Kategori: Aktüel

  • Kış Aylarında Yüzde Sık Görülen 3 Hastalık!

    Kış Aylarında Yüzde Sık Görülen 3 Hastalık!

    Kış mevsiminde havaların soğuması, rüzgar, hava kirliliği, kapalı ortamlarda daha çok zaman geçirmek, daha az su içilmesi ve terlemenin azalması gibi faktörler cildimize önemli zararlar verebiliyor! Bu etkenler ciltte kuruluğun şiddetlenmesine, bunun sonucunda da çeşitli cilt hastalıklarının gelişmelerine veya alevlenmelerine yol açabiliyor. Acıbadem International Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, ayrıca Covid-19 enfeksiyonundan korunmak için kullandığımız maskelerin ve pandemi sürecinde yaşadığımız yoğun stresin de bazı cilt hastalıklarının daha sık görülmesinde etkili olduklarına dikkat çekerek, “Özellikle yüzde kızarıklık, kaşıntı ile pullanmayla kendini gösteren ve halk arasında yağ egzaması olarak bilinen seboreik egzamaya kış aylarında daha sık rastlıyoruz. Gül ve akne hastalıkları da yine bu mevsimde artış gösteren veya şiddeti artan hastalıklar arasında yer alıyor. Dolayısıyla ciltte kızarıklık, çatlama, kaşıntı, pullanma ve derin izler gibi yaşam kalitesini düşürebilen sorunların artmaması için bir dizi önlem almak çok önemli” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, kış aylarında yüzde sık görülen 3 cilt hastalığını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

    SEBOREİK EGZAMA

    Soğuk hava, nem kaybı, rüzgar, sıcak suyla yapılan uzun süreli banyolar… Kış aylarında bu faktörler havayla en çok temas eden yüz bölgemizde; kızarıklık, kaşıntı ve pullanmayla karakterize olan ‘seboreik egzama’ şikayetini artırıyor. Toplumda ‘yağ egzaması’ olarak bilinen seboreik egzama yüz bölgesinin yanı sıra saçlı deri ile göğsün üst bölgesinde de sık görülüyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, bu hastalığın maske, soğuk hava, stres, bazı besinler ve pek çok faktörün etkisiyle tekrarlanan kronik bir hastalık olduğunu belirterek, “Seboreik egzamanın şiddetlenmemesi için cildin kalitesini artırmak çok önemli” diyor.

    Ne yapmalıyız?

    • Soğuk ve rüzgarlı havada mümkünse dışarıya çıkmayın. Mecbursanız, yüzünüzü olabildiğince kapatmaya özen gösterin.
    • Cildinizi düzenli olarak nemlendirin. Covid-19’dan korunmak için kullandığımız maskeler yağlı kremi daha da yağlandırıyor. Bu nedenle yağlı olmayan nemlendirici kremleri tercih edin.
    • Tahriş olmaması için tıraş losyonu kullandıktan sonra cildinize alkollü losyon sürmeyin.
    • Hekiminizin önerisi doğrultusunda eczanelerden seboreik egzemaya özel krem ve şampuanlardan faydalanabilirsiniz.
    • Cilde zarar verdiği için kortizonlu kremler kullanmayın.

    Lazer, ışık sistemleri, mezoterapi

    Cildinizin kalitesini artırmak için nemlenmesini sağlayan bazı lazer ve ışık sistemleri yöntemlerinden faydalanabilirsiniz. Ayrıca içeriğinde hyalüronik asit ve peptid olan ürünlerin cilt altına minik iğnelerle enjeksiyon edilmesiyle gerçekleştirilen mezoterapi yöntemi de cildinizin nemlenmesinde etkili oluyor.

    AKNE

    Toplumda çoğunlukla ‘sivilce’ olarak bilinen akne, iz bırakabilen kronik bir cilt hastalığıdır. Akne oluşumunun pek çok nedeni var. Kalıtsal ve hormonel etkenlerin yanı sıra hijyene dikkat etmemek, bazı besinler ve cildin aşırı nemli olması gibi etkenler de aknelere yol açabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Sağlam,pandemi sürecinde maske kullanımı nedeniyle ciltte oluşan aşırı nemlenmenin akneleri daha çok şiddetlendirdiğine işaret ederek, “Maske takarken cilde fondöten gibi kapatıcı ürünler sürmek ve makyaj yapmak cildin hava almasını önlediği için akne sorununu daha da şiddetlendirebiliyor” diyor.

    Aknenin tedavisinde başvurulan medikal ilaçlardan oldukça başarılı sonuçlar alınıyor. Ayrıca lazer ve ışık sistemleriyle de akne ve izlerinden kurtulmak mümkün olabiliyor. Cilt tipine göre fraksiyonel lazer, plazma enerjisi, thulium lazer ve dermapen gibi yöntemlere başvuruluyor.

    Ne yapmalıyız?

    • Hijyene önem verin ve cildinizi düzenli olarak temizleyin.
    • Maskenizi her dört saatte bir, aşırı nemlendiyse veya ıslandıysa hemen değiştirin.
    • Maske takarken fondöten gibi cilt gözeneklerini kapatan ürünler kullanmayın, makyaj yapmaktan kaçının.
    • Yağlı besinler tüketmeyin.

    Karbon peeling, iğneli radyofrekans

    Karbon peeling: Aknelerin tedavisinde ve sonrasında oluşan kızarıklıkların giderilmesinde kullanılan bir yöntem. Her cilt tipine uygulanabilen karbon peeling, işlem sonrasında ciltte kabuklanma olmaması, ısıyla mikroorganizmaların yok edilmesi ve yağ bezlerinin küçülmesi sayesinde kalıcı etki sağlayabiliyor.

    İğneli radyofrekans (altın iğne): Cilde ihtiyacı doğrultusunda enerji uygulanarak yapılan bir yöntem. Cilt altı tabakasında kollajen ve elastin üretimini tetikliyor. Cilde uyguladığı ısıyla aknelerin azalmasına, kollajen ile elastin senteziyle de izlerin hafiflemesine katkı sağlıyor.

    ROZASEA (GÜL HASTALIĞI)

    Toplumda “gül hastalığı” olarak bilinen Rozasea, kış aylarında görülme sıklığı ve şiddeti artan bir diğer hastalık. Yüzde kızarıklık, yanma, batma hissi, damarlarda belirginleşme ve sivilce benzeri oluşumlar, Rozasea hastalığında en sık karşılaşılan sorunları oluşturuyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, bu hastalıkta cilde mümkün olduğunca dikkat etmek gerektiğini vurgulayarak, “Yüzde kırmızı görünüm oluşturan bu hastalığın tedavisinde antibiyotikler fayda sağlarken, şiddetli ve tekrar eden tablolarda isotretionin etkili oluyor. Rozasea hastalığına yol açan en önemli faktör, kortizonlu preparatların uzun süre yüz bölgesinde kullanılması. Bu nedenle hekime danışılmadan kortizonlu ürünler asla kullanılmamalı” diyor.

    Ne yapmalıyız?

    • Cildi tahriş eden ve alkol içeren ürünler kullanmayın.
    • Topikal kortizonlu kremlerden uzak durun.
    • Soğuk ve sıcak havalarda mümkün olduğunca dışarıya çıkmayın.
    • Sıcak içecek ve besinlerden kaçının. Acı baharatlı besinler ve çikolata yemeyin.
    • Alkol ve kafeinli içecekler tüketmeyin.
    • Meronidazol içeren krem ve jelleri tercih edin.
    • Egzersizlerde aşırıya kaçmayın.
    • Stres oluşturan etkenlerden mümkün olduğunca kaçının.
    • UVA ve UVB ışınlarına karşı en az 30 faktörlü güneşten koruyucu ürünleri günlük bakımınızda kullanın. Yaz mevsiminde koruma faktörü daha yüksek ürünleri tercih edin.

    Lazer, mezoterapi

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, kılcal damarların yoğun olduğu evrede; pulse dye lazer, gold toning lazer, IPL, NDYAG damar lazeri uygulandığını söyleyerek, “Bu uygulamalar ayda 3 seans olarak yapılıyor. Ayrıca mezoterapi yöntemiyle de cilde nem sağlanıyor. Bu yöntemlerin damar cidarlarını da güçlendirmeleri sayesinde kılcal damarların çatlamaları önlenebiliyor” diyor.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Binlerce mabedin yıkıldığı süreçte ayakta kalan cami: Hacı Edhem Bey Camii

    Binlerce mabedin yıkıldığı süreçte ayakta kalan cami: Hacı Edhem Bey Camii

    Sanat, kültür ve medeniyeti ebedi kılar. Binlerce mabedin yıkıma uğradığı süreçte ayakta kalan Hacı Edhem Bey Camii’nin kalem işleri bir kanaviçe gibi ilmek ilmek göz nuru ile işlenmişti. Hacı Edhem Bey bu camiyi sanat ve estetik anlayıştan yoksun olarak inşa etmiş olsaydı, babasından miras bu cami Enver Hoca’nın hışmına uğramaktan kurtulur muydu?

    Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak – Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi

    Avrupa ve Balkanlar’ın en köklü uluslarından olan Arnavutlar, 1517’den 1912’ye kadar Osmanlı devleti çatısı altında idi. Türk-Arnavut ortak tarihini yansıtan çok sayıda eser içinde Tiran’ın merkezindeki İskender Bey Meydanı’nda Osmanlı devrinden kalan iki eser dikkat çekicidir. Meydandaki müze, bakanlık binaları, Opera Binası ve İskender Bey heykeli gibi anıtsal özellik taşıyan unsurlar içinde 1793’te yapımına başlanan Hacı Edhem Bey Camii ile 1822 yılında temeli atılan Saat Kulesi ayrı bir öneme sahiptir. Öyle ki Tiran Belediyesi’nin ambleminde banisi Hacı Ethem Bey olan Tiran Saat Kulesi bulunmaktadır.

    Edhem Bey Camii hakkındaki bilgileri eserdeki Osmanlıca kitabeler ve süslemeleri yapan sanatçıların kayıtlarından öğrenmek mümkün. Eserin temelini atan Hacı Edhem Bey’in babası Molla Bey’dir. Molla Bey 1808’de vefat edince oğlu Hacı Edhem Bey 1822-23’de caminin yapımını tamamlamıştır. Eserin paha biçilmez süslemeleri farklı zamanlarda, farklı sanatçılara aittir. Caminin mimarisi Osmanlı Türk mimarisi özellikleri taşımakla birlikte, usta sanatkarların elinden çıkan kalem işi renkli bezemeler Balkanlar’da görülen estetik anlayışın harikulade ürünleridir. Cami içinde kubbeyi taşıyan kemerlerde ve camii dışında son cemaat mahallinde manzara resimleri bulunmaktadır. Bu manzaralar içinde çifte minareli cami İstanbul’un siluetinden bir kesit gibidir. Böylelikle Tiran ve İstanbul arasındaki gönül bağı resmedilmiştir.

    ESERİ YAŞATAN HARİKULADE SANAT

    • Atalarımız yaptığımız işi güzel yapmak ve başarıyla sonuçlandırmak için şöyle demiştir: “Bir mıh bir nal kurtarır; bir nal bir at; bir at bir er; bir er bir cenk; bir cenk bir vatan kurtarır”. Hacı Edhem Bey Camii bu atasözünün ne kadar doğru olduğunu kanıtlayan bir şaheserdir. Eğer Edhem Bey bu eseri olağanüstü kılan ahşap malzemeleri özenle seçmese, sanatkarlar tüm yüzeyleri dantel gibi işleyip bir kuyumcu titizliği ve özeniyle rengarenk süslemelerle bezemeseydi, camii bugüne kadar yaşar mıydı?

    Arnavutluk’u yöneten Enver Hoca’nın hışmına uğrayan diğer mabetlerin aksine Edhem Bey Camii yerle bir edilmekten son anda kurtuldu. Onu kurtaran sanatçıların el emeği göz nuru ile işledikleri şahane süslemeleri idi. Her bakımdan sanat değeri olağanüstü idi. Arnavutluk’un başkenti Tiran’da, ana meydanda altın orana sahip minaresiyle, kubbesi ve son cemaat yeriyle, köfeki taşından örülen duvarlarıyla kıymetli bir mücevher gibidir. Mütevazı büyüklükte ama ülkenin kalbinde olanca zarafeti ve ihtişamıyla “Arnavut milletinin tarihinde ve medeniyetinde ben de varım” diyen görkemli ve asil bir eserdir.

    • Sanat, kültür ve medeniyeti ebedi kılar. Binlerce mabedin yıkıma uğradığı süreçte ayakta kalan Hacı Edhem Bey Camii’nin kalem işleri bir kanaviçe gibi ilmek ilmek göz nuru ile işlenmişti. Eğer Hacı Edhem Bey bu camiyi sanat ve estetik anlayıştan yoksun olarak inşa etmiş olsaydı, babasından miras kalan camiyi tamamlama görevini acele ederek özensiz biçimde yerine getirmiş olsaydı, bu camii Enver Hoca’nın hışmına uğramaktan kurtulur muydu?

    ENVER HOCA’NIN YIKIMI

    1908 yılında doğan ve 1944 yılında Arnavutluk Başbakanı, ardından da Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyeti lideri olarak ülkenin kaderini eline alan Enver Hoca 11 Nisan 1985’te ölmüştü. Ama onun koyduğu komünist ve ateist anlayış 8 Aralık 1990 tarihine kadar devam etti. Ülke, ilk resmi ateist devlet iddiasıyla, insanları dinden tamamen soyutlama politikalarını bitirene kadar binlerce cami ve mescit yıkıldı. Ancak bugün, bu yıkımdan kurtulmayı başaran Hacı Ethem Bey Camii gibi bir elin parmakları kadar az sayıdaki eser, Arnavut ulusunun bağrında yaşamayı başarırken, 41 yıl boyunca ülkeyi yöneten Enver Hoca’dan kalan kayda değer bir eser bulunmamaktadır. 1991 yılından itibaren demokratikleşme yolunda atılan başarılı adımlar Arnavutluk’un her bakımdan gelişmesine katkı vermektedir.

    TİKA’NIN BAŞARISI

    • Edhem Bey Camii, Arnavut ulusunun 19. yüzyıldaki atılımlarına ve özlemlerine tanık olmuş, 20. yüzyılın başındaki bağımsızlık ilanının heyecanlı günleri yanında Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki parçalanmışlıklar ve hayal kırıklıklarını yaşamış, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Enver Hoca’nın diktatör yönetiminde ayakta kalmasını bilmiş ve bugün 21. yüzyıla umutla bakan Arnavut halkının muazzam gelişimini izlemeye devam etmektedir.

    Edhem Bey Camii gibi camiler sadece cami değildir. Milletlerin hayatında iyi günlerde ve kötü günlerde yaşama becerisine sahip bir varlık göstergesidir. Bir adanmış ruhun yüce eseridir. Bir medeniyet ve kültürün varlığı yanında yüceliğini kanıtlayan kıymet biçilemeyen estetik bir değerdir. Müminlerin şevkle ibadet ettikleri bir mekân olmakla birlikte sanatseverlerin iç ve dış güzelliği karşısında büyülendikleri müstesna bir eserdir.

    • Türkiye köklü bir devletin adıdır. İslam inancını kuşanan Türk medeniyeti etkileri bakımından çok geniş coğrafyalara uzanmıştır. Türkler gittiği her yerde iz bırakmış, mührünü vurmasını bilmiştir. Tarih sahnesine yeni çıkmamışlardır. Yeni yetme, köksüz, ilişkisiz ve etkisiz değildir. Tiran’daki Hacı Edhem Bey Camii, Türkler ve Arnavutların ortak tarih ve medeniyetine ait zarif bir eser olarak üstlendiği rolü çok mütevazı bir şekilde sürdürmektedir. Bu kıymetli eserin restorasyonuna katkı veren TİKA, Türkiye’nin yüz akı kurumlarından biri olarak gönül coğrafyasında çok önemli hizmetlerinden birini daha gerçekleştirmiştir. Darısı benzer özelliklerdeki diğer eserlere…
    KAYNAK: YENİŞAFAK
  • Ocak Ayı Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı: Her iki dakikada bir kadın rahim ağzı kanseri nedeniyle hayatını kaybediyor

    Ocak Ayı Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı: Her iki dakikada bir kadın rahim ağzı kanseri nedeniyle hayatını kaybediyor

    Bireye özel sıhhat tavsiyeleri veren Online Medikal Danışmanlık Platformu eKonsey hekimlerinden Jinekoloji Kısım Sorumlusu Prof. Dr. İlkkan Dünder, ocak ayının rahim ağzı (serviks) kanseri farkındalık ayı olması nedeniyle hastalıkla ilgili değerli açıklamalarda bulundu. Rahim ağzı kanseri nedeniyle her iki dakikada bir bayanın hayatını kaybettiğini belirten Prof. Dr. Dünder, “Serviks kanserlerinde, erken devirlerde çoklukla bir belirti görülmüyor. Rahim ağzı kanserinin nedeni, yüzde 99 olarak HPV görülüyor. Bu hastalıkta erken teşhis çok değerli. HPV aşısı sayesinde hasta sayısı azalıyor” diye konuştu.

    Tüm dünyada olduğu üzere ülkemizde de bayanlarda 4’üncü sırada görülen bir kanser çeşidi olan serviks yani rahim ağzı kanseri nedeniyle, her iki dakikada bir bayan hayatını kaybediyor. Ocak ayının rahim ağzı (serviks) kanseri farkındalık ayı olması nedeniyle, Online Medikal Danışmanlık Platformu eKonsey hekimlerinden Jinekoloji Kısım Sorumlusu Prof. Dr. İlkkan Dünder, rahim ağzı kanserinden korunma yollarını ve tedavi süreçlerini anlattı.

    Serviks kanserlerinin erken periyotlarında çoklukla bir belirti görülmediğini belirten Prof. Dr. İlkkan Dünder, “Hastaların şikayetleri ortasında; vajinal akıntı, damla biçiminde adet dışı kanamalar, kanlı akıntılar, cinsel temas sonrası kanama daha sıklıkla yer alıyor. İleri etaplarda ise bu şikayetlerin yanısıra halsizlik, kilo kaybı, kasık-bel ağrısı, bacaklarda şişlik üzere bulgular geliyor” dedi.

    HPV aşısı, rahim ağzı kanserinden korunmanın en kıymetli yolu

    HPV’nin gerek serviks kanserinin gerekse serviks kanserinin öncü lezyonlarının nedeni olduğunu belirten Prof. Dr. Dünder, günümüzde serviks kanserinin yüzde 99 nedeni olarak HPV’nin kabul edildiğini söyledi. Serviks kanserinden korunmak için alınabilecek en değerli önlemin HPV aşısı olduğunu bildiren Prof. Dr. Dünder, “Yaklaşık 15 yıldır dünyada itimatla kullanılan ve kusursuz sonuçlar alınan HPV aşısı sayesinde, rahim ağzı kanseri tanısı konan hasta sayısı günbegün azalıyor. En büyük beklentimiz ise HPV aşısı sayesende bu hastalığın yok olması. Aşının yanı sıra; monogamik (tek eşli) cinsel ömür, prezervatif kullanımı, hijyene dikkat etmek, sigara ve benzerleri hususlardan uzak durmak, bağışıklık sistemini yüksek tutmak ve düşürebilecek nedenlerden uzak durmak bu hastalığa yakalanma riskini en aza indiren etkenler arasında” diye konuştu.

    Erken teşhis için neler yapılmalı?

    Prof. Dr. Dünder, rahim ağzı kanserinin teşhis ve tedavi sistemleri hakkında ise şunları söyledi: “Serviks kanserinin erken tanısı için; nizamlı jinekolog denetimlerine gitmek, muhakkak aralıklar ile ‘smear testi’ yaptırmak, HPV varlığına baktırmak çok kıymetli. Mümkün kuşkulu bir durumda ‘kolposkopi’ yaptırılması ve gerekirse bu süreç yapılırken biyopsi alınarak teşhisin katılaştırılması gerekiyor. Serviks kanseri, erken evrelerde cerrahi usuller ile daha ileri evrelerde ise kemoterapi ve radyoterapinin birlikte uygulanmasıyla tedavi ediliyor. Tedavi süreçlerini takiben, sistemli denetimlere gitmek de büyük ehemmiyet taşıyor.”

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Hastalıklara Karşı Kalkanımız: Güçlü Bir Bağışıklık!

    Hastalıklara Karşı Kalkanımız: Güçlü Bir Bağışıklık!

    Pandeminin yanı sıra salgın hastalıkların tesirlerini de ağır olarak hissettiğimiz kış günlerinde sıhhat meseleleri yaşamamak için bağışıklığımızı güçlü tutmamız gerekiyor. Güçlü bir bağışıklık için beslenmenin ehemmiyetine dikkat çeken DoktorTakvimi.com uzmanlarından Dyt. Merve Ölmez, altın bedelinde tekliflerde bulunuyor.

    Kış aylarında yaşadığımız salgın hastalıklar bağışıklığımızı düşürebilir. Kış aylarında vaktimizin büyük kısmını kapalı alanlarda geçirmemiz, güneş ışığından daha az yararlanmamız enfeksiyonlara yakalanmamızı daha da kolaylaştırır. Kapalı ortamların yanı sıra ağır gerilim seviyesi, obezite, uykusuzluk, beslenme üzere birçok faktörün bağışıklığımızı etkilediğini belirten DoktorTakvimi.com uzmanlarından Dyt. Merve Ölmez, tüm bu olumsuz etkenlere karşı kalkanımızın güçlü bir bağışıklık olduğunun altını çiziyor.

    Dyt. Merve Ölmez, güçlü bir bağışıklık için altın kuralları şöyle sıralıyor:

    1. Masanız rengarenk ve çeşitli olsun. Süt kümesi, et kümesi, ekmek kümesi, zerzevat ve meyve kümesi üzere besinlerin her birinden kâfi ve istikrarlı almak sağlıklı bir beden için kıymetlidir.
    2. Baharatlardan yararlanın. Zencefil, kırmızı biber, zerdeçal, köri, yenibahar, karabiber üzere besinler hem yemeklerinize lezzet hem de size sıhhat katacaktır. Yoğurtlarda, çorbalarda, salatalarda da kullanabilirsiniz.
    3. Soğan ve sarımsak tüketin. Asırlardır yararları saymakla bitmeyen soğan ve sarımsak çiğ ya da pişmiş olarak tüketildiğinde doğal antibiyotik misyonu görmektedir. Bu yüzden soğan ve sarımsağı sofranızdan eksik etmeyin.
    4. Su tüketimine ihtimam gösterin. Kışın su tüketimi azalsa da bedene alınması gereken su ölçüsü azaltılmamalıdır. En az 2-2,5 L su tüketimi sağlanmalıdır. Su tüketimini kolaylaştırmak ve birebir vakitte C vitamini almak için suyunuza bir dilim limon ekleyebilirsiniz.
    5. Kâfi seviyede C vitamini alın. Portakal, greyfurt, mandalina üzere meyveler C vitamini denilince akla birinci gelenler ortasında olmaktadır. Bu turunçgillerin yanı sıra yeşil biber, kivi, maydanoz, roka da C vitamini açısından yüksek besinlerdir.
    6. Günlük D vitamini kıymetinizi karşılayın. D vitamininin temel kaynağı Güneş’ten kış aylarında yararlanamadığımız için D vitamini kıymetimiz düşmekte bu yüzden bağışıklığımızda zayıflamaktadır. D vitamininin besinsel kaynaklarını (balık yağı, ciğer, yumurta sarısı, peynir, patates gibi)tüketmeye itina gösterelim. Kâfi gelmediği durumda uzman denetiminde destek alınmalıdır.
    7. İdman yapmaya itina gösterin. Nizamlı yapılan antrenmanlar uyku kalitesini güzelleştirirken, bağışıklık işlevlerimizi da artırır. Son araştırmalar uzun vadeli orta şiddetli antrenman programının menopoz sonrasında bayanlarda grip ve soğuk algınlığı riskini azaltabileceğini göstermektedir.
    8. Ülkü kilonuzu koruyun. Son yapılan çalışmalar fazla yağ dokusunun bağışıklık sistemi üzerine olumsuz tesirlerinden bahsetmektedir.
    9. Kâfi ve kaliteli uyuyun. Yatmadan evvel alkol ve kafeinden uzak durmak ve uygun oda ısısı sizi dinlendirir.
    10. Probiyotik ve prebiyotik kaynaklara öncelik verin. Yoğurt, kefir, ayran üzere probiyotiklere ve probiyotiklerin gücünü artıran besinlere (ev üretimi turşu, mayalı yiyecekler, boza gibi)öncelik vererek bağırsaklarımızdaki faydalı bakteri sayısını artırıp bağışıklığımızı güçlendirebiliriz.
    11. Orta öğünlerde kuruyemiş üzere sağlıklı yağlar tüketin. Ceviz, badem, fındık, kabak çekirdeği hem mineral açısından hem de sağlıklı yağ asidi bakımından fayda sağlar.
    12. Tütün ve alkol, beyaz un, beyaz şeker, asitli içecek tüketiminden uzak durun. Beden direncinizi düşürerek bağışıklık sisteminizi zayıflatır.
    13. Omega-3 yağ asitlerinden varlıklı yağlı balıklar, avokado, keten tohumunu beslenmenize ekleyin.
    14. Bağışıklığımızı güçlendirmek için kullanılan D vitamini, çinko, C vitamini, omega-3, alfa lipoik asit, beta glukan, kara mürver ve propolis desteklerini bir uzmana danışarak kullanın.
    15. Ihlamur, adaçayı, karahindiba, papatya, ekinezya, zencefil, hibiskus ve kuşburnu çayı tüketin. Bu çaylar hem metabolizmanızı hızlandırır hem de üst teneffüs yolu enfeksiyonlarına karşı bağışıklık sisteminizi güçlendirir.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Omicron’u Evde Geçirmenin 8 Kuralı!

    Omicron’u Evde Geçirmenin 8 Kuralı!

    Son iki yıldır tüm dünyayı derinden etkileyen Covid-19’a yol açan SARS-CoV-2 virüsünün yeni varyantı Omicron çok süratli bulaş riskiyle büyük tehlike olmaya devam ediyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “Omicron varyantı 26 Kasım’da Dünya Sıhhat Örgütü tarafından “Kaygı Verici Varyant“ olarak tanımlanmıştır. Omicron varyantının en büyük özelliği çok süratli bulaşması ve çok süratli yayılmasıdır. Girdiği her ülkede olay sayıları süratle artmaktadır. Son haftalarda Omicron varyantının tesiri ile ülkemizde de hasta sayıları, öbür dalgalarda görülenin çok üzerinde artmaktadır” diyor. Aşılı şahıslarda hiçbir şikayete yol açmamış olsa bile, aşısız, aşıları tamamlanmamış yahut bağışıklık sistemi zayıf bireylerde, kronik hastalığı olanlarda hayati riske neden olabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Tülin Sevim bu nedenle konut içerisinde dikkat edilmesi gereken çok değerli kurallar olduğunu söylüyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, Omicron’da hem kişinin kendi sıhhati hem de etrafındakilerin sıhhatini korumak için uyulması gereken 8 kıymetli kuralı anlattı, kıymetli ihtarlar ve tekliflerde bulundu.

    Sağlıklı beslenin, bol bol uyuyun Beden direncimizin güçlü olması için sağlıklı beslenme ve nizamlı uyku çok kıymetlidir. Yaşınıza ve kilonuza uygun sağlıklı beslenin ve bol sıvı tüketin. Yediklerinizi çeşitlendirin, bol meyve ve zerzevata kesinlikle yer verin. Tuzu ve şekeri azaltın, yağın fazlasından kaçının, bol su için. Sigara ve alkolden uzak durun. Bol bol uyuyun ve istirahat edin. Konutta maske takın! Konuttaki öbür şahıslarla temas etmemeye çalışın. Odanızı ayırın, mümkünse banyo ve tuvaletinizi ayırın, yemeklerinizi odanızda yiyin. Meskendeki ortak alanları kullanmak zorunda kaldığınızda; ağız, burun ve çenenizi kapatacak formda tıbbi maske takın, öteki şahıslarla aranızda en az 2 metre uzaklık bırakın ve ortak alanları olabildiğince kısa müddet kullanın. Odanızı sık sık havalandırın. Evcil hayvanınıza da yaklaşmayın. Bu durumlarda vakit kaybetmeyin! Ateşinizi takip edin, ateşiniz düşmüyorsa, nefes darlığınız varsa, teneffüs derdi çekiyorsanız, sıvı alımınız yahut beslenmeniz önemli halde bozulduysa, şuur bulanıklığınız olursa, kendinizi makûs hissediyorsanız vakit kaybetmeden hekiminizi yahut 112’yi arayın. Tuzlu su gargarası yapın Covid-19 hastalığının kesin bir tedavisi yoktur. Hekiminiz şikayetlerinizi azaltmak için birtakım ilaçlar önerebilir, bu ilaçları tertipli kullanın. Bunun yanı sıra bitki çayları, boğaz pastilleri, tuzlu su gargarası sizi rahatlatabilir. Tuzlu su gargarası boğazdaki bakterilere karşı yarar sağlayacaktır. İdman yapın Sonuç müspet diye karamsarlığa kapılıp günü daima yatarak geçirmeyin. Mesken içinde yaşınıza uygun, sizi çok yormayacak idmanlar, bilhassa nefes idmanları yapın; keyifli aktivitelere odaklanın, diğerleriyle irtibat kurun ve nasıl hissettiğinizi paylaşın. Takviye istemekten çekinmeyin Meskende tek yaşıyorsanız; ailenizle, arkadaşlarınızla, komşularınızla irtibat halinde olun. Onları sıhhat durumunuzdan haberdar edin. Siz sokağa çıkamayacağınız için gereksinimleriniz konusunda onlardan yardım alabilirsiniz. Hijyen kurallarını ihmal etmeyin! Ellerinizi tertipli olarak en az 20 saniye sabun ve su ile yıkayın yahut en az yüzde 60 alkol içeren bir el dezenfektanı ile temizleyin. Kimseyle tokalaşmayın. Tabak, bardak, çatal, kaşık, havlu üzere eşyalarınızı konuttaki öteki beşerlerle ortak kullanmayın. Bu eşyaları kullandıktan sonra sabun ve su ile uygunca yıkayın yahut bulaşık makinesine koyun. Eşyalarınıza bir öbür kişi dokunacaksa kesinlikle eldiven kullanmalı. Giysilerinizi, havlu, çarşaf üzere eşyalarınızı en az 60 derecede yıkayın. Tüm yüzeyleri temizleyin Tezgah, masa, kapı kolları, musluklar, kumanda ve telefon ekranları üzere sistemli olarak dokunulan yüzeyleri sık sık temizleyin ve dezenfekte edin. xxxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxxxx Konutta kalın ve hastalığınızı saklamayın! Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “Omicron’u nezle üzere hafif belirtilerle geçiriyorsanız da, hiçbir şikayetiniz olmasa da bu sizi yanıltmasın. Kesinlikle konutta kalın, tıbbi yardım gereksiniminiz olmadıkça sokağa çıkmayın. Hastalığı diğerlerine bulaştırabileceğinizi unutmayın. Kronik bir hastalığınız varsa hekiminiz ile temasa geçin. Şikayetlerinizin başladığı yahut PCR testinizin müspet çıktığı günden evvelki 48 saat içinde temas ettiğiniz bireyleri arayarak hastalığınızı bildirin. Böylelikle onların da kendilerini karantinaya almalarını ve test yaptırmalarını sağlamış olursunuz” diyor.Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Karda kalan arabayı itmek kalp krizi sebebi

    Karda kalan arabayı itmek kalp krizi sebebi

    Sert rüzgâra karşı yürümeyin, karda kalan arabayı itmeyin

    Soğuk havaların kendini yeterlice göstermeye başladığı, kardan tüm ülkenin beyazla kaplandığı şu günlerde kalp sıhhatini korumak her zamankinden daha da değerli. Sert rüzgâra karşı yürümek, karda kalan arabayı itmek üzere olaylar şahısta kalp krizine sebep olabiliyor. Bilhassa kişinin kalp damarlarında bir tıkanıklık varsa, kalp adalesine kâfi kan gidemiyor. Bir de bunun üzerine ağır antrenmanlarla kalbi çok fazla çalıştırınca krize davetiye çıkıyor. Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Barış Çaynak, kışın kalp sıhhatini müdafaanın yolları hakkında bilgiler verdi…

    “Kış aylarında hareket alanı daralıyor” diyen Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Barış Çaynak, “Açık havada yapılan yürüyüş bizim en sevdiğimiz, kalp dostu bir kardiyo egzersiziyken, kış aylarında çok fazla açık havada yürüyüş yapmak mümkün olmayabiliyor. Kapalı alanlarda, yürüyüş bandında yürümektense açık havada yürümek daha yararlıdır. Havalar soğuyunca beşerler açık havada spor yapmakta zahmet çekiyor. Bu nedenle kendimize kapalı alanlarda da hareket alanı oluşturmamız gerekiyor. Meskende spor yaparak, hareketli yaşama kış aylarında da devam edilmelidir” diyerek uyarıyor.

    KALP ADALESİNE KAN GİTMİYOR

    “Kış aylarında daha fazla ağır idmanlar yapılıyor. Bu durum kalp için bir risk teşkil ediyor. Sert rüzgâra karşı yürümek, karda kalan arabayı itmek üzere olaylar bireyde kalp krizine sebep olabiliyor. Bilhassa kişinin kalp damarlarında bir tıkanıklık varsa, kalp adalesine kâfi kan gidemiyor. Bir de bunun üzerine ağır antrenmanlarla kalbi çok fazla çalıştırınca krize davetiye çıkıyor. Bilhassa göğüs ağrısı, ailesinde genetik kalp hastalığı, kilo sorunu olanlar, kolesterol, tansiyon ve şeker hastalığı bulunanlar ve sigara kullananlar; kışın soğuk havalarda ağır antrenmanlardan ve ani hareketlerden kaçınmalıdırlar.”

    BİR ANDA SOĞUĞA ÇIKMAK SPAZM SEBEBİ

    “Soğuk havayla temas kalp krizi sebebi olabiliyor” diyen Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Barış Çaynak, “Sıcak ortamdan bir anda soğuk havaya çıkmak kalp spazmlarına yol açabiliyor. Sıcak bir ortamdan soğuk ortama geçerken göğüs kısmını sıcak tutacak formda giyinmeden bir anda soğukla temasa geçmemek lazım. Çok sıcak bir ortamdan soğuk bir ortama çıkıldığında beden önemli bir ısı değişimine maruz kalıyor. Biz kalp hastalarının saunaya girmelerini önermiyoruz. Saunaya gitseler bile saunadan çıkıp bir anda soğuk havuza girmelerini istemiyoruz. Beden uzun mühlet sıcakta kaldığında tüm damarlarla birlikte kalp damarları da genişliyor. Kişi sıcaktan bir anda soğuğa çıktığında ani bir spazmla kalbe giden kan ölçüsünde önemli bir azalma oluyor. Bu nedenle kış aylarında sıcak-soğuk farkından kaçınmak gerekiyor. Kazak üzere tek kat kalın kıyafet giyinmektense, kat kat kıyafet giyinmek bedeni korumak açısından daha yararlı olacaktır” dedi.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Sömestr Tatiline Pratik Beslenme İpuçları!

    Sömestr Tatiline Pratik Beslenme İpuçları!

    “Okul devrindeki alışkanlıklar tertipli olarak sürdürülürken okulların yarıyıl tatiline girmesiyle birlikte çocukların ömür halleri farklılaşmaya başlayacaktır. Bu durum beslenme açısından ebeveynler ve çocuklar tarafından hem uyguna hem de berbata evrilebilir” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. İrem Aksoy, açıkladı.

    Şayet ki çocuğun okulda beslenmesi yetersiz yahut tam manasıyla sağlıklı değilse meskende denetimli bir formda sağlıklı beslenme nizamı rahatlıkla oluşturulabilir. Bu sayede çocuk, süreci yanlışsız pahalandıran ebeveynlerinin takviyesiyle daha sağlıklı ve tertipli bir beslenme alışkanlığı edinebilir. Yarıyıl tatilini sıhhat ve beslenme manasında daha verimli hale getirmek, çocuklarınızın bağışıklığını desteklemek için bu yazıya göz atabilirsiniz.

    Vitaminler hastalıkları savıyor

    Öncelikle unutulmamalıdır ki okul devrindeki çocuklar değerli bir büyüme ve gelişme sürecindedir. Münasebetiyle bu devirdeki çocukların güç harcamaları daha çok ve besin ögesi gereksinimleri daha değerlidir. Çocukların büyüme ve gelişmesine takviye olmak için birtakım parametrelere dikkat etmek gerekir. Bilhassa güzel protein kaynaklarıyla beslenmelerini sağlamak, vitamin ve mineral ihtiyaçlarını eksiksiz olarak tamamlamak çocuklar için elzemdir. Birebir vakitte kış mevsiminin ve pandeminin getirebileceği sıhhat sıkıntılarına karşı çocukların bağışıklığını güçlü tutmakta yarar var. Bu durumda bağışıklık istemine en çok katkıda bulunanlar listesinde birinci sırada antioksidan içeriği yüksek zerzevat ve meyveler yer alıyor. Öteki yandan bağışıklığa takviye olarak hayati ehemmiyet taşıyan vitamin ve minareller; A, C ve D vitaminleri ile çinko ve demir mineralleridir. Bunlara ek olarak B kümesi vitaminleri, E ve K vitamini, selenyum, magnezyum üzere öteki mineraller de dayanak olmaktadır. Bu vitamin ve mineralleri kâfi alamayan çocukların, bağışıklık işlevi bozularak enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı hassaslıkları artabilir. Vitamin ve minerallere ek olarak bağırsak mikrobiyatasını destekleyen besin bileşenleri ve öbür yararlı bileşikler de bağışıklık yansısını desteklemektedir.

    Bu kış periyodunda, yarıyıl tatili için konutunuzda eksik olmaması gereken en önemli besinlere değinmek gerekirse;

    • Renkli zerzevat ve meyveler,
    • Kaliteli protein kaynakları ve en değerlisi yumurta,
    • Besleyici pahası yüksek kuruyemişlerden badem, ceviz,
    • Bağırsak sıhhatine takviye olarak yoğurt, kefir örnek verilebilir.

    Valizinizde sağlıklı atıştırmalıklara yer verin;

    • Taşıma kolaylığına nazaran taze yahut kuru meyveler,
    • Kefir yahut süt,
    • Kuruyemişler,
    • Multivitamin yahut mineral destekleri, probiyotikler.

    Çocukların beslenme konusunda bilinçlendirilmesi, seçimlerini gerçek yapmaları açısından çok yarar sağlayacaktır. Öteki yandan konutta sıhhatsiz atıştırmalıklar bulundurmak ya da dışarda istediği besinin ziyanlarını gözetmeden yalnızca onu keyifli etmek yahut bir nevi ödül niyetine verilen besinler çocuklarınıza yarardan çok ziyan verebilir. Bu tatil periyodunda hem çocuklarınızla vakit geçirmek hem de çocuklarınızın beslenme konusunda bilinçlenmesine ve eğitilmelerine imkan sağlayabilirsiniz. En kolayından süt ve süt eserleri, tahıllar, et ve et eserleri, yağlı tohumlar, meyve ve sebzeler üzere besin kümelerinin her birinin beslenmelerinde olması gerektiğinden ve bunların istikrarlı bir halde alınmasının sağlıklı bir ömür sürmelerine katkı sağlayabileceğinden bahsedebilirsiniz. Ek olarak çocuklarınızla birlikte meskende sağlıklı tarifler yapabilir ve sağlıklı beslenmeyle ilgili yararlı kitaplar okuyabilirsiniz.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Gençler ve kendisini genç hissedenlerin grubu Usta Çı-Rock

    Gençler ve kendisini genç hissedenlerin grubu Usta Çı-Rock

    Usta Çı’rock isimli Anadolu Rock kümesi birinci konserini veriyor. Bu projede 65 yaş üzerindeki deneyimli isimlerle gençler müzik ile ortak noktada buluşuyor

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Şube Müdürlüğünün organize ettiği, Kocaeli’den de iştirakin olduğu rock kümesi ile bireylerin etkin bir halde hayatın içinde yer almaları amaçlandı. Bu maksatla 65 yaş üzeri ve genç üyelerin harmanlandığı küme, hafızalara kazınmış müzikleri daima birlikte seslendirecek. Gölcük Kazıklı Kervansaray Kültür Merkezinde gerçekleşecek olan konser 27 Ocak Perşembe günü müziksever gençler ile 65 yaş üzerinde ruhu hala genç olanları bir ortaya toplayacak.

    “MÜZİK” ORTAK PAYDASINDA BULUŞULUYOR

    Anadolu türküleri ile batı rock müziğin birleşmesinden oluşan Anadolu Rock Türk Halk Müziği, hayatın içinde kendisine yer bulmak isteyen yaşlıların genç bireyler ile bir ortaya gelerek oluşturduğu bir müzik kümesi. Bu amaçla Büyükşehir Belediyesi tarafından “müzik” ortak paydasında buluşturan USTA ÇI’ROCK projesi geliştirildi. Burada beklenen alışılagelmiş müzik kalıplarından sıyrılarak yeni bir bakış açısı ile farkındalık oluşturmak ve yaşlanmaya dikkat çekerek, bireylerin etkin bir biçimde hayatın içinde yer almaları amaçlandı.

    ANADOLU ROCK KÜMESİ

    Usta Çı’rock isimli Anadolu Rock kümesi konserinde 70’ler 80’ler ve 90’ların Anadolu Rock Müziği’nin temsilcileri olan merhum Barış Manço ile Cem Karaca ve Erkin Koray, ayrıyeten İskender Doğan, 3 Hürel, MFÖ üzere kıymetli sanatkarların müzikleri seslendirilecek.

    AYRINTILI BİLGİ İÇİN 153

    65 yaşın üzerinde olanlarla genç üyelerin harmanlandığı Usta Çı’Rock isimli rock kümesi Gölcük Kazıklı Kervansaray Kültür Merkezi’nde 27 Ocak Perşembe saat 19.00’da müzikseverlerle buluşacak. Ayrıntılı bilgi için Büyükşehir Belediyesi 153 Davet Merkezi aranabilir.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • ‘Baş Belası’ 25 Ocak Salı Trump Sahne’de

    ‘Baş Belası’ 25 Ocak Salı Trump Sahne’de

    Başarılı oyuncular; Ceyhun Fersoy, Melis İşiten ve Sergen Deveci‘nin seyirciyi kahkahaya boğduğu “Baş Belası” tiyatro oyunu, 25 Ocak Salı saat 20:30’daTrump Sahne’de izleyiciyle buluşuyor.

    Evli, işkolik ve orta yaşlı bir adam olan Rauf’un, karısı Jülide ile yaşadıkları ufak tefek sorunlarla yüzleşmek üzereyken, hayatlarına ormanda arabası bozulan Hulusi’nin düşmesi ile Rauf ve Jülide’nin başına gelenleri kahkahalarla izleyeceksiniz.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Pursaklar’da bir kuyumcu yaptığı kardan adama altın bilezik ve kolye taktı (2)

    Pursaklar’da bir kuyumcu yaptığı kardan adama altın bilezik ve kolye taktı (2)

    Pursaklar’da etkili olan kar yağışının ardından kuyumcu Dursun Altuntaş, altınları bu kez tezgah yerine iş yerinin önüne yaptığı “kardan gelin”le sergiledi.

    Ankara’da sabahın erken saatlerinden bu yana etkili olan kar yağışının ardından Pursaklar’da kuyumculuk yapan Altuntaş, karlı manzaraların vazgeçilmesi “kardan adam” yerine alışılmadık bir tasarıma imza attı.

    İş yerinin önünde yaptığı “kardan gelin”i altın ziynet eşyalarıyla süsleyen Altuntaş, “kardan gelin”in kollarına 22 ayar bilezikler, boynuna 14 ayar özel tasarım kolye, göz yerine ise çeyrek altın yerleştirdi.

    İş yerinin önünden geçen bazı vatandaşların “kardan gelin”le fotoğraf çektirdiği görüldü.

    “Kar yağışını eğlenceye çevirmek istedik”

    Altuntaş, görenlerden farklı tepkiler aldıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

    “Çok değişik geldi herkese, ‘Bunun birini bize takın.’, ‘Keşke bunun yerinde biz olsaydık.’, ‘Kardan gelin kadar olamadık.’ gibi değişik tepkiler oldu. Kardan gelin yaptıktan sonra ‘Üzerine bir şeyler takalım’a döndü iş. Altınlar belirli bir dönem durdu, fotoğraf çekilmek isteyenler için. Tabii bir risk sonuçta, başında bekledik, sonrasında tekrar geri topladık altınları.”

    kaynak: haberler.com