ile birlikte enflasyonla ilgili bozulan beklentilerin pozitif bir rotaya gireceği yeni bir dönem başladı. Bir yandan enflasyonu tek haneye düşürecek kararlı adımlar planlanırken, diğer yandan üretimi, ihracatı ve istihdamı destekleyecek politikalar gündeme alınmış durumda. Sürdürülebilir ve kalıcı büyüme için yapısal reformlara odaklanılmasını isabetli buluyoruz. Hedeflerin gerçekçi ve tutarlı belirlenmiş olması piyasanın ufkunu netleştirecektir. Programda, yapısal reformlara yönelik 7 alanın belirlenmesini ve tarihsel hedefler konulmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum. 7 öncelikli yapısal alan olan “Büyüme ve Ticaret, Beşeri Sermaye ve İstihdam, Fiyat İstikrarı ve Finansal istikrar, Kamu Maliyesi, Afet Yönetimi, Yeşil ve Dijital Dönüşüm, İş ve yatırım Ortamı” ile ilgili ciddi bir vizyonun belirlenmesini çok değerli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Burada yerli üretimin desteklenerek, üretimimizin teknolojik dönüşümüne yönelik atılacak adımlar, Yeşil ve Dijital Dönüşüm ile Sürdürülebilirlik başlıklarını da iş insanları olarak önemli buluyoruz” dedi.

    “YEŞİL DÖNÜŞÜM VE SIFIR KARBON HEDEFİ HAYATİ BİR KONU”

    Yeşil Dönüşüm ve sıfır karbon hedefinin son derece hayati bir konu olarak ön plana çıktığının altını çizen Gülsoy, şunları kaydetti: “Özellikle teknoloji odaklı üretimin önemi artarken küresel anlamda rekabetçi olabilmek için daha yeşil, daha döngüsel ve daha dijital olması da bir gereklilik halini alıyor. Bununla birlikte önümüzdeki dönemde bireysel ve kurumsal hayatın en önemli bileşeni olmaya devam edecek olan sürdürülebilirlik, ülkemize yeni bir fırsat penceresi sunuyor. Bu nedenle uzun vadedeki planlamalar ve çalışmaların sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaya yönelik olması kritiktir. Son olarak sürdürülebilirlik stratejisini içselleştirerek yönetim anlayışının bir parçası haline getiren kuruluşların rekabette öne çıkacaklarını söyleyebiliriz. Bunun için bütüncül bir bakış açısı ile yönetebilmek gerekiyor.”

    “TÜRKİYE YÜZYILINDA YENİ BİR ANAYASAYA İHTİYACIMIZ OLDUĞU BİR GERÇEKTİR”

    2018’de göreve geldikleri günden itibaren Anayasa’nın değişmesi konusunda birçok çağrıda bulunduklarının altını çizen Başkan Gülsoy, “Sayın Cumhurbaşkanımızın, ‘yeni anayasa’ çağrısına da katılıyoruz. Anayasanın ‘değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek’ ilk dört maddesi hariç gerekirse tüm maddeleri terör örgütünün uzantısı hariç diğer partilerin oluşturacağı bir komisyonda ele alınmalı ve Türkiye sivil, katılımcı, çoğulcu bir anayasaya kavuşmalıdır. Türkiye maalesef 60 yılı geçkin süredir darbe anayasası ile yönetilmektedir. Bu bizim gibi köklü demokrasi tarihi olan bir ülkeye yakışmamaktadır. Bugün yürürlükte olan anayasa adeta ‘yamalı bohça’ya dönmüş olup, mutlaka temel hak ve hürriyetlerin altının kalın kalın çizildiği milletin birliğinin ve devletin bekasının merkeze oturtulduğu mümkün olan en yüksek katılımla sivil bir anayasa yapmalıyız. Demokratik ülkelerde anayasalar toplumsal barışın, uzlaşının en yüksek oranda temsil edildiği metinler olarak karşımıza çıkmaktadır. Malum parti hariç diğer partilerimizin milletvekilleri meslek örgütlerinin ve üniversitelerin de görüşünü alarak bir komisyon kurup gerekirse istikşafi görüşmelere hemen başlamalıdır. Her şey tam bağımsız, egemen büyük Türkiye Cumhuriyeti için olmalıdır. Türkiye Yüzyılında Yeni bir anayasaya ihtiyacımız olduğu bir gerçektir. Bizi darbe anayasası gölgesinden kurtaracak olması bile tek başına önemlidir.” dedi.

    “İSO 500’E GİREN 17 KAYSERİ FİRMAMIZI KUTLUYORUM”

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından hazırlanan Türkiye’nin ilk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2022 araştırmasında Kayseri’den 17 firmamız yer aldığını belirten Başkan Gülsoy, “ 2020 yılında 15, 2021 yılında ise 18 firmamız bu listeye girmişti. İstikrarlı büyümelerini büyük bir azim ve kararlılıkla sürdürerek, İSO 500’e adını yazdıran tüm şirketlerimizi ve çalışanlarını yürekten kutluyorum. Elbette bu listede olmayı hak eden daha çok şirketimiz var. Önümüzdeki dönemlerde bu sayıyı daha da artırmak ülke ekonomisine katkı sağlamak; Türkiye’de daha fazla Kayseri, dünyada daha fazla Türkiye için hep birlikte çabalayacağız. Bu vesile ile sıralamaya giren tüm firmalarımızı bir kez daha kutluyor, başarılarının devamını diliyorum” açıklanmasında bulundu.

    Konuşmasının sonunda oda faaliyetlerine de yer veren Gülsoy, “Eylül ayında Kurulan Firma Sayısı 214 Kapanan firma sayısı ise 50 olmuştur. 703 Tescil, 352 Belge, 302 Müzekkere işlemi yapılmıştır.” dedi.

  • BIST şirketlerinden güncel haberler

    BIST şirketlerinden güncel haberler

    Investing.com – Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin yaptıkları bildirimlere göre hazırladığımız güncel şirket haberleri özetimize içeriğimizin devamında göz atabilirsiniz.

    VBT Yazılım A.Ş. (VBTYZ)

    VBT Yazılım, yazılım ekosisteminin farklı alanlarındaki başarılı firmalara iştirak ederek büyüme stratejisi çerçevesinde 1 milyon dolarlık (yaklaşık 27 milyon TL) yeni bir yatırım kararı aldı. Şirket, Belçika’da Bekir Dağ ve Serhat Tanrıkut tarafından kurulan Wodo Network’e yatırım yapacak. 

    Tav Havalimanları Holding A.Ş. (TAVHL)

    TAV Havalimanları, Türkiye dışında satılmak üzere, bir yıllık dönem içerisinde çeşitli tertip ve vadelerde bir veya birden fazla seferde, ihraç yoluyla gerçekleştirilecek ve ihraç tarihlerindeki piyasa koşullarına göre belirlenecek sabit ve/veya değişken faiz oranlarına sahip, toplamda 750 milyon dolar veya muadili yabancı para tutarına kadar borçlanma aracı ihraç edilmesine karar verdi.

    Türkiye Şişe ve Cam Fabrikalari A.Ş. (SISE)

    Mersin’in Akdeniz ilçesindeki Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş. tarafından yapılması planlanan Şişecam Kimyasallar Mersin Soda Fabrikası Kapasite Artışı projesi ile ilgili olarak Bakanlığa sunulan ÇED Raporu için olumlu kararı verildi. 

    Bien Yapi Urunleri Sanayi Turizm ve Ticaret AS (BIENY)

    Bien Yapı, yurtiçinde, bir veya birden çok seferde, halka arz edilmeksizin, 3.000.000.000 TL tutarına kadar, tahsisli ve/veya nitelikli yatırımcılara satış şeklinde, erken itfa edilebilir borçlanma aracı ihracı için, ihraç belgesinin onaylanması amacıyla Sermaye Piyasası Kuruluna başvuru yaptı.

    Oyak Çimento Fabrikaları A.Ş. (OYAKC)

    JCR Avrasya Derecelendirme A.Ş. tarafından yapılan derecelendirme çalışmaları sonucunda; Oyak Çimento’nun uzun ve kısa vadeli ulusal notları sırasıyla “AA+(tr)” ve “J1+(tr)” olarak, notlara ilişkin görünümleri ise “Stabil” olarak teyit edildi.

    Türkiye Sigorta A.Ş. (TURSG)

    Türkiye Sigorta, pay geri alım işlemleri kapsamında geri alınan paylardan 23.163.784 TL nominal değerli pay kaldığını bildirdi.

    Şirket, geri alınan bu paylardan 10.01.2023 – 02.05.2023 dönemindealınan 20.000.000 TL nominal değerli payın 27.09.2023 tarihinde pay başına 36,00 TL fiyatla Borsa İstanbul’da özel emirle blok satış yöntemiyle yerli ve yabancı kurumsal yatırımcılara satıldığını duyurdu.

    Makim Makina Teknolojileri San. Tic. A.Ş (MAKIM)

    Makim Makina, 2022 yılı net kâr tutarı olan 100.536.761,09 TL’den gerekli yasal yükümlülükler düşüldükten sonra kalan net dağıtılabilir kârın %9,72’nin dağıtılması kapsamında 2.800.000 TL’sinin 1.temettü, 6.480.000 TL’sinin 2. temettü olmak üzere toplam 9.280.000 TL kâr payının nakden dağıtılması hususunun Genel Kurul tarafından onaylandığını bildirdi. Nakit kar payı dağıtım tarihi 18 Ekim 2023 olarak belirlendi. Kâr dağıtımı tek seferde ve nakit olarak yapılacak.

    Rubenis Tekstil Sanayi Ticaret A.Ş. (RUBNS)

    Rubenis Holding A.Ş., 160.000.000 TL sermaye ile Rubenis İç ve Dış Ticaret A.Ş.’nin kurulduğunu ve taahhüt edilen sermayenin tamamının ödendiğini bildirdi. Yeni şirket, 27.09.2023 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil gazetesinde tescillenerek yayımlandı.

    ENKA İnşaat ve Sanayi A.Ş. (ENKAI)

    Enka İnşaat, Bulgaristan’da bulunan 40 MW kapasiteli fotovoltaik enerji santrali uygulama ve geliştirme lisans sahibi Town Up 8 EOOD şirketinin %100 hissesini 8.400.000 euro karşılığında satın aldı.

    İmaş Makina Sanayi A.Ş (IMASM)

    İmaş Makina, BDT’te mukim bir müşterisi ile 1.380.000 dolar toplam bedel ile yem değirmeni revizyonu sözleşmesi imzaladı.

    Ulusal Faktoring A.Ş. (ULUFA)

    Ulusal Faktoring, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun onayı çerçevesinde, şirket merkezine bağlı kalmak kaydıyla Ankara, İzmir ve Bodrum’da üç şube açtı.

    VBTS kapsamına alınan hisseler

    Sermaye Piyasası Kurulu kararı uyarınca devreye alınan Volatilite Bazlı Tedbir Sistemi (VBTS) kapsamında KUVVA payları 28/09/2023 tarihli işlemlerden (seans başından) 27/10/2023 tarihli işlemlere (seans sonuna) kadar emir paketi tedbiri ile işlem görecek.

    ALCAR, DAPGM, EDATA, RAYSG, REEDR ve YEOTK payları, bugün seans başından 27 Ekim 2023 tarihine (seans sonuna) kadar açığa satışa ve kredili işlemlere konu edilemeyecek.

  • S&P Global: Gelişmekte olan Avrupa, Orta Doğu, Afrika bölgesinde ekonomik beklentiler zayıfladıkça riskler artıyor

    S&P Global: Gelişmekte olan Avrupa, Orta Doğu, Afrika bölgesinde ekonomik beklentiler zayıfladıkça riskler artıyor

    S&P Global, yüksek petrol fiyatlarının Avrupa, Orta Doğu, Afrika bölgesindeki 52 derecelendirilmiş ülke içinde, çoğunlukla Körfez İşbirliği Konseyi’nin üyeleri olan birkaç büyük ihracatçıya fayda sağladığını, Orta ve Doğu Avrupa ile Türkiye gibi üst-orta gelirli ekonomileri tehlikeye attığını bildirdi.

    S&P Global, “Kredi Koşulları Gelişmekte Olan Piyasalar 2023 4’ncü Çeyrek: Yüksek Faiz Oranları Ruh Halini Bozdu” başlıklı bir rapor yayımladı.

    “Zayıflayan dış talep ve küresel büyüme beklentileri sadece Türkiye için değil 

    Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Türkiye gibi üretime dayalı EMEA ekonomilerinin yanı sıra Güney Afrika da dahil olmak üzere Afrika’nın emtiaya dayalı ekonomileri için de geçerli” değerlendirmesini yapan S&P, dış finansman koşullarının özellikle Orta ve Doğu Avrupa’daki yatırım yapılabilir ülkeler için başlangıçta umut verici olan ilk çeyreğin ardından, gelişmekte olan ülkeler için döviz fonlama piyasalarının yeniden açılmasını bir kez daha geciktiriyor gibi göründüğünü savundu ve “Üç ay önce tartıştığımız gibi, ekonomik ve parasal ayarlara yönelik zorlu reformlarla ilerleyen birkaç EM EMEA ülkesi var, ancak onlar bile seçmenlerin tepkisiyle karşılaşıyor” tespitini yaptı.

    Türkiye’nin Hazine ve Maliye Bakanlığı ile TCMB’deki yeni bir liderlikle birlikte bir başka reformist hikaye olduğunu ileri süren S&P, “Merkez Bankası Haziran’dan bu yana bir haftalık repo faiz oranını toplamda 2,150 puan arttırdı. Ancak, döviz korumalı mevduat programının maliyetinin Merkez Bankası’na kayması sınırlı net rezerler üzerinde bir başka yük” dedi.

    Yetkililerin enflasyonu düşürmenin ve dolarizasyonun  önemli bir süre ve çok daha yüksek oranlar gerektirdiğinin farkında olduklarını belirten S&P, “Ancak, Mart 2024 yerel seçimleri göz önüne alındığında , mali reform yetkisine yönelik siyasi riskler önemli olmaya devam etmekte” değerlendirmesini yaptı.

    Doların gücü ve çok yüksek kısa vadeli ABD faiz oranları göz önüne alındığında, sermaye Gelişmekte olan Ülke’lere girişlerin pahalı ve oldukça seçici olmaya devam ettiğini anlatan S&P, “Türkiye’de finans ve kurumsal sektörlerde döviz cinsinden birkaç tahvil ihrac gördük ve Orta Asya’daki yerel para birimi cinsinden devlet borçlanma piyasalarına bazı girişler oldu” dedi.

    Foreks Haber Merkezi

  • Güne başlarken: Piyasalarda dünün özeti ve bugün beklenen önemli gelişmeler

    Güne başlarken: Piyasalarda dünün özeti ve bugün beklenen önemli gelişmeler

    Piyasalarda dün ne oldu, bugün neler bekleniyor? Ayrıntıları ilerleyen satırlarda bulabilirsiniz.

    Ne Oldu?

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya Başbakanı Meloni’yi kabul etti. Kabulde, iki ülke ilişkileri başta olmak üzere Türkiye’nin AB üyelik süreci, bölgesel meseleler, Rusya – Ukrayna savaşının seyri, Karadeniz Tahıl Koridoru Girişimi’nin geleceği ve iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ele alındı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: “ABD’den beklentimiz, uzun süredir ihmal ettiği ülkemize yönelik yükümlülüklerini süratle yerine getirmeye başlamasıydı.”

    Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, New York’ta yatırımcılarla yaptığı görüşmelere ilişkin, “Bu görüşmelerimizin Türkiye’ye fon akışında katkısının olacağına inanıyorum.” ifadesini kullandı.

    Şimşek: “Türkiye yatırımcılar nezdinde heyecan uyandırmaya devam ediyor. ABD temaslarımız kapsamında New York’ta iş insanları, fon yöneticileri ve kredi derecelendirme kuruluşlarının üst düzey yöneticileri ile verimli görüşmeler yapıyoruz.”

    Ticaret Bakanı Bolat: “Türkiye, ABD ile arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefini gerçekleştirmeye ve ekonomik ilişkileri geliştirmeye kararlı.”

    Çin, ekonomik istikrara dair yeni işaretler ve zayıflayan yuanın acil parasal gevşeme ihtiyacını azaltmasına bağlı olarak, beklentilere paralel şekilde gösterge borç verme faiz oranlarını sabit tuttu.

    BM Genel Sekreteri Guterres, Karadeniz Tahıl Girişimi’yle ilgili, “Dünyanın, gıda güvenliği ve piyasaların istikrarı için Ukrayna ve Rus tahılı ile gübrelerine ihtiyacı var. Bunu gerçekleştirmek için tüm çabalarımı sürdüreceğim.” dedi.

    ABD ve Japonya Dışişleri Bakanları, Çin’in nüfuzunu artırdığı Tayvan Boğazı’nda istikrarın gerekliliğine yönelik mutabakata vardı.

    Rusya haber ajanslarında yer alan habere göre Aliyev, ABD Dışişleri Bakanına, Karabağ’daki askeri operasyonun Ermeni güçlerinin silahlarını bırakmasından sonra duracağını söyledi.

    Asya Kalkınma Bankası: Çin’deki emlak krizi gelişmekte olan Asya’nın 2023 yılı büyüme görünümü üzerinde baskı oluşturacak.

    Kenya Devlet Başkanı Ruto, Ukrayna’nın Afrika’nın doğusundaki gıda sorununa çözüm olabilmek için Mombasa Limanı’nda tahıl merkezi açacağını duyurdu.

    Ne Olacak?

    ABD’de TÜFE verileri açıklanacak.

    TCMB faiz kararı yarın açıklanacak.

    ABD Başkanı Biden aleyhine açılan azil soruşturmasının ilk oturumu gelecek hafta düzenlenecek.

    S&P’nin Türkiye raporunu 29 Eylül’de yayımlaması bekleniyor.

    Borsa İstanbul’un bu sabah yatay açılış yapmasını bekliyoruz.

    Kaynak: İnfo Yatırım

    Hibya Haber Ajansı

  • TCMB Başkanı Erkan: “Dezenflasyonun tesisi için yol haritamızı kararlılıkla uyguluyoruz”

    TCMB Başkanı Erkan: “Dezenflasyonun tesisi için yol haritamızı kararlılıkla uyguluyoruz”

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, reeskont kredilerindeki düzenlemeyle ilgili olarak dezenflasyonun en kısa sürede tesisi için seçici kredi sıkılaştırmasıyla birlikte yol haritasını kararlılıkla uyguladıklarını vurgulayarak “Dezenflasyona geçiş sürecinde cari dengeye katkı sağlayan ihracatçılarımızın finansmana erişimine öncelik veriyoruz. İstihdam ve ihracattaki artışa önemli katkı sağlayan KOBİ’lerin reeskont kredilerindeki payının artmasını destekleyici uygulamalara devam edeceğiz.” dedi.

    Türkiye İhracatçılar Meclisinden (TİM) yapılan açıklamaya göre Merkez Bankasının reeskont kredisi limitini 3 milyar TL’ye çıkarma kararını değerlendiren TİM Başkanı Mustafa Gültepe, finansman arayışı ile zaman kaybedilmeyeceğini, daha çok üretime ve ihracata odaklanacaklarını söyledi.

    Mustafa Gültepe, “Yeni düzenlemeyle yüzde 30 ilave döviz satışı ve önden döviz satış şartı gibi koşulların kaldırılmasını da çok isabetli buluyoruz. Böylece KOBİ’lerin kredilerden aldığı pay artarken yüksek performans gösteren ihracatçıların önceliklendirildiği bir süreç başlamış oluyor.” diye konuştu.

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB), reeskont kredisi için bankaların günlük limitini 1,5 milyar liradan 3 milyar liraya çıkarması, ihracatçılar tarafından büyük bir memnuniyetle karşılandı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, reeskont kredi limitlerinin artırılması ile önemli bir sorunun aşıldığını, artık daha çok üretime ve ihracata odaklanabileceklerini söyledi.

    Mustafa Gültepe, konuyla ilgili açıklamasında ihracatçıların uzun zamandan beri uygun koşullarda finansmana erişimde sıkıntılar yaşadığını hatırlattı. İhracatçıların finansmana erişimini önceleyen yeni ekonomi yönetiminin bu konuda önemli adımlar attığını hatırlatan Gültepe, şunları söyledi:

    Mustafa Gültepe, Merkez Bankasının finansmana erişim konusunda yaptığı düzenlemelerin Türkiye’nin toplam ihracatına da pozitif yansımaları olacağını sözlerine ekledi.

    Foreks Haber Merkezi

  • Türkiye’nin dev projeleri arasında Ege’den iki proje yer aldı

    Türkiye’nin dev projeleri arasında Ege’den iki proje yer aldı

    İZMİR (İGFA) – Türkiye’de milli teknolojinin geliştirilmesi konusunda kritik rol oynayan birçok kuruluşun paydaşlığıyla düzenlenen Türkiye’nin ilk ve tek havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST kapsamında gerçekleştirilen “TÜBİTAK 1004 Programı Yüksek Teknoloji Platformları Deneyim Paylaşım ve Tanıtım Töreni – 12 Araştırma Platformu için İmza ve Tanıtım Programı”nda pek çok dev projenin imzaları atıldı.

    Törende Ege Üniversitesi bilim insanları tarafından hazırlanan iki dev projenin de protokol imza töreni yapıldı.

    Törenin açılış konuşmalarını Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal gerçekleştirdi.

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “TÜBİTAK Türkiye’nin milli araştırma kurumu olarak omuzunda en fazla yük olan rollerden birine sahip. Enstitüleriyle, derin bilimsel araştırmalar yaparak teknolojik gelişmeleri destekleyerek inovasyonu teşvik ederek ülkemizin bilim ve teknoloji alanındaki rekabet gücüne ciddi katkılar sağlıyor. Bugün bir araya gelmemize vesile olan 1004 programı da ülkemizin yüksek teknoloji üretme kabiliyetlerini artıracak TÜBİTAK’ın da etkin destek programlarından birisi. 1004 programı ile kamu, sanayi ve akademiden paydaşları bir araya getirip aynı hedef doğrultusunda iş birliği yapmalarını teşvik ediyor, onlara öncülük etmeye çalışıyoruz. Yüksek teknoloji içeren ithal ürünler yerine uluslararası pazarda rekabet edebilecek yerli ürünlerin teknoloji platformları aracılığıyla geliştirilmesini sağlıyoruz. Böylelikle araştırma alt yapılarımızın ihtisaslaşmasına ve birer mükemmeliyet merkezine dönüşmelerini istiyoruz” dedi.

    “1279 ARAŞTIRMACI VE 111 BURSİYER DESTEKLENECEK”

    TÜBİTAK 1004 programı kapsamında açılan çağrıda 12 platformun desteklenmesine karar verdiklerini ifade eden Bakan Varank, “Burada üniversitelerden, özel sektörlerden ve kamu kuruluşlarından , Ar-Ge ve Tasarım merkezlerinden oluşan 77 kurum ve kuruluş görev alacaklar. 1279 araştırmacı ve 111 bursiyeri yine bu kapsamda desteklemiş olacağız. Bu 12 platformumuz döngüsel ekonomi, akıllı şehirler, elektrikli araçlar ve batarya teknolojileri, nanoteknoloji, gıda arzı güvenliği sürdürülebilir tarım teknolojileri, nöroteknoloji gibi araştırma alanlarında faaliyetler yürütecekler. Şüphesiz Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarının oluşturduğu bu platformlar, Türkiye’nin ihtiyacı olan teknolojilerin karşılanmasında başrol oynayacaklar. Bu vesile ile Türkiye Yüzyılında itici güç olacak yüksek teknoloji ürünlerinin geliştirilmesinde rol oynayan tüm paydaşlarımızı yürekten tebrik ediyorum” dedi.

    EGENİN DEV PROJELERİ

    TÜBİTAK 1004 Programı Yüksek Teknoloji Platformları kapsamında “Türkiye Tarımsal Üretiminde Küresel İklim Değişikliğine Uyumlu Sürdürülebilir Tarım Teknolojileri Platformu” isimli araştırma programı kapsamında Ege Üniversitesi Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi (EGE TOTEM) bünyesinde hazırlanan ve Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’ın araştırmacı olarak yer aldığı Avrupa Birliği projesi TOTEM Merkez Müdürü Doç. Dr. İsmail Can Paylan’ın koordinatörlüğünde yürütülecek olan ‘Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan Gençler İçin İşgücü Piyasası Destek Programı (EUROPEAID NEET PRO)’ projesi ve yöneticiliği İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi tarafından yapılan “Korunma ve Tedavi Ulusal Platformu”isimli araştırma programı kapsamında Ege Üniversitesi Aşı Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilecek olan yürütücülüğünü Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mert Döşkaya’ın yaptığı”Leishmaniaspp. karşı etkin OMV tabanlı protein, adjuvanterekombinant protein ve DNA aşılarınıngeliştirilmesi” projesi ile 12 platform arasında kabul alan projeler oldu.

  • Türkiye’nin en büyük yatırımı ‘nükleer’leşti! Nükleer yakıt dönemi başladı

    Türkiye’nin en büyük yatırımı ‘nükleer’leşti! Nükleer yakıt dönemi başladı

    ANKARA (İGFA) – Türkiye’nin ilk nükleer enerji santrali Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde (NGS) çalışmalar son hız sürerken, enerji üretiminde kullanılacak “taze nükleer yakıt” getirilecek tesis, “nükleer santral” statüsüne kavuştu.

    Rusya Atom Enerjisi Kurumu’nun (Rosatom) “Yap-İşlet-Sahip Ol” modeliyle üstlendiği ve inşası devam eden tesisin açılışına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, törene canlı bağlantı ile katıldı.

    Akkuyu Nükleer Güç Santrali İlk Nükleer Yakıt Getirme Töreni’nde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Akkuyu, Türkiye Yüzyılı’nın yeni nesil enerjisi olacağını söyledi. Şu anda aynı anda 4 reaktörün inşasının devam ettiğini aktaran Dönmez, önümüzdeki yıl santralde elektrik üretiminin başlayacağını kaydetti.

    “ÇEVRE DOSTU BİR TESİS OLACAK

    Akkuyu’ya nükleer yakıt gelmesiyle tesisin resmen nükleer güç santrali statüsü kazandığını belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “2023’te Türkiye sanayileşmiş ge gelişmiş ülkeler kulübüne giriyor” dedi. Dünyanın en büyük nükleer santralini kurmakta olduklarını belirten Putin, Rosatom’un bu santrali kurarken son teknolojiyi kullandığını, UAEU kurallarına da sıkı bir şekilde bağlı kaldığını, çevre dostu bir tesis olacağını ve karbondioksit salmayacağını söyledi.

    Akkuyu’ya nükleer yakıt gelmesiyle tesisin resmen nükleer güç santrali statüsü kazandığını belirten Putin, “2023’te Türkiye sanayileşmiş gelişmiş ülkeler kulübüne giriyor” dedi.

    NÜKLEER GÜÇ SAHİBİ ÜLKELER LİGİNE YÜKSELDİK

    Türkiye’nin 60 yıllık bir gecikmenin ardından da olsa dünyada nükleer güç sahibi ülkeler ligine yükseldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, “Bugün dünyada 422 nükleer reaktör faal halde olup, 57’sinin de yapımı devam ediyor. AB elektriğinin yüzde 25’ini nükleerden elde ediyor. Geçtiğimiz yıl Avrupa Komisyonu, nükleer enerjiyi yeşil enerji kabul ederek bu konudaki tereddütleri gidermiştir. Biz de Akkuyu ile ülkemizi bu gelişmelerin bir parçası haline getirdik” dedi.

    Pek çok önemli proje gibi Akkuyu da milli bütçemize yük getirmeyen finansman modeliyle hayata geçirildiğini belirten Erdoğan, Akkuyu’nun Rusya ile en büyük ortak yatırımları olduğunu söyleyerek, “Santralin tüm üniteleri peyderpey 2028’e kadar hizmete girecek. Ülkemizin elektrik tüketiminin yüzde 10’u bu santral tarafından sağlanacaktır. Tam kapasite devreye girdiğinde burada yılda yaklaşık 35 milyar kilovatsaat elektrik üretilecek. Doğal gaz ithalatımızın düşmesine yıllık 1,5 milyar dolar katkısı olacak bu proje, milli gelirimizin artışına da olumlu yönde etki yapacaktır” diye konuştu.

    ÜÇ KUŞAK BARIŞ İÇİN ATOM BAYRAĞINI GÖNDERE ÇEKTİ

    Nükleer Yakıt Teslimat Sertifikası Türkiye’ye teslim edilirken, Türk milletinin üç kuşağı barış için atom bayrağı göndere çekilmesiyle Türkiye nükleer enerji kullanan seçkin ülkeler topluluğunun tam üyesi oldu.

    TEMELİ NİSAN 2018’DE ATILMIŞTI

    Türkiye ile Rusya arasında 12 Mayıs 2010’da imzalanan hükümetler arası anlaşma kapsamında Mersin’in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli bölgesinde yapımı devam eden Akkuyu NGS’nin birinci ünitesinin temeli 3 Nisan 2018’de atıldı.

    Bundan 2 yıl sonra, 8 Nisan 2020’de ikinci ünitenin inşasına başlanmasıyla çalışmaların ivme kazandığı projede, üçüncü güç ünitesine ilk beton 10 Mart 2021’de törenle dökülürken, dördüncü ve son ünitenin temeli ise 21 Temmuz 2022’de atıldı.

    YAKIT ÇUBUKLARI 1,5 YIL BOYUNCA ELEKTRİK ÜRETİMİNDE KULLANILACAK

    Türkiye’ye getirilecek yakıt çubukları, Akkuyu NGS’nin faaliyete geçmesiyle 1,5 yıl boyunca elektrik üretiminde kullanılacak. Kullanım ömrünü tamamlayan nükleer yakıt çubukları önce reaktör bölgesinde hazırlanan bir havuzda soğutma işlemine alınacak. Ardından da hazırlanan özel yerde muhafaza edilecek.

    Yakıt çubuklarıyla kullanım süresince 124 bin 500 vagon kömürden elde edilen enerjiye eş değerde ısıdan, karbondioksit salımı olmaksızın elektrik üretilecek.

  • Hoş geldin SEBKİDER

    Hoş geldin SEBKİDER

    İSTANBUL (İGFA) – Türkiye’deki 19 serbest bölgenin de temsil edildiği SEBKİDER’in, 14 Nisan tarihinde Ankara’daki dernek merkezinde gerçekleşen ilk Genel Kurul Toplantısı’nda Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Ege Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş. (ESBAŞ) Genel Müdürü Yusuf Kılınç seçildi. Avrupa Serbest Bölge Kur. İşl. A.Ş. (ASB) Genel Müdürü Tarkan Değirmenci Başkan Vekili, İstanbul Atatürk Havalimanı Serbest Bölge Kur. İşl. A.Ş.(İSBİ) Genel Müdürü Ergenekon Küçük Genel Sekreter, İstanbul Endüstri ve Ticaret Serbest Bölge Kur. İşl. A.Ş.(DESBAŞ) Genel Müdürü Hakan Ceylan Sayman ve Adana Yumurtalık Serbest Bölge Kur. İşl. A.Ş. (TAYSEB) Genel Müdürü Yusuf Dinçsoy da üye olarak görev üstlenerek SEBKİDER Yönetim Kurulu’nu oluşturdular. Derneğin Denetim Kurulu’nda ise Mersin Serbest Bölge Kur. İşl. A.Ş. (MESBAŞ) Genel Müdürü Edvar Mum, İstanbul Trakya Serbest Bölge Kur. İşl. A.Ş. (İSBAŞ) Satış ve Pazarlama Müdürü Selen Kermen ve Samsun Serbest Bölge Kur. İşl. A.Ş. (SASBAŞ) Genel Müdürü Ercüment Karaca görev üstlendi.

    Türkiye’de bulunan serbest bölge kurucu ve işletici temsilcilerinin derneklerine üye olduğunu belirten SEBKİDER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Kılınç, hedeflerinin ülke ekonomisinin ihracat, istihdam ve üretim ayağında güçlü bir dinamo görevi gören serbest bölgeleri daha da geliştirmek ve Türkiye’ye daha çok doğrudan yatırımcı çekmek olduğunu kaydetti. Serbest bölge işleticileri arasında sağlanan bu güç birliğinin bu hedefe ulaşmak konusunda ellerini güçlendirdiğini ifade eden Kılınç, SEBKİDER’in Türkiye’nin serbest bölgeler konusundaki bilgi birikimlerini ve deneyimini yurtdışındaki çeşitli organizasyonlarda da temsil edeceğini, bu konuda TOBB Serbest Bölgeler Meclisi ile ortak projeler geliştirerek uluslararası platformlarda Türkiye serbest bölgelerini çok daha iyi tanıtacaklarını vurguladı. Yusuf Kılınç, şunları söyledi:

    “ Dernekleşmenin sağladığı güç birliği, serbest bölgelere daha çok doğrudan yabancı yatırımcıyı çekmek için daha etkili tanıtım faaliyetleri düzenlememizi sağlayacaktır. Dünyada en iyi serbest bölge modellerinin araştırılması ve başarılı uygulamaların ülkemizdeki uygulamalara uyarlanması, aynı zamanda bizdeki örnek uygulamaların da tanıtımının yapılması gibi çalışmalarımızı yoğunlaştıracak bir STK platformu kazanmış olduk. Doğrudan yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilgisinin artması, mevcut serbest bölgelerimizde daha fazla ekonomik değer üretilmesini sağlayacaktır.”

    EKONOMİYE KATKI ARTACAK

    Başkan Kılınç, Türkiye’de bulunan 19 serbest bölgede 2022 yılında 32 milyar dolar ticaret hacmi gerçekleştiğini ve bunun 11 milyarlık bölümünü ihracat gelirlerinden oluştuğunu belirterek, şu bilgileri verdi: “ Tüm serbest bölgelerde istihdam sayısı 91 bin kişiyi geçmiş durumda. SEBKİDER ortak platformumuz üzerinden gerçekleştireceğimiz çalışmalar sonucunda serbest bölgelerin istihdam, üretim ve ihracat konularında Türkiye ekonomisine daha fazla katkı sağlayacaktır. Derneğimiz aynı zamanda diğer STK’larla da işbirlikleri kurarak, toplumsal gelişmelere ve sürdürülebilirlik çalışmalarına katkı koyacaktır. Bir başka amacımız da tüm serbest bölgelerin ortak konularda birlikte hareketini sağlayacak bir bütünsellik sağlamaktır. Bu güç birliği aynı zamanda serbest bölgelerdeki yatırımcılara sunulan hizmet kalitesini arttıracak işbirlikleri yapmamızı da olanaklı kılacaktır. Bölgelerimizdeki yatırımcıların günün ihtiyaçlarına uygun olarak en iyi hizmetlerden yararlanmaları ve rekabetçi avantajlar kazanmaları için ortak akılla çözümler üreteceğiz. SEBKİDER ile sektörümüz aynı zamanda Ticaret Bakanlığı, sanayi odaları ve tüm ekonomik ve sosyal yapılarla koordinasyonunu sağlayacak kurumsal bir yapıya kavuşmuş oldu. Yüzde 100 doluluk oranlarına ulaşmış birçok serbest bölgelerimizde gelişme alanlarının hayata geçmesi, yeni serbest bölgelerin ekonomiye kazandırılması ve yatırımların artması gibi acil çözüm bekleyen konular bulunuyor. Derneğimiz bu süreçlerin hızlandırılması konusunda da aktif rol oynayacaktır. ”