Etiket: Hasta

  • Üsküdar’daki hastanenin ameliyathanesinde yangın! İtfaiye ekipleri 4 saatlik çalışmayla söndürebildi

    Üsküdar’daki hastanenin ameliyathanesinde yangın! İtfaiye ekipleri 4 saatlik çalışmayla söndürebildi

    Saat 02.30 sıralarında Üsküdar’daki Selimiye Mahallesi’nde bulunan Sultan Abdulhamit Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 6. katında bulunan ameliyathane kısmında henüz bilinmeyen bir nedenle çıktı. Hastaneden dumanların yükseldiğini fark eden görevliler itfaiyeye haber verdi.

    HASTALAR ÇEVRE HASTANELERE SEVK EDİLDİ

    Haber verilmesi üzerine hastaneye çevre ilçelerden çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. İtfaiye ekipleri yangına müdahale ederken hastanede tedavi gören hastalar hastanenin bahçesine çıkarıldı. Buradan ambulanslara alınan hastalar çevrede bulunan diğer hastanelere sevk edildi.

    “PENCEREYE ÇIKTIM BAKTIM Kİ KIVILCIMLAR ATIYOR DIŞARIYA”

    Hastanede yatan hastalardan biri, “Biz uyuyorduk, kattaki hemşireler ve hasta bakıcılar bize hemen boşaltmamızı söylediler. Bu arada tabii hemen pencereye çıktım baktım ki kıvılcımlar atıyor dışarıya. Karşımda da yaşlı bir amca vardı hemen onun fişlerini çektim ve sedyeyle dışarı çıkardım. Sonra görevliler ve itfaiye geldi ve diğer hastaları da tahliye ettiler” şeklinde konuştu.

    4 SAATLİK ÇALIŞMA SONUCU SÖNDÜRÜLDÜ

    Öte yandan hastanede çıkan yangın itfaiye ekiplerinin yaklaşık 4 saat süren çalışmaları sonucu tamamen söndürüldü.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel
  • Cerrahpaşa Tıp’ın ardından Kağıthane Devlet Hastanesi için tahliye kararı alındı

    Cerrahpaşa Tıp’ın ardından Kağıthane Devlet Hastanesi için tahliye kararı alındı

    İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’nın Fatih’te bulunan binalarında sağlık ve eğitim hizmeti, binalardaki deprem risk durumu sebebiyle durduruldu. Rektör Nuri Aydın, “Tüm dahili ve cerrahi bilimleri içerisinde barındıran toplam 17 ayrı bina ile Uğur Derman binası, yemekhane binası ve öğrenci yurt binalarının risk taşıdığı tespit edilmiştir. Acil ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları birimi haricindeki ayaktan ve yatan hasta kabulü ve tüm ameliyatlar durduruldu” dedi.

    DEPREME DAYANIKSIZ OLDUĞU TESPİT EDİLDİ

    Dün yaşanan gelişmenin ardından dikkat çeken bir karar daha alındı. Kağıthane Devlet Hastanesi’nin depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle taşınmasına karar verildi. Hastanenin kısa bir süre içinde tahliye edileceği bildirildi.

    SEYRANTEPE’DE HİZMET VERECEKLER

    Karar, hastane çalışanlarına tebliğ edildi. Bugün itibariyle gelen hastalara da durum açıklanıyor. Hastanedeki sağlık çalışanları Seyrantepe’deki Şişli Hamidiye Etfal Hastanesinde hizmet verecek.

  • Sağlık Bakanı Koca, İslahiye Devlet Hastanesi’nde açıklama yaptı Açıklaması

    Sağlık Bakanı Koca, İslahiye Devlet Hastanesi’nde açıklama yaptı Açıklaması

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ” Gaziantep‘te Nurdağı ve İslahiye haricinde şehir merkezindeki şebeke suyu, içme suyu olarak kullanılabilir.” dedi.

    İslahiye Devlet Hastanesi’ndeki incelemelerinin ardından açıklama yapan Koca, Osmaniye, Nurdağı ve İslahiye’deki çalışmaları yerinde incelediklerini söyledi.

    Koca, 6 Şubat ve sonrasında birbirini izleyen depremler sebebiyle İslahiye’de 1347, Nurdağı’nda 2 bin 170 kişinin hayatını kaybettiğini anımsatarak, Gaziantep genelinde can kayıplarının 3 bin 897’ye ulaştığını, Osmaniye‘de ise toplamda 993 kişinin vefat ettiğini bildirdi.

    Savaşta ve afetler karşısında gücünü birleştirmiş, şartlara teslim olmamış büyük millet olduklarını vurgulayan Koca, “Deprem 11 ilimizde 13,5 milyon insanımızı bir anda etkiledi. Fakat aynı anda 70 ilimizde bütün insanlık duygularını da harekete geçirdi. Deprem, toprakta yarılmalar meydana getirdi ama diğer 70 ilimizi alıp 11 afet şehrine adeta komşu yaptı. Devletimizin tüm kurumları ‘Büyük devlet ne demektir?’ bunun tarihi cevabını vermek için yarıştı.” diye konuştu.

    “Gaziantepli hastalardan 25 bin 276’sı taburcu oldu”

    Gaziantep’te 16 devlet hastanesi, 1 üniversite hastanesi, 2 toplum sağlığı merkezi, 167 aile sağlığı merkezi, sayısı 51’i bulan 112 istasyonları ve 104 sağlık evinin halen hizmet verdiğini aktaran Koca, şu bilgileri paylaştı:

    “Sağlık hizmetinde boşluğa meydan vermemek amacıyla ikisi İslahiye’de, biri Oğuzeli’nde, biri Nurdağı’nda olmak üzere toplam 4 sahra hastanesi kurulmuştur. Çadır kentlerde kurulan acil müdahale ünitelerinin sayısı 16’dır. Afet, yuvalarımızla depremin ardından çok ihtiyaç duyulacak sağlık hizmetinin verildiği yapıları da etkiledi. Sağlık hizmeti almaya mani durum olmadığı az önceki ifadelerimde açıktır. Bazı kurumlarımıza ait binaların hasar durumunu açıklamakta fayda görüyorum. Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin A ve B blokları ile Nurdağı Devlet Hastanemiz ağır hasarlıdır. İl genelindeki diğer sağlık kurumu binalarından 6’sı ağır, 5’i orta, 169’u az hasarlı durumdadır. 54’ünde hasar yoktur.

    Gaziantep’te il genelinde 627 eczane aktif olarak hizmet vermektedir. Afet bölgesinde 2 mobil eczane ile 2 sahra eczanesi depremzede vatandaşlarımıza ilaç ve eczacılık hizmeti sunmaktadır. İslahiye ilçesindeki 19 eczane ile Nurdağı ilçesindeki 11 eczane, maalesef hizmet verememekte. Bu iki ilçede İslahiye ve Nurdağı’nda birer çadır eczane açılmıştır. Ayrıca, sahra hastanelerimizde müdahale çadırlarımızda eczane hizmeti verilmektedir.”

    Bakan Koca, depreme bağlı sebeplerle tedavi altına alınan Gaziantepli hastalardan 25 bin 276’sının taburcu edildiğini, 656 hastanın tedavisinin serviste, 96’sının ise yoğun bakımda devam ettiğini aktararak, “Afetin yaşandığı ilk günden bugüne cerrahi müdahale yapılan Gaziantepli depremzede sayısı 1994’tür. Gaziantep’te 340 bin 150 kişiye birinci basamak temel sağlık hizmetleri ulaşmış, toplamda ise 636 bin 940 kişiye sağlık hizmeti verilmiştir. Acil başvuru sayısı 177 bin 311, tüm birimlere yapılan toplam başvuru sayısı ise 327 bin 596 olarak gerçekleşmiştir. Çadır kentlerdeki acil müdahale ünitelerinde yapılan muayene sayısı 22 bin 202’dir.” şeklinde konuştu.

    Bakan Koca, hafif yaralı olup tetanos aşısı yaptırmayan vatandaşlardan en yakın sağlık birimine müracaat etmelerini istedi.

    “Nurdağı ve İslahiye’de şebeke suyu içme suyu olarak kullanılmamalıdır”

    Depremden etkilenen illerde halk sağlığı açısından muhtemel sorunlara karşı gerekli çalışmaların yürütüldüğünü anlatan Koca, bunların başında su kaynaklı sorunların geldiğini vurguladı.

    Bakan Koca, özellikle İslahiye ve Nurdağı ilçeleriyle afetten hasar gören Gaziantep’te, su klorlama çalışmaları ve bakiye klor ölçümlerinin ilk günlerden itibaren düzenli olarak yapıldığının altını çizerek, şöyle devam etti:

    “Bu ölçümler için alınan 998 su örneğinden 938’inde klor oranı yeterli, 60’ında yetersiz bulundu. Su örnekleri mikrobiyolojik ve kimyasal açıdan da analiz edilmektedir. Bugüne kadar 736 su örneği alınmış, bu örneklerden 512’si sağlık açısından uygun, 103’ü ise uygunsuz bulunmuştur. Uygunsuz olduğu bilimsel olarak tespit edilen 103 su örneğinin 99’unda mikrobiyolojik, 29’unda kimyasal uygunsuzluk olduğu görülmüştür. Gerekli önlemler alınmaktadır. Bu bilgiler ışığında ısrarla vurgulamak isterim, Gaziantep’te, Nurdağı ve İslahiye haricinde şehir merkezindeki şebeke suyu içme suyu olarak kullanılabilir. Gaziantep’te Nurdağı ve İslahiye’de şebeke suyu içme suyu olarak kullanılmamalıdır.”

    “Salgın hastalık” riski gibi kritik konunun maalesef toplumun ruh halini dikkate almayacak üslup ve tarzla da dile getirildiğine dikkati çeken Koca, “Yetkili merci olarak yaptığımız açıklama çok nettir. Tüm sağlık tesislerimizde, İZCİ sistemi üzerinden ‘sendromik sürveyans’ etkin şekilde takip edilmektedir, halk sağlığını tehdit edecek bir durum bugün itibarıyla saptanmamıştır.” dedi.

    Osmaniye‘de hastane harici 61 sağlık tesisinden 43’ü hasarsız durumda”

    Osmaniye‘deki eczane ve hastanelerin durumuyla sağlık hizmetleri hakkında bilgi veren Koca, kentte 4 devlet hastanesi, 64 aile sağlığı merkezi, 112 acil istasyonlarından 28’i, 38 sağlık evi, 5 toplum sağlığı merkezinin hizmetlerine aksatmadan devam ettiğini söyledi.

    Sahra hastanesinde hastalarla aynı şekilde ilgilendiklerini vurgulayan Koca, şehre halen hizmet veren 202 eczane olduğunu kaydetti.

    Koca, Osmaniye‘de binası ağır hasar gören sağlık kurumunun, Bahçe ilçesindeki Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi olduğunu dile getirerek, “İl genelinde, hastane harici 61 sağlık tesisinden 43’ü hasarsız durumdadır. Hastane harici sağlık kurumlarına ait binalardan biri ağır, 5’i orta, 12’si ise az hasarlıdır. Hastanelerimizde servisler yatak doluluk oranı sadece yüzde 48’dir. Yoğun bakım yatak doluluk oranı ise yüzde 59’dur. Depreme bağlı sebeplerle yatırılarak tedavi edilen Osmaniyeli hastalarımızdan 2 bin 565’i çok şükür taburcu oldular. 30 depremzede hastamızın tedavisi ise halen serviste, 9 hastamızın tedavisi de yoğun bakımda devam etmektedir.” ifadesini kullandı.

    Osmaniye‘ye sayısı 7 bine varan sağlık çalışanıyla hizmet verdik”

    Bu afete karşı, Osmaniye‘ye sayısı 7 bine varan sağlık çalışanıyla hizmet verdiklerine işaret eden Koca, “Afetin yaşandığı ilk günden bu güne kadar 230 bin 944 hastamıza sağlık hizmeti verildi. Bunlardan 121 bin 153’ü birinci basamak sağlık hizmetidir. Acil hizmeti sayısı 54 bin 845’tir. Kurulan 7 Acil Müdahale Ünitesi’nde ise 14 bin 345 hastaya müdahale yapıldı. Bahçe ilçemizde hizmet veren Sahra Hastanesinde 6 bin 648 hasta muayene edilmiştir.” diye konuştu.

    Bakan Koca, Osmaniye ve ilçelerinde kurulan çadırlarda bugüne kadar 25 bin 507 kutu ilaç dağıtıldığını ve 4 bin 510 depremzedeye psikososyal destek hizmeti sunulduğu bilgisini vererek, “Yaralanmalar sebebiyle şartların zaruri kıldığı tetanos aşısı başta olmak üzere, aşılamada gerekli hassasiyet gösterilmektedir. Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamındaki bebek ve çocuk aşılamaları, belirlenen takvime uygun olarak devam etmektedir. Osmaniye ve ilçelerinde son 20 günde uygulanan toplam aşı dozu sayısı 10 bin 657’dir.” şeklinde konuştu.

    Halk sağlığı konusundaki hassasiyetlerinin deprem şehirlerinin her birinde bilindiğinden bahseden Koca, şunları söyledi:

    “Bu konudaki kriterimiz bilimdir. Bu konudaki ciddiyetimiz, canı yanmış insanlarımızın talep ettiği ciddiyettir. Osmaniye’de su klorlama çalışmaları, suda bakiye klor ölçümleri depremin ilk günlerinden itibaren devam etmektedir. Bugüne kadar 2 bin 48 su örneği alınmış, 1825 su örneğinde klor oranı yeterli, 223 su örneğinde ise yetersiz bulunmuştur. Su örneklerinin mikrobiyolojik ve kimyasal analizlerinde elde edilecek sonuçlar da hayati derecede önemlidir. Bu analizler için alınan 325 su örneğinden 214’ü uygun, 9’u uygunsuz bulunmuştur. 21 su örneğinde mikrobiyolojik, 83 su örneğinde ise kimyasal uygunsuzluk tespit edilmiştir. Gerekli önlemler alınmaktadır.”

    Son 20 günden 11 ilde 11 binin üzerinde bebek doğdu

    Bakan Koca, sağlık camiası olarak, depremzedelere ulaşmak, hizmet vermek için UMKE’yle 112’yle, Mobil Sağlık Ekipleri’yle, gönüllüler ve görevlilerle adeta 10 kişi gücünde olmaya gayret ettiklerini dil getirdi.

    Depremzedeler için yeniden organize ettikleri ALO 184 Deprem Sağlık Hattı’nın, gerekli kolaylığı sağlayacağını ifade eden Koca, “ALO 184 hattını arayan depremzede hastamız örneğin biten ilacı için veya tedavi için bize başvurabilir. Bir hastaneye sevkini isteyebilir. İhmal etmişse, tetanos aşısının yapılmasını talep edebilir. Sürekli bakıma muhtaç hastası için destek alabilir. Tıbbi malzeme ve cihaz ihtiyacını karşılayabilir. ALO 184, diyaliz hastaları, kemoterapisi aksayan, aksama ihtimali olan tüm depremzede hastalar için başvuru numarasıdır.” diye konuştu.

    Bakan Koca, ALO 184 Hattı’na son iki günde 7 bin 387 arama geldiğini, taleplerin yüzde 12’sini ameliyat dahil tedavi ihtiyacı, yüzde 5,5’ini ilaç ve aşı, yüzde 3’ünü tıbbi cihaz ve malzeme ihtiyacının oluşturduğunu aktardı.

    Aramaların yüzde 4’ü aksayan kemoterapiyle ilgili olduğunu anlatan Koca, taleplerin neredeyse tamamını karşıladıklarını belirtti.

    Koca, “yapıların depreme mukavemeti” konusunda sağlık kurumlarının daha da hayati önemi sebebiyle, Bakanlığın harekete geçtiğini, araştırma çalışmalarının ülke genelinde yürütüldüğünü ve koşullara uymayan binaların boşaltılacağını bildirdi.

    Adana Çukurova Üniversitesi’nin Balcalı Eğitim ve Araştırma Hastanesi binasının, depremde orta düzeyde hasar alan yapılardan biri olduğunu hatırlatan Koca, bu hastanenin tadilatı bitene kadar Çukurova Üniversitesi kadrosunun Yüreğir Devlet Hastanesi’nde hizmete devam edeceğini aktardı.

    Koca, son 20 günde 11 afet şehrinde 11 binin üzerinde bebek doğduğunu, yeni doğan her bebeğin, kendilerine verilmiş umut olduğunu ve inşa edecekleri yeni hayatın sağlamlığında ölçülerinin onlar olduğunu sözlerine ekledi.

    Kaynak: AA / Politika
  • Bakan Koca bizzat duyurdu! SMA’lı çocuklara umut olacak gelişme

    Bakan Koca bizzat duyurdu! SMA’lı çocuklara umut olacak gelişme

    SMA Bilim Kurulu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın başkanlığında toplandı. Toplantıda SMA taramalarının sonuçları, tedavisi devam eden hastaların tedavi süreçleri ve tedavi yöntemlerindeki son gelişmeler ele alındı.

    Bakan Koca, toplantının ardından yaptığı açıklamada SMA hastalığında iki ilacın tedavi rehberinde olduğunu söyledi. Bakan Koca, “SMA Bilim Kurulumuz toplandı. Evlilik öncesi ve yenidoğan taramaları önemli tedaviye erken başlanmasını sağladı. Bu sayede yükleme dozunu alanlar için 6 aylık sağ kalım %100. Artık iki ilaç tedavi rehberinde.” ifadelerini kullandı.

    “NUSİNERSEN TEDAVİSİNİ 1024 HASTA ÜCRETSİZ ALIYOR”

    Bakan Koca, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bilindiği üzere SMA kalıtsal, ilerleyici, kronik, nörolojik bir hastalıktır. 2016 yılına kadar dünyada bilinen bir tedavisi olmayan bu hastalık dolayısıyla hastalığın tip 1 formu görülen bebeklerin %90’ına yakınını 2 yaşına gelmeden kaybediyorduk. 2016 yılında Nusinersen etken maddeli ilacın dünyada uygulanmaya başlanmasından sonra bu bebekleri hayatta tutmak için bir imkan oluştu. Bu gelişmenin hemen akabinde ülkemizde pek çok dünya ülkesinde örnek olabilecek şekilde Nusinersen tedavisi tüm hastalarımıza ücretsiz olarak verilmeye başlandı. Şu anda 1024 hastamız bu tedaviyi ücretsiz olarak alıyor.

    “753 BİN 350 BEBEK SMA AÇISINDAN TARANDI”

    Zaman içerisinde bilimsel veriler bu tedavinin daha etkin olması için mümkün olan en erken zamanda uygulanmasının gerekli olduğunu gösterdi. Bunu sağlamak için yenidoğan döneminde hastalığın taranarak tedavinin mümkünse bulgular gelişmeden verilmesi önemlidir. Sağlık Bakanlığı olarak bilim kurulumuzun tavsiyeleri doğrultusunda ülkemizin her köşesinde doğan tüm bebekleri kapsayacak şekilde Mayıs 2022’de SMA yeni doğan tarama programını başlattık. Bu kapsamda bugüne kadar 753.350 Bebek SMA açısından tarandı. Bu bebeklerden ilaç tedavisi alması gerektiği hekimlerince tespit edilenlere en kısa sürede tedavilerini ulaştırdık. Yenidoğan tarama programında tanı alarak Nusinersen tedavisinin yükleme dozu tamamlanan bebeklerimizde ilk 6 aylık süreçte sağ kalım oranımız %100 olarak gerçekleşti.

    “EVLİLİK ÖNCESİ TARAMA PROGRAMINI HAYATA GEÇİRDİK”

    SMA konusundaki bilimsel gelişmeler sadece tedavi ile kısıtlı kalmadı. Hastalığın önlenmesi konusunda da son 5 yılda önemli gelişmeler oldu. Bilim Kurulumuzla birlikte bu gelişmeleri titizlikle takip ettik ve dünyada çok az ülkenin yapabildiği evlilik öncesi tarama programını hayata geçirdik. Bu program hem yeni evlenecek çiftleri hem de istemeleri halinde bu uygulama başlamadan önce evlenen çiftleri kapsıyor. Bu taramada SMA taşıyıcılığı saptanan çiftlere genetik danışmanlık ve sağlıklı bebek sahibi olmalarını sağlayacak seçici gebelik uygulaması ücretsiz olarak sağlanıyor. Ülkemiz bunu dünyada yapabilen birkaç ülkeden biridir.

    “YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”

    İlk ilaç tedavisinin hastalarımıza ulaştırılmasının ve verilerinin takip edilmesinin yanı sıra SMA’da kullanılmak üzere geliştirilen diğer ilaçlarla ilgili bilimsel gelişmeler de Bilim Kurulumuz vasıtasıyla yakından takip edilmektedir. Bu bağlamda Nusinersen ile birlikte Risdiplam etken maddeli ilaç ve Zolgensma isimli ilaçlarla ilgili tüm veriler de izlenmektedir.

    “İLAÇ RUHSATLANDIRILMASINDA SON AŞAMAYA GELİNDİ”

    Bu tedavilerin üçü de gen temelli tedavilerdir. Her üç tedavinin de birbirlerine üstünlüğü gösterilememiştir. Bunlardan Risdiplam etken maddeli ilacın ülkemize girmesi için gerekli yasal prosedürler ilgili firma tarafından tamamlanarak başvurusu yapılmıştır. Hastalarımıza solüsyon şeklinde oral yolla verme olanağı da sunacak bu ilaçla ilgili bilimsel veriler değerlendirilmiş, ilgili ilacın ruhsatlandırılması için son aşamaya gelinmiştir. Bilim kurulumuzca yapılan bugünkü toplantımızda ilacın ne şekilde hazırlanıp, hastalarımıza nasıl ulaştırılacağına kadar Sağlık Sistemimizin üzerine düşen tüm detaylar titizlikle değerlendirilmiştir. Bu ilaçla ilgili ruhsat sürecini önümüzdeki günlerde sonuçlandırmış olacağız. Bu ilacın etkinliği bilinen Nursinersen tedavisinin uygulanmasının güç olduğu hastalar için seçenek olarak sunulmasına karar verilmiştir. Ülke verileri arttıkça Bilim Kurulu tarafından uygulama esasları yeniden gözden geçirilecektir.

    “ZOLGENSMA TEDAVİSİNDE CİDDİ ÇEKİNCELER OLUŞMUŞTUR”

    Ayrıca hastalarımız için üçüncü seçenek olan Zolgensma tedavisi ile ilgili tüm bilimsel verileri ve gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Daha önce de ifade edildiği üzere, Bakanlığımız için esas olan Bilim Kurullarımızın değerlendirmesi ve hastalarımızın global aktörlerin vereceği zararlardan korunmasıdır. Bu anlamda adı geçen ilaçla ilgili gerek bilimsel veriler, gerekse hastalar üzerine uygulamalar konusunda ciddi çekinceler oluşmuştur. İlacın Amerika Birleşik Devletlerinde Ruhsatlandırılmasına esas teşkil eden deneyin sonuçlarında tutarsızlıklar görülerek bu verilerin yer aldığı bilimsel yayın çok prestijli bir bilimsel dergiden kaldırılmak zorunda kalmıştır.

    “YARDIM KAMPANYALARININ HİÇBİRİSİNE ONAY VERMİYORUZ”

    Etkisiz olduğu açıkça bilinen solunum cihazına bağımlı Tip1 ve bazı Tip 2 hastalar ile semptomları ilerlemiş çocuklara, ailelerinin hayalleri ile oynanması pahasına, yurt dışında bazı hekimler tarafından belli bazı ülkelerde ilaç uygulamaları yapılmaktadır. Bu noktada ülkemizde doğan her SMA’lı bebeğin etkinliği bilinen bir tedaviyi aldığını ve yapılan SMA yardım kampanyalarının hiçbirisine Sağlık Bakanlığı olarak onay vermediğimizin bilinmesini isteriz. Zolgensma tedavisinin semptomlu hastalara fayda göstermediği bilinmektedir. Ancak semptom gösteren, hatta cihaza bağlı ve tedaviden hiçbir fayda görmeyecek bu hastalar için dahi kampanyalar yapılmaktadır. Hatta onayımız dışında, bu tür kampanyalarla yurt dışına götürülerek Zolgensma tedavisi alan ve yarar görmeyince tekrar Nusinersen tedavisine devam etmek için Bakanlığımıza başvuru yapılan çok sayıda bebeğimiz mevcuttur.

    “BİLİM KURULUMUZ EN KISA SÜREDE DEĞERLENDİRMEYİ YAPACAK”

    Tüm bu tabloya rağmen hastalarımıza ek bir fayda sağlayabileceği ihtimalini gözardı etmemek için ilgili firma yetkilileri ile Ülkemize ilacın girişi için yasal bir başvuruları olmamasına rağmen görüşülmüş ve bilimsel kanıtları temin edilerek Bilim Kurulumuza bu veriler yeniden sunulmuştur. Bilim kurulumuzca yapılan değerlendirmede Zolgensma isimli ilaçla tedavinin diğer tedavilere üstünlüğünü gösteren karşılaştırmalı bir bilimsel çalışmanın halen bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca Avrupa İlaç Ajansı Zolgensma tedavisinde ortaya çıkan yan etkiler nedeniyle 12 aydan büyük çocuklara yakın zamanda kısıtlama getirmiştir. Bu durum Bilim Kurulumuz tarafından yakından takip edilmektedir. Ancak, Zolgensma isimli ilacın 0-6 hafta yenidoğan taramasından gelen semptomu olmayan SMA Tip 1 bebekler üzerinde diğer ilaçlara benzer etkinliği olduğunu gösteren son 5 ay içerisinde yayınlanan çalışmalar bulunmaktadır. Yeni bir inceleme yapılması için ilgili firmadan gerçek yaşam verileri talep edilerek yeni bir değerlendirme yapılmasının uygun olacağı düşünülmüştür. SMA Bilim Kurulumuz en kısa sürede bu değerlendirmeyi yapacaktır.

    “UMUDUN SUİSTİMALİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    SMA tedavisinde dünyada kullanılan üç ilaçtan Nursinersen ülkemizde ruhsatlandırılmış, Risdiplam ruhsat müracaatını yapmış ve son aşamaya gelmiştir. Zolgensma ise ruhsatlandırmaya esas hiçbir girişimde bulunmamıştır. Tedavinin izlenebilir ve güvenli uygulaması açısından ruhsatlandırma son derece önemlidir. SMA hastalarımız ve aileleri için gerçekçi beklentilere dayalı sağlık hizmeti ve bakımını, standart bakım kurallarına uyarak en üst düzeyde sürdürmeyi hedefliyoruz. Özellikle belirtmek isteriz ki, umudun suistimaline şimdiye kadar izin vermediğimiz gibi bundan sonra da izin vermeyeceğiz. Ailelerimizin umudunun ticari amaçlara alet edilmesine rıza göstermeyeceğiz. Daha önce çocuklarımızın denek olarak kullanılmasına izin vermeyeceğimizi beyan etmiştik. Bu konumumuzu koruduğumuzun bilinmesini isteriz. Ancak bilimsel kanıtla etkinliği ispat edilmiş her tedavi için ise gereken kolaylığı sağlamaya hazırız.

    Kaynak: AA / Güncel
  • Muğla Büyükşehir Hasta ve Hasta Yakınlarını Misafir Ediyor

    Muğla Büyükşehir Hasta ve Hasta Yakınlarını Misafir Ediyor

    Muğla Büyükşehir Belediyesi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne tetkik ve tedavi için gelen ve bu tedavileri birkaç gün sürecek gereksinim sahibi hasta ve hasta yakınlarını konuk ediyor.

    Muğla’nın 13 ilçesinden vilayet merkezi Menteşe’de bulunan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne tetkik ve tedavi için gelen ve tedavileri birkaç gün sürecek gereksinim sahibi hasta ve hasta yakınları Büyükşehir Belediyesi tarafından mutabakatlı otellerde konuk ediliyor.

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir günden daha fazla tedavi göreceğini belgeleyen hasta ve hasta yakınları Muğla Büyükşehir Belediyesi 444 48 01 Davet Merkezi üzerinden Sıhhat Hizmetleri Şube Müdürlüğü’ne başvurabiliyor. Sıhhat kuruluşunda tedavi gördüğünü beyan eden bireyler tedavileri mühletince Büyükşehir Belediyesi’nin mutabakatlı olduğu otellerde konuk ediliyor. Konaklama hizmetinden yararlanan vatandaşlar otelin tüm hizmetlerinden de yararlanabiliyor.

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Filmlerdeki o sahne tıbba göre imkansız

    Filmlerdeki o sahne tıbba göre imkansız

    İzlediğiniz sinemalarda, monitörde hastanın kalp ritmi düz bir çizgiye dönüştüğünde tabibin şok verdiğini ve hastayı yine hayata döndürdüğünü görürseniz o sahnenin tıbbi açıdan gerçek olmadığı çok net olarak söylenebilir.

    Çünkü kalp elektrokardiyografisinin asistol denen düz çizgi gösterdiği bir kalbe şok verilmez. Öbür bir söz ile bu ritm şoklanabilir bir ritm değildir. Bu durumda yapılması gereken şey kalp masajıdır ve tıbbi takım geldiğinde de verilmesi gereken medikal tedavi algoritması özeldir.

    Memorial Bahçelievler Hastanesi’nden Kardiyoloji ve Kardiyovasküler Görüntüleme Uzmanı Dr. Özge Özden, sinemalardaki kimi sahnelerin neden yanlışsız olmadığını tıbbi açıdan şöyle açıklıyor:

    “Bir hastanın kalbinde ventriküler fibrilasyon denen kaotik ritm bozukluğunda elektrik şoku vermek hayat kurtarıcı bir müdahaledir ve bu ritm şoklanabilir bir ritmdir. Lakin kalp monitöründe asistol olarak bilinen düz bir çizgi görüldüğü durumda kalp elektrik şokuna karşılık vermez, bu ritm şoklanabiir bir ritm değildir ve kalp masajı yapmak gerekir.

    Bu hususta eğitimi olmayan bireylerin, kalbi duran bir bireyde uygulayabileceği Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) aygıtları ritmi tanıyacağından tıbbi grup gelinceye kadar kullanılması hayat kurtarıcı bir aygıttır ve kullanımının yaygınlaşması kritik kıymete sahiptir.

    Fakat birtakım sinemalarda düz çizen elektrik şokuna elektrik şoku verildiğini görüyoruz ve bu aslında yanlışsız bir tıbbi uygulama değil.

    Bu ortada, birtakım sinemalarda, elektrik şoklaması yapılan hastanın olağan ritmine döner dönmez süratlice konuştuğu ve hatta süratlice taburcu edildiğini görüyoruz. Gerçek hayatta bu türlü bir şey görme ihtimalimiz pek yok. Bu usul hastalarda, bu duruma neden olan, altta yatan özel bir neden olmaktadır ve bu durum tespit edilip gerekli tedaviler yapılmaktadır sonrasında da birtakım tedbirler alınmaktadır. Hatta birtakım hastaların, altta yatan sebebe bağlı olmakla birlikte ICD (implantable cardiac defibrillator) denen şoklama özelliğine sahip kalp pilleri ile kalan hayatına devam etmesi gerekebilmektedir.

    Televizyon dünyasındaki bir başka yanılgı ise hayat kurtarıcı müdahalelerin herkeste işe yaradığı. Malesef gerçek hayatta durum bu türlü değil. Kardiyak arrest sonrası CPR yapılan hastaların hepsi yaşamıyor, yaşasa bile yalnızca bir kısmı taburcu edilebiliyor. Dahası CPR sonrasında hasta kurtulsa bile kaburgalarda kırık oluşabiliyor, beyin hasarı olabiliyor.

    DR. ÖZDEN: “FİLM ÜRETİMCİLERİ TIBBI TAKVİYE ALMALI”

    Filmlerdeki tıbbi sahnelerin, husus hakkında tecrübeli şahıslardan danışmanlık alınarak çekilmesinin hayli değerli olduğunu düşünüyorum. Her şeyden evvel bu sinemalar, senaryolar yanlış bilgi içermemeli. Hukukla, siyasetle ya da sanatla ilgili teknik olarak yanlış bir bilgiyi nasıl tercih etmiyorsak, hayli kritik olan ve büyük kitlelerin izleyip bir şeyler öğrendiği sıhhatle ilgili yanlış bilgileri de tercih etmiyoruz elbette.”

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Ameliyatsız Mide Küçültme Vücuda Sağlık ve Form Veriyor

    Ameliyatsız Mide Küçültme Vücuda Sağlık ve Form Veriyor

    Çağımızın hastalığı obezite, günümüzde tüm dünyada en önemli sıhhat sıkıntılarından birini oluşturuyor. Son yıllarda sıklığı artan obezitenin artış trendinde olduğu ve süratle yaygınlaşmaya devam edeceği öngörülüyor. Yapılan çalışmalar ülkemizdeki obezite sıklığının %33 olduğunu, yani artık her 3 şahıstan birinin obez olduğunu gösteriyor. Türkiye obezite görülme sıklığı konusunda Avrupa’da birinci sırada yer alıyor. Günümüzde obezite tedavisi ameliyatsız bir formda, teknolojik bir teknikle ağızdan mideye girilerek büsbütün endoskopik olan ve kesi yapılmaksızın uygulanan mide küçültme prosedürüyle yapılabiliyor. Şişli Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Yaşar Çolak, endoskopik mide küçültme süreci hakkında bilgi verdi.

    Obezite birçok hastalığı beraberinde getiriyor

    Obezite yalnızca dış görünüş derdi ve estetik bir sorun değildir, birçok kronik sıhhat problemini beraberinde getirmektedir. Yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği karaciğer yağlanması, bel fıtığı, diz ve eklem şikayetleri, kalp damar hastalıkları, kalp krizi ve birçok kanserle de yakından bağlıdır. Obezite bilhassa bayanlarda; göğüs, rahim ve yumurtalık kanserleri, erkeklerde; mide ve kolon kanseri üzere kanserleri üzere aslında en sık görülen kanserleri tetiklemektedir. Ayrıyeten karaciğer, pankreas ve böbrek kanseri sıklığında da önemli artışlara neden olmaktadır. Obez bireyler olağan kilodaki insanlara nazaran hem kalp damar hastalıkları hem de kanserler nedeni ile daha erken yaşlarda hayatlarını kaybedebilmektedir.  

    Endoskopik mide küçültme süreci avantajları ile öne çıkıyor

    Son yıllarda obezite tedavisinde obezite ameliyatlarına ek olarak alternatif, çağdaş endoskopik prosedürler de kullanılmaya başlanmıştır. Bu sistemler içinde en öne çıkan uygulama ise endoskopik mide küçültme prosedürüdür. Endoskopik mide küçültme; rastgele bir kesi yapılmadan, endoskopi sürecindeki üzere ağız boşluğundan mideye ulaşılıp, midenin içinden dikişler atılarak midenin küçültüldüğü bir süreçtir. Karından rastgele bir kesi yapılmamakta ve midenin rastgele bir kısmı kesilip çıkartılmamaktadır. Bu da sürecin hem risklerini minimuma indirmekte hem de çok süratli bir düzgünleşme devri avantajlarını sunmaktadır. Endoskopik mide küçültme süreci için 2 kriter bulunmaktadır. Bunlardan biri Beden Kitle İndeksi’nin (VKİ) 30’un üzerinde olması, oburu de kişinin doğal yolları denemiş ve kilo verememiş olmasıdır. Öncelikle kişi obezite hastası olarak tanımlanmış olmalıdır. Boya nazaran kilonun oranını gösteren VKİ, 30’un üstünde olmalıdır. Bu oranın olağan pahası 25’in altıdır. VKİ’nin 25-30 olduğu küme; kilolu, 30’un üstü olduğu küme ise obez olarak isimlendirilmektedir.  İkinci kriter ise kişinin en az 6 ay boyunca diyet yapması, fizikî aktiviteyi artırması ve spor yapmasına karşın kâfi kilo verememesi ya da kilo verip, kilolarını tekrar alması yani doğal usullerle kilo kaybı sağlayamamasıdır. 

    Hastalar günlük hayatlarına süratlice dönebiliyor

    Obez bireylerde mide hacmi 1500-2500 mililitre kadardır. Endoskopik mide küçülteme operasyonuyla bu hacim 300 mililitreye kadar indirilebilmektedir. Operasyondan 1 hafta kadar evvel bir denetim endoskopisi yapılması gerekmektedir. Buradaki emel, midenin içine atılacak dikişlere pürüz teşkil edecek gastrit, ülser ve tümör üzere hastalıkların varlığını belirleyebilmek ve süreçten evvel tedavi etmektir. Tekrar süreçten 1 hafta kadar evvel mide kollayıcı ilaç kullanılması önerilmektedir. Operasyon günü ise hasta aç gelmelidir. Endoskopik mide küçültme süreci sonrasında hasta 1 gece hastanede kalır, sonraki gün ise taburcu olmaktadır. Hastanede kalış yalnızca denetim hedeflidir, hastaların daha konforlu bir gece geçirmeleri içindir. Operasyon sonrasında hasta 2 gün içinde olağan yaşantısına geri dönebilmektedir. 

    Mide rastgele bir kısmı çıkarılmadan küçültülüyor

    Endoskopik mide küçültme süreci genel anestezi altında yapılmakta olup, uygulama yaklaşık 1,5 saat sürmektedir. Özel donanımlı, ucunda dikiş seti olan endoskopik bir aygıtla ağız boşluğundan midenin içine girilip midenin içinden tam kat dikişler atılarak midenin hacmi küçültülmektedir. Endoskopik mide küçültme süreci, obezite cerrahisinde karşılaşılabilecek risklerin minimuma indirmesiyle avantaj sağlamaktadır. Endoskopik mide küçültme sürecinde midenin rastgele bir kısmı çıkarılmaz, mide kendi içine dikilerek küçültülmektedir. Dikilen alanlar ise büzüşük bir halde kalmaya devam etmektedir. Midenin rastgele bir kısmının çıkarılmamış olması öteki bir avantaj daha sağlamaktadır. O da obezite ameliyatları sonrasında görülebilen vitamin ve demir eksikliklerinin yaşanmamasıdır. Endoskopik mide küçültme sürecinden sonra hasta vitamin ya da demir desteği kullanmak durumunda kalmamaktadır. Güzelleşme müddetinin daha süratli olması öbür bir avantajıdır. 

    Güvenli ve yan tesiri çok düşük bir işlemdir

    Konusunda uzman tabipler tarafında yapılması gereken endoskopik mide küçültme süreci ehil ellerde epey inançlıdır. Yapılan çalışmalarda önemli bir yan tesirinin olmadığı kanıtlanmıştır. Dünya ölçeğindeki büyük sıhhat otoriteleri, Amerikan Sıhhat Dairesi (FDA) tarafından da onaylanmış bir süreçtir. Süreçten sonra bir diyetisyen denetiminde hastalar belli aralıklarla sistemli olarak takip edilmektedir. Süreçten sonraki birinci 1 hafta sıvı bir diyetle beslenilmesi önerilmektedir. 2. hafta püre usulünde daha yumuşak besinlere, 3. hafta ise olağan besinlere kademeli olarak geçilmesi sağlanmaktadır. Endoskopik mide küçültme sürecinden sonra yaklaşık yüzde 20- 30 civarında kilo kaybı olması beklenmektedir. Kişi endoskopik mide küçültme süreci sonrası kısa müddette iş ve toplumsal ömrüne dönebilmekte, süratlice kilo vererek obezitenin olumsuz tesirlerinden kurtulmakta ve ülkü formuna kavuşabilmektedir.  

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı