Etiket: Türkiye

  • Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye 500 milyon dolarlık istihdam destek paketi

    Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye 500 milyon dolarlık istihdam destek paketi

    Investing.com – Dünya Bankası, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası A.Ş.’ye (KLNMA) Hazine ve Maliye Bakanlığı garantisi altında 500 milyon dolar tutarında yeni bir finansman sağladığını açıkladı. Bu kaynak, depremden etkilenen bölgelerdeki ekonomik toparlanmayı desteklemek amacıyla yürütülen “Kayıtlı İstihdam Yaratma Projesi”nin ikinci fazı kapsamında kullanılacak.

    Proje, 6 Şubat depremlerinden zarar gören bölgelerdeki işletmeler başta olmak üzere toplam 18 ilde uygulanacak. Bu iller arasında Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa gibi doğrudan etkilenen şehirlerle birlikte Batman, Bingöl, Kayseri, Mardin, Niğde, Sivas ve Tunceli gibi komşu iller de yer alıyor.

    KOBİ’lere uzun vadeli finansman ve istihdam desteği  

    Projenin temel hedeflerinden biri, küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) faaliyetlerini sürdürebilmesi için uzun vadeli finansman sağlamak olacak. Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası aracılığıyla yürütülecek finansman modeli kapsamında, toplamda yaklaşık 17 bin yeni istihdam fırsatı oluşturulması hedefleniyor.

    Bu yeni iş alanlarının en az üçte birinin kadınlar ve gençler için ayrılması planlanıyor. Böylece istihdamın yalnızca sayısal değil, toplumsal cinsiyet ve yaş dağılımı açısından da kapsayıcı bir yapıya kavuşması amaçlanıyor. Ekonomik hayatın yeniden canlandırılmasında sosyal kapsayıcılığı artırmak da projenin öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.

    Dünya Bankası, Türkiye ile dayanışmasını sürdürecek  

    Konuya ilişkin açıklama yapan Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, söz konusu finansmanın Türkiye’nin depremden etkilenen bölgelerinde ekonomik yeniden yapılanma sürecine önemli katkılar sağlayacağını belirtti. Lopez, Dünya Bankası’nın depremlerin meydana geldiği ilk günden itibaren Türkiye’nin yanında yer aldığını vurguladı.

    Proje, Dünya Bankası ile Türkiye arasındaki uzun vadeli iş birliğinin önemli bir örneği olarak öne çıkıyor. Hükümet destekli bu finansal girişim, sadece ekonomik toparlanmayı değil, aynı zamanda kayıtlı istihdamı teşvik ederek iş gücü piyasasının daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını hedefliyor.

  • Rekabet Kurulu: Eczacıbaşı Monrol’ün tek kontrolünün Curium International tarafından devralınmasına koşullu izin verildi

    Foreks – Eczacıbaşı Monrol’ün tek kontrolünün Curium International tarafından devralınmasına koşullu izin verildi.

    Rekabet Kurulu’ndan yapılan açıklamada şu bilgiler verildi:

    “Nükleer tıp alanında faaliyet gösteren Eczacıbaşı Monrol Nükleer Ürünler Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin tek kontrolünün Curium International Trading B.V. tarafından devralınması işleminin; işlemden etkilenen “Mo-99 İzotopu”, “Ge-68 İzotopu” ve “Ga-68 Jeneratörü” pazarlarında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi anlamında piyasadaki etkin rekabeti önemli ölçüde azaltmayacağı, bununla birlikte işlemden etkilenen “Tc-99m jeneratörleri”, “I-131 oral kapsül ve solüsyon” ve “DTPA soğuk kiti” pazarlarında ise 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi anlamında piyasadaki etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucuna yol açabileceği değerlendirilerek aşağıda yer verilen taahhütler çerçevesinde işleme koşullu olarak izin verilmiştir.

    Söz konusu üç pazardaki MONROL ürünlerine yönelik TİTCK tarafından fiyat düzenleme mekanizması getirilmesi, ürünlerin fiyatlarının TİTCK tarafından yayımlanması ve ilgili fiyat düzenlemesine uyulması,

    İşlem öncesindeki yapının korunabilmesi için işlem taraflarının iki ayrı bağımsız distribütör eliyle piyasada faaliyet göstermesi ve bu kapsamda işlem taraflarınca ilgili ürünlerin dağıtımı için birbirinden ve işlem taraflarından bağımsız kılınan distribütörlerle dağıtım sözleşmesi akdedilmesi ve bu distribütörler arasında ticari açıdan hassas bilgilerin değişimini önlemek için uygun bir geçirmezlik duvarı prosedürünün uygulanması,

    Türkiye’deki olağan iç pazar ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli hacimlerde ürün tedarik edilmesi, Monrol’ün tesislerinde yeterli bir üretim kapasitesi payının Türkiye’nin talebi için ayrılması ve üretim tesisinin Türkiye dışına taşınmaması ya da kapanmaması, ürünlerin üretiminin yalnızca Türkiye bakımından sonlandırılması kararı alınmaması,

    Küresel tedarik zincirinde kesintiler olması halinde ürünlerin Türkiye’ye tedarikinin en fazla tedarik kesintisinin üretimde neden olduğu azalışla orantılı olarak azaltılabilmesi, ancak her durumda diğer ülkelerdeki müşterilerin siparişlerinin karşılanma oranının altına düşülmemesi ve ürün tedarik edilen diğer pazarlara kıyasla Türkiye’ye ürün tedarikinin önceliğinin azaltılmaması,

    Türkiye’deki belirli bir müşteriye ya da müşteri türüne (kamu veya özel) satışları etkileyen engelleyen ya da zarar verecek ticari stratejilerin benimsenmemesi.”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan:  40 Yıldır Milletimizin Kanını Sömüren Terör Belasından Kalıcı Olarak Kurtulmaya Hiç Olmadığı Kadar Yakınız

    (ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bugün ‘Terörsüz Türkiye‘ hedefini tüm boyutlarıyla gerçekleştirme noktasında daha güçlü daha kararlı, daha avantajlı bir konumdayız. 40 yıldır milletimizin kanını, canını ve kaynaklarını sömüren bir beladan kalıcı ve kati olarak kurtulmaya hiç olmadığı kadar yakınız. Milletine karşı sorumluluk duygusu taşıyan bir siyasetçinin böyle bir fırsata sırtını dönmesi düşünülemez. Avantajımızı 85 milyonun tamamının hayrına olacak bir sonucun çıkması en iyi şekilde değerlendirmekle mükellefiz.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda polis, jandarma, sahil güvenlik personeli ve güvenlik korucuları ile iftar programında bir araya geldi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmasından şunları söyledi:

    “Emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatımızın değerli mensupları kıymetli güvenlik korucularımız, saygıdeğer misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Rahmet, mağfiret, ve bereket ayı Ramazan-ı Şerifin bu mümbit ikliminde sizlere sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Kalplerimize huzur, işlerimize bereket ruhlarımıza sekinet veren Ramazan-ı Şerifinizi canı gönülden tebrik ediyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine bu gazi mekana sizler hoş geldiniz. Sizlerin vasıtasıyla Türkiye‘nin dört bir yanında fedakarca görev yapan ülkemizin güvenliği için çoğu zaman canlarını ortaya çalışan tüm polislerimize, askerlerimize, jandarmalarımıza, bekçilerimize, güvenlik korucularımıza, şahsım, milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum. Büyük dava ve fikir adamı Necip Fazıl’a göre iftarda ilahi misalden bir koku vardır. Davetimize icabet edip iftar soframızı teşrif eden ilahi misalin kokusunu beraberce içimize çektiğimiz her bir misafirimize teşekkür ediyorum. Bu mübarek günlerin bölgemizde ve dünyada barışa, huzura, dayanışma ve kardeşliğe kapı aralamasını, karşımızdaki engellerin tek tek ortadan kaldırılmasına vesile olmasını diliyorum.

    Türkiye masa başında kurulmadı’

    Değerli kardeşlerim bizler üzerinde özgürce yaşadığımız bu toprakların bin yıllık evlatları, bin yıllık ev sahipleriyiz. Kimse buraları bize altın tepside sunmadı. Türkiye masa başında kurulmadı. Birilerinin ihsanı olarak vücut bulmadı. Biz bu toprakları kanlarımızla ve alın terimizle sulayarak kendimize vatan eyledik. En doğusundan, en batısına, en kuzeyinden en güneyine, ülkemizin her bir karışı için gerektiğinde ölümü göze aldık. Devletimiz üzerinde ameliyata kalkışan müstevlilere en güçlü cevapları vererek bugünlere geldik. Şunu bugün bir kez daha açık açık söylemek isterim. Allah ömür verdikçe yine burada bu topraklarda başımız dik, alnımız ak bir şekilde yaşamaya devam edeceğiz.

    Karada, havada, denizde, mukaddes vatan topraklarını koruyan siz kıymetli kahramanlarımız bu ülkenin ve millet düşmanlarının aşamadığı hiçbir zamanda aşamayacağı çelikten birer kalesiniz. Gabar’da açamadılar. Cudi’de aşamadılar. Tendürek’te aşamadılar. Besler Deresi’nde aşamadılar. Hep siz oralarda onları inlerine gömdünüz ve şu ana kadar o imanla, o aşkla, yine gömmeye devam edeceksiniz. Ben buna inanıyorum. Polisiyle, jandarmasıyla, sahil güvenliğiyle güvenlik korucusuyla işte bugün burada olduğu gibi yan yana sırt sırta olduğunuz müddetçe Allah’ın izniyle kimse bizi bu topraklardan söküp atamaz. Aynı şekilde mülkümüz, canımız, bayrağımız ve bütün kutsal değerlerimizi, emniyet altındaysa hiç kuşkusuz bunda sizin çok büyük emeğiniz var. Ne denli şartlar altında, vazifenizi getirdiğinizi Türkiye’nin güvenliği için nasıl büyük bir özveride bulunduğunuzu gayet iyi biliyorum. Rabb’im hepinizden razı olsun. Ayağınıza taş değdirmesin diyorum.

    ‘Mazlumları otobüslere doldurup eli kanlı zalimlere teslim etmek isteyenler kaybetti’

    Kıymetli kardeşlerim üç kıtanın tam kalbinde yer alan vatanımız stratejik olarak bizlere eşsiz imkanlar sunma yanında zorluklarını da bünyesinde barındırıyor. Küresel güç rekabeti, bölgemizde cereyan ettiği için Türkiye olarak bizde her türlü gelişmeden doğrudan etkileniyoruz. Hadiseleri tribünden seyretme lüksüne sahip değiliz. Her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olmak, bölgemizdeki olayları ülkemiz lehine olacak şekilde yönetmek yönlendirmek mecburiyetindeyiz. Hamdolsun özellikle son yıllarda bu konuda çok başarılı bir sınav verdik. Komşumuz Suriye’de. On üç buçuk sene boyunca bedel ödeme pahasına doğru olanı ahlaki ve vicdani olanı yaptık. Bu milleti ikinci bir Boraltan Köprüsü utancı yaşatmayacağız. Öyle dedik ve her türlü riski göze alarak böyle bir utanç lekesini tarihimize bulaştırmadık. Hatırlayın. Bu süreçte çok ağır baskı gördük, acımasızca eleştirildik. Hatta ihanetle suçlandık. Peki sonuçta ne oldu? Irkçılık yapanlar kaybetti. Mazlumları otobüslere doldurup terör örgütlerine ve eli kanlı zalimlere teslim etmek isteyenler kaybetti. 8 Aralık’ta Suriye halkı 61 yıllık karanlığın ardından zalim rejimi devirdi ve özgürlüğüne kavuştu.

    ‘Devrim’den bu yana 133 bin Suriyeli geri döndü’

    Devrim’den bu yana 133 bin Suriyeli misafirimiz gönüllü ve onurlu bir şekilde doğdukları topraklara geri döndü. Bugüne kadar Suriye’ye güvenli bir şekilde dönen kardeşlerimizin sayısı ise 873 bini buldu. Suriye’de düzen ve istikrar inşallah bu sayı daha da artacak. Daha önce de dikkat çektiğim gibi kimseyi zorlamayacağız. Ama dönmek isteyen kardeşlerimize de gereken kolaylığı sağlayacağız.

    Aynı durumu Gazze’de de gördük orada da buna şahitlik ettik. Gazze’de 471 gün süren soykırım ve katliamda küresel siyonist lobinin tüm baskılarına rağmen kardeşlerimize cesaretle sahip çıktık. Neticede Gazze’deki insanlık sınavını, alnının akıyla veren birkaç ülkeden biri elhamdülillah Türkiye oldu. Bugün pek çok ülke Filistin halkının yüzüne dahi bakamazken biz Gazzeli kardeşlerimizin samimi dualarına mazhar oluyoruz.

    Rusya Ukrayna Savaşı’nda yine benzer tercihlerle karşılaştık. Hemen herkes savaşa odun taşırken biz barışın tarafında olduk. Şimdi bakıyorsunuz geçmişte bize laf söyleyenlerin hemen hepsi bugün hükümetimizin dengeli politikasına hak vermek zorunda kalıyor. İster rakibimiz isterse dostumuz olsun. Hemen herkes Türkiye’nin çok kritik zamanlarda doğru ve öngörülü hamleler yaptığını ifade ediyor.

    ‘En büyük kazanımlarımızdan biri FETÖ’nün tasfiyesidir’

    Değerli kardeşlerim, daha burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak pek çok meselede biz daima ‘önce milletim, önce memleketim’ şiarıyla hareket ettik. Türkiye’nin menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu kararlılıkla uyguladık. Sadece dış politikada değil iç siyasette de duruşumuz hep bu yönde oldu. Vesayetin ve bürokratik oligarşinin geriletilmesinden terörün her türlüsüne karşı verdiğimiz mücadeleye, milli iradenin güçlendirilmesinden temel hak ve hürriyetlerle ilgili attığımız adımlara kadar her alanda doğru olanı yapmanın derdinde olduk.

    Elini vicdanına koyan şunu kabul etmektedir: Türkiye maruz kaldığı onca ihanete ve saldırıya rağmen bugün güvenlik noktasında herhangi bir zafiyet yaşamıyorsa bunun sebebi, vaktinde atılan uzak görüşlü adımlarımızdır. Bu süreçteki en büyük kazanımlarımızdan biri de FETÖ’nün tasfiyesidir. FETÖ Terör Örgütü devletimizi içeride çökerten hadis bir ur misali yıllarca emperyalistler namına ülkemiz aleyhine tetikçilik yapmıştır. Milli projelerimizin engellenmesinden kimi siyasi cinayetlere, ajanlık faaliyetlerinden, terörle mücadelemizin sekteye uğratılmasına kadar birçok ihanetin kalleşliğin ve operasyonun gerisinde bu örgüt bulunuyordu. Emniyet teşkilatımızı, ordu ve jandarmamızı FETÖ’cü hainler başta olmak üzere hukuk dışı yapılardan temizledik hem kendimize güvenimiz arttı hem de terör örgütleri ve suç şebekeleriyle daha etkin mücadele imkanına kavuştuk.

    ‘”Terörsüz Türkiye” hedefini tüm boyutlarıyla gerçekleştirme noktasında daha güçlü bir konumdayız’

    Güvenlik güçlerimizin yıl boyu süren operasyonları sayesinde sınırlarımız içindeki terör, tehdi hamdolsun bitme noktasına geldi. Bir dönem teröristlerin cirit attığı köy, mezra ve yaylalarda artık güven ve huzur ortamı hakim. Irak ve Suriye’deki harekatlarımızla da terör unsurlarını, hudutlarımızdan uzaklaştırdık. Yani son 8-10 yılda bugün “Terörsüz Türkiye” diye tarif ettiğimiz hedefimize giden yoldaki pek çok taşı, mayını, engeli temizledik. Başta sınır ötesi operasyonlar olmak üzere, terörle mücadele irademiz çok sık eleştirildi. Hatta sabote edilmek istendi. Ama biz asla yılgınlık göstermedik, karamsarlığa kapılmadık, hedeflerimiz doğrultusunda emin adımlarla ilerledik.

    Kıymetli misafirler bakın burada şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek durumundayım. Bugün “Terörsüz Türkiye” hedefini tüm boyutlarıyla gerçekleştirme noktasında daha güçlü daha kararlı, daha avantajlı bir konumdayız. 40 yıldır milletimizin kanını, canını ve kaynaklarını sömüren bir beladan kalıcı ve kati olarak kurtulmaya hiç olmadığı kadar yakınız. Milletine karşı sorumluluk duygusu taşıyan bir siyasetçinin böyle bir fırsata sırtını dönmesi düşünülemez. Avantajımızı 85 milyonun tamamının hayrına olacak bir sonucun çıkması en iyi şekilde değerlendirmekle mükellefiz.

    ‘Biz kişisel hesaplar peşinde asla değiliz’

    Şunu sizlerle birlikte aziz milletimizin çok iyi bilmesini istiyorum: Biz kişisel hesaplar peşinde asla değiliz. Biz sadece ve sadece milletin istikbalini düşünüyoruz. Türkiye için en doğrusunu, en isabetlisini yapmanın derdindeyiz. Amacımız hiçbir güvenlik görevlimizin hiçbir evladımızın burnunun dahi kanamayacağı kalıcı bir güven iklimini içeride ve dışarıda tesis etmektir.

    Gayemiz Türkiye Yüzyılını bölgemizde barışın, kardeşliğin, dayanışmanın yüzyılı haline getirmektir. Aklını hırsına esir etmeyen herkes şu gerçeği çok net görebiliyor: Bölgemizin ve dünyanın tarihi bir yeniden yapılanma sürecinde olduğu bir dönemde Türkiye olarak bizim çok dikkatli davranmamız gerekiyor. Soykırım şebekesinin yeni haritalarla bölgemizi bölme niyetlerini ilan ettiği günlerde bizim de politikalarımızı buna göre belirlememiz icap ediyor.

    Bir asır önce oynanan oyunun tekrarına izin verirsek ne atalarımız ne de gelecek nesiller bizi affeder. Sultan Alparslan’ın ve Selahaddin Eyyubi’nin torunları olarak el ele, gönül gönüle verecek siyonistlerin bölgemizde yeni ameliyatlar yapmalarına Allah’ın izniyle müsaade etmeyeceğiz.

    Şu gerçeği de söylemekte fayda görüyorum. Bin yıllık kardeşliğimizin arasına örülen terör duvarını yıkıp attığımızda demokraside, özgürlüklerde, refahta, bölgesel kalkınmada inşallah daha hızlı yol alma imkanını elde edeceğiz. Elbette bu süreçte asayiş ve güvenlik noktasında hassasiyeti, teyakkuzu asla elden bırakmayacağız. Zehir tacirlerinden çetelere, milletin malına ve canına kasteden canilerden suçta kibirlenenlere kadar kendisi devletten hukuktan, yasalardan üstün gören kim varsa hepsiyle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Rabbim, hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum.

    İftar soframızı şereflendiren tüm kardeşlerime tek tek teşekkür ediyorum. Sizlerden tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diye ifade ettiğimiz ilkelerimize sahip çıkmanızı istiyorum. Şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, gazilerimize Mevla’dan hayırlı ve sağlıklı ömürler niyaz ediyorum. Ramazan-ı Şerifinizi tekrar tebrik ediyor, her birinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.”

    Kaynak: ANKA / Güncel
  • TBMM Başkanı Kurtulmuş, STK Temsilcileriyle Buluştu

    TBMM Başkanı Kurtulmuş, STK temsilcileriyle buluştu

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş :

    Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz”

    ANKARA – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Hepimizin ortak hedefe yönelmesi üzerimize düşen tarihi sorumluluğumuzdur. Böylesine önemli bir dönemde, Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz” dedi.

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Kurtulmuş, siyasi kararların, görüşlerin farklı olabileceğini belirterek, “Hepimizin ortak hedefe yönelmesi üzerimize düşen tarihi sorumluluğumuzdur. Böylesine önemli bir dönemde, Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz. Tabiri caizse oklarımızı farklı yöne değil, aynı yöne atmak mecburiyetindeyiz. O da güçlü ve büyük Türkiye hedefidir. Bugün dünyanın, başta bölgemiz olmak üzere, yaşadığı yeni çalkantıları çok derin türbülanslar hep birlikte izliyoruz. Dünyanın nereye, ne şekilde evrileceğini bir takım öngörülerden anlamaya ve yolumuzu açmaya gayret ediyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye içine kapanarak Türkiye kendi bir takım problemlerine büyüterek bu dönemin şartlarından istifade edemez. Bu yeni dönem Türkiye’ye altın tepsi içerisinde yeni fırsatlar sunmaktadır. Öncelikle şunu açıklıkla ifade etmek gerekir ki küresel ölçekte de yeni bir dönemin başındayız. Artık dünya bir tek ülkenin belirleyeceği bir yer değildir. ya da ülkelerin kendi aralarında taksim edeceği bir yer değildir. Bir ülkenin, bir bölgenin, bir kıtanın ya da bir aktın tek başına dünya yönetmesi mümkün değildir. Onun için önümüzdeki dönem dünyanın her yerinde çok kutuplu yani kutuplaşmak anlamında söylemiyorum. Çok merkezlilik anlamında yeni bir dünya dönemin başlangıcıdır. Burada inanın ki yeryüzünde Türkiye gibi beş altı tane ülkeyi ancak sayabiliriz. Bu dönemin kendisine yeni fırsatlar sunduğu, yeni imkanlar sunduğu çok nadir ülkenin olduğunu da ifade etmek isterim. Türkiye hem bölgesel bir güç oldu, hem de artık eldeki imkanlarıyla bu yeni sürece daha olgun, daha güçlü, daha diri bir şekilde gelmiştir” dedi.

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / AHMET UMUR ÖZTÜRK – Politika
  • TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye’nin Hedefleri İçin Birlikte Hareket Etmeliyiz

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Hepimizin ortak hedefe yönelmesi üzerimize düşen tarihi sorumluluğumuzdur. Böylesine önemli bir dönemde, Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz” dedi.

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Kurtulmuş, siyasi kararların, görüşlerin farklı olabileceğini belirterek, “Hepimizin ortak hedefe yönelmesi üzerimize düşen tarihi sorumluluğumuzdur. Böylesine önemli bir dönemde, Türkiye‘nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana omuz omuza planlamak mecburiyetindeyiz. Tabiri caizse oklarımızı farklı yöne değil, aynı yöne atmak mecburiyetindeyiz. O da güçlü ve büyük Türkiye hedefidir. Bugün dünyanın, başta bölgemiz olmak üzere, yaşadığı yeni çalkantıları çok derin türbülanslar hep birlikte izliyoruz. Dünyanın nereye, ne şekilde evrileceğini bir takım öngörülerden anlamaya ve yolumuzu açmaya gayret ediyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye içine kapanarak Türkiye kendi bir takım problemlerine büyüterek bu dönemin şartlarından istifade edemez. Bu yeni dönem Türkiye’ye altın tepsi içerisinde yeni fırsatlar sunmaktadır. Öncelikle şunu açıklıkla ifade etmek gerekir ki küresel ölçekte de yeni bir dönemin başındayız. Artık dünya bir tek ülkenin belirleyeceği bir yer değildir. ya da ülkelerin kendi aralarında taksim edeceği bir yer değildir. Bir ülkenin, bir bölgenin, bir kıtanın ya da bir aktın tek başına dünya yönetmesi mümkün değildir. Onun için önümüzdeki dönem dünyanın her yerinde çok kutuplu yani kutuplaşmak anlamında söylemiyorum. Çok merkezlilik anlamında yeni bir dünya dönemin başlangıcıdır. Burada inanın ki yeryüzünde Türkiye gibi beş altı tane ülkeyi ancak sayabiliriz. Bu dönemin kendisine yeni fırsatlar sunduğu, yeni imkanlar sunduğu çok nadir ülkenin olduğunu da ifade etmek isterim. Türkiye hem bölgesel bir güç oldu, hem de artık eldeki imkanlarıyla bu yeni sürece daha olgun, daha güçlü, daha diri bir şekilde gelmiştir” dedi. – ANKARA

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika
  • Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi düşüşe geçti

    Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi düşüşe geçti

    Türkiye‘nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), Şubat 2021 tarihinden beri ilk kez 282 baz puanın altına gerileyerek 281,75 puana düştü.

    EKONOMİ YÖNETİMİNİN ATTIĞI ADIMLAR KARŞILIK BULUYOR

    Ekonomi yönetiminin attığı adımlarla Türkiye ekonomisine ilişkin belirsizliklerin azalması TL varlıklara ilgiyi artırırken, bu adımlar uluslararası anlamda da karşılık buluyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mayıs sonundan bu yana enflasyonla mücadele kapsamında politika faizini yüzde 8,50’den yüzde 50’ye taşırken ekonomi yönetimi enflasyonla mücadeledeki kararlılığını da ortaya koydu.

    16,8 MİLYAR DOLAR NET PORTFÖY GİRİŞİ

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisine yönelik artan güven ve öngörülebilirliğin, dış finansman sağlamayı da olumlu etkilediğini belirterek, “2023 yılının ilk 5 ayında 2,9 milyar dolar net portföy çıkışı olurken Haziran 2023-Şubat 2024 döneminde 16,8 milyar dolar net portföy girişi gerçekleşti.” ifadesini kullanmıştı.

    5 YILLIK KREDİ RİSK PRİMİ İLK DEFA 281,75 PUANA İNDİ

    Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi, Şubat 2021’den bu yana ilk defa 282 baz puanın altına gerileyerek 281,75 puana indi. Analistler, Türkiye’nin CDS’inde devam eden gerilemeyle uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının da Türkiye’nin kredi notunda artış ve kredi notu görünümünde de olumlu değişiklikler yaptığını vurgulayarak, bunun da yatırımcıların Türkiye ekonomisine artan güveni ortaya koyduğunu söyledi.

    ULUSLARARASI KREDİ KURULUŞLARI TÜRKİYE’NİN PUANINI YÜKSELTİYOR

    Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P, Türkiye’nin kredi notunu “B”den “B+”ya yükseltirken, kredi notu görünümünü “pozitif” olarak korudu. Diğer kredi derecelendirme kuruluşlarından Moody’s de ocak ayında Türkiye’nin kredi notu görünümünü “durağan”dan “pozitif”e çıkarmıştı. Fitch Ratings ise martta Türkiye’nin kredi notunu “B”den “B+”ya yükseltirken, not görünümünü “durağan”dan “pozitif”e çevirmişti.

    Analistler, bundan sonraki süreçte enflasyonda kalıcı inişin başarılabilmesi, cari açıkta düşüşün gerçekleşmesi ve sürdürülebilir bir patikanın oluşması durumunda not artışlarının devam edebileceğini dile getirerek, Moody’s’in de 19 Temmuz’daki Türkiye değerlendirmesinde not artışı gelebileceği öngörüsünde bulundu. Bu arada Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, yüzde 1’in üzerinde yükselişle 103.375,74 puana çıkarak rekor tazeledi.

    Kaynak: AA / Ekonomi
  • Kuveyt Emiri Türkiye’de! Cumhurbaşkanı Erdoğan havalimanında karşıladı

    Kuveyt Emiri Türkiye’de! Cumhurbaşkanı Erdoğan havalimanında karşıladı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi ziyaret için Ankara’ya gelen Kuveyt Emiri Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah’ı karşıladı. El Sabah, Arap ülkeleri haricinde ilk yurt dışı resmi ziyaretini Türkiye‘ye yapmış oldu.

    KARŞILAMAYA MEHMET ŞİMŞEK VE VALİ KATILDI

    Es-Sabah ve beraberindeki heyeti taşıyan uçak saat 12.50’de Esenboğa Havalimanı’na indi. Havalimanındaki karşılama töreninde Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Ankara Valisi Vasip Şahin de eşlik etti.

    HEYETLER ARASI GÖRÜŞMENİN ARDINDAN İMZA TÖRENİ

    Erdoğan ile es-Sabah Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki ikili ve heyetler arası görüşmelerinin ardından, Devlet Nişanı Tevcih ve Anlaşmaları İmza Töreni’ne katılacak. Erdoğan, Kuveyt Emiri es-Sabah onuruna resmi akşam yemeği verecek.

    7 YIL SONRA BİR İLK

    16 Aralık 2023’te göreve başlayan Kuveyt Emiri Sabah, Arap dünyası haricinde ilk yurt dışı resmi ziyaretini Türkiye’ye yapmış oldu. Diplomatik ilişkilerin 60. yıl dönümünde düzenlenecek ziyaret, 7 yıl aradan sonra Kuveyt’ten Türkiye’ye emir düzeyindeki ilk ziyaret niteliğini taşıyor.

    Kuveyt Emiri Sabah’ın ziyareti çerçevesinde yapılacak görüşmelerde ikili ilişkilerin yanı sıra Gazze’deki durum ve İsrail’in Gazze’ye saldırıları başta olmak üzere bölgesel gelişmeler de istişare edilecek. İki ülkenin ortak pozisyona sahip bulunduğu İsrail-Filistin meselesi, bölgesel anlamda ele alınacak en önemli konu olarak görülüyor.

    İŞBİRLİKLERİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ HEDEFLENİYOR

    İkili gündemde ise ticaret, savunma sanayisi, turizm ve yatırım gibi konuların olduğu önemli başlıklar bulunuyor. Kuveyt’le ekonomi, ticaret, inşaat, sağlık, turizm, enerji ve savunma sanayisi gibi alanlarda mevcut işbirliğinin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu bağlamda taraflar arasında yeni anlaşmalar imzalanacak.

    DAHA ÖNCE ÇOK SAYIDA ANLAŞMA İMZALANMIŞTI

    Türkiye‘nin inşaat sektöründe Kuveyt’te üstlendiği projelerin değeri 9,2 milyar dolar Kuveyt Haber Ajansının (KUNA) Emir Sabah’ın ziyaretine ilişkin haberinde de Türkiye ile ilişkilerin geçmişine dair 1983’te ekonomi, sanayi ve teknik alanlarında, 1988’de de yatırım teşviki anlaşmasının imzalandığı bilgisi paylaşıldı. Haberde Türk-Kuveyt Ortak İşbirliği Komitesinin ilk toplantısının Ekim 2013’te düzenlendiği ve çeşitli alanlarda 62 anlaşmanın imzalandığı bildirildi.

    TÜRKİYE’DE 400’DEN FAZLA KUVEYTLİ ŞİRKET BULUNUYOR

    Kuveyt ile Türkiye’nin ticaret hacmi 2023’te yaklaşık 700 milyon dolara ulaşırken sektörel çeşitlendirme ve yeni işbirliği mekanizmalarıyla karşılıklı ticaret ve yatırımların artırılması hedefleniyor. KUNA’ya göre Türkiye’de Kuveyt’e ait 400’den fazla şirket, Kuveyt’te de 50 civarında Türk şirketi faaliyet yürütüyor.

    Kuveyt’teki Türk şirketleri, çoğunlukla inşaat sektöründe faaliyet gösteriyor, bu firmalar Kuveyt’in yeni uluslararası havalimanı da dahil 50 proje çalışması yaptı. Bugüne kadar Türkiye’nin inşaat sektöründe Kuveyt’te üstlendiği projelerin değeri 9,2 milyar dolara, Kuveyt’in Türkiye’deki doğrudan yatırımlarının değeri de 2 milyar dolara ulaştı.

    Kuveyt yönetiminin 2035 vizyonu çerçevesinde yeni yatırımlar ve projeleri hayata geçirip petrol gelirine bağımlılığı azaltma hedefi doğrultusunda girdiği dönüşüm sürecine Türk firmalarının daha fazla katkı sağlaması hedefleniyor.

    TÜRKİYE’DEN EMLAK ALANLAR ARASINDA KUVEYT İLK 10’DA

    Türkiye, bir taraftan da Kuveyt vatandaşlarının turizm, tedavi ve emlak yatırımlarında en fazla tercih ettiği ülkelerin başında geliyor. Kuveyt, nüfusuna oranla Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülke konumunda ve Kuveyt vatandaşları Türkiye’de emlak satın alan yabancılar sıralamasında ilk 10’da yer alıyor.

    Türkiye, 2023’te yaklaşık 400 bin Kuveytli turiste ev sahipliği yaparken Türk vatandaşlarının da Kuveyt’i turizm destinasyonu olarak görmesi hedefleniyor.

    Kaynak: AA / Politika
  • İşte bölgenin kaderini değiştirecek Kalkınma Yolu Projesi’nin detayları

    İşte bölgenin kaderini değiştirecek Kalkınma Yolu Projesi’nin detayları

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak ziyaretinde imzalanan Kalkınma Yolu Projesi Anlaşması’nın bölgesel ticaret açışından yeni bir kapı açması bekleniyor. Yeni “İpek Yolu” olarak tanımlanan projenin getirisinin 20 milyar dolar olması amaçlanıyor.

    ERDOĞAN 13 YIL ARADAN SONRA IRAK’TA

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 yıl aradan sonra Irak’a resmi ziyaret gerçekleştirdi. Erdoğan, başkent Bağdat’taki havaalanında resmi törenle karşılandı. İkili ve heyetler arası görüşmelerin ardından iki ülke arasında ticaret, turizm, eğitim, sağlık, güvenlik, bilim ve teknoloji, yatırım, gençlik ve spor gibi farklı alanlarda 26 işbirliği anlaşması imzalandı.

    KALKINMA YOLU ANLAŞMASI İMZALANDI

    Bunlardan birisi de Kalkınma Yolu Anlaşması oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile Kalkınma Yolu Anlaşması’nın imza törenine katıldı. İki liderin himayesinde; Irak, Türkiye, Katar ve BAE arasında, Kalkınma Yolu Projesi’nde iş birliğine ilişkin 4’lü mutabakat zaptı imzalandı. İşte anlaşmanın tüm detayları…

    BÖLGENİN YENİ “İPEK YOLU”

    Türkiye‘yi Basra Körfezi’ndeki Faw Limanı’na bağlayacak olan Kalkınma Yolu Projesi, ‘Yeni İpek Yolu’ olarak tanımlanıyor. Projenin getirisi ise 20 milyar dolar olması hedefleniyor. Kalkınma Yolu Projesi’nin ilk ayağı olan liman, aynı zamanda Fırat ve Dicle nehirlerinin denize dökülmeden önce birleştiği Şattülarap’ın ağzında yer alıyor. Limandan başlayarak Divaniye, Necef, Kerbela, Bağdat ve Musul’dan geçerek Türkiye sınırına uzanacak demir yolu ve kara yolu hatlarını ihtiva eden projenin, Türkiye sınırından Mersin Limanı’na erişim sağlaması ve karayoluyla İstanbul üzerinden Avrupa’ya ulaşması öngörülüyor.

    AVRUPA’DAN KÖRFEZ’E KADAR GENİŞ BİR BÖLGEYİ ETKİLEYECEK

    Projenin geçtiği güzergahın tasarımını PEG Infrastructure isimli İtalyan şirketin yürüttüğü Kalkınma Yolu, Musul’dan sonra Ovaköy üzerinden Türkiye’ye giriş yapacak. Kalkınma Yolu Projesi, 1200 kilometrelik demir yolu ve otoyol ile Türkiye’yi Basra Körfezi’ndeki Faw Limanı’na bağlayacak. Yeni İpek Yolu olarak tanımlanan proje, Avrupa’dan Körfez ülkelerine kadar geniş bir bölgeyi etkileyecek ve ortak fayda üretecek.

    PROJENİN 2029’A KADAR TAMAMLANMASI BEKLENİYOR

    Basra’dan başlayan bu güzergâh, Irak’ın önemli şehirlerinden geçtikten sonra Irak, Türkiye ve Suriye’nin temas noktasından Türkiye’ye girecek ve Mersin Limanı’ndan Avrupa’ya devam edecek. Maliyeti yaklaşık 20 milyar dolar olan projenin, plana göre 2029’a kadar tamamlanması bekleniyor. Irak böyle bir tutarı sağlama konusunda yetersiz ve dolayısıyla projenin gidişatı kesinlikle yabancı yatırıma bağlı.

    PROJENİN BAŞ AKTÖRLERİ TÜRKİYE, BAE VE IRAK

    Türkiye ve Irak arasında “Yeni İpek Yolu” olması hedeflenen projenin, Irak hükümetinin tek başına yüklenemeyeceği 17 milyar dolarlık devasa bir maliyeti bulunuyor. Bu nedenle Türkiye, Körfez ülkeleri ve Çin’in, projenin finansmanına ve tamamlanmasına katkısı bekleniyor.

    “BÖLGESEL BARIŞA DA HİZMET EDECEK”

    Nitekim şubat ayında BAE ziyareti esnasında konuya ilişkin temaslarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “(Kalkınma Yolu Projesi ) Konunun baş aktörleri Türkiye, BAE ve Irak. Bu yol, bölgemizin yeni bir İpekyolu haline gelecek, bölgesel barışa da hizmet edecek.” yönündeki ifadeleriyle bölgesel aktörlerin projenin paydaşı olacağı mesajı vermişti. Dışişleri Bakanı Fidan da 13 Eylül 2023’te Irak, BAE, Türkiye ve Katar’ın proje konusunda yoğun görüşmeler içerisinde olduğunu söylemişti.

    Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, mart ayında yaptığı açıklamada, projeyle ilgili Türkiye ile iyi bir görüşme içerisinde olduklarını ve büyük finansmana ihtiyaç duyulduğundan çeşitli ülkelerin projeye yatırım yapmaya katılabileceğine dikkati çekerek, projeye yatırım yapmayı düşünen Körfez ülkelerinin olduğunu kaydetmişti.

    Kalkınma Yolu Projesi’nde Türk ve Irak hükümetleri, devam eden çalışmalara ek olarak 23,8 milyar dolarlık yatırım yapacak. Türkiye, bu yatımları demir ve kara yolları için gerçekleştirecek. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında yürüttüğü çalışmalarla ülkeden geçen 2 bin 88 kilometrelik demir yolu bağlantısı için 615 kilometrelik yeni hat, 1912 kilometrelik kara yolu koridoru içinse 320 kilometrelik yeni otoyol yatırımı planladı.

    5,8 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM

    Söz konusu demir yolu ağının 439 kilometresi mevcut durumda iken 1034 kilometresi devam ediyor, 615 kilometresi ise planlanıyor. Planlanan demir yolu ağları Gaziantep-Ovaköy arasında bulunuyor. Bu demir yolu için 5,8 milyar dolarlık yatırım yapılacak.

    Proje kapsamında ülkeden geçen kara yolu 1912 kilometre olacak. Söz konusu kara yollarının 1592 kilometresi mevcut durumda bulunurken, 320 kilometresi için planlama yapıldı. Şanlıurfa-Ovaköy arasında planlanan kara yolunun yatırım tutarı 2 milyar dolar olarak öngörülüyor.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kritik ziyareti öncesi Irak’tan açıklama: İlişkilerde sıçrama yaşanacak

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kritik ziyareti öncesi Irak’tan açıklama: İlişkilerde sıçrama yaşanacak

    Irak Hükümet Sözcüsü Basim el-Avvadi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak ziyaretiyle iki ülke ilişkilerinde “niteliksel sıçrama” yaşanacağını söyledi.

    Avvadi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 22 Nisan’da Irak’a gerçekleştireceği ziyaretin iki ülke ilişkilerine yansımaları ve ziyaretten beklentileri AA muhabirine değerlendirdi.

    “İLİŞKİLERDE SIÇRAMA YAŞANACAK”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak ziyareti için hazırlıklara yaklaşık bir yıl önce başlandığını belirten Avvadi, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ziyaretiyle Irak- Türkiye ilişkilerinde önemli ve niteliksel bir sıçrama yaşanacak.” dedi. Avvadi, Erdoğan’ın Bağdat temaslarında masada olacak “su meselesi, Kalkınma Yolu Projesi, terör örgütü PKK’nın Irak’taki varlığı ve Türk şirketlerinin Irak’taki yatırımları” konularına ilişkin ortak komisyonların çalışmalarının sona erdiğini ifade etti.

    “KALKINMA YOLU PROJESİ’NİN EN ÖNEMLİ MERKEZLERİ IRAK VE TÜRKİYE’DİR”

    “Su meselesinde Başkan Erdoğan ile Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani arasında çok önemli ve stratejik anlaşma imzalanacak.” diyen Avvadi, ” Türkiye, su yönetimi ve suyu değerlendirme konusunda dünyadaki başarılı ülkelerden biri ve bu alanda büyük tecrübeye sahiptir. Bu çerçevede büyük ve sürpriz bir anlaşmaya imza atılacak.” ifadelerini kullandı.

    Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani

    “TERÖRİSTLERİN HİÇBİR PARTİ VEYA SİYASİ FAALİYETLERİ OLMAYACAK”

    Irak Ulusal Güvenlik Konseyi’nin terör örgütü PKK’yı Irak’ta “yasaklı örgüt” olarak tanımladığını anımsatan Avvadi, şunları kaydetti: “Onlara (PKK) Irak’ta Birleşmiş Milletler (BM) denetiminde ‘mülteci’ statüsü verilecek ve hiçbir parti veya siyasi faaliyetleri olmayacak. Bu, hemen hemen Irak ve İran arasında imzalanan güvenlik anlaşmasına benzer bir şekilde olacak.”

    KALKINMA YOLU PROJESİ

    Kalkınma Yolu Projesi’ndeki Irak ve Türkiye ortaklığına vurgu yapan Avvadi, bu projenin Erdoğan’ın Irak ziyaretinin en önemli ayağını oluşturduğunu söyledi. Avvadi, “Kalkınma Yolu Projesi’nin en önemli merkezleri Irak ve Türkiye’dir. Bu konuda da önemli anlaşmalar yapılacak. Türk şirketlerinin bu proje kapsamında Irak’taki rolü de değerlendirilecek.” ifadelerini kullandı.

    Irak petrolünün yeniden Türkiye’ye ihracatı meselesinin Türkiye tarafından çözüme kavuştuğunu aktaran Avvadi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Petrol ihracatı meselesi Bağdat merkezi hükümetiyle Kürdistan Bölgesel Hükümeti (IKBY) arasında bir meseleye dönüştü. Esasen bu konudaki gecikme, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin petrol ihracatı konusunda orada faaliyet gösteren şirketlerle imzaladığı anlaşmalardan kaynaklanıyor. Bu şirketlerin artık Irak Federal Petrol Bakanlığı ve Irak Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) ile müzakere aşamasına geçmesi gerekiyor. Petrol Bakanlığının da kendisine ait yasalarının yanı sıra Anayasa’ya karşı sorumluluğu söz konusu. Bu konu, Başbakan Sudani’nin Washington ziyareti sırasında genişçe tartışıldı.”

    “ERDOĞAN’IN ZİYARETİYLE ORTAK TİCARET HACMİ ARTACAK”

    Öte yandan Irak Ticaret Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Riyad Fahir el-Haşimi de Türkiye ile mevcut ticaret hacminin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bağdat ziyaretiyle artabileceğini ifade etti.

    Erdoğan’ın Irak ziyareti sırasında iki ülke arasında “ortak ticaret komisyonu” kurulması için anlaşma imzalanacağını kaydeden Haşimi, şöyle konuştu: “Irak ile Türkiye arasındaki ortak ticaret hacmi şu an yaklaşık 16 milyar dolar. Bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti sonrası oluşacak pazara göre artabilecek.”

    “ÇOK UZUN ZAMANDIR BU ZİYARET HAZIRLIK YAPMAKTAYIZ”

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da, Moritanya Dışişleri Bakanı Muhammed Salim Merzuk ile Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilciliğindeki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bakan Fidan, konuşmasının ardından bir gazetecinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak ziyaretine ilişkin sorusu üzerine, 2011’den itibaren ilk defa Cumhurbaşkanı düzeyinde Irak’a ziyaret gerçekleştirileceğini dile getirerek, “Çok uzun zamandır bu ziyarete hem Irak tarafı, hem Türkiye tarafı olarak büyük önem vermekte ve hazırlık yapmaktayız. Devam eden yoğun çalışmalar var.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak ziyaretinin en verimli şekilde gerçekleşmesini hedeflediklerini söyleyen Fidan, Erdoğan’ın Türkiye-Irak ilişkilerindeki vizyonunun Türkiye’nin bölgeye ilişkin vizyonunu yansıttığını kaydetti. Fidan, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani hükümetinin kalkınmayla ve siyasi istikrarla ilgili attığı adımları desteklediklerinin altını çizerek, “Irak, uzun yıllardır çok sıkıntılı dönemlerden geçti. Siyasi istikrarın sağlanması çok güç oldu. Siyasi istikrar olmadığı zaman da özellikle halkın ihtiyacı olan temel hizmetlerin götürülmesi konusunda da büyük problemler yaşandı.” dedi.

    TÜRKİYE, IRAK’A DESTEK OLMAYA HAZIR

    Irak’ın büyük potansiyele ve imkanlara sahip olmasına rağmen temel hizmetlerin halka ulaştırılması konusunda da büyük sıkıntılar yaşadığını belirten Fidan, mevcut Irak hükümetinin bu konuda büyük farkındalık geliştirdiğini söyledi. Fidan, Irak ve Türk hükümetlerinin, bu sıkıntıların giderilmesi için neler yapılabileceği konusunda görüştüğüne değinerek, Türkiye’nin, sulama sistemi, eğitim, sağlık, altyapı, ticaret ve enerji gibi alanların geliştirilmesi için “her türlü desteği” vermeye kararlı olduğunu vurguladı.

    Uzun zamandır bakanlar, bürokratlar ve iş adamları düzeyinde Irak ile çeşitli temasların yoğun şekilde devam ettiğini bildiren Fidan, gelinen “olgunluk noktası” itibarıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak’a ziyareti ve Stratejik Çerçeve Anlaşması’nın imzalanması konusunda mutabık kalındığını söyledi.

    BÖLGEDE İSTİKRAR VE REFAH VURGUSU

    Fidan, Stratejik Çerçeve Anlaşması’yla çok alanda ve aynı anda nasıl işbirliği yürütülebileceğinin stratejik vizyonunun ortaya konacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Bu, iki ülke ilişkilerinin geleceği açısından önemli bir yol haritası teşkil edecek. İlişkilerimizi, daha önce de söylemiştim, kurumsallaştırarak ileriye götürmek, başarıyı bir tesadüf olmaktan çıkartmak, daha sistemli hale getirmek ve iki ülke arasındaki ilişkilerde kalıcı faydaları ortaya koymak arzusundayız.”

    Bölgenin ve Irak’ın iç karışıklıklarla, savaşla ve çatışmayla anılmasını istemediklerinin altını çizen Fidan, bu sebeple, ekonomik kalkınmanın ve siyasal istikrarın esas olmasını temenni ettiklerini belirtti. Fidan, Türkiye’nin terörle mücadele konusundaki yoğun temaslara ve işbirliği arayışlarına işaret ederek, “Irak’taki mevcut siyasal dengeleri çok fazla rahatsız etmeden, terörle mücadelede nasıl büyük adımlar atılabileceği” hususunda Bağdat hükümetiyle çok yoğun görüşmeler içerisinde olduklarını kaydetti.

    IRAK İLE TEMASLAR

    Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’in koordinasyonunda Irak Savunma Bakanlığı, istihbarat ve diğer güvenlik kurumlarından Türkiye’ye gelen heyete işaret eden Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ve İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu ile Irak’ı ziyaret ettiğini hatırlattı. Fidan, şunları söyledi: “Bu ziyaretimiz esnasında Cumhurbaşkanı’mızın Irak’a yapacağı ziyaretin stratejik çerçevesini de Iraklı muhataplarımızla uzun uzun tartışmıştık. Biz, Irak-Türkiye ilişkilerinin bölgemizde önemli bir örneklik teşkil edeceğine inanıyoruz. Özellikle Cumhurbaşkanı’mızın da çok önem verdiği Kalkınma Yolu Projesi’nin hayata geçmesi durumunda hem Irak halkı için, hem bölge halkları için çok önemli bir örnek teşkil edeceğine inanıyoruz.”

    Dışişleri Bakanı Fidan, bölgenin çatışmalarla, karışıklıklarla ve istikrarsızlıklarla değil kalkınmayla, teknolojiyle, refahla, istikrarla, kültürle ve sanatla gündeme gelmesi gerektiğini dile getirdi.

    IRAK’IN GAZZE KONUSUNDA TÜRKİYE’YE DESTEĞİ

    Kaynak: AA / Dünya
  • Bakan Şimşek “Bize güveniyorlar” diyerek duyurdu! İşte 2023’te Türkiye’ye sağlanan dış kaynak tutarı

    Bakan Şimşek “Bize güveniyorlar” diyerek duyurdu! İşte 2023’te Türkiye’ye sağlanan dış kaynak tutarı

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçen yıl uluslararası kuruluşlar, hükümet kuruluşları, ihracat kredi kuruluşları ve ticari kreditörlerden Türkiye‘deki çeşitli sektörlere sağlanan dış kaynak tutarının 8,8 milyar dolara ulaştığını belirterek, “Sağlanan bu kaynaklar, hem Türkiye‘ye hem de şeffaflık, tutarlılık, hesap verebilirlik ve öngörülebilirlik ilkelerini esas alan programımıza duyulan güvenin bir göstergesidir.” dedi.

    DEPREM BÖLGÖSİNDE FAALİYET GÖSTEREN İŞLETMLERE 640 MİLYON DOLAR KAYNAK SAĞLANDI

    Bakan Şimşek, Türkiye‘ye yönelik dış kaynak akışına ilişkin değerlendirmede bulundu. Dış finansman kuruluşlarından, ülkedeki kurumlara proje finansmanı kapsamında kaynak sağlamaya devam ettiklerini vurgulayan Şimşek, ayrıca bu kaynaklarla Kahramanmaraş merkezli depremlerin yol açtığı hasarların giderilmesi amacıyla bölgenin yeniden inşasına aracılık ettiklerini söyledi. Şimşek, 19-22 Aralık 2023 döneminde deprem bölgesinde faaliyet gösteren işletmeleri desteklemek amacıyla yaklaşık 640 milyon dolar kaynak sağlandığı bilgisini verdi.

    Bakan Şimşek, bu kapsamda İslam Kalkınma Bankasından Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’na (TSKB) sağlanan 100 milyon dolarlık finansmanın, depremlerden etkilenen illerdeki ekonomik faaliyetlerin yeniden canlandırılması ve güçlendirilmesi odaklı yatırımların finansmanı için kullanılacağını söyledi.

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek

    JICA’DAN 20 MİLYAR JAPON YENİ

    Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı’ndan (JICA) sağlanan 20 milyar Japon yeni tutarındaki finansmanın da Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) tarafından kullanılacağını aktaran Şimşek, bu kaynağın depremden etkilenen illerde mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin sermayelerini desteklemek amacıyla değerlendirileceğini ifade etti.

    KAYNAKLAR, 11 İLDEKİ EKONOMİK FAALİYETLERİN YENİDEN CANLANDIRILMASI İÇİN KULLANILACAK

    Şimşek, ayrıca Japonya Uluslararası İşbirliği Bankası’ndan (JBIC) Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB) ile TSKB’ye 200’er milyon dolar olmak üzere 400 milyon dolar finansman sağladıklarına dikkati çekerek, “Bu kaynak depremlerden etkilenen illerimizdeki ekonomik faaliyetlerin yeniden canlandırılması ve güçlendirilmesi odaklı, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi yatırımları ile ileri teknoloji destekli enerji verimliliği yatırımlarının finansmanına yönelik kullanılacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

    “BU KAYNAKLAR HEM TÜRKİYE’YE HEM DE PROGRAMIMIZA DUYULAN GÜVENİN BİR GÖSTERGESİ”

    Uluslararası kuruluşlar, hükümet kuruluşları, ihracat kredi kuruluşları ve ticari kreditörlerden geçen yıl ülkedeki çeşitli sektörlere sağlanan kaynağın 8,8 milyar dolara ulaştığını belirten Şimşek, şunları kaydetti: “Bu kaynağın 2,8 milyar dolarlık kısmı deprem bölgesinin kalkındırılması amacıyla sağlandı. Sağlanan bu kaynaklar, hem Türkiye’ye hem de şeffaflık, tutarlılık, hesap verebilirlik ve öngörülebilirlik ilkelerini esas alan programımıza duyulan güvenin bir göstergesidir.”

    Kaynak: AA / Güncel