Etiket: Kadın

  • HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’ndan İHA muhabirine önemli açıklamalar

    HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’ndan İHA muhabirine önemli açıklamalar

    Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Cumhur İttifakı’na katılım süreci ve parti politikalarıyla ilgili İHA muhabirine özel açıklamalarda bulundu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ile geçekleştirdiği görüşme sonrasında HÜDA-PAR’ın Cumhur İttifakı’na dahil olmasının ardından gözler HÜDA-PAR cephesine çevrildi. Yaşanan süreç ve parti politikalarıyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan Yapıcıoğlu, “Hem Cumhurbaşkanlığı hem de parlamento seçiminde birlikte hareket etmek için Cumhurbaşkanı bize Cumhur İttifakı’na katılmamız ve destek vermemiz doğrultusunda bir talepte bulundu” dedi.

    “Biz Cumhurbaşkanı’na Cumhurbaşkanlığı seçiminde destek vereceğimizi açıkladık”

    “Sanki ittifak yapan partilerin programları ya da memleketin tüm meseleleriyle ilgili düşünceleri tam bir uyum içerisinde olmak zorundaymış gibi cümleler kuruluyor”

    HÜDA-PAR’ın Cumhur İttifakı’nda kendi programı ve kendi kimliğiyle yer alacağını, ittifaktaki partilerin düşüncelerinin birebir uyuşmasına gerek olmadığını vurgulayan Yapıcıoğlu, konuya ilişkin şu sözleri kaydetti:

    “Hem AK Parti hem de Milliyetçi Hareket Partisi tarafından bu konuyla ilgili birçok açıklama yapıldı. Cumhur İttifakı’nda bulunan partilerin hiçbiri diğer partilere iltihak etmiş değil. Hatta 2018 seçimlerinde AK Parti listelerinden seçime katılan Büyük Birlik Partisi bile kendi programı, duruşu ve siyasi görüşü ayrı olan bir partidir. Biz de henüz bu görüşmelere başlamadan önce de bir ittifak içerisinde yer alabileceğimizi ama kendi programımız, rengimiz ve kimliğimizle bir ittifak içerisinde yer alma imkanı varsa bunu değerlendirebileceğimizi söyledik. Israrla bu konu üzerinde sorular soruluyor. Bir şeyler kaşınmak istiyor. Sanki ittifak yapan partilerin programları ya da memleketin tüm meseleleriyle ilgili düşünceleri tam bir uyum içerisinde olmak zorundaymış gibi cümleler kuruluyor. Böyle bir zorunluluk yok. Eğer HÜDA-PAR Cumhur İttifakı’na katılıp yoluna orada devam edecekse, HÜDA-PAR ne AK Parti’ye ne de Cumhur İttifakı’nın bileşenleri olan diğer partilere iltihak etmeyecek. HÜDA-PAR kendi kimliğiyle kalacak. Elbette diğer partilerin de öyle. Farklı programlara sahip AK Parti ve MHP’nin de bazı konularda dünya görüşleri farklı. Elbette birbiriyle örtüşen noktalara da sahipler. Ama bu ittifak geçen seçimden bu yana sorunsuz yürüyor. Herhangi bir meselede bir koalisyon gibi bütün partilerin ortak imzasıyla bir politika yürütülecek derseniz o zaman sıkıntı çıkar. Bu ittifakın içerisinde yer aldığı için MHP kendi kimliğinden vazgeçti mi, geçmedi. Eğer olacaksa biz de kendi kimliğimizle bu ittifakın içerisinde yer alacağız. Anlaştığımız noktalarda daha büyük hedefler varken, dışarıdan bu kadar saldırı varken ya da memleket bu kadar zor bir süreçten geçerken bunlara takılıp bir fitne çıkartmaya çalışanlar kendi umduklarını bulamayacaklar, hevesleri kursaklarında kalacak.”

    “Sapıklık özgürlüğü yoktur. Bizim inancımızda böyle bir özgürlük yoktur”

    Genel Başkan Yapıcıoğlu, parti programında yer alan “Hakaret, iftira, şiddete başvurma, ırkçılık, ayrımcılık, toplumun kutsal değerlerini aşağılama ve insan fıtratına aykırı fiillerin savunulması, düşünce özgürlüğü olarak değerlendirilemez ve himaye edilemez” politikasında yer alan insan fıtratına aykırı fiillerin ne olduğuna dair sorulan soru üzerine “Tam özgürlükçülük diye bir şey hiçbir düşünce sisteminde yoktur. Hiç kimsenin toplumun haklarını çiğnemeye, toplumun huzurunu ve düzenini bozmaya bir hürriyeti olamaz. Başkasının özgürlüğünün başladığı yerde sizin özgürlüğünüz biter. Örneğin sapıklık özgürlüğü yoktur. Bizim inancımızda böyle bir özgürlük yoktur. Onlar gayri fıtri hareketlerdir. Siz o hareketleri yayma ve propagandasını yapma özgürlüğüne sahip olamazsınız. Bizim düşündüğümüz düzende ve idare tarzında böyle bir özgürlüğü biz tanımıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “25 yıl evli kalan kadın özellikle de anneyse primleri devlet tarafından karşılanmak üzere emeklilik hakkı tanınmalıdır”

    Kadınların erkeklerle birlikte çalışması ve kadınların çalışma hayatında bulunmasına yönelik olarak fikirlerini açıklayan Genel Başkan Zekeriya Yapıcıoğlu, “Kadınlar ile erkekler eğer kadınların biyolojik ve fiziki özelliklerine uygunsa çalışması mümkündür. Mesela maden işçiliği gibi ağır bir alanda kadınları çalıştırabilir misiniz? Kadın fıtratı itibarıyla narin ve naziktir. Fiziki güç isteyen işlerde kadınları çalıştırmak zulümdür. Kadın eğer çalışmak istiyorsa çalışmalıdır. Zorunda olduğu için çalışmamalıdır. Hiçbir kadın çalışmak zorunda kalmamalıdır. Eğer istiyorsa önüne hiçbir engel koyulmamalıdır. Kadının fıtratına uygun olmayan, gücünü aşan işlerde çalışmamalıdır. Çocuklar için de aynısı geçerlidir. Çocuklar çalıştırılmamalıdır. Eğer bir kadın ya da çocuk ihtiyaç nedeniyle çalışmak zorundaysa devlet ve yönetim o çocuk ve kadının bütün ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Annelik çok kutsal bir iştir. Sadece bir alanda değil. Pek çok mesleğin aynı anda icra edilmesidir annelik. Çocuk yetiştirmek toplumun geleceği açısından çok ulvi bir görevdir. Çok özveri isteyen iştir. Bu işin hafta sonu izni veya çalışma saatleri yoktur. Bu yüzden biz, 25 yıl evli kalan kadın özellikle de anneyse primleri devlet tarafından karşılanmak üzere emeklilik hakkı tanınmalıdır” dedi.

    “Anayasayı değiştirmek için bütün siyasi tarafları bir masa etrafında toplar bu toplumun gerçekten kendi anayasasını yapmasını sağlardım”

    Eğer yarın cumhurbaşkanı olabilseydi ilk olarak neyi değiştirirdi sorusunun üzerine anayasayı, eğitim sistemini ve yargı sistemini değiştireceğini belirten Yapıcıoğlu,

    “Anayasayı değiştirirdim. Tamamen sivil bir anayasa yapardım. Anayasayı tek başıma cumhurbaşkanı olarak değiştirmezdim. Anayasayı değiştirmek için bütün siyasi tarafları bir masa etrafında toplar bu toplumun gerçekten kendi anayasasını yapmasını sağlardım. 1982 Anayasası, 12 Eylül 1980’de yönetime el koyan askeri bir cunta tarafından hazırlanan bir anayasadır. 20 kere değişime uğramış ama halen devam ediyor. Eğitim sistemiyle ilgili ciddi değişiklikler yapmak gerekiyor. Eğitimde bir sistem yok. Hükümetlere göre değil bakanlara göre değişiyor. Sürekli bir yaz boz tahtası. Adalet sistemine çok ciddi bir dokunuş gerekiyor. Tam bağımsız bir yargının oluşması için müdahalelerde bulunmak gerekiyor. Herhangi bir kişi veya partinin tek başına sadece kendi düşünceleri doğrultusunda toplumu ikna etmeden ya da toplumun farklı kesimleriyle bir konsensüs oluşturmadan bu değişiklikleri yapması mümkün değil. Birileri ben hükümet olursam sihirli değnekle dokunur gibi her şeyi bir anda değiştirebilirim, hayır. Hiç kimse tek başına bütün toplumun temsilcisi olamaz. Cumhurbaşkanı bir kral değildir, olmamalıdır” açıklamalarında bulundu.

    “HÜDA-PAR’ın oylarının arttığını, onlar da yaptırdıkları kamuoyu araştırmalarıyla görüyorlar”

    HÜDA-PAR’ın 2018 seçimlerinde de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklediğine ve bununla ilgili yapılan açıklamalar olduğuna ama 5 yıl önce gerçekleştirilen seçim öncesinde bu konunun bu kadar tartışılmamasının nedenini artan oy oranlarına bağlayan HÜDA-PAR lideri Yapıcıoğlu, “Biz 2018 Genel Seçimleri’nde de Cumhurbaşkanını destekleyeceğimizi söyledik ve destekledik. Fakat parlamento seçimlerinde biz kendi adaylarımızla seçimlere katıldık. 2018’de bu kadar yaygara çıkmadı çünkü o zaman 6 farklı cumhurbaşkanı adayı vardı. Seçimlerin birinci turda bitme ihtimali yüksekti. İkinci tura kalsaydı belki o zaman yaygara çıkacaktı. Muhalefet kesimi seçimlerin ikinci tura kalacağını bekliyordu. Mevcut dengeyi bizim değiştirebilme potansiyelini bizden beklemiyorlardı. Şu anda ise muhalefet kendisini cumhurbaşkanı seçimini kazanmaya yakın görüyor. Ama aslında dengeli bir durum var. On bin oyun çok şeyi değiştirebileceğini muhalefet de görüyor. HÜDA-PAR’ın oylarının arttığını onlarda yaptırdıkları kamuoyu araştırmalarıyla görüyorlar. Her ne kadar bazı şirketler bize karşı bir karartma uygulasalar da. Bu dengeler bozulduğu için birilerinin dengesi bozuldu. Denge bozulduğu için birilerinin kimyası bozuldu. Hem Millet İttifakı’ndaki partiler hem de herhangi bir ittifak içerisinde olmayan pek çok partiyle görüştük. Fakat Millet İttifakı’na katılım yönünde resmi bir davet gelmedi. 6’lı Masa’nın haricindeki birçok partiden resmi davet geldi. Ama onlar çok uygulanabilir ve gerçekçi davetler olmadığı için onları çok düşünmedik” dedi.

    Ayrıca HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu parti olarak 2023 Genel Seçimleri’ndeki hedeflerinin yüzde 3 olduğunu ve eğer o hedefi yakalayabilirlerse her seçimde bunun üzerine ilave ederek çıtayı yükselteceklerini vurguladı. – ANKARA

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika
  • Erbakan’ın yardımcısından 2 günde 2 farklı açıklama: 6284 sayılı kanunun kaldırılmasını istemedik, sözlerim çarpıtıldı

    Erbakan’ın yardımcısından 2 günde 2 farklı açıklama: 6284 sayılı kanunun kaldırılmasını istemedik, sözlerim çarpıtıldı

    Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal, önceki gün Habertürk’te Kübra Par’ın sunduğu Açık ve Net programına konuk olmuş ve Cumhur İttifakı’na katılım için şart koştukları 30 maddelik taleplerine ilişkin açıklamalarda bulunmuştu. Aydal, içerisinde 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılmasını da öngören taleplerini AK Parti’ye ilettiklerini ve kendilerine “Hiçbir problem yok” yanıtı verildiğini söylemişti.

    “YASANIN KALDIRILMASINI İSTEMEDİK, SÖZLERİM ÇARPITILDI”

    Aydal’ın bu sözleri programda olduğu kadar kamuoyunda da büyük ses getirmiş ve yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemişti. Konuyla ilgili yeni bir açıklama yapan Aydal kamuoyunda tartışmalara sebep olan “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine ilişkin yasanın kaldırılmasını istemediklerini, sözlerinin çarpıtıldığını” iddia etti.

    “AK PARTİ’YE SUNDUĞUMUZ METİNDE BÖYLE BİR İFADE YOK”

    Aydal, “AK Parti’ye sunduğumuz metinde ‘6284 sayılı yasa kaldırılsın’ diye bir ifade yok. Biz, ‘süresiz nafaka konusundaki mağduriyetlerin giderilmesini’ talep ediyoruz. Yani bir erkek ve bir kadın evleniyor. 2 ay evli kalıyorlar, iki ay sonra boşanıyorlar. 2 ay evli kalanlar için de eşler ‘süresiz nafaka ödemek zorunda kalıyor.’ Biz diyoruz ki bu mağduriyet giderilsin. Bir diğer isteğimiz ise zinanın yasaklanması” ifadelerini kullandı.

    6284 SAYILI KANUN NEDİR?

    6284 sayılı Kanun, şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirleri düzenliyor. Kanun’da şiddet; fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmenizle veya acı çekmenizle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketler olarak tanımlanıyor.

    6284 SAYILI KANUN’UN SAĞLADIĞI HAKLAR

    1) Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.

    2) Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.

    3) Kadının hayatî tehlikesi bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.

    4) Şiddet uygulayanın, silahını kolluğa teslim etmesi, konuttan uzaklaştırılması.

  • Kadın hakimden, “Kadın heyet önünde baskı altında hissediyorum” diyen eş katiline ders gibi cevap

    Kadın hakimden, “Kadın heyet önünde baskı altında hissediyorum” diyen eş katiline ders gibi cevap

    21 Temmuz 2022’de Kocaeli‘nin Gölcük ilçesi Yalı Mahallesi Dere Sokak’ta Yakup Göksu, kendisini aldattığından şüphelendiğini söylediği eşi Birgül Göksu‘yu çıkan tartışmada 12 yerinden bıçaklayıp öldürdü. Daha sonra evden çıkan Yakup Göksu, kanlı elindeki bıçakla görüntü çekerek, cep telefonunun durum kısmında, “Yapılan her kahpeliği bir ziyaret borcum olsun demiştim. Ve borçlarımı ödemeye başlıyorum” diye paylaşım yaptıktan sonra polis merkezine giderek teslim oldu. Adliyeye sevk edilen Yakup Göksu tutuklandı.

    “KENDİMİ BASKI ALTINDA HİSSEDİYORUM”

    Yakup Göksu hakkında tasarlayarak eşe karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle bugün Kocaeli 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Tutuklu sanık Yakup Göksu’nun yargılanmasına devam edildi. Göksu ve taraf avukatları, salonda hazır bulundu. Yakup Göksu’ya savunması için söz verildi. 3 kadın hakim ve 1 erkek savcıdan oluşan heyete savunma yapan Yakup Göksu, “Kadın cinayeti nedeniyle yargılanıyorum. Karşımdaki heyetin kadın ağırlıklı olması nedeniyle kendimi baskı altında hissediyorum. Bu sebeple ilk duruşmada kendimi iyi bir şekilde ifade edemediğimi düşünüyorum” dedi.

    “KANUNA VE VİCDANA UYGUN OLAN KARARI VERMEKLE YÜKÜMLÜYÜZ”

    Mahkemenin kadın başkanı ise bu sözlere, “Cinayetin kadın ya da erkeğe karşı işlenmiş olması bizim için fark etmez. Bizler kanunlar çerçevesinde herkesi dinleyerek, kanuna ve vicdana uygun olan kararı vermekle yükümlüyüz. O yüzden lütfen kendinizi baskı altında hissetmeyin” cevabını verdi.

    DURUŞMA ERTELENDİ

    Savunmasının devamında eşinin kendisini aldattığını öne süren ve olay günü yaşananlardan bahseden Yakup Göksu tahliyesini talep etti. Mahkeme heyeti, duruşmaya gelmeyen tanığın dinlenilmesi için sanığın tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı 8 Haziran’a erteledi.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel
  • 6284 sayılı kanuna neden karşı çıkıyorlar? Fatih Erbakan’ın partisinden yazılı açıklama geldi

    6284 sayılı kanuna neden karşı çıkıyorlar? Fatih Erbakan’ın partisinden yazılı açıklama geldi

    Yeniden Refah Partisi‘nin Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal katıldığı bir canlı yayında, ittifak kurulması için 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması talebinin yer aldığı listeyi Ak Parti‘ye ilettiklerini ve kendilerine ‘hiçbir problem yok’ yanıtı verildiğini iddia etti.

    AK PARTİ İDDİALARI YALANLADI

    Yeniden Refah Partisi‘nin tartışma yaratan iddiasına AK Parti adına ilk yanıt ise Genel Başkanvekili Binali Yıldırım’dan geldi. Yeniden Refah Partisi

    YENİDEN REFAH PARTİSİ’NDEN YAZILI AÇIKLAMA GELDİ

    Yaşanan gelişmeler sonrası Fatih Erbakan’ın genel başkanlığını yaptığı Yeniden Refah Partisi‘nin 6284 sayılı kanuna neden karşı çıktığı merak konusu olurken, partiden konuyla ilgili yazılı açıklama geldi. Yeniden Refah Partisi Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Abdulkadir Yılmaz’ın kaleme aldığı açıklamada şu ifadeler yer aldı; “İstanbul Sözleşmesi ve 6284 s. Kanun’a ideolojik saplantılarla yahut oy devşirme amacıyla değil; tamamen rasyonel bir şekilde sosyolojik ve hukukî perspektiften bakmak icap etmektedir. Zira bu düzenlemelere ideolojik gerekçelerle sarılmak, bu düzenlemenin sosyal ve toplumsal hayata ve en önemlisi aile hayatına getirdiği olumsuzlukları kasten görmezden gelmek demektir.

    G. Orwell’ın 1984 adlı eserinde belirttiği gibi: “Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.” Amacımız milletimizin artık başını kaldırarak hakikatleri görmesi, bilinçlenmesi arzusudur. Yeniden Refah Partisi olarak bizler bu sözleşmeye ve bu sözleşmenin kanuni dayanağı olan 6284 s. Kanuna ideolojik gerekçelerle yahut oy beklentisi ile karşı çıkmıyoruz. Tamamen rasyonel, sosyolojik ve hukukî gerekçelerle, ideolojik bakış açısının antitezini üretmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken istatistiklerden istifade edip gelinen noktanın tarihi gelişimini de gözler önüne sermeye çalışıyoruz.

    “RAKAMLAR KADINLARIMIZI İSTANBUL SÖZLEŞMESİYLE KORUYAMADIĞIMIZ GERÇEĞİNİ ORTAYA KOYMAKTADIR”

    1) İstanbul Sözleşmesi ve 6284 S. Kanun kadınlarımızı yaşatmıyor. Tüm kamuoyunca bilindiği üzere, İstanbul Sözleşmesi ve onun kanunî dayanağı olan 6284 s. Kanun’un ortadan kaldırılması halinde kadın cinayetlerinin artacağına yönelik anlamsız korku ve endişe topluma enjekte edilerek bir algı oluşturulmakta ve “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!” sloganı kullanılmaktadır. Peki İstanbul Sözleşmesi gerçekten kadınlarımızı yaşatmış mıdır? İstanbul Sözleşmesi, ülkemiz tarafından 11.05.2011 tarihinde İstanbul’da imzalanmış ve Sözleşmeye ilişkin Kanun Tasarısı, 24.11.2011 tarihinde 6251 sayılı Kanunla Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yapılan açık oylamada tüm siyasi partilerin mutabakatı ile yürürlüğe girmiştir.6284 s. Kanun ise 20.03.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. O halde bu sözleşmenin ve sözleşme sonrasında çıkarılan düzenlemelerin etkisinin 2012 yılında kendisini göstermesi beklenir. “Türkiye’de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”‘nun yayınladığı verileri[1] paylaşmak istiyoruz. Verilere göre bu düzenlemelerin hiçbirisi yürürlükte değilken 2010 yılında 180 kadın, 2011 yılında 121 kadın ne yazık ki katledilmiştir. Bu düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarih olan 2012 yılından sonra tam bir patlama gerçekleşmiştir. 2012 yılında 210 kadınımız katledilmiş 2019 yılında bu sayı 474’e çıkmıştır. 2022 yılında ise 334 kadının öldürüldüğü, 245 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğunu açıklanmıştır. Bu artış oranı, kadınlarımızı bu sözleşme ve sözleşmenin uzantılarıyla koruyamadığımız gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır.

    “ASIL PROBLEM YUVALARIN DAĞILMASINA SEBEP OLAN KANUNİ DÜZENLEMELERDİR”

    2) Bu sözleşme ve bu sözleşmenin kanunî dayanakları olan düzenlemeler yürürlüğe girdikten sonra açılan boşanma davaları sayısında hızlı bir yükseliş gerçekleşmiştir. Bu yükseliş tesadüf müdür? Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre 2012 yılında açılan boşanma davası 190.564 iken 2020 yılında açılan boşanma davası sayısı 246.561’e yükselerek %30’luk bir artış gerçekleşmiştir. Şimdi tam bu noktada, bu artışın sebebinin, nüfus artış hızı ve buna bağlı olarak evlilik hızındaki artış olduğu düşünülebilir. Fakat gerçek böyle değildir. İstatistiklere bakıldığında görüleceği üzere nüfus artış hızımız ortalama olarak yıllık %1’dir. Bu artış hızıyla aynı oranda evlilik yapıldığı düşünülse dahi boşanma sayısındaki artış oranının %30 değil; %8 olması gerekirdi. Ayrıca TÜİK rakamlarına göre evlilik oranı neredeyse her yıl %10 düşmektedir. (Sözgelimi 2019 yılında 542.314 iken 2020 yılında bu rakam %10,1 azalarak 487.270 olmuştur.) Bu gerekçe ve verilerle boşanmalardaki %30’luk artışın sebebinin nüfus artışı ve buna bağlı olarak yapılan evlilikler olmadığı aşikardır. Bu konuda ortaya konulan cevaplardan diğeri ise şudur: “Bu sözleşme ile kadınlar çeşitli haklara sahip olmuşlar ve bu haklara sahip olduklarını anladıkları için boşanma davası sayısı artış göstermiştir.” Bu düşünceye vereceğimiz cevap şudur: Hayır! Temel haklar ve hürriyetler bu sözleşme ile garanti altına alınmamaktadır. Temel Hak ve Hürriyetleri garanti altına alan tek metin Anayasa’dır. Ayrıca aile hukukundan kaynaklı olarak eşlerin birbirlerine karşı yükümlülükleri ve dolayısıyla hakları 4721 S. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. O halde problem nedir? Esas problem, yuvaların dağılmasına sebep olan kanunî düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler bizim toplum yapımıza, örf ve adetimize, inanış şeklimize uygun olmadığından sorunlar her geçen gün artıyor, sağlıklı bireyleri topluma kazandırması beklenen aileler, tam tersine topluma psikolojik ve moral durumu son derece kötü ve hatta kriminolojik anlamda suça eğilimli nesiller topluma entegre edilmiş oluyor.

    “TARAFLARDAN BİRİ UZAKLAŞTIRILARAK UYUŞMAZLIK ÇÖZÜLEBİLİR Mİ?”

    3) Evin bireyi evden uzaklaştırılmak suretiyle sorun çözülemez. Bu konuda çeşitli rakamlar ifade edilmektedir. Bunların her ikisi de paylaşılabilir. Çünkü her iki veri de birbirini tamamlamaktadır. Türkiye Aile Meclisi’nin açıkladığı istatistiklere göre 2015 yılında 269.159, 2016 yılında 318.363, 2017 yılında 410.934, 2018 yılında 516.132, 2019 yılının Kasım ayına kadar 442.935 aile ferdi yuvasından koparılmıştır. Yani 2015-2019 yıllarını kapsayan bu dönem içerisinde evden uzaklaştırılan baba sayısı neredeyse 2 milyondur. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun 2019 yılında yansıyan verilerine göre ise iki buçuk yılda 746.336 baba evinden koparılmıştır.Allah aşkına soruyoruz hangi uyuşmazlık modelinde uyuşmazlığın taraflarından biri uzaklaştırılarak uyuşmazlık çözümlenebilir? Mesela bir dava düşünün, davacı mahkemeden uzaklaştırılarak çözüm bulunabilir mi? Bir arabuluculuk ya da tahkim görüşmesinde uyuşmazlığın bir tarafı uzaklaştırılarak çözüm bulunabilir mi? Hem de ortada hiçbir delil yokken ve tamamen beyanla. Nitekim 6284 s. Kanun’un 8. Maddesinin 3. Fıkrasının ilk cümlesine göre “Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz.”. Oysa Türk Medenî Kanunu m. 6’ya göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Türk Medenî Kanunu 6. Maddesi ile 6284 s. Kanun’un 8. Maddesinin 3. Fıkrası arasındaki bu çelişkinin giderilmesi elzemdir. Evrensel bir hukuk kuralının mülga edilmeye çalışılması kabul edilemez.

    “KÖTÜ İNSANIN KADIN YA DA ERKEK OLMASININ NE ÖNEMİ VAR?”

    4) İstanbul Sözleşmesi’nin içine gizlenmiş gerçek tehlikelerin farkında değiliz. Her şeyden önce İstanbul Sözleşmesi’nin kadını, fakir, ikincil, güçsüz ve aciz gösterirken erkeği güçlü, zengin ve zalim göstermektedir. Asıl cinsiyetçibakış açısı işte budur. Bize göre iki tür insan vardır. İyi insan ve kötü insan. Kötü insanın kadın yahut erkek olmasının ne önemi vardır? Tek amacımız iyi insanları kötü insanlardan muhafaza etmek ve kötü insanı ıslah etmek olmalıdır.

    “BU ÖRNEKLERİN HEPSİ BİRER ŞİDDETTİR VE CEZALANDIRILMALIDIR”

    5) İstanbul Sözleşmesi’nin tanımlar başlıklı 2. Maddesi yalnızca kadına karşı şiddeti değil, aynı zamanda “aile içi şiddeti” de tanımlamaktadır. Bu minvalde düzenlemelerde öngörülen yaptırımların uygulanabilmesi için şiddetin sadece kadına yönelmesine gerek yoktur. Aynı evde yaşasın yahut yaşamasın fiziksel, duygusal, ekonomik, psikolojik, cinsel olarak şiddet mağduru olan herkes bu sözleşmeye göre haklarını kullanabilecek ve bu kanunda öngörülen önleyici ve koruyucu tedbirlere müracaat edebilecektir. Bu durum hukukun temel ilkelerinden “suçun belirliliği” ilkesine tamamen aykırıdır.Ekonomik şiddet, duygusal şiddet, psikolojik şiddet nasıl tanımlanacaktır ? Ayrıca bu konuyla ilgili metni yorumlayarak bazı örnekler de vermek istiyoruz. Bu sözleşmeye göre, evlilik arefesinde olan bir damat adayına, işinin ve kazancının sorulması bir psikolojik şiddettir. Aynı gelinin diğerlerinden bir miktar daha pahalı olan nişan yüzüğü istemesi ekonomik şiddettir. Bu örneklerdeki gelinin yahut gelinin ailesinin cezalandırılmasını vicdanınız kabul edebilir mi? Bu sözleşmeye göre, sakıncalı sitelere girdiğinden şüphelenilen ya da kötü arkadaş edindiği düşünülen bir evladın cep telefonun annesi tarafından kurcalanması psikolojik şiddettir. Ya da savurganlık yapmasın, cebindeki parayı doğru harcamayı bilsin gerekçesiyle okula giden çocuğa kısıtlı cep harçlığı verilmesi ekonomik şiddettir. Ebeveynlerin bu davranışları sebebiyle evden uzaklaştırılmasını yahut çocuğuyla ilişkisinin kısıtlanmasını vicdanınız kabul ediyor mu?

    “BU KANUN YUVALAR YIKILSIN DİYE Mİ ÇIKARILMIŞTIR?”

    6) 6284 Sayılı Kanun art niyetli bir kanundur. Şiddete uğradığını iddia eden kadın bu iddiasını ispatlamakla mükellef değil, sadece beyanı yeterli. Ancak sonrasında aynı kadın şikayetimden vazgeçiyorum dediğinde bu beyanı ise geçerli değil, konu kamu davasına dönüşüyor ve kocanın evden uzaklaştırması devam ediyor. Yani koca evden uzaklaştırılacağı zaman, yuva yıkılacağı zaman kadının beyanı makbul, fakat koca tekrardan eve dönüp aile birlikteliği yeniden sağlanacağı zaman kadının beyanı makbul değil. Bu nasıl bir çelişkidir ? Bu kanun yuvalar yıkılsın diye mi çıkarılmıştır ?

    YENİDEN REFAH PARTİSİ OLARAK ÇÖZÜM ÖNERİMİZ NEDİR?

    Yeniden Refah iktidarında adil düzen esaslı hukuk sistematiği oluşturulurken yaşantımıza, inanışımıza, örf adet kurallarına,ahlak kurallarımıza yabancı ve kültürümüze son derece uzak ülke ve hukuk sitemlerinin yasa ve değerlerini değil; aziz milletimizin inanç ve geleneklerinden oluşan ulvi değerlerimiz esas alınacak; hayatın her alanında olduğu gibi yerlilik ve millilik kavramı önceliğimiz olacaktır. Bu sebeple özel hukuk alanındaki İsviçre ve Alman hukuku, ceza hukuku alanındaki İtalyan hukuku, idare hukuku alanındaki Fransız hukuku hegemonyası kırılacak; kültürümüze, yaşayışımıza, örf ve adetimize uygun ve herkesçe kabul edilebilir düzenlemeler yapılacaktır. Bu düzenlemeler yapılırken “yaptım oldu” anlayışı terk edilecektir. Düzenlemelerin ihdasında, akademisyenler, yüksek yargı mensupları, avukatlar, hâkim ve savcılar, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri gibi toplumun geniş bir kesiminin fikri ve içtimai katılımıyla yapılacak istişareler, çalıştaylar ve konferanslardan elde edilen tavsiye niteliğindeki notlar dikkate alınacaktır.

    Kadınlarımızı, geleceğimizin teminatı yavrularımızı, ailelerimizi, hayvan dostlarımızı ve çevremizi koruyacak etkin düzenlemeler yapılacaktır. CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi’nin tüm yıkıcı etkileri ortadan kaldırılacaktır. Şiddet göstereni evden uzaklaştırma metodu değil; ıslah ve rehabilitasyon metodu devreye alınacaktır. Bu süreç partimizin ortaya koyduğu “Aile Psikoloğu” modeliyle hasarsız bir şekilde nihayete erdirilecektir. Nafaka süresi 1988 öncesine uygun olacak şekilde 1 yılla sınırlandırılacaktır. Nafaka miktarı belirlenirken tarafların kusur durumu, boşanacak eşlerin yaşı, iş ve gelir durumları, müşterek çocuk olup olmadığı, eğitim seviyesi, işsiz ise iş bulma imkân ve süresinin ne olacağı, evlilik süresi, kaçıncı evlilik olduğu gibi bazı objektif kriterlerden istifade edilecek düzenlemeler yapılacaktır. Şayet mahkeme tarafından yapılacak tahkikat ve yargılama sonucunda boşanmada eşlerin eşit kusurlu olduğu ortaya çıkmış ise boşanmış eşlerin birbirine nafaka ödemeyeceğine yönelik karar verilmesinin önü açılacaktır. Nafaka süresinin sonunda nafaka alacaklısının mağduriyeti halen devam ediyorsa, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen diğer bir nafaka türü olan “yardım nafakası” müessesesinin devreye alınacak; bu da mümkün değil ise nafaka alacaklısına devlet tarafından maddi destek ya da istihdam sağlanacaktır.

    Evlilik kurulmadan önce nikah akdini gerçekleştirecek belediye tarafından eşlerin birbirlerine karşı olan yükümlülüklerine ilişkin eğitimler verilecektir. Bu eğitimler sırasında evlenecek çiftlerin psikolojik, sosyolojik ve moral durumları ile ilgili değerlendirmeler yapılacak; gerekirse eksik olduğu tespit edilen yahut pekiştirilmesi gereken duygu ve durumlarla ilgili olarak çiftlere destek verilecektir. Desteklenen duruma ilişkin belediye tarafından tanzim edilecek raporlar düzenli bir şekilde Aile Bakanlığı ile paylaşılacak ve bakanlıkça sosyal devlet ilkesi doğrultusunda çiftlerin sağlıklı bir aile hayatı sürdürüp sürdürmediklerinin düzenli takibi yapılacaktır. Bu konuda partimizin “aile psikoloğu” projesi devreye alınacaktır. Böylece sağlıklı ve birbirine karşı yükümlülükleri konusunda haberdar, uzun soluklu, huzurlu ve mutlu evlilikler inşa edilecek ve aynı zamanda bu evliliklerden mutlu, özgüveni yüksek, geleceğe umutla bakan ve idealleri olan çocukların yetiştirilmesi temin edilecektir.”

  • Yeniden Refah Partisi, “AK Parti, 6284 sayılı kanunun kaldırılması şartını kabul etti” demişti! İlk karşı çıkan Bakan Yanık oldu

    Yeniden Refah Partisi, “AK Parti, 6284 sayılı kanunun kaldırılması şartını kabul etti” demişti! İlk karşı çıkan Bakan Yanık oldu

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Twitter hesabından, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “6284’ün kaldırılmasına asla izin vermemeliyiz.” şeklinde yaptığı açıklamalara yanıt verdi.

    “KADIN HAKLARI, AK PARTİ’NİN KIRMIZI ÇİZGİSİ”

    “KILIÇDAROĞLU’NUN ÇABAMIZI SABOTE ETMEYE HAKKI YOK”

    Bakan Derya Yanık, şunları kaydetti: “Kimsenin, hele Sayın Kılıçdaroğlu’nun seçim sürecini fırsat bilip bu çabamızı sabote etmeye hakkı yoktur. Sayın Kılıçdaroğlu; bu ülkenin kadınları, özellikle muhafazakar kadınları kazanımlarına sahip çıkacak kadar güçlü ve akıllıdır.

    “TARTIŞMAYA AÇILMASI BİLE KABUL EDİLEMEZ”

    6284 sayılı kanun, kadına yönelik şiddetle mücadele için yaptığımız en önemli yasal düzenlemelerden biridir. Kanunun kabulünden bu yana, uygulamayı da geliştirmek için titizlikle düzenlemelerimizi sürdürüyoruz. 6284 sayılı kanunun ruhuyla ve mevcudiyetiyle varlığı son derece önemlidir. Varlığının tartışmaya açılması dahi bizce kabul edilemez.”

    NE OLMUŞTU?

    Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal, Cumhur İttifakı’na dahil olmaları için şart koştukları 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”un kaldırılması talebini AK Parti cephesinin kabul ettiğini öne sürdü. Aydal katıldığı canlı yayında kadın sunucunun “AK Parti bu maddeye de tamam demiş olamaz” sözlerine ise “Teklifimiz iletildi. Karşı taraftan ‘Hiçbir problem yok’ dendi” yanıtını verdi.

    KILIÇDAROĞLU NE DEMİŞTİ?

    CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya paylaşımında, “Muhafazakâr genç kadınlara seslenmek istiyorum. Biz baskıcı olan her şeyden arındık, demokratikleştik. Onlar en baskıcı olanı yanlarına çektiler. Kadına şiddetin önlenmesi kanununa savaş açanı ittifak ortağı yaptılar. Kazanım ve özgürlüklerinizin yok edilmesine izin vermeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

    “ALINTILAYAN AK PARTİLİ VEKİLLERE TEŞEKKÜR EDERİM”

    Saatler sonrasında bir paylaşımda daha bulunan Kılıçdaroğlu, “Paylaşımı alıntılayan AK Parti milletvekillerine teşekkür ederim. Panikle yazdıklarına göre, İletişim Başkanlığı da bu konunun ne kadar önemli olduğunun farkında. 6284’ün kaldırılmasına asla izin vermemeliyiz. Bu tüm kadınların ortak meselesidir.” dedi.

    Kaynak: AA / Güncel
  • Suçlarına küçücük çocukları da alet ettiler! Diyarbakır’da altın hırsızlığı kameralarda

    Suçlarına küçücük çocukları da alet ettiler! Diyarbakır’da altın hırsızlığı kameralarda

    Dün akşam saatlerinde Sur ilçesindeki bir mağazada meydana gelen olayda, Rehber Alpar gittiği bir mağazada alışveriş yaparken cebindeki 2 cumhuriyet altınını düşürdü. Bu sırada yanlarındaki kadınlarla alışverişe gelen iki çocuk yerdeki altınları gördü.

    ALTINLARI YERDEN ALIP KADINLARA VERDİLER

    Çocuklar yerden aldıkları altınları kadına verdi. Kadın da bir süre altınlara baktıktan sonra yanındaki diğer kadına verdi. Diğer kadın da bir süre baktıktan sonra altınları cebine koydu. Kadınlar daha sonra alışveriş yaparak mağazadan ayrıldı.

    POLİS HER YERDE ONLARI ARIYOR

    Rehber Alpar, altınları düşürdüğünü fark edince mağazaya dönerek görevlilerle güvenlik kamerasını inceledi. Görüntülerden kadınların altınları aldığını gören Alpar, polise giderek şikayetçi oldu. Polis altınları götüren kadınların bulunması için çalışma başlattı.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel
  • Yabancı uyruklu kadın, yeni doğan bebeğini 4. kattan aşağı attı

    Yabancı uyruklu kadın, yeni doğan bebeğini 4. kattan aşağı attı

    Bahçelievler Merkez Mahallesi Talatpaşa Caddesi’nde, ev temizliği yaparak çalışan S.B isimli yabancı uyruklu kadın, yeni doğan bebeğini poşete koyarak önceki gün gece saat 04.00 sıralarında pencereden binanın bahçesine attı. Dün saat 14.00 sıralarında ihbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, çalışma başlattı. Yapılan incelemede bebeğin, hayatını kaybettiği tespit edildi. S.B. polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.

    “KİLOLUYUM’ DEMİŞ”

    Apartman görevlisi Adem Peynir, “Ev sahiplerini iyi tanıyorum, nezih insanlar. Kadın daha yeni işe başladı. Deneme süresindeydi, ev temizliği için geliyordu, yatılıydı. Kadını hemen hemen her gün görüyorduk. Öyle sakıncalı bir durumu yoktu. Hamile olduğunu ben de fark etmedim, zaten sürekli kapalı giyiniyordu. Evdekiler sorduğu zaman da kiloluyum demiş. Pat diye ses gelince kadın telaş yapmış, ev sahipleri de öyle fark etmiş” dedi.

    “BEBEK EVDE DOĞMUŞ”

    Esnaf Çetin Sağlam da, “Bebeği önceki gece 04.30 sıralarında pencereden atmışlar. Ben de hiç fark etmedim. Polisleri komşular aramış. Kadın yabancı uyruklu, 10-15 gündür çalışıyormuş. Ev sahipleri de kadının hamile olduğunu bilmiyormuş. Kadın, ev sahipleri hamile olduğunu öğrenirse, işten çıkarılırım diye korkmuş galiba. Evde doğmuş bebek, sonra da pencereden atmış” diye konuştu.

    Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel
  • İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin ilk forumu “Kadın ve İktisat Kongresi”

    İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin ilk forumu “Kadın ve İktisat Kongresi”

    İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin hazırlık çalışmalarına paralel olarak yapılacak forumlardan birincisi olan “Kadın ve İktisat Kongresi” 2 Şubat’ta Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) düzenlenecek. Buluşmaya ulusal ve memleketler arası seviyede çalışma yürüten 50’den fazla bayan derneği temsilcisi katılacak.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi hazırlık toplantıları, buluşmalar ve forumlarla sürüyor. “Geleceğin Türkiyesi’ni inşa ediyoruz” sloganıyla yola çıkan kongrenin hazırlık çalışmalarına paralel olarak yapılacak forumlardan birincisi “Kadın ve İktisat Kongresi” olarak belirlendi.

    Tüpraş’ın tema sponsoru olacağı 2 Şubat’taki “Kadın ve İktisat Kongresi” Batı Anadolu Endüstrici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu’nun (BASİFED) iştiraki ve Türk Teşebbüs ve İş Dünyası Konfederasyonu’nun (TÜRKONFED) takviyesiyle yapılacak.

    Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) düzenlenecek forumda birçok farklı meslek kümesinden bayan bir ortaya gelecek. Buluşmaya ulusal ve memleketler arası seviyede çalışma yürüten 50’den fazla bayan derneği temsilcisi katılacak.

    100 yıl sonra tekrar düzenleniyor
    Yüz yıl evvel ulu başkan Mustafa Kemal Atatürk tarafından şimdi Cumhuriyet kurulmadan düzenlenen birinci İzmir İktisat Kongresi öncesinde hakkında az şey bilinen bir “Kadın Kongresi” yapılmıştı. 2 Şubat 1923’te toplumsal kalkınma sürecinde bayanın yeri ve kıymetine dikkat çekebilmek için düzenlenen kongre, yüz yıl sonra yine tıpkı günde “Kadın ve İktisat Kongresi” ismiyle toplanacak.

    50’den fazla uzman ve iş bayanı katılacak
    Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenecek buluşma, forum ve kongre kısımlarından oluşacak. Forum kısmında bayan hakları ve bayanlara yönelik çalışmalar yürüten çok sayıda temsilci geleceğin Türkiyesi’nin iktisat siyasetlerinin inşası için fikir ve tekliflerini sunacak, projelerini paylaşacak.

    İdil Türkmenoğlu moderatörlüğündeki forumun açılışını İzmir İş Bayanları Derneği (İZİKAD) İdare Heyeti Lideri Betül Sezgin, Ege İdare Danışmanları Derneği (EgeYDD) İdare Şurası Lideri E. Pınar Kılıç, Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) İdare Şurası Lideri Sibel Kuvvetli ve Ege İş Bayanları Derneği (EGİKAD) İdare Heyeti Lideri Şahika Aşkıner yapacak.

    Forum kapsamında İzmir Köy-Koop Birliği İdare Heyeti Lideri Neptün Soyer, Devrimci Emekçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Lideri İstek Çerkezoğlu, TÜRKONFED İdare Heyeti Lider Yardımcısı ve İş Dünyasında Bayan (İDK) Komitesi Lideri Reyhan Aktar birer konuşma yapacak.

    Gazeteci ve muharrir Hasret Gürses’in akışını yöneteceği ve moderatörlüğünü Index Küme İdare Konseyi Lideri Erol Bilecik’in üstleneceği öğlenden sonraki ikinci kısmın açılışı İzmir Büyükşehir Belediyesi Lideri Tunç Soyer ve BASİFED İdare Heyeti Lideri Mehmet Ali Kasalı tarafından yapılacak. Tarih, demokrasi, ekoloji ve inovasyon alanlarında bayanların iktisattaki yeri ve ehemmiyeti üzerine gerçekleştirilecek çeşitli oturumlarda Dr. Serdar Şahinkaya, Özge Bulut Maraşlı, Güliz Öztürk, Didem Duru, Bekir Ağırdır, Doç. Dr. Hasret Kaygusuz, Raziye İçtepe Akyol, İrem Oral Kayacık, Burak Aydın, Zehra Öney, Elvan Ünlütürk, Nilay Kökkılınç, Buket Uzuner, Mert Fırat üzere pahalı konuşmacılar bulunacak.

    Köklü sponsor ve destekçilerle düzenleniyor
    İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin tema sponsorlarından Tüpraş, uzun yıllardır bayanların iş ömründe daha fazla yer alabilmesi gayesiyle çalışmalar yürütüyor.

    “Kadın ve İktisat Kongresi”nin ortağı olan Batı Anadolu Endüstrici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu’nun (BASİFED) bünyesinde 12 dernek, 2 bin üye ve 5 bine yakın işletme yer alıyor. BASİFED, Türkiye dış ticaretinin yüzde 4’ünü, tarım ve kamu dışı kayıtlı istihdamın ise yüzde 2’sini sağlayarak 35 bin bireye istihdam alanı sağlıyor.

    Etkinliğe katkı gösteren TÜRKONFED, 30 federasyon, ulusal ve milletlerarası 300’den fazla dernek ile 60 bini aşkın şirketi çatısı altında topluyor. TÜRKONFED, üye tabanı ile toplam (enerji dışı) dış ticaretin yüzde 83’ünü, tarım ve kamu dışı kayıtlı istihdamın ise yaklaşık yüzde 55’ini sağlıyor.

    Uzman toplantılarında sona gelindi
    Ortak akılla yeni yüzyılın iktisat siyasetlerini oluşturmayı hedefleyen İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin altı aydır süren hazırlık toplantıları, kongrenin birinci safhasını oluşturan paydaş buluşmaları ile başlamıştı. Paydaş buluşmaları kapsamında çiftçi, emekçi, sanayici-tüccar-esnaf örgütlerinin katıldığı birçok oturum yapıldı. Buluşmaların sonucunda hazırlanan sonuç metinleri ise kamuoyuyla paylaşıldı.

    İkinci kademeyi oluşturan uzman toplantıları ise hazırlanan deklarasyonları kavramsal ve akademik açıdan mercek altına alıyor. Dört farklı başlıkta uzman toplantısı düzenleniyor.
    İlk uzman toplantısı olan “Birbirimizden Razıyız” buluşması 13 Ocak’ta Aziz Vukolos Kilisesi’nde, “Doğamıza Dönüyoruz” toplantısı 20 Ocak’ta İzmir Tarımı Geliştirme Merkezi’nde (İZTAM), “Geçmişimizi Anlıyoruz” toplantısı 25 Ocak’ta Yeşilova Höyüğü’nde gerçekleştirildi. Son uzman toplantısı olan “Geleceği Görüyoruz” buluşması ise 4 Şubat’ta İzQ Girişimcilik Merkezi’nde düzenlenecek.

    Kongre 15 Şubat’ta başlıyor
    Sivil, şeffaf ve tam iştirakçi bir teşebbüs olarak tasarlanan İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi, 15-21 Şubat 2023 tarihleri ortasında yapılacak. Kongrenin sonucunda yeni yüzyıla taraf verecek siyaset teklifleri tüm Türkiye ile paylaşılacak.

    Kongrenin sekretaryası İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Planlama Ajansı (İZPA) tarafından yürütülüyor. İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi ile ilgili detaylı bilgi ve aktiflik takvimi için iktisatkongresi.org’u ziyaret edebilirsiniz.

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Maharetli Kadınlar Üretip Kazanıyor

    Maharetli Kadınlar Üretip Kazanıyor

    Keçiören Belediyesi tarafından bayan istihdamına katkı sunmak için Keçiören Etlik Osmanlı Semt Pazarı’nda kurulan ‘Üreten Bayanlar Pazarı’ maharetli bayanların el emeğini eserlerini gelire dönüştürüyor. Belediye tarafından fiyatsız olarak hizmete sunulan stantlarda rengârenk el işi eserleri ve süs eşyaları ile birbirinden lezzetli konut yemekleri müşterilerin beğenisine sunuluyor.

    Yetenekli ellerden çıkan eserlerin ekonomik gelire dönüştürülmesi için hizmete açılan Üreten Bayanlar Pazarı’ndan Keçiörenli bayanların hayli şad olduğunu söyleyen Keçiören Belediye Lideri Turgut Altınok, “Keçiören Belediyesi olarak bayanlarımızın istihdamını önemsiyoruz. Onlar için fiyatsız satış alanı tahsis ettik. Bayanlarımız her çarşamba ve cumartesi Etlik Üreten Bayanlar Pazarı’mızda buluşuyor. Burada hem toplumsallaşma hem de ürettikleri eserleri satma fırsat buluyor. Süs eşyası, yiyecek ve dokumacılık eserlerinin kıymet bulması açısından Üreten Bayanlar Pazarı’mızı epeyce önemsiyoruz.” dedi. ​

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Her 4 Kadından 1 ‘inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler

    Her 4 Kadından 1 ‘inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler

    Bayanlarda epey sık görülen miyomlar, bir öteki ismiyle halk ortasında “iyi huylu tümör” olarak da isimlendirilirler. Miyomlar, asıl olarak bayanların doğurganlık periyodunda rahim bölgesinde meydana gelen olağanın dışındaki dokulara verilen isimdir. Şiddetli ağrı, adet düzensizlikleri, sık idrara çıkma gibi belirtilerle kendini gösterebilen rahim içi miyomlar, kısırlıktan rahmin alınmasına kadar farklı sonuçlara neden olabilmektedir. Bayan hastalıkları ortasında en sık cerrahi operasyonlar ile tedavisi yapılan miyomlar günümüzde kapalı ameliyatlar ile bayan hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından başarılı bir formda tedavi edilebilmektedir. 

    Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Bayan Hastalıkları ve Doğum kısmından, Dr. Ört. Üyesi Kübra Bağcı ‘miyomlar hakkında merak edilenleri’ cevapladı

    1.Miyom nedir?

    Miyomlar halk ortasında ‘ur’ olarak bilinen rahmin kas katmanından gelişen güzel huylu tümörlerdir. 18-45 ortasındaki her dört bayandan birinde görülmektedir. 

    2.Miyomlar daha çok kimlerde görülür?

    Miyomlarda genetik yatkınlık mevcuttur; annesinde yahut kız kardeşinde myom saptanan bayanlarda görülme ihtimali daha yüksektir. Beden kitle indeksi yüksek bayanlarda, birinci adetini erken yaşta görenlerde ve hiç doğum yapmamış bayanlarda daha sık görülmektedir. 

    3.Miyomun belirtileri nelerdir?

    Çoğu hastada rastgele bir şikayet yoktur ve rutin muayene sırasında saptanırlar.  Miyomun oluşturacağı semptom miyomun rahimdeki yerleşim yerine ve boyutlarına bağlıdır.  Sıklıkla kasık ağrısı, sık ve çok adet kanamaları, anemi yani kansızlıkla kendini göstermektedir. Bunun yanı sıra şayet miyom oluşturduğu bası ile komşu organları etkilemişse sık idrara çıkma, idrar kaçırma yahut kabızlığa neden olabilirler. Cinsel bağlantı sırasında ağrı oluşturması ise çiftlerin cinsel ömrünü değerli ölçüde etkilemektedir.

    4.Miyomlar kısırlık yapar mı?

    Rahim içinde yerleşim gösteren miyomlar, rahim iç duvarını bozarak kısırlığa, tekrarlayan düşüklere sebep olurlar. Miyomu olan bir bayan hamile kalmışsa gebelik sırasında miyom büyüyebilir, bebekte gelişim geriliği ve erken doğum riski görülebilir.

    5.Miyomlar kansere dönüşür mü?

    Miyomlar uygun huylu tümörler olsa da 1000’de 2 ile 5 ortasında kansere dönüşme ihtimali vardır. Hastanın yaşı arttıkça kansere dönüşme ihtimali de artar. Ameliyat edilmeyen miyomlar 3 ile 6 ay aralıklarla yapılacak denetimlerle takibe alınmalıdır.

    6.Hangi testlerle miyom tanısı konulur?

    Muayene sırasında ultrason ile miyom tanısı konulabilmektedir. Bazen miyomun yerleşim yerini ve boyutlarını tam olarak kıymetlendirmek için MR görüntüleme yapılması gerekir.

    7.Miyomlar nasıl tedavi edilir? 

    Miyomu besleyen damarların kapatılması, kanama, ağrı üzere semptomları hafifletilmesi yahut miyom boyutlarının küçülmesini sağlayacak ilaç tedavileri olsa da miyomların en kesin tedavisi ameliyattır. 

    8.Miyom ameliyatı sırasında rahmi korumak mümkün müdür?

    Miyomların tedavisi için iki tıp ameliyat yapılır. Birinci seçenek rahim korunarak miyomların çıkartılması ikinci seçenek ise rahmin alınmasıdır. Hangi ameliyat tipinin seçileceği hastanın yaşı, çocuk istemi yahut çocuk sayısı üzere parametrelere nazaran değişmektedir. Hastalar, ferdî olarak değerlendirildikten sonra tedavi seçenekleri belirlenmelidir.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı